GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Herkesi güler yüzle karşılamalı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Herkesi güler yüzle karşılamalı Bir Cuma Tem. 09, 2010 7:50 pm

magaracı




Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kimsenin malına, ırzına göz dikmemek, dinimizin emridir. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki:
“Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılamalı, hiç kimse ile münâkaşa etmemelidir. Herkesin özrünü kabûl etmeli, kabâhatlerini affetmeli, zararlarına karşılık yapmamalıdır. Abdullah Belyânî hazretleri;
‘Dervîşlik, yalnız namâz, oruç ve geceleri ibâdet yapmak değildir. Bunlar, herkesin yapacağı kulluk vazîfeleridir. Dervîşlik, kalb kırmamaktır. Bunu yapabilen, Allahü teâlânın rızâsına kavuşur, evliyâ olur” buyurmuştur. Muhammed Sâlim hazretlerine;
-Bir kimsenin evliyâ olduğu nasıl anlaşılır? dediklerinde;
-Tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği, münâkaşa etmemesi, özürleri kabûl etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır buyurmuştur.


“HER İŞİNİ ALLAHA HAVALE ET!”
Her işi, Allahü teâlâya havâle etmeli yani sebeplere yapışmalı, fakat sebeplerin te’sîr etmesini, Allahtan beklemelidir. Hiçbir farzı kaçırmamalı ve geciktirmemelidir. Hadîs-i şerîfte;
(İnsan, ihtiyâçlarını, Allaha havâle ederse, ihtiyâçlarını meydana getirecek sebepleri ihsân eder) buyuruldu. Yani herkesin o kimseye merhamet ve hizmet etmesini temîn eder. Yahyâ bin Mu’âz Râzî hazretleri;
‘Herkes seni, Allahını sevdiğin kadar sever. Allahtan korktuğun kadar, senden korkarlar. Allaha itâat ettiğin kadar, sana itâat ederler. Allahü teâlâya hizmet ettiğin kadar, sana hizmet ederler. Onun için Allahü teâlâdan başka, kimseye güvenme!’ buyurmuştur.
Evlât ve âile ile dâimâ tatlı sözlü, güler yüzlü olmalıdır. Onlarla da zarûret kadar, haklarını ödeyecek kadar görüşmelidir. Onların arasında bulunmak da, Allahü teâlâyı unutacak kadar uzun olmamalıdır. Kavuştuğun hâlleri herkese söyleme! Makam ve servet sâhipleri ile çok görüşme! Her hâlinde, sünnete uymaya ve bid’atten sakınmaya çalış!
Sıkıntılı zamânlarında, Allahtan ümmîdini kesme, hiç üzülme! İnşirâh sûresinin 5. âyetinde, meâlen;
(Her sıkıntıdan sonra, ferahlık, kolaylık vardır) buyuruldu.
Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın! Varlık ve yokluk zamânları, hâlini değiştirmesin. Hattâ, yokluk zamânında neşen, varlıkta da sıkıntın artsın! Ebû Saîd-i Arâbî hazretlerine;
-Dervîş nasıl olur? diye sorulunca;
-Fakîrlik zamânında sâkin olurlar. Servet zamânında, muzdarib, sıkıntılı olurlar ve rahatlık zamânında sıkıntı ararlar. Hâdiselerin değişmesi, ahlâklarını değiştirmez. Başkalarının ayıplarına bakmazlar. Dâimâ, kendi ayıplarını, kusûrlarını görürler. Kendilerini hiçbir Müslümândan üstün bilmezler. Hepsini kendinden üstün görürler buyurmuştur.
Kendini, üzerinde hakkı olanların esîri bilmelidir. Hadîs-i şerîfte;
(Üç şeyi yapan, tam mü’mindir: Ehline, zevcesine hizmet eden, fakîrler ile oturup kalkan ve hizmetçisi ile birlikte yiyen, tâm mü’mindir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, mü’minin alâmetlerini böyle bildirdi) buyuruldu.
İslâm âlimlerinin, evliyânın hâllerini her vakit okumalı ve garîpleri, fakîrleri ziyâret etmelidir. Hiç kimseyi gıybet etmemeli, çekiştirmemeli, gıybet yapana mâni olmalıdır. Fakîrlere, dine hizmet edenlere, mal ile yardım etmeli, hayır, hasenât yapmalıdır.
Günâh işlemekten sakınmalıdır. Muhammed bin Alyâna hazretlerine;
-Allahü teâlânın, bir kulundan râzı olduğunun alâmeti nedir? diye sorulunca;
-İbâdet yapmaktan lezzet alması ve günâhlardan sakınmasıdır cevabını vermiştir. Hadîs-i şerîfte;
(Günâhtan nefret eden ve ibâdetten lezzet alan, hakîkî mü’mindir) buyurulmuştur...”


“DOSTLARA DOĞRU SÖYLEMELİ...”
Netice olarak, iyi, kötü, herkese, güler yüz göstermeli, fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalıdır. Hâfız-ı Şîrâzî hazretlerinin;
“Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idâre etmelidir” sözüne uymalıdır. Af dileyenleri affetmelidir, herkese karşı iyi huylu olmalıdır. Kimsenin sözüne karşı gelmemeli, münâkaşa etmemelidir. Herkese yumuşak söylemeli, sert söylememelidir...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz