GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 13 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 13 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Sıkıntısız ni’met olmaz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Sıkıntısız ni’met olmaz Bir Ptsi Tem. 19, 2010 9:52 am

magaracı




İnsanların, sıhhatli, sağlam, rahat, neşeli yaşamalarına ve âhirette sonsuz saâdete kavuşmalarına sebep olan faydalı şeylere ni’met denir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, kullarına lâzım olan bütün ni’metleri yarattı ve bunların nasıl kullanılacağını da, Peygamberlerle gönderdiği kitâplarında bildirdi. Müslümân olsun, kâfir olsun, herhangi bir insan, bu kitâplara uygun yaşarsa, dünyâda râhat ve huzûr içinde olur. Îmân ederek bunlara uyarsa, dünyâda rahat ettiği gibi, âhirette de ebedi saâdete kavuşur.

SAADETE KAVUŞMAK İÇİN...
Allahü teâlâ, kullarına verdiği her ni’meti, belli sebepler altında ve bir külfet karşılığında ihsân etmektedir. Îmân edip, emredilenleri yapan, yasak edilenlerden sakınan bir kimse, dünyâda rahat eder ve âhirette de ebedi saâdete kavuşur. Emirleri yapmak, yasaklardan sakınmak, insanın nefsine ağır gelmekte ve bunu bir külfet olarak görmektedir. Saâdete kavuşmak için, bu külfete katlanmak gerekmektedir.
Bu dünyâ, imtihân yeridir. Burada hak, bâtıl ile; haklı, haksız ile karışıktır. Burada, îmân edenlere sıkıntılar, belâlar verilmeseydi, yalnız inkâr edenlere verilseydi, o zaman dost, düşmandan ayrılır, belli olur ve imtihânın faydası kalmazdı. Allahü teâlâ, îmân edenleri mihnet ve belâ içinde göstererek, inkâr edenlerin gözünden sakladı. Böylece de dünyâ, imtihân yeri oldu.
Âdem aleyhisselâm, kupkuru bir dünyâya geldi ve yıllarca değil yüzyıllarca sıkıntı çekti. Sonra, iki evlâdından biri diğerini öldürdü. Bir baba için, çok zor bir durumdur bu.
Nûh aleyhisselâm, kavmi ile 950 sene uğraştı, inanmadıkları gibi çok eziyet de ettiler. Taş yağmuruna tutarlar ve her seferinde öldü diye bırakırlardı. Cebrâil aleyhisselâm gelir yaralarını sarar, tekrar tebliğe başlardı.
İbrâhim aleyhisselâmı ateşe attılar. Ayrıca oğlu İsmâil aleyhisselâmı kurban etme emri verildi ki; İbrâhim aleyhisselâm, Allahü teâlânın Halîli idi.
Mûsâ aleyhisselâm da çok çekti. Doğduğu sene firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Senelerce çobanlık yaptı.
Eyyüb aleyhisselâm, senelerce hastalık çekti. Yakûb aleyhisselâm, ağlamaktan gözlerini kaybetti. Yûsuf aleyhisselâm, kuyuya atıldı, senelerce zindanda kaldı. Zekeriyya aleyhisselâm, ağacın içinde ağaçla birlikte kesildi. Îsâ aleyhisselâm da nice sıkıntılara maruz kaldı. Bunların hepsi peygamberdi. Neden bu kadar sıkıntı çektiler? Lâ ilâhe illallah dedikleri, insanları, çok büyük bir ni’met olan îmân ni’metine dâvet ettikleri için. Peygamber efendimiz;
(Hiçbir Peygamber, benim çektiğim eziyyeti çekmedi, benim kadar üzülmedi) buyurmuşlardır.
Hazreti Ebu Bekir, neler çekti, kaç kere dövüldü. Halbuki herkesten evvel îmân etmiş, malını ve canını bu uğurda fedâ etmişti. Hazreti Ömer namaz kılarken, hazreti Osman Kur’ân-ı Kerîm okurken şehid edildi. Hazreti Ali’nin çektikleri, hazreti Hüseyin’in başına gelenler de herkesin mâlûmudur.

EN KIYMETLİ SERMAYE...
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Sıkıntıların gelmeleri, görünüşte çok acı ise de, bunların ni’met oldukları umulur. Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dert ve musîbetlerdir. Bu tatlı ni’metleri, acı ilâçlarla kaplamışlar, bununla imtihân yolunu açık tutmuşlardır. Saâdetli, akllı olanlar, bunların içine yerleştirilmiş olan tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Nasıl tatlı olmasın ki, sevgiliden gelen her şey tatlı olur. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Kalbin hasta olması, Ondan başkasına gönül vermesidir. Saâdet sâhipleri, sevgiliden gelen sıkıntılardan o kadar tat alırlar ki, iyiliklerinde o tadı duyamazlar. Her ikisi de sevgiliden geldiği hâlde, sıkıntılardan, sevenin nefsi pay almaz. İyiliklerini ise, nefis de istemektedir.”
Netice olarak her ni’met, külfet karşılığıdır. Îmân edenler, dünyâda, birkaç gün dert, belâ çekmeselerdi, Cennetin lezzetlerinin kıymetini anlayamazlar ve ebedî ni’metlerin kıymetini bilemezlerdi.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz