GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 8 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 8 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER TOPLULUKLAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER TOPLULUKLAR Bir Paz Şub. 13, 2011 4:50 am

CANTAR

avatar


[size=12]DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER

Dünyayi Yöneten Gizli Örgütler

(BU YAZIYI OKUMANIZ VE ARŞİVLEMENİZ ÖNERİLİR !!!)
Genel durum

Yeni Dünya Düzeninin dünyayı yeniden paylaşmada Türkiyenin basına 21.
yüzyılda inanılmaz çoraplar örülmek istenmekte ve Türkiye adim adım Sevr
koşullarına sürüklenmektedir. Oynanmakta olan bu satranç oyununda
Türkiyede dev bir operasyon yapılmış ve Sah köseye sıkıstırılmıştır
(Manisali 2002a ve 2002b). Mat olup olmamasi bundan sonra Türk
Genelkurmayinin atacagi adimlara baglidir. ABD tarafından planlanan bu
operasyon, AB ülkelerinin de yardimiyla simdilik basariyla yürütülerek
hedeflenen ekonomik kriz ülkede basariyla yaratildiktan sonra, tüm
piyonlar rollerini basariyla oynamislar ve 79 yıl önce Hilafeti
kaldiran Türk devletinin tepesine Hilafetçi artigi ve ABD kuklasi bir
parti usta bir manevra ile -umutsuzluk içindeki halk kandirilarak-
geçirilmistir.

Tüm hükümet üyelerinin ve bakanlarinin Naksibendi veya Fethullahci
baglantilari Aydinlik dergisinde yayimlandigi halde sadece bir iki
bakandan tekzip gelmiştir. Hükümet üyelerinin büyük çoğunluğu ünlü
Abant Toplantilarini düzenleyen Fethullahçi örgütlenmenin odagindaki
Birlik Vakfinin üyesidir. Bir zamanlar demokrasi tramvayına gerekirse
binebileceğini ya da ereğine ulaşmak amacıyla papaz giysisi bile
giyebileceğini söyleyen, camilerin kubbelerini miğfer olarak takacak,
minareleri de mızrak olarak kullanacak Tayip Erdoğan liderliğindeki
kadronun yönetiminde Türkiyeci ileride daha vahim sorunların beklediği
açıktır.

Diğer yanda ise ABD 80 bin askeriyle Diyarbakırda konuşlanmak ve
Türkiye'yi hiç ilgisi olmadığı bir savaşa bulaştırmak istemektedir.
Abanin hedefi açıktır. Kafkasya ve Ortadoğu petrol ve doğal gaz
bölgelerini Naziler gibi işgal etmek ve Asyanın stratejik bölgelerini
kontrol altına almak! Ama mambo çığlıklarıyla savaş naraları atan Türk
medyasında hiç değinilmediği üzere, Abanin asil hedeflerinden birisi de
Türkiyeci parçalamak ve Doğu Anadolu'da ABD kuklası bir Kürt devleti
kurmaktır. Türkiyeci parçalama ve çökertme operasyonu aşikar bir biçimde
Kıbrıs üzerindeki Annen Planı ile, NGOları ile, Fener Patrikhanesine
ve Rum azınlıklara verilen haklar ile, Rum Pontusu ile, Kuzey Iraktaki
Kürt Senatosu ile Türkiye'de ajanlık faaliyeti gösteren vakıflarıyla
basarili bir şekilde sürdürülmektedir. Değerli Necip
Hablemitoglunun katledilmesi Türkiye'yi istikrarsızlaştırma
operasyonunun bir parçasıdır ve korkarım ki bu cinayetler sürecektir.
Cinayetleri ise çok daha büyük bir ekonomik kriz beklemektedir. Ya Türk
askeri, kriz durumlarında ABD'nin müdahale gücü haline
getirilecek ya da ekonomisi kısırlaştırılmış ve tarımı çökertilmiş olan
Türkiye açlığa mahkum edilecektir. Yani Sah ve Mat gerçekleşmesi
planlanmıştır.

Bu yazıda Türk iyedeki durumu irdelemek açısından dünyayı yöneten gizli
güçleri ortaya koymaya çalışacağız. Şimdilerde Globalizasyon
adıyla bize yutturulmak istenen Yeni Dünya Düzeni bir günde kurulmuş
bir strateji değil, kökeni imparatorluklar ve sömürgeler dönemine
dayanan bir plandır. Globalizasyon, ulusçuluğu ve sınırları kaldıran bir
sistem değil, aksine ezen ulusların kayıtsız şartsız hakimiyetine
yol açacak acımasız, emperyalist ve faşist bir yapıdır. Yeni Dünya
Düzenini şekillenderen iki temel dev güç vardır. Bunlardan birisi
Yahudi lobisi ve tekellerinin kurduğu gizli cemiyetler, ötekisi ise
WASP adi verilen beyaz, Anglo Sakson, Protestan azınlığın kurduğu gizli
cemiyetlerdir. ABD'DE tüm güç ve medya bu gizli cemiyetler tarafından
şekillendirilmektedir. Yahudilerin de içinde yer aldıkları CFR (Council
on Foreign Relations), Bilderberg gizli örgütü ve Trilateral Komisyon
bu cemiyetlerin temelini oluşturur. Bir istihbaratçı olan George
Orwellin 1984 isimli kitabında belirtildiği üzere, medyayı kontrol eden
beyinleri kontrol eder. Beyinleri kontrol eden ise, toplumları kontrol
eder (son örneğini 3 Kasım seçimlerinde gördüğümüz gibi).


ABD'DE medyayı ve beyinleri kim kontrol eder?


ABD'DE her yere yayılan ve en çok seyredilen kanallar yaklaşık 15 aile
tarafından ve 24 şirketle yönetilmektedir (Chomsky, 1988, 1991, 1992,
1994).

Bu şirketler şunlardır (Chomsky, 1988, 1991):

Advance Publications (Newhouse ailesi),
Capital Cities (Devlet Kökenli, DK), CBS (DK),
Cox Com (Cox ailesi) ,
Dow-Jones (Bancroft-Cox ailesi),
Gannet (DK),
GE (General Electric),
Hearst (Hearst ailesi),
Knight-Ridder ailesi,
News Corp (Murdoch ailesi),
New York Times (Sulzberger ailesi),
Readers Digest (Wallace ailesi),
Scripps-Howard (Scrips ailesi),
Storer Corp (Storer ailesi),
Taft (Taft Ailesi),
Time Inc. (karisik ve DK),
Times Mirror (Chandler ailesi),
Triangle (Annenberger ailesi),
Tribune Co. (McCormick ailesi),
Turner Broadcasting (Turner ailesi),
Fox Broadcasting (Fox ailesi).

ABD'de bugün, hem gizli-derin devletten izinsiz, hem de bu
ailelerdenizinsiz hiç bir gerçeği yayımlayamazsınız (ABD gizli devleti
için bkz. Vanken 1996; Constantine1997; Blum 2000). Belirli bir elit
zümrenin kontrolü altında olan ABD medyasının, bunun bir sonucu olarak
da dünya medyasının gerçeklerle ilgili fazla bir bilgi yayınlanması
beklenemez. Zaten tüm Amerikan halkı 11 Eylül olayında olduğu gibi
medya
tarafından tamamen uyutulmuş ve inanılmaz senaryolar ile sadece
Amerikan halkı değil, tüm dünya kandırılmıştır (Meyssan 2002; Sayın
2002).

Bu şirketlerin pek çoğunun yöneticisi özel ve elit bir alt kültürden
gelmektedir ve hep ayni söylemi dile getirirler ve Yeni Dünya Düzeninin
temel bir parçasıdırlar. Bu eğilim, dünyayı dinlemek ve yönetmek için
NSA (National Security Agency) tarafından kurulmuş ECHELON sisteminin
diğer üyeleri İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya da da pek
değişmemektedir (Sayın 1998; Hager 1997). ABD'de
de Washington ve New York merkezli CFRnin yerini bu ülkelerde
Bilderberg ve Trilateral Komisyon almaktadır. Medyanın basında da
mutlaka bu örgütlerin elemanları bulunur.

Aşağıda bazı örnekleri sıralıyoruz (Kısaltmalar B: Bilderberg üyesi; T:
Trilateral Komisyon; C: Council on Foreign Relations, en az iki veya
üç gizli cemiyete üye olanlardan örnekler verilmistir, bu örgütler daha
sonra tanimlanacaklardir, Kaynak: Ross 2000):

Robert Erburu (C ve T): Times Mirror baskani
Forester Lynn ( B ve C): Netwave Inc. Haberlesme sistemleri
Paul Gigot (B ve C): Wall Street Journal, Washington yazari.
Henry Anatole Grunwald (B ve C): Time dergisi, editör
Jimmie Lee Hoagland (B ve C): Washington Post, editör yardimcisi.
Claude Imbert (B ve T): Le Point, Paris.
Dinç Bilgin (B ve T): Sabah Yayincilik ve 1 Numara Yayincilik.
Wyatt Thomas Johnson (C ve T): CNN baskani.
Flora Lewis (C ve T): New York Times, Paris, köse yazari
Charles William Maynes (B ve C): Foreign Policy Magazine, Carnegie
vakfi (CIA baglantili)
Albert J. Wholstetter (B ve C): Wall Street Journal, yazar
Robert Leroy Bartley (B, C ve T): Wall Street Journal, Editör ve
baskan.
Thomas L. Friedman (B, C ve T): New York Times, köse yazari.
David Gergen (B , C ve T): US News and World Report, Başkan ve editör.
Katharine Graham (B, C ve T): Washington Post, direktörlerden
James Fulton Hoge (B, C ve T): Foreign Affairs Magazine direktörü (bu
dergi CFRin resmi organidir).
Mortimer Benjamin Zuckerman (B, C ve T): US News ve World Reports,
Atlantic Montly, NY Daily News. Bas Editör.

Dünyada hakimiyeti elinde tutan bu Anglo Sakson ve Yahudi medyalarında
tek bir ideolojinin borusu öter: Globalizm. Globalizasyonun ve Yeni
Dünya Düzeninin temel felsefesini ortaya koyan da ORDO AB CHAO (Kaostan
Düzen) mottosu ile ortaya çıkmış Illüminati, Skulls and Bones Society
(SBS, Kuru Kafa ve Kemik Cemiyeti), Bohemian Grove (veya Bohemian Club)
gibi gizli cemiyetlerin ta kendisidir! Daha sonra bu cemiyetlere 20.
yüzyılda Council on Foreign Relations (CFR, Dis İlişkiler Konseyi),
Bilderberg ve Trilateral Komisyon eklenecek ve
diğer ülkelere de yayilarak kayitsiz sartsiz bir Yeni Dünya Düzeni veya
bir Anglo Sakson Firavunlar devri yaratmak için büyük bir
mücadele verilecektir (Sutton 1986; Domhoff 2000; Ross 2000; Marrs 2000).

Dünyadaki pek çok tüketim malzemesini ve diğer malları sistematik gizli
örgüt ağına sahip bir elitler grubu kontrol etmektedir. Bu elitler
grubu tüm dünyaya yayılmışlar ve pek çok kilit noktayı bilinçli ve
planlı bir biçimde işgal etmişlerdir. Artık dünyayı yöneten bir Büyük
Ağabey vardır ve bu Büyük Ağabey bahsedilen elitlerin oluşturduğu gizli
bir ağdır; bu ağın tarihsel mistik bir geçmişi de vardır! Büyük Ağabey
örgütünün üye şayisi 8-10 bini asmaz, ama savaşların çıkmasından
dünyadaki para hareketlerine, uyuşturucu trafiği ve kara paradan
ülkelerin çökertilmesine, hükümetlerin değiştirilip, ülkelerin
parçalanmasına kadar (Rusya ve Yugoslavya örneği) bu elitler grubu ve
Büyük Ağabey etkilidir.

Yeni Dünya Düzeni, arkasında masonik gizli örgütlenmelerin olduğu bir
uluslararası ağın ve Council on Foreign Relations (Diş ilişkiler
konseyi), Trilateral Komisyon ve Bilderberg isimli örgütlerin
planlayıp, dünyaya dayattığı kayıtsız şartsız emperyalist bir sömürü
sistemidir.

Yeni Dünya Düzeni ve bu örgütler neden tehlikelidirler?

Yeni Dünya Düzeninin amaçlari ve tehlikeleri hakkinda tonlarca kitap
yazilmis, globalizasyonun insanliga sunacagi acimasiz gerçekler
hakkinda yüzlerce konferans verilmistir. Fakat bahsedilen gizli
örgütlerin ve CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyonun tehlikeleri
hakkinda yazilan kitaplar bir avuçtur. Çünkü bu örgütler hakkinda
bilgiye ulasmak çok zordur. Bu örgütlere üye olan kisiler istihbarat
örgütlerinin, silahli kuvvetlerin, NATOnun veya Savunma
Bakanliklarinin, bankalarin, dev tröstlerin en tepesindeki insanlardir.
Nazilerden pek de farklı olmayan bu insanlarin gerçek yüzlerini daha
iyi anlayabilmek, ancak onlarin dünya insanligi üzerinde oynadiklari
rolü sergileyerek mümkün olabilir.

Bu örgütler niye tehlikelidirler?

Çünkü:

Savaslari onlar çikarirlar. Ne kadar sürecegine onlar karar verirler,
kimlerin katilacagina ve hangi sinirlarin çizilecegine onlar karar
verirler (Su anda içine girmekte oldugumuz savasta olduğu gibi). Birinci
Dünya Savasinin çikmasinda J. P. Morgan ve Rockefellerin büyük
etkileri olduğu ve savas sonunda da inanilmaz kârlar elde ettikleri
bilinmektedir (Marrs 2000). Ayrıca 2. Dünya Savasinin basinda (Hitlerin
yükselisinde de) Rockefeller grubunun Hitlere yaptığı yardimlar
bilinmektedir. Rockefellerlar, bu Büyük Agabeyin, CFR veya Skulls and
Bones Societynin merkezindedirler.

Parayi kayitsiz sartsiz onlar kontrol ederler. ABDdeki Merkez
Bankasindan tutun, diğer uluslardaki merkez bankalarina kadar tüm
temel bankalarin kilit noktalarini onlar kontrol ederler. Iskonto
oranlarini, para teminini, altin stoklarini ve altin fiyatlarini, borsa
fiyatlarini onlar ellerinde tutarlar ve kontrol ederler. Dünyada
akmakta olan tüm kara para bu örgütlerin kontrolündedir.

Hükümetleri onlar kontrol ederler. Pek çok ülkede kimin basbakan, kimin
vali veya kimin yönetici konumuna gelecegini onlar kontrol
ederler. Gerekirse hükümetleri yikarlar, yerine yenisini kurarlar,
islerine gelmezse onu da yikarlar ve bunu kimsenin ruhu duymadan
yaparlar. Medya bu gerçeklerden bahsedemez.

Medya ve bilgiyi onlar kontrol ederler. Temel pek çok medya
kuruluslarini onlar kontrol ederler. Beyin yikama yöntemleri ve medyayi
yönlendirme yöntemleri korkunçtur. Onlarin izni olmadan büyük medyaya
yayin yapmaniz mümkün değildir.

Ücretleri, vergileri maaslari onlar kontrol ederler. Emeginize net
olarak hakimdirler. Tüm ücretleri, endüstrilerdeki maaslari, isçi
maaslarini onlar kontrol ederler.

Mafyayi onlar kontrol ederler. Detaya girmeye gerek yok, çünkü zaten
kendileri mafyadir. diğer mafya örgütlenmelerini onlar kontrol ederler.


Bilimi ve teknolojiyi onlar kontrol ederler. Bilimi ve teknolojiyi çok
kilit noktalardaki ögretim görevlileri veya çok kilit noktalardaki
sirket görevlileri sayesinde onlar kontrol ederler.

Istihbarat örgütlerini ve ordulari onlar kontrol ederler. ABDdeki hemen
her istihbarat örgütünün üst düzey görevlisi veya ileri geleni
ya bahsedilen gizli örgütlerin üyesidir, ya da CFR, Trilateral Komisyon
veya Bilderberg üyesidir. Avrupa ve Japonyadaki istihbarat
örgütlerinde de bu kisiler çok etkilidir. Türkiye'de ise son 50 yildir
yönetici konumuna gelmis pek çok kisi ya Trilateral Komisyon veya
Bilderberg üyesidir.

Su unutulmamalidir: Bu örgütlerin güçleri, nitelikleri ve üyeleri
ortaya çikarildiktan sonra kesinlikle alt edilebilirler. Bu örgütleri
böylesine siralamak onlarin yenilmez olduklari vurgulamak amaciyla
degil, aksine onlarin iç yapilarini ortaya koymak ve alt
edilebileceklerini vurgulamak amaciyla yapilmaktadir.

Asagida her üç örgüte de (Trilateral Komisyon, Bilderberg ve CFR) üye
olan kisilerin isimlerini ve bulunduklari konumlari sunuyorum (Ross
2000).

Her üç örgüte de üye olan elitler


Paul Arthur Allaire: Xerox sirketi direktörü, CFR direktörü.
Graham T. Allison: Ulusal Politika Merkezi üyesi, eski CFR Direktörü.
D. Orville Andreas: Archer Daniels Sirketi Baskani.
R. Leroy Bartley: Ünlü Wall Street Journal Editörü.
C. Fred Bergsten: Ünlü Brookings Institition Yöneticisi.
Robert R. Bowie: Kitalararasi Gelistirme Merkezi üyesi.
John Bredemas: Texaco sirketi direktörü, eski senatör.
Zbigniew Brzezinski: Ulusal güvenlik danismani, Stratejik ve
Uluslararasi Çalismalar Enstitüsü.
John H. Chafe: Senatör, Fin. Sel. Intellig. Direktör.
Bill Clinton: Eski Başkan, Arkansas Valisi.
Richard N. Cooper: Harvardda Prof. CFR direktörü, Devlet Bakanligi,
Ekonomik isler.
Gerald Corrigan: CFR direktörü, Federal Merkez Bankasi. Eski
direktörü, Goldman Sachs.
Lynn E. Davis: Devlet Bakani, Uluslararasi Güvenlik Sekreteri.
John Mark Deutch: CIA direktörü, Savunma Bakanligi.
Martin S. Friedman: Prof. (Harvard) Ekonomik Arastirmalar Ulusal
Bürosu.
Stephan J. Friedman: Goldman Sachs Sirketi.
Thomas L. Friedman: New York Times gazetesi, köse yazari.
David. L. Gergen: US News ve World Report Direktör ve Clintonin
danismani.
Louis Gerstner: IBM Sirketi sahibi ve Baskani.
Kathrine Graham: Washington Post gazetesi, köse yazari ve Brookings
Inst.
Maurice Greenberg: CFR direktörü, Am. Int. Group Inc. Başkan
Yardimcisi.
Lee Herbert Hesburgh: Senatör, Indiana uluslararası ilişkiler.
W. Alexander Hewitt: Jamaica Büyükelçisi.
James F. Hoge: CFRnin yayin organi Foreign Affairsin direktörü.
Richard Holbrooke: ABD Büyükelçisi, B. M. üyesi Credit S. First Boston
Corp.
Vernon E. Jordan: Aikin, Huer and Feld Sirketi, RJR Nabisco yöneticisi.
Henry A. Kissenger: Nixon ve Carter dönemi Devlet Bakanligi, Sekreter.
Winston Lord: Devlet Bak. Sekreter yardimcisi, Dogu Pasifik ve Asya
Iliskileri.
Jessica T. Mathews: Uluslararasi baris için Carnegie Vakfi Baskani (CIA
ve DIA).
Winston P. McCracken: Michigan Üniversitesi Prof.
Robert Strange Mc Namara: Dünya Bankasi Baskani, Eski Savunma
Sekreteri, Brookings Inst. (CIA baglantili).
Walter F. Mondale: ABD Büyükelçisi, Japonya Devlet Bakanligi.
J. Benjamin Nye: Hazine Bakanligi Sekreteri ve etkin baskani.
Joseph S. Nye: Ulusal Istihbarat Konseyi Baskani, Harvard Dekani
Rozanne L. Ridgway: Atlantik Konsül, RJR Nab Direktörü.
Charles W. Robinson: Kitalararasi Gelistirme Konsülü, Brookings Inst.
(CIA baglantili).
David Rockefeller: Chase Manhattan Bankasi baskani, Rockefeller
Sirketi Baskani, CFR baskani, Trilateral Komisyon baska. Bahsedilen
tüm örgütlerin basindaki çekirdegin yöneticisi.
Brent Snowcroft: Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan yard, CFR eski baskani.
Helmut Sonnefeldt: Brookings ve Carnagie Endowment (CIA baglantili).
George Soros: Soros Fund Baskani, Open Society Institute.
Laura D. Tyson: Prof, Harvard, Ekonomik danismanlik Komisyonu baskani.
Paul A. Volcker: Federal Reserve System (Merkez Bankasi) Baskani.
John C. Whitehead: Brookings Institution baskani (CIA yan kurulusu)
NYC, AEA investor.
Paul D. Wolfowitz: John Hopkins Ünv Dekani, Ileri Uluslararasi
Iliskiler (CIA).
Robert B. Zoellick: Stratejik ve Uluslararasi Iliskiler Merkezi
baskani.
M. Benjamin Mortimer: US News, World Reports, NY Daily News, Atlantic
Montly Baskani ve yöneticisi, pek çok medyayi kontrol etmekte.

Eski ve Yeni Dünya Düzeninde gizli cemiyetlere kısa bir bakış

Dünyanın kurulusundan beri insanlar sosyal sistemler içinde belirli
bir güç arayışında olmuşlardır. Belirli sosyal sınıflarda ve özellikle
16-18. yüzyıldan sonra yönetici sınıfı teşkil eden üst burjuvazide
belirli mevkilerin dağılımı arz-talep dengesine uygun olmamaya
başlamıştır. Ayrıca kilise ve din baskısına karsı da, farklı ve daha
açık görüşlü düşünceye sahip insanlar farklı örgütlenmeler içine girme
ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzyıllarda eski mistik gizli cemiyetlerin
de törelerini ve yöntemlerini kullanan yeni yapılanmalar görmekteyiz.
Masonluk ve ILLUMINATI bu özellikleri fazlasıyla içermektedir.

Aslında gizli cemiyetler büyünün ve ayinlerin başladığı çok eski
dönemlere kadar gider ve pek çok gizli cemiyetin kurulusu Mısırlılar
ve Mezopotamyalılar zamanına kadar uzanmakta, Sümer ve Akanlara, 5000
yıl önceye gitmektedir. Ama ilk gizli cemiyetlerin temel çıkış noktası
din ve Tanrı ile bütünleşme çabasıdır. İlk gizli cemiyetleri
oluşturanlar da zaten samanlar, din adamları ve ruhban sınıfı
olmuştur. Zoroastrianizm, Mithraism, Pitagorasçilik, Neo-Platonizm,
Kabalizm, Sufism, Batıniler (Hasan Sabbahin gizli cemiyeti), Tapınak
ve Malta Şövalyeleri ve Gül Haç örgütü ve daha binlercesi Mısır,
Mezopotamya ve Ortadoğu'da kendi inanç, sembolizm ve ritüel sistemleri
ile yoğrulmuşlar ve yıllarca birbirlerinden etkilenerek Rönesans
dönemine kadar ulaşmışlardır. Burada söz konusu olan masonik
cemiyetlerdir, ama burada hedefimiz tüm masonları ve masonik
aktiviteleri kötülemek değildir. Yüzlerce kola ayrılmış olan masonluk
kendi alt kültürü içinde bazı masonik olguları ve yapıları da
beraberinde getirmiştir. Masonluğun tarihte insanlara olumlu etkileri
de olmuştur. Öncelikle 18. yüzyıl öncesi Anderson Anayasasından önceki
masonların pek çoğu aydınlanmacı ve bilimsel kişiliği ön plana çıkan
kişilerdir.

Varlığı halen tartışılan Gül Haç (Rose Croix) örgütünün de masonluğun
farklı bir devamı olduğu, hatta 1614lerde kiliseye karsı İngiltere'de
manifestolar verdiği de söylenir. Rose Croixda bulunduğu ve büyük
üstatlık yaptığı söylenen bazı kişileri son yıllarda bulunan
parşömenlerdeki kayıtlarına ve Holly Blood and Holly Grail (Kutsal
Kan, Kutsal Kase) isimli kitaptaki bilgiye göre sayalım isterseniz
(Baigent 1983). Leonardo da Vinci (1510-1519); Robert Boyle
(1654-1691); Isaac Newton (1691-1727); Charles Radclyffe (1727-1746);
Victor Hugo (1844-1885); Claude Debussy (1885-191 . Daha pek çok ünlü
isim mevcut bu gizli masonik örgüttedir! Bu örgütün de farklı bir
masonik örgüt olarak faaliyetlerini halen dünyanın herlerinde
sürdürdüğü iddia edilmektedir. ILLUMINATIye de bir kol veren grubun
Gül Haç teşkilatı olduğu düşünülmektedir.
Bu gizli cemiyetlerin hepsi tarihte olumsuz etkiler yapmamıştır,
aksine Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Cemiyeti Fransız İhtilali ve
Amerikan Devriminin örgütlenme yapısını ve temel kardeşlik, eşitlik
felsefesini oluşturmuş, devrimlere ideolojik bir ağ örmüştür. Fransız
İhtilalinin pek çok kahramanı masondur. Kuzey Amerika'ya masonluk
1730larda gelmiştir. Benjamin Franklin 1731de mason olmuş ve 1734de
Pennsylvanianin Büyük Üstadı olmuştur. Rose Croixlarin (Gül Haç) üçlü
konsülünde yer almıştır. George Washington 1752de masonluğa alinmiş
1789da da Başkan olmuştur. Amerikan başkanlarının büyük çoğunluğu
masondur. Masonik örgütlerin pek çoğu Türkiye'de de adi çok
tartışılanTapınak Şövalyelerine dayanır.
Tapınak şövalyeleri

Tapınak şövalyeleri, Haçlı seferleri sırasında Hugues de Payen isimli
soylu bir şövalye tarafından 8 diğer şövalye ile birlikte 1119da
kurulmuştur (Baigent 1983; Barret 1999; Draul 1989). Bu dönem Hasan
Sabbahin ve Batinilerin etkisinin bitmek üzere olduğu bir dönemdir.
1099da Kudüs alininca, Tapınak şövalyeleri buraya giden hacıları ve
Avrupalıları korumak için devreye girdiler. Resmi olarak Troya konsülü
tarafından 1129da Isanin Fakir şövalyeleri ve Süleyman Tapınağı
Tarikatı olarak kuruldular. Tapınak şövalyelerinin şayisi hızla arttı,
1130da 300 kadar Tapınak şövalyesi Kudüs civarına vardı. Tapınak
şövalyesi olabilmek için kilise karsısında fakirlik yemini etmek,
bekaret ve kiliseye itaat basta geliyordu. Görevleri din adamlarını ve
Kudüme gidenleri korumaktı. Sayıları arttı, Ana doluda ve Kudüs
civarında kendilerine kaleler insaf ettiler ve kendilerine ait bir alt
kültür kurdular. 1139da başarılarından dolayı Papa Innocent II onlara
tam bağımsızlık tanıma hatasında bulundu. Krallar ve soylular da
hoşlanmamalarına rağmen mecburen Tapınak Şövalyelerine toprak ve
toprak kirası alma hakki tanıdı. Böylece sayilari binleri asti ve hem
Ana doluda hem de deniz kenarindaki diğer bölgelerde kaleler insaf
ettiler ve duvarci ustasi anlamina gelen ilk masonik aktivitelerine
baslamis oldular. Zamanla soyulmaktan korkan hacilara yardimci olmak
için onlarin degerli esyalarini muhafaza etmeye, ilk seyahat çeklerini
ortaya çikarmaya basladilar. Tabii gizli bazi isaretler tasimasi
gereken bu yazili kagitlardaki semboller yüzyillardir bölgedeki mistik
akimlardan etkilendi ve onlarin alt kültürleriyle bütünlesti.

Tapinak Sovalyelerine üye özel olarak seçilir, tarikata kabul
edilirler ve çok farkli bir egitimden geçirilirlerdi. Bu sirada Arapça
ögrenip, eski Yunan eserlerini okumaya basladilar. Bankerlikle ve
ticaretle de çok zenginlestiler. Papalik ve Fransiz krali onlarin
gücünün azaltilmasi gerektigini sonunda anladilar, çünkü hermetizm,
alkemi (simya) ve bilimle de ugrasan bir alt kültür yaratmislardi.
1307de Papa Clement Vin emri ile bazi Tapinak Sovalyeleri geri
çagrildilar, büyücülükle suçlandilar, iskence gördüler ve yakildilar.
1314de Tapinak Sovalyelerinin büyük üstadi Jacques de Molay Pariste
bir kaziga çakilarak yakildi. Bunun üzerine geri çagrilan Tapinak
Sovalyeleri Iskoçyaya kaçtilar ve orada operatif masonlugu kurdular ve
Anadoludaki, Kudüsteki kaleleri ve merkezleri ile haberlesmeyi
sürdürdüler. 36sinin haricindeki Tapinak Sovalyelerini
yakalayamadilar. Özellikle suçlama büyü, hermetizmle (ilk kaynaklari
astroloji, astrolojiye dayali hekimlik ve büyü olan, I.S. II ve III
yüzyilda ise Stoaciligin ve Platonculugun, Zerdüst dininin de da
damgasini tasiyan, Hristiyanligini Mesih anlayisini reddeden, Bati
mistisizminin esasini olusturan bir felsefe ve din) ve alkemi ile
ugrasmalari, maddi güçlerini Papaligin hizmetine sunmamalari ve
Papaliga garip gelen sembolik ve allegorik ritüelleriydi. Bu
ritüellerde söylenen sözler ezberleniyordu ve yazili degildi ve ne
yaptiklari belirsizdi, kliseye karsi ayaklaniyor olabilirlerdi.
Avrupada büyük bir olasilikla Tapinak Sovalyeleri daha sonraki
yüzyillarda farkli örgütler olarak devam ettiler, bunlarin en önemlisi
asagida açiklayacagimiz Rose Croix (GÜL HAÇ) örgütüdür.

Rose Croix (Gül Haç örgütü)
1188de Prieree De Sion MS 46 yilinda kurulan ORMUS (inisiye edilenler
tarikati veya tekris edilenler tarikati) isimli tarikatin bir adinin
da lOrdre de la Rose-Croix Veritax oldugu, bir rivayete göre de Isanin
çarmihtan inip bu tarikati kurdugu söylense de, Dames Frances Yatese
göre ilk ismine 1614de yayimlanan Fama Fraternatisde, Confessio
Fraternatis ve The Chemical Wedding of of Christian RosenKreuz da
rastlanir. Bu devirde yazilan ve Rosy Cross Manifestolari olarak
bilinen üç eser bir Hiristiyan olan Rossy Crossdan ve allegorik bir
efsaneden ve bir manifestodan bahseder. Almanyada 1378de dogan Rosy
Cross Anadoluya ve kutsal topraklara gitmis 106 yasinda 1484de
ölmüstür. Bu eserler simya ile, gizli bilimle ve tipla ugrasan kliseye
karsi olan gizli bir toplulugun varligindan dem vurur. Eserlerde
masonik sembolizm ve dolayli anlatim kullanilir. Bu yazilarda
belirttigimiz gibi Boyle ve Leonardo da Vinciden, Isaac Newtona kadar
pek çok bilim insani bu gizli örgüte üye olmus ve bu örgüt sayesinde
kendini gelistirmistir. Örgütün tüm özellikleri masoniktir ve Tapinak
Sovalyeleri ile iliskileri olduguna kesin gözüyle bakilmaktadir. Daha
sonra ABDye masonlugu getiren kisiler ve Benjamin Franklinin kendisi
bile Gül Haç örgütünün iç çekirdegindendir. Manifestolar insanlik için
çalisan kardeslik ve iyiligi yayma motiflerini isler, Fransiz Ihtilali
ve Amerikan ihtilalinde de gelisen devrimci masonik örgütlenme Rose
Croix ile içiçedir.

Gül Haç isminin de çok sembolik bir anlami vardir (detaylar için
Baigent 1983 ve Barret 1999) Rose Croix ayrica pek çok yönü ve mistik
islevi ile Kabalizmle içiçedir, bu da hem Yahudilerden hem de konuyu
isleyen Tapinak Sovalyelerinden geçmis bir gelenektir. 1623de Gül Haç
örgütü Pariste çok yaygindi ve bazi üyelerinin görünür, bazi
üyelerinin de görünmez oldugu ve görünmez olanlarin seytanla isbirligi
içinde oldugu dedikodusunu dogurmustur. 1640larda Avrupa ve
Ingilterede pek çok Rose Croix örgütü mevcuttu ve Ashmole ve Lilly
tarafindan Londrada 1646da kurulan bir locanin Hür ve Kabul Edilmis
masonlugun, Tapinak Sovalyeleri ile birlikte temeli attigi iddia
edilmistir. 17. Yüzyildan sonra Gül Haç örgütü masonluktan daha gizli
ve daha ölümcül bir biçimde devam etmis ve bir kola ayrilarak
ILLUMINATIyi olusturmustur. Rose Croix o kadar gizlidir ki, halen
sürüp sürmedigi bile resmi olarak bilinmemektedir. Seytana taparlar
mi?

Bu konuda belirsizdir, ama 20. yüzyilin basinda GOLDEN DAWN (ALTIN
GÜNDOGUMU) isimli koyu okkült, kara büyü ve satanizm örgütünü kuran
Aleister Crowleyin Rose Croix örgütünden oldugu iddia edilmektedir,
ayni zamanda Crowley Hür, Kabul Edilmis Masonlar Locasinda Büyük
Üstadlik yapmis, Skoç ritinde de 33. derece mason olmustur.


Yaptigim arastirma ve incelemelerden çikardigim sonuç, Rose Croix
örgütünün hiç bir zaman yok olmadigidir. Fakat baska örgütler
dogurmaya devam etmistir. 16. yüzyildan beri gerek masonlugun, gerekse
ILLUMINATInin ve Skulls and Bones Societynin dogusunda etkin rol
oynamistir. Ama Hür ve Kabul Edilmis Masonlar resmi ve kanuni bir
dernek olmasina karsin, ne ILLUMINATI ne de Rose Croix ortaya çikip
kendini gösteren birer dernek degildirler ve masonlugu kendilerine üye
çekmek için bir havuz olarak kullanirlar. Yani daireler içiçedir. En
içteki dairede ve çelik çekirdekte hangi mistik gizli örgütün
yüzyillarca etkili oldugu meçhul kalmistir.

Illuminati

Illuminati 1 Mayis 1776 da Adam Weishaupt tarafindan Bavyera-Almanyada
kurulmustur. Adam Weishaupt Ingolstadt Üniversitesinde hukuk profesörü
iken masonik egilimlere merak sarmis ve bir gizli örgüt kurmustur. Ama
hükümete karsi bazi hareketler de içeren yayinlari nedeniyle 1786 da
polis tarafindan basilmis ve ondan sonra da tamamen yer altina
inmistir.
Illimunatiİlluminati 1776 yılında Adam Weishaupt tarafından Almanya, Bavyera'da kurulmuştur.
Bu
örgütün en büyük hedeflerinden bir tanesi 'Bütün dinlerin
feshedilmesidir.' Yani İllimunati bugün yeryüzünde var olan bütün
dinlere düşmandır.

Ve açıkça söylemek gerekirse bu özelliğiyle de kökenleri hem Tapınak
Şövalyeleri'ne hem de Avrupa'da 15'inci yüzyılda adını duyurmaya
başlayan Gül-Haç (Rose Croix) derneğine kadar gider. Mason örgütlerinin
az sayıdaki, çok yüksek derecedeki bilgili insanları da bu
bağlantılardan haberdardır (Bu yüzden de 33'üncü dereceye erişebilen
Masonlar'a verilen madalyonun üzerinde 'Ordo Ab Chao' yazar)

Ellerinde dünyanın düzeninin gerçek anlamı, gizi ve olası sonuyla yeni
başlangıcı konusunda bilgi taşıdıkları iddiasında olan bu örgütlerin
kökenlerinin pagan dinlerde olduğunu, tek tanrılı dinlere düşman
oldukları ve dini yıkarak yeni bir düzen kurmayı amaçladıklarını
anlamazsak, bugün çıkarılmaya çalışılan kaosu da tam kavrayamayız.

Hedef dünyada devletlere karşı bir inançsızlık yaratmak, dinleri
birbirine düşürmek, gerekirse dünyayı ateşe boğacak bir büyük savaş
çıkarmak ve sonunda da dünyada yeni bir düzen getirmektir.

Ben hedefin bu olduğunu düşündüğümden Irak'ta işkence fotoğraflarının
bulunmasını hiç de şaşkınlıkla karşılamadım. Bu fotoğraflar başta ABD'de
ama tabii ki tüm Hıristiyan dünyasında 'iyi bir Hıristiyan bunu yapar
mı' sorusunu da sordurmuştur ki amaç da budur.

İkinci amaç da tüm Müslümanlar'ı kinlendirmektir ki bu da başarılmıştır.

Bush ve savaşan arkadaşları göründükleri gibi değildirler. Onlar dindar
değil övünerek üyeliklerini ilan ettikleri 'Skulls and Bones' yarı gizli
örgütü ile 'tüm dinlerin feshedilerek dünyada yeni bir inanç düzeninin
ve yönetim sisteminin' kurulmasını amaçlayan gizli ezoterik derneklerle
bağlantılılardır.
Illuminatinin daha sonra çok güçlendigi ve 1833de Yale
Üniversitesinde General William Russel tarafindan Skulls and Bones
Society (SBS) olarak kuruldugu rivayet edilmektedir (Marrs 2000;
Sutton 1986). Yani bir rivayete göre SBS Illuminatinin ABDdeki
devamidir. ILLUMINATInin Rose Croix örgütü ile direkt iliskisi oldugu
bilinmektedir. Hangi ülkede birlesik çalisirlar, hangi ülkede
farklidirlar ve ayrilirlar bilinemez. Bu gizli örgütlerin terör
örgütlerinden özde pek bir farki yoktur; terör örgütleri bomba ve
silahla terör ve anarsi yaratirlar. ILLUMINATI, SBS, CFR ve benzerleri
ise sadece anarsi ve kaosu yani ORDO AB CHAOSu (kaostan düzen) imza
yetkisi, uluslararasi strateji, paranin kontrolü ve mafyanin indirekt
kontrolü ile yaratirlar.

Illuminati adini ve üyelerini inanilmaz bir sir gibi saklayan ve
ölümcül bir kurulustur. Bugün hemen her ülkede mevcuttur. Özel egitim,
tören ve alt kültürlerden gelmeyenler Illuminatiye kabul edilmezler.
ABD baskanlarinin pek çogu Illuminatiden ya icazet alirlar ya da
üyesidirler. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin cezasi kayitsiz sartsiz
ölümdür. Illuminatinin NATO ile veya Gladyo gibi yeralti örgütleri ile
de iliskisi oldugu sanilmaktadir (Domhoff 1974, 2000; Sutton 1986,
1988, 1990; Marrs 2000; Ross 2000; Marrs 2001)


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

CANTAR

avatar


İlluminati




1776
yılında Almanya’nın Münih kentinde, Adam Weishaupt isimli Kabbalacı bir
Hukuk Profesörü ve Baron von Knigge ile diğerlerinin yardımıyla kurulan
gizli topluluk. Illuminati, “Aydınlanmış Olanlar” anlamına gelmektedir.
Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin
dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak
dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü
açmak idiyse de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek dünya
siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla komplo
teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.


Münih’te kurulup, o yörede (Bavyera) hızla gelişen Illuminati’nin üye
kayıtları büyük bir gizlilik içinde saklanıyordu. Öyle ki, üyelerin her
birinin takma isimleri vardı ve yazışmalarda bunlar kullanılır, üyelerin
gerçek isimleri ve kimlikleri asla kullanılmazdı. Örneğin, topluluğun
kurucusu Adam Weishaupt’un kod adı Spartacus idi. Illuminati üyeleriyle
ilgili bilinen tek şey, tüm üyelerinin Cermen kökenli beyazlardan
oluştuğudur.

Kuruluşu

Cizvitlerin görüşlerine ve dayatmalarına büyük bir antipati besleyen
Galileo Galilei, bir topluluk kurarak bu dogmalarla mücadele etmek ve
parlak gençleri ve aşırı derecede zeki insanları bünyesinde toplayarak
onlara özgürlüğün, hür düşüncenin ve aydınlanmanın faziletlerini
aşılamak istiyordu. 1774 yılında Mason olan Weishaupt, bu emellerinin
Masonluk içerisinde var olduğunu görse de, Masonluğun emellerinin ve
felsefesinin siyasetler üzeri olması itibariyle ve Almanya’daki
kilise/cizvit egemenliğini sona erdirmek istemesinden ötürü, bu
doğrultuda bir topluluk kurmaya karar verdi ve kendisi gibi düşünen 11
arkadaşıyla beraber 1776 yılında Illuminati’yi kurdu.Vatikan’a
bağlılığıyla bilinen Bernini de bir Illuminati üyesiydi.Aydınlanma
yolunu o hazırlamıştı.Aydınlanma yolu 4 kiliseden geçip melekler
kalesine varmaktaydı. Bukale güclü idi

Dereceler ve Çalışma Sistemi

Illuminati topluluğu, tıpkı Masonluk gibi ve benzer anlamları olan, üç derecede çalışırdı.

1. Çırak
2. Minerval
3. Illumine (Aydınlanmış) Minerval

Başkan ise Areopagites ünvanı ile anılıyordu.

Çıraklar, Fransız ansiklopedistlerin eserlerini okuyarak ve kendi
görüşleriyle birlikte bunların raporlarını sunarak tezler hazırlardı.
Derece geçişleri tezler hazırlayarak ve bu tezlerin yeterliliği, üst
dereceler tarafından oylanarak kabul edilirdi. Bir alt derecedeki üye,
bir üst derecedeki üyelerin kim olduklarını bilmezdi.

İnişler, Çıkışlar

12 kişi ile kurulan Illuminati topluluğu, gelişmelerini Mason
Localarından kendilerine uygun üyeler kazanarak sağlamaya çalışmışlar,
ilk sene sonunda 80 üyeye çıkmışlardır. Daha önceden bir Mason olan
Baron Adolf von Knigge’nin katılımı ile ciddi bir ivme kazanmış,
Baron’un kazandırdığı seçkin üyeler ile ciddi bir yükselişe geçmişlerdi.
Baron ayrıca, Masonluğun şövalye dereceleriden etkilenerek hazırlanmış
bir de Illuminatus Dirigens adlı bir ek derece daha oluşturmuştu.
Baron’un bu kadar öne çıkması, Weishaupt’un pek hoşuna gitmemiş ve
anlaşmazlık, Baron’un kısa süre sonra topluluktan ayrılmasıyla
sonlanmıştı.
22 Haziran 1784′te tüm Bavyera’da Masonluk ile birlikte Illuminati de,
gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek yasaklanmıştı. Masonluğun,
tarih boyunca kendisine yönelen tüm baskı ve yasaklamaların altından
hiçbir zarar almadan çıkması gibi yine zararsız çıktığı bu süre
Illuminati’ye pek yaramamış ve büyük ölçüde gücünü ve varlığını
yitirmişti.
19. yüzyılın başlarında ünlü Alman filozof Hegel’in katılımıyla canlanan
ve eski parlak günlerine dönen Illuminati, bu yıllarda, bir yandan
üyesi olan Hegel’in tez-antitez kuramlarıyla Yeni Dünya Düzeni
düşüncesinin geliştiği bir topluluk haline gelmişti. Dünya üzerindeki
çeşitli toplulukları etkileyen bu düşüncenin mirasçıları bugün halen
çalışmalarını sürdürüyor.



Skulls and Bones Society (Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü-SBS)

Baba ve ogul George Bushun üyesi oldugu SBS, merkezi Connecticut Yale
Üniversitesinde olan çok gizli bir cemiyettir (Ironhouse 2002; Sutton
1986). Her yil sadece bu örgüte 15 kisi girebilir, ama bu 15 kisi daha
sonra ABDde en kilit noktalara getirilir, ayrica akrabalari ve
dostlari da bu elitizmden paylarini alirlar. Sayilari az olmasina
ragmen etkileri fazladir ve bir çember içindeki merkez usulüyle
çalisirlar, yani bir çemberdeki çesitli noktalarin kontrolü bir SBS
üyesinde ise, onlar için sorun çözülmüstür, bu nedenle üyelerini
yönetici ve etkin çemberlerin merkezine koyarlar. Tabii ki ILLUMINATI,
Rose Croix (Gül Haç), Trilateral Komisyon ve CFR ile ile direkt
iliskileri vardir.

Her ikisinin de gizli Rose Croix örgütü ile iliskisi vardir. Alphonso
Taft daha sonra ABD baskani ve SBS üyesi olan William Howard Taftin da
babasidir. SBSnin son 150 yilda 2500den fazla üyesi olmustur. SBS Yeni
Dünya Düzeninin temel ideologlarindan biridir (Bohemian Grove ve CFR
ile birlikte). Elimizdeki ilk kayitlar Haziran 1882ye aittir.

Bu gizli cemiyete girebilmek ancak davetle mümkündür ve inisiasyon
töreni masonlarinkine çok benzer. Fakat tüm ritüeller ve yapilanlar
gizlidir, kimse disariya bilgi sizdiramaz. Inisiasyon törenlerinde
denekler çirilçiplak ******p bir tabuta girerler, bu tabuttan
çiktiklarinda yeniden dogmus sayilirlar. Birbirlerini özel tanima
yöntemleri vardir. Son yüz yilda SBS üyeleri ABDde en kilit noktalara
gelmislerdir ve özellikle belirli ailelerden seçilen kisiler özenle bu
gruba alinir. Bu cemiyete girebilmek için temel özellik WASP olmaktir
(White:Beyaz; Anglo Sakson ve Protestan). Baska irka veya geçmise
mensup baska dinden olanlar bu yapiya giremez.
SBS ABDde pek çok kilit noktaya gelmis insanin yer aldigi bir cemiyet
olmustur. 6-7 kusak öncesinden Anglo Sakson ve protestan olmasina çok
dikkat edilir. SBSnin temelinde bir çelik çekirdek iç hücre, etrafinda
daha büyük bir çember, onun etrafinda da daha dis bir yapilanma
vardir. Chapter 322 ismi ile de anilan iç merkezin direkt olarak
merkezde olmak kosuluyla Trilateral Komisyon, CFR, Bilderberg,
Atlantik Konsül (Bir round table masonik grubu), Bohemian Grove (veya
Bohemian Club), Pilgrem Society, ve SBSnin dis gölge örgütleri (yani
üye almak için havuz olusturduklari yan klüpler vardir) (Marrs 2000;
Marrs 2001; Sutton 1986, 1988, 1990).

ABDye yerlesen ve pek çok tüketim aracini kontrol altindan tutan ve
etkin ailelerden SBSye üye verenlerden bazilari sunlardir (çok uzun
süredir bu ailelerin mutlaka bir kaç ferdi SBS üyesidir):

Whitney Ailesi ( yerlesim 1635, Watertown, Massachusets),
Perkins Ailesi ( yerlesim 1631, Boston Mass.),
Stimson Ailesi (yerlesim 1635, Watertown, Mass.),
Taft Ailesi (y. 1679, Braintree, Mass),
Wasdworth Ailesi (y. 1632, Newtown, Mass.),
Gilman Ailesi (y. 1638, Hingham, Mass.)
Payne Ailesi (Standard Petrolün sahibi),
Davison Ailesi (J. P. Morgan ve sirketinin sahibi, her iki dünya
savasinda da etkili olmuslar ve büyük paralar kazanmislardir),
Pillsburr Ailesi (Un ticareti),
Sloane Ailesi (Ticaret ve parekende satisiin dev ismi),
Weyrhauser Ailesi (Kereste ve orman ürünleri tröstü),
Harriman Ailesi (Demiryolu Krallari),
Rockefeller Ailesi (Standard petrol, Chase Manhatten Bank ve binlerce
sirketin sahibi CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderbergin basindaki
aile),
Lord Ailesi (y. 1635, Cambridge, Mass.),
Bundy Ailesi (y. 1635, Boston, Mass.),
Phelps Ailesi (y. 1630 Dorchester, Mass.),
Bush aileleri (Baba Bush CIA ve ABD baskani, ogul Bush bu örgütlerin
bir entrikasiyla ABD baskanligina getirildi, her ikisi de SBS üyesi).

SBS toplumdaki hemen her yapiya girmistir. Bunlarin içinde Beyaz
Saray, Yüce Divan, Medya, Is ve Endüstri, Federal Banka sistemi, Kanun
yapici kurullar, Mahkemeler vb vardir. SBSnin temel ideolojisi Anglo
Sakson ve Protestan beyazlarin dünyadaki hakimiyetini saglamaktir,
ideolojisi oldukça fasistir ve her iki dünya savasinda da bu cemiyet
çok önemli roller oynamistir. Bohemian Grove ve CFR ile birlikte
Skulls and Bones Society Yeni Dünya Düzeninin yaraticisidir (Marrs
2000; Marrs 2001; Sutton 1986, 1988, 1990; Ironhouse 2002).

Bohemian Grove (Bohemian Klübü)
Bohemian Grove (BG) ayni Skulls and Bones Society gibi gizli amaçlar
ve yöntemler için 1880lerde Kaliforniyada kurulmus bir cemiyettir.
Üyeleri, törenleri, ritüelleri ve ne yaptiklari çok gizli tutulur.
Merkezdeki çiftlik ayni anda yüzlerce kisinin hafta sonu
toplantilarina katilabilecegi niteliktedir. ABDnin hemen her
eyaletinde tapinaklari vardir. Sembolleri BAYKUStur. Ritüellerde
baykusa hitap edilir ve bir fetis olarak baykus motifi kullanilir.
Bohemian Grovea üye olanlar baska masonik klüplere de üye olduklari
için bu rituellere ve sembolizme ali*****rlar.

1970li yillarda en kilit noktadaki ve zengin 1000 civarinda üyesi olan
Bohemian Grove üyelerinin ünlülerinden bazilari sunlardi (Domhoff
1974):

Dwight David Eisenhower (ABD baskani),
Herman Wouk,
Robert Kennedy (ABD Baskan adayi),
Johson (ABD Baskani),
Richard Nixon (ABD Baskani),
Gerald Ford (ABD Baskani),
Ronald Reagen (ABD Baskani),
Bill Clinton (ABD Baskani),
Nelson Rockefeller,
David Rockefeller,
Henry Kissenger,
Edgar Kaiser (Kaiser Industries baskani),
Henry Morgan (J.P. Morgan Sirketi),
Charles Morgan (J.P. Morgan Sirketi),
Neil Armstrong (aydan döndükten sonra katilmistir)



Hoover Enstitüsünün bazi ileri gelenleri,

Wernhern Von Braun (Alman roket ve uzay bilimcisi),
David Sarnoff (Isadami),
Senator Robert Taft (Taft ailesinin SBS ile yakin ilgisini
hatirlayiniz!),
Lucius Clay,
American Express,
Standard Brands,
Int. Investment Corporation baskani, ,
Earl Warren (Yüce Divan üyesi),
Kalifornia valisi Goodwin Knight,
Kalifornia valisi Pat Brown,
Baskan Herbert C. Hoover (1913te klube katilmistir),
Rudolph Peterson ( Bank of Amerikanin eski baskani),
Melvin Laird (eski Savunma Bakani),
William Rogers (Eski CIA baglantili Devlet Bakanligi sekreteri),
Francis Baer (United California bank eski baskani),
Stephen D. Bechtel: J.P. Morgan sirketi direktörü,
Gilbert Humprey(: National Steel, General Electric, Texaco, National
City Bank of Cleveland, Sun Life Insurance direktörü, Lewis Lapham):
Mobil Oil,
Heinz, TriContinental Corp. Baskani),
Edmund Littlefield): Wels Fargo Bank, Hewlett-Packard, General
Electric eski baskanlarindan),
Leonard McCollum ( Morgan Trust, Capital National Bank eski baskani)

Dikkat ederseniz Bohemian Grove hem çok zengin hem de en kilit
noktalardaki elitlerin olusturdugu daha üst ve çok daha gizli bir
seçkin klübüdür (Daha detayli listeler ilerideki çalismamizda
yayimlanacaktir, yer tutmamasi açisinda sadece bazi kritik
görevlerdeki kisileri verdik). Dikkat edilirse en fazla ABD baskani
üyesi olan klüp Bohemian Grovedur. ABDde kaldigim 7 yil boyunca her
gittigim kütüphanede ve kitapçida bu klüple ilgili bilgi aradim. Bu
konuda sadece William Domhoffun yazdigi bir kitap ile bir kaç makale
geçti elime. Düsünün 1000e yakin ABD eliti sürekli bir hafta sonu
Californiada veya diger eyaletlerdeki çiftiklerde toplanip kadinli,
erkekli törenler yapiyorlar ve gizli ritüeller uygulaniyor, inisiasyon
törenleri yapiliyor; insanlar komik komik kiliklara veya durumlara
giriyor çesitli dramalar ve roller oynuyorlar.

Bunlara bir sürü hizmetçi hizmet ediyor, bir sürü polis bunlari
koruyor, bir sürü kisi bu klübe geliyor ve bu klüp 1880den beri var.
ABDde elime geçen pek çok kütüphanenin veritabaninda bu klübe ait
bilgi aradim, ama çok sinirli bilgiye ulasabildim. Halbuki masonlukla
ilgili kitaplar heryerde satiliyordu. Benzer sekilde Skulls and Bones
Society (SBS) konusunda da elime geçebilen kitap sayisi bir avuçtur.
SBS de Bohemian Grove gibi çok gizli bir örgüttür. Bu örgütleri ABDde
sordugum hiç bir Amerikali bilmiyordu. Üstelik bu kitapta diger
örgütlerle ilgili listeleri yayinlayan kitaplar veri tabanlarindan
çikarilmisti, elimdeki kitaplarin çoguna direkt yazarlarina ulasarak
eristim. Neden ve nasil saglanir bu gizlilik bunu anlamaya imkan yok!
Bu gizliligin tek hedefi olabilir, törenlerde ve toplantilarda çok
ciddi bazi kararlarin alinmasi.

Örnegin atom bombasi projesinin kararinin verildigi yerin, siklotronu
ilk kurgulayan Prof. Ernest O. Lawrencea bu kararin verdirildigi yer
olan Bohemian Grovedur (Nuel Pharr Davis, Lawrence and Oppenheimer,
New York: Simon and Schuster, 196 . Vietnama savas açilmasi kararinin
verildigi yer de Bohemian Grovedur. Kaliforniyadaki çiftlikte bazi
zamanlarda ciddi güvenlik önlemli toplantilar yapilir. Çiftlik San
Fransisconun 65 mil kuzeyindedir 300-500 kisiyi barindirabilecek ve
anayoldan ulasilamayacak, ancak bilenlerin helikopterle veya arazi
araçlari ile gidebilecekleri bir alanda tüm çevre yerlesim
merkezlerinden uzaktadir ve çok yogun koruma altindadir. Bu ana
merkezin haricinde baska sehirlerde de merkezleri vardir. Bohemian
Grove üyeleri belirli araliklarla toplanip klasik ritüelik törenlerini
yaparlar. Törenleri bir rahip ile bir rahibe yönetir. Törenlerde
genellikle allogerik ve yukarida tanimini yaptigimiz sembolik dramalar
oynanir, fakat törenlerle ilgili yazilanlar da çok sinirlidir.

Bohemian Groveun merkezinin bu kadar izole olmasina karsin, Bohemian
Grove SBS, Pilgrem Society, Rotary Club gibi masonik cemiyetlerle iç
içedirler. Bir söylentiye göre BGdan icazet alamayan bir istihbarat
örgütünün basina getirilemez, baskan seçilemez; devletle ilgili pek
çok önemli karar buradaki toplantilarda verilir. Üyeleri yukarida
saydigimiz gibi en kilit noktalardaki kisilerden olusur; örnegin 1991
de BGda olup da ayni zamanda önemli sirketlerde yönetici olanlarin
sayisi söyleydi: Bank of America 7 direktör, Pacific Gas and Electric
5 director, AT-T 4 direktör, First Interstate Bank 4 direktör,
McKesson Corporation 4 direktör, Ford Motors 4 direktör, General
Motors 3 direktör, Pacific Bell Telephone 3 direktör. Ayrica pek çok
istihbarat örgütünün baskanlari veya üst düzey yöneticileri de BG veya
SBS üyesidir. BG, SBS ile birlikte 1880ilerden beri Yeni Dünya
Düzeninin ideologudur ve bu cemiyetlerdeki kisilerin çogu ise
Bilderberg, Trilateral Komisyon ve CFRda yer alirlar. 1974teki
Domhofun kitabinda belirtildigi üzere Bohemian Grovea üye olan
azinlik, ABDdeki o tarihteki tüm mallarin yaklasik yüzde 30-40ina,
özel sektörün tüm servetinin yaklasik yüzde 70-80nine sahipti.

CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderberg örgütleri

Diger masonik örgütlerin iç çatisi ve yapisi altinda CFR, Trilateral
Komisyon ve Bilderberg günümüzün BÜYÜK AGABEYI haline gelmistir.
CFR (Council on Foreign Relations-Dis Iliskiler Konseyi)

Clinton, Antony Lake, Al Gore, George Bush, Warren Christopher, Colin
Powell, Les Aspin , James Woolsey (CIA direktörü) gibi isimlerin CFR
(Council on Foreign Relations-Dis Iliskiler Konseyi) isimli bir
komisyona kayitli olmalari herhalde okuyucuyu bunca bilgiden sonra
sasirtmaz. Ama dünyadaki en ciddi karar mercilerine gelenlerin bagli
olduklari bir örgüt olmasi herhalde dogal karsilanabilir, üstelik
bunlarin bazilari BILDERBERG veya Skulls and Bones Society
üyesidirler. Yani hiç kimse hak ettigi ve olmasi gerektigi için bir
pozisyonda degildir Yeni Dünya Düzeninde. Ipleri ne kadar iyi
oynatabildigi, ne kadar sir tuttugu ve bu örgütlere ne kadar bagli
oldugu önemlidir onlar için.


Globalizasyon ideolojisinin Bohemian Grove ve Skulls and Bones Society
gibi masonik örgütlerden daha az gizli bir bransi olan CFR 21 Temmuz
1921de New Yorkta kurulmustur (Ross 2000; Marrs 2000). Zaten
yüzyillardir ülkü piramiti, Süleyman mabedi, tek hükümetli dünya,
Sionun ogullarinin vaad edilmis birlesik kralligi, evrensel kardeslik
gibi fikirleri savunan gizli cemiyetlerin bu ideolojisini ilk harekete
resmi olarak geçiren kurulus CFRdir. Globalizmin gizlilikten çikip
dünyaya ilani CFRin kurulusu ile baslamistir. 1917de Baskan Wilson
savas sonrasinda yüze yakin elit adamini toplamis ve global baris (!)
planlari yapmislar ve Wilsonin bilinen on dört nokta teorisini 8 Ocak
1918de kongreye sunmuslardir. Bu plan özünde tüm ekonomik sinirlari
kaldirmayi amaçlayan ve ABD sermayesini tüm dünyaya hakim kilmaya
yarayan bir plandi. Ama 1919da Paris Baris Görüsmelerindeki Versailles
anlasmasi Almanyaya agir kosullar koymustu.


30 Mayis 1919da Parisin Majestic otelinde toplanan Ingiliz ve Amerikan
delegeleri bir Uluslararasi Iliskiler Enstitüsü kurmaya karar
verdiler. Bunun adi daha sonradan Ingilterede Royal Institute of
International Affairs oldu. 21 Temmuz 1921de de ABDde CFR gizli
kosullar altinda kuruldu, 1945e kadar merkezi New Yorktaki Prat House
oldu (Halen merkezi burasidir: The Harold Pratt House, 58 East 68th
Street, New York, NY 10021). Bu bina Rockefeller tarafindan
bagislanmisti. CFR üyelerinin büyük çogunlugu New York ve Washington
D.C.de yasayan elitlerden olusuyordu. Daha ziyade New York ve
Washington, D.C.de yasayan elitlerden olusan CFRin bugün finans,
komünikasyon, akademi, istihbarat, teknoloji alanlarda en etkin
konumlarda bulunan 3300 üyesi mevcuttur. Bu sayi bir zamanlar 1600 ile
sinirliydi. Özellikle tüm CIA, DIA, DEA ve baska istihbarat sefleri bu
örgütün de elemanidir ve CFRin ilkelerinden disari çikamazlar. Ilk
üyeler arasinda New York senatörü Colonel House, Devlet Bakanligi
Sekreteri John Foster Dulles, CIAda uzun süre çalismis Allen Dulles,
kurucu baskan milyoner John W. Dawis ( J. P. Morganin
finansörlerinden) vardi. CFR için ilk para John D. Rockefeller,
Bernard Baruch, Jacob Schiff, Otto Kahn, Paul Warburg gibi
milyonerlerden geldi. Bugün CFR için finans su kuruluslardan gelir:
Xerox, General Motors, Bristol-Myers-Squip, Texaco, Alman Marshal
Fund, McKnight Vakfi, Ford Vakfi, Andrew Mellon Vakfi, Rockefeller
kardesler vakfi, Starr Vakfi vb. CFR yönetim üyeleri bugün dünyadaki
her ise burnunu sokan ve ekonomik kontrolü amaçlayan kurum, vakif,
enstitü ve gizli örgüt ile içiçedir.

CFR Ikinci Dünya Savasinda çok önemli bir rol oynamistir. Yayinladigi
Foreign Affairs isimli dergi ile de çalismalarini tüm dünyaya duyurur.
CFR her ne kadar gizli olmayan bir görünüme sahip olsa da, bu gerçek
degildir. CFR, SBS, Bilderberg gibi çok gizli bir örgüttür. Her yil
hazine sekreteri, CIA veya NSA yöneticileri ile çok gizli, halka açik
olmayan toplantilar yapar. Normal kosullarda CFRin anayasaya bile
aykiri oldugu iddia edilmisse de bunu yargilayacak olan Anayasa
Mahkemesi veya Yüce Divan üyelerinin büyük çogunlugu da CFR üyesidir.
J.P. Morgan ve Rockefeller gibi devler CFRye büyük paralar yatirirlar,
ama isadamlarina devletin güvenlik sirlari hakkinda brifing
verilmesini kimse anlayamaz ve anlatmakla bitip tükenmeyen Amerikan
demokrasisinin neresine koyacagini bilemez. Bu demokrasi ise neden hiç
bir sey halka ve basina açiklanmamaktadir? Orasi da pek anlasilamaz.
Gerçi basina açiklansa da farketmez, çünkü CFR tüm medyayi kontrol
eder. 1988den beri 14 devlet bakani, 14 hazine bakani, 11 Savunma
bakani ve bir sürü federal büroya ait görevli CFR üyeleri arasindan
seçilmistir. Özel sirketlerin devletin bu kadar içine girmesi nasil
demokrasi ve hukuk sistemi ile bagdasir bunu J.P. Morgana ve
Rockefellera sormak gerekir tabii. Dullestan beri her CIA direktörü,
örnegin Richard Helms, William Colby, George Bush, William Webster,
James Woolsey, John Deutsch, ve William Casey hep CFR üyeleri
arasindan seçilmislerdir. Ne isi vardir Rockfellerin kurdugu bir
konsülde halkin ulusal güvenligini korumakla görevli onca insanin?
Hukuk ülkesi ve demokrasinin besigi oldugu iddia edilen Amerikanin bu
gerçeklerini Amerikalilarin çogu bilmez, onlar kredi karti borçlarini
ve ev taksitlerini ödeyip, evde patlamis misir yiyerek biralarini
içerler. ABDli pek çok yazar CIAin Amerika ve Amerikan halki için
degil, CFRin dostlari ve gizli iliskide oldugu dernekleri için bilgi
topladigini dile getirmisler, ama komünistlikle suçlanmislardir.
[/size]

CFR bu isadamlarinin istedigi kisileri hep yükseltmis en üst ve
dokunulmaz noktalara getirmistir. Bunun en güzel örnegi siradan bir
akademisyen olan ve David Rockefeller ile tanistiktan sonra sansi
açilan Henry Kissenger olmustur. Clinton döneminde de tüm devlet
yetkilileri CFR üyeleri arasindan görevlendirilmis neredeyse yurt
disina yollanan büyükelçilerin yarisi CFR içinden seçilmistir.
Baskanlarin seçiminde de ayni yol izlenmektedir, seçmenler bir CFR
üyesi ile öteki arasinda tercih yapmak zorunda birakilmaktadirlar,
zaten Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti birbirinden çok farkli
degildir ki! CFRin gizli raporlarindan ve konferanslarindan birinde
söyle denilmektedir (Ross 2000):
Silahsizlanma, Amerikanin bagimsizligi ve bu bagimsizligin tek dünya
hükümetine dönüsmesi CFRnin 1551 üyesinin yüzde 95ine 1975te
açiklanmistir. CFRnin üyelerin yüzde 75ine açiklanmamis ve yazilmamis
iki amaci daha vardir. Bu olusumun hedefleri size biraz garip
gelebilir, bunlari biraz tartisalim.

Bu inancimizin temelinde yatan, monopolistik kapitalizmin dünyanin her
yerindeki farkli para birimlerini, banka sistemlerini kredi ve üretim
sistemlerini, temel kaynaklarini tek hükümetle kontrol edilebilir hale
getirmek ve aydinlatilmis dünya sistemindeki üstünlügümüzü kendi dünya
ordumuzla temin etmektir.

Kendi kurdugu dünya ordusu ile tüm dünyadaki kaynaklari ve para
sistemini kontrol edip, tüm kaynaklara el koyacakmis. CFRin amaci
buymus! Skulls and Bones Societynin 1880lerdeki fasist ideolojisinin
bir devamidir bu! Bu mentalite bugün Ortadoguyu bir ordu indirerek
kontrol altina almak
istemektedir.



CFRin gizli bir organizasyon olmadigini söyleyenlere de CFRin 1992
yillik raporundan bir cümle ile yanit verelim. Sayfa 21: Tüm
toplantilardaki konusmalar ve açiklamalar bu toplantilar disinda
kimseye açiklanamaz! (Ross 2000). Ayni raporun, 122, 169, 174, 175 ve
176 inci sayfalarinda da bu gizlilik sürekli tekrarlanmakta ve
gizlilik bozulup da medya veya birisine bir bilgi sizdirilirsa nasil
cezalandirilacagi ima ediliyor. Daha önceki masonik ilkelerin tümünün
uygulandigi bir örgütlenmedir CFR. Ayrica CFRin ve gizliliginin ve
fasist ideolojilerinin ABD anayasina aykiri oldugu defalarca
zikredilmistir.

IMF ve Dünya bankasi da CFRin tamamen etkisi ve yönetimi altindadir
(Ross 2000; Sklar 1980). Geri kalmis ülkeleri fakirlestirmek ve
ekonomilerini yoketmek yolunda IMF, CFRin emirleri dogrultusunda
çalismaktadir.

Bilderberg gizli örgütü

CFRin temel globalizasyon planlari daha kuruldugu günden beri
bilinmekteydi. Ama CFR ABD içinde tam bir kontrol saglamak ve tek
jandarmali kapitalizmi Avrupaya yaymak ve sosyalizm ve komünizm ile
mücadele etmek zorunda idi. Eski CFR baskani ve Rockefellerin Chase
Manhatten Bankasi baskani olan John McCloy OSS (Office of Strategic
Services) isimli istihbarat örgütünün (Bill Donovan tarafindan
1941-1942de kurulmustur) kurulmasini ve CFR ile karsilikli iletisim
içinde çalismasini sagladi. 1947de OSS, CIAya (Central Intelligence
Agencye) dönüstürüldü. 1947 Ulusal Güvenlik Kanunu ile de gerek sivil
gerekse kriminal yasalara karsi korunan bir örgüt haline getirildi.
Yani CIA, anayasaya ragmen ulusal güvenlik adina her türlü suçu
isleyebilen bir örgüt yapisina kavustu. 1950de General Walter Bedel
Smith CIA baskani oldugu zaman, CFRden aldigi emir üzerine Avrupada
etkin bir örgüt kurulmasini istedi. Daha sonra CIA ve Ulusal Güvenlik
Konseyine konan bu semsiye daha da güçlendirildi ve 1982de Reagan
tarafindan Executive Order 12333 (Etkin Yasa 12333) devreye sokuldu
(Montalvo 2000).

Bilderberg, CFR ve öteki örgütlerin Avrupa ayagini ve etkinligini
teskil etmek için CIA tarafindan Hollandada Oosterbeek sehrinde
Bilderberg otelinde 1954 de kurulmustur. Dünyanin yönetimi ve
globalizasyon konusunda her yil farkli ülkelerde toplantilar yapar
(Ross 2000; Marrs 2000). Toplantilar son derece gizli kosullarda ve
özel ortamlarda yapilir. Katilanlar bu konuda hiç bir bilgi vermezler.
Spotlight isimli bir dergileri de vardir. Liberty Lobby Inc, 300
Independence Ave., SE, Washington D.C. 20003 adresinden yayin yapar.

Bilderberg örgütünün Avrupa adresi: Maja-Banck Polderman, Bilderberg
Meetings, Amstel 216, 1017 AJ, Amsterdam, Hollanda. Bilderbergin ABD
adresi ise Charles W. Muller, American Friends of Bilderberg, Inc. 477
Madison Ave., 6th Floor, New York, NY 10022.

Bilderbergin kuruculari arasinda Hollanda prensi Bernhard ve Polonyali
sosyolog Dr. Joseph Hieronim Reting
Yeni bir din mi?

Yokolan yaşamlar, kaybolan umutlar, işlenen suçlar; büyük dinlerden
sonra dünyanın en etkili inancı olarak ortaya çıkan Scientology
göründüğü kadarıyla geçmişin tüm inançlarından daha hızlı yayılıyor ama
ortada küresel bir acımasızlık ve maddi hırs var, tabii ki görmek
isteyene. Acaba iddialar doğru mu? Scientology, yüzyılın en büyük
şarlatanlığı mı yoksa tüm din ve inançların yerini alıp, huzur ve barışı
sağlayacak yeni bir yol mu? Almanya´da Kohl Hükümeti tarafından
sempatiyle karşılanan, ABD´de Rockefeller´den, Tom Cruise´a,
Travolta´dan, Chick Korea´ya uzanan sempatizanlar çizgisi daha kimlere
uzanacak?


Pennsylvania, Kingston´dan Noah Lottick normal bir insandı, 24
yaşındaydı ve mutluydu, dünyanın her yerindeki yaşıtları kadar coşku ve
umut doluydu, Haziran´ın o meşum gününe kadar. Onun vücudunu taşıyan
anne ve babası, acıdan uyuşmuşlardı, Rus asıllı genç adam Milford Plaza
Otel´in 10. katından atlayarak bir limuzinin damını parçalamıştı,
cesedin avucu sıkı sıkı kapalıydı, polis genç adamın elini zorla
açtığında, 171 $ dolar buldu, bu para Lottick´in Scientology Kilisesi´ne
geri dönmesine yetmeyen paraydı oysa aradan sadece 7 ay geçmişti. Bir
doktor olan babası Edward, Scientology Kilisesi´ni itham ederken,
araştırmalara başladı, Edward Lottick "Biz Scientology´yi Dale Carneige
gibi düşünüyorduk ama artık oranın psikopatlar okulu olduğuna
inanıyorum, şarlatanlıklarına terapi diyorlar, en iyileri, parlak zekalı
insanları kandırıp topluyorlar ve yok ediyorlar." Lottick, bir an evvel
resmi soruşturmanın başlamasını istiyor ama durum pek umut vermiyor
çünkü ABD´in Anayasal İyileştirme ve Islah Etme Hakları adlı yasal
destek Scientology Kurumu´na arka çıkıyor ve 40 yıldan bu yana dünyanın
en pahalı avukatları ve özel dedektifler bu savaştan henüz galip
çıkamadılar. (Not: Buradaki kilise sözcüğünü dinsel anlamda yani
Hıristiyan kilisesi demek değil, Amerika´da kilise sözcüğü bir inanca
mensup insanların toplandığı her hangi bir yer olarak kullanılıyor.)


Bilim-kurgudan peygamberliğe uzanan yol...


Scientology Kilisesi´nin kurucusu bilim kurgu yazarı L. Ron Hubbard´dı,
yazar mutsuz insanları hedef almış ve onları huzur ve umut vaadiyle
dinsel içerikli bir kurumun çevresine toplamıştı. Oysa, Kilise´nin
gerçeği başkaydı; ortada büyük kazançlar vardı, kurtulanlar şantajdan,
tehditlerden söz ederken, üyelerin korkutulduğu ve Mafya tarzı bir
örgütten söz ediyorlardı. Geçen 25 yıl içinde, savcıların tüm çabalarına
rağmen Scientology hala bir tehdid oluşturmakta. Aralarında Hubbard´ın
karısının da bulunduğu Scientology Kilisesi´nin 11 üst yöneticisi
1980´lerin başında hapse yollanınca, yüzden fazla hükümet ajanı kurumun
adeta didikledi ama sanki önlerinde bir duvar vardı, bir türlü
istenenler elde edilemedi. Scientology tutkunları, pişman dahi olsalar
kanuni bir sonuç elde edilemiyordu çünkü yasal olarak kişiler aldatılmış
görünmüyorlardı, herkes kendi yaptığından sorumluydu ve yapılanlar
gönül rızası ile yapılmıştı. Değişik olaylarda ise varılan en uç nokta,
suçlamada çok ileri gidenler "şizofren ve paranoyak" damgasını
yerlerken, günahkar, ayartılmış ve tehlikeli olarak tanımlanıyorlardı ve
inanılmaz bir şekilde bunu imzaladıkları belgeler ve kuruma ait
doktorların raporlarıyla önceden kabul etmişlerdi. Kısacası Scientology
Kilisesi´nin bir açığı henüz yakalanamadı.


Medya, ünlüler, siyasi güç ve para bir arada olurlarsa ne olur?


Grubun 65 ülkede 700 merkezi var ve gittikçe de yaygınlaşmakta. Yeni
yasalarla karşı önlemler alınmaya çalışılsa da, dalga dalga geliyorlar,
birçok grup üyesi finansal suçlardan sanık, bu suçlar Scientology
üyelerinin el attığı ve dev kazançlar sağladığı yayıncılık, danışmanlık,
sağlık ve eczacılık alanlarında işleniyor. Kilise, bir de Hollywood
grubu oluşturmayı başardı; bu kızgın ve şımarık grup gerçekten
Scientology yönetiminin çok işine yaradı; "Ünlüler Merkezi" adı verilen
bir dizi çok özel kulüp oluşturuldu, buralarda ünlülerin kariyerlerine
yön veriliyor ve çok büyük ücretler karşılığında danışmanlık
yapılıyordu. Başta geçtiğimiz ay içinde "Mission Impossible/Görevimiz
Tehlike"nin Almanya gösteriminde kilisenin provake ettiği büyük halk
kitleleri tarafından protesto ve boykot edilen Tom Cruise olmak üzere,
John Travolta, Kirstie Alley, Mimi Rogers, Anne Archer, senatör ve
şarkıcı Sonny Bono, cazın büyük ismi Chick Korea ve Nancy Cartwright
gibi çok tanınmış isimler bu grubun içindeydiler. Scientology´nin
yöntemleri arasında İnanç Öğretim Tv´si da var; ayrıca 800´lü ve 900´lü
telefon hatları da çok yaygın ve etkin kullanılıyor; Chicago´da bulunan
medya uzmanlarından Cynthia Kisser şöyle diyor; "Scientology, acımasız
bir örgüt; daha çok klasik terörizme benziyor. Çok kavgacılar ve sadece
kazanç peşindeler; ABD tarihinde böylesi hiç görülmedi; hiçbir inanç
üyelerini böylesine soymadı..." 1987´de kaçıp kurtulana kadar
Scientology´nin yedi liderinden biri olan Vicki Aznaran ise; "Bu bir suç
örgütü, her geçen gün daha çok illegal oluyor." diyor.


Sony. Pepsi, CNN ve ötesi...


Time Dergisi, 150 kişiyle özel görüşmeler yaptı; binlerce sayfalık
mahkeme tutanağı ve Scientology belgesi gözden geçirildi. Kuruluşu
yönetenler konuşmayı reddettiler. Sayısız üyenin suçlamasına ve tüm
yasal baskılara rağmen Scientology, 1986´da kurucusu Hubbard´ın
ölümünden sonra çok daha fazla büyüdü ve büyüyor. Mahkeme kayıtlarına
göre, kuruluşun bir kolu olan "Ruhsal Teknoloji Kilisesi" nin, sadece
1987 yılındaki geliri, 503 milyon $´ın üstündeydi, tahminlere ve bazı
ipuçlarına göre, Kıbrıs, Liechtenstein ve İsviçre bankalarına 400 milyon
$ aktarılmış ve özel hesaplar açılmıştı. Scientology yetkililerinin
açıklamalarına göre bugün grubun 50.000 aktif üyesi ve 8 milyon
sempatizanı bulunuyor, gittikçe de artıyor. Hubbard´ın garip ve
alışılmadık kuramları her geçen gün kitleleri dünya çapında sarıyor ve
etkilemeye devam ediyor. Örgütü şu anda, 36 yaşındaki David Miscavige
yönetmekte, Miscavige kuruluşun ikinci kuşak üyelerinden, kurtulanlar
veya ayrılanlara göre bu adam kurnaz, acımasız ve paranoyak; üstelik
düşmanlarına işkenceler yapıyor. Miscavige´nin 1990´larda başlattığı
gözüpek hareket ve atılımlar kurum içindeki prestijini çok arttırdı.
Emekli örgütleriyle ilişkileri yönetici düzeyinde geliştirerek, satın
alıp, rüşvetler vererek, büyük emekli gruplarını kuruluşun çevresinde
topladı, Sony ve Pepsi gibi dev şirketleri ve CNN´in patronu Ted
Turner´in sahibi bulunduğu Goodwill Games´i hem sponsorluk için, hem de
yakın ilişkiler için ikna etmeyi başardı. Scientology yayınlarında
yayınlanan kitaplardan yüzbinlercesini, büyük kitapevlerine sevkederek,
kendi taraflarlarına durmaksızın satın aldırarak, perakende kitapçılara
büyük cirolar sağladı ve bu yöntemle tüm "en çok satan kitaplar"
listelerinde aralıksız yer aldı, bu kadar da değil. Miscavige, Newsweek
ve Business Week gibi önemli ve ciddi yayınlara tam sayfa ilanlar
vererek, Scientology´yi bir felsefe olarak tanıttı, aynı

yöntemi tv´de de uygulayarak ülkenin en büyük tv istasyonlarında dev
ilan kampanyaları başlattı, her alandaki güvenilir ve saygın
profesyonelleri danışma grupları adı altında toplayarak kamuoyuna
tanıttı ama büyük ücretler alan bu insanların örgütle olan gerçek mali
ilişkilerini sakladı. Sonuç olarak Miscavige öylesine başarılı oldu ki,
neredeyse örgütün kurucusunun adını gölgede bırakacaktı. Yeri gelmişken
biraz da, Scientology´nin babasından söz etmek gerekiyor.



İnsanlığı "Xenu" dünyaya sürgün etti



Hubbard, 1911´de Nebraska´da doğdu; II. Dünya Savaşı´nda denizciydi,
daha sonra savaş gazilerinin ruhsal sorunlarıyla ilgili bir örgütte
çalıştı, ruhsal sorunları olan gazilerin intihar eğilimlerini engellemek
için çalışıyordu. Bu arada bilim-kurgu yazıyordu. Scientology
kurulduktan sonra basılan tanıtım broşürlerinde Hubbard, hiç alakası
olmadığı halde bir savaş kahramanı olarak tanıtılacaktı hatta daha da
ileri gidilerek mucizelerden söz edilmişti; kör olmuş ama gözleri
açılmıştı, iki kez ölüp yeniden dirilmişti vb... Bir doktora yaptığından
söz ediliyordu ama neydi? Bilinen tek eğitim, Hubbard´ın Sequoia
Üniversitesi´nden almış olduğu açık öğretim diplomasıydı. 1984 yılında,
Hubbard´ın geçmişiyle ilgili olarak yapılan resmi bir araştırmada,
California´lı bir yargıç Hubbard´ı patolojik bir yalancı ilan etti.
1950´de Scientology´nin kutsal metinlerini yazmaya başladı; "Dianetics;
The Modern Science of Mental Health" teknikte kaba, yüzeysel bur yöntem
kullanılıyordu, çok basit bir yalan makinesi "E-metre" kullanılarak,
derinin üzerindeki statik elektriğin değişimi ölçülüyordu, bu şekilde de
kişinin geçmişiyle ilgili bilgilere ulaşıldığına inanılıyordu.
Hubbard´a göre, geçmişteki mutsuz anılar (Bunlara Engram diyordu),
ruhsal travmalara (yaralara) neden oluyordu. E-metre ile yapılan
seanslarda, bu travmalar açığa çıkarılıyor ve terapik bir çalışmayla
kişinin ruhsal sorunları düzeltiliyordu. Hubbard, sonraki adımlarını
sakladı ama 1960´larda İnsanlık için bir açıklama yapıldı; insanlar
adına "Thetan" denen bir bulutsu ruhdan oluşmuşlar ve 75 milyon yıl önce
"Xenu" adlı zalim bir galaktik güç tarafından dünyaya sürülmüşlerdi ve
şimdi insanlar bir sınav geçiriyorlardı. 1967´de Scientology´nin ana
kilisesi veya merkezi kuruldu. 1971´de federal bir mahkeme, Hubbard´ın
tıbbi iddialarını ve E-metre cihazının bilimselliğini reddetti. Hubbard,
bir din kurmakla suçlanıyordu ama Amerikan özgürlük yasaları Hubbard´ı
ve inanılmaz iddialarını korudu. Örgütlenme devam etti, şubeler peşpeşe
açıldı, misyonlar oluştu, ücretler fiks bağışlara dönüştürüldü ve
Hubbard´ın komik kozmoloji öyküsü "kutsal metinler" haline dönüştü.


Mezardan ruhsal olarak kaybolan ceset, 3000 $´a geri geliyor;


1970´lerde, devlet ciddi bir atağa kalktı ve kilisenin milyonlarca
dolarının yurtdışına kaçırıldığı, Panama´da paravan bir şirketin
kurulduğu ve bir İsviçre bankasına para aktarıldığı açıklandı. Örgüt
üyeleri, devlete sızmışlar ve bazı gizli belgeleri çalmışlardı, sahte
vergi formları doldurmuşlar, üstelik üyelerinin çoğunu kullanmışlardı ve
1971´de Hubbard vergi kaçakçılığı ve resmi belgelerde sahtekarlık
suçlarından sanıktı, Scientology üyeleri gece gündüz çalışarak, belgeler
düzenlediler ve kararı geciktirmeye çalıştılar. Bu arada, Hubbarda beş
yıl saklandı ve savcılık tarafından suçlanamadan önce öldü. Bugün
Scientology örgütü tüm bunları yalanlıyor ve gerçekleri tahrif ediyor;
Scientology doktrini ile insanların ruhlarının temizlendiği, arındığı
iddia edilirken engramlarla ruhsal tehlikelerin giderildiği öne
sürülüyor ve bunun için de gittikçe yükselen pahalı ücretler ödeniyor.
Örgütün son fiat listesinde, Hubbard tarafından "çiğ et" adı verilen
hasta(!) adaylarından saatte 1000 $ istendiği ve 12,5 saatlik bir dönem
için 12.500 $ alındığı görülüyor. Psikiyatrlar, seansların
uyuşturucularla yapıldığını ve euphoria ile düşünce kontrolu yapıldığını
belirtiyorlar. Bu tür seansların sonunda, yeni üyelere milyarlarca
yıllık iş kontratları imzalatılıyor. Hubbard´ın sağlığında yayınlanan
bültenlerde, "Para kazanın, daha çok para, para için gerekenleri yapın,
ne olursa olsun onları yakalayın ve gerekeni yapın." deniyordu. Harriet
Baker, bu emirlerin uygulanması ile acı bir şekilde karşılaştı. Baker 73
yaşındaydı, eşini kanserden kaybetmişti, bir Scientolojist acısının
giderilmesi için onu ikna etti; paket bir seans için 1.300 $ ödeyecekti,
bu bedel daha sonra 15.000 $´a yükseldi, bu arada Scientologlar kadının
evi için borçlu olduğunu keşfettiler, 45.000 $´lık bir ipotek
altındaydı, örgüt kadını baskı altına aldı, borcunu ödemesini
engelliyorlar, paraya sürekli el koyuyorlardı. 1991 Haziran´ında Baker,
kendisini E-metre ile sorgulamak isteyen iki örgüt üyesine kapıyı
gösterdi ve tüm çabalarına karşın Eylül ayında evi satıldı. Noah Lottick
kendisini öldürmesinden önce, örgüte 5.000 $ ödemişti, tavrı garipti.
Ailesine Scientology tüccarlarının düşüncelerini okuduğunu söylemişti,
babası kalp krizi geçirdiğinde, doktorlara karşı çıkarak, bunun
fizyolojik değil, psikolojik nedenlere bağlı olduğunu iddia etmişti ve
beş gün sonra intihar etti. Artık, herşey için çok geçti, Lottick´in
cenazesinde "Noah´ın Dianetik doslarından" yazısının bulunduğu bir de
çelenk vardı ama ortada örgütten kimse görünmüyordu. Bir hafta sonra,
Noah´ın evine gelen örgütün bölge sorumlusu, acılı anne-babaya
oğullarının mezardaki bedenlerinin mucizevi bir şekilde kaybolduğunu,
ancak örgüte makul bir bağış yapılırsa yerine döneceğini bildirdi,
sonuçta Lottick ailesi, bağış adı altında 3.000 $ ödedi.


Prozac´a ölüm...


Scientology örgütü, bağış toplamak adı altında çeşitli servisler
oluşturdu, çabucak ilahi köprüyü geçip, aydınlanmaya ulaşmak istiyor
musunuz? 1.250 $´lık bir bağış yapmanız yeterli; Fizik evrene neden
Thetan bağlarıyla bağlı olduğunuzu bilmek istiyor musunuz? Hemen
Hubbard´ın sesinden kaydedilmiş 52 teyp bantını alın, sadece 2.525 $;
sonra arkasını da alabilirsiniz. Eğer Hubbard´ın altın yazılı, deri
kaplı kitaplarının tamamına sahip olmak isterseniz, sadece 1.900 $
ödeyeceksiniz. Tuzaklar çekici ve bedeller yüksek; Scientology öylesine
finans gücüne sahip ki, özel kuruluşlar oluşturdu; 1983´de kurulan
Sterling Yönetim Sistemi, ABD´nin en hızlı büyüyen kuruluşları arasında,
danışmanlık yapıyor ve çeşitli yayınları yönetiyor; 1988´de sermayesi
20 milyon $´ aşmıştı. Bir diş doktoru olan Gregory Hughes tarafından
kurulduğu için, özellikle tüm ülkede diş doktorları arasında etkin ve
yaygın. Bir diğer Scientology kuruluşu olan Mutluluk Yolu Vakfı
tarafından, Amerika´daki halk okullarına Hubbard´ın görüşlerini anlatan
3.5 milyon broşür dağıtıldı. Vakfın 400 hektarlık bir kampüsü var ve
burada Hubbard eğitimi yapılıyor. Vatandaş İnsan Hakları Komisyonu adını
verdikleri bir örgütleri daha var ve bu örgüt psikiyatrlarla savaş
halinde. Bu komisyon, özellikle de son dönemin mucize stres ilacı olan
Prozac´a savaş açtı; Prozac´ın intiharlara ve cinayetlere neden olduğunu
iddia ediyorlar, sürekli tv programları yaparak, posta aracılığı ile
yüzbinlerce mektup yollayarak Prozac´ı ve bulucusu Eli Lilly´i
durdurmaya çalışıyorlar. Bir diğer Scientology kuruluşu olan Amerika
Stresli İş Adamları Birliği geçen yıl üniversite öğrencileri için 5.000
$´lık bir ödül koydu, ödülü kazanan en başarılı öğrencilere Scientology
kuruluşlarında iş veriliyor. Örgütün siyasi etkisi çok güçlü; Batı
Virginia Senatörü John D. Rockfeller IV, senatoda bu örgütü öven bir
konuşma yaptı ve İllionis Valisi Jim Edgar, 13 Mart´ı "Hubbard Günü"
olarak ilan etti. Scientology Kuruluşu´nun diet ve sağlıklı yaşama
yönelik Sağlık Vakfı ve "Criminon" adını verdikleri alkol ve narkotik
bağımlıları ile hapisten çıkanlara rehabilitasyon uygulayan Narconan,
diğer iki kuruluş.


Travolta´ya santaj yapıldı mı?


Scientology´ye karşı olanlar soruyorlar; "Bilmek istiyoruz, bizim
devletimiz nerede?" Los Angeles´lı avukat Toby Plevin; "Özel haklar
tehlikede, her soruşturmacı ihtiyatlı olmalı, bu konuda her atılan adım
yumurta kabuğu üzerinde yürümeye benziyor." diyor. FBI, üç yıldır
Scientology Örgütü´nün peşindeler; Los Angeles FBI şefi olan Ted
Gunderson; "Bana göre, ülkedeki en zekice operasyon Scientology
hareketidir..." diyor. İnanç uzmanları, federal ciddiyetten umutsuzlar,
otoritelerin yetersiz kaldığını düşünüyorlar; Scientology bir kanser
kadar hızlı yayılıyor; "Scientology artık müteşebbis ve başarılı iş
adamlarının elinde, Hubbard´ın ölmüş olması dahi farketmiyor, beyin
fırtınası sürüyor. Korkarım gelecekte onları daha ön planda ve iş
hayatında daha güçlü olarak göreceksiniz" Bu sözler, California
Üniversitesi Nöropsikiyatri Enstitüsü Direktörü olan Louis West
tarafından söylendi. Bazen örgütün büyük militanlarının durumu dikkat
çekiyor; sinema oyuncusu John Travolta, uzun zaman boyunca örgütün
sözcüsü olarak hizmet yaptı ama 1983´de örgütün yönetiminden
hoşlanmadığını bir dergiye açıkladı ama arkası gelmedi ve bir daha
konuşmadı. Eski ve kaçak Scientolog´lara göre, Travolta korkuyordu çünkü
özellikle seksüel yaşamıyla ilgili tüm sırları ortaya dökülebilirdi
çünkü Travolta bir homoseksüeldi ve bazı porno filmlerde oynamıştı.
Bugün için Scientology, Amerika´nın en büyük halkla ilişkiler örgütü;
örgütün ana stratejisi daha ilerlemek ama din-karşıtı bir kimliğe
bürünmekten çekiniyorlar. İnanılmaz ama hem Amerikan İnsan Hakları
örgütleri tarafından, hem de Amerika Ulusal Kiliseler Birliği´nce
destekleniyorlar. Sonuç olarak para, Scientology´ye gerekeni sağlıyor.
Muhalifler olsa da, kurbanlar ağlaşsalar da birşey değişmiyor,
Scientology yöneticileri ve onların çok güçlü avukatları milyonlarca
doları ceplerine doldurarak yollarına devam ediyorlar ve ister inanın,
ister inanmayın bütün bunlar 1950´lerde yazılmış basit ve ucuz bir
bilim-kurgu hikayesinden kaynaklanıyor;


Scientology ABD dışında ne yapıyor?


1960 ve 70´lerden sonra Ron Hubbard, çoğu zaman özel feribotlar
hazırlayarak, dünyaya yönlenmişti; İngiltere, Yunanistan, İspanya,
Portekiz ve Venezuela´da kampanyalara başlandı ama Scientology kendi
ülkesindeki kadar başarılı olamadı. Avustralya´da bir mahkeme
Scientology Kilisesi adını reddetti, Fransa´da bir diğer mahkeme,
Hubbard´ı bir şarlatan olarak ilan etti. 1976´da İtalya, Milano´da 76
Scientolog tutuklandı ve mahkum edildi; savcı Pietro Forno; "Bütün
kurbanlar daha iyi bir yaşam hayaliyle bunlara gitmişler ama
Scientologlar sadece amatör birer psikolog ve yaptıklarının adı ise
psikolojik terörizm..." diyordu. Kanada´da, Scientology Örgütü, ülkenin
en ünlü insan hakları avukatı Clayton Ruby´i kendisine bağlayarak işe
başladı ama birkaç ay sonra kendisi başta olmak üzere 9 Scientolog
yargıç karşısındaydılar, dava Ruby´nin hukuki manevraları sayesinde hala
sürüyor. İspanya´da Adalet Bakanlığı, Scientology´yi bir din olarak iki
kez tanımladı; 1989´da Sağlık Bakanlığı örgüt için, "totaliter, saf ve
basit bir şarlatanlık" diyordu; 26 örgüt şubesine baskın yapıldı, 11
Scientolog tutuklandı; Savcı Jose Maria Honrubia; "Gerçek amaçları
sadece para" diyordu. Fransa´da 16 Scientolog, şarlatanlık ve illegal
tıbbi uygulama ile suçlandılar, bu arada intihar eden bir
endüstri-dizaynırın ölümünün ardında Scientology´nin bulunduğu
anlaşılınca örgüt ciddi bir darbe yedi ve aralarında ünlü isimlerin de
bulunduğu gruba karşı soruşturma başlatıldı ve örgüt merkezi kapatıldı.


Alman Parlamentosu´nda propoganda...


ABD dışında Scientology´nin en etkin ve başarılı olduğu ülke
Almanya´dır; başta Münih olmak üzere hemen tüm Bavyera´ya yayıldılar;
1984´de 100 polis, örgütün Münih´deki merkezini bastı ve sayısız
dökümana el konuldu, yine vergi yolsuzlukları aranıyordu ama olaya
parlamentodan müdahale edildi. "Der Spiegel" in yazdığına göre, orta ve
orta üstü düzeyde yüzlerce firmanın Scientology ile ilgileri vardı.
Göründüğü kadarıyla Alman politikacılarına Scientology çekici geliyordu
veya Scientology militanlarının yöntemlerini seviyorlardı, kimbilir
belki de Nazileri anımsamışlardı. Mart 1991´de Hür Demokratlar, Helmut
Kohl başkanlığında bir koalisyonu oluşturdular; bu arada Scientolog´lar
Hamburg´a sızıp, örgütlenmişlerdi, aynı anda merkez muhalefeti oluşturan
Sosyal Demokrat Parti, üyelerini uyararak, eski komünistlerin kilise
tarafından sömürülmeye karşı uyanık olmalarını istedi. Bu sırada,
Bundestag´da yani Alman Parlamentosu´nda Hubbard´ın broşürleri elden ele
dolaşıyordu. Derken Dışişleri Bakanı Hans-Dietrich Genscher istemeden
Scientologları onayladı; "Gerçekten, dünya daha güzel bir yer olmalı ve
bu broşürde bu yol gösteriliyor, bir yaşam nedenlerle ve sorumlulukla
anlamlandırılmış, kısacası çok daha dikkatli olmalıyız." Bu temel
sempatiye rağmen Eylül 1996´da ünlü Scientolog ve sinema starı Tom
Cruise´un başrolünü oynadığı "Görevimiz Tehlike" filmi Almanya´nın
birçok yerinde büyük protestolarla karşılaştı ve boykot edildi, halk
Cruise´ın şahsında Scientology´ye karşı çıkıyordu.

Anlayana dersler...

Evet, Scientology hakkında daha çok şey yazılabilir ve yazılacak ama şu
an için altı çizilerek söylenmesi gereken birkaç sonuç cümlesi var;
Birincisi Scientology, göründüğünden çok ama çok daha fazla gücü olan
bir örgüt halinde, korkunç bir para gücü ve beyin yıkamaya yönelik bir
yöntemi var. İkincisi çok hızlı yayılıyor ve Scientology tam anlamıyla
bir din, bunun tartışılması dahi mantıksız ama bu din öncekilere hiç
benzemiyor çünkü insan beynine doğrudan hücum ediyor, şu anda Hıristiyan
ülkelerde etkin, Budizm´in ve İslamiyet´in etki alanlarında pek
dolaşmak istemiyor ama kesin birşey daha var; eğer bu iki din insan kanı
dökmekte ve sosyal baskı uygulamakta biraz daha ileri giderlerse
Scientology ile kısa zaman içinde tanışacaklar çünkü öncelikle gerek
Scientology, gerekse de ondan çok daha küçük olan benzeri mistik
örgütler (Mahareshi´nin TM´i veya Moon Tarikatı gibi...) kan ve tehdite
karşı kendi ruhsal yaptırımlarını ve yönelmelerini kullanarak, etkin
olacaklar. Ötesini zaman içerisinde göreceğiz...



En son CANTAR tarafından Paz Şub. 13, 2011 8:12 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

3 SCIENTOLOGY: Bir Paz Şub. 13, 2011 7:43 am

CANTAR

avatar


1. Scientology Nedir?
Aşağıdaki tanım L. Ron Hubbard’ın, Scientology’nin kurucusunun, kendi ağzından yaptığı bir tanımdır.
SCIENTOLOGY:
Cevapların, nasıl bileneceğinin bilimidir. Asya ve Batı uygarlıklarının
onbinlerce yıllık araştırma geleneğindeki bilgeliktir. Bir yaşam
bilimidir. Scientology’nin ruhsal bilgisine dayanarak, yaşam koşullarına
arzu edilir değişikler getiren pratik uygulamalar geliştirilmiştir.
Scientology, herkesin şu anda olduğundan daha yetenekli olabileceğini
varsayar ve kişiyi daha yetkin konuma getirmek için titiz ve kesin
tekniklerle çalışır.
İçerdiği geniş bilgi hazinesi iki şekilde uygulama alanı bulur:
Birincisi, kişinin farkındalığını arttıran ve sıkıntılarından
kurtulmasını sağlayan ruhsal danışmadır. İkincisi, günlük yaşamdaki
çeşitli durumların çözümlerini veren pratik bilgilerdir.
Scientology sözcüğü; Latince “Scio ve Yunanca “Logos” köklerinden gelir.
Scio, “kelimenin tam anlamıyla bilmek” demektir ve ology (Logostan)
“bilimi” anlamındadır. Batı dünyası bu sözcükleri (doğruya yakın bir
şey) olarak benimsemiştir.
Scientology, belirli bir ilahi güce tapmaya yönlendirmez ve Tanrı
konusunda dogmalar içermez. Bu nedenle, dinlerle bir çatışma veya
rekabet içinde değildir. Dinini değiştirip Scientology’ye geçmek söz
konusu olamaz. Kişi dini inancını muhafaza ederek Scientology’nin ruhsal
bilgileri aracılığıyla, kendi dinini de daha iyi anlayacaktır.
Scientology nedir konusuna ayrıca L. Ron Hubbard kendisi ile yapılan
röportaj Dvd’sinde anlatılıyor. O Dvd’yi izlerken başka olası sorulara
da direkt yanıtlar bulabilirsin.

*Scientology ile insan doğasına ait temel kurallar İLK KEZ gün ışığına
bilimsel araştırmalar sonucu çıkartıldı bunlar Dinamikler, Tepkisel
Zihin (Şuuraltı)v.b. L. Ron Hubbard yazdığı eserlerle bunların nasıl
bulunduğunu ve neler olduğunu tüm insanlıkla paylaşmıştır.


DİNAMİKS (DİNAMİKLER):

Yaşamda sekiz dürtü (iç güdü, itici güç) olduğu söylenebilir. Bunları
biz DİNAMİKLER olarak adlandırırız. Bunlar, nedenler veya harekete
geçirenlerdir. Biz bunlara Sekiz dinamik diyoruz. Birinci Dinamik
kişinin, varoluşa bizzat kendisi olarak yönelme güdüsüdür. Burada
bütünüyle bireyliğin sergilendiğini görüyoruz ve bunu Kişisel Dinamik-Öz
Dinamik olarak adlandırabiliriz. İkinci Dinamik; varoluşa cinsel
faaliyet olarak yönelme güdüsüdür. Aslında bu dinamiğin iki bölümü
vardır. İkinci Dinamik (a); cinsel eylemin kendisidir. İkinci Dinamik
(b) ise; çocukların yetiştirilmesini de kapsar biçimde aile müessesidir.
Bu, Cinsel Dinamik olarak adlandırılabilir. Üçüncü Dinamik; varoluşa,
bireyler grubu olarak yönelme güdüsüdür. Herhangi bir grup veya bütün
bir sınıfın bir bölümü; Üçüncü Dinamik’in bir parçası olarak
düşünülebilir. Okul, dernek, şehir, millet her biri; Üçüncü Dinamik’in
parçaları olup, aynı zamanda birer Üçüncü Dinamik’tirler. Bunu Grup
Dinamiği olarak adlandırabiliriz. Dördüncü Dinamik; varoluşa insan türü
olarak yönelme güdüsüdür. Bir insan ırkı veya soyu, Üçüncü Dinamik
olarak düşünülürken; tüm insan ırkları bir bütün olarak, Dördüncü
Dinamik olarak mütalaa edilir. Bunu İnsanlık Dinamiği olarak
adlandırırız. Beşinci Dinamik, hayvanlar (tüm canlılar) alemi varoluşuna
yönelim güdüsüdür. Bu yaşayan tüm canlıları; hayvan veya bitki,
denizdeki balık, ormandaki vahşi hayvan, otlar, ağaçlar veya çiçekler ya
da yaşamın hareket verdiği her şeyi kapsar. Bunu Tüm Canlılar Dinamiği
olarak adlandırırız. Altıncı Dinamik; fiziksel evren varoluşuna yönelme
güdüsüdür. Fiziksel evren; Madde (Matter), Enerji (Energy), Uzay (Space)
ve Zaman (Time)’dan oluşur. Scientology’de bu sözcüklerin ilk
harflerini alarak—MEST sözcüğünü oluştururuz. Bu Evrensel Dinamik olarak
adlandırılabilir. Yedinci Dinamik; varoluşa, ruhlar olarak yönelme
güdüsüdür. Ruhsal olan her şey; bir kimliği olsun olmasın, Yedinci
Dinamik başlığı altında toplanır, Bunu Ruhsal Dinamik olarak
adlandırırız. Sekizinci Dinamik; varoluşa sonsuzluk olarak yönelme
güdüsüdür. Bu aynı zamanda Yüce Varlık olarak tanınır. Buna Sekizinci
Dinamik denmesinin nedeni, sonsuzluk işareti olan--- dik durduğunda 8
rakamı oluşmaktadır. Bu, Sonsuzluk veya Tanrı Dinamiği olarak
adlandırılır.

TEPKİSEL ZİHİN:

“Bilinçsiz zihin” olarak da adlandırılır. Yaşamın tüm anlarında hatta
acı durumlarında bile uyanık olan zihindir. Bir kazanın yol açtığı
“bilinçsizlik anındaki” olumsuz ve acı verici duyumları, tüm
algılamlarıyla (perceptics-duyu mesajları) depolar.

Scientology bulunduğu ülkenin ahlak kurallarına uyar. İnsan yetenekleri
arttıkça giderek daha da fazla ahlak kurallarına uymaya başlar. Çünkü
insan özünde iyidir. İnsanın iyi olduğu Scientology’nin ilerlemesini
sağlayan en temel buluşlardandır. Bir çok sorunun cevabı o zaman
anlaşılmıştır. Scientology’de insanın kötü şeytan olduğu ve
cezalandırılması gereken bir varlık olduğu ya da insanı daha iyi edersen
daha kötü olur gibi bir düşünce bulunmuyor. Bütün insanlar özünde iyi
ve daha iyi olmaya layıklar. Suçlular ıslah edilebilir. Çünkü neden suça
yöneldikleri veya neden suçtan vazgeçemediklerini Hubbard bilimsel
olarak ortaya çıkarttı. Sadece bu değil insana ait diğer bütün cevapsız
kalmış sorular gün ışığına çıkartıldı ve L. Ron Hubbard’ın bu bilgiler
için geliştirdiği uygulamalardan sonra alınan sonuçlar bunu ispatladı.
Yani bir olayın temel sebebini bilirsen veya anlarsan ona ait bir de
çözüm geliştirebilirsin.

Sonra birileri çıkar bu bilgileri kullanır ve diğer insanlara yardım
eder. Narconon (uyuşturucu rehabilitasyon merkezi) bir scientolog (yani
Scientology’nin işlediğini bilen ve anlayan bunu hayatında kullanan her
hangi biri) tarafından kuruldu. Drug Rehab for Abuse & Addiction - Narconon
L. Ron Hubbard’ın uyuşturucularla ilgili keşiflerine dayanarak
uygulamalar yapıyor. Hiç uyuşturucu madde kullanmadan uyuşturucu tedavi
etmesi. Bir çok benzeri kurum veya uyuşturucu ile geçim sağlayan bazı
oluşumları (mafyalar, suç örgütleri v.b.) fazlasıyla üzmüştür. Bu
onların zihinlerinde yarattıkları çıkarlarını zedeleyen bir olay gibi
algılıyorlar. Bir çok konuda zaman zaman narconon gizli veya açık
baskıya uğratılmıştır. Elbette, yalanlar ve yanlış işler uzun süreli
olmazlar. Zamanı gelince bu insanlar Scientology’nin aslında kendileri
için de faydası olan bir teknoloji olduğunu anlar ve eski bazı kötü
tutumlarını bırakırlar.

Scientologlar ilaç/uyuşturucu kullanmıyor. Ayrıca Scientology insanı
tedavi etmeyi amaçlamıyor. Sadece daha yetenekli ve ahlaklı hale
getiriyor. Bunun bir küçük sonucu insan bütün psikosomatik
hastalıklardan kurtuluyor. Bunun da yeryüzündeki hastalıkların %70’ini
oluşturduğunu doktorlar kendileri söylemişlerdir.


Scientology’nin diğer insanları kendi dinine geçirme veya onlarla
rekabet ve yarış halinde olma çabası yok. Her dinden insan
Scientology’de bulunur veya bulunabilir. Ben müslümanım, ben
hıristiyanım, yahudiyim ne derse desin hiç bir çatışma yaşanmaz.
Standart biçimde eğitim alır ve kendi özgürlük köprüsünde ilerler.


CLEAR:


Clear (berrak-temiz) kelimesinin kullanımı; beyinle, hesap makinesi
arasındaki benzerlikten gelmektedir. Bir hesap makinesiyle, bir problemi
çözmeye başlamadan önce, hesap makinesindeki eski problemlerin,
verilerin ve sonuçların silinip temizlenmesi gerekir. Aksi halde, eski
sonuçlar da yenisine eklenecek ve cevap yanlış olacaktır. Auditing bu
problemlerden çok daha fazlasını zihinden silmektedir. Bütünüyle
temizlenmiş biri, öz kararlılığını şimdiki zamana getirecek ve kendi
karalarını kendisi verir hale gelecektir.


AUDİTİNG:


Eğitimli bir profesyonel (Auditor) ile Preclear (berrak öncesi) olarak
adlandırılan ve sıkıntılarına çözüm arayan bir kimse arasında
oluşturulan bir iletişim prosesidir (süreci ve yöntemi). Süreç şöyle
işler: Preclear kişiye anlayabileceği ve cevap verebileceği sorular
sorulur. Soruya cevap alındığında, cevabın alındığı kişiye bildirilir ve
böylece devam eder. Auditing, kişinin yeteneklerini körelten ve azaltan
istenmeyen engelleri ortadan kaldırır ve sahip olduğu yeteneklerini
kademeli olarak arttırır; böylece kişi daha etkin hale gelir ve hayatta
kalma şansı, mutluluğu ve zekası büyük ölçüde artar. Scientology ve
Dianetics’te uygulanan bu ruhsal danışmaya Auditing denir.


AUDİTOR:


Eğitim almış Scientology uygulamacısına Auditor denir. Scientology
prosesleri kişinin, kendi varoluşuna bakmasını sağlamak; ne olduğu,
nerede bulunduğuyla yüzleşme becerisini geliştirmek temeline dayanır.
Auditor, Scientology tekniği konusunda eğitimli; görevi, kişiden
bakmasını istemek ve sağlamak olan kişidir. Bu kelimenin seçilmiş
olması, auditor’un sözcük anlamının “dinleyen kişi” olması nedeniyledir
ve auditor da işte tam bunu yapar, dinler.


Köprüde hangi auditing’in kim tarafından verileceği, nerelerde
alınabileceği, verilen auditing sonucu elde edilecek kazanım görsel
biçimde anlatılıyor.

Örneğin Grad 0’da insan herkesle her konuda her şeyi iletişim kurabilme
yeteneği kazanıyor. Tüm hayatı boyunca utangaç kalmış, duygularını ifade
edemeyen biri için bu çok belirgin bir değişimdir. O kazanımı elde
etmeden köprüde yükselme imkanı olmuyor. Köprüde yükseldikçe insanın
sahip olduğu bilinç düzeyi de artıyor. Köprünün en sağ tarafında köprüde
bulunmayan başka servislerde alabilirsin. Bu auditingler insana
özgürlük, özgüven, yeni ruhsal beceriler ve saymakla bitmeyen başka iyi
kazanımlar veriyor.

Auditorler Scientology organizasyonlarındaki akademilerde, eğitim
alırlar. Akademi bir kurs odasıdır. Kitaplar, sözlükler masalar ve
eğitmenler v.b. bulunur. Orada insanlar tek bir kelimeyi dahi anlamadan
geçmeden olabilecek en iyi şekilde insanlara ruhsal anlamda
teknolojisiyle yardım edebilmeyi öğrenirler. Bu bir Scientology
kariyeridir. Köprünün sol tarafıda auditor olarak sınıf sınıf
yükselirsin. Orada insanlara yardım edebilme yeteneklerin artar.


e-meter nedir?

Ruhsal işlemlerde auditor’e yardımcı olan bir alettir. İnsanın zihnini
ulaşmaz sadece elektirik değişimlerini ortaya koyar. Buradan yola
çıkarak auditor. Olay hakkında daha kesin bilgi alır. 4 tane işaret
vardır emeterde
Sen başkasına
Başkası başkasına
Başkası sana
Kendi kendine.
Audit edilen bir olay çözüldüğünde veya auditingde hedeflenen amaca
ulaşıldığında emeter’daki ibrede okunan bir hareket vardır. Buna bakarak
auditor auditingi bitirebilir veya devam ettirebilir. Kesinlikle yalan
makinesi değil. Soru sorduğunda doğru mu söyledi yalan mı anlayamazsın.

What is the E-Meter and how does it work? - Frequently Asked Questions


Neden Klise adı verilmiştir?

Ruhsal bir konu ve çalışma olduğu için. İnsanlara bu yönde hizmet
verdiği için. Devletler ve insanlar onu bu kategoriye
yerleştirmişlerdir. Önemli olan Scientology teknolojisini var olması ve
işliyor olmasıdır. Scientology klise olarak başka dinlerle rekabet
halinde değil.
İç yapı olarak genellikle modern kurs odaları, 2 insanı alabilen sessiz
ve sakin auditing odaları, resepsiyon bölümü, etik ofiserin odası,
bekleme odaları göz önüne getirebilirsiniz.
Bazı scientologlar bası günler grup auditingi yaparlar. Bir araya
geldiklerinde yine kitaplarda yer verilen bir teknolojiyi bilen kişi
grupsal bazda uygular. Bu dinsel bir ayin olarak kabul edilir. İnsanlar
bu auditingden sonra daha canlı hissederler. Scientology klisesi içinde
hayat capcanlı olur. Mutluluk neşe ve huzur ve güven ortamı vardır.
Hafta sonunu organizasyonda diğer scientologlarla geçirdikten sonra yeni
haftaya yenilenmiş bir güç ve enerjiyle başlarsın.
Daha rahat olursun. Normal yaşamda insanlar dertlerine ve sıkıntıların
yenilmişlerdir ve ton skalada (ruh hali olarak) epey aşağılara
inmekteler. Bizim işlem tam tersi. İnsanı daha canlı ve yetenekli yapmak
işlemi.

Scientology’nin amacı nedir?

Yeryüzünde akıl dışılıkları kaldırmak, çalışkan ve başarılı insanların
hakkını alması. Savaşların olmaması. Scientology teknolojisi’nin hayatın
her alanda uygulanmasıyla daha az karışık bir dünya yaratmak denebilir.
Devrim yapmaya veya yeni bir düzen getiremeye çalışmaz. Politik bir
çalışma değildir. İnsanları kontrol altına alma çabası değil tam tersi
(çeşitli zihinsel ve sosyal baskılarla) kontrol altındaki insanları
serbest bırakmak ve özündeki iyi hale getirmek çabasıdır. Bunu yapmanın
kimseye bir zararı dokunmaz.

Aims of Scientology


L. Ron Hubbard kimdir?

Kendini insanlığa adamış bilge bir insan. İnsanın daha önceki 50.000
yıllık keşiflerini ve birikimlerini derlemiş toplamış ve bir sisteme
bağlamıştır.

Hiç bir şey L. Ron Hubbard’ın hayatını şu yalın söz kadar iyi ifade edemez:

“Başkalarına yardım yaşamımdaki en önemli olgu. Bir insanı, onun yaşam
ışığını karartan gölgelerden kurtulurken seyretmek, bana zevk veren en
büyük olay.” Bu yaşamsal öneme sahip sözlerin arkasında insanlığa hizmet
için adanmış bütün bir ömür ve herkesin mutluluk düşleri ve ruhsal
özgürlüğü yakalamasına olanak sağlayan bir benzersiz bilgi hazinesi
bulunmaktadır.
O, 13 Mart 1911 yılında, Tilden Nebraska’da hayata gözlerini açtı. Çok
erken yaşlarda kendini insanlığa adayarak insanoğlu için keşiflere
çıktı. Daha on dokuz yaşına gelmeden, Endonezya, Japonya, Hindistan ve
Filipinlere ait kültürleri incelediği, dört yüz milyon kilometreden çok
yolculuk yapmış bulunuyordu.

1929 yılında Amerika Birleşik Devletlerine döndükten sonra matematik,
mühendislik ve daha sonra yeni bir alan olan nükleer fizik üzerine resmi
eğitimini sürdürdü. Bütün bu eğitimler onun devam eden araştırması için
yeni araçlar sağlıyordu. Bu araştırmasına kaynak sağlamak için, 1930’lu
yılların başlarında, edebiyatla ilgili sanatsal mesleğine başladı ve
çok geçmeden dünyanın en çok okunan ve ilgi gören roman yazarlarından
biri oldu. Temel amacına ait bakış açısını koruyarak uzak yerlere
seyahatlerine ve keşiflerine devam etti.

II. Dünya savaşı çıkınca, Amerika Birleşik Devletleri Donanmasına
yüzbaşı olarak katıldı ve denizaltı avcı gemileri komutanı olarak hizmet
verdi. Çarpışmalar sonrasında kısmen kör oldu ve sakatlandı, 1945’de
özrünün kalıcı olduğuna yönelik bir teşhis konuldu. Zihin konusundaki
teorilerini uygulayıp hem kendi sağlığını yeniden kazandı hem de asker
arkadaşlarının sağlıklarını yeniden kazanmalarına yardım etti.
Beş yıllık yoğun araştırmalar sonunda, Ron’un buluşları dünyaya
Dianetik: Modern Zihin Sağlığı bilimi ile takdim edildi. İnsan zihni
üzerine yazılmış ilk popüler el kitabı özellikle dışarıdaki halk için
yazılmıştı. Dianetik insanoğlu için yeni ufuklar açtı ve yazarı içinse
yeni bir dönem başlattı. Ron, yine de araştırmalarını durdurmadı ve
olağanüstü keşifler arkası arkasına birbirini takip etti, bunlar özenle
bir sisteme bağlanarak 1951’in sonlarına doğru, uygulamalı dinsel
felsefe Scientology ortaya çıkartıldı.
Scientology bütün yaşamı açıklığa kavuşturduğu için, L. Ron Hubbard’ın
sonraki eserlerinde insanoğlunun var oluşuna ait ele alınmayan hiç bir
yön kalmamıştır. Araştırmalarına zaman zaman Amerika Birleşik
Devletleri’nde ve İngiltere’de devam etti. Buralardaki araştırmaları
sonucunda kötüleşen eğitim standartları ve uyuşturucu maddelerin yaygın
şekilde kötüye kullanılması gibi sosyal hastalıklara çözümler bulmuştur.

L. Ron Hubbard’ın burada bahsedilen Dianetik ve Scientology üzerine
eserleri toplamda kırk milyon kelimeyi aşan konferans kayıtları,
kitaplar ve el yazılarından oluşur. Bütün bu eserler 24 Ocak 1986’da
sona eren bir ömrün mirasıdır. L. Ron Hubbard aramızdan ayrılmış olsa da
dünyaya olan katkıları son bulmadı; yüz milyonlarca kitabının şu an
elden ele dolaşıyor olması ve milyonlarca insanın hergün onun gelişmek
için var olan teknolojilerini kullanmaları açıkça gösteriyor ki o hâlâ
dünyanın en iyi dostudur.

Kimler scientology’ye karşıdır?
Toplumun ilerlemesi veya insanların daha yetenekli olmasını istemeyen
kişiler. Bu insanlara antisosyal veya supressive (yıkıcı kişilik)
diyoruz. Bu insanlar sadece Scientology’ye karşı bunu yapmaz diğer
insanı ileriye götüren faaliyetler içinde karşı faaliyetler yaparlar. Scientology Attitudes: What is a Suppressive Person?
“Herhangi bir güzel etkinliği veya bir grubu yıkmaya veya ezmeye
çabalayan kişidir. Kendi çevresindeki diğer insanlara baskı yapar.
Davranışların zarar verici olduğunu düşündüğümüz kimselerdir.” Böyle
kişiliğe örnek olarak hitler verilebilir.


  • Scientology Eğitim Teknolojisi
L. Ron Hubbard dünyada başarıyla uygulanan çok geniş kapsamlı bir öğrenim teknolojisi geliştirmiştir. Applied Scholastics - Study Technology to Overcome Any Barrier
Bütün scientology kitaplarının başında görürsün. Bir kelimeyi dahi
anlamadan geçmeyin notunu. Bu not geliştirilen bu teknolojilerin minik
bir özetidir. İnsanı okuduğunu anlar ve aynı zamanda anladığı şeyi
uygulamaya koyabilir hale getiriyor. İnsanlar okuduğunu anlasın ne
okursa okusun bu hiç fark etmez. Sonunda tüm yollar her zaman doğru olan
ve saf bilgiye doğru gider. Yani Scientology bilgisine.


ÖNEMLİ NOT


Bu kitabı okurken, bir tek sözcüğü bile bütünüyle anlamadan geçmediğinizden emin olun.


Kişinin; bir çalışmayı yarıda bırakmasının, kafasının karışmasının, veya
bir şeyi öğrenmekte zorlanmasının tek nedeni, bütün içindeki tek bir
kelimeyi tam anlamadan geçmiş olmasıdır.


Kafa karışıklığı, bir şeyi kavrama veya öğrenmede güçlük çekme, kişinin o
bir tek kelimeyi tanımlayıp anlayamadığı noktada başlar.


Bir sayfanın sonuna gelip de, ne okuduğunuzu bilmediğinizi fark
ettiğiniz oldu mu hiç? Öyleyse, o sayfanın yukarılarında bir yerde
anlamını bilmediğiniz ve tanımı verilmemiş veya yanlış tanımlanmış bir
kelimeyi anlamadan geçmişsinizdir.


İşte size bir örnek. “Fecir zamanı çocukların daha bir sessiz oldukları,
fecir geçtiğinde ise daha canlı bir hale deldikleri görülmüştü.” Ne
olduğunu gördünüz mü? Bu cümleden hiçbir anlam çıkartamadığınızı
düşünüyorsunuz. Oysa cümleyi anlayamamanızın nedeni, alacakaranlık veya
karanlık olarak tanımlanabilecek tek bir fecir kelimesinin anlamını
bilmiyor olmanızdır.


Bu tür sözcükler ille de yeni karşılaştığınız veya alışılmadık sözcükler
olmaları nedeniyle sözlüğe bakmak gereğini duyacağınız kelimeler
olmayabilir.Çok bilinen ve sık kullanılan bazı kelimeler de pekala
yanlış anlaşılıp karışıklığa yol açabilir.


Üstünde çalışılan konuyu bir bütün olarak anlayabilmek açısından en
önemli unsur yukarıda sözünü ettiğimiz, bir tek sözcüğün bile anlamadan
geçilmemesi gerekliliğidir. Üstünde çalışmaya başlayıp ta devam
ettiremediğiniz her konu, anlamını kavrayamadığınız sözcükler içeriyor
olmalıdır.


İşte bu yüzden, bu kitabı okurken, anlamını tam olarak anlayamadığınız
bir sözcüğü atlamadığınızdan mutlaka emin olmalısınız. Eğer kitabın
içeriği kafanızı karıştırmaya başlar ve kavramlara nüfuz edemediğinizi
sezerseniz, bilin ki hemen az önce okuduğunuz bir yerlerde anlamını tam
olarak anlayamadığınız bir sözcük mevcuttur. Bu durumda okumayı
sürdürmek yerine, sorun yaşadığınız yerin ÖNCESİNE dönerek yanlış
anlaşılan kelimeyi bulup çıkarın ve anlamını tam olarak belirledikten
sonra devam edin.


Tüm dünyada en başarılı dershaneler ve eğitim kurumları. Bu teknolojiyi
detaylarıyla uyguluyor. Bu bilgiler herkese ait öğrenmesi ve uygulaması
da basit.


  • Scientology Ahlak.
Her grubun bir genel ahlak
anlayışı vardır. Ülkelerde söylenmiş veya söylenmemiş ahlak kurallarına
sahiptir. Scientology ile yetenekleri ve hayattaki becerileri artan
insanlar ait oldukları gruba daha ahlaklı davranmaya başlar. İnsan genel
Ton skalasını (ruh halini) yükselttikçe. Lütfen Ton Skalasına bakıver.
Daha az yıkıcı olur. Hem mutlu ve skalada yüksek bir yerde olup hem de
banka soymaya veya yanlış olduğunu bildiğin şeylere teşebbüs etmezsin.
Ne zaman ton skalada aşağılara gittin hayat daha çekilmez ve zor olur.
Giderek daha az hareket ve düzgün iş yapma imkanın olur.

Auditor kuralları.

Her auditor veya auditing alan kişi bunları bilir. Auditing sırasında
oluşan her olay orada kalır kişilerin kendi isteği dışında dışarıya
taşınılmaz. Hipokrat yemini gibidir. Dianetik kitabında auditor kuralı
bölümünden bakabilirsin. Scientology’de verilen sözler mutlaka tutulur.
Bu en temel yasadır. Her auditor bu konuda sıkıca eğitim alır. What is Scientology: Auditor's Code

Scientology ve etik

Scientology’ye göre yaşam dinamiklerinin çoğuna zarar veren kötü bir
davranış yaparsan bu sana bir kötülük olarak geri döner. Bu bir kaza,
kayıp veya istenmeyen durum olabilir. İş yerinden para çalarsan er geç
bu anlaşıldığından işinden kovulursun. Scientology’de insanlar etik
konusunda da eğitilirler. Eğer biri kendi çevresinde etik dışı işler
yapıyorsa öncelikle bu etik dışı durumları düzeltmesi istenir.
Hubbard’ın o konu ile ilgili yazdığı yazılar okutulur. Ve anlayıp
anlamadığı sıkı biçimde kontrol edilir. Bu konuda görevli insana etik
ofiser veya etik çalışanı denilir.


  • Mutluluk yolu
The way of the happiness kuruluşu, tıpkı narconon gibi bir scientolog tarafından kuruldu ve yürütülüyor. The Way to Happiness - About us

Hubbard dinsel olmayan öğretilerini bu kitapla tüm insanlarla paylaşmıştır.

The Way to Happiness

kuruluşu dünyaya bu ahlak kurallarını yaymakla meşgul. Scientology
ahlakın olmadığı bir yerde ilerlemesi veya işlemesi mümkün olmuyor. TWTH
(the way to the happiness kuruluşu) özellikle İsrail ve Ortadoğu
bölgesinde insanlara bu bilgileri ulaştırarak daha sakin bir ortam
yaratmayı hedefliyor.
The Way to Happiness

Scientology’ye göre savaş hali 0.05 e geliyor ton skalada. Yani çok
düşük duyarsızlık veya apati hali. Dünyanın da bir ton skalası var. Eğer
savaş hala sürüyor ve dünya buna seyirci kalıyorsa bu en iyi 0.05
demek. Scientologlar çok duyarlı insanlardır.

Kendileri bir porje yaratıp teknolojiyi beraberinde götürüp güzel
sonuçlar getirebiliyorlar. 2000 yılında Los angeles’da tanıştığım
scientolog birisinin ıslahanede çocuklarla ilgili çok başarılı
çalışmaları olduğunu öğrenmiştim. Orada çocuklara mutluluk yolu kitabını
okutturuyor ve öz saygılarını geri kazanmaları için çalışmalar
yapıyordu.

Ben mesela mutlulukyolu.info sitesini açmaya karar verdim. Geçenlerde
Malatya’da yaşanan bazı üzücü olaylar beni üzdü ve harekete geçirmeye
karar verdim. O dönem TWTH ile bağlantıya geçerek bu kitapların
Türkçesini sordum ve dağıtmak istediğimi bildirdim. Konuştuk anlaştık ve
o sitemde yayınlamaya başladık. Şu an itibarıyla haftalık 500 kitap
indiriliyor. Hedefimiz 1 milyon rakamına ulaşmak. Bu kitap da yazılan
kuralları çocuklarımızın, herkesin öğrenmesi ve bilmesi gerektiğine
inanıyoruz.

Dünyada yaşanan felaketler ve scientologların tutumları:

Nerede bir doğal afet olsun veya büyük şiddetli olaylar. Deprem, Tsunami
ve terör 11 eylül gibi. Scientologlar %100 gönüllü olarak bu bölgelere
işlerini bırakarak gelir ve ücret almadan yadım yaparlar. Assist
(yardım) dediğimiz ruhsal iyileştirme teknolojisi. Kısa süre içinde
ilaçlarla mümkün olmayan kazanımlar elde ettirirler. O şiddetin şokunu
ve tüm etkilerini ortadan kaldırırlar. Bu Asistleri öğrenmek ve
uygulamak çok kolaydır. Scientology el kitabında anlatılan bu bilgi ile
şifa bulan binlerce insan vardır. 1999dan beri Türkiye’deki tüm deprem
faaliyetlerinde scientologlar gelmişlerdir. Yine olsa gene gelirler. Assists for Illnesses and Injuries, How can Scientology help me...

Bu kitabın bir parçası da ders çalışma teknolojisidir. Daha bir çok çeşitli böyle bilgiler var insanların hizmetine sunulmuş.

Her türlü kitaplar orjinalleri ve çeşitli dillerdeki versiyonları
Scientology organizasyonunda ve internetten sipariş edilebilir
durumdadır.

Scientology ve psikiyatrik su istimaller ve psikiyatrik ilaçlarla mücadele

Dünyada gizli kalan en büyük soruna scientologlar parmak basıyor. School shootings Antidepressants Depression & Psychiatrists | Learn the truth | CCHR
sitesinde. Tüm dünyadan psikiyatri mağdurları. İlaçlarla tecavüze
uğramış, yani çözüm bulmak için gittikleri bir yerde cinsel açıdan
kötüye kullanılan masum insanlar buraya başına gelenleri bildirirler.
Aldıkları kimyasal ilaçlarla durumları daha da kötüleşmiş ve artık geri
dönülmez duruma gelmiş Amerikadaki psikiyatri otoritesinin oylama
yoluyla belirlediği uydurma hastalık mağdurlarının kendilerini korumak
ve haklarını savunmak için yapabilecekleri fazla bir şey yoktu. Kimse bu
insanların ne yaptığını bilmiyor ve onların ahlaki sapmalarını
denetleyecek bir kurum bulunmuyor. CCHR bu mağdur insanlara yasal
süreçlerinde sahip çıkar. Psikiyatrinin geçmişi ve işlediği suçlar
saymakla bitmiyor. Lütfen psikiyatri DVD’sinde bunlara dikkat et. Bu dvd
1 milyon tane basılıp bütün dünya üzerinde gereken yerlere dağıtılacak
kısa bir süre içinde. Şu an CCHR bu konu için Scientolog olsun olmasın
herkesten gönüllü bağışlar topluyor.
Psikolojik deneyler için harcanan paralar. Bu deneylerde hayatları
kararan insanlar. Başarısız sonuçlara rağmen devam ettirilen arayışlar
hep toplumun sırtından ödenenen vergilerle yapılmıştır. DVd’de örnek su
istimal olayları bulabilirsin. Scientology bir çok psikiyatrik su
istimalleri ortaya çıkardı. Dünya gündemine taşıdı. Buna karşılık çokça
saldırılara maruz bırakılıyor. Yine de büyük bir hızla her gün daha çok
insana servis verebilir hale geliyor.

Criminon nedir?

Suçlu insanları tekrar topluma kazandırmak için bir scientolog tarafından yürütülen bir başka kuruluştur.
About Criminon International

Criminon - Criminal Rehabilitation, Reform & Crime Prevention

Scientology’deki bilgilerle suç işlemiş insanlara başarılı yardımlar
yapılıyor. İnsan özünde iyidir. Onu kötü hale getiren deneyimlerle
tekrar yüzleşmesini sağlayıp öz saygısını kazandırdıktan sonra yeniden
bir temiz sayfa açabiliyor hayatında. Tabi bu ayrı bir teknoloji ve L.
Ron Hubbard’ın keşiflerine başvuruyor. İleride scientologlar artınca bu
insanlar bu konuda da tıpkı dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi
faaliyetlere başlayacaklar.

L. Ron Hubbard Yönetim teknolojisi, wise:

L. Ron Hubbard’ın teknolojisi iş dünyasında uygulamak isteyen
scientologlar bir araya gelerek scientology etik veya ahlakını iş
dünyasında yaygınlaştırmak için çalışmalar yapmaktadırlar. Yeryüzünde
binlerce firma bu teknolojiyi kullanarak başarılarına başarı katıyorlar.
Sadece firmalar değil daha büyük kurumlar kendi yapılarını ve
düzenlerini geliştirmek için bu bilgileri kullanmaktalar. L. Ron
Hubbard’ın yönetim, organizasyon, pazarlama kitapları eşsiz değerli
bilgiler içeriyor. Her kuruma ve organizasyona uygulanabiliyor. Örneğin 4
tane ürün vardır
1) karşılığı hiç alınamayan ürün
2) karşılığı eksik alınan ürün
3) karşılığı tam olarak alınan ürün
4) karşılığı fazlasıyla alınan ürün
“Eğer size biri gümüş yüzük parası verdiyse ona altın yüzük gönderin”..
her zaman beklentileri fazlasıyla aşmayı hedef edinin yönünde bilgiler
var tabi bu kadarla sınırlı değil.
WISE — World Institute of Scientology Enterprises

Scientolog olan bir insan hayatı ve insanları daha çok anlamaya ve
sevmeye başlar. Genelde güler yüzlü ve başarılıdırlar. Tabi ki
Scientology bir süreç dahilinde işliyor. İlk başlardaki durumun ve
birkaç kurs yaptıktan sonraki durumun aynı olmuyor. Başlarda daha mutsuz
ve sorunlu olabiliyorsun. Giderek yeteneklerin artıyor ve iyiye
gidiyorsun. Belirli bir aşamaya gelmeden diğer aşamayı başaramıyorsun
ayrıca. Her şey belirli bir düzen ve sistem içinde duruyor
Scientology’de. Beyin yıkama, hipnoz, dünyayı ele geçirme temizleme gibi
konulara değinmedim ama artık kendinde görebiliyorsun. Bu gibi konuları
bir bilim ile bağdaştıramayız. Ve diğer sorulara cevaplar Scientology
sitesinde yer verilmiş. Araştırdığın
diğer kaynakları bilmiyorum ama şunu çok iyi biliyorum o kaynaklarda
elde edilen başarılardan ve hayatları iyi yönde değişmiş yüz binlerden
bahsedilmiyor J
Gizleyecek bir şeyleri olan insanların korkularının neticesi bunlar.
Scientology yine de herkese kapısını açmış suçlular hatta uyuşturucu
bağımlıları dahil. Onların neden o halde oldukları ve temel sebepleri
kitaplarda açıklanıyor.
Şimdilik bunlar aklıma geldi umarım bu bilgiler işine yarar. Lütfen yer
verdiğim bağlantılardaki bilgileri okumayı unutma.Daha fazla bilgi
ihtiyaç olan konuları buraya https://www.scientology.org/html/en_...mmunicate.html ingilizce olarak ve daha iyi bana yazabilirsin.
Yukarıdaki bilgiler kendi gözlemlerimle elde ettiğim konulardır.

Selamlar

umut





Sevgili Arkadaşlar;


Scientology`nin Türkiye sorumlusu olarak tanıtılan zafer yilmaz benim,
ama Scientology´nin Türkiye sorumlusu değilim. Böyle bir görev ve
sorumluluk anlayışıda Scientology`de bu zamana kadar hiç bir kimseye ve
kuruluşada verilmemiştir. Ne yapıyorsam kendi özgür irademle ve bilhassa
milletim için yapıyorum. Son günlerdeki yazılmiş ve bilhassa
kopyalanmış yazıları gördükçe; Bu tür bilinçli yapılan yanlışlıklara göz
yumamıyorum.


Basliği: “Tom Cruise’un da üyesi olduğu Dianetik ve Scientology ………,
Türkiye’de de yayılmayı hedefliyor.“, Olan yazıyı ele alarak sizlere
doğrulari yazmak istiyorum.


Sürekli başta Tom Cruise’dan bahsediliyor ki, Tom Cruise haricinde,
bilinen ve aslında çok daha fazla olan bilinmeyen birçok Hollywood
yıldızları var. Herkes toplumun karşısına çıkıpta özel hayatını beyan
etmek zorunda degildir ve etmezlerde. Bu insanlar bizlerin tahmininden
de cok daha akilli insanlardir. Dianetik ve Scientology sanki kötü
birşeymiş gibi adeta sürekli başka tarikat olan veya tarikat olmayan
gruplar göz önünde bulunduruluyor. Örneğin Rael, Moon, Ramtha Brahma
Kumaris, Hare Krishna ile birlikte bahs edilmekte! Scientology´nin hic
bir tarikat ile veya bunlarin uygulamalari ile yada baska bir din ile
hic bir sekilde alakasi yoktur ve herhangi bir dinden ayrilmis toplum
degildir. Dianetik ve Scientology`i ögrenen bir insan kendi dininede
daha sadakatli sekilde baglanir. Bu kadar Hollywood yildizlari sizce
delimi?

Birkac yerde okudugum yanitlara göre bu insanlar asiri varliklarindan
dolayi sapitmislar, bunu yazan insanlar ölcüyü nereden alabiliyorlarki.
Kaldiki birseyin sapitmis oldugunu söylüyorsak ne ile kiyaslayarak
sapitmis oldugunu ölcebiliyoruz? Bu Hollywood yildizlari neye göre
sapitmislar? Yoksa bu yaniti yazanlarmi sapik veya sapik olduklarini
kabul etmeyip, edemeyip baskalarini kendi özürleri ile suclamaktalarmi?

Tarikat kelimesi Türk dil kurumunca asagidaki sekil anlatilmis:



Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan,
bazı ilkelerde birbirinden ayrılan, Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma
yollarından her biri:

"Mevlevi tarikatı. Bektaşi tarikatı."- .

Scientology herhangi birlikten ayrilma degildir, Türk Dil Kurumu
anlayisina göre, Gercegide öyleki, Tarikat degildir. Insanlarin
düsüncelerinde yanlis resim yaratmaya calismayin lütfen.


Almanca sözlüklerde asagidaki sekilde tarikat sözcügü yer almakta:

“Bir dinin ilk anlayisini farkli yorumlayip din birliginden ayrilmis
olan birlik.“ (Tercümesini kendim yaptim, sahislar farkli sekilde yorum
yapabilirler. Benim tercümem kelimelerin manalara dayanikli tercüme.)

Türkce sözlüklerdede aynen bu sekil ve diger dillerde sözlüklere
baktigimiz zaman sürekli ayni sekilde anlatilmis tarikat kelimesi.
Dikkat ceken olay: Büyük toplumdan ayrilmis olan ufak birlik söz konusu.

Soru: Dianetik ve Scientolog olan insanlar hangi toplumdan ayrilmis veya
hangi dini farkli yorumlamis ve Scientologye tarikat deniliyor?
Tarikat kelimesi Scientology ile alakali yanlis manalarla kullanilmakta.
Bu oyun Almanya´da da ayni bu sekil yapilmaktadir! Sebebi: Insanlarin
düsüncelerini yanlis yerlere tasiyip, düsüncelerini yönetmektir!
Nicin insanlar kendi iradelerince düsünemesinler? Bu insanlarin Dianetik
ve Scientology´i anlayip scientolog olacaklarindan dolayi korkumu
yasiyoruz?
Her devlette oldugu gibi sayet Scientology´e karsi talep var ise ve
Türkiye´de Scientologlarin sayisi cogalirsa, Devlet Kanunlarinin
cercevesi icinde Scientology´nin ne oldugunu belirler. Sayisini tam
bilemiyorum ama belki 160 Devlette Dianetik ve Scientology mevcuttur,
asagi yukari 100 Devlet capinda din olarak taninmis ve kabul edilmis
sekildedir, adeta devletler tarafindan önerilir ve desteklenir.

Dianetik ve Scientologynin icindeki görev paylasimi ve kendisine ait
calistirma sistemi, Scientology olan insanlarin orada neler yaptigi asla
bilinmiyor gibi yazilar görünmekte. Her kurumda oldugu gibi calistirma
sistemine göre görev paylasimi vardir ve kamuoyuna acik kurumlarda bile
olsa bu calistirma sistemi herkes tarafindan bilinmez ama yinede isiniz
görülür. Misalen: Universitelerde olan Profesörler, sekreterleri, sinif
ögretmenleri, ders ögretmenleri, sinifsiz ögretmenler, sinif baskani,
veliler, okul aile birligi temsilcileri v.b. diger görevliler,
müstehtamlari v.b.. Imalat Firmasinin Sahibi/Sahibleri, Yönetici Müdürü/
leri, Ihale alisveris sorumlulari, tüm imalatin parcasi olan imalat
guruplari ve grup sefleri, yardimci iscileri, Organize sistemi olmadan
hic bir kurum yürümez ama, Scientology söz konusu olunca sanki anormal
bir durum varmis gibi yazilar cikmaktadir. Scientology´nin kendisine ait
calistirma sistemi vardir ve kendi sisteminide kamuoyuna aciklamak
zorunda degildir. Maliye ve Devlet güvenligi haric. Üstelik Dianetik ve
Scientology´nin kendine ait olan sistemi her zaman ve her ülkenin
kanunlarina uyumludur ve bu sistemin kurucusu L. Ron Hubbard´in
kendisidir ve bu konuda telif ve ruhsal haklari RTC´ye verilmistir ve
burada saklidir. Bu arada görüyoruzki, sakli, gizli, yasadisi olan hic
bir sey yok. Scientolog olan insanlarin orada neler yasadigi bilinmiyor?
Nasil bilinmiyorki? Herhangi toplumda yasanmis olan hersey biliniyormu?
Örnegin Diyanet icinde yasanan her sey biliniyormu? NASA´da yasanan her
sey biliniyormu? Dünya Sirketleri bazinda yasanan her sey biliniyormu?
Bu soruyu bu sekilde yazmak sadece insanlarin düsüncelerinde Dianetik ve
Scientology´i bilinmeyen ve korkulmasi gereken birseymis gibi
göstermeye calismaktir. Mesela söyle bir tutum: Iki bayan bir arada
konusurken birisi digerine diyorki: Senin kocan dün is görüsmesine
degilde baska bir yere gitmis olmasin, acaba nereye gitmistiki, son
zamanlarda (bir bayan ismi) durmadan gülüstüklerini izleyenler olmus!

Dianetik ve Scientology´nin calisma sistemi bellidir ve devletler
tarafindan bilinmektedir. Scientolog olanlarin burada yasadiklarini
aciklama hissi yasarsalar aciklarlar, bu sekil his yoksa aciklamak
zorundada degiller.
Amerika´da 1950´li yillarinda Psikiyatri, psikoloji ve bunlarin Devlet
bazindaki temsilcileri arti Amerikan Devletinin ta kendisi L.Ron
Hubbard´i söylemis olduklarini isbatla diye zorlamislar ve L.Ron Hubbard
söyledigi her bir seyi isbatladiktan sonra bu ispatlari isteyenler
istemis olduklarina pisman olmuslar. Ispatlanmis bir seyi ortadan yok
etmekte cok zor. Bilhassa bu kadar güclü ve büyük grup arti Devlet
görevlileri karsisinda! Bu anlamda, Scientologlarin suskun kalmalari cok
daha iyidir, Scientologlar yasadiklarini aciklamis olsalar bütün herkes
Scientolog olmak icin basvuruda bulunur.

Zihin Kontrolü cihazi basligi olan yazida dikkatimi ceken noktalar:


Gurbetcilerin cocuklarida deli degiller ve etkili rol derken neyi kiyasliyoruz? Burada Koordinatörlük görevinden bahsediliyor.

Tekrar yazayimda bu konu tamamen anlasilmis olsun. Yazilmis olan tarzda
verilmis olan veya uygulanan bir görev falan yok! Her ne yapiliyor ise
bende Umut´ta kendi kararlarimizla yapiyoruz. Dianetik ve
Scientology´den ne gibi faydalar gördüysek milletimizinde bu faydalara
ulasabilir olmasini istiyoruz. Olaylari anlayip bu imkanlardan
faydalanmak isteyenler ulasir; istemeyenlerinde istememesi kendi
secenekleridir. Ama su an isteyenler nereden ulasabiliyorlar yurtdisi
haric hic bir yerde? Böyle bir imkan yok Türkiye´de. Bu arada Türkiyeye
bir yenilik getirip Milletimin bunada sahip olmasini saglamaya
calisiyoruz. Her yerde var iken nicin benim halkimda sahip olmasin bu
imkana! Benim halkim nicin maruz kalmak zorunda bu konuda? Umut ile ben
bu konuda bu imkanlari yaratmaya calisiyoruz.
E-Metre cihazina bu güne kadar cok degisik isimler verildi. Örnegin
yalan konusma makinesi dendi, Elektro Psikometre dendi. Bu cihaz;
Auditörün vakayi daha hizli cözmesinde yardimci olur. Insan yalanmi
dogruyumu konusuyor anlaminda kullanilmaz, E-Metreyi kullanabilmek uzun
ve cok sert sekilde denetlenen Staj sonucu elde edilir.
Burada cok aci bir gercegi göz önüne getirmek istiyorum. Bazi önemli
konular cözülemez vaziyete gelince Mahkemeler yalan konusma makinesine
baglarlar insanlari ve gecmis hayatlari asla dikkate almazlar! Yazacagim
misal gibi olaylar dünya capinca sürekli yasanmaktadir: Devlet
görevlisi saniga sorar: “Senmi öldürdün“ ve bu arada gecmis hayatini
dikkate almaz! Sanik ne söylerse söylesin gecmiste o kadar hayat
yasamistirki, mutlaka eninde sonunda, bilincli veya istemeyerek öldürmüs
oldugu ya bir insan yada bir hayvan vardir, bunuda yalan konusma
makinesi gösterecektir. Neticede sanik bu hayatinda yapmamis oldugu
cinayetin cezasini cekmek zorunda kalacaktir. Ayni bu yazdigim tarzda,
sürekli sucsuz insanlar cezalandirilmaktadir! Diger yönü ile baktigimiz
zaman, cinayet isleyebilecek birisi kendi serefinden ve gururundan (bu
iki özelligide asiri abartir. Sen bana serefsizmi diyorsun, gibi
söylentiler kullanir) cinayet isleyebilecek kadar vazgecmis durumdadir.
Moral veya Ton cetvelinde o kadar düsük pozisyondadirki, düsünceleri
kendisinde bedensel anlamda hic bir degisiklik yaratmaz, bu insani yalan
konusma makinesine baglayip, senmi öldürdün diye sorsaniz, su an
oluyormus gibi resimler gözünün önüne gelse bile, yalan konusma
makinesinde hic bir kipirdama kayit edemediginiz durumlardan dolayi nice
katiller serbest birakiliyordur!
Devletler mademki yalan konusma makinelerine o kadar güveniyorlar. O
zaman deney icabi morali iyi olan, hali vakti yerinde olan, hayatlari
iyi gecmis, 200 iradeli, özgüvenli insan bulup, bunlari yalan konusma
makinesine baglayip sorsun: Sen bu hayatindan daha önce hayat yasadinmi?
ve yalan konusma makinasi her zaman bir evet gösterecektir! Nicin
yapilmiyor bu? Yada yapildi ama topluma aciklanmiyor. Insanlara sürekli
anlattiklarimizin yalan oldugunu kabul etmek zorunda kalabiliriz tabiki,
ama ulasamaya calistigimiz gercekler, dogrular degilmi? Yalanlar icinde
yetismis büyümüs olan bir insanin ruhsal sagligi, moral hali, hangi
oranda olabilirki. Bu tür insanlar baska insanlarla konusurken kendi
dogrularini, bildiklerini, yani ona ögretilmis olanlari konusacaktir,
bunu dinleyen ve olaylarin farkinda olan kisi nasil bir göz ile bakacak
bu sekil bir durumun icinde olan kisiye? Dogrular ve gercekler ister
dinler tarafindan olsun ister bilim dali destegi ile olsun, Dogrular
dogrulardir ve bunlar ne dinler tarafindan nede bilim dali tarafindan,
hic kimse tarafindan degistirilemez!
Adeta tamamen dogru veya tamamen yanlis diye bir olayda yoktur. Sizin
icin gercek olmayan gercek degildir, ama sizin icin gercek olan bir sey
sizin icin gercektir. Insanlar baskalarina kendi gerceklerini kabul
ettirmek icin nice kavgalar yapmistir, nice savaslar yapilmistir,
sebebine baktiginizda her zaman bunu bulacaksiniz, birisi baska birisine
kendi dogrularini kabul ettirmeye calismasi sonu kavga, savas, dagilmis
aileler gibi yikici veya bozuculuk yani zorbalik uygulamistirlardir
birbirlerine. Baktiginiz zaman nice nice nice misaller verebilceksiniz
bu yaziya!
Depremzeler Fislendi, bu baslik kendi basina ne kadar komik!
Deprem veya tabiatin facialari kendi basina bir olaydir. Bu konular
hakkinda yazmak icin veya bu tür oluntuyu yasamis insani anlamak icin ya
birseyler olarak yasamis yada faciyanin derhal arkasindan bu insanlarin
arasina katilmaniz tercih edilir.
Sizlere cok ciddi bir olaydan bahsetmek istiyorum. Sri Lanka`da tsunami
olayinda dünyanin her bir yerinden Volunteer Minister (Kizilay, kizilhac
gibi yardim kurulusu diyebiliriz ayrica Volunteer Minister kurslari
Dianetik ve Scientology tarafindan ücretsiz olarak verilmektedir.) olan
yüzlerce insan yardima kostu. Bu insanlar sivil hayatlarinda isadami,
ishanimlari veya iscilerdir. Benim tanidigim insanlardanda oraya
gidenler oldu. Sri Lanka´dan geriye dönen Volunteer Minister bana sunu
anlatti: Zafer, insanlar ne haldeler orada bunu düsünemezsin. Ben
sordum, mesela ne haldeler? Volunteer Minister bana dediki: Adam bir
plastik sandalye bulmus Tsunamiden önceki eski mevcut evinin bahcesinde
oturuyor ve gazete okuyor. Arada sirada cevresine bakiyor ama gazetesini
okumaya devam ediyor. Bir zaman sonra adamin kalktigini gördüm. Acaba
simdi ne yapacak diye izledim. Adam sanki halen evi oradaymis gibi
aliskin oldugu bir yol üzerinden yürüyordu ama aslinda herhangi ev veya
duvar görünmüyordu. Adam sanki kafasinda bir belli yol var onu
yürüyormus gibi idi. Sordum, nereye gidiyordu peki? Cevap olarak sunu
anlatti bana. Belki mutfagina gidiyordu. Icecek veya yiyecek bir sey
almak istiyordu, ben nerden bileyim! Ama bir ara durdu, ortaliga bakindi
ve yürüdügü ayni yolu tekrar diger istikamette yürüdü ve plastik
sandalyesine ulastigi an oturup gazetesini okumaya devam etti diye
anlatti. Bunu anlatirken gözleri yaslar ile dolu idi. Bu insanlarin cok
cok daha fazla yardima ihtiyaclari var diye devam etmisti. Yanindaki
baskalari farkli farkli izlenimlerini anlatiyorlardi.
Türkiyede yasanan depremleri aranizda birisi yasadi ise benim ne
dedigimi cok daha iyi anlar! Bilhassa dünya Metropolü Istanbul gibi bir
sehri düsünüyorum. Türkiyemizde fay hatti sadece Marmara denizinden
gecmiyor. 17 Ağustos 1999 da deprem Istanbul/Avcilar ilcesinde de
yasanmadimi? Bu sekil bir senaryo düsünüyorum. Sayet gün gelir böyle bir
sey gerceklesirse! Iste o an icin hazirlanmis olmaliyiz! Yazmis oldugum
gibi bir durumda Dianetik ve Scientology bilgilerinin degeri ölcülemez
sekilde degerli oldugunu anlarsiniz. En azinda o gazetesini okuyan
adamin hayat ile alakasi kalmamis oldugu dikkat cekiyor. Depremden sonra
bedensel hasar görmemis insanlarin vefat etmis olduklarini
izleyeceksiniz. Hayatta kalanlarin ise suurlarini kayip etmis gibi
ortalikta dolanarak ne yapmalari gerektigi bilemiyor halde oldugunu
izleyebilirsiniz. Dianetik ve Scientology´nin amacida böyle bir ortamda
insanlarin tekrar hayata katilmalarini saglamaktir ve insanlarin
birbirine yardimci olmasini saglayacaktir.
Baska bir misal bahsedilecekse 11.09 ikiz kule olayini ele alalim.
Tamamen mahvolmus itfayeciler ve insanlar yorgunluktan devam edemez hale
gelip aglamaktan baska care bulamayanlar. Bu oluntu aninda nice gaz,
toz ve cesitli maddeler tenefüs etmislerdi. Bunlar günlerce sonra bile
halen normal hallerine dönememislerdi. Bu insanlara Amerika bile
yardimci olamiyordu. Bu olaya el atan ve masraflarin cogunlugunu kendi
bütcesinden ayiran Tom Cruise ve bircok oranda yardimci olan
Scientologlar sayesinde bu insanlar ancak eski hallerine ve dahada iyi
bir hale ulastirildilar. Dianetik ve Scientolognin kendi sayfalarinda bu
bilgiler yazilidir ve nice arsivlerde bu bilgiler kayitlidir. Bu
yazinin arkasindan Tom Cruise zengindir onun var ve yardimci olsa ne
yazar ki diyenlerde cikacaktir. Bu konudaki benim sorum su; Tom Cruise
kendi parasini harcamasini bilmiyormu? Laf yapmayi birakalim olayin
ciddi boyutlarini ve ne yapilmasi gerekenlere göz atalim.
Bu arada düsündügüm diger bir soruda, Amerika Devleti nicin gerektigi
oranda bu olaya yardimci olmadi veya Scientologlarin projesini sadece
ufak miktarlarla destekledi? Dianetik ve Scientologyi anlamayanlar
yardimci olacagi yerde malesef kritik gözlerle izliyor olayi kendisi bir
sey yapamasa bile, yapanlarida kritik bakislarla izliyor.
Dianetik ve Scientology bilgilerinin Türkiye´ye getirilmis olmasi benim
kendi dogrularim ve gerceklerim cercevesinde yukaridaki yazdigim anlamda
önemlidir. Benim bütün cabalarimin sebebide Volunteer Minister
anlamindadir. Volunteer Minister olayi bir iki insan ile olacak degil,
binlerce insanin bu olaylar hakkinda bilgi edinip birbirlerine yardimci
olmalari gerektigini varsaymaktadir
Dianetik ve Scientologlar din, irk, ülke ayrimi yapmadiklari icin
insanlarin zarar gördügü her yere, sartsiz kosarlar. Zarar görmüs
birisinede edilen yardim cevrilmemeli, yardimci olan Scientology ve
bunun bilgileride olsa işe yaradigi süre işe yariyordur. Scientologlar
yardimci olma amaci ile kossunlar bunun adinida “Depremzeler Fislendi”
diyelim. Birazcik ciddi kalmak gerekiyor! Üstelik burada
Milletvekilerine ulasilcagindan söz konusu ediliyor. Ben veya Umut
milletvekillerinin pesinden kosacagimizi söylemedim ama bizim
yaptigimizin degeri anlanirsa, belki milletvekilleri bize ulasip bizlere
yardimci olurlar. 1992 Yilinda Yugoslavya savasi baslarken evvela
Müslüman kardeslerimiz evinden, köyünden, sehrinden oluyordu. Adeta
öldürülüyorlardi ve rehin aliniyorlardi. Kendileri izlemek zorunda
birakiliyordu ve ailesine cocuklarina malesef tecavüz ediliyordu. Avrupa
capinda yola cikip ilk yürüyüsleri yapanlar Dianetik ve
Scientologlardi. Bunun gibi eylemleri Scientologlar Hamburg´ta yasayan
müslüman toplumundan önce yapiyordu ve bunu izleyen Hamburg Türk toplumu
Scientologlar ile dialoga baslamisti. Bunun daha sonrasinin neler
getirmis oldugunu su anda bahsetmek istemiyorum.
Devletler tarafindan cözümler beklenilir, bu kadar büyük boyuttaki
olaylara Devletler ani olarak fazla bir sey yapamazlar. Hasar
görmemisler, hasar görmüslere yardimci olmaktadirlar. Dünyanin neresine
giderseniz gidin her yerde ve her millet arasinda bu sekil baglanti
oldugunu izleyeceksiniz!
Insanlarin ne kadar da birbirlerine benzer veya esit yönleri varmis?

Iste Scientologynin Gizemli Cihazi:


Bu basligi tasiyan yazida ritüelleri ögrenmeleri saglaniyor diye bir
yazi var. Ben 1989 yilindan bu yana 10 yil Dianetik ve Scientology`den
ayri kaldim ama Scientolog´tum. Bu güne kadar herhangi bir ritüel falan
ögrenmedim nede ögretildi, nede varligindan haberim var. Acaba ayri ayri
Scientology´imi konusuyoruz?

Karsiliksiz hic bir sey yok.
Bu basligi tasiyan yaziya yanit vermek istiyorum. Acaba Türkiyede okula
gitmek ücretsizmi? Carsiya gittiginiz zaman elbise alirken ücretini
ödemeden alip gitme imkaniniz varmi? Hastaneye girdiginiz zaman belli
oranda masraflari ödemiyormusunuz? Insana faydasi olmayip sürekli
insanlari ölmeye yöneten ve yer yer hizlica öldüren veya intihar
etmesine sebeb olan Psikiyatri icin bile ücretini ödüyorsunuz. Adeta
saglik sigortalari karsiliyor psikiyatrinin masrafini. Türkiye´de Camiye
gittiginiz zaman sizden para alinmiyor ve siz yinede hoca ile görüsüyor
ve yardim alabiliyorsunuz evet haklisiniz. Yillik raporlara göz atin,
Türkiye Cumhuriyetinin yillik bütcesi ne sekilde dagitiliyor. Diyanet
Bakanliginin bütcesinin miktarini görünce sok olmayin. Diyanet Vakfinin
cirosuna hic bakmayin dünyanizi
yönlerini anlatmayi severler, sasiriyorum. Bu olay kendi inancinda veya
görüs birliginde olmayan topluma atilan iftiralara benziyor. Mesela;
Almanlar gavur, Israilliler Yahudi veya her Amerikali emperyalisttir
gibi yanlis düsünceler yaratilarak baskalarinin rencide edilmesine
benzer. Bu tutum normal halimiz ise gülmekten baska bir sey yapamiyorum
bu durumda!
Scientology´nin inanmakla hic bir alakasi yoktur, sizi kendi yasadiginiz
ve kayidini yapmis oldugunuz arsiv ile yüzlestirir. Oradaki kayitlar
sizin gerceklerinizdir. Kendi dogrulariniz ixin neler yapmadiniz bu güne
kadar?

Bana yazmak isteyen herkes yazabilir. Saygilarimla

Zafer yilmaz


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

CANTAR

avatar


Dünyayı Kimle Yönetiyor?Kimler Şekillendiriyor?Kimle Planlar İle Dünyayı Kendi Egemen


Nato
Natonun Kuruluşu Sırarsında Şu İfadelere Yer Verilir;

*Bu Antlaşma'nın Tarafları, Birleşmiş Milletler Yasası'nın amaçları
ve ilkelerine olan inançlarını ve bütün halklar ve bütün hükümetlerle
barış içinde bir arada yaşama arzularını teyid ederler.

*Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde
bütün halkların özgürlüklerini, ortak miraslarını ve uygarlıklarını
korumakta kararlıdırlar.
*Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve refahın geliştirilmesini amaçlarlar.

*Toplu savunma ve barış ile güvenliğin korunması için çabalarını birleştirmekte kararlıdırlar.

*Bundan dolayı bu Kuzey Atlantik Antlaşması'nı kabul etmişlerdir

Şimdi Maddeleri Ele Alalım
Madde-1Barış
İçinde Yaşamak Elbette Herkesin İsteğidir.Ama Nato Hiçbir Zaman Barış
Örgütü Değil,Aksine Savaş Örgütü Olarak İşlevini Sağladı.
Madde-2Bütün
Halkların Özgürlüğünü Ortak Miraslarını ve Uygarlıklarını Koruma Neden
Savaş Örgütünün İşi?Her Millet Özgürlüğünü,Ortak Miraslarını ve
Uygarlığını Kendileri Belirler ve Tayin Eder.Neden İkinci Bir Güçün
İhtiyacına Gerek Duyulur.Nato Savaş Örgütü Olarak Dünya Kamuoyunu
Kandırmakta ve Emeline Ulaşmaktadır.
Madde-3Kuzey
Anlantik Bölgesi Neresi?Sadece Kuzey Anlantik Bölgesini Temel Alan Bir
Savaş Örgütü Niçin Kendinden Uzak Ülkeleride Bu Savaş Örgütüne Dahil
Eder?Bu Natonun Savaş Örgütü Olduğunun Açık Bir Göstergesidir.
Madde-4Toplu
Savunma Nedir?ve Nato Neden Diğer Ülkelerin Savunmasında Söz Sahibi
Olmak İster?Birleşmiş Milletler Örgütü Mevcut(Nasıl İşlediği Şüphe).
Madde-5Bu Anlaşmayı Kabul Eden Ülkeler Neyi Amaçlamaktadır?Neden Savaş Örgütünün İçinde Yer Almaktadırlar?

Nato'nun
Asıl Kuruluş Amacı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin
Genişlemesini Engellemektir.Çünkü Sscb Sosyalist Bir İdeoloji
Savunmaktadır.Nato'yu Kuran Amerika Birleşik Devletleride Kapitalist Bir
Sistem Savunmakta.Abd Kendi Çıkarları İçin Bir Savaş Örgütü Kurar ve
Avrupa Devletlerinide İçine Alır.Bu Birliğin Kuruluş Amacına
Bakıldığında Sscb'nin Genişlemesini Engellemek.Peki Şuanda Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Var mı?1991 Yılında Yıkıldı.ve Soğuk
Savaş Dönemi Bitti.O Zaman Nato'ya Ne Gerek Var?Nato Varşova Paktına
Karşı Kuruldu.Sscb Dağıldığına Göre Varşova Paktı Tarihe Karıştı.Nato
İse Hala Günümüzde Var ve Dünya Genelinde Savaşlar Çıkarmakta.Varşova
Paktı Olmadığına Göre 1991 Yılında Nato İşlevini Kaybetti.Ama Hala Var
Ne Yazık ki.

Üye Olan Devletlere Baktığımızda Sadece Fransa Ordusunu Teslim Etmedi
Nato'ya.Fransa Orduları Bağımsız Bir Ordu.Diğer Üye Ülkelerin Orduları
Nato Egemenliği Altında.Türkiye Cumhuriyeti Ordusu Bile Nato Egemenliği
Altında.ve Savaş Örgütünün Elinde.(Sadece Ege Ordu Komutanlığı Hariç.Oda
Kıbrıs Barış Harekatı Zamanında Bülent Ecevit Tarafından Nato Bünyesine
Dahil Edilmedi).

İşte Böyle Bir Savaş Örgütü Düşünün.Dünya Genelinde Yayılımcı Bir
Politika Güden Bir Örgüt.Yeni Dünyanın Şekillenmesinde Büyük Rol Oynayan
Bir Örgüt.
Kore Savaşlarında,Vietnam Savaşında,Domuz Burnu Çıkartmasında,Körfez
Savaşlarında Binlerce İnsanın Ölmesine Yol Açan Bir Örgüt.ve Dünyanın
Lokomotifi Konumunda ki Devletler Bu Savaş Örgütünün İçinde Yer
Alıyor.Sözde Barışı Sağlamakla Yükümlü Olduklarını İdaa Ediyorlar.Ama
Bunlar Sadece Yalan.

Birleşmiş Milletler
Evrensel
bir örgüt olan Birleşmiş Milletler Örgütü (BM), hukuksal ve siyasal
bakımdan Milletler Cemiyeti'nin bir devamı niteliğinde olmakla beraber,
Milletler Cemiyeti’nden daha kapsamlı bir kuruluş olarak düşünülmüştür.

Birleşmiş Milletlerin Temel Amaçlarını Şöyle Özetleyebiliriz;
*Uluslararası barış ve güvenliği korumak ve sürdürmek.
*Uluslararası alanda dostça ilişkileri geliştirmek.
*Uluslararası ilişkilerin her alanında devletler arasında işbirliğini sağlamak.
*Devletlerin dış politikalarını uyumlaştıran bir merkez olmak.
*Dünyada sürdürülebilir bir refah ve adalet ortamı yaratmak ve bunun
için değişik sektörler arasındaki ortaklıkların geliştirilmesinde
kolaylaştırıcı rol oynamak.

Şimdi Bu Maddeleri Ele Alalım
Madde-1Uluslararası
Barış ve Güvenliğini Korumak Elbette Çok İyi Bir Düşünce.Ama Her Ülkeye
Eşit Mesafede Yaklaşılmıyor.Bunun En Güzel Örneği Bosna Halkının
Gördüğü Zulüm ve Sırpların Yapmış Oldukları Vahşete Sadece Seyirci
Kalındı.Eğer Dünya Barışını Korumak Bu İse Böyle Barış Olmaz Olsun.
Madde-2Dostça Kulağa Çok Hoş Gelen Bir Söz.Dost İfadesi Hangi Anlamda Kullanılıyor?
Madde-3İşbirliği
Sağlamak Neden Bir Örgütün Güdümünde Yapılıyor.İşbirliğini Sağlamak
Ülkeler Arasında ki Bir İştir.İkinci Bir Gücün Girmesi Ne Diye?
Madde-4Dış
Politilarda Her Devlet Eşit mi?Abd Şuanda Dünya Genelinde Dış
Politikada İnsanlık Suçu İşliyor.Buna Neden Seyirci Kalınıyor?Hani Barış
İçin Kurulmuştu?Sırpların Yaptığı Vahşete Neden Seyirci Kalındı?
Madde-5Dünyada
Refah Bir Ortam Yaratmak?Elbette Güzel Olurdu.İşte Sorunda Burda
Başlıyor Zaten.Dünya Genelinde Barış Sağlanmak İsteniyor İse Bütün Dünya
Devletlerine Eşit Davranılması Gerekmekte.Malesef Birleşmiş Milletler
Bunu Uygulamıyor.Barış Sağlanıyor Sanılıyor Ama Irakta Hergün İnsan
Ölüyor.Bu mu Barış?Böyle Barış Olmaz.

Sözde Dünya Devletlerinin Örgütü.Ama Bu Örgütü Kuranlar Abd ve İngiltere.
Şuanda da Örgüt Bu Ülkelerin Tekeli Altında.ve Her İstediklerini
Yapıyorlar.Barış Adı Altında İstedikleri Yapıp Dünya Üzerinde Abd'nin
Emellerini Destekliyor.Bu Barış Örgütü mü?

Amerika Birleşik Devletleri(Abd)
Nato
ve Birleşmiş Milletlere Baktığımızda Hep Abd'yi Görüyoruz.İki Örgütünde
İzlediği Strateji Belli ve Ortada.Yıllardı Abd Dünya Genelinde Kendi
Çıkarları İçin Savaşlar Çıkarmaktadır.

Abd Sözde Barış Getirmek Düzeni Sağlamak Adı Altında Giriştiği Savaşlarda Binlerce İnsanın Ölümüne ve Yaralanmasına Sebeb Oldu.
Abd'nin Akıllarda Yer Edinen Savaşları Çok...
Kızıl Derilileri Yok Etmeleri,Kore Savaşı,Vietnam Savaşı,Afganistan
Savaşı,Körfez Savaşları...Bu Savaşlar Ne İçin Yapıldı?Barış İçin
mi?Çünkü Kamuoyuna Böyle Lanse Edildi.Ama Böyle Değil.Asıl Amaç Zengin
Yer Altı Kaynaklarını Ele Geçirmek,Oluşacak Yeni Dünya Düzeninde Önemli
Stratejik Bölgeleri Egemenliği Altına Almak.Bu Amaçlar Doğrultusunda
Binlerce Sivil Halkın Dünyayanın Gözlerinde Önünde Acımadan
Öldürdüler.Peki Sorarım Birleşmiş Milletler Nerede?Hani Dünya Barışı
İçin Vardı?Sorarım Nato Nerde?Hani Dünya Barışı İçin Vardı?

Abd'nin Bir Çok Ülkede Üssü Bulunmaktadır.Yeni Bir Dünya Deriz Ama
Savaşsız ve Silahsız.Abd Bu Üsslerini Savaşlar İçin
Kullanmaktadır.Dünyada Sadece Seyirci Kalmaktadır.

Birde Ekonomik Yön Var.Imf Bu İşi Üsleniyor.Dünya Devletlerinin Yarısı
Imf'ye Borçlu Konumunda.Abd Bunu Çok İyi Kullanıyor ve Borçlu Olan
Ülkeleri Kendine Bağımlı Hale Getiriyor.

Abd Bugün Dünyayı Yönetenler Arasında Yer Alıyor.Hem Askeri Açıdan Hemde Ekonomik Yönden.

Japonya

Japonya
Teknolojinin En İyi Konumda Olduğu Ülke.Teknolojinin Dünyaya Açılan
Kapısı Konumunda.Birde En Önemlisi Kapilalist Bir Sistemi Temsil Ediyor
Olmaları.
Abd İle İkili İlişkilerine Bakıldığında Gerçekleri Anlamak Çok Kolay.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

5 Derin Devlet Bir Paz Şub. 13, 2011 7:48 am

CANTAR

avatar


Derin Devlet

Derin
devlet, Prof. Dr. Baskın Oran'ın tanımına göre "devlet yetkisini şu
veya bu biçimde kullanan kişi veya kurumların meşruluk sınırları dışına
taştıkları zaman şiddet kullanmaları halinde ortaya çıkan" oluşumdur.
Dr. Mümtaz'er Türköne'ye göre ise devlet görevlilerinin "eşkıyâ
yöntemleriyle yetkilerini, kullandıkları kaynak ve imkanları 'gizlilik'
zırhından istifade ederek devleti korumak için değil, kendilerine çıkar
sağlamak için" kullanmalarına derin devlet adı verilir.



1996'da yaşanan Susurluk skandalıyla giderek yaygınlaşan bir kavram olan
derin devletin kökeni ve ne anlama geldiği konusunda farklı savlar
vardır. İleri sürülen bir teoriye göre, derin devletin başlangıç noktası
Soğuk Savaş döneminde NATO'ya üye ülkelerde oluşturulan ve CIA
tarafından yönetilen ve finanse edilen istihbarat ve silahlı operasyon
örgütlerine dayanır.] Bu örgütün Türkiye'de Kontrgerilla adı altında
faaliyet gösterdiği iddia ediliyor.1974 yılında, bu iddiayı destekleyen
ilk devlet adamı Eski Başbakan Bülent Ecevit olmuştur. Bir diğer teoriye
göre ise derin devletin kökleri, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında
İttihat ve Terakki yönetimi tarafından kurulan gizli istihbarat ve
askerî operasyon örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa'ya kadar uzanır. Bu
iddiayı destekleyenler arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan vardır.



Derin devletin varlığına yönelik iddialar


Derin devletin varlığını dile getiren ilk devlet adamı Bülent Ecevit
oldu. Ecevit, 26 Eylül 1974'te, Giresun'da yaptığı bir konuşmada şu
ifadeyi kullandı:


“ 12 Mart sonrası dönemde adı sanı ortaya çıkan ve tedbirlerin ve
hatta soruşturmaların hukukiliğine ve insaniliğine gölge düşüren
Kontrgerilla adlı örgütün, bu resmi görüntülü fakat gayriresmi örgütün
niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılamamıştır. ”



9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise 17 Nisan 2005 tarihinde, CNN
Türk'te yayınlanan Ankara Kulisi adlı programda konuyla ilgili şunları
söyledi:


“ Derin devlet, devletin kendisidir. Askerdir, derin devlet.
Cumhuriyet'i kuran askerler, devletin yıkılmasından daima korku duyar.
Halk bazen sağlanan hakları suiistimal eder, yürüyüş hakkı verildiğinde
gidip cam çerçeveyi indirerek, polisle çatışır. Derin devlete ülkenin
muhtaç olması, ülkenin yönetilememesinden kaynaklanır. Derin devlet şu
anda devrede değil. Derin devlet, kanaatlerine göre, devleti yıkılma
sınırına getirmediğiniz sürece hareket halinde değildir. Onlar ayrı bir
devlet değil, ama devlete el koydukları zaman derin devlet olurlar. ”



Demirel, NTVMSNBC'de yayınlanan Basın Odası programında "Devletin
tekliği esastır, iki devlet olmaz. Bizim ülkemizde iki devlet var. Bir
derin devlet var, bir devlet var. Asıl olması gereken devlet yedek,
yedek olması gereken devlet asıldır" dedi. 12 Eylül 1980 askerî
yönetiminin başı olan Kenan Evren, "Sayın Demirel doğru söylüyor. Derin
devlet biziz. Devlet zaafa uğradığında el koyarız. 1980'de Demirel'in
suçu yoktu. Daha yeni gelmişti, ne yapalım onun dönemine rastlamıştı"
diyerek Demirel'in görüşlerine destek verdi.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AGOS gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant
Dink'in öldürülmesinin ardından, 26 Ocak 2007 tarihinde Kanal 7'de
yayınlanan İskele Sancak adlı programda şu sözleri dile getirdi:


“ Derin devletin varlığına katılmıyorum diye bir şey yok,
katılmıyorum olur mu, neden olmasın. O her zaman olmuş. Türkiye
Cumhuriyeti döneminde başlamış bir şey de değil. Ta Osmanlı'dan. Bu
gelenekten gelen bir şey zaten. Ama bunu minimize etmek, mümkünse yok
etmek, bunu başarmak gerek. ”



Erdoğan, "kurumlar içi çeteleşme" olarak nitelediği derin devletle ilgili açıklamalarını şöyle sürdürdü:


“ Bu tür bir yapı var. Bugüne kadar bu tür bağlantıların üzerine
gidilmediği için bedelini hem millet hem devlet olarak ödedik. Yürütme
olarak belirli bir yere kadar gidebiliyoruz. Bu olayların üzerine
yürütme, yasama, yargı birlikte gidilmeli. Meclis araştırma
komisyonlarından bir sonuç çıkmıyor. Trabzon'da attığımız adım, bunun
adımıdır. Vali ve emniyet müdürünün görevden alınması ve mülkiye
müfettişleri göndermek bu işin altyapısını oluşturma çabasıdır. Geçmişte
ne gibi yazışmalar oldu, müdahale yapıldı mı bakılacak. Bir başka ile
sıçrayabilir. Şemdinli'deki netice herkesi tatmin etmemiş olabilir.
Şemdinli'den sonra bir sürü olay oldu. Sauna, Atabey çetesi çıktı.
Kurumların içindeki çeteleşme bağlantılarının üzerine ısrarla gidilmeli.



Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ise devlet içinde gayrimeşru
oluşumların yer aldığını, fakat kullanımı yaygınlaşmış olan "derin
devlet" kavramının yanlış olduğunu savunuyor:


“ Derin devlet öteden beri polemiklere konu olmuştur. Bir takım
güvenlik birimleri, kamu sıfatına sahip kişiler kendilerine görev ve
yetki biçiyor. Ülkenin geleceğini koruma görevini kendilerinde buluyor.
Vatan ve memleketle ilgili olarak kendilerini daha imtiyazlı sayıyor.
Kendilerini vatansever görüp bazı eylemler yapmaya adıyor. Bunlar var
mı, yok mu bilemem ama hiçbiri yasadaki yetkileri içermiyor. Anayasadan,
yasalardan alınmayan bir yetkinin devlet adına kullanımı "meşru yetki"
değildir. Bu kişilerin resmi sıfatları da olabilir. Yasaya dayanmıyorsa,
yapılan işi devlete ait bir iş olarak görmüyorum. Ben onu ne bilinen,
ne de derin devlet olarak nitelerim. Bu tip şeylere devlet bile demem.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

CANTAR

avatar


Ergenekon

Ergenekon,
siyasi amaçlarına ulaşmak için yasadışı yollara başvuran aşırı
milliyetçi örgüt. Derin devlet veya Türkiye Cumhuriyeti içinde devlet
adına hareket ettiğini iddia eden bazı otoriteler tarafından kurulduğu
ve yönetildiği öne sürülmektedir.

Örgütün tarihçesi

Avrupa'da II. Dünya Savaşı'ndan sonra muhaliflerin (o dönem
komünistlerin) iktidara gelmesini önlemek için kurulan "Gladio" adlı
kontrgerilla örgütünün Türkiye'deki uzantısına siyasi literatürde
Kontrgerilla denilmektedir

NATO'nun Özel Harp talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulan NATO
birimleri Türkiye'de önce Seferberlik Tedkik Kurulu adıyla örgütlenmiş
sonra doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Harp Dairesi çatısı
altında ve bunun sivil uzantısı olarak faaliyet yürütmüştürDanıştay'a
yönelik saldırı sonrasında çıkan ilişkiler ağıyla gündeme gelen "devlet
yanlısı çete" yapılanmasının, uzun süredir Türkiye'de faaliyet
gösterdiği ve devleti korumak amacıyla siyasi suikasttan naylon terör
örgütü kurmaya" kadar birçok illegal eylemi onayladığı ortaya çıkmıştır.

Deniz Kuvvetlerinden ayrılma araştırmacı-yazar Erol Mütercimler, ilk kez
1980'de örgütün varlığından haberdar olduğunu dile getirmiştir.

Örgütlenme yapısı

12 Kasım 1996 tarihinde Anavatan Partisi Genel Baskani Mesut Yılmaz'ın
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdigi, Cumhurbaşkanı tarafından da
gereğinin tetkik ve tahkiki için Başbakan Necmettin Erbakan'a verilen
mektupta;

``Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Özel Harekat Dairesinin bulunduğu
alınan duyumlara göre bu dairenin bazı elemanlarının uyuşturucu,
kumarhane, haraç ve adam öldürülmesi gibi işlere karıştığı, son olay da
bunun vehim olmadığını sanıldığından da kötü oldugunu gösterdiğini, Ömer
Lütfi Topal'ı öldürenlerin itiraflarinin fevkalade enteresan oldugunu,
bu kişiler suçu itiraf ettikleri halde Ankara'ya celb edilerek hâlen
serbest gezdiklerini, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde her türlü dökümanın
hazır olduğunu, aşiret reisinin Devleti kullandığını, Devlette görevli
bazı kişilerin Özel Harekat Dairesi Baskanı İbrahim Şahin'den talimat
aldıkları ve bunun İçisleri Bakanı dahil bir takım yüksek yerlerin
bilgisi dahilinde olduğunu, Devletin emrinde çalışan ve suça karışan
100-120 kadar kişi olduğunu, bu işin Devlet çapında soruşturulması
gerektiğini, bu işe seyirci kalınır ise Demokrasinin işleyebileceğinden
şüphe duyulacağını, bunların meydana çıkarılması hâlinde de Devletin
zarar göreceğinden endişe ettiğini, normal Devlet mekanizmasına güvenin
olmadığını, Devlet Denetleme Kurulu'nun böyle bir şeyi
üstlenebileceğini... iddia etmiştir.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Susurluk Komisyonuna gönderdiği
9 Aralık 1996 tarihli yazısının ekindeki (4) sahifelik Genel Çerçeve
başlıklı yazısı, TBMM Başkanlığına yazılmış (15) sahifelik Mehmet Ağar
ve Tansu Çiller hakkında suç duyurusu olduğunu iddia ettiği dilekçesi ve
diğer eklerden olusan toplam 183 sayfalık metin, 2 adet fotoğraf ve 40
sahifelik gazete küpürlerinin ve 26 Aralık 1996 tarihinde Komisyona
sunduğu dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde;

DYP Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Tansu Çiller'in başta MİT,
Emniyet, Jitem, Özel Kuvvetler Komutanlığı gibi devlet kurumlarının
görevlileri olmak üzere mafya diye nitelenen bazı suç örgütlerinde yer
almış kişilerden oluşan özel bir suç örgütünün kurulmasını azmettirdiği,
bu örgütü eline geçirdigi, devlet olanakları ile beslediği, himaye
edip, yönlendirdiği, bu örgütün ABD'nin CIA ve İsrail'in MOSSAD
İstihbarat Örgütleriyle bağlantılı olduğu ve örgütün mensupları arasında
Özel Büro diye anıldığı, Çillerin Özel Örgütü nün hâlen bir tanıtım
ajansi biçiminde faaliyet yürüttüğü; çok geniş bir coğrafyayı hedef
aldığı; İstanbul, Ankara, İzmir, Washington ve Tel Aviv'de büroları
olduğu, Türk Silâhlı Kuvvetleri, Ülkücü Mafya, Emniyet Teşkilatı,
Uyuşturucu silâh ve nükleer madde mafyası ve MİT içerisinde uzantıları
olduğu ve toplam (700) kişiden oluştuğunu, başında (özellikle kendisinin
yayınladığı Aydınlık isimli dergi) yer alan haber ve yorumlara
dayandırarak iddia etmektedir. Bu iddiaya göre; örgütün lider kadrosu
DYP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tansu Çiller ve eşi Özer
Çiller, Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar, MİT Müsteşar Yardımcısı ve
Kontr-Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Emniyet Genel Müdürlüğü Müşaviri
Emekli Yarbay Korkut Eken, Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin,
Ülkücü Mafya Şeflerinden Abdullah Çatlı ve Alaattin Çakıcı'dan meydana
geldiği ileri sürülmektedir.

İddiaya göre; örgütün Emniyet içindeki uzantısının başında Mehmet Ağar
yer almakta, örgütü onun müşaviri olan Korkut Eken ``sevk ve idare
etmektedir. Yine iddiaya göre;

Örgütün MİT içindeki uzantısının başında ise; Kontr Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür ve Tolga Atik yer almaktadır

İşçi Partisi Genel Sekreteri Vekili Av. Mehmet Cengiz Sabah Gazetesi'nin
İşçi Partisi ile Ergenekon arasında asılsız bağlar kuduğu gerekçesiyle
suç duyurusunda bulundu.

Örgütün diğer bağlantıları

Örgüt karargahının ve kasasının Türk Ortodoks Patrikhanesi olduğu iddia edilmiştir.

Operasyonlarda gözaltına alınanlar

* Muzaffer Tekin
* Veli Küçük, Em. Tuğgeneral
* Ergün Poyraz, Araştırmacı yazar
* Oktay Yıldırım
* Ümit Oğuztan
* Bekir Öztürk
* Zekeriya Öztürk
* Taner Ünal
* Kemal Kerinçsiz, Avukat
* Fuat Turgut
* Sevgi Erenerol, Türk Ortodoks Kilisesi sözcüsü
* Fikri Karadağ
* Hüseyin Görüm
* Alparslan Arslan
* Fikret Emek
* Semih Günaltay
* Sedat Peker
* Güler Kömürcü, Gazeteci yazar
* Sami Hoştan
* Ali Yasak
* Doğu Perinçek, Hukuk Doktoru, İşçi Partisi Gn. Bşk.
* [Adnan Akfırat , Gazeteci Yazar araştırmacı]
* İlhan Selçuk, Gazeteci yazar
* Serhan Bolluk Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
* Ferit İlsever Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni
* Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu
* Emin Gürses, Öğretim görevlisi Doç. Dr.
* Vedat Yenerer, Gazeteci yazar
* Nusret Senem, Ankara Barosu Avukatı, İşçi Partisi Gn. Bşk. Yrd.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

CANTAR

avatar


Kuantum Fiziğine Karşı Yeni Dünya Düzeni

Birinci
Aydınlanma Çağı’na hakim olan “atomistik” kâinat/dünya görüşü,
“bütün’ün anlaşılabilmesi için parçalara bölünmesi ve parçaların
arasındaki ilişkinin saptanması gerektiği” şeklindeydi. İkinci
Aydınlanma Çağı’nın “bütüncü” kâinat/dünya görüşü ise, “bütün’ün
parçalarının toplamından daha büyük” olduğu savından yola çıkıyor ve
oluşumların ya da sistemlerin doğasını anlamak için tümüne bakılması
gerektiğini söylüyor. Bütüncü düşüncenin desteklerinden birisi, kuantum
mekaniğinin “Potinbağ Teoremi.” Potinbağ Teoremi, ne kadar bölünürse
bölünsün, maddenin temel olarak nitelendirebileceğimiz bir parçasının
olmadığını, hiçbir parçanın diğerlerinden daha vazgeçilmez olmadığını,
“bütün”ün birbirleriyle örülü olayların devingen ağı olarak
değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Potinbağ Teoremi’nin toplumsal yaşamdaki telmihi, “üstün ırk”, “üstün
ulus” vb. kavramlarının yüceltilme nedenlerinin bilimsel değil,
“politik” olmaları. Ve tabii, “en zeki”, “en çalışkan” vb. gibi
kavramların da öyle. Bu çerçevede, toplumsal örgütlenmenin “üstünler”in
dorukta yer aldığı piramitler, koniler yerine herkesin merkezden eşit
mesafede durduğu daireler ve küreler olması gereği konuşuluyor. Potinbağ
Teoremi doğrultusunda “madde”yi, yeryüzündeki yaşamın bütünü olarak
yorumlamamız halinde, sadece insan ırklarının değil, milletlerin değil,
tüm canlı türlerinin birbirlerinin yaşamlarıyla örülü birlikteliklerini
gözetmek durumundayız. Hiçbir ulusun yaşam biçiminin diğerininkinden
daha temel, dolayısıyla daha vazgeçilmez, dolayısıyla daha “üstün”
olmadığını teslim etmek durumundayız.

21. yüzyılda kendinden giderek daha çok söz ettirecek olan
“küreselleşme” eğiliminin temel entelektüel dayanaklarından birisini bu
teoremde buluyoruz. Ne var ki, teori pratikten farklı ve her ne kadar
“küreselleşme” ve “Yeni Dünya Düzeni” eşanlamlı oluşumlar olarak
sunuluyorsa da, günümüzde oturtulmak istenen düzenin “bütüncü” düşünceye
ters düştüğünün işaretleri ihmal edilemeyecek kadar çok. Bu işaretlerin
başta geleni de, “dünya devleti” düşüncesi. “Dünya devleti”nin
temellerinin daha 1877 yılında, John D. Rockefeller, John P. Morgan,
Andrew Carnegie, Mayer A. Rothschild ve Cecil Rhodes beşlisi tarafından
atıldığı iddia ediliyor.

John D. Rockefeller, petrol imparatoru, ünlü Standard Oil Tröst’ün
sahibi, 1890’lı yıllarda Birleşik Devletler petrol endüstrisinin yüzde
yetmiş beşi kendisine ait. Ayrıca demir madenleri, ormanları, imalat
sanayiinde ve ulaşım sektöründe büyük iştirakleri var. Yaklaşık 150
yıllık bir “Rockefeller hanedanı”ndan bahsediliyor, servetlerinin 1–2
trilyon dolar olduğu hesap ediliyor. John P. Morgan, uluslararası banker
ve gezegenimizin ilk milyar dolarlık (1901 yılı itibarıyla)
endüstrisinin, U.S. Steel’in sahibi, “Amerika’yı Amerikan yapan adam”
diye bilinen kişi. Andrew Carnegie, 1890’da İngiltere toplamından daha
fazla çelik üreten Carnegie Çelik’in sahibi, ayrıca kömür ve demir
madenleri, ticaret gemileri ve demiryolları var. Mayer Rothschild, ünlü
Rothschild Hanedanı’nın kurucusu banker –Rockefeller’den daha zengin–
2000’li yılların başındaki servetlerinin 3 trilyon dolar olduğundan
bahsediliyor. Ve Cecil Rhodes, ünlü elmas imparatoru. Güney Afrika elmas
tarlalarını işleten, Güney Afrika’yı İngiltere adına fetheden adam.
Rhodesia, adını onun soyadından alıyor. Ayrıca apartheid/ırk ayrımının
mucidi.

Bu beş adamın akıl hocaları, Oxford Üniversitesi profesörlerinden John
Ruskin. 1877’de “Yuvarlak Masa” adındaki gizli cemiyeti kuruyorlar.
Amaçları: İngilizce konuşan dünyayı bir oligarşik federasyon halinde
birleştirmek. Büyük Britanya İmparatorluğu’nu siyasi, ekonomik ve
kültürel olarak yeniden yapılandırmak suretiyle, oligarşik dünya
federasyonuna giden yolu açmak. Otuz yıl sonra, 1908 yılına
gelindiğinde, ‘Yuvarlak Masa’yı çokuluslu, Anglo–sever bir yarı açık
cemiyet olarak görüyoruz.

Bilderberg Grubu, 1954’te Avrupalı Rothschild hanedanı öncülüğünde
kuruluyor, Amerikalı rakibi, Rockefeller hanedanı tarafından
destekleniyor, ev sahipliğini eski SS–Nazi Hollanda Kralı Bernhard
yapıyor. “Bilderberg” kralın sahip olduğu otelin adı. Bilderberg’ciler,
1954’ten itibaren her yıl dünyanın değişik şehirlerinde toplanıyorlar.
Gündem gizli, katılanlar gizli, meğer ki patron olsunlar gazeteciler
Bilderberg toplantılarına alınmıyorlar. Hatta, ABD ve Avrupa
devletlerinin gizli teşkilatları, toplantıların yapıldıkları otellere
gazetecileri sokmamak için olağanüstü önlemler alıyorlar. İçeri sızmayı
başarabilen birkaç muhabirin feci şekilde tartaklandığı, tutuklandığı
biliniyor.

Bilderberg’cilerin amaçlarının dünyayı sıkıca koordine edilmiş küçük,
seçkin bir uluslar–ötesi bankerler ve sanayicilerden oluşmuş,
entelijensiya destekli oligarşinin eline teslim etmek olduğu söyleniyor.
Avrupa Birliği’nin Avrupa kıtası için yaptığını dünya için yapmak ve
bir Dünya Devleti kurmak istiyorlar. David Rockefeller’in farklı
zamanlarda farklı yerlerde (bu arada 1999 yılı Şubat’ında Newsweek
International dergisine verdiği bir mülâkatta) “Hükümetlerin yerini
alacak birileri olmalı ve bana öyle görünüyor ki, bunu da en iyi
şirketler yaparlar...” demekten çekinmemiş olmasına işaret ediliyor ve
yaygın söylemin aksine karşı çıkılmadığı takdirde önümüzdeki asırlarda
dünyanın “yeni feodal lordlar”ın boyunduruğu altına gireceği hakkında
uyarı yapılıyor. Uyaranlar, Yeni Dünya Düzeni muhalifleri.

Muhalifler, Yeni Dünya Düzeni’nin anlamının, dünyanın siyasi ve yasal
hüviyetini tümüyle değiştirmek, ulus–devletlerin tarihi rollerini
ortadan kaldırmak, kontrolü uluslar–ötesi tröstlere devretmek suretiyle
millet kavramını ortadan kaldırarak, idareyi İngilizce konuşan
Anglo–sever bir oligarşiye teslim etmek olduğundan eminler. Yarı şaka
ileri sürdükleri bir iddiaları da Birleşmiş Milletler teşkilatının
bundan böyle “Birleşmiş Tröstler Teşkilatı” olarak isim değiştireceği
şeklinde. Bilderberg toplantılarına katılanların isimlerinin saklı
tutulması, görüşmelerin basına kapalı olması, dünya ekonomisine ve
siyasetine dair kararların kapalı kapılar ardında alınmasını ülkelerinin
anayasalarının en galiz ihlâli şeklinde algılıyorlar. Ulusal
politikacılarının, özgür iradeleriyle seçtikleri vekillerinin
etkisizleştirilmesine tepki gösteriyorlar. Amerikan başkanlarından,
Dünya Bankası guvernorlarına, diğer ülkelerin başbakanlarına varıncaya
kadar, dünyanın kaderini etkileyen eşhasın kapalı kapılar ardında
saptanmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Dünya basın devlerinin
Bilderberg’cilerle işbirliği içinde oldukları gerekçesiyle, seslerini ya
bağımsız basın aracılığı ile ya da internet üzerinden duyuruyorlar.
Zaman zaman da, Seattle’da, New York’ta olduğu gibi gösterilerine de
şahit oluyoruz.

“Yuvarlak Masa” cemiyetinin bir diğer uzantısının “Roma Kulübü” olduğu
söyleniyor. Roma Kulübü, 1968’de kuruluyor. Kendilerine “özel
think–tank” nitelemesini yakıştırıyorlar. İlân edilmiş amaçları, barışı
desteklemek, insanların ‘tehlikeli’ uçlara, kısır milliyetçiliğe ve
sınıf çatışmalarına yönelmelerini önlemek.” Roma Kulübü’nün güçlü adamı,
SGI’nin başkanı, Daisaku İkeda, “İnsan ırkının sesi ve zekâsı...
İnsanlığın yolunu aydınlatan bir deniz feneri, tüm dünyaya umut saçacak
olan ışık...” olduklarından bahsediyor. SGI, “Soka Gakkai
International”ın kısaltılmışı; Japon kökenli, Nichiren Daishonin Budist
tarikatının uluslararası örgütü. Muhalifleri, Roma Kulübü’nün, kurulacak
dünya devletinin resmi dinini oluşturduğunu söylüyorlar. Çokça
Hıristiyanlık, biraz Budizm bir dinden bahsediliyor.

“Yeni Feodal Lordlar”ın ne denli güçlü olduklarını, ulusların
kimliklerini kaybetmemek için ne denli direnebileceklerini kuşkusuz
zaman gösterecek. Ancak, Yeni Dünya Düzeni, muhaliflerinin iddia
ettikleri gibi “yeni bir toplumsal mühendislik projesi” ise, ki öyle
görünüyor, ulusların işlerinin zor olduğunu kabul etmemiz lâzım. Bir
yandan “İkinci Aydınlanma Çağı”nın reddettiği “tek doğru” anlayışı, öte
yandan finans oligarşisi, bir arada yaşayamayacak oluşumlar gibi
görünüyorlar. Nitekim, daha bugünden Birleşik Amerika’da iki bin beş yüz
muhalif “kült”ün varlığından bahsediliyor.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz