GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
En son konular
» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Salı Eyl. 30, 2014 1:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Çarş. Eyl. 03, 2014 8:36 am tarafından Battal Ebrail

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Paz Mart 02, 2014 4:48 am tarafından aydin-28

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Perş. Ara. 19, 2013 4:05 am tarafından 56476364528

» deneme
Paz Kas. 24, 2013 3:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:54 pm tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:46 pm tarafından cansu

» kaya işaretler
C.tesi Eyl. 07, 2013 6:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 8:38 pm tarafından yousef

» mağara için bilgi almak istiyorum
C.tesi Haz. 22, 2013 3:43 pm tarafından kurt ini

En iyi yollayıcılar
CANTAR
 
magaracı
 
asel
 
SİMBAD
 
aydin-28
 
novanda
 
marduktr
 
styla
 
MAMİ
 
hattap
 
Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Cuma Tem. 02, 2010 5:23 am tarihinde online oldu.
Paylaş | 
 

 LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ   Çarş. Tem. 14, 2010 10:12 pm






Marmara Gölü'ün güneyinde, Gediz Ovasının kenarında, yaklaşık 90 kadar
tümülüs içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün,
Kral Alyattese ve Kral Gyges'e ait olduğu sanılmaktadır.
Bu Tümülüslerin
hemen hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur.
Bu sözüme lütfen dikkat ediniz Tümülüslerin hepsinde bir şeyler bulunur ümüdini asla taşımayınız sizlerden daha önce yaşayan ve fırsatını bulabilenler bu tümülüsleri sizden önce açıp boşaltmışlardır.İstinalar olabilir ve istisnalar da kaideleri bozmaz.





Lidyalılar (The Lydians)


Lidyalılar, Almanca Lyd(i)er (pl.), Fransızca Lydiens (pl.),
İngilizce Lydians. Batı Anadolu'da devlet kurmuş eski bir kavim.
Anadolu'da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında
hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları.

Yer olarak kabaca Anadolu'nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos)
Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan
bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında
ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.
Asıl merkezleri, Menderes ve Gediz nehirleri vadileriydi. Ülke
güneyinde Karya, doğusunda Frigya, batısında Eolya, kuzeyinde Temnos
Dağları ile çevrilidir.



Yunan efsanelerine dayanarak, M.Ö. 700'lerde Mermnad veya Şahin Kralları
adı ile kaynaklarda geçen Lidya Sülalesinin adı, Lidas'tan gelmiştir.
İlk kralları Giges'tir. Giges, ülkesinin ticaret ve imarına önem
vererek, merkezleri Efes'ten Mezopotamya'daki Sus şehrine kadar giden
“Kral Yolu”nu yaptırdı. Kimmerlerin M.Ö. 670'te saldırısına karşı
dayanan Giges, daha sonraki taarruzlarda kendini müdafaa edemeyince,
662'de öldürüldü. Yerine oğlu Ardis geçti. Sard hariç, Kimmerler
tarafından tahrip edilen ülkelerini müdafaa edebilmek için,
Asurlulardan yardım istedi. Lidya ülkesi Asurluların ittifakı ile
Kimmerlerin işgalinden kurtuldu. Fakat, kendilerini bir daha
toplayamadılar. Sadiyat, Alyat (M.Ö. 617-560) krallığı devrinde
Kızılırmak'a kadar genişlemişlerse de Medler tarafından
durdurulmuşlardır. Alyat'tan sonra Lidya Kralı olan Krezüs (M.Ö.
560-546) devrinde en parlak ve kötü günlerini yaşayan ülke, kültür ve
sanat ilerlemesine rağmen Medlerin taarruzlarına hedef oldu. M.Ö. 546
tarihinde Kızılırmak boyunda Kurus ile yapılan muharebede ücretli
askerler çekilince Krezüs yenilerek esir edildi (Bkz. Krezüs). Medler
(Persler) tarafından işgal edilen Lidya ülkesi, Romalı ve
Bizanslılardan sonra Türklerin eline geçti.



Anadolu'nun eski ticaretinde büyük rol oynayan Kral Yolu'nu
yaptırmaları, sanat eserleri ve parayı yaygın olarak kullanmalarıyla
tanınan Lidyalıların merkezi Sard'ın kalıntıları, Manisa'nın Salihli
kazası hudutları içinde hala mevcuttur. Güneş ve ay tanrısına tapan
Lidyalılar ölülerini kaya veya toprak içine yaptıkları mezarlara koyup,
üstünü toprakla yükselterek örterlerdi. Kral mezarları yüksekçe olup,
mozak tipindeydi.
Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi "Atyadlar",
ikincisi "Heraklidler", üçüncüsü "Mermnadlar" Hanedanları'dır. İlk iki
hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki
hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri
biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar'ın
kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Önceleri
Hint,Avrupa dil grubundan olduğu şeklinde tanıtılan Lidya dili,bugün
Tarihçi Heredot'un aktardığı gibi, Orta Asya kökenli bir millet olarak,
Ural-Altay dil grubu'ndan bir dil kullandıkları, son verilerle kesinlik
kazanmış ve lidya dil grubu Arkeoloji Tarihinde yerini almıştır...

Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu
dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar
Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya
başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi
Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smirna ve
Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini
söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve
Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve
Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat
Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine
Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş
Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos'lu Thales
ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos
(560-547) dönemidir. Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan
bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler
içine girmiştir.

M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele
geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl
boyunca Pers egemenliğine girmiştir.



Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş
olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın
alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron"
madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması
olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes
döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve
elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos
zamanında ortaya çıkmıştır.

Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile
çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine
Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel
ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu
(Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki
(Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların
koruyucusu-Santas'dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.
Lidya, Anadolu'da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci
yarısında hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları.

Yer olarak kabaca Anadolu'nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos)
Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan
bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında
ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.

Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi "Atyadlar",
ikincisi "Heraklidler", üçüncüsü "Mermnadlar" Hanedanları'dır. İlk iki
hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki
hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri
biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar'ın
kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Önceleri
Hint,Avrupa dil grubundan olduğu şeklinde tanıtılan Lidya dili,bugün
Tarihçi Heredot'un aktardığı gibi, Orta Asya kökenli bir millet olarak,
Ural-Altay dil grubu'ndan bir dil kullandıkları, son verilerle kesinlik
kazanmış ve lidya dil grubu Arkeoloji Tarihinde yerini almıştır...

Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu
dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar
Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya
başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi
Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smirna ve
Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini
söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve
Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve
Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat
Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine
Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş
Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos'lu Thales
ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos
(560-547) dönemidir. Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan
bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler
içine girmiştir.

M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele
geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl
boyunca Pers egemenliğine girmiştir.

Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş
olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın
alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron"
madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması
olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes
döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve
elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos
zamanında ortaya çıkmıştır.

Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile
çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine
Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel
ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu
(Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki
(Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların
koruyucusu-Santas'dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.LİDYA TARİHİ
Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın
nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları
onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile
akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan
Lydialıların Batı Anadolu’da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren
varoldukları kabul edilmektedir
Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi. Bu
madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes’te işletilmeye başlaması
Lydia’lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lydia’nın Anadolu’daki
uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler
basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine
çevirmişlerdir. Lydia tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan
Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine
göçebe bir topluluk olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca
Medler ve Perslerle de çeşitli kez savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs
585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında güneş tutulması meydana gelmiş
ve savaş böylece sona ermiştir. Lydia devletine son veren Pers kralı
Kyros olmuştur.
Lydia soyluları ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı.
Bu tümülüsler Sardes’in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında yer alırlar.
Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs Anadolu’daki
en yüksek yığma mezar örneğidir.
Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de
izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır. Demir Çağında
incelenmesi gerekenler arasında Karia ve Lykia uygarlıklarını
sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan dilleri Hitit öncesi ögeler
taşımaktadır. Karialıların daha önceleri Batı Anadolu’da yerleşmiş
oldukları bilinen Leleglerden, Lykia’lıların ise Luvilerden geldikleri
sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri arasında kayalara
oyulmuş anıtlar yer almaktadır.
Lydia devletinin M.Ö. 546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi
kıyılarına kadar tüm Anadolu’yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği
M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin
yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir
kültür almaya başladı.
LİDYA KRALLARI
Gyges ( M.Ö. 680-652 )
Ardys ( M.Ö. 652-625 )
Sadyattes ( M.Ö. 625-610 )
Alyattes ( M.Ö. 610-575 )
Kroisos ( M.Ö. 575-546 )










Tümülüs Latince bir sözcük olup (çoğulu tümüli), bir mezar ya da
mezarlık içeren, toprak yığılarak oluşturulmuş tepeciklere verilen
addır. Höyük ve kurgan (Orta-Asya’da) da denilen tümülüs yapma
geleneğine sahip ulusların sayısı fazla değildir. Bunlara en çok
Anadolu’da, Trakya’da , Orta Asya’da, Rusya’da ve Meksika’da rastlanır.
Traklar’ın mezarları bu şekildedir. Trakya’nın en görsel anıtları
tümülüslerdir. Trakya’nın tek düze doğal yapısını süsleyen ve ona bir
hareketlilik getiren tümülüslerin tam bir envanteri çıkartılmamıştır.
Genel olarak mezarın üzerine yapılan her türlü yükselti tümülüs olarak
adlandırılsa da, yapıldıkları döneme, tepenin ve mezar odasının
biçimine, niteliğine, ölünün gömülüş şekline göre mezar tepelerinin
değişen geniş bir çeşitlenmesi vardır.

Mezarın yerini bir tepe ile belirleme geleneğinin bilinen ilk
örnekleri Avrasya steplerinde, MÖ 4. bin yılın başlarına aittir; kurgan
olarak da adlandırılan bu mezar tepelerinin altında, ölü basit bir çukur
ya da ahşap bir odaya yerleştirilmiştir. Bu geleneğin, steplerden gelen
etki ile, Trakya’ya ilk olarak MÖ 3. bin yıl içinde girdiği
bilinmektedir. Trakya’nın Tunç çağ mezar tepeleri, daha sonraki
dönemlerin tümülüslerine göre daha basık ve yayvan, çoğu kez de 2-3 m
yüksekliğindeki tepeciklerdir; ancak Bulgaristan’ da ender olarak
yüksekliği 7 metreyi bulanlar da vardır. Tepelerin dolgu­lanm toprak
değil taş oluşturduğundan, bunlan “Taşlıtepe” olarak tanımlamaktayız. Bu
tür mezar tepelerinde ölü, tepenin altındaki bir çukura, ve çoğu kez
uzun olarak yatırılarak gömülmüştür. Tepenin değişik kesimlerinde
münferit mezarlara da rastlanır. Taşlıtepeler tek olabilecekleri gibi,
bazen tümülüs mezarlığı gibi, sayıları 30′u bulan topluluklar da
oluşturabilir.
İlk Demir çağ’ dan itibaren mezar tepeleri daha sivri ve konik bir
biçim almış, dolgularında taş ile birlikte killi toprak da
kullanılmıştır. Demir Çağı’nın ilk kısmına tarihlenen mezar tepelerinde
gene ayrı bir mezar odası yoktur; ölü toprağa açılmış ve ahşap ile
kaplanmış bir odanın içine yatırılmıştır. Orta Demir Çağı’ndan itibaren
mezar odası ya da taş lahidi olan gerçek tümülüsler görülmeye başlar. Bu
tür tümülüsler için genellikle uzaktan görülebilen sırt ve yamaçlar
tercih edilmiştir İkili ya da üçlü tümülüsler yaygın olmakla birlikte,
tümülüs mezarlığı şeklinde sayıları dokuz ile otuzaltı arasında değişen
gruplara da rastlanmaktadır. toplu tümülüs mezarlıklarının, daha eski
bir kutsal alanın üzerinde yer aldığı görülmektedir.
Bintepe’deki Alyattes’in tümülüsü ile Nemrut Dağı’ndaki tümülüs
Anadolu’nun bilinen en büyük tümülüsleri arasında yer alır. Frigyalılara
ait tümülüsler de olmakla birlikte tümülüs yapımı daha çok
Lidyalılar’da önem kazanmıştır. Aynı bölgede 100 Lidya tümülüsüne
rastlanmıştır. Anadolu’nun en büyük tümülüsü olan Alyattes’inkinde 16
tonluk taş bloklar kullanılmıştır. Şamanist Türk ve Moğol boylarında
ayrıca, Dünya Dağı’nı temsilen, “oba” adı verilen, taş yığınlarından
kurgan (yapay tepe) oluşturma geleneği çok yaygındır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ   Perş. Tem. 15, 2010 4:49 am

S.a güzel paylaşımlar için teşekkürler usta
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» > Rp Örnekleri <

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  ::  ::  :: -