GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
  • » DÖNEM SOYGUNUNA UĞRAMIŞ AÇILMIŞ MEZAR ÖRNEKLERİ
  • » PERS MEZAR ANITI
  • » KARIŞIK İŞARETLER
  • » SÜLEYMAN MÜHRÜ
  • » amisos antik kentinde bulunan mezarlar
  • » Günlük Türü Hakkında Herşey
  • » KAYA MEZARLARI (Kral Mezarları)
  • » MEZAR STELİ NEDİR
  • » Mezar Hediyeleri:Antik çağda mezarlara konan değişik boyutta malzemeler
  • En son konular
    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    C.tesi Mart 01, 2014 8:48 pm tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 pm tarafından 56476364528

    » deneme
    Paz Kas. 24, 2013 7:54 am tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:54 pm tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:46 pm tarafından cansu

    » kaya işaretler
    Cuma Eyl. 06, 2013 11:30 pm tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 1:38 pm tarafından yousef

    » mağara için bilgi almak istiyorum
    C.tesi Haz. 22, 2013 8:43 am tarafından kurt ini

    » Lorenz Dedektör Ürünleri
    Perş. Haz. 13, 2013 2:18 pm tarafından fremd

    » cülüklü tavuk civcivli tavuk
    C.tesi Mayıs 25, 2013 12:44 am tarafından byfaruk

    En iyi yollayıcılar
    CANTAR
     
    magaracı
     
    asel
     
    SİMBAD
     
    aydin-28
     
    novanda
     
    marduktr
     
    styla
     
    MAMİ
     
    hattap
     
    Kimler hatta?
    Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Perş. Tem. 01, 2010 10:23 pm tarihinde online oldu.
    Share | 
     

     LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ   Çarş. Tem. 14, 2010 3:12 pm






    Marmara Gölü'ün güneyinde, Gediz Ovasının kenarında, yaklaşık 90 kadar
    tümülüs içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün,
    Kral Alyattese ve Kral Gyges'e ait olduğu sanılmaktadır.
    Bu Tümülüslerin
    hemen hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur.
    Bu sözüme lütfen dikkat ediniz Tümülüslerin hepsinde bir şeyler bulunur ümüdini asla taşımayınız sizlerden daha önce yaşayan ve fırsatını bulabilenler bu tümülüsleri sizden önce açıp boşaltmışlardır.İstinalar olabilir ve istisnalar da kaideleri bozmaz.





    Lidyalılar (The Lydians)


    Lidyalılar, Almanca Lyd(i)er (pl.), Fransızca Lydiens (pl.),
    İngilizce Lydians. Batı Anadolu'da devlet kurmuş eski bir kavim.
    Anadolu'da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında
    hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları.

    Yer olarak kabaca Anadolu'nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos)
    Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan
    bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında
    ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.
    Asıl merkezleri, Menderes ve Gediz nehirleri vadileriydi. Ülke
    güneyinde Karya, doğusunda Frigya, batısında Eolya, kuzeyinde Temnos
    Dağları ile çevrilidir.



    Yunan efsanelerine dayanarak, M.Ö. 700'lerde Mermnad veya Şahin Kralları
    adı ile kaynaklarda geçen Lidya Sülalesinin adı, Lidas'tan gelmiştir.
    İlk kralları Giges'tir. Giges, ülkesinin ticaret ve imarına önem
    vererek, merkezleri Efes'ten Mezopotamya'daki Sus şehrine kadar giden
    “Kral Yolu”nu yaptırdı. Kimmerlerin M.Ö. 670'te saldırısına karşı
    dayanan Giges, daha sonraki taarruzlarda kendini müdafaa edemeyince,
    662'de öldürüldü. Yerine oğlu Ardis geçti. Sard hariç, Kimmerler
    tarafından tahrip edilen ülkelerini müdafaa edebilmek için,
    Asurlulardan yardım istedi. Lidya ülkesi Asurluların ittifakı ile
    Kimmerlerin işgalinden kurtuldu. Fakat, kendilerini bir daha
    toplayamadılar. Sadiyat, Alyat (M.Ö. 617-560) krallığı devrinde
    Kızılırmak'a kadar genişlemişlerse de Medler tarafından
    durdurulmuşlardır. Alyat'tan sonra Lidya Kralı olan Krezüs (M.Ö.
    560-546) devrinde en parlak ve kötü günlerini yaşayan ülke, kültür ve
    sanat ilerlemesine rağmen Medlerin taarruzlarına hedef oldu. M.Ö. 546
    tarihinde Kızılırmak boyunda Kurus ile yapılan muharebede ücretli
    askerler çekilince Krezüs yenilerek esir edildi (Bkz. Krezüs). Medler
    (Persler) tarafından işgal edilen Lidya ülkesi, Romalı ve
    Bizanslılardan sonra Türklerin eline geçti.



    Anadolu'nun eski ticaretinde büyük rol oynayan Kral Yolu'nu
    yaptırmaları, sanat eserleri ve parayı yaygın olarak kullanmalarıyla
    tanınan Lidyalıların merkezi Sard'ın kalıntıları, Manisa'nın Salihli
    kazası hudutları içinde hala mevcuttur. Güneş ve ay tanrısına tapan
    Lidyalılar ölülerini kaya veya toprak içine yaptıkları mezarlara koyup,
    üstünü toprakla yükselterek örterlerdi. Kral mezarları yüksekçe olup,
    mozak tipindeydi.
    Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi "Atyadlar",
    ikincisi "Heraklidler", üçüncüsü "Mermnadlar" Hanedanları'dır. İlk iki
    hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki
    hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri
    biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar'ın
    kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Önceleri
    Hint,Avrupa dil grubundan olduğu şeklinde tanıtılan Lidya dili,bugün
    Tarihçi Heredot'un aktardığı gibi, Orta Asya kökenli bir millet olarak,
    Ural-Altay dil grubu'ndan bir dil kullandıkları, son verilerle kesinlik
    kazanmış ve lidya dil grubu Arkeoloji Tarihinde yerini almıştır...

    Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu
    dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar
    Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya
    başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi
    Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smirna ve
    Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini
    söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve
    Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve
    Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat
    Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine
    Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş
    Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos'lu Thales
    ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

    Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos
    (560-547) dönemidir. Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan
    bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler
    içine girmiştir.

    M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele
    geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl
    boyunca Pers egemenliğine girmiştir.



    Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş
    olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın
    alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron"
    madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması
    olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes
    döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve
    elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos
    zamanında ortaya çıkmıştır.

    Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile
    çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine
    Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel
    ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu
    (Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki
    (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların
    koruyucusu-Santas'dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.
    Lidya, Anadolu'da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci
    yarısında hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları.

    Yer olarak kabaca Anadolu'nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos)
    Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan
    bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında
    ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.

    Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi "Atyadlar",
    ikincisi "Heraklidler", üçüncüsü "Mermnadlar" Hanedanları'dır. İlk iki
    hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki
    hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri
    biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar'ın
    kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Önceleri
    Hint,Avrupa dil grubundan olduğu şeklinde tanıtılan Lidya dili,bugün
    Tarihçi Heredot'un aktardığı gibi, Orta Asya kökenli bir millet olarak,
    Ural-Altay dil grubu'ndan bir dil kullandıkları, son verilerle kesinlik
    kazanmış ve lidya dil grubu Arkeoloji Tarihinde yerini almıştır...

    Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu
    dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar
    Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya
    başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi
    Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smirna ve
    Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini
    söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve
    Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve
    Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat
    Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine
    Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş
    Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos'lu Thales
    ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

    Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos
    (560-547) dönemidir. Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan
    bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler
    içine girmiştir.

    M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele
    geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl
    boyunca Pers egemenliğine girmiştir.

    Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş
    olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın
    alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron"
    madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması
    olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes
    döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve
    elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos
    zamanında ortaya çıkmıştır.

    Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile
    çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine
    Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel
    ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu
    (Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki
    (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların
    koruyucusu-Santas'dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.LİDYA TARİHİ
    Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın
    nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları
    onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile
    akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan
    Lydialıların Batı Anadolu’da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren
    varoldukları kabul edilmektedir
    Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi. Bu
    madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes’te işletilmeye başlaması
    Lydia’lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lydia’nın Anadolu’daki
    uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler
    basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine
    çevirmişlerdir. Lydia tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan
    Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine
    göçebe bir topluluk olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca
    Medler ve Perslerle de çeşitli kez savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs
    585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında güneş tutulması meydana gelmiş
    ve savaş böylece sona ermiştir. Lydia devletine son veren Pers kralı
    Kyros olmuştur.
    Lydia soyluları ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı.
    Bu tümülüsler Sardes’in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında yer alırlar.
    Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs Anadolu’daki
    en yüksek yığma mezar örneğidir.
    Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de
    izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır. Demir Çağında
    incelenmesi gerekenler arasında Karia ve Lykia uygarlıklarını
    sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan dilleri Hitit öncesi ögeler
    taşımaktadır. Karialıların daha önceleri Batı Anadolu’da yerleşmiş
    oldukları bilinen Leleglerden, Lykia’lıların ise Luvilerden geldikleri
    sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri arasında kayalara
    oyulmuş anıtlar yer almaktadır.
    Lydia devletinin M.Ö. 546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi
    kıyılarına kadar tüm Anadolu’yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği
    M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin
    yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir
    kültür almaya başladı.
    LİDYA KRALLARI
    Gyges ( M.Ö. 680-652 )
    Ardys ( M.Ö. 652-625 )
    Sadyattes ( M.Ö. 625-610 )
    Alyattes ( M.Ö. 610-575 )
    Kroisos ( M.Ö. 575-546 )










    Tümülüs Latince bir sözcük olup (çoğulu tümüli), bir mezar ya da
    mezarlık içeren, toprak yığılarak oluşturulmuş tepeciklere verilen
    addır. Höyük ve kurgan (Orta-Asya’da) da denilen tümülüs yapma
    geleneğine sahip ulusların sayısı fazla değildir. Bunlara en çok
    Anadolu’da, Trakya’da , Orta Asya’da, Rusya’da ve Meksika’da rastlanır.
    Traklar’ın mezarları bu şekildedir. Trakya’nın en görsel anıtları
    tümülüslerdir. Trakya’nın tek düze doğal yapısını süsleyen ve ona bir
    hareketlilik getiren tümülüslerin tam bir envanteri çıkartılmamıştır.
    Genel olarak mezarın üzerine yapılan her türlü yükselti tümülüs olarak
    adlandırılsa da, yapıldıkları döneme, tepenin ve mezar odasının
    biçimine, niteliğine, ölünün gömülüş şekline göre mezar tepelerinin
    değişen geniş bir çeşitlenmesi vardır.

    Mezarın yerini bir tepe ile belirleme geleneğinin bilinen ilk
    örnekleri Avrasya steplerinde, MÖ 4. bin yılın başlarına aittir; kurgan
    olarak da adlandırılan bu mezar tepelerinin altında, ölü basit bir çukur
    ya da ahşap bir odaya yerleştirilmiştir. Bu geleneğin, steplerden gelen
    etki ile, Trakya’ya ilk olarak MÖ 3. bin yıl içinde girdiği
    bilinmektedir. Trakya’nın Tunç çağ mezar tepeleri, daha sonraki
    dönemlerin tümülüslerine göre daha basık ve yayvan, çoğu kez de 2-3 m
    yüksekliğindeki tepeciklerdir; ancak Bulgaristan’ da ender olarak
    yüksekliği 7 metreyi bulanlar da vardır. Tepelerin dolgu­lanm toprak
    değil taş oluşturduğundan, bunlan “Taşlıtepe” olarak tanımlamaktayız. Bu
    tür mezar tepelerinde ölü, tepenin altındaki bir çukura, ve çoğu kez
    uzun olarak yatırılarak gömülmüştür. Tepenin değişik kesimlerinde
    münferit mezarlara da rastlanır. Taşlıtepeler tek olabilecekleri gibi,
    bazen tümülüs mezarlığı gibi, sayıları 30′u bulan topluluklar da
    oluşturabilir.
    İlk Demir çağ’ dan itibaren mezar tepeleri daha sivri ve konik bir
    biçim almış, dolgularında taş ile birlikte killi toprak da
    kullanılmıştır. Demir Çağı’nın ilk kısmına tarihlenen mezar tepelerinde
    gene ayrı bir mezar odası yoktur; ölü toprağa açılmış ve ahşap ile
    kaplanmış bir odanın içine yatırılmıştır. Orta Demir Çağı’ndan itibaren
    mezar odası ya da taş lahidi olan gerçek tümülüsler görülmeye başlar. Bu
    tür tümülüsler için genellikle uzaktan görülebilen sırt ve yamaçlar
    tercih edilmiştir İkili ya da üçlü tümülüsler yaygın olmakla birlikte,
    tümülüs mezarlığı şeklinde sayıları dokuz ile otuzaltı arasında değişen
    gruplara da rastlanmaktadır. toplu tümülüs mezarlıklarının, daha eski
    bir kutsal alanın üzerinde yer aldığı görülmektedir.
    Bintepe’deki Alyattes’in tümülüsü ile Nemrut Dağı’ndaki tümülüs
    Anadolu’nun bilinen en büyük tümülüsleri arasında yer alır. Frigyalılara
    ait tümülüsler de olmakla birlikte tümülüs yapımı daha çok
    Lidyalılar’da önem kazanmıştır. Aynı bölgede 100 Lidya tümülüsüne
    rastlanmıştır. Anadolu’nun en büyük tümülüsü olan Alyattes’inkinde 16
    tonluk taş bloklar kullanılmıştır. Şamanist Türk ve Moğol boylarında
    ayrıca, Dünya Dağı’nı temsilen, “oba” adı verilen, taş yığınlarından
    kurgan (yapay tepe) oluşturma geleneği çok yaygındır.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    Misafir
    Misafir



    MesajKonu: Geri: LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ   Çarş. Tem. 14, 2010 9:49 pm

    S.a güzel paylaşımlar için teşekkürler usta
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     

    LİDYA MEZAR ÖRNEKLERİ

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

     Similar topics

    -
    » DARK LORD ~ Tamamlanmış STAT örnekleri
    » Kişileştime ve Benzetme ile İlgili Örnekler
    » Mezar Kazi Tekniği
    » DEFİNE İŞARETLERİ VE ÇÖZÜMLERİ
    » tumulüs mezarları yapanlar

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ :: D E F İ N E C İ L İ K :: GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖLÜM İNANIŞLARI ÖLÜ GÖMME VE MEZAR ÇEŞİTLERİ :: GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖLÜM İNANIŞLARI ÖLÜ GÖMME VE MEZAR ÇEŞİTLERİ :: ANIT MEZARLAR-