GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 12 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 12 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Evliyâlık, Allah’a yakın olmaktır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Evliyâlık, Allah’a yakın olmaktır Bir Cuma Tem. 09, 2010 4:58 pm

magaracı




Evliyâlık, Allahü teâlâya yakın olmak demektir. İnsanların Allahü teâlâya yakın olması, iki türlüdür: Birinci yakınlık, Allahü teâlânın her insana yakın olmasıdır. Kaf sûresinin 16. âyetinde meâlen;
(Biz ona, boynundaki şahdamarından dahâ yakınız!) ve Hadîd sûresinin 4. âyetinde meâlen;
(Her nerede olursanız olunuz, Allahü teâlâ sizinle berâberdir) buyuruldu.
İkinci yakınlık, Allahü teâlânın, insanların yalnız üstün olanlarına ve meleklere olan yakınlığıdır. Alak sûresinin son âyetinde meâlen;
(Secde et ve Allahü teâlâya yaklaş!) buyuruldu. Hadîs-i şerifte de;
(Allahü teâlâ, kulum farzları yapmakla bana yaklaştığı gibi başka şeyle yaklaşamaz. Kulum nâfile ibâdetleri yapınca, onu çok severim. Öyle olur ki, benimle işitir. Benimle görür. Benimle her şeyi tutar. Benimle yürür. Benden her ne isterse veririm. Bana sığınınca, onu korurum buyurdu) buyurulmaktadır.

ÖNCE DÜZGÜN İ’TİKÂD...
Bu âyet-i kerîme ve hadîs-i şerifte bildirilmiş olan yakınlık, yalnız seçilmiş üstün kimselerde hâsıl olur. Bu yakınlığa Vilâyet yani evliyâlık denir. Bu yakınlığa kavuşmak için, önce Ehl-i sünnet i’tikâdına uygun îmân lâzımdır. İmrân sûresinin 68. âyetinde meâlen;
(Allahü teâlâ, îmân edenleri sever) buyuruldu.
Allahü teâlâ, mü’minler arasında seçilmiş olanları dahâ çok sever. Her mü’mini sevmesine Vilâyet-i âmme denir. Seçilmiş mü’minleri çok sevmesine, Vilâyet-i hâssa denir. Bu sevginin de dereceleri vardır. Hadîkada buyuruluyor ki:
“Allahü teâlâyı sevmek ikiye ayrılır. Farz olan sevmek, farz olmayan sevmek. Farz olan sevmekle, emirleri yapılır, yasaklarından sakınılır, kazâ ve kaderine râzı olunur. Harâm işlemek ve farzları yapmamak, bu sevginin gevşek olduğunu gösterir. Farz olmayan sevgi, nâfileleri yaptırır, şüphelilerden sakınmaya sebep olur.”
Allahü teâlâ, insan aklı ile anlaşılamıyacağı gibi, Onun sıfatları da insanın aklı ile anlaşılamaz. Bunun için, Allahü teâlânın insanlara olan her iki yakınlığı, insan aklı ile anlaşılamayan, bilinemeyen bir yakınlıktır. İki zamânın ve iki cismin birbirlerine yakın olmaları gibi değildir. Allahü teâlânın kullarına yakın olması, akıl ile düşünülen ve his organları ile anlaşılan yakınlıklar gibi değildir.
Allahü teâlânın, kullarına olan bu iki yakınlığı, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile bildirilmiş olduğundan, her ikisine de inanmamız vâcibdir. Allahü teâlânın bizleri gördüğüne inanmamız lâzım olduğu gibi, bize olan bu iki yakınlığına da inanmamız lâzımdır. Allahü teâlânın görmesi, fizik kanûnları ile îzâh edilen görmek olmadığı gibi, Onun bu iki çeşit yakınlığı da ölçü ile bildirilen yakınlık değildir.
Evliyâlık, Allahü teâlâya doğru bir şekilde îmân etmek, Onun emir ve yasaklarına uymak, kalbi bütün kötülüklerden temizlemek kısaca İslâmiyyete uymaktır. İslâmiyyet, oyun, komedi, maskaralık, sihirbazlık, hokkabazlık dîni değildir. İslâmiyyet, inanması, yapması, sakınması lâzım olan şeyleri, güzel ve çirkin huyları öğrenmek, emirlere uymak, herkese iyilik yapmak dînidir. Ahmed ibni Kemâl Paşa hazretlerinin El-münîre kitâbında buyuruluyor ki:

HAK İLE BATILIN FARKI!..
“Müslümâna ilk vâcib olan şey, İslâmiyyete uymaktır. İslâmiyyet, Allahü teâlânın ve Resûlünün emir ve yasak ettiği şeyler demektir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Bir kimsenin havada uçtuğunu ve deniz üzerinde yürüdüğünü yâhut ağzına ateş koyup yuttuğunu görseniz, fakat İslâmiyyete uymayan bir iş yapsa, kerâmet sâhibiyim derse de, onu büyücü, yalancı, sapık ve insanları doğru yoldan saptırıcı biliniz!)
Bu hadîs-i şerîf, hak yolda olan tasavvufcu ile, bâtıl yolda olan tarîkatçıları, birbirlerinden kesin olarak ayırmaktadır.”
Netice olarak, İslâmiyyete yapışmak, bir ağaç dikmek gibidir. Evliyâda hâsıl olan ilimler, hâller, bu ağacın meyveleri gibidir. Ağaç dikmekten maksat, meyve elde etmek içindir ve meyve için de, ağaç dikmek şarttır. Îmân olmazsa ve İslâmiyyetin emirleri yapılmazsa, tasavvuf ve evliyâlık hâsıl olamaz...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz