GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

OSMANLILARDA HAT SANATI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 OSMANLILARDA HAT SANATI Bir Perş. Tem. 15, 2010 3:57 am

CANTAR




OSMANLILARDA HAT SANATI


Arapça'da
çizgi ya da bir satır yazı anlamına gelen hat sözcüğü, bugün Arap
harfleriyle yazılmış güzel el yazısı karşılığı olarak kullanılmaktadır.
Hat; güzel yazi sanati olup, yazarlarina hattat denir: Kûfî, Sülüs,
Nesih, Muhakkak, Reyhânî, Tevkî', Icâze, Ta'lik, Divânî, Celi, Rik'a,
Ma'kili dâhil, bin kadar çesidi vardi. Halicilik, kumasçilik, dericilik,
ciltçilik, kitapçilik, tezhipçilik, porselencilik, kehribarcilik,
mürekkepçilik, mobilya, sandalcilik da ayri birer sanat dali olarak, her
sahada eserler verildi.


Yazıya verilen değer,
bütün İslam kültürlerinde hat sanatının çok üstünde durulmasına yol
açmıştır. Özellikle Osmanlı kültürü içinde hat sanatı çok ilerlemiş,
işlevsel görevinin yanısıra, estetik bir düzeye yükselmiş, adeta batı
resim sanatındaki tabloların yerini tutar olmuştur. Gerçek bir tablo
gibi çerçevelenerek duvara asılan güzel yazı örneklerinden ünlü
hattatların yapıtlarına Osmanlı tarihinde çok büyük paralar ödendiği
bilinmektedir.

http://www.eglenin.net/kartlar/images/hat_sanati_resimler20(30).jpg"
border="0" alt="" />

Güzel yazı, yalnız
levhalarda değil, bundan başka el yazması kitaplarda, fermanlarda,
diplomalarda, cami iç ve dış duvarlarında, çeşitli yapıların
yazıtlarında, mezar taşlarında, pencere kapağı ya da kapı kanadı gibi
mimarlık ögelerinin üstlerinde, halı bordürlerinde, kutu, vazo, tabak
gibi gündelik eşyada da kullanılmıştır.


Hat sanatında yazı gelişigüzel
yazılmaz, her yazı türünün kendine özgü özellikleri, inceden inceye
saptanmış kuralları vardır. Tarih boyunca ünlü hat ustaları zaman zaman
yazı kuralları oluşturmuşlar ve bunları saptamışlardır. Çeşitli yazı
türleri birbirlerinden, harflerin büyük ya da küçük olması, biçimi,
aralıkları, bazı harflerin birbirlerine bitiştirilip bitiştirilmemesi,
bazı yazı işaretlerinin kullanılıp kullanılmaması gibi özellikleriyle
ayrılır.



Doğal olarak yazı sanatının ilk
gelişmesi Araplar eliyle olmuştur. Bilinen ilk büyük Türk hattatı ise
Amasyalı Yakut el Musta'Sami'dir (13. Yüzyıl). Hat konusunda ciddi ve
kapsamlı çalışmayı Amasyalı Şeyh Hamdullah (15. Yüzyıl) yapar, aklam-ı
sitte, yani 6 esas yazı diye bilinen yazı türlerini, herbirinden
örnekler çıkartıp yanlarına kurallarını yazarak bir murakka içinde
toplar. Aynı zamanda Sultan 2. Beyazıd'ın da yazı hocası olan Şeyh
Hamdullah'dan günümüze kalan en önemli yapıtlar, İstanbul Beyazıt
Camii'nin cümle kapısının üstündeki yazıtla Amasya Beyazıt Camii'nin
yazıtıdır.


Osmanlı sanatının doruğa
ulaştığı 16. yüzyılın en önemli hattatı, yazının yalnız üslubunda değil,
tekniğinde de yenilikler getiren Ahmet Karahisari'dir. Altını mürekkep
gibi kullanarak yazı yazmak, Altın yaldız harflerin dışını siyah
çizgiyle belirlemek, harf kalınlıklarının içini çiçek motifleriyle
doldurmak ilk kez onun uyguladığı yeniliklerdendir.


En
önemli yapıtı İstanbul Süleymaniye Camii kubbesindeki yazısıdır. Türk
yazı sanatının başka bir ustası da yapıtlarıyla pekçok başka hattatı
etkilemiş, 3. Ahmet ve 2. Mustafa gibi Sultanlara hocalık etmiş olan
Hafız Osman'dır (17. Yüzyyl). Taş baskısıyla çoğaltılan KURAN'ları,
çağında en uzak İslam ülkelerine kadar yayılmıştır. Bu yapıtlar
günümüzde de yazı sanatının en değerli örneklerinden sayılır.


Ünyeli İsmail Efendi, Mustafa Rakım
Efendi ve İstanbul'daki pek çok yapının yazıtını hazırlamış olan Mehmet
Esad Yesari, 18.yüzyılın ünlü ustalarıdır. 19. Yüzyılda ise başka bir
ustayla, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'yle karşılaşılır. Ayasofya'daki 8
büyük yuvarlak levha onun en ünlü yapıtlarındandır. Cumhuriyetten sonra
harf devrimiyle Arap harflerinin kullanımdan kaldırılması, bütünüyle bu
harflere dayanan hat sanatının yaygınlığını birdenbire çok azaltmıştır.
Kitapların latin harfleriyle ve baskıyla hazırlanması, bu sanatın
kullanım alanını hemen hemen yalnız Cami'lerdeki duvar yazılarına
indirgemiştir.


Tuğrakeş
İsmail Hakkı Altunbezer, Kamil Akdik, Emin Barın gibi hattatlar bu
kısıtlı alanda yapıt vererek 20. yüzyılda hat sanatını sürdüren
sanatçılar olmuşlardır. Çeşitli yazı türleri içinde Kufi, en eski
yazıdır. Osmanlı kültür çevresinde az kullanılmış olmakla birlikte dik,
kalın, köşeli harfleriyle hemen dikkati çekerek öteki yazılardan
ayrılır. Halı bordürlerinden madeni paraya dek çok çeşitli alanlarda
kullanılır.


Yazıtlarda, KURAN'da ve Divan
yazmalarında kullanılan Nesih iri harfli olduğu için duvar yazılarında
ve Kitapların bölüm başlıklarında kullanılan sülüs, Din kitaplarında ve
murakkaların başındaki besmelelerde kullanylan Reyhani ve Muhakkak,
devlet belgelerinde kullanılan Tevki, hattatların öğrencilerine
verdikleri icazetnamelerin altındaki üstat imzalarında kullanılan Rik'a,
bir arada aklam-ı sitte diye adlandırılan en önemli 6 yazı türünü
oluştururlar. Bunlardan başka talik, nestalik, divani, bir tür steno
sayılabilecek olan siyakat, menşur, zülf-ü arus, hilali, muini, şikeste,
müselsel gibi yazı türleri de vardır.


Hat sanatında Osmanlı sanatçıları
çeşitli uslupları denemişlerdir. Bunlardan biri istiftir. Bir sözcüğün
harflerinin ya da bir cümlenin hece ve sözcüklerinin güzel bir görünüm
oluşturmak amacıyla ve kullanılan yazının çeşidine uygun biçimde yanyana
ve üstüste sıralanmasına, istif edilmesine denir. Bir sözcüğün, bir
eksenin iki yanına bir ters, bir yüz bakışık olarak yazılmasıyla
oluşturulan çeşidine müsenna ya da aynalı yazı adı verilir.


17.yüzyıldan
sonra özellikle gelişen bu türün en görkemli örnekleri bugün Bursa
Ulucamii'nin duvarlarında bulunmaktadır. Harflerin biçimleriyle
oynayarak, çeşitli düzenlerde birleştirip istif ederek yaratılan ve
oldukça stilize edilmiş bir tür yazı-resim de hat sanatında önemli yer
tutar. Yazıyla oluşturulan böyle resimler arasında en çok sevilen ve
rastlanan konular kayık, kuş, aslan, sancak, cami, ibrik, çiçek, insan
başı vb.dir. Osmanlı Devleti'nin arması ve padişahın imzası olarak
kullanylan tuğra da bir tür istif yazıdır. Oğuz Han'ın yazılı nişanından
çıktığı bilinen tuğra, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları'nca da
kullanılmıştır...


Ferman
Ferman, kelime itibariyle emir, irade, buyruk anlamlarını taşır,
islamiyeti kabul ettikten sonra ilhanlılar tarafından kullanılan bu
kelime, Osmanlılar'a da onlardan geçmiştir. Kısaca ferman; herhangi bir
konuda Sultan'ın "Alamet-i Şerif" denilen tuğralı emri demektir.
Üzerinde padişahın kendi el yazisi ile bir ibare de bulunan fermanlara
"Ferman-i Hümayun" denir. Osmanlilar'da divani hat ile yazilmasi gelenek
olan fermanlar kisaca su sirayla kaleme alinirlardi: En üst kisma
davet, ki bir dua metninden oluşur. Bunun altinda tugra kismi, onun
altinda ise esas metin kismi bulunur. Bu kisim ferman gönderilen kisinin
isim ve sifatlarini tasiyan övgü sözleri, konuya giris cümlesi,
fermanin çikarilma sebebi, padisahin yapilmasi istenen seyi emrettiginin
ifadesi, isin açiklanmasi, ihtar ve israr sözleri, son satirda ise
tarih bölümlerinden olusur. Günümüzde, antik değer taşıyan orjinal
fermanlar gibi onların iyi kopyalari da büyük ilgi görmektedir.



Oldukça zor bir yazi olan divani
hat ile yazilan ferman kopyalari, orjinaline uygun kagit ve mürekkep
kullanilarak, usta hattatlar tarafindan hazırlanmaktadir. Tezhip Sanatı
Tezhip sözcüğü Arapça zeheb altın sözcüğünden gelmektedir. El yazması
eserleri murakka denilen hüsn-i hat yani güzel yazı levha ve albümleri
ile padişah tuğralarına altın yaldız ve boya ile yapılan bezeme sanatına
verilen addır.



Tezhiple bezenmiş eserlere
"Müzehhep" ezilmiş toz altınla birlikte sulu guvaj boya ile tezyinat
yapan sanatçılara da "Müzehhip" denir. Sadece altınla yapılan tezhip
çeşitlerine "Halkari" denir. Tahrirli ve tahrirsiz olmak üzere iki
türlüdür. Sayfa kenarlarında o sayfadaki yazının neye ait olduğunu
göstermek için yazılan yazıların etrafını çevreleyen yuvarlak ve içi boş
süslemelerle "Gül" denir. Bu gül motiflerinin daha büyük ve süslü
olanlarına "Şemse" denir. Genellikle şemse cild kapaklarının ortasına
yapılan bir bezeme çeşididir. El yazma kitapların sayfaları yaldızla
biri kalın diğeri ince iki çizgiden oluşan bir çerçeve içine alınır. Bu
çizilen altın çizgilere"cedvel" denir.


Tezhibin bütününü daha iyi
göstermesi için yapılır. Sayfaların etrafında cedvellerden başka çiçek
ve bezemelerle yapılan sular görülür, bunlar da şekillerine göre
isimlendirilir. Daha geniş olanına "zencerek" yani zincir gibi
zincirimsi birbirine geçmelerle eklenmiş halkalara "Ulama" içi çiçek ve
yapraklarla süslenmiş bordürlere "Kıvrık dalı" dendiği gibi "Hüsnü hat"
levhalarında sözcük ve harflerin süslenmesi için bazı tezhipli bezemeler
de yapılır ki bunlara da "Hurda tezyinat" denir. Tezhipte önemli yeri
olan bir süsleme çeşidi ile tiğ olarak isimlendirilen kısımdır. Tezhip
işlerinin bitiminde başlayarak dışa doğru uzanan ince ucu sivri
kısımlara denir.



İlk
Osmanlı dönemi tezhiplerinde en çok kullanılan motif rumi ve kıvrık
dallardır. Bunun yanında Selçuklu geleneğinin devamı olan münhaniler de
vardır. Türklerin bitkisel motiflere olan ilgisi bu dönemde yoğunluk
kazanmaya başlamış olup, çok küçük stilize çiçek motifleri kullanılmış;
seberk, pençberk, asma yaprakları, nilüferler, hatayiler çok zengin
renklerle ince titiz bir işçilikle oya gibi işlenmiştir. Kullanılan
renkler ise; başta altın yaldız ve mavinin tonları kiremit kırmızısı,
pembe, açık ve koyu yeşil, beyaz, kahverengi ve siyah kullanılmaktadır.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz