GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Bu bilimsel(!) fikirleri, tüm dünyaya yaysalar ya!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

CANTAR

avatar


Bu bilimsel(!) fikirleri, tüm dünyaya yaysalar ya!
Bakın herkes müslüman olmak için nasıl sıraya giriyor!
.






Fatih Altaylı, Cübbeli, Ahmet Hoca ve Cennette Seks

20 Temmuz 2010 tarihli Sözcü Gazetesi’nde Tokmak köşesindeki yazı aşağıdadır.

Şimdi diyeceksiniz Fatih Ataylı’nın bununla ilgisi ne?

Cübbeli Hoca’yı Teke Tek programına sürekli çıkarıp konuşturmadı mı? Şan, şöhret sahibi yapmadı mı?

Cübbeli hurafeleri konuştukça insanlarımız Cübbeli Ahmet’i bilim adamı yerine koymadı mı?

Fatih Altaylı sayesinde…




“Cennet ve Seks – Sözcü Gazetesi-20.07.2010



Dinci kesimin ünlü kişilerinden Cübbeli Ahmet Hoca’nın fikirleri hayli ilginç…

Cübbeli
Ahmet Hoca’ya göre: “Cennete giden kadınlar, eğer evlilerse kocalarına
verilecekler. Fakat birkaç adamla evlendilerse, son koca hangisiyse ona
verilecek.


Kadının
kocası çok kötü bir adamsa, alkolikse, kadını dövdüyse, zaten cennete
giremeyecek. Cennete tek başına giden kadın, dünyadaki şehitlere
verilecek. Kadın cennete gittiğinde beş erkek istemeyecek. Sadece bir
erkek isteyecek ama o adamın beş erkek gücü olacak, ona her türlü zevki
tattıracak.


Cennete
giden erkeklerin tenasül uzuvları… Kadınlara bir tane erkek verilse de,
o erkek …. Hiç kaçmayacak, sürekli,…., kadın da istediği kadar….


Erkeğe de huriler verilecek. Cennette….

FATİH BEY, BİR SÜREDİR CÜBBELİYİ PROGRAMINIZDA GÖREMİYORUZ, ARA UZADI, BEKLİYORUZ!!! YUKARIDAKİ BU ÇOK ÖNEMLİ VE DE BİLİMSEL KONULARI KENDİ SESİNDEN DİNLEMEK İSTERİZ...
YARDIMCI OLUN… MİLLETTEN BU HİZMETİ ESİRGEMEYİN…




Not-1: Programınıza Em. Tümgeneral Osman Özbek ve Em. Albay Erdal Sarızeybek’i çıkarmanızı istemiştik.

Bu konuda ne düşünüyorsunuz?



bir noktada ben ekliyeyim bari Kurân-ı Kerim de olmıyan hiç bir şey hakkında peygamber efendimiz uymayınız demiştir.
Benim için anlatılanlar içerisinde Kurân-ı Kerim'e uymayan her ne anlatılıyorsa benden değildir demiştir.
Ben oldum olası zaten bu dini istismar edenler hakkında Allah'a sığınırım bu mükemmel ve anlaşılabilir dinin anlaşılamaz olması ve bundan kendilerinin nemalanması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Peygamberimiz kendisi ile ilgili hiç bir resim bir fotograf bir temsili canlandırma bırakmadığı halde bizim şimdiki şekilcilerimiz onun yaşadığı şekilde yaşıyoruz düşüncesi ile yaşamaya çalışmaktalar.
Şekilciliğin her türlüsü put peresliktir yani put tur.



Cennetin Tasviri

Dinler
tarihine dair araştırmalar, hemen her din ve inanç sisteminde ölüm
sonrası hesaplaşmanın, ceza veya mükâfatın varlığının kabul edildiğini
göstermiştir Genel olarak İslâm âlimlerinin cennet tasviri hakkında
benimsedikleri görüş, onun mahiyetinin bilinemeyeceği şeklindedir Çünkü
mü'min kullar için ahiret hayatında hazırlanmış mutluluk vesilelerinin
hiç kimse tarafından tahayyül edilemeyeceğini ifade eden ayetten
(32/Secde, 17) başka, kudsi hadis olarak rivayet edilen meşhur metin de
bu hususu açıkça belirtmektedir: "Ben, sâlih kullarım için, hiçbir gözün
görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer zihninin tasavvur
edemeyeceği mutluluklar hazırladım" (Buhâri, Tefsir 1; Müslim, Cennet
2-5) Dünya hayatında beş duyu ve akıl alanlarındaki idrakler, tabiat
şartlarıyla kayıtlı olduğuna göre naslarda geçen tasvirleri aynı şartlar
çerçevesinde veya hayal gücüyle değiştirerek algılamak gerekir Nitekim
bazı ayetlerde, cennet ve nimetleriyle ilgili dünya ve ahiret idrakleri
arasında benzerliklerin bulunduğu ifade edilmiştir (2/Bakara, 25;
47/Muhammed, 6) İbn Abbas'tan yaygın olarak rivayet edilen "Cennette
isimlerden başka dünyayı andıran hiçbir şey yoktur" (Makdisi 1/194)
ifadesi, ikisi arasındaki mahiyet farklılığını belirten bir söz olsa
gerektir

Cennetin sekiz kapısının olduğu ilk dönemlerden beri
kabul edilegelmiştir Ancak, cehenneme ait yedi kapının mevcûdiyeti
Kur’ân-ı Kerim’de açıkça zikredildiği halde (Hıcr, 44) cennetin sadece
kapılarının (ebvâb) bulunduğu ifade edilmiş ve sayıları hakkında
herhangi bir işarette bulunulmamıştır Ancak, bazı hadis-i şeriflerde
cennetin sekiz kapısı olduğu belirtilmektedir Bu hadis rivayetlerinin
kapıların genişliği için verdikleri çok uzun mesafelere bakılırsa,
cennet kapıları, aynı zamanda onun bölümlerini de ifade etmiş olmalıdır
Nitekim bazı eserler, sekiz cennet kapısının adlarını kaydederken bazı
küçük farklarla cennetin isimlerini zikretmişlerdir Sahih hadislerin
belirttiğine göre, bu mekânlara belli amel sahipleri girebilecektir
Mesela, namazlarını dosdoğru kılanlar namaz kapısından, cihada
katılanlar cihad kapısından, ALLAH yolunda infak yapanlar sadaka
kapısından, oruç tutanlar da “reyyân” (suya kandıran) kapısından
gireceklerdir Cennet kapılarının cehenneminkinden daha fazla ve cennetin
tasavvur edilemeyecek kadar geniş olması, cennet ehlinin
cehennemliklerden çok olacağını gösterir Nitekim bir hadiste, cennete
gireceklerin yerlerini aldıktan sonra orada yine boş yer kalacağı, bunun
için Cenab-ı Hakk’ın yeniden bazı nesiller yaratıp cenneti dolduracağı
ifade edilmiştir (Buhâri, Tefsir 1; Müslim, Cennet 34)

Cennet,
sadece bağ ve bahçelerden ibaret olmayıp bunların yanında kendilerine
has maddelerden oluşan nesneleri ve tesisleri de mevcuttur İman ve salih
amel sahibi kimselerin ebediyet âleminde ravzâtü’l-cennâtta
(cennetlerin has bahçelerinde) yaşayacaklarını ifade eden ayette
(42/Şûrâ, 22) yer alan ve sözlük anlamları bakımından her ikisi de bahçe
anlamına gelen ravzât ile cennât kelimelerinden ikincisine “tesis”
manasını vermek gerekir Birçok ayette sâlih mü’minlere vaad edilen
cennetin çoğul şekliyle kullanıldığına bakılırsa, birden fazla tesisin
bulunduğu ve her mü’mine bir mesken hazırlandığı anlaşılır Cennetin,
göklerin ve yerin “arz”ı/genişliği kadar olduğunu ifade eden ayetlerin
(3/Âl-i İmran, 133; Hadid, 21) tefsiri için şu farklı görüşler ileri
sürülmüştür: 1- Cennetin tasavvur edilemeyecek kadar geniş olduğunu
ifade eden bir benzetmedir Buna göre arz; en, yani genişlik demektir Bir
alanın dar cephesini genellikle onun genişliği oluşturduğuna göre
cennetin uzunluğu bu teşbih çerçevesinde çok daha fazla olacaktır 2-
Cennet, dünya hayatında insanoğlu tarafından kavranabilen kâinat kadar
değerlidir 3- Madde âleminin insan idrakine sunuluşu gibi cennet de onun
bilgi ve idrakine sunulmuştur Bu yorumlar içinde en çok tercih edilen,
birinci görüştür

Kur’an-ı Kerim’de cennet için “güzel meskenler”
(9/Tevbe, 72; 61/Saff, 12), “üst üste kurulmuş konaklar” (39/Zümer, 20)
ve “ev” (66/Tahrim, 11) kavramları kullanılmak suretiyle onun maddî
manada eleman ve tesislerden oluştuğu belirtilmiştir Cennet hayatıyla
ilgili bazı tasvirler de bu gerçeği vurgulamaktadır Naslardan
anlaşıldığına göre cennet ehli için çadırlar da kurulacaktır (55/Rahman,
72; Müslim, Cennet 23-25) Onlar, Cuma günleri güzel kokular saçan
rüzgârların estiği bir çarşıyı dolaşacaklar, bu şekilde zarafetlerine
zarafet katacaklardır (Müslim, Cennet 13)

Rahman suresinde,
“Rabbinin huzuruna suçlu olarak çıkmaktan korkan kimseler için iki
cennet (cennetân) vardır” (55/Rahman, 46) denildikten sonra, bu
cennetlerin imkânlarından bahsedilmekte, ardından, o iki cennetten başka
(veya onların altında) iki cennet daha bulunduğu (55/Rahman, 62)
belirtilerek bunların da benzer imkânları tasvir edilmektedir
Müfessirler, bu iki (veya dört) cennet hakkında cin ve insan türlerine
verilecek cennetler, iyiliklerin yapılması ve kötülüklerin
terkedilmesine karşılık verilecek iki cennet, iman ve salih amel için
verilecek cennet ile lutf-ı ilahi olarak fazladan ikram edilecek cennet
gibi bazı yorumlar yapmışlardır Hz Peygamberimiz bir hadisinde,
ahiretteki iki cennetten birinin kapkacak ve madenî eşyasının altından;
diğerinin de gümüşten olacağını ifade etmiştir (Buhâri, Tevhid 34,
Tefsir 1-2; Müslim, İman 296) Sonuç olarak bir mü’mine birden fazla
cennetin veriliş hikmeti tam açık bir şekilde anlaşılmadığı gibi,
bunların kaç tane olacağı da bilinmemektedir

Dünya hayatında
mü’minlerin ALLAH'a itaat ve bağlılıklarının aynı derecede olmadığı
bilinmektedir; bunun sonucu olarak ceza ve mükâfat derecelerinin de aynı
olmayacağı haber verilmektedir (4/Nisâ, 96; 8/Enfâl, 4) Bununla ilgili
bir hadiste, ALLAH yolunda cihad edenlere hazırlanan cennetin “yüz
derece” olduğu ve her derecenin gökle yer arasındaki mesafe kadar
birbirinden uzak bulunduğu haber verilmiştir (Buhâri, Cihad 4; Müslim,
İmâre 116) Sahip oldukları nimetler açısından farklı mekânlar olduğu
anlaşılan bu derecelerin imanın hasletleri (şubeleri) kadar yetmiş küsür
olacağı, bu hasletleri kendisinde toplayanların bütün dereceleri elde
edeceği de söylenmiştir

Cennet tasviriyle ilgili hadislerin
içinde Firdevs ile Adn’in özel durumları olduğu görülür Rahman suresinde
ayrı ayrı tasvir edilen iki çift cennete bir açıdan açıklık getiren bir
hadise göre Firdevs cennetleri dört âdet olup, ikisinin bütün süsleri
ve eşyaları altından, ikisinin de gümüştendir; mü’minlerin cemâl-i
ilâhi’yi müşahede edecekleri yer ise Adn’dir Cennetteki dört nehrin
fışkıracağı yerin Firdevs olduğu zikredilir (Buhâri, Tevhid 22; Tirmizî,
Sıfatü’l-Cennet 4)

Kur’an-ı Kerim’de yer alan cennet tasvirleri
içinde, kelimenin çoğul olarak kullanıldığı ayetlerin ekserisinde
altlarından nehirlerin aktığı ifade edilmiştir İbn Kayyim’in de
belirttiği gibi bu ayetlerde geçen “taht” (alt) zarfı, cennet toprağının
görünmeyen alt tabakası demek olmayıp ağaçların, binaların ve benzeri
tesislerin zemini ve eteği anlamına gelir Hadis olarak da nakledilen
bazı rivayetlerden faydalanan âlimler, cennetteki nehirlerin nehir
yataklarında değil; yüzeyde aktıkları kanaatine varmışlardır Cennet
nehirlerinin mevcudiyetini belirten ayetler, onların mahiyetleri
hakkında bilgi vermezken, Muhammed suresi, 15 ayeti farklı bir tasvir
yapar Buna göre cennette içimi bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen
süt ırmakları ve süzülmüş baldan ırmaklar vardır Buhari ile Tirmizi’nin
birbirini tamamlar mahiyette naklettikleri bir hadis-i şerifte Hz
Peygamberimiz, Firdevs’in cennetin ortasını ve üst kısmını teşkil
ettiğini, dört nehrin de oradan çıktığını haber vermektedir (Buhâri,
Tevhid 22; Tirmizî, Sıfatü’l-Cennet 4) Burada sözü edilen dört nehir,
Muhammed suresinde anlatılan nehirler olmalıdır Öyle anlaşılıyor ki, bu
özel nehirler diğer birçok ayette tekrarlanan genel nehirlerden ayrıdır
Kur’an-ı Kerim’in 108 suresine adını veren ve “çok şey” anlamına gelen
Kevser’den ne kastedildiği müfessirler arasında tartışmalı olmakla
birlikte, Kevser’in cennetteki bir nehrin adı olduğu öne çıkar Muhtelif
rivayetlerle nakledilen hadislerde Hz Peygamber, cennette Kevser isminde
bir nehrin kendisine verileceğini, bu nehrin iki kenarında inciden
yapılmış kubbelerin bulunacağını, akan suyunun da halis misk gibi koku
salacağını beyan etmiştir (İbn Kesir II/400-407) Cenneti tasvir eden
bazı ayetler, orada su pınarlarının da bulunduğunu haber verir:
“Kötülüklerden korunanlar bahçelerde, gölgelerde ve pınarların başında
bulunacaklardır” (15/Hıcr, 45; 77/Mürselât, 41) Rahman ve Ğâşiye
surelerinde, akan pınarlardan söz edilmekte, diğer bazı ayetlerde de
cennet ehlinin bu pınarlardan su içeceği haber verilmektedir (Bkz
55/Rahman, 50, 66;88/ Ğaşiye, 12; 76/İnsan, 6, 18; 83/Mutaffifin, 28)

Sözlük
anlamı “bağ, bahçe” olan cennette ağaçların bulunması doğaldır Çeşitli
ayetlerde gölgelerden, dallardan, sarmaş dolaş olmuş koyu
yeşilliklerden, meyveleri kolayca toplanabilen ağaçlardan bahsedildiği
gibi, özel olarak hurma, nar, reyhan, kiraz, muz gibi ağaç ve
bitkilerden de söz edilir (55/Rahman, 12, 68; 56/Vâkıa, 28-29) Buhâri
ile Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Hz Peygamber cennette, idmanlı
ve hızlı bir binicisinin, gölgesinde yüz yıl koştuğu halde sonuna
ulaşamayacağı kadar büyük bir ağacın bulunduğunu ifade etmiştir (Buhâri,
Bed’ü’l-halk 8; Müslim, Cennet 6-Cool Hadisin çeşitli rivayetlerini
nakleden ibn Kesir’in Ahmed b Hanbel’den aktardığı bir rivayette söz
konusu ağaç, şeceretü’l-huld olarak adlandırılmıştır Hadiste zikredilen
ağacı, bir ağaç türü olarak anlamak, “yüzyıl”ı da çokluktan kinaye
saymak mümkündür Daha çok halka hitap eden dinî edebî eserlerde söz
konusu edilen "tûbâ ağacı"nın mevcudiyeti ise kesin değildir İman ve
güzel amel sahipleri için iyi bir ebediyet hayatının hazırlandığını
ifade eden ayet-i kerimedeki "tûbâ" kelimesi (13/Ra'd, 29) sözlükte
"iyilik ve güzellik, iyi ve güzel karşılanan her şey" anlamına gelir
Müfessirlerin bu kelimeye verdikleri yedi sekiz kadar manadan biri de
tûbâ ağacıdır Fahreddin Râzi'nin de belirttiği gibi kelimeyi sözlük
anlamından çıkarıp dar bir alana tahsis etmek doğru değildir Bunun
yerine "ebedî saadete vesile olan her güzel şey" manası verildiği
takdirde bağ, bahçe ve ağaçlar da dahil olmak üzere her imkân kelimenin
kapsamına alınmış olur

Bir hadislerinde Rasülullah (sas)
cennetin gümüş ve altın kerpiçten yapıldığını, harcının misk, taşlarının
inci ve yakut olduğunu, oraya girenlerin bolluk ve refah içinde,
üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını, ebedî kalacaklarını,
ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini ve gençliklerinin yok
olmayacağını ifade eder (et-Tâc, c 5, s 402)

Cennet, takva
sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır İşte size va'd olunan,
gördüğünüz şu cennettir ki, o, ALLAH'a yönelen, emirlerine riâyet eden,
görmediği halde Rahmân'dan korkan ve ALLAH'ı taatine yönelmiş bir kalple
gelen kimselere aittir" (50/Kaf, 31-33)
"Tevbe edenler, iyi amel ve
harekette bulunanlar öyle değil Çünkü bunlar hiçbir şeyle haksızlığa
uğratılmayarak cennete, çok merhametli ALLAH'ın, kullarına gıyaben vaad
buyurduğu Adn cennetlerine gireceklerdir O'nun va'di şüphesiz yerini
bulacaktır Orada boş söz değil; sadece selam duyarlar Orada sabah akşam
rızıkları da ayaklarına gelecektir O, öyle cennettir ki biz ona
kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâris kılacağız" (19/Meryem,
60-63)

Adn cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar Onlar
orada ebedî kalıcıdırlar İşte günahlardan temizlenenlerin mükâfatı"
(20/Tâhâ, 76)
Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa,
hepsi oradadır Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız İşte bu, sizin
çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennettir Sizin için
orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz" (43/Zuhruf, 71-73)

İşte
bu yüzden ALLAH onları o günün fenalığından esirger (Yüzlerine)
parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir Sabretmelerine karşılık onlara
cenneti ve oradaki ipekleri lutfeder Orada koltuklara kurulmuş olarak
bulunurlar Ne yakıcı sıcak görürler orada, ne de dondurucu soğuk
Ağaçlarının gölgeleri üzerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri
istifadelerine sunulur Yanlarında gümüş kaplar ve billur kâselerle,
gümüşî beyazlıkta (billur gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki (cennet
sakinleri bunlara dolduracakları cennet şarabını cennetteki insanların
iştahları) ölçüsünde tayin ve takdir ederler Onlara orada bir kâseden
içirilir ki karışımında zencefil vardır (Bu şarap) orada bir pınardandır
ki adına Selsebil denir Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç
hizmetçiler dolaşır ki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılmış
inciler sanırsın Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir
saltanat görürsün Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan
elbiseler vardır Rableri onlara tertemiz içecekler içirir Onlara: 'İşte
bu, sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer'
denir" (76/İnsan, 11-22)
Ayetlerdeki Cennet tasvirleri
yalnızca Kuran'ın indirildiği dönemin değer unsurlarını
mı taşıyor?



Ayetlerdeki cennet
tasvirleri yalnızca Kuran'ın indirildiği dönemin değer
unsurlarını mı taşıyor?

Kuran'da cenneti
tarif ve tasvir eden ayetlerin tümü 14 yüzyıl önce olduğu
gibi bugün de, okuyan kişide aynı ihtişam, kalite, güzellik,
zenginlik, bolluk, huzur ve refah duygularını uyandırır.
Cennet hakkında bahsedilen değerlerin tümü her dönemde her sınıftan
insan tarafından makbul görülen ve elde edilmek istenen değerlerdir.
Örneğin, Kuran'da cennette olduğu bildirilen altın, gümüş
ve diğer çeşitli mücevherler yalnızca Kuran indirildiği
dönemde değil, bugün de aynı derecede, hatta daha fazla revaçta
olan maddelerdir.

Kuran'da bahsi
geçen bir diğer cennet eşyası da "ipek"tir. Bugün
gerek giyimde gerekse diğer dekoratif kullanım alanlarında
"ipek"ten daha kaliteli ve değerli bir kumaş cinsi
akla gelmez. İpek aynı zamanda bir zenginlik ve ihtişam
sembolüdür. Kuran'daki cennet tasvirlerinde bahsi geçen bu tür kıymetli
eşyaların tümü günümüzde, belki de 1400 sene öncesine göre
çok daha değerli ve paha biçilmez bir konuma gelmişlerdir.

Yine Kuran'da
bahsedilen cennetteki güzel meskenler, güzel konaklar, saraylar ve köşkler
her devirde sahip olmak, içinde yaşamak arzu edilen, lüks ve gösterişli
mekanlardır. Günümüzdeki villalar, malikaneler hep bu kategoriye
girerler ve bir seçkinlik, servet ve kalite göstergesidirler.

Benzer şekilde
cennet eşyası olduğu bildirilen, tahtlar, sedirler, döşekler
de en rahat ve en gösterişli iç dekorasyon eşyalarıdır.
Bu tür mobilyalar günümüzde en gösterişli mekanların baş
köşesinde bir estetik ve ihtişam unsuru olarak yeralırlar.

Bütün mülkün
sahibi olan Allah'ın sevdiği kullarına hem dünyada hem de
ahirette bu tür güzellikleri layık görmesi ve bağışlaması
da O'nun şanındandır.


Cennet'te yalnızca Kuran'da
bildirilen şeyler mi var?




Kuran'da cennet
tasvir edilirken, yaşadığımız dünyadan örnekler
ve benzetmeler verilmiştir. Çünkü insan bilmediği birşeyi
ancak bildiği şeylerden yola çıkarak zihninde canlandırabilir.
Bu ise, her ne kadar aslı gibi olmasa da insana bir ölçüde fikir
verir. Cennet nimetleri hakkında Kuran'da yapılan ince ve detaylı
tarifler, oradaki nimet ve güzelliklerin, dünyadakilerin en iyi, en güzel
ve en üstün olanlarından çok daha üstün olacağını
bize göstermektedir.

Kuran'da cennet
tarif edilirken, Allah'ın dünyada yaratmış olduğu en
makbul, en kaliteli, en çok rağbet edilen, en nadir rastlanan şeylerden
örnekler verir. Örneğin iri ve siyah göz nadir rastlanan ve özellikle
kadınlara, son derece estetik ve çarpıcı bir görünüm
veren bir göz şeklidir. İşte bu özellik nedeniyle
cennette bulunan iri ceylan gözlü, siyah gözlü kadınlardan
bahsedilir. Bu demek değildir ki yeşil, mavi ya da çekik gözlü
kadınlar bulunmasın... Allah yalnızca cennetin üstünlüğünü
ve kalitesini vurgulamak maksadıyla, dünya ölçülerinde en makbul
olan şeylerin cennette çok daha üstünleriyle bulunduğunu
bildirmektedir. Başka bir örnek verirsek, cennette her türlü
meyveden bulunduğu Kuran'da haber verilir. Fakat örnek olarak, muz
veya incir gibi genelde daha fazla tercih edilen meyveler verilir. Bu
orada diğerlerinin yokluğu anlamına gelmez.

Sonsuz ve sınırsız
olan cennet nimetlerini Kuran'da tek tek sayılmasının
Kuran'ın hikmetiyle bağdaşmayacağı açıktır.
Herkesin, zevkine göre, "nefsinin arzu ettiği",
"istek duyduğu herşeyin" cennette var olduğunun
haber verilmesi, cennet nimetlerinin sınırsız ve insanın
hayalgücünün çok daha üstünde olduğunu ifade etmek için
yeterlidir. Herkes Kuran'ı kendi imanı, aklı, samimiyeti
derecesinde anlar. Kuran ayetlerini art niyetle okuyan bir inkarcı
da, cennet ayetlerini kendi kısır düşünceleri doğrultusunda
anlayacaktır. Akılsız bir kişinin yapacağı
yorumlarının Kuran'da yapılan cennet tariflerinden çok
uzak olacağı açıktır. Oysa, bir mümin ayetlerde
kastedilen köşklerin, konakların, dünyanın en nadide, en
kıymetli bölgelerinden birindeki, yemyeşil ağaçların
arasında, dünya şartlarında olabilecek en kusursuz
manzaraya hakim ve olabilecek en üstün teknolojiye sahip bir malikaneye
benzeyen, ancak bunun çok daha ötesi bir güzellikteki ve çarpıcılıktaki
meskenler olduğunu kavrar.


Umursamazlık




Bir kısım insanlarda
cennet hakkında, "olsa da olur olmasa da olur" şeklinde
bir umursamazlık, bir ilgisizlik mevcuttur. Oysa ahirette insan için
iki ihtimal vardır, cennet ya da cehennem. İkisinin arası
bir yere gitme gibi bir seçenek yoktur. Cenneti gereği gibi takdir
edemeyen, onun özlemini çekmeyen, ona kavuşmak istemeyen bir kişinin
oraya layık olmadığı ortadadır. Cennete layık
olmayan bir kişininde elbette oraya sokulması söz konusu değildir.
Ve cennete kabul edilmeyen bir kişinin gideceği tek bir yer vardır:
Cehennem. Bu yüzden, Allah'ın müminlere çok büyük bir lütuf ve
armağanı olan cenneti umursamamak, küçümsemek, ona girmeyi
arzulamamak, ona girmek için çaba göstermemek, bu tutumundan vazgeçmediği
sürece kişinin ateş halkından olduğunun en açık
alametidir. Çok zayıf bir imana sahip olan bir kişi dahi,
sonsuz cehennem azabı hakkında fikir sahibidir ve ondan korunmak
için varını yoğunu ortaya koymaktan çekinmez. Bunu
yapmayanın ise imanından söz edilemez.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz