GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Elohim - DENEY

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Elohim - DENEY Bir Çarş. Şub. 09, 2011 3:10 am

CANTAR

avatar


ALINTIDIR

Elohim - DENEY
•


PLANET EARTH & HUMAN POPULATION PROJECT

ELOHİM, SANA SESLENİYORUZ ,SESİMİZİ DUY, ÇAĞRIMIZA KULAK VER, YÜCE
TANRI ADINA DÖN ARTIK, YARATAN TANRI ADINA LÜTFEN GERİ DÖN, SENİ
BEKLİYORUZ, SENİN LİDERLİĞİNDE BAŞKA DÜNYALARA YOLCULUĞA VE DEĞİŞİME
HAZIRIZ…!!!

YENİ ÇAĞ BAŞLASIN…“ The Secrets

Başından beri üzerinde düşünüp yazılar yazdığımız konular bizi
inanılmaz bir zaman yolculuğuna sürükledi. Yaratılış ve evren gerçeği
üzerinde düşünüp yazdıkça , zaman içinde tıpkı bir pinpon topu gibi bir
ileri bir geri gidip geldik. Zamanın örgüsel yapısı içerisinde
rastlantısal zigzaglar çizerek onlarca karmakarışık ihtimalden bizlere
en mantıklı gelenlerini seçerek, gerçeği veya gerçeğin yakın benzerini
elde etmeye çalıştık. Yaratılış, evren, tanrı, insan, ufolar, kuantum,
çekim yasası, kutsal kitaplar vs. konular üzerinde bu güne kadar
yazdıklarım dışarıdan aldığım enerjilerin kendi süzgecimden geçirilmiş
ve özdeşleşmiş haliydi. Sanmayın ki, bu güne kadar tüm bu konularda her
şeyi biliyorum iddaasıyla yazdım. Hayır hayır, ustalardan ve kutsal
kitaplardan aldığım her bilgi kırıntısı, aklın yorumuyla tıpkı bir mısır
tanesi gibi patlayarak sayfalarca yazıya dönüştü. Ben de sizler gibi
yazdıkça öğrendim, öğrendikçe yazdım ve hala da öğrenmeye devam
ediyorum. Bunun bir sınırı olamaz çünkü gerçekleri sadece TANRI biliyor.
Bizim yaptığımız bu gerçeğe daha ne kadar yaklaşabiliriz diye sürekli
araştırmak ve insanlığın bugüne kadar ulaştırabildiği belgelerde, kendi
içerimizde, aklın gücünü, düşüncenin gücünü kullanarak gerçeğin izini
sürmek.


Yeni çağın yaklaştığını iddaa ettiğimiz şu günlerde , ne
yazık ki pek azımızın insanlığın aydınlık geleceği ve atalarımızın
nereden, nasıl geldiği gibi konular üzerine düşünüp kafa yorduğunu
görmek gerçekten çok üzücü. Medeniyet yükseldikçe bir şeyler ters gitti
ve insan aklının evrimi geriye doğru işlemeye başladı. Varlığını
sorgulayan , düşünen insanoğlunun sayısı gün geçtikçe azalıyor.
Milyarlarca insan şu gün mağara devrinin bir benzerini yaşıyor aslında.
İlk insanın temel ihtiyaçları olan yeme, içme, barınma ve üreme dışında
hiçbir medeniyet belirtisinin olmadığı bir zaman yaşıyoruz. Binlerce yıl
önce mağara devrinde yaşanan ne varsa hiçbir değişikliğe uğramadan
şimdilerde de aynen varlığını koruyor. İnsanoğlu geceleyin bir araya
gelip hala aynı ateşe bakıyor. Ama bir farkla, geçen onca zaman sonra
artık düşünmeden boş gözlerle…bomboş…..Akılsızca !!!


Bu yazıda ilk günden bugüne kadar yazdıklarımızı derleyip
toparlamak istiyorum. Araştırıp yazdıkça, yeni yeni ipuçları elde
ettikçe gerçeklere bir adım daha yaklaşmış olmanın hazzını ve heyecanını
yaşamak oldukça güzel bir duygu. Umarım bu duyguyu yazılarımı okudukça
sizler de hissedebiliyorsunuzdur. Sizlerle bir paylaşım içine girmemin
asıl sebebi bu enerji titreşimini layıkıyla sizlere aktarabilmek ve
sizlerin de çevrenizle aynı şevkle bu fikirler üzerinde oturup
tartışmanızı sağlamak. Bunu yapmak zorundayız, insanoğlu yaratılışına
hiç te yakışmayan utanç verici günler yaşıyor. Ekonomik ve sosyal
adaletsizliğin, dejenerasyonun, sermaye ve rant sahiplerinin despot
egemenliğinin, enerji savaşlarının, faşizmin, şiddetin, terörün ,
sevgisizliğin hakim olduğu bir düzende, çarklar acımasızca işleyerek
insanoğlunu dünyaya gelişindeki asıl amacından çok çok uzaklara
saptırdı. Üzülerek söylüyorum ki yolumuzdan tamamen çıktık. Son 20 - 30
senede insanlık tarihinde bugüne kadar görülmemiş inanılmaz bir
teknolojik devrim yaşanmasına karşın, sosyal ve kültürel anlamda aynı
ölçüde geriye gidilerek mağara devrinden farksız bir düzen yarattık..
Yiyoruz, içiyoruz, sıçıyoruz, ürüyoruz, işe gidip geliyoruz,
sömürülüyoruz, eziliyoruz , aptallaştırılıyoruz ama gel gör ki bundan
hiç mi hiç utanmıyoruz, gocunmuyoruz, sesimizi çıkarmıyoruz, rahatsız
olmuyoruz, durup bir saniye dahi düşünmüyoruz.. Evet evet 1 saniye dahi
düşünmeye tahammülü ve isteği olmayan zavallı yaratıklara dönüştük ve
buna alıştık….


Zaman zaman farklı yazılarda birbirinden farklı hatta birbiri
ile çelişen söylemler üzerinde konuşmuş olabiliriz. Bu gayet doğal çünkü
bizler gerçeği arıyoruz ve ihtimaller üzerinden akıl yürütüyoruz.
Sadece tanrının bildiği gerçeği ararken, bir çok kombinasyonun ışığında
elde ettiklerimizi gözden geçirip neler olmuş olabileceği konusunda
fikirler yürütüyoruz. Asla kesin bir yargıda bulunmuyoruz. Bu yüzden
yazılar birbiri ile çelişebilir hatta tamamen farklı söylemler dile
getirebilir. Ama bu işin doğasında olan bir durum, bizler sadece
ihtimalleri konuşuruz, elimizdeki kartları masaya süreriz… Yaratılış ve
evren gerçeği konusunda hiç kimse herşeyi ve o tek gerçeği bildiğini
iddaa edemez… Elimizde sadece ihtimaller var, ihtimaller, ihtimaller,
ihtimaller… Kesin olan tek gerçek kendi gözlerinizle gördükleriniz ve
size en mantıklı gelen söylemleri benimsediğinizdir. Her şeyi kesin ve
net olarak bildiğini iddaa ederek sizlere dayatmaya çalışan birisi
aslında sahtekarın önde gidenidir… Elimizde sadece ipuçları var… Belli
belirsiz ipuçları. Birşeyler anlatmaya çalıştığı ortada, her ne kadar
silik bir siluet olsa da , bizlere birşeyler söylüyor… Ama ne ? işte
bunu hiçbir zaman tam olarak bilemiyoruz… Sadece düşünüyoruz, gerçeğe
bir adım daha yaklaşabilmek umuduyla, düşünüyoruz….Hepbirlikte…Kendi
içerimizde… Gerçeği arıyoruz.

ESKİ AHİT
Kutsal kitapların ilk yaratılış metinlerinden gelen Tanrı ve Adem kavramı İbranicede bakın nasıl dile getirilmiş.
“ Ayet 1:27 ve Allah insanı yarattı: Vayivra Elohim et ha adam “
“ Ayet 2:7 ve Allah insana şekil verdi: YHVH Elohim vayitzer et ha adam “
El: Güç
Eloha: güçlü olan
Elohim: güçlü olan (çoğul şekli, Tanrı Yehova için kullanıldığında tekil ve saygı ifadesi olarak çoğul şekli)
Türkçedeki
Allah ve adem kelimeleri dilimize arapça Kuran metinlerinden gelmiştir.
Allah ve adem türkçe kelimeler değildir. Arapça Kurandaki Allah ve
Adem kelimeleri de eski ahitten yani İbranice metinlerden gelmiştir.
Zaten bu Kuran’ ın kendi söyleminde de vardır. Kuran kendinden önceki
tüm kitapları doğrulayandır. Allah ve Adem kelimelerinin kökleri ve
anlamları üzerinde biraz düşünelim ve fikir yürütelim istiyorum. İzin
verirseniz ben bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Allah ve adem kavramlarının ilk olarak ortaya çıktığı eski ahitte aynen şöyle diyor.
“ Vayivra Elohim et ha adam - Allah insanı yarattı “
Burada
ilk göze çarpan “Allah” kelimesinin aslında “Eloha” ve “Allahım”
kelimesinin de “Elohim”’ kökünden geldiğidir. Açıkça görülüyor ki
Arapçadan Dilimize giren bu iki kelime şimdiki haline benzer olmakla
birlikte zaman içinde anlam ve okunuş olarak deforme olmuş. Eski ahitte
yaratılışı anlatan bu cümle şahitlik ya da tanıklık eden ilk ağızdan
yani insan ağzından yazılmış. Biri veya birileri gördüklerini ya da
duyduklarını anlatıyor. Bu benim kendi yorumum olsa da bunun aksini
iddaa edebileceğimiz bir durum söz konusu olmadığı ortada. Ademi biz bir
şahıs olarak biliyoruz, Allahın ilk yarattığı insan, Adem bizim için
ilk yaratılan erkek şahsın ismi yani adı. Halbuki adam kökünden gelen
Adem; insan , insansoyu, insan nesli, insanoğlu anlamında kullanılmış.
Bir kişilik değil, zeki bir canlı türü…Adam

“ Vayivra Elohim et ha adam - Allah insanı yarattı “
Burada
Allah adamı yarattı derken , Allahın insanoğlunu yarattığı anlatılmaya
çalışılmış. Adam kökünden gelen Adem kelimesi tek bir şahsı işaret
etmiyor. Zaten “Adam = İnsan nesli” görüşünü kabul ettiğiniz zaman ,
bugün dünya üzerindeki “IRKLAR” ‘ın nasıl ortaya çıktığını da kolaylıkla
açıklarsınız. Eski ahitte yaratılışla ilgili ilk cümleler Elohimin
adamı yani insanoğlunu yeryüzünün çeşitli bölgelerinde yaratarak
yaydığının kanıtıdır adeta. Bu sayede çok çeşitli kültürler, ırklar ve
diller oluşmuştur. Çeşitliliğin ve insan yelpazesinin, IRKLAR’ın
varlığı, İnsanların tek bir atadan değil birbirine benzer farklı
atalardan türediğinin kanıtıdır.


Bu satırlar insan elinden çıkmadır. Ve o insanlar gözleriyle
gördükleri varlıkları “ Elohim “ olarak adlandırmıştır. Gördükleri
varlık bu dünyada daha önce görmedikleri bir form olduğu için de o
zamanki akıllarıyla bu varlığı Evrensel Yaratıcı, İlah, “Tanrı”
sanmaları gayet doğal bir sonuçtur. Bugün her canlıya ve nesneye bir
isim verdik. Bu doğamızda var çünkü biz herşeye bir isim veriyoruz ve
bir dil yaratıyoruz. Bu iletişimin birinci şartı. İşte bu satırları her
kim veya kimler yazdıysa göklerden gelen ve karşı karşıya oldukları güce
“ Elohim “ adını verdiler. Ama sanmıyorum ki o göklerden gelen ve adını
Elohimden alan Allah, kavram olarak bizim kafamızdaki Allah olsun.
Burada bir kavram karmaşası yaratmamak için Bizim farkında olduğumuz ,
evrensel, herşeyin üstündeki yaratıcı Allah tanımlamasını “ TANRI “
olarak kullanmak istiyorum.


Herşeyin, sonsuzluğun yaratıcısı olan TANRI , eski ahiti
yazanların gözüne görünecek kadar basit maddesel bir formda olamazdı.
Elohim adını verdikleri ve gözleriyle gördükleri varlık ne kadar zeki
olursa olsun “TANRI” olamazdı. Düşünün ki bir tablo yaratan ressamın
eserindeki boya zerrecikleri ressamdan haberdar olsun !!! bu olabilir mi
???… Boya zerrecikleri Ressamını görebilirmi, bilebilir mi ? Hayır…..
Bizler o boya zerreciklerinden bile daha aciz durumdayken nasıl olurda
Tanrıyı madde olarak görmeyi ve tanımlamayı düşünürsünüz. Bu düpedüz
saçmalık olur. Tanrıyı madde olarak, varlık olarak göremeyiz onu sadece
aklımızda anlamlandırabiliriz.


Tanrı vardır ve bunu O yüce yaratıcıyı sadece insan aklı idrak
eder ve bir şekil verir. Gözlerimizin, dokunma, tatma , işitme gibi
duyularımızın Tanrı ile herhangi bir iletişimi olamaz. Tanrıyı sadece
kafamızın içinde algılayabiliriz. Çünkü sonsuzluğu ve yaratılışı
tanımlayamıyoruz, herşeyin üstünde olan bir güç olmak zorunda, bu yüzden
TANRI var. Yoksa, eski ahitlerde “Elohim” adında bir varlık görüldüğü,
Yaratıcı sanılarak “Allah “ adı verildiği için değil. Biz kendi
acizliğimizi görerek, Tanrıyı, yüreğimizde - aklımızda kabul etmek
zorunda kaldığımız için “TANRI” var…. Eski zamanlarda yaşamış
atalarımızın göklerden gelen varlıklara bakarak yaşadıkları yanılsama
bizim bugünkü “TANRI” kavramımızı zedelemez ama çok daha başka bir
konuya işaret eder.


İlk insanlar göklerden gelen birtakım dünya dışı varlıklarla
karşı karşıya kaldılar. Ve bu gördükleri varlıklara “Elohim” ( Allah )
adını verdiler. Bu varlıklar dünya dışı olmakla birlikte bizlere
düşmanca yaklaşmadılar. Eğitici, yol gösterici, medeniyet kurucu olarak
geldiler. Burada aslında şunu sormak gerek… “Elohim”
yeryüzüne indiğinde insan nesli yani IRKLAR burada varmıydı yoksa
“Elohim” ‘in genetik çalışmaları sonucu mu meydana geldi. Yeryüzü bir
deney alanı olabilir mi ? Büyük ve akıl almaz bir genetik araştırmanın
parçalarımıyız ? Elohim yeryüzüne indiğinde İnsan ırkı yeryüzünde vardı
veya yoktu bunu tam olarak bilemesek de süregelmekte olan “the planet
and human population project” deneyini görmezden gelemeyiz.


Elohim gelmeden ( yeryüzünü keşfetmeden ) önce Tanrı insanı
yaratmış olabilir bilemiyoruz , Tanrı belki de sadece Planeti,
bitkileri, hayvanları yarattı onu da bilemiyoruz. Elohim Tanrının
yarattığı insan ya da benzer bir canlı üzerinde genetik çalışmalar
yaparak Adam neslini gezegene yaymış olabilir. Tanrı var evet Evrenin
yaratıcısı Tanrı var, o hepimizin tanrısı, Elohimin de Tanrısı aynı
zamanda…Çünkü Elohim göklerden gelen üstün zekalı bir varlık olsa da
bizim gibi bir canlı türü ve onu da bir yaratan olmalı. Elohimin tıpkı
bizim gibi bir varlık olduğunun, onun Tanrı olmadığının, Elohim yani
Allah kelimesinin bizim gibi bir canlı türüne işaret ettiğinin
ipuçlarını Kutsal Kitaplarda Yaratılışla ilgili çok yerde geçen “İnsanı
kendimize benzer olarak yarattık, sizleri kendimize benzer yarattık “
gibi cümlelerde bulabilirsiniz.


SANIRIM BAZILARINIZIN AKLI OLDUKÇA KARIŞTI, BAZILARINIZ
MESELEYİ ANLADI, BAZILARINIZ DA HADİ ULAN SEN KİMSİN GİBİ BİR ŞEYLER
SÖYLEDİ… "ELOHİM" konusunu toparlamanın vakti geldi.

Benim anladığım kadarı ile , 4 semavi dine ait 4 kutsal kitapta bahsi geçen;
ELOHA=İLAH=ALLAH
ve ELOHİM=İLAHIM=ALLAHIM kelimelerinin anlamı bizim TANRI kavramımızdan
tamamen uzak. Tanrı evrensel (kozmik) bir yaratıcıyı işaret ederken
burada karşımıza Tanrının yarattıkları üzerinde KLONLAMA çalışmaları
yapan bir varlık, bize benzer bir canlı türü çıkıyor. Yaratan
konusunda büyük bir yanılgı oluşmuş ve ilk insanlar göklerden gelen
Yabancılara "Elohim- Allahım " diyerek günümüze kadar ulaşan bir
karmaşaya sebep olmuşlar. Halbuki bizler Tanrıyı idrak etmemize rağmen
onu ne gördük ne de duyduk. Tanrı var ; ama o bizlerle iletişime
geçecek, Tanrıyı göreceğiz , gözümüzle görmeliyiz, yok işte şunlar
şunlar görmüş gibi konulara girmeden evvel biraz durup düşünmeliyiz. Tanrının varlığını kabul ettik bundan şüphemiz yok ama onu görmüş, ona dokunmuş ya da onunla konuşmuş olamayız. Tanrı bu kadar basite indirgenemez… Bu onu küçültmek olur !!! İyi düşünün.


Adem konusuna gelince kökü Adam' dan gelen kelime yine tek bir
şahsı işaret ediyormuş gibi yanlış algılandığından, insanoğlu anlamında
kullanılmadığından , " Adem ve Havva "
üzerine çeşitli hikayeler yazılıp çizilmiş. Olayı böyle basitleştirince
elbette üzerine hikayeler yazarsınız. Halbuki Adam'ın insan nesli
olduğunu ve dünyanın dört bir yanında aynı anda . çok çeşitlilikte
ırklar olarak peydahlandığını ve üretildiğini ( YÜKSEK GEN MÜHENDİSLİĞİ - KLONLAMA TEKNOLOJİSİ )
kabul ederseniz , böyle Adem - Havva hikayeleri yazamazsınız. Olay çok
daha ciddi bir hal alır. O zaman tüm bunlar, Hikaye ya da masal olmaktan
çıkar ve Üstün bir medeniyet tarafından yürütülen "PLANET EARTH and HUMAN POPULATION PROJECT" deneyine döner. Bu gerçeği, bu ihtimali göz ardı edemeyiz…


Sene 2009 ve bugün halen YAŞAMIN KAYNAĞI açıklanabilmiş değil. Din -
Bilim ve Felsefe üçgeninde uzmanlar birbirlerinden tamamen farklı
söylemlerle didişip dururken, bizler onları dinleyerek tam anlamıyla
bitmeyen bir KAOS ortamına gömüldük. Oysa ki birileri çıkıp ta YAŞAMIN
KAYNAĞI hakkında artık mantıklı ve evrensel bir açıklamada uzlaşın dese ,
KRAL ÇIPLAK dese, belki bilinmeyeni aydınlatacak, gerçeğe bir adım
daha yaklaşacak açıklamaların ilk adımlarını atabilirdik... Bu yangını
ateşleyecek ufacık bir kıvılcım gerek bize.. İşte soruyorum, bana; YAŞAMIN
KAYNAĞINI AYDINLATAN ve ÜZERİNDE UZLAŞILMIŞ BİR AÇIKLAMA BORÇLUSUNUZ..
BU SIR HER KİM VEYA KİMLER TARAFINDAN SAKLANIYORSA ARTIK AÇIKLANSIN...
!!!

Başta da söylediğim gibi tüm bunlar
ihtimal ve ben bu yazıda tıpkı diğerlerinde olduğu gibi ihtimaller
üzerinden gidiyorum. DOĞRUSUNU TANRI ( EVRENSEL YARATICI ) BİLİR… Ben
size hiçbir ideolojiyi ya da fikri dayatmıyorum sadece bakın tüm bunlar
ihtimal dahilinde , mantıklı, kabul edilebilir ve üzerinde düşünülmeye
değer diyorum… Hepsi bu…

Peki devam edelim ;

Gelin bir senaryo yazmaya çalışalım ve kafamızdaki fikirleri
bir adım daha öteye taşıyarak somutlaştıralım. Bu senaryonun ilk
denemelerini " İŞARETLER - 4 " ( AMAZONLARDA ZAMAN YOLCULUĞU ) başlıklı
yazımda bulabilirsiniz. O yazı en beğendiklerimden bir tanesi. Okumanızı
şiddetle tavsiye ederim…

SENARYO
A-
Dünya dışından üstün zeka ve medeniyete sahip, milyon yıllık tarihi
olan, belki başka galakside belki de başka boyutlarda yaşayan canlılar
evrende yaşamın izlerini araştırmaya veya yaşamı uygun ortamlarda
yaymaya yönelik bir yolculuğa çıktılar. ( Uğradıkları her gezegenden
zeki yaşam formlarını , farklı türleri, yani bugün bildiğimiz IRKLARI
topladılar )

B- Uçsuz bucaksız evrende diğer bir çok elverişli gezegen gibi DÜNYA dediğimiz PLANET ' i keşfettiler.
C-
Planet bu zeki medeniyet tarafından keşfedildiğinde Üzerinde hayat
vardı veya yoktu ama şu su götürmez bir gerçek ki PLANET yaşam için
elverişliydi. ( Diğer galaksilerden topladıkları zeki yaşam formları
kolleksiyonunu harmanlamak için gezegenimizi seçtiler. )

D
- Zeki varlıklar Planete indiklerinde İnsan nesli belli bir
bölgede yaşıyor olabilir, İnsana benzer bir canlı türü yaşıyor olabilir
veya insan nesli yeryüzünde henüz doğmamış olabilir..

E-
Her ne olursa olsun PLANET üzerinde hazır olarak buldukları, başka
dünyalardan topladıkları türleri veya kendi tohumlarından , kendilerine
benzer olarak harmanladıkları Adam'ı ( İNSANOĞLU ) yeryüzünün dört bir
yanına dağıtarak üretip, eğittiler…

F- Aynı anda yeryüzünün her köşesinde yapılan deneyler sonucu Diller, Dinler ve Irklar oluştu.
G-
İnsanlar Gözleriyle gördükleri bu maddesel varlıklarla iletişime
geçtiler. O varlıklara Eloha - Allah ve Elohim - Allahım diyerek bu
varlıkları evrensel Tanrıyla karıştırıp günümüze kadar ulaşan bir
yanılgıya düştüler.

H-
Elohim adı verilen dünya dışı varlıklar PLANET EARTH AND HUMAN
POPULATION PROJECT deneyinin ilk adımlarını attıktan sonra artık sadece
rapor ve gözlem yapmak üzere yeryüzünden ayrıldılar.

I-
Elohim ayrıldıktan sonra geride Adem ve Allah üzerine yazılmış
hikayelerden başka kanıt kalmamıştı, Tanrıyı anlamak için bu metinlerden
yola çıkan insanoğlu hikayeler yazıp durdu ve bunlar günümüze kadar
ulaştı.

J-
Elohim asırlar boyunca gözlemledi, rapor tuttu ve insanlığı ıslah edici
öğretiler sunarak bizlere yön verdi. Bir yandan gelişimimizi sağlarken
bir yandan da ASIL YÜCE YARATICIYI YANİ TANRIYI ANLAMAMIZI İSTİYORDU.
BİLİM VE TEKNOLOJİ ELOHİM SAYESİNDE İLERLEDİ, SOSYO KÜLTÜREL ETKİLEŞİM
ONUN SAYESİNDE YÜKSELDİ VE TÜM İNANÇLAR BUGÜN EN NİHAYETİNDE HAKETTİĞİ
ŞEKİLDE TEK BİR YARATICI YANİ TANRI KAVRAMI ÇATISINDA TOPLANDI. ELOHİM
BİZLERİ ISLAH ETTİ… DENEY TAMAMLANMAK ÜZERE VE YAKIN BİR ZAMANDA YEPYENİ
GERÇEKLERLE ARAMIZA DÖNEREK BİZLERE TÜM BUNLARI NİYE YAPTIKLARINI VE
BİZİ ASLINDA BİR ŞEYLERE HAZIRLADIKLARINI GÖSTERECEKLER. BU KAÇINILMAZ…
BUNA HAZIR OLUN…DEĞİŞİM VAKTİ ÇOK YAKIN.

UFOLAR VE YENİ ÇAĞ

Ve işte binlerce yıl sonra bir şeylerin farkına vardık.
Tanrının o yüce yaratıcının evrenini gözledikçe onun mükemmel eseri
karşısında şaşırıp kaldık. Bu nasıl bir güç, kudret ve nasıl bir
estetik, nasıl bir sanat, nasıl bir denge - uyum - matematik… Tanrı
gerçekten inanılmaz ve ulaşılmaz… Ona sadece şükredebiliriz, teşekkür
edebiliriz… Ama ona dokunamayız , onu gözümüzle göremeyiz….Bu onu
aptalca küçümsemek olurdu. Tanrıyı küçültemezsiniz !!! O herşeyin
üstünde…herşeyin kaynağı…O, Tanrı…


Göklerden gelen ve Atalarımızın karşı karşıya kaldıkları
maddesel cisimler ve dünya dışı varlıklar elbette Tanrı olamazlardı ama
maalesef kaçınılmaz bir şekilde ilk insanların gözünde Tanrı gibi
algılandılar. Kutsal metinlerdeki bu sapmaları bugünkü aklımızla tespit
edebiliyoruz. Başka bir türün dünyamızı ziyaret ettiğini ve bir şeyler
yapmaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Atalarımız tüm bu deneylere şahit
oldular ve bunun kanıtları kutsal metinlerdeki satır aralarında var.
"Bizim kitabımız Kuran kendisinin sadece bir öğüt ve yararlanma kitabı
olduğunu söylüyor". Tüm bu kitaplar insanoğlunu ıslah etmek için
yazılmış… Evrensel ahlak anlayışı bizlere sayfalarca anlatılmaya, empoze
edilmeye çalışılmış.. Elohim dediğimiz varlıklar bunu yapmak
zorundalardı çünkü insan soyunu ıslah etmenin tek yolu Evrenin
yaratıcısının tek olduğunu anlatmaya çalışmaktı.. "Tanrı" elohimi
bizlerden önce yaratmıştı, Elohim gerçeklerin bir kısmını biliyordu ve
bildiklerinin yani evrensel ahlakın ve teknolojinin bir kısmını da
bizlere aktardı.


UFO, UFOLAR, DÜNYA DIŞI VARLIKLAR VE CİSİMLERİN VARLIĞINI
KABULLENMEK İÇİN İLLAKİ GÖZÜNÜZLE GÖRMENİZ YA DA BİR YERLERDE BİR
YABANCI VARLIKLA TOKALAŞMANIZ GEREKMİYOR. İNSANLIK TARİHİNDEKİ BÜYÜK
SAPMALAR, KIRILMA NOKTALARI, KUTSAL METİNLERDEKİ ÖRNEKLER BUNUN AÇIK
BİRER KANITI. NASIL Kİ TANRI KAVRAMINI, EVRENİN HER ZERRESİNDE
FARKEDEREK, GÖZÜMÜZLE GÖRMEDEN AKLIMIZLA VE YÜREĞİMİZLE KABULLENİYOR VE
ONUN YÜCELİĞİNİ HİSSEDİYORSAK. UFOLARI , DÜNYA DIŞI VARLIKLARI YANİ
ELOHİM GERÇEĞİNİ DE İNSANLIK TARİHİNİN HER NOKTASINDAKİ İZLERİNDEN
TEŞHİS EDEBİLİRSİNİZ. BİR DÜŞÜNÜN SADECE TAŞ VE TOPRAKLA OYNAYAN
İNSANOĞLU BUGÜN HANGİ NOKTALARA GELDİ VE NASIL BİR DÜNYA YARATTI. BUNU
KENDİ KENDİMİZE BAŞARMIŞ OLABİLİRMİYİZ ??? RASTLANTILARA BU KADAR İNANAN
KADERCİ BİR TOPLUM OLAMAYIZ , BUNU BENİM AKLIM ALMIYOR, HİÇBİRŞEY
RASTLANTI DEĞİL. AMA ONLARA KALSA HERŞEY TESADÜFLERDEN İBARET… YOO YOO
YANILIYORSUNUZ… TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOK… "TANRI ZAR ATMAZ" ..(ALBERT
EINSTEIN)


Ufolar, dünya dışı varlıklar her zaman vardılar, her zaman
aramızdaydılar… Bu filmin bir yönetmeni ve iki aktörü var. Tanrı (
Evrensel yaratıcı ) - Elohim ( Allah adı verilen dünya dışı varlıklar )
ve İnsanoğlu ( Adam ) …


Bugün neredeyiz ? Hangi noktadayız ? Bu deneyde hangi aşamaya
gelindi ? Sırada ne var ? İşte film ortada , artık bu filmde figüran
rolünden çıkıp filmin bütününü idrak edebilecek kapasiteye ulaştığımıza
göre, değişim ve dönüşüm vakti çoktan gelmiş. Çünkü Elohimin İnsan
tohumlarını saçarak başlattığı dünya deneyi başarı ile tamamlandı.
Elohimin tohumlarını attığı insan soyu akıl tekamülünü ve misyonunu
tamamladı. Yeni bir tekamül ve boyut değiştirme sürecine gireceğiz ,
hatta giriyoruz. Yaşam bir döngü ve evrim üzerine kurulu. En azından
"akıl" evrimleşerek inanılmaz derecede hayret verici gelişimine tüm
hızıyla devam ediyor.


SEVİNEREK SÖYLÜYORUM Kİ İNSANOĞLU BİRİNCİ AKIL TEKAMÜLÜNÜ
TAMAMLAMIŞTIR VE YENİ BİR EVREYE GİRMEK ÜZEREDİR. TÜM BU GERÇEKLERİ
İDRAK EDİYOR OLMAMIZ VE İÇERİSİNDE OLDUĞUMUZ DENEYİ ALGILAMAMIZ BUNUN
İŞARETİDİR. ANCAK BİR YANDAN DA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM TÜM BU GERÇEKLERİ
GÖRMEZDEN GELEREK BİZLERİ MAĞARA DEVRİNE GERİ DÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN GÜÇLER
VAR. BU GÜÇLERİ ÇOK YAKINDAN TANIYORSUNUZ. BUNLAR PARA DENEN KİRLİ
PİSLİĞİ ELİNDE TUTAN VE BİZİ BUNA MAHKUM EDEN GÜÇLER. ŞUNDAN EMİN OLUN
Kİ PARA BU AŞAĞILIK YARATIKLARIN HİÇ BİRİSİNİ KURTARAMAZ. ÖYLE BİR
DÖNEMECE GELDİK VE ÖYLE BİR ÇAĞA GİRECEĞİZ Kİ; DİNLER, DİLLER, IRKLAR,
MEZHEPLER ORTADAN KALKACAK, ÇÜNKÜ BU TANRININ PLANIYDI BUNA HİÇBİR GÜÇ
KARŞI KOYAMAZ. BUNU YAPACAK OLAN DA TANRI ADINA "ELOHİM" OLACAK YANİ
DÜNYA DIŞI VARLIKLAR YERYÜZÜNDE SON KEZ ADALETLE HÜKMETMEK İÇİN ARAMIZA
GELECEKLER. DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜM DİKTATÖR FAŞİST LİDERLER ORTADAN
KALDIRILACAK. ÜMİDİNİZİ YİTİRMEYİN ÇÜNKÜ TÜM BUNLAR OLACAK. BU TANRININ
OYUNU. ELOHİM GERİ GELECEK VE TÜM KAYNAKLARIN EŞİT DAĞITILDIĞI ,
NİMETLERİN EŞİT PAYLAŞILDIĞI, SEVGİ İLE YÖNETİLEN , YERYÜZÜNE ADALETLE
HÜKMEDİLEN YENİ BİR ÇAĞ BAŞLAYACAK. IRKLARIN KARDEŞLİĞİ ENGELLENEMEZ. "KİM
BİLİR BELKİ DE UYGARLIK, ÇOK UZAK PLANETLERE TAŞINACAK, YEPYENİ TAHMİN
BİLE EDEMEYECEĞİMİZ BİR HAYATA ADIM ATACAĞIZ. KİM BİLİR"..
SADECE BEKLEYİN VE GÖRÜN. TANRIYA ŞÜKREDİN … MUHAKKAK Kİ O HERŞEYİ
DÜŞÜNMÜŞTÜR.. ÖYLE OLMASAYDI TANRI; BİZLERİ DE , ELOHİMİ DE , EVRENİ DE
YARATMAZDI… TEŞEKKÜR EDİN, TANRINIZA ŞÜKREDİN.. EN AZINDAN YÜREĞİMİZE
UMUT EKTİĞİ VE BİZLERE DAYANMA GÜCÜ VERDİĞİ İÇİN ŞÜKREDİN…


ELOHİM, SANA SESLENİYORUZ ,SESİMİZİ DUY, ÇAĞRIMIZA KULAK VER, YÜCE
TANRI ADINA DÖN ARTIK, YARATAN TANRI ADINA LÜTFEN GERİ DÖN, SENİ
BEKLİYORUZ, SENİN LİDERLİĞİNDE BAŞKA DÜNYALARA YOLCULUĞA VE DEĞİŞİME
HAZIRIZ…!!! YENİ ÇAĞ BAŞLASIN…“ The Secrets


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz