GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

AY GİZEMİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 AY GİZEMİ Bir Perş. Tem. 15, 2010 3:17 am

CANTAR




AY GİZEMİ
Ay’ın ve Mars’ın uydular aracılığıyla bize gönderilen
fotoğraflarının insanlara şaşırtıcı gelmesi normaldir. Sonuçta bu
fotoğraflar daha önce araştırılmamış ve haklarında yanlış teoriler
üretilmiş dünyalara aittir. Son bir kaç yüzyıl içinde Ay’ı gözlemleyen
astronomlar parlak ışıklar, sis ve bulutlar gibi normal olmayan bazı
olaylar rapor etmektedirler. Çoğu bilim adamı ise bu gelişmeler hakkında
kısa yorumlar yapmakla yetinmekte ve ortaya atılan yeni teorileri
çürütmeye çalışmaktan başka bir şey yapmamaktadır.
AY
Doğal
uydumuz Ay’ın esrarengiz yüzü hakkında bilinen çok az şey vardır; bu
bilgilerin çoğu da bilimsel düşüncenin merkezindekiler tarafından göz
ardı edilmektedir vede saklanmaktadır.. Ay’ın uzay araçları tarafından
çekilen fotoğraflarında, fizik yasalarına uymayan esrarengiz yapılar
göze çarpmaktadır. Ay kraterlerinde gözlemlenen bu devasa yapılar
çevrelerindeki gizemli ışıklar ve bulutlarla kendilerini
göstermektedirler. Ay düzlüklerinde milyarlarca yıllık meteor
bombardımanlarına rağmen hala ayakta kalmayı başarmış, şaşırtıcı
yüksekliklerde sivri tepeler bulunmaktadır. Bunların varlığına ilişkin
fotografik kanıtlar NASA’nın internet sayfasında yer almaktadır ki
bunlar sadece konunun halka aksettirilen bölümünü oluşturmaktadır.
Bu
gizlilik, yayımlanan görüntülerin çoğunun neden kötü kalitede olduğu;
Apollo uzay aracının Ay’a iniş fotoğraflarının neden stüdyo kaynaklı
gibi göründüğü; NASA’nın Ay araştırmalarını neden durdurulduğu gibi
soruların cevapsız kalmasına neden olmuştur. Ay, düşünüldüğü gibi ölü
bir gezegen değildir; Apollo astronotlarının Ay’daki araştırmaları,
Ay’ın gerçekte uzaylı varlıkların bir üssü olduğuna yönelik bilgilerin
kamuoyuna sızmasını önlemek için sıkı bir şekilde denetlenmiş ve elde
edilen bilgilerin çoğu hasır altı edilmiştir.
Apollo’dan sonra Ay’a
gönderilen tek araç askeri keşif amaçlı Clementine uydusudur. Peki, ABD
Savunma Bakanlığı neden ölü gezegen olduğuna karar verilen Ay’la tekrar
ilgilenmeye başlamıştır? Clementine tarafından yollanan fotoğraflar
oldukça detaylıdır, fakat ilginçtir ki fotoğraflarda daha önce tespit
edilen devasa büyüklükteki yapılara ilişkin hiçbir iz bulunmamaktadır.
Tüm bunlar bize, uzay araştırmaları konusundaki resmi gizlilik ve
örtbasın hala devam ettiğini düşündürmektedir.
Ay’da Yaşam
“Moongate:
ABD Uzay Programı’nın Gizlenen Bulguları” adlı kitabın yazarı William
L. Brian, Ay’la ilgili bu tür teorilerin babası olarak kabul
edilmektedir. Brian, NASA’nın Ay üzerinde bulunan uzaylı üsleri ile
ilgili gerçekleri gizlediğini gösterebilmek için geometrik ispatlara
dayanan metodolojik bir çalışma yapmıştır. Brian’ın kozmik tezi,
NASA’nın “Ay’ın yerçekimi Dünyanın altıda biridir” açıklamasının doğru
olmadığı yönündeki iddiasına dayanmaktadır. Brian, NASA’nın 1960’larda
Ay’ın yerçekiminin dünyanın yerçekiminin yüzde 64’üne eşit olduğunu
öğrendiğini söylemektedir.
Uzay araştırmaları başlamadan önce bilim
adamları, Dünya ile Ay arasında yer alan ve hem Dünyanın hem de Ay’ın
yerçekimsel gücünün sıfırlandığı nokta olan nötral yerçekimi noktasının,
Ay yüzeyinin yaklaşık 23.900 mil üstünde bulunduğunu tahmin
ediyorlardı. Ayın yerçekiminin Dünyanın 1/6’sı olduğu teorisi de bu
tahminlere dayanarak ortaya atılmıştı. Fakat yapılan araştırmalar nötral
noktanın gerçekte Ay yüzeyinin yaklaşık 43.495 mil üstünde olduğunu
ortaya çıkarmıştır. Gerçek uzaklıklara dayanarak yapılan hesaplar
sonucu, Ay’ın yerçekiminin bilinenin aksine Dünya yerçekiminin yüzde
64’ü olduğu bulunmuştur.
Brian’a göre bu keşfin anlamı çok büyüktü.
Eğer Brian’ın da belirttiği gibi Ay’ın yerçekimi gerçekten de
Dünyanınkine yakınsa, bu sadece Newton’un evrensel yerçekimi teorisini
çürütmekle kalmıyor, geleneksel fizik bilimini de temelden sarsıyordu.
Ay’ın güçlü bir yerçekimine sahip olması, burada aynı zamanda atmosferin
de bulunabileceği anlamına gelmekteydi ki bu da oldukça
heyecanlandırıcı bir gelişmeydi: Havanın olduğu yerde yaşam da
olabilirdi.
Astronotlar, Ay’ın esintileri altında kendi uzaylı
eşlerini bulmuş olabilirlerdi. Brian, Apollo 11 astronotları Neil
Armstrong ve Edwin E. “Buzz” Aldrin’in Ay’a iner inmez Ay kraterlerinin
üzerinde dev UFO’lar gördüklerini ve bu UFO’ların astronotları
izlediklerini söylemektedir. UFO biliminde sık sık sözü edilen bu olay,
eski NASA görevlisi Otto Binder tarafından da onaylanmıştır. Binder,
astronotlarla Kontrol Kulesi arasında geçen bu diyalogun kendi VHF
alıcıları bulunan telsiz istasyonları tarafından da kayda geçirildiğini
bildirmiştir. Armstrong, kayda geçmeyen açıklamalarında ise Ay yüzeyinin
uzaylılarla dolu olduğunu söylemektedir.
Görüldüğü üzere, UFO’lar
NASA’nın insanlı uzay programını yakından izlemektedirler. Pek çok uzay
uçuşunda gözlemlenen, John Glenn’in “ateşböcekleri” adını verdiği parlak
partiküller, NASA tarafından UFO egzozu değil “boya kırıntısı” olarak
tanımlanmıştır. Uzay roketlerini kullananlar da, NASA uzay kapsüllerinin
yanlarında ve arkalarında disk biçiminde cisimler gözlemlediklerini
rapor etmişlerdir. Genelde bu gözlemler, elektrikli ekipmanların
esrarengiz bir biçimde bozulduğu anlarda gerçekleşmektedir. NASA bu
olayları elektronik hatalar olarak tanımlamaktadır.
1950’li yıllar
temasçıları George Adamski ve Howard Menger’in açıklamalarını örnek
gösteren Brian, nükleer silahlarla ilgili gelişmelerden rahatsızlık
duyan uzaylıların dünyanın savaş teknolojisini denetlediklerini
söylemektedir. Brian’a göre, NASA’nın uzay araştırmaları aslında askeri
araştırmaları gizlemekte kullanılan bir paravan olduğundan, NASA’nın
uzay programı UFO’lar tarafından yakından izlenmektedir.
Hem George
Adamski hem de Howard Menger temaslarının birinde uzaylılar tarafından
Ay’daki kubbe biçimli UFO üslerine götürüldüklerini anlatmaktaydılar.
Adamski’nin Ay’la ilgili anlatımları oldukça dikkat çekiciydi:
“Bu en
yakın komşumuz hakkında ne kadar yanlış fikirlere sahip olduğumuzu
gördüğümde hayrete düştüm. Kraterlerin pek çoğu gerçekte, Ay yüzeyinde
geçmişte yaşanan büyük değişiklikler sonucu oluşmuş engebeli dağlarla
çevrili geniş vadilerdi. Doğru, kraterlerin bazıları Ay yüzeyine
meteorların çarpması sonucu oluşmuşlardı, yine de hiçbir kraterin
dibinde baca biçiminde oluşumlar yoktu. Önümüzdeki ekrandan Ay’ın
yüzeyini büyütülmüş olarak izlerken, yerde ve bazı kayalarda derin pas
izleri gördüm; bunlar ancak geniş çapta bir su akışı sonucu oluşmuş
olabilirlerdi. Bu yerlerden bazılarında hala bitki gelişimi olduğu fark
ediliyordu. Yüzeyin bir bölümü ince ve tozlu görünüyordu, diğer yerler
ise taş ve çakıl benzeri daha büyük partiküllerle kaplıydı.”
Bu
açıklamalar yıllar sonra bilim çevreleri tarafından da doğrulanmıştır.
Ay’a insansız uçuşlar başlamadan önce, astronomlar Ay yüzeyinin yapısı
hakkında tartışmaktaydılar. Greenwich Gözlemevi’nden Dr. Thomas Gold,
1955’te yaptığı açıklamada Ay denizlerinin bir toz katmanıyla örtülü
olduğunu belirtmiştir. Apollo 11 astronotlarından Neil Armstrong ise
1969’da Ay’a ayak bastığında yaptığı, “yüzey ince ve tozlu”
açıklamasıyla bu spekülasyonlara son noktayı koymuştur.
Brian,
Adamski ve Menger’in anlatımlarını teorisine bir kanıt olarak
göstermektedir. Ona göre, NASA’nın Ay’da yaşam olmadığı yönünde
açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Ay, gerçekte safran renkli
göklere sahip, ılıman yerlerinde bitki ve hayvanların yaşadığı, içinde
göller, ırmaklar bulunan ve çeşitli büyüklükte uzaylı komünlerine ev
sahipliği yapan bir yerdir.
Brian’ın Ay’la ilgili bir başka teorisine
göre ise, Ay’daki kraterler aslında yaklaşık 30.000 yıl önce yaşanan ve
Ay’ı da içine alan korkunç bir savaşın ve savaşta kullanılan gelişmiş
silahların bıraktığı izlerdir. Bu teoriye göre, Mars ve Jüpiter arasında
eskiden var olan boş gezegen, yüksek teknolojili ışınlarla yok edilmiş
ve geride astroid kuşağını bırakmıştır. Maldek adı verilen bu astroid
kuşağa ait olan Ay, yerçekimi yaratan ışınların yardımıyla Dünya
yörüngesine taşınmıştır.
Bunlar, NASA tarafından gizlenen gezegenler
arası sırlardan sadece bir kaçıdır. NASA, bunlar gibi, UFO’ların
yerçekimine bağlı olmayan itici güçlere sahip olduklarını da halktan
gizlemektedir. Brian’a göre, NASA da kendi Ay araçlarında kullanmak için
bu tür bir güç geliştirmiş olabilir; bu Amerikan Hükümeti’nin UFO’lar
konusundaki suskunluğu açıklamaktadır. NASA aynı zamanda Güneş
sistemimizdeki bir çok gezegende üstün teknolojiye sahip varlıkların
yaşadığını da bilmektedir.
Clementine ve Geçici Ay Olayları
Ay’ın
ölü bir gezegen olduğu yerleşmiş bir bilimsel olgudur. Buna göre,
Ay’daki volkanik olaylar milyarlarca yıl önce sona ermiştir. Ay’ın
atmosferi bulunmamaktadır, dolayısıyla burada yaşam da yoktur. Fakat
yıllar geçtikçe, Ay üzerinde çalışmalar yapan pek çok deneyimli astronom
teleskoplarıyla esrarengiz olaylar gözlemlemişlerdir. Birdenbire
parlayan ışıklar, gazlar, renk değişimleri ve bulutlar bunlardan
bazılarıdır. Hatta bazı astronomlar, Ay üzerindeki arazilerin zaman
içinde değişime uğradığını söylemektedirler. Bunlara geçici Ay olayları
adı verilmektedir. Bu olaylara Ay’ın bazı bölgelerinde daha sık
rastlanmaktadır; Aristarchus bölgesi bunlardan biridir.
Geçici Ay
Olayları tabirinin isim babası astronom Patrick Moore, bu olayları
“Ay’daki depremler sonucu meydana gelen gazlı oluşumlar” olarak
nitelendirmiştir. Apollo 11 ve 12 tarafından Ay yüzeyine bırakılan
aygıtlar ise yüzeyde su buharı bulunduğunu ve bunların “çatlaklardan
gayzer gibi püskürdüğünü” belirlemişlerdir.
Yakın zamanlarda, bu
geçici Ay olayları ile ilgili yeni kanıtlar elde edilmiştir. Astronomy
Dergisi’ne göre, Ay yüzeyinin Clementine uydusu tarafından çekilen
fotoğrafları, amatör astronom Robert Manske’nin rapor ettiği olayı
destekler niteliktedir. Manske, Aristarchus bölgesindeki Cobrahead adlı
çökmüş lav birikintisinde gölge ya da karartı benzeri oluşumlar
gözlemlemiştir. Master öğrencisi Sascha Calkins’in Clementine
fotoğrafları arasında bulduğu Aristarchus bölgesinin Manske’nin
bahsettiği anda çekilmiş fotoğrafı Manske’nin gözlemine güçlü bir kanıt
oluşturmaktadır. Clementine bulguları aynı zamanda Ay yüzeyindeki
kraterlerden birinin yavaşça renk değiştirdiğini de ortaya çıkarmıştır.
Bu bulgular üzerindeki tartışmalar hala devam etmektedir.
Ay
yüzeyinde araştırmalarda bulunan Amerikalı astronotlar, burada geometrik
yapılar bulunduğunu gözlemlemişlerdir. Bunlar doğal oluşumlar
değillerdir ve bu yüzden de dünyadan ya da dünya dışından gelen
varlıklar tarafından inşa edildikleri düşünülmektedir. Fakat ne yazık ki
Ay’a giden 6 Apollo uzay aracının biri bile, belki de bilinçli olarak,
bu yapıların yakınına inmemiştir. Apollo astronotları, Ay’da ayrıca 200
metre çaplarında devasa parlak kubbeler gördüklerini rapor etmişlerdir.
Astronotlar bu kubbelerin saydam gibi göründüklerini ve çevrelerinden
daha farklı bir renkte olduklarını söylemişler ve bunların büyük
ihtimalle plastik bir materyal ya da renkli cam panellerinden
yapıldıklarını sözlerine eklemişlerdir. Astronotlar Ay yörüngesindeyken
devasa bir dikdörtgen şeklinin yanında geometrik bir paterne sahip
birtakım sivri uçlu piramitler de gözlemlemişlerdir.
Ay’daki Uzaylı
Üsleri
Her geçen gün daha çok insan Ay’da bir uzaylı üssü olduğunu
söylemektedir. Anlatılanlara göre bu ay üssü, Ay’ın Dünya’dan görülmeyen
karanlık tarafında bulunmaktadır.
Ay araştırmalarının neden
durdurulduğunu ve Ay’da neden bir üs kurmaya çalışmadığımızı hiç merak
ettiniz mi? Sizce bu uzayda yüzer bir istasyon kurmaktan daha iyi bir
fikir değil mi? Neil Armstrong’a göre, Ay’da uzaylılara ait bir üs
bulunmaktadır, bu yüzden uzaylılar Ay’dan uzak durmamızı istemişlerdir.
Eski Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, Ay üzerinde bulunan
ve istihbaratçıların “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları bir
üsten söz etmektedir. Cooper’a göre, Ay’ın uzak kesimlerinde bulunan bu
uzaylı üssü Ay’a inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve
filme alınmıştır. Ana gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu
bu üste, çok büyük makinalar kullanılarak maden çalışmaları
yapılmaktadır.
1960’larda Pentagon’un Araştırma ve Geliştirme
Departmanı’nda görev yapan Yarbay Philiph Corso, ABD Ordusu’nun ve Hava
Kuvvetleri’nin elinde astronotlar tarafından çekilen ve Ay’da
uzaylıların varlığını açık bir biçimde kanıtlayan en az 122 fotoğrafın
bulunduğunu iddia etmektedir.
ABC’ de Ay’la İlgili Haberler
Amerikan
ABC haber kanalının web sayfasında yayımlanan, 13 Haziran 2000 tarihli
makale Ay’la ilgili gerçeklere biraz olsun ışık tutmaktadır. Makalede
şöyle denilmektedir:
“Yeni elde edilen kanıtlar, Ay’ın bazı
astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını ortaya
çıkarmaktadır. Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik
gözlemlenmektedir. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler
olduğu rapor edilmektedir. Bu iddialar tartışmaya açıktır. Pek çok bilim
adamı ise Ay üzerindeki parlaklıklar ve sis gibi zaman zaman rapor
edilen gözlemleri ciddiye almamaktadır. ”
Aydınlık Yer: 136 km
uzunluğundaki büyük krater Langrenus. Fransız bir astronom Ay yüzeyinin
zaman zaman bir şeyler tarafından aşındırıldığı yolunda sağlam kanıtlar
bulmuştur. Bu gözlem 1992 yılında, Paris Gözlemevi’nde görev yapan
deneyimli Ay gözlemcisi Audouin Dollfus tarafından bir metrelik Meudon
teleskopuyla yapılmıştır. Dollfus araştırma sonuçlarını incelemeyi yeni
bitirmiş ve yayımlanmak üzere sunmuştur.
Solan Işık: Dollfus, 30
Aralıkta büyük Langrenus kraterinin tabanında birtakım parlaklıklar
görmüştür. Bunlar o gün ortaya çıkmışlardır. Profesör Dollfus, bu
ışıkları bir kaç gün izlemiş ve kraterin içinde dans eden ışık kümeleri
görmüştür. Dollfus, teleskoptan her baktığında bu ışıkların şeklinin
değiştiğini fark etmiştir. Ona göre bu ışıklar, bir gazın Ay yüzeyinden
toz kaldırması ve bunun güneş ışığıyla birleşmesi sonucu oluşan bir
görünümdür. Bazı Ay gözlemcileri, değişime uğramadığı sanılan Langrenus
krateri üzerinde bu tür bir sis görülmesini şaşkınlıkla
karşılamışlardır.
Profesör Dollfus, detaylı olarak incelendiğinde
Langnerus’un tabanında bir çok çatlak izine rastlanacağını
söylemektedir. Ona göre söz konusu gaz bu deliklerden çıkmış olabilir.”

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz