GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

DEFİNECİNİN İLK OKUYACAĞI KONU

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 DEFİNECİNİN İLK OKUYACAĞI KONU Bir Ptsi Haz. 28, 2010 4:14 am

asel




İBN HALDUN'DAN DEFİNECİ PROFİLİ

İbn Haldun


1332-1406
(Hicrî 732 / 808) yılları arasında yaşamış bir İslam bilginidir.
Aslen Tunusludur, hicri 784 yılında Kahire'ye
yerleşir.Türkçede bilinen en ünlü eseri
Mukaddime'dir, bu eserinin bir bölümünden defineciliği
anlatmaktadır

Günümüz defineciliği ile
karşılaştırın o günden bu günümüze kadar ne kadar
ileri gitmiş hep birlikte görelim,

İbn Haldun 1400'lü yıllarından definecinin portresini şöyle açıklamaktadır;

Şehirlerde
oturan, akılları zayıf olan kimseler yerde gömülü olan
defineleri aramaya düşkündürler. Define arama işini
sadece kazanç temin etmek için yapmaktadırlar. Bunlar
eski kavimlerin bütün servetlerinin yeraltında
gömülü olup bütün bu servetlerin tılsımlı ve
sihirli mühürlerle mühürlenmiş olduğuna ancak bu
tılsımların ilmine vakıf olanların, tılsımların
çözülmesine hizmet eden buhur ve kurbanlar
getirenlerin,tılsımları çözen dualar ve bu duaları
bilenlerin tılsımı yada sihirli mühürleri
çözeceklerine inanırlardı. (1400' lü yıllarda tılsım anlayışı ile 2010 yılındaki modern tılsım anlayışı hep aynı değişmemiş)

Afrika
şehirleri, İslamiyet'te önce yaşamış Frankların ve diğer Afrika'da
hüküm sürmüş kavimlere ait define gibi hazineleri
tılsım yada sihirli mühürlerle
gömüldüğünü, mutlaka tılsım ve sihirli
mühürlerin çözecek olanların bu defineleri yer
altında çıkarabileceklerine inanırlardı.

Doğu ahalisi
de Kipti ve yunan kavimlerinin ve Romalıların tılsımlayarak
servetlerini yerin altına sakladıklarına inanırlardı, buna dair ağızdan
ağza hurafe şeklinde hikaye ve aslı olmayan sözler
nakledilir.Tılsım ilmini bilmeyenlerin definelerin bulunduğu yerde kazı
yaptıkları zaman bir şey bulamadıkları veyahut haşerelerle dolu bir
halde buldukları veyahut mücevherlere rast geldikleri halde
tılsımları çözme ilmini bilmedikleri için
bekçilerin yalın kılıçları ile defineyi muhafaza
ettiklerini gördükleri gibi korku dolu hallerle
karşılaştıklarını anlatırlar. ( Günümüz defineci haline benzemiyor mu? )
Batı
Afrikada tabi yollarla kazanç elde etmeye çalışan aciz
bazı Berber taifesi de servet ve derece sahiplerine Arap yazısından
başka bir yazı ile yazılan ve etrafı haşiyelerle çevrilmiş olan
veyahut yabancı dillerden çevrildiği idda edilen yazılar
olduğunu, bu tür yazıların tılsımları çözen,sırları ve
definenin yerini bildiren ve bu yazıların defineyi gömen kavimlere
ait olduğunu söylerlerdi, berberler bu yolla kazanç temin
ederlerdi. (
Günümüzdeki şeytan üçgenine benzemiyor mu?
defineyi insanların cebinden arayan tek millet 21. asra ait değilmiş
14. asırdan da bu uyanıklar varmış, 21.asrın Berber taifesi değiller
mi?)
Akılları kıt olanlardan bazıları, işçi
kuvveleri toplayarak,rakiplerden ve hükümet memurlarının
gözlerine ilişmeden sakınarak gecelerin karanlığı altında kazılara
başlar,kazılar esnasında bir şeyler bulamadıklarından,bunun sebebini
definelerin tılsımlı ve sihirli mühürleri kırmak için
bilgi sahibi olmadıklarına yorumlarlardı. umut ve tamahların arkasını
büsbütün kesmemek için kendi kendilerini
aldatırlar.Bunları bu yola sevk eden sebeplerin başında tabii
kazanç vasıtaları olan ticaret,çiftçilik sanat
yoluyla geçinmekten aciz olmalarıdır. ( Bu Tarif bizlere benzemiyor mu?)
Mısır
ahalisinde bazıları, şehirlerine gelen yabancıları
gördüklerinde, defineye düşkün oldukları
için bu yabancılar dan yardım isterlerdi, Defineciler
büyük servetlerin Nil nehri altında olduğuna
inanırlar,düzmece defter ve uydurma yazılarını ve yalanlarını
örtmek için Nilin akıntılı suyunun defineleri bulmaya engel
olduğunu,Nil nehrinin yatağını değiştirmeyi planlarlardı,Sihiri İlminin
mısırda atalarından gelmesi, sihirli eserler bulunan toprakları
gözlerinin önünde bulunması definecilerin tılsımlı
defineler aramalarına sebep olmaktadır. Fravun ve sihirbazların kıssası
eski Mısırlıların sihir ilmindeki uzmanlıklarına tanıklık etmektedir.
Sihirin güzü ile Nil nehrinin sularını yer altına
geçirmesinde kadar kalkışmışlardır. bunların define araştırmak hususunda acayip
hileleri ve terimleri vardır. Bunlar yalancılıkla o dereceye varırları
ki , define bulunması zan ve tahmin edilen meşhur yerler ve binaların
yanına gelerek bir müddet orda kalırlar, çukurlar kazarak
yalan işaretler koyarlar. Bundan sonra akılları kıt olan kimselere,
uydurdukları bu işaretleri gösteririler ve kazmaya tevsik ederler
, o binada sayısız define ve değerli eşyaların olduğunu
söylerler.tılsımları çözmek için lüzumlu
olduğunu söyleyerek, ve gerekli olan kök ve buhurları almak
için para isterler. Kazılacak o yerlerde yalancıların koydukları
işaretler görülünce sevinirler. Hissetmeyecekleri bir
halde aldatılmış olduklarını hissedemezler. Define bulacaklarını idda
edenlerin kendi aralarında kullanmakta oldukları terimler vardır.
Bunlar uyduruk terimlerdir, buhurlar ile buhurlamak ve kurban olarak
hayvan boğazlamak gibi çeşitli hileleri konuşurken kullanırlar
ve paralarından faydalanarak kimselerden bu hileleri gizlemek
istemezler. Gerçekte is bu husus bilgiler verilmemmiş ve rivayet
yoluyla da haberler nakledilmemiştir. Hepsi bu uydurma şeylerdir.

Bil
ki, definler bulunuyorsa da , nadir bir tesadüftür. Bilgi
kast ile bulunulmaz. Hem ve servetlerini gömmek bir ihtiyaç
bir zaruret olmamıştır ki. İnsanlar mallarına toprağa gömerek
tılsımlamış olsunlar . bu eski çağlarda bir mecburiyet olmadığı
gibi bir ihtiyaçta değildir. Hadiste alınan ve İslam
hukukçuların tarafından “ beşte bir “ devlet
hazinesine ait olduğu belirtilen define ve hazinlerden maksat, cahiliye
çağında gömülmüş olan servetler olup , yukarıda
anlattığım gibi bilgi ve maksat ile değil , tamamen tesadüf ile
bulunmuştur. Üstelik servetini toprak altına gömen insanlar
sihirleyerek ve tılsımlayarak ve daha sonra gelen nesillerine
aktarırlar. Levha ve sayfalar kolaylık gösterme amacıyla
bırakılabilir. Bunun define ve hazine saklama amacına aykırı olduğu
bellidir. İnsanların define bırakmak amaçları tabi ki vardır.
Bunu gömen insanlar evlatlarının torunlarının veya diğerlerinin
faydalanmak amacıyla bırakmıştır. İstinasız olarak mal ve servetini
gömerek yer altında gizleyerek , kaybolup gitmesini veya başka bir
kavmin faydalanmasını istemiş olabilir. Bu aklı başında bir adamın işi
değildir.

Geçmişte bizden önce yaşamış olan kavimlerin (ibn Haldun dönemi)
mal ve servetleri ve bu servetlerin çokluğu ve bolluğu hakkında
söylenen sözlere gelince, bil ki , altın , gümüş ,
mücevher , meta ve eşya, demir , kurşun , bakır ve diğer mülk
ve madenler insanların topluluk halinde çalışması sonucunda elde
edilen maden , mal ve mülklerden ibarettir. Bunlar toplumların
gelişmesini artıran , sosyal hayatın durgunluğu nispetinde eskiyen
nesilleridir. Bu servetlerden insanların ellerinde bulundurma
maksatları sosyal hayatın talep eden ve icaplarına göre bir yerden
başka bir yere , bir devletten başka bir devlete intikal eder. Mesela
mal ve servet Afrika da eskilmiş ise Kuzey kavimlerde
çoğalmıştır . Altın , gümüş , kurşun , bakır ve
kalayın hali de böyledir. Bunların her biri az bir müddet
içinde yok olup gidebilir.

Mısırda define aramanın
çok olma sebebi şudur : binlerce yada daha çok yıllar
önce Mısırda Kıbti’ler yaşamıştır. Onlar eski kavimlerin bir
adeti olmak üzere, ölülerin sahip oldukları altın ,
gümüş , mücevher ve incileriyle birlikte
gömerlerdi. Kıbtler devleti yıkılarak Fars’lar Mısır’ı
ele geçirdikten sonra Kıbti’lerin kabirlerini
açarak yer altında çok mal ve servet çıkardılar.
Farslardan sonra yunanlarda aynı şekilde hareket ettiler.
Hükümdarlarının Mezarı olan ehramlarda ve başkalarınındı
sayıp tükenmez derecede çok definler buldular. Bu tarihten
sonra Kıbti’lerin kabir ve kabristanları define bulduğu zan ve
tahmin edilen bir yer olarak tanımlandı. Gerçekten de bu
kabirde, çok vakit gelinmektedir definlere rast gelinmektedir.
Bu denelerde ölüleriyle birlikte gömülen mallar ve
ölülerin ulamak üzere Gömdükleri nesneler , bu
cümleden altın ve gümüş tabak , çanaklar ve
tabutlar bulunmaktadır. Bundan dolayı, binlerce yılda beri
Kıbti’lerin kabir ve kabristanları define bulunan yerler
zannedildi. İşte bundan ötürü Mısır ahalisi define
aramaya önem verdi. Çünkü defineler
çıkartılıyor.





Mal canın yongasıdır. İnsanlar
canlarını nerede emniyette görürlerse, mallarını da orada
bulundururlar. Aksini düşünmek akılla bağdaşmaz.
Bizler
bu gün paramızı nerde bulunduruyorsak antik dönem insanları
da paralarını ve değerli eşyalarını ora da bulundururlardı, burada tek
bir fark var paramızı emanet ettiğimiz bankacılık sistemidir.
Bu kadarını düşünmek bile defineyi nerede ? Nasıl arayacağımıza dair yeterli ip ucudur.

Dünya da gelişen Arkeoloji Biliminin ispatladığı iki unsur vardır. Antik dönem insanlarının paraları.

- Yerleşim yeri içinde, yani insanın yaşadığı evin içinde
-
Mezarlarda, bununda nedeni Mitolojik inançlarıdır. ölen
insanın ruhlar alemine gitmek ve ruhlar ülkesinde kullanmak
üzere para ve para gibi varlıkların ceset ile gömmeleridir.

Definecilikte
anlatılan masalların hiçbiri akılla, inançla , insan
varlığı ile bağdaşmamaktadır. Bunun muhtelif sebepleri vardır. Birinci
sebep kolay yolda insanların cebinde para kazanmaktır,
çünkü insan iki şeye hassasiyet gösterir, 1-
Karşı cinsine 2- para ve para gibi değerli varlıklara, insanın bu
zaafından faydalanan bir sürü umut tacirleri üremiştir,
Teknoloji icadında önce üfürükçü,
falcı,cinci,muskacılık, teknoloji üretildiğinden
detektörcüler üredi. Bunları üreten Fazla tamahkar
oluşu, insanın paraya fazla önem vermesi, kısa yolda
zenginleşmenin tembelliğidir. Defineciliğin çıkış noktası şehir
efsanesidir, Kahvehane köşelerinde yapılan sohbetlerdir.

Kısa
ve öz olarak, Aklı başında olan, gerçekten bu işi ciddi
yapmaya çalışan insanlara bir ışık olma yardımcı olma
niyetindeyiz. Saplantı içinde olanlara ne anlatabilirsin, nede
duyurabilirsin, onlar bir hayal dünyasında yaşayan, hayallerle
egosunu tatmin etmeye çalışan insanlardır.
Önerimiz aklı selim, ciddi insanlaradır.

Antik
dönem insanların geride bıraktıkları para ve para gibi değerli
varlıkları ararken dikkat edecekleri arazi koşulları şunlardır.

1-
İnsan yaşamını sağlayacak miktarda suyun olması, Susuz hiç bir
hayat olmaz. Susuz hayat düşünülebilinir mi?
Dünyada medeniyetlere beşiklik yapmış Mezopotamya ve Nil vadisine
bakınız sebebi bol sudur.

2- Tarım ve hayvancılığa uygun verimli
arazi olması, İnsanın hayatını sudan sonra idame etmesi için
tarım şarttır, İnsanın beslenmesini sağlayan bütün besinler
tarımdan gelir.

3- Yerleşim yeri,yerleşim kalıntısı ve izleri,
Yukarıda insanların paralarını ve para gibi değerlerle olan ilişkisini
anlattık, İnsan yoksa o alanda hiç bir şey yoktur. Canlısının
yaşamadığı yerde ölüsü de olmaz, mezarı da olmaz, evde
olmaz şehirde olmaz.

Bu üç unsur bir
bütündür. bütün den bir unsuru eksikse
aradığımız define gibi değerlerin o alanda olması da mümkün
değildir. Su unsuru yoksa , tarımda olmaz, yaşantıda.

Tarıma uygun arazi yoksa, yaşantıda olmaz,

Yaşantı
olmayan yerden de aradığımız define gibi varlıklarda asla olmaz. bu
üç öğe birbirini tamamlar, biri eksik ise araştırma
yapmıyoruz. kayaların yüzeyinde ne tür figür olursa
olsun hiç bir anlamı yoktur.

Nasıl ki fırıncının somun
ekmek pişirmesi için un,su ve ateşe ihtiyaç duyuyorsa, su
+ un + ateş öğelerinden biri eksikse somun ekmek nasıl elde
edilemiyorsa, yukarıdaki üç unsurdan biri eksik olursa o
arazide o sahada define elde edilemez gerçeğidir.

Bu
üç unsur varsa; Yerleşim yerinde Antik insanların
bıraktıkları ev yapanımda taş,silinmiş mermer, çanak
çömlek kırıntılarındaki kaliteye dikkat edeceğiz, Bir
kentin gecekondu mahallesi ve villaların olduğu semt gibi
düşünerek işe başlaması lazımdır. Zenginin yaşantısı
gösterişli ve renkli olur.Garibanın hiç bir şeyi olmaz,
onun mücadelesi midesini doyurmakla geçmiştir.

Herkes
bulunduğu yerdeki mezarlıkları ziyaret etsinler, Size çok
faydası dokunacaktır, mezarlarda kullanılan kaliteye dikkat etsinler,
garibanın başucu taşı ya var ya yok, zenginin göz kamaştırıcı
mermer lahitleri var. Bu gün ne ise 2000 yıl öncede insan
aynıydı, davranış değişmedi,değişen tek şey oldu
günümüzde mezarların içine hediyeler konulmadığı
için, mezarı saklama ihtiyacı duyulmadığıdır.

Antik
dönemlerde mezarlara hediye konulma geleneği inancı başladığından
mezarın soyulmaması için çareler aranmıştır.
Çarelerden en önemlisi mezar göz önünde
olacak, yani yerleşim yerine yakın, yerleşim yerinde oturduğundan
gözükebilecek bir yerde. Bu nedenle yerleşim yerinde oturup
çevreyi inceleyeceğiz, Yerleşim yerine en yakın tepenin etek
yamaçlarından araştırmaya başlayacağız. Bulduğumuz her bulguya
soru soracağız, bu nedir? Cevabını arazinin yüzeyinde arayacağız.
Nasıl ki yukarıdaki üç unsur birbirini tamamlayan öğe
ise, arazide soruya neden olan bulgunun cevabı da arazinin
yüzeyindedir.

Definecilik akıl işidir, ciddi düşünen insanların işidir.

Hurafe, safsata hayal-kurgu; aklı beyni, eli ayağı tembel olanların işi değildir.

BİR ÇOK KİŞİDE BU İŞİ PROFESYONELCE YAPAN MUHAKKAK ER VEYA GEÇ SONUCA ULAŞIYOR NASİBİNİZ BOL HEVESİNİZ DAİM OLSUN DEĞERLİ DOSTLARIM.KALIN SAĞLICAKLA.


GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ YÖNETİMİ,,

_________________
SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR .LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDE BULUNMAYALIM TARİHİMİZE SAHİP CIKALIM,,



Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz