GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 8 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 8 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Çilesiz hiçbir hizmet olmaz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Çilesiz hiçbir hizmet olmaz Bir Ptsi Tem. 05, 2010 9:22 am

magaracı




Her ni’met, çekilen külfetin, sıkıntının karşılığıdır. Külfetsiz ni’met olmaz. İhtiyârlamadan önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, sıkıntı çekmeden önce rahatlığın kıymeti bilinemez.
Dünyâda ne kadar sıkıntı çekilirse, âhirette o kadar çok rahatlık olacaktır. Peygamberler ve Onların yolunda olanlar, bu bakımdan çok sıkıntı çekmişlerdir...
İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır. İyilik edenlere hürmet edilir, ni’met sâhipleri, büyük bilinir. Her ni’metin hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya şükretmek, insanlık îcâbıdır. Allahü teâlâ, her ayıp ve kusûrdan uzak, insanlar ise, ayıp kirlerine ve noksanlık lekelerine bulaşmış olduğundan, Onunla hiç münâsebetleri, alâkaları yoktur. Onu nasıl büyük bileceklerini, nasıl şükredeceklerini anlayamazlar. Ona karşı söylenmesini güzel sandıkları şeyler, Ona çirkin gelebilir. Onu büyültmek, hürmet etmek sandıkları, hakâret ve küçültmek olabilir. Ona hürmet ve şükür şekilleri, yine Ondan bildirilmedikçe, Ona lâyık olacağına güvenilemez ve Onun kabûl edeceği bir ibâdet olamaz. Çünkü insanların hamdetmeleri, Ona belki hakâret olur.

HÜRMET VE ŞÜKÜR ŞEKLİ...
İşte, Onun tarafından bildirilen, hürmet ve şükür şekli, Peygamberlerin bildirdikleri dinlerdir. Ona kalb ile yapılacak hürmetler, dinde bildirilmiş, dil ile yapılacak şükürler, orada gösterilmiştir. Her uzvun yapacağı işleri, açık ve geniş olarak, beyân buyurmuşlardır. O hâlde, Allahü teâlâya inanmak ile, kalbin ve bedenin yapması ile şükretmek, ancak dîne uymakla olur. Allahü teâlâya, dînin dışında yapılacak hürmete ve ibâdete güvenilemez.
Allahü teâlâ, insanların nasıl şükredeceklerini, ibâdet yapacaklarını bildirmek üzere, Peygamberler göndermiştir. İnsanların nefsi inatçı olduğu için, Peygamberlerin bildirdiklerine inanmakta zorluk çıkarmışlar hatta karşı gelmişlerder. Peygamberler ise, sabırla, yılmadan, bütün hakaretlere göğüs gererek, insanlara doğru yolu göstermeye devam etmişlerdir. Zira doğrunun yayılması ve kabul edilmesi çok zordur.
Bu dünyâ lezzetleri, ni’metleri bile, sıkıntı çekmeden ele geçmiyor. Sonsuz olan âhiret ni’metleri için de, nefse ağır gelen ibâdetleri yapmak ve harâmlardan sakınmak lâzımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:
“Sıkıntıların gelmeleri, görünüşte çok acı ise de, bunların ni’met oldukları umulur. Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dert ve musîbetlerdir. Bu tatlı ni’metleri, acı ilâçlarla kaplamışlardır. Akıllı olanlar, bunların içine yerleştirilmiş olan tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Kalbin hasta olması, Ondan başkasına gönül vermesidir.”
Yahyâ Münîrî hazretleri buyuruyor ki:
“Her izzet ve her ni’met, Allahü teâlâya, ihlâs ile itâat ve ibâdet etmektedir. Her kötülük ve sıkıntı da, günâh işlemekten hâsıl olur. Herkese dert ve belâ, günâh yolundan gelir. Rahat ve huzûr da, itâat yolundan gelmektedir. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Bunu kimse, değiştiremez. Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saâdet, nefse güç ve acı gelenleri de felâket sanmamalıdır.”

ZAHMETSİZ RAHMETE KAVUŞULMAZ
Peygamberler ve Onların vârisi olan âlimler, Allahü teâlânın emirlerini insanlara anlatmakta, çok sıkıntı çekmişler ve yorulmuşlardır. Zaten zahmetsiz rahmete kavuşulmazmış. Zahmet çoğaldıkça, ni’met artmakta ve ömrü de uzamaktadır.
Netice olarak çilesiz hiçbir hizmet olmaz. Bir dâvâ ne kadar çileli ve sıkıntılı olursa o kadar uzun ömürlü olur. İslâmiyetin başlangıcında çekilen sıkıntılar bellidir. Peygamber efendimiz;
(Benim çektiğim eziyyet gibi, hiçbir Peygamber eziyyet görmedi) buyurmuşlardır.
Gelmiş ve gelecek bütün insanların çektiği çileden, sıkıntıdan daha fazlasını, Resûlullah efendimiz çekmiştir. Zira insanlara bir şey vermek, bir kültür vermek, bir inanç vermek, hizmet vermek, dünyada yapılan en zor iştir.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz