GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
    En son konular
    » Koltuk Taşı
    Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

    » Scorpion gpr
    Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

    » 14-mart-2015
    C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

    » KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
    Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

    » sümbül...
    Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

    » deneme
    C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

    Kimler hatta?
    Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
    RSS akısı

    Yahoo! 
    MSN 
    AOL 
    Netvibes 
    Bloglines 



    Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

    NİHAT GENÇ DEMİŞ Kİ...............

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    1 NİHAT GENÇ DEMİŞ Kİ............... Bir Paz Tem. 25, 2010 1:42 am

    CANTAR

    avatar


    Belki seversiniz belki sevmezsiniz belki inanırsınız belki inanmazsınız ama gerçekler bazen insanın 5 duyusu ile hissettiği halde kabullenemediği duygularla bastırılabilir.

    Nihat Genç sivri dillidir
    ama kendisinin düşünceleri benim düşüncelerim ile aynı paralelde olduğu için severim.
    Herkes sevecek beğenecek diyede bir kaide yok demokrasi tartışılabilme platformudur.Fikirler ne kadarda farklı olsada tartışmalar sonunda taraflar ellerini dostça ve güven içinde sıkabilmeli arkalarına her hangi bir kalleşlik yapılırmı korkusu olmadan bakmadan huzur içinde gidebileceği yere gidebilmelidir.



    Nihat GENÇ'in mükemmel yazısını mutlaka okuyun okutun


    ….TÜMÜZE LİBERAL YAZARLARI SOKUYORLAR

    Amerikan ajanlarıyla ortaklaşa düzenledikleri Ergenekon iftiraları
    ve anayasa düzenlemelerine hayır! Bilim adamları ‘hafıza aşısını’ hemen
    bulmalı..
    Türkiye’de henüz ‘milli, yerel’ bir darbe olmamıştır, 60
    ihtilalinden 28 Şubat’a ve bugün Ergenekon darbesine kadar hepsinin
    arkasında ABD olduğunu hala bilmeyen mi var! Bugünlerin kabarmış
    suları çekildiğinde hepiniz acaip deniz yaratıklarının leşlerini
    İçişleri ve Adalet Bakanlığı koridorlarında göreceksiniz, inşallah iş
    işten geçmiş olmaz..

    Amerika’nın sessiz savaşsız istila ve işgaline Hayır!
    Dünya tarihinin ilk boynuzlu anayasası, Anadolu halkını Amerika’yla aldatıyor.
    Kendileri
    cemaatleri partileri holdingleri Amerikan vesayetine zaten girmişler,
    şimdi bizleri hepimizi de Amerikan Vesayeti’ altına almaya
    çalışıyorlar..
    Kenan Evren-Özal döneminde tüm dünya tarihinde
    sadece ülkemizde birkaç yıl içinde fabrikasız üretimsiz üç-beş milyar
    dolar kazanmayı beceren cemaatlerin holdinglerin yazarlarına demokrasi
    şovlarına Hayır!
    12 Eylül yargılanacakmış Kenan Paşa sembolik de
    olsa mahkemeye çıkartılacakmış, pöhh, 12 Eylül yargılanacaksa,
    Evren-Özal’ın açtığı kapılardan kimler cemaatleri tarikatları polis
    okullarına soktu, kimler bir yılda üç-beş milyar dolar sahibi oldu,
    bunlar yargılansın…Yani cemaatlerin hem siyasi hem parasal kökleri
    yargılansın…
    Cemaat tarikat vesayetine Hayır!
    Hukuksuz belgesiz tutuklamalara infazlara HAYIR!
    Her sabah asansör aynasında kaşımızı gözümüzü düzeltirken bu aynanın içinde gizli kamera var mı korkularına Hayır!
    Otuz kırk yıllık arkadaşlarına dahi telefonda ‘telefonda olmaz kahveye gel de konuşalım’ endişelerine Hayır!
    Bu
    ‘Amerikan Vesayeti’ anayasasının derisinden yeni bir toplum şu kopya
    koyun Dolly çiftliği tasarlanıyor, şimdiden başardılar bile, milyonlarca
    Bülenç Arınç, milyonlarca Tayyip çoktan üretildi, yüzbinlerce Hüseyin
    Çelik ve onbinlerce Kibariye de promosyon..
    Sahtekarca ucuz şovlara siyasi tezgahlara Hayır!
    SAHTEKARCA ASKER SİVİL ÇATIŞMASI DİYORLAR
    Amerika’dan
    Adalet Bakanlığı’na bir telefon, kafi, istediklerini içeri al
    istediklerini tutukla.. Adına sahtekarca asker-sivil çatışması diyorlar,
    başından beri yalan,
    Torumtay Paşa niçin istifa etti, Amerikalı ajanın makamına gelip savaşa girmelisin dediği için,
    o da, meclis var başbakan Özal var bir Genelkurmay başkanı bir ajanla
    savaşı niye konuşsun, dediği için, istifa etti.. O gün bugün Amerika
    Türkiye’ye tek telefonla ‘vesayeti’ altına almaya çalışıyor..
    Amerika,
    Kenan Evren-Özal günlerinden bugüne polis emniyet savcı gazeteci yazar
    çalışmalarıyla Türkiye’yi savaşsız teslim alacak kadar İslamcı ve sağ
    siyasetleri kullandı..
    Sayelerinde gelmiş geçmiş dünya
    tarihlerinde ilk defa bir ülkenin ordusuyla emniyeti açıktan sert bir iç
    savaşın içine sokuldu..
    Balkanlar Kafkasya Orta-Doğu’da eşine rastlanmayan büyüklükte ve berekette
    Harran
    Ovası’nda Toros Yaylaları’nda Karadeniz Yaylalarında iki inek
    yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır
    yetiştirdi.. Irak işgalini bu sığırlar alkışladı. Amerikan ordusuna bu Teksas sığırları övücü destek yazıları yazdılar..
    İftiralar,
    yalanlar, tezgahlar ve galeyancı medyasıyla Malazgirt savaşından
    Kurtuluş Savaşına bugünlere kadar Türk Ordusu ilk defa içerden
    işbirlikçileriyle bu kadar ağır bir saldırının hedefi haline getirildi..

    ….TÜMÜZE LİBERAL YAZARLARI SOKUYORLAR
    Sevgili
    halkım, yazarları subayları hepsi içerde, dışarıda birkaç kişi kaldı,
    artık sıra sizde, köy köy kasaba kasaba toplayacaklar, ‘evet’ diyenler
    asla abartmıyorum kızlarını ‘bisiklete’ dahi bindiremeyecek..
    İran
    gezimde gece bir Azeri şoförün taksisindeyiz, ‘mollalarla aranız nasıl’
    dedim, Azeri şoför az Türkçesiyle ‘…tümüze ağaç sokurlar’ dedi,
    Türkiye’den arkadaşım gülmekten kırıldı, ‘niye gülüyorsun’ dedim, bunlar
    bizden daha şanslı, bizimkiler ‘…tümüze liberal yazarları sokuyor’
    dedim..
    Anadolu’nun bir çocuğu olarak
    buğdayı dahi ithal eden et’i dahi ithal eden bir ülkede yaşamaktan
    utandığım için, anayasaya Hayır!
    Amerikan Vesayeti anayasasına hayır, çünkü sabah kalktığımda devlet çöplüğünde eşelenen liberal yazarlar görmekten bıktım..
    Amerikan
    Vesayeti anayasasına hayır, çünkü işbirlikçi iktidar, gözüne bakamadığı
    insanların gözlerini oyuyor, kederini duymadıkları hayatın kaderiyle
    oynuyorlar..
    İktidar oldukları sekiz yıldan beri, nerde sıradan bir konuşma yapsak,
    ‘yeni bir film geldi gitsek mi?’ diye lafa girsek, ‘ama halk, milli irade bizim arkamızda’ diye cevap veriyorlar.. ‘Gazeteler yazıyor güneşte patlamalar var’, cevap: ‘milli irade bizim arkamızda, halk bizden yana..’. Şu haber spikerine ne oldu artık ekrana çıkmıyor, cevap: ‘Milli irade arkamızda, halk bizi destekliyor..’.. Türkiye Dünya Kupası’na katılsa ne iyi olurdu, cevap: Milli irade arkamızda halk bizi destekliyor..’
    OTURUP AĞLAYACAK YERİNİZ OLMAYACAK
    Bunun
    anlamı şu, potansiyel Kuddusi Okkır’lar için artık merhamet şefkat
    insanlık hukuk hiç yok, çünkü halk evet’le arkalarında.. Bugünün
    şartlarında dahi işgal kuvvetleri gibi gördüğünü içeri tıkanlar, yarın
    ‘evet’ dendiğinde, oturup ağlayacak yeriniz dahi olmayacak..
    Allah göstermesin sandıktan ‘evet’ dendiğinde Kibariye önde liberal yazarlar arkada önce bir ‘roman havası’ sonra birlikte
    Fatih
    Camii’nde hatim indirme, peşinden Süleyman Çelebi’den mevlüt ve
    hepsinin göğsüne iftihar onur ödülü Amerikan çapraz şeriti törenle
    takılır.
    Ah Kara Afrika’nın, efendilerinin (Fransızca
    İngilizce) diliyle isyancı şiirler yazan kahraman çocukları, hepsi
    ‘sömürgeleşti’,
    çünkü isyanları milli ama dilleri Fransızdı..
    Efendileri
    Amerika’nın büyük acısı, eski Nato, Soğuk Savaş günlerinde
    yetiştirdikleri faşist generalleri bulamıyorlar.. Bu faşist generalleri
    yetiştirenler bu faşist darbeleri yapanlar şimdi elçiliklerindeki can
    sıkıcı partilere faşist generaller koşarak gelip neden ‘tekmil’
    vermiyorlar diye, işte Türkiye’nin hukukundan siyasetine altına üstüne
    bu yüzden getirdiler.
    EN BÜYÜK ANAYASA GÜVENDİR
    En büyük
    anayasa ‘güven’dir, bu toprağın her insanını birbiriyle savaştırmak
    için her iftirayı sahtekarlığı deneyenler, şimdi bize ‘göklerden’ yeni
    bir anayasa indirmiş gibi, 60 İhtilallerinde oynanan üçüncü dünya
    oyunlarını yeniden tezgahlıyorlar..
    Afrika’da Latin Amerika’da
    dahi artık zırnık kalmadı bu ‘bizim adamlar, bizim İslamcılar, bizim
    çavuşlar..’ ilişkisi, yaşasın Türkiye Medyası, üçüncü dünyadan da,
    karanlık dünyalardan da daha karambolde şimdi tapunu haritanı anayasanı
    işbirlikçilerin emirleriyle hizaya sokuyorsun..
    Referandum
    sonrası Hayır çıkarsa, o işbirlikçiler sadece ajanlarıyla kumar masasına
    yatırdıkları parayı tezgahı kaybederler, ‘evet’ çıkarsa bizler ülkemizi
    kaybedeceğiz!
    Artık ne olacaksa olsun deyip her şeye karar
    verip kendini gecenin karanlık sokağına atan ucuz kadınlar gibi işte
    yandaş yazarlar ekranlarınızda namus onur haysiyet hukuk bilmeden
    demeden Türkiye’yi sizden istiyorlar..
    Öttürdükleri işbirlikçi borazının adına ‘özgürlük’ demişler..
    Ağır
    bir yenilgiden sonra bu yandaş güruhun normal sivil bir hayata adım
    atabilmeleri, rehabilite edilebilmeleri için, belki ufuktaki başka bir
    seçime kadar
    Abant kampında ‘karantinaya’ alınmaları gerekir, köpekler zihin yorgunluğu çekmez, Pitbull’ların boynundan birkaç gün tasmalarını çözüp ormana salıverilmeliler.. Yağlı baharatlı konuşmaları tabaklarından alınmalı, ancak, morallerini düzeltmek için maaşları yeniden artırılmalı..
    SURATLARINA BAKIN
    Tayyip
    Erdoğan’ın, ekranlardaki bu insanların, sadece suratlarına bakın,
    Türkiye halkının sırtından yediği kirli bıçağı görün.. Allah’ın huzuruna
    Amerikan vesayeti olmadan tek başına nasıl çıkabilecekler, yoksa
    haşa Allah’ı da tezgaha getirecek bir evanjelist ortaklık cemaatlerce çoktan ayarlandı mı? ****** de tutmadı, Ergenekon’un bir numarası sonunda (haşa) Hazreti Ali yoksa Peygamberimiz mi çıkacak?
    Absürd Tiyatro’nun meşhur yazarı İonescu’nun Kel Şarkıcısını hatırlayın, baba şöyle der:
    Kızım Kel Ama Şarkı Söylemeyi Biliyor.. Dispanserlere tımarhanelere kapatılacak adamları ‘ekranlarda salıvermişler,
    Kardeşlerim, gerçek anayasalar tek cümleyi ifade eder,
    ‘bu topraklar üzerinde yaşayan herkes hukuk karşısında eşittir’, bu
    kadar. Gerisi, yüzlerce madde, yüzlerce trafik işareti gibi, birbirine
    dolanmış labirent gibi alt fıkralar hepsi tezgahtır..
    O yüzlerce
    girift madde cümle; hukuk karşısında herkes eşittir hakkını, birilerine
    devretmenin hükmen satmanın gizli yollarını düzenler..
    Kardeşlerim,
    bu insanlar ülke bilmez özgürlük bilmez, vatan bilmez, hukuk bilmez,
    vicdan bilmez, merhamet tanımaz.. Bunlar yeni icad oldu.. Sadece bizler
    değil tüm coğrafyalar bu yeni tür faşist liberallerin gaddarlığıyla
    kavruluyor, satılıyor. Fikri düşünceyi bozdular, insanlığın duygularıyla
    oynadılar..

    Tüsiad’ından AB temsilcilerine kadar hepsi zır cahil, vicdansız, hukuk
    tanımaz, ama hepsi bağıra çağıra sekiz yıldır özgürlük şarkıları
    söylüyor… Uzaydan yeni gelmiş başka tür mahluk bunlar..
    HEDGE FONLAR GİBİ
    Bir
    isim uyduramadım, Hedge’le, Hergele, olmuyor, faşist liberal lafını ben
    uydurmuştum içime sinmedi, başka bir ‘biçim’ var karşımızda. Ülkemiz
    kendilerine ‘liberal’ sıfatını yakıştıran ancak klasik liberal,
    muhafazakar, milliyetçi, solcu, vb. gibi geleneksel bir sınıflamayla
    anlayamayacağımız yeni tür bir ‘yazarlıkla’ karşı karşıya.. Çok
    düşündüm, bu adamlar kimdir yazı türleri felsefeleri nedir, buldum
    sonunda:
    bu yazarlar tıpkı Hedge Fonlar gibi hareket ediyor. Hedge Fonlar kapitalist piyasalarda nasıl bir rol oynuyorsa, faşist liberal yazarlar da medyada aynı metodlarla hareket ediyor..
    Yüzleri
    kızarmıyor, fikir namusu taşımıyorlar, dün dediklerini unutuyorlar,
    günbegün hızla değişiyorlar, vicdan’la ilişkileri sıfır, gibi, bu yeni
    tür yazarları anlamak için yüzlerce şaşkın soru sorup duruyoruz.
    Bu yeni ‘yazar’ türünün tarihte eşi benzeri yok.
    Bir borsa deyimi ‘pozisyon’ yazarları da diyebilirdim, duruma göre, yazdıkları yere göre tavır almalarından, ‘pozisyon’ kelimesi de kesmedi.
    Hedge
    fonlarının şöhretini insan evladı on yıl kadar önce Uzak-Doğu
    borsalarını bir gece alt üst edip piyasadan birden çekilmeleriyle
    tanıdı. Hedge Fonları asıl şöhretlerini son ekonomik krizde yaptı..
    Nedir
    Hedge Fonları.. Aşırı risk alındığı için Hedge kelimesi yakıştırılmış..
    70’li yıllarda tanınmaya başladılar ama asıl güçlerini 80’lerden sonra
    oluşturmaya başlayıp 90’lı yıllarda dünya ekonomisinin nerdeyse yutacak
    kadar büyüdüler..
    Hedge, aşırı riskten geliyor ama bu kelime fonun
    karakterini tam anlatmıyor, Türkçe’ye en yakın çeviri ‘atak fonlar’ ya
    da ‘serseri fonlar’ şeklinde olabilir. En önemli özellikleri
    ‘denetimden’ uzak oluşları, ‘yasal kontrolleri’nin zorluğu.. Hedge
    fonlarına ‘müsamahalı fonlar’ da diyebiliriz, ya da ‘
    şımartılmış, kayırılmış fonlar’
    da, borsaları ve hükümetleri sahte muhasebe kayıtları düzenleyip
    kandırdıkları için borsalar için ‘tuzak’ ve özelleştirip kapacakları
    şirketlerin altına sahte rakamlarla ‘mayın döşedikleri’ için
    ‘kapitalizmin gerilla fonları’ da diyebiliriz.
    Aslında sistemin çürüklerini pisliklerini açıklarını yanlışlarını emdikleri için ‘müsamaha’ görmüş şımartılmışlar, bu yüzden
    ‘torpilli fonlar’ da diyebiliriz.
    Şöyle mi anlatsak, hepimiz ekonomi dersi aldık, bir insan piyasada ne tür yatırımlar yapabilir ne tür girişimde bulunabilir?
    Mesela,
    borsadan hisse senedi ya da devlet tahvilleri alabilirsiniz, ya da
    paranızı bankaya faize, dövize yatırabilirsiniz, ya da bir işletme
    fabrika kurabilirsiniz, ya da bankaya ipotek gösterip kredi
    alabilirsiniz, tüm bu işlemler ‘yasalarla’ düzenlenmiş bugüne kadar
    herkesin bilip yapageldiği ekonomik işlemler.. Yani hem geleneksel
    ticari faaliyetler hem de yasalarca didik didik kontrol edilip denetim
    altına alınmış yasal faaliyetlerdir.
    Hedge Fonları, çok farklı..
    Bir gün kapitalizmin canı fazladan dışarıdan ‘sıcak para’ çekti ve
    kapitalizm piyasalara hareket getirecek gerilla kapitalistleri davet
    etti, şöyle:
    Birçok insan para koyarak büyük bir fon oluşturuyor
    ve bu fon’un yönetimini bir CEO’ya (başkan, genel müdüre) devredip ve
    ayrıca kar’dan yöneticiye büyük oranda pay veriyorlar.
    Bu fon
    yönetimi, piyasada, ciddi ve güvenilir bankaların, sigorta
    şirketlerinin, yatırımcıların göze almaya korktuğu ‘riskli’ alanlarda
    ‘işler çevirmeye’ başlıyor.. Riskler öyle büyüyor ki, şüpheli çürük
    krediler alınıp satılıyor, tahminlerle on yıl sonrasının gelirleri
    bugünden alınıp satılıyor, ya da ülkeler arasındaki faiz vergi
    farklarını sıkıca istatistiklerle inceleyip parayı taşıyıp, girip çıkıp
    çevirip, durmaksızın kazanabilirler.
    Adına ‘gözükara’ fonlar da
    diyebiliriz. Hedge fon yöneticileri ekonominin kabadayısı haline getiren
    en önemli birkaç şey, bir, hesap verecekleri yer yok denecek kadar az,
    iki, dünyada ekonomik verilerin hesaplanması istatistikleri matematik
    gibi çalışmaların yükselmesi yani ellerine şirketlere ve ülkelere dair
    çok fazla grafiklerin geçmesi, üç, sıkışmış ekonomiler ne olur sıcak
    para yatırım gelsin diye intihar çığlıklarıyla bilmeden davetiye
    çıkartıyor..
    Mesela, Amerika, vatandaş konut edinsin diye düşük faizlerle kredi imkanı tanıdı, bu kredilerin sigortası zayıftı,
    Hedge Fon’lar bu gittikçe çürüyen zayıf kredileri toplamaya başladı ve günü geldiğinde bu düşük kredileri ‘paraya’ çeviremedi,
    bunun adına Balon Patladı diyorlar. Her şeye rağmen Amerika’nın en ünlü
    Hedge Fonları’nın ‘muhasebe kayıtları’ normal görünüyordu ama olmayan
    şey ‘para’ydı, çünkü çürük kredileri nakite çeviremeyecek kadar
    sigortadan gerçeklikten yoksundular. Yani, sistem tıkır tıkır çalışıyor,
    muhasebe, bilançolar her şey gözboyayan bir büyüme ve güzellik içinde,
    ancak, kayıtlardaki ‘varlıklar’ paraya dönüşebilir gerçek varlıklar
    değil..
    Sonunda ‘serbest piyasaya’ tapınan kapitalizm tarihinde
    ilk
    kez bir sosyalist uygulama olarak suçlanan Devlet Desteği’ni devreye
    soktu ve çökmekte çürümekte olan bu büyük Hedge Fonlar’a trilyon
    dolarlar akıtmaya başladı..
    Yani, emekliler’e işsizler’e
    yoksullar’a dahi en düşük ‘sigorta’ ödemesini ‘devlet karışmamalı’ diye
    tarih boyu karşı çıkanlar, batmakta olan büyük finansal kuruluşlar
    olunca harekete geçiyor.. Halkın vergileriyle oluşmuş trilyon dolarları
    bu büyük fonları kurtarmak için devreye sokuyor..
    Çünkü zaman
    içinde ciddi bankalar, sigorta şirketleri, saygın tedbirli yatırımcılar
    da Hedge Fonların serbest dalışlarının cazibesine kapılmış, ya bu
    fonlar’a ortak olmuş, ya da bu fonların çürük kredilerine göz yumup nice
    karşılıklı borç alacak ilişkisine girişmiş..
    Velhasıl çökmekte
    olan Hedge Fonlar’a trilyon dolar desteği verilmezse aklı başında en
    sağlam görünen bankalar, sigortalar şirketleri, borsa, her şey kağıttan
    kuleler gibi çöktü çöküyor korkusu, kapitalizmin sonunu getirdi…
    Geriye
    dönüp baktıklarında bu Hedge Fonları kim görmezden geldi, kim yasaları
    sıkı sıkıya sağlamlaştırmadı, kim bu fonların muhasebe kayıtlarını
    gözlerden kaçırdı, kimler bu fonları ‘şişirdi’, hangi ciddi merkez
    bankası başkanları bu fonlar’ın ciddi piyasalarda at koşturmasına sesini
    çıkarmayıp gizlice el altından destekledi..
    Suçlu bulundu,
    ekonominin sıcak paraya ihtiyacı vardı, piyasaların hareketi canlılığı
    için elinde nakit olanların atak hareketleri ‘kan dolaşımı’ gibi heyecan
    vericiydi, ama bu kan gerçek bir ‘kan’ değildi..
    Hedge Fonlar
    için şunu bilelim, vicdan ahlak ülke insanlık hak hukuk asla tanımayan,
    mutlak kar Tanrı’dır deyip kazanmak için her yolu deneyen bu son otuz
    yılın canavarlarıdır..
    Borsaları yağmalayan, ülkeleri batıran,
    madenleri şirketleri ucuza kapatan, halkın vergileriyle oluşan
    hazineleri sülük gibi emip yoksul coğrafyaları infilak ettiren
    bunlardır.
    YEPYENİ YAZAR TÜRÜ
    Halen ‘heron’ uçakları gibi tepemizde, madenleri dağları dereleri kapılacak satılacak yağmalanacak ‘av’ peşindeler..
    Ve
    gelmiş geçmiş tarihin en pervasız bu şirketlerine Amazon Ormanları’nın
    yerlileri karşı koyamadı, Orta Amerika, Latin Amerika, Orta Afrika Uzak
    Doğu, kimse karşı koyamadı..
    Ve ülkemizde oyulmadık dağ ele
    geçirilmedik nehir bırakmadılar. Yüzlerce üniversite sessiz, okumuşlar
    sessiz, siyaset sessiz, medya sessiz, kim direniyor, üç tane köylü
    kadını, tığ işi yün yelek ve basma entarilerle bu dev şirketlerin önüne
    geçecekmiş..
    Okuduğunuz bu kısa tarihçe aynı zamanda faşist
    liberal yazarların da karakteridir. Yanlış anlamayın bu yazarların Soros
    gibi Hedge Fon sahipleri tarafından desteklendiği gibi bir şey asla
    söylemiyorum. Tabii ki destekleniyorlar tamamen ayrı şey.
    Ben,
    ekonomideki bu fonların karakteristiğinin paralel bir evrende yani
    siyasette aynı tür’den aynı yolları deneyen ve aynı metodlarla çalışan
    yepyeni bir yazar türünü ortaya çıkarttığını iddia ediyorum..
    Faşist
    liberal yazarların tarih, felsefe, aktüalite, ideoloji, fikir, güncel
    olaylar karşısındaki ‘tavırlarının’ kökenini yapısını mı merak
    ediyorsunuz, buyurun,
    Hedge Fon’un ne olduğunu iyice öğrenin..
    Siyaset
    dünyamızın Hedge Yazarları, tıpkı Hedge Fonları gibi, vurdumduymaz,
    vicdansız, atak, yüzü kızarmaz, şımartılmış, müsamaha edilmiş, yasalarla
    kontrol edilmeyen, gerilla taktikleri izleyen, yeni tür yazarlar olduğu
    iddiasındayım.
    Sabahtan akşama değişen, dün yaptığını
    bugün unutan, ahlak vatan ülke insanlık hak hukuk demeden her yere her
    şekilde ‘sırf’ karlı çıkmak için vurmayı ‘liberalizm’ sanan bu
    yazarların, bu son otuz yılda tarihte ilk defa ortaya çıktıklarını
    anlatmaya çalışıyorum.
    Son cümlem olsun, 19. yüzyıl yazarlarından
    insanlığın öğrendiği çok şey vardı, mesela ‘ölüm’ üzerine çok
    konuşurlardı, ‘vefa’ ‘şeref’ ‘haysiyet’ ‘insanlık’ ‘merhamet’
    ‘kardeşlik’ üzerine zihinlerini çok yordular..
    Bu yaratıklar,
    ölüm korkusu, kardeşlik, insanlık, merhamet üzerine tek satır yazma
    zahmetine girişemezler, çünkü durdukları yer büyük şirketlerin ‘piyasa
    ve siyaset’ pozisyonları gereğidir..
    Bu ‘pozisyon’ onların savaş cephesidir..
    Amerikan vesayetiyle oluşturulmuş İslamcı, sağcı, işbirlikçi, faşist liberal cephelerin tozunu attırmak için,
    Amerikan Vesayeti Anayasası’na HAYIR!

    Nihat Genç

    http://gizlihazineler.turkforumpro.com

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    Similar topics

    -

    » Magrannia

    Bu forumun müsaadesi var:
    Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz