GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
  • » Ünlüler nerede oturuyor?
  • » Kediler Kedi Cinsleri Neyle Beslenirler Nasıl Yaşarlar
  • » JOHN CENA CM PUNK ' A DALIYOR !
  • » HHH
  • En son konular
    » KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
    Salı Eyl. 30, 2014 1:08 am tarafından kılıç3838

    » sümbül...
    Çarş. Eyl. 03, 2014 8:36 am tarafından Battal Ebrail

    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    Paz Mart 02, 2014 4:48 am tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Perş. Ara. 19, 2013 4:05 am tarafından 56476364528

    » deneme
    Paz Kas. 24, 2013 3:54 pm tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 11:54 pm tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 11:46 pm tarafından cansu

    » kaya işaretler
    C.tesi Eyl. 07, 2013 6:30 am tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 8:38 pm tarafından yousef

    » mağara için bilgi almak istiyorum
    C.tesi Haz. 22, 2013 3:43 pm tarafından kurt ini

    En iyi yollayıcılar
    CANTAR
     
    magaracı
     
    asel
     
    SİMBAD
     
    aydin-28
     
    novanda
     
    marduktr
     
    styla
     
    MAMİ
     
    hattap
     
    Kimler hatta?
    Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Cuma Tem. 02, 2010 5:23 am tarihinde online oldu.
    Paylaş | 
     

     Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    novanda




    Mesaj Sayısı: 150
    Deneyim seviyesi: 227
    Kayıt tarihi: 24/09/10

    MesajKonu: Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede   Çarş. Şub. 09, 2011 4:17 pm

    ALINTI
    Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede Saklanıyor?
    Ahd-i Atik Sandukası, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği ve içinde Hz. Musa
    ve Hz. Harun'dan eşyalar barındıran değerli bir sandıktır. İslam alimlerine
    göre, sandukanın en önemli özelliği ise MÖ. 587 yılından beri nerede olduğunun
    bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak bir şahıs olan Mehdi tarafından
    bulunacağının kabul edilmesidir. (En doğrusunu Allah bilir.) Peygamber
    Efendimiz (S.A.V.)'in hadislerinde ve çeşitli tarihi kaynaklarda dikkat çekilen
    bir konu olan Ahd-i Atik Sandukası, Yüce Rabbimiz'in gönderdiği Kuran'da
    bildirilmektedir. Ayrıca ilâhî bir kitap olarak indirilen ancak sonradan tahrif
    edilmiş olan Tevrat'ta da bu sanduka hakkında bilgiler yer almaktadır. İslam
    âlimleri tarafından, Kurân ahlâkının tüm dünya üzerinde hakim olacağı bir
    dönemin de habercisi olan sanduka hakkında Kurân'da şu şekilde bildirilmiştir:

    “Peygamberleri, onlara dedi: “O-nun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un
    gelmesidir. Onda Rabbiniz'den ‘bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden
    ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız,
    bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” (Bakara Suresi, 248)

    Tarihi Kaynaklara Göre Sanduka
    Ahd-i Atik Sandukası hakkında tarihi kaynaklar incelendiğinde birçok bilgi ile
    karşılaşılmaktadır. İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışlarından sonra Sina
    Dağı'nın eteklerinde imal edildiği düşünülen sandukada, Hz. Musa'dan kalan taş
    levhalar ve Hz. Harun'dan kalan eşyalar bulunmaktadır.

    Tarihi kaynaklara göre; Ahd-i Atik Sandukası, Hz. Harun döneminden sonra Hz.
    Davud döneminde şehrin Birleşik Yahudi Krallığı'nın başkenti ilan edilmesiyle
    Kudüs'e taşındı. Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabede konulan sanduka, MÖ.
    587 yılına kadar Beytülmakdis'te kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru
    Buhtunnesar -Babil'in Asma Bahçeleri'ni yaptıran kral- Kudüs'ü işgal etti ve o
    tarihten sonra yaklaşık 500 yıl ortadan kaybolan sandukanın, tahrip edilemediği
    ve onu koruyan Levililer tarafından mabedin altında hazırlanmış gizli bir
    bölmede saklandığı inancı yayıldı. M.S. 70 yılında ise Roma valisi Titus'un
    Beytülmakdis'i yıktırdıktan sonra bu yeraltı odasına da ulaştığı ve mabedin
    kutsal eşyalarıyla birlikte sandukayı da Roma'ya götürdüğü varsayılmaktadır.

    Kayıp Sandukayı Bulma Arayışları
    Ahd-i Atik Sandukası, M.Ö. 587 yılından bu yana bulunamamıştır. Bununla
    beraber, Yahudiler sandukanın ancak Mesih'in gelişinden sonra ortaya çıkacağına
    inandıklarından, tarih boyunca sandukayı arayanlar genellikle Yahudiler değil
    Hıristiyanlar olmuştur. Mabed Tepesi'nde yapılan ve kaydedilmiş ilk “sanduka
    kazıları“nı 19. yüzyılda Haçlılar döneminde Mabed Şövalyeleri yapmıştır. O
    tarihte ve yakın tarihte yapılan araştırmalarda sandığın izine rastlanmamış
    ancak bu konu son dönemlerde tüm araştırmacıların ilgi odağı haline gelmiştir.

    Tevrat'ta Sanduka
    Yarattığı her şeyi sonsuz bir ilim ve hikmet üzerine yaratan Yüce Rabbimiz,
    sandukanın varlığını Kuran'ın yanı sıra Tevrat'ta da bildirmiştir. Taş
    tabletlerin birisinin Sina dağında Hz. Musa'ya verildiği ve bu taş tabletlerin
    Horeb dağında sandığa konmuş olduğu Tevrat pasajlarında şöyle bildirilmektedir:
    “Ve Sina dağında, Musa ile söyleşmeyi bitirince, şahadetin iki levhasını ona
    verdi.” (Kitabı Mukaddes. Çıkış. Bap. 31)

    “İsrailoğulları, Mısır'dan çıktıkları zaman, RABBİN onlarla ahdettiği Horeb
    dağında, sandığın içine Musa'nın koymuş olduğu iki levhadan başka içinde bir
    şey yoktu.” (Kitabı Mukaddes /Tarihler II. Bap5)

    Daha sonra bu sandığın Hz. Davud tarafından taşındığı ve Hz. Süleyman tarafından
    yerine konduğu ise yine Tevrat'ta şu şekilde haber verilmektedir:

    “Ve Davud kalktı ve isimle, kerubiler üzerinde oturan ordular Rabbinin ismiyle
    çağrılan Allah'ın sandığını Baale-yahudadan çıkarmak için, yanındaki bütün
    kavimle oraya gitti. Ve Allah'ın sandığını yeni bir arabaya koydular ve onu
    tepede olan Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Abinadabın oğulları Uzza ve Ahyo
    yeni arabayı sürüyorlardı. Ve Allah'ın sandığı ile beraber onu tepede olan
    Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Ahyo sandığın önünde yürüyordu”. (Kitabı
    Mukaddes / Samuel II. Bap.6)

    Hz. Musa'nın Sandığının Yeri ve Yolculuğu Hakkında Öne Çıkan Görüşler
    Kudüs şehri, Hz. Süleyman'ın yaptırmış olduğu mabed ve “Ahit Sandığı” ile
    anılan bir tarihe sahiptir. M.S. 70 yılında Kudüs'teki tapınağın tahrip edilip
    yakıldığı ve kutsal eşyaların Roma'ya götürüldüğü, en yaygın olan görüştür.
    Ancak öne çıkan diğer bir görüş ise, M.Ö. 587 yılından itibaren kayıp olan
    sandığın Kudüs'te saklandığı ve Romalı veya başka kavimler tarafından tahrip
    edilmesin diye muhafaza edilmek üzere -Kudüs güvenli görülmeyip- daha kuzeye,
    yani Şam yakınlarındaki Taberiye'ye, Hatay'a, Mekke'ye götürüldüğüdür. (En
    doğrusunu Yüce Rabbimiz bilir.)

    Hadislerde Tabut-u Sekine
    Ahd-i Atik Sandukası, Kuran'da belirtildiği gibi, Allah'ın “inananlar için bir
    delili” (Bakara Suresi, 248) olmasından dolayı, uzun yıllardan beri tüm
    inananlar tarafından bulunmaya çalışılmaktadır. Bu kadar detaylı araştırmalar
    sonucunda hala bulunamamış olması ise ahir zamanın birçok alametinin gerçekleştiği
    dönemimizde bulunabilecek olmasının bir işareti olabilir. (En doğrusunu Yüce
    Allah bilir.)

    Ahir zaman; kıyamete yakın bir vakitte Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde hakim
    olacağı ve insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemdir. Geçmiş
    dönemlerde yaşanan ahlaksızlıklar, baskılar, zulümler, adaletsizlikler ve
    dejenerasyon bu kutlu dönemde ortadan kalkacak, her türlü sıkıntının yerini
    bereket, bolluk, zenginlik, güzellik, barış ve huzur alacaktır. Teknolojide çok
    büyük gelişmeler yaşanacak ve bunlar tüm insanların hayrı ve rahatlığı için
    kullanılacaktır. Sandık da Allah'ın izniyle bu dönemin bir nişanesi olacak ve
    tüm insanlık için güzel günlerin müjdecisi olacaktır.

    Peygamberimiz (S.A.V.) de birçok hadisinde sanduka ve onu bulacak olan şahs-ı
    mânevî olan Mehdi hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara
    müjdelemiştir. Peygamberimiz (S.A.V.) tarafından bildirilen hadislere göre
    sandık Taberiye gölü yakınlarındadır. Ahir zaman Mehdisi tarafından bulunup,
    -aynı Talut'un hükümranlığının belgesi gibi- O'nun hükümranlığının bir sembolü
    olacaktır. Bu konudaki bir hadis şöyledir:

    “Mehdi, Tabut-u Sekine'yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak.”
    (Ikdı'd Dürer, sf.51-a)

    Ahir zamanla ilgili geçen başka hadislerde de sandığın yeri ile ilgili olarak
    başka yer isimleri verilir. Bu yer isimlerinin ayrı ayrı olmaları da kutsal
    emanetlerin yerinin net olarak bilinmediği ve belki de Hz. Mehdi için özel
    olarak korunduğu anlamında olabilir. (En doğrusunu Yüce Allah bilir.)

    “Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir.
    Antakya denilen bir yerden Tabut'u (kutsal emanetler sandığını) ortaya
    çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li'l Feteva, II. 82)

    “Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan
    (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir.”
    (Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)

    Bu hadislerle ilgili yorumlara göre, Mehdi zamanında Yahudilerden bir kısmının
    körüklediği Siyonizm ateşi sönecek ve İslam'ın hoşgörüsü ve Kuran ahlakı
    Yahudiler arasında da yaygınlaşacaktır.

    Hadislerde geçen ve “Taberiye gölündedir” şeklinde belirtilen yer İslam
    alimlerince, bir benzetmeye işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam'a yakın
    bir yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda uzak bir yer, Mekke
    ve Medine'ye uzak olan anlamını da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz
    konusudur. Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın,
    Kudüs'te, Mekke'de, Taberiye'de, Hatay'da olabileceğine dikkat çeker ve ek
    olarak İstanbul'a da işaret ederler...




    _________________
    .................BİLMEK LANETLENMEKTİR.................
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: AHİT SANDIĞI   Çarş. Şub. 09, 2011 10:24 pm





    Sandığın
    tekerlekli bir araba üzerindeki klasik görünümü: Celile'de
    Kafernaum'daki sinagogda 4. yüzyıldan kalma bir röliyef. Sandık burada
    kaplama kapılı kenarları sütunlu bir Bizans tapınağı olarak betimlenmiş.


    Zaman: İÖ 13. yüzyıl?
    Mekân: İsrail

    Ve vaki olurdu ki sandık göç ettiği zaman Musa derdi: Kalk ya Rab ve düşmanların dağılsınlar ve senden nefret edenler senin önünden kaçsınlar. Ve konduğu zaman derdi; Ya Rab İsrail'in on binlerce binlerine dön. SAYILAR 10: 35-36

    Eski İsrail tarihçelerinde Kutsal Ahit Sandığı pek çok rolü üstlenmiş muamma bir olgudur. İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan hemen sonra çölde yapılan Kutsal Ahit Sandığı
    Tanrı'nın Sina Dağı'nda Musa'ya verdiği Ahit Levhaları'nın taşındığı
    kutuydu. Levhalar ve onların içinde bulunduğu sandık böylece Tanrı ile
    İsrailoğulları arasındaki ahdin tanıklığıydı. Tanrı'nın kesin buyruğu
    üzerine (Çıkış 25: 10) sandık akasya ağacından yapılmıştı uzunluğu iki buçuk
    eni bir buçuk ve yüksekliği de bir buçuk arşındı
    Altın kapağının üstünde kanatlarıyla sandığı koruyan iki çocuk melek vardı. Sandığın kenarındaki halkalara akasya ağacından altın kaplama sırıklar takılır ve sandık bu sırıklarla taşınırdı. Kollar sandığın halkalarında takılı kalır halis altın iplikle dokunmuş ve "Kefaret Örtüsü" de denilen bir örtünün altında korunacaktı.
    ondan ayrılmaz ve Tanrı'nın verdiği şehadet sandığın içinde saklanırdı.
    Sandık gidilen her yere taşınacak ve kamp kurulduğu zaman tam orta
    yerde bulunan
    Çıkış 25: 22'de Tanrı Musa'ya şöyle der: "Ve seninle orada buluşacağım ve seninle Kefaret Örtüsü Üzerinden
    Kutsal Ahit Sandığı üstündeki melekler arasından söyleşeceğim." Bu
    nedenle sandık kimi zaman Tanrı'nın ayak taburesi ve kimi zaman da
    Merhamet İskemlesi olarak görülür.
    İsrailoğulları'nı Kenan ülkesine götüren ve oraya vardıktan sonra
    Eriha'nın düşüşünde aracı olan sandıktı. Sandık kendi başına da
    savaşabilirdi ve bir keresinde Ebenezer Savaşı'nda Filistinliler
    tarafından ele geçirildiğinde sahte bir putu parçalamıştı. Hatta
    kendisine izin verilmeden dokunan bir İsrailoğlu'nu bile öldürmüştü.

    Kutsal Ahit Sandığı daha sonra Kral Davud tarafından Kudüs'e getirildi
    ve daha sonra Süleyman tarafından yeni tapınağının en kutsal yerine
    yerleştirildi. Sandık milletin en değerli ve önemli malı ve atalarının
    Tanrı ile girdiği özel ahit ilişkisinin güçlü bir hatırlatıcısıydı.

    içi ve dışı saf altınla kaplıydı ve üzerinde altın pervaz vardı.

    (Solda) Kutsal Ahit Sandığı geleneksel olarak savaşlarda taşınırdı. Jean Fouquet'nin (1425-80) bu tablosunda sandık
    Eriha çevresinde dolaştırılarak İsrailliler'in kenti ele geçirmelerine
    yardımcı oluyor. (Sağda) Suriye'de Dura-Europos'ta 3. yüzyıldan kalma
    sinagogdan bir freskte Filistinliler sandığı gönderiyorlar.

    SANDIĞIN AKIBETİ

    Ancak bu
    Kutsal Ahit Sandığı'nı saran mistikliğin yalnızca başlangıcıdır. Zaman
    boyunca farklı kültürel geçmişten insanların hayallerine hâkim olan
    Sandık efsanesi âdeta canlı bir durum almıştır.

    Çok kimse sandığın Babilliler'in Kudüs'ü İÖ 587/6'da ele geçirip
    yıktıkları zaman yok edildiğine inanır. Ancak daha sonraki yıllarda
    Hahamlar sandığın kaderi hakkında farklı görüşleri benimsemişlerdir. Peygamber Yeremya'nın sandığı Nebo Dağı'na sakladığına Kral Yeşua'nın (İÖ 639-609) Tapınak Dağı'nın bir mağarasına gizlediğine
    Kral Yehoaş'ın Babil'e sürgüne giderken yanında götürdüğüne inanılır.
    En garip inanç da sandığın sunak ateşi için odunların depolandığı odun
    sundurmasının altına saklanmış olduğudur.


    (Solda) Roma'da Titus Kemeri'nden röliyef. Muzaffer Roma askerleri 70
    yılında Kudüs'ü yağmaladıktan sonra tapınak eşyalarını götürüyorlar. Son
    zamanlardaki bir kurama göre sandık
    Romalılar tapınağı yakmadan önce Lût Gölü kıyısındaki Kumran'a
    kaçırılmıştır. (Sağda) İÖ 9.-8. yüzyıldan kalma küçük bir fildişi panoda
    bir sfenks. Belki de sandığı koruyan melekler buna benziyorlardı.

    Diğer b aşka garip inanışlar da
    vardır. Diğer pek çok şeyin yanı sıra sandığın Tapınak Dağı'na döneceği
    ve Mesih Çağı'nı kabul için yapılacak yeni bir tapınağın en kutsal
    yerine yerleştirileceğine inanılmaktadır. Eski Arap vakanüvisleri
    sandığın Arabistan'da güvenli bir yere götürüldüğünü yazarlar. Tapınak
    Şövalyeleri
    Haçlı Seferi sırasında Kudüs'ü ele geçirdiklerinde sandığı aramışlar
    ama bulamamışlardır. Yine sandığın Vatikan mahzenlerinde saklandığı
    iddia edilmiştir.

    Bazıları onun Mısır Firavunu Şişak (Şoşenk olarak da bilinir
    İÖ 945-924) Kenan ülkesine girdiğinde götürüldüğünü düşünürler. Yakın
    zamanlarda ileri sürülen bir kurama göre Romalılar 70 yılında ikinci
    tapınağı yaktıklarında sandık yeraltı tünellerinden otuz kilometre
    ötedeki Kumran civarına taşınmıştır ve hâlâ orada gömülüdür.

    Bir başka efsaneye göre sandık
    tapınağa yerleştirildikten hemen sonra çalınmış ve Kral Süleyman ile
    Seba Kraliçesi'nin oğlu Menelek tarafından Habeşistan'a götürülmüştür.
    Habeşistan'daki Falaşalar sandığa Habeşistan'a götürülürken eşlik eden Yahudiler'in soyundan geldiklerini iddia etmektedirler.

    Habeş hükümdarının geleneksel unvanlarından biri de "Yahuda Aslanı"ydı
    ve eski Habeş kraliyet ailesi Davud ile Süleyman'ın soyundan
    geldiklerini iddia ederlerdi. Habeş Kilisesi yüzyıllardır sandığın kendi
    aralarında saklı olduğunu söylemiştir.

    Kutsal Ahit Sandığı efsanelerinin esrarı ne olursa olsun özgün sandığın Musa'nın zamanından günümüze kadar 3000 yıldır kalmış olması mümkün değildir. Büyük bir olasılıkla sandık Babilliler İÖ 587 yılında Kudüs'ü ele geçirip Süleyman tapınağını yerle bir ettikleri zaman imha edilmiş olabilir.


















    Rivayete
    göre Hz. Musa (a.s), Tur dağından, aldığı vahiylerin yazılı olduğu
    taş levhalarla geri döndüğünde, İsrailoğulları’nın
    buzağıya tapındıklarını görmüş ve sinirlenerek taş levhaları
    elinden yere atmıştı. (1) Bilahare bu kırık levhalar, başka bazı
    eşyayla birlikte bir sandıkta (tabut) muhafaza edilmeye başlandı.
    Kur’an’da, bu sandığın içindekilerden, “Rabb’inden bir sekinet,
    Musa ve Harun hanedanının bıraktıklarından kalanlar” diye
    bahsedilmektedir. (2) “Ahit Sandığı” diye anılan bu sandık,
    İsrailoğulları için müstesna bir anlam ve öneme
    sahiptir.


    Bu
    sandığın (tabut) menşei, hususiyeti ve akıbeti ilgili
    olarak Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakledilen sahih bir rivayetin varlığı
    bilinmemekle beraber, sahabe ve daha sonraki kuşaklara ait
    birçok nakil mevcuttur. Abdullah Aydemir bunları, “Ehl-i
    Kitap’tan nakledilmiş lüzumsuz rivayetler” olarak tavsif
    etmektedir. (3)



    Ahd-i
    Atik’te, Ahit Sandığı’nın Akasya ağacından yapıldığı ve
    içinin-dışının altınla kaplı olduğu belirtilmektedir. (4)
    İçinde On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu bu sandık,
    (daha sonra içine Kudret Helvası bulunan bir testi ile Hz. Harun
    (a.s)’ın asası ve Şeriat Kitabı da konmuştur), Süleyman Mabedi’nin
    içinde kendisi için yapılan ve “kudsü’l-akdes” denen
    özel bir bölmesinde muhafaza edilmiştir. (5) Ancak Hz.
    Süleyman sandığı açtırdığında, içinde iki taş
    levhadan başka bir şey olmadığı görülmüştür. (6)






    Bu sandık
    ellerinde bulunduğu ve gerekli ihtiramı gördüğü
    sürece İsrailoğulları düşmanlarına hep galip gelmişlerdir. Ne
    zaman ki ona saygıda kusur etmiş, hürmetini çiğnemişler, o
    zaman hezimet üstüne hezimet yaşamışlardır. Sonunda Allah
    Teala onların başına Amalikalılar’ı musallat etmiş, bu kavim
    İsrailoğulları’nı yenmiş, “ahit sandığı”nı da alıp yanlarında
    götürmüştü.


    Hz. Davud
    (a.s) zamanında geri alınan Ahit Sandığı, oğlu Hz. Süleyman (a.s)
    tarafından yapılan Mabed’de kendisi için özel olarak inşa
    edilen odaya kondu. Kudüs’ü ele geçiren Buhtunnasır
    (Nebukadnezzar), Süleyman Mabedi’ni tahrip edene kadar (M.Ö.
    587) Ahit Sandığı burada muhafaza altında bulunuyordu.


    70 yıl
    süren bu sürgünden sonra Kudüs’e yeniden dönen
    İsrailoğulları Mabed’i yeniden inşa ederken Ahit Sandığı’nın yerinde
    olmadığını gördüler. O günden sonra Sandığın nerede
    olduğu bilinmiyor. M.S. 70 yılındaki Roma işgalinde Mabed’in bir kere
    daha tahrip edilmesi ise Sandığın akıbeti konusundaki bilinmezliği
    iyice katmerli hale getirdi.


    Ahid
    Sandığı’nın akıbeti konusunda Talmud’da iki görüş vardır.
    İlkine göre Babilliler tarafından
    götürülmüştür. İkinci görüş ise,
    yaklaşan yıkım ve işgali önceden sezen Kral Yoşiah tarafından
    saklanmıştır. (7) M.S. 70 yılındaki Roma işgali sırasında da Ahit
    Sandığı’nı korumakla görevli Levililer tarafından, Mabed’in gizli
    bölmelerinden birinde saklandığı şeklinde bir inanç da
    mevcuttur.


    Bugün
    Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmalarının bir amacı
    Süleyman Mabedi’ni ortaya çıkarmaksa, diğer amacı da
    Levililer’in sakladığı gizli bölmenin keşfiyle Ahit sandığının
    bulunduğu yere ulaşmak, böylece Mesih’in gelişiyle birlikte
    başlayacak olan Yahudi yeryüzü hakimiyetini
    taçlandırmaktır.



    Ve vaki olurdu ki, sandık göç ettiği zaman Musa derdi: Kalk, ya Rab ve
    düşmanların dağılsınlar ve senden nefret edenler senin önünden
    kaçsınlar. Ve konduğu zaman derdi; Ya Rab, İsrail'in on binlerce
    binlerine dön. SAYILAR 10: 35-36

    Eski İsrail tarihçelerinde Kutsal Ahit Sandığı, pek çok rolü üstlenmiş
    muamma bir olgudur. İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan hemen sonra çölde
    yapılan Kutsal Ahit Sandığı, Tanrı'nın Sina Dağı'nda Musa'ya verdiği
    Ahit Levhaları'nın taşındığı kutuydu. Levhalar ve onların içinde
    bulunduğu sandık böylece Tanrı ile İsrailoğulları arasındaki ahdin
    tanıklığıydı. Tanrı'nın kesin buyruğu üzerine (Çıkış 25: 10) sandık
    akasya ağacından yapılmıştı, uzunluğu iki buçuk, eni bir buçuk ve
    yüksekliği de bir buçuk arşındı, içi ve dışı saf altınla kaplıydı ve
    üzerinde altın pervaz vardı.

    Altın kapağının üstünde kanatlarıyla sandığı koruyan iki çocuk melek
    vardı. Sandığın kenarındaki halkalara, akasya ağacından, altın kaplama
    sırıklar takılır ve sandık bu sırıklarla taşınırdı. Kollar sandığın
    halkalarında takılı kalır, ondan ayrılmaz ve Tanrı'nın verdiği şehadet
    sandığın içinde saklanırdı. Sandık gidilen her yere taşınacak ve kamp
    kurulduğu zaman tam orta yerde bulunan, halis altın iplikle dokunmuş ve
    "Kefaret Örtüsü" de denilen bir örtünün altında korunacaktı.

    Çıkış 25: 22'de Tanrı Musa'ya şöyle der: "Ve seninle orada buluşacağım
    ve seninle Kefaret Örtüsü Üzerinden, Kutsal Ahit Sandığı üstündeki
    melekler arasından söyleşeceğim." Bu nedenle sandık kimi zaman Tanrı'nın
    ayak taburesi ve kimi zaman da Merhamet İskemlesi olarak görülür.

    İsrailoğulları'nı Kenan ülkesine götüren ve oraya vardıktan sonra
    Eriha'nın düşüşünde aracı olan sandıktı. Sandık kendi başına da
    savaşabilirdi ve bir keresinde Ebenezer Savaşı'nda Filistinliler
    tarafından ele geçirildiğinde sahte bir putu parçalamıştı. Hatta
    kendisine izin verilmeden dokunan bir İsrailoğlu'nu bile öldürmüştü.

    Kutsal Ahit Sandığı daha sonra Kral Davud tarafından Kudüs'e getirildi
    ve daha sonra Süleyman tarafından yeni tapınağının en kutsal yerine
    yerleştirildi. Sandık milletin en değerli ve önemli malı ve atalarının
    Tanrı ile girdiği özel ahit ilişkisinin güçlü bir hatırlatıcısıydı.



    (Solda) Kutsal Ahit Sandığı, geleneksel olarak savaşlarda taşınırdı.
    Jean Fouquet'nin (1425-80) bu tablosunda sandık, Eriha çevresinde
    dolaştırılarak İsrailliler'in kenti ele geçirmelerine yardımcı oluyor.
    (Sağda) Suriye'de Dura-Europos'ta 3. yüzyıldan kalma sinagogdan bir
    freskte Filistinliler sandığı gönderiyorlar.



    Sandığın tekerlekli bir araba üzerindeki klasik görünümü: Celile'de
    Kafernaum'daki sinagogda 4. yüzyıldan kalma bir röliyef. Sandık burada
    kaplama kapılı, kenarları sütunlu bir Bizans tapınağı olarak
    betimlenmiş.

    SANDIĞIN AKIBETİ

    Ancak bu, Kutsal Ahit Sandığı'nı saran mistikliğin yalnızca
    başlangıcıdır. Zaman boyunca farklı kültürel geçmişten insanların
    hayallerine hâkim olan Sandık efsanesi âdeta canlı bir durum almıştır.

    Çok kimse sandığın Babilliler'in Kudüs'ü İÖ 587/6'da ele geçirip
    yıktıkları zaman yok edildiğine inanır. Ancak daha sonraki yıllarda
    Hahamlar, sandığın kaderi hakkında farklı görüşleri benimsemişlerdir.
    Peygamber Yeremya'nın sandığı Nebo Dağı'na sakladığına, Kral Yeşua'nın
    (İÖ 639-609) Tapınak Dağı'nın bir mağarasına gizlediğine, Kral Yehoaş'ın
    Babil'e sürgüne giderken yanında götürdüğüne inanılır. En garip inanç
    da sandığın sunak ateşi için odunların depolandığı odun sundurmasının
    altına saklanmış olduğudur.



    Roma'da Titus Kemeri'nden röliyef. Muzaffer Roma askerleri 70 yılında
    Kudüs'ü yağmaladıktan sonra tapınak eşyalarını götürüyorlar. Son
    zamanlardaki bir kurama göre sandık, Romalılar tapınağı yakmadan önce
    Lût Gölü kıyısındaki Kumran'a kaçırılmıştır. (Sağda) İÖ 9.-8. yüzyıldan
    kalma küçük bir fildişi panoda bir sfenks. Belki de sandığı koruyan
    melekler buna benziyorlardı.

    Diğer başka garip inanışlar da vardır. Diğer pek çok şeyin yanı sıra
    sandığın Tapınak Dağı'na döneceği ve Mesih Çağı'nı kabul için yapılacak
    yeni bir tapınağın en kutsal yerine yerleştirileceğine inanılmaktadır.
    Eski Arap vakanüvisleri sandığın Arabistan'da güvenli bir yere
    götürüldüğünü yazarlar. Tapınak Şövalyeleri, Haçlı Seferi sırasında
    Kudüs'ü ele geçirdiklerinde sandığı aramışlar ama bulamamışlardır. Yine
    sandığın Vatikan mahzenlerinde saklandığı iddia edilmiştir.

    Bazıları onun Mısır Firavunu Şişak (Şoşenk olarak da bilinir, İÖ
    945-924) Kenan ülkesine girdiğinde götürüldüğünü düşünürler. Yakın
    zamanlarda ileri sürülen bir kurama göre Romalılar 70 yılında ikinci
    tapınağı yaktıklarında sandık yeraltı tünellerinden otuz kilometre
    ötedeki Kumran civarına taşınmıştır ve hâlâ orada gömülüdür.

    Bir başka efsaneye göre sandık, tapınağa yerleştirildikten hemen sonra
    çalınmış ve Kral Süleyman ile Seba Kraliçesi'nin oğlu Menelek tarafından
    Habeşistan'a götürülmüştür. Habeşistan'daki Falaşalar, sandığa
    Habeşistan'a götürülürken eşlik eden Yahudiler'in soyundan geldiklerini
    iddia etmektedirler.

    Habeş hükümdarının geleneksel unvanlarından biri de "Yahuda Aslanı"ydı
    ve eski Habeş kraliyet ailesi Davud ile Süleyman'ın soyundan
    geldiklerini iddia ederlerdi. Habeş Kilisesi yüzyıllardır sandığın kendi
    aralarında saklı olduğunu söylemiştir.
    -alıntı-
    İslam a göre mehdinin işaretlerinden biri yanında ahit sandığı ve
    hz.Musa nın asasını taşımasıdır.(hz.Muhammedin hadisleri bu konuya
    işaret etmektedir.Ancak yinede görüş ayrılıkları vardır bu konuda...)



    Sandığın templayerların eline geçtiği ve oradan da gül ve hac cemiyetine geçtiği söylenir.

    Sandığın diğer adı fil dişi sandıktır.

    Musa asasını kendi elinde olduğunu söyleyen kişi eski gnosis üyeyi "maji"'dir. Ama sandığı olduğunu hiç söylememiştir.

    Sandığın bir rivayete göre irakta olduğu söylenmektedir.

    Sandığın bir süre haşhaşilerin elinde olduğu da söylenmiştir.

    İllimunatinin şu an sandığı elinde tuttuğu söylenir.

    Sandığın şeytanın yaverleri tarafından saklanıp mesih gelince bu adamlarlar ile savaşarak geri alacağı söylenir.



    Ahit Sandığı bugüne kadar Dünyada yapılmış olan en kutsal mobilyadır.
    Ahit sandığı akasya ağacından yapılmış üstü altın kaplı dik
    dörtgen bir gövdeden ibarettir. Ark Kelimesi İbranice Aron sadece
    gövde demektir fakat tabut olarak tercüme edilmiştir. ( Genesis 50:26 )
    Tanrı Rab , Hz. Musaya şöyle demiştir : ( Exodus/ Çıkış 35: 4.9 ve 37:1.9)

    İsrailliler’e söyle bana armağan getirsinler.......... Aralarında
    yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar . Konutu ve eşyalarını sana
    göstereceğim örneğe tıp a tıp uygun yapın.”
    ( burada bahis mevzuu olan konut İsraillilerin yapacağı buluşma çadırı eşyaları ise içine koyacakları Ahid sandığıdır )

    Akasya ağacından sandık yapsınlar. Boyu iki bucuk eni ve yüksekliği
    birer bucuk arşın olsun ( yaklaşık 90 cm iki arşın ve 45 cm bir arşın ) .
    İçini ve dışını saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Dört
    altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bu yanda ikisi öbür yanda
    olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla . Sandığın
    taşınması için Sırıkları yandaki halkalara geçir. Sırıklar halkalarda
    kalacak çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim .
    Onları sandığın içine koy.
    Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap . Boyu iki buçuk eni bir buçuk arşın olacak. ( iki bucuk arşın 1.1m. bir bucuk arşın # 70 Cm)
    . Kapağın iki yanına dövme altından birer Keruv yap. ( Keruv : Melek
    ) Keruvlar dan birini bir yana diğerini öbür yana , kapakla tek parça
    halinde yap . Keruvlar yukarı doğru açık kanatları ile kapağı örtecek.
    Yüzleri birbirine dönük olacak ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın
    üzerine sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy. Seninle
    orada . Levha sandığının ( Antlaşma yahut Ahit sandığı olarak ta
    bilinir) üstündeki Keruvlar arasında Bağışlanma Kapağının ( bağışlanma
    Kapağı : İbranice Kapporet sözcüğü Tanrının öfkesinin yatıştırıldığı
    halkının günahlarının bağışlanıp Tanrı ile barıştırıldığı özel yer
    ifade ediliyordu. ) üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana
    buyruklar vereceğim . “
    Burada
    Tanrı Rab tarafından mevzuu edilen Antlaşmanın taş levhaları bugün
    Dünya yüzünde bulunan en kutsal şey olarak kabul edilmektedir zira
    bunlar Tanrının Kendi eliyle iki adet taş levhaya kazımış olduğu
    İsrail oğullarınla yaptığı anlaşmanın Şartları olan On Emir dir. Bu
    levhalar Tanrının ifadesine göre kendi elinle kazılmıştır .
    (Exodus/çıkış 24 :
    Tanrı Rab , Musa ya “ Sen , Harun ( Musa nın ağabeyi ) Nadav, Avihu
    ve İsrail ileri gelenleri yetmiş kişi bana gelin dedi. Bana Uzaktan
    tapın . Yalnız sen bana yaklaşacaksın . Ötekiler yaklaşmamalı. “
    Exodus/ Çıkış 25 : “ Rab Musaya dedi : Dağa yanıma gel , Burada bekle , halkın öğrenmesi için üzerine yasalarla buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim .”
    İşte o sandığın içinde muhafaza edilsin diye konan levhalar Rab
    Tanrının Musevilerin Peygamberi Hz. Musa ile yaptığı üçüncü antlaşmanın
    yasa ve emirlerini ihtiva eden Tabletlerdir. Ve yukarıda belirtildiği
    gibi kutsal kitaplarda yazdığına göre Tanrı kendisi Tabletleri kendi
    eliyle yazdığını ifade etmektedir. Onun İçin Museviler için en kutsal
    şey sayılmaktadır.
    Daha sonraları bu Ahit sandığının içine Hz. Musa’ya göre
    tabletlere ilaveten Ölen ağabeyi Harun ( Aaron ) un ki Musevilerin baş
    rahiplerindendi. Üç parça kırılmış ve iyice kurumuş olduğu halde
    filizlenmiş ve taze duran asasını ve İsrail oğullarının kırk sene
    Çölde
    yolculuk yaparken aç kalmamaları için Rab Tanrı tarafından imal edilip
    her sabah uyandıklarında çölde yerlerde çadırlarının önünde buldukları
    manna nın bir altın kavanoza konmuş
    numunesi vardı. ( Man nedir. ? İsrail oğulları Mısırdan kaçışları
    esnasında bir müddet sonra erzaksız kaldılar bunu gören Rab Tanrı onlara
    akşamları yemekte bıldırcın kuşu yakalayıp pişirip yiyeceklerini
    sabahları da ekmek yiyeceklerini bildirdi. Exodus / Çıkış 16 :
    Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini
    çığ kaplamıştı.Çiğ eriyince toprakta çölün yüzeyinde kırağıya benzer
    ince pulcuklar gözüktü. Bunu görünce İsrailliler birbirlerine “ bu da ne
    ? “ diye sordular . Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa : Rab size
    yemek için verdiği ekmektir bu dedi. İbranice bu da ne man demektir bu isim oradan gelmektedir.
    Ahid sandığı İsrail oğulları ile birlikte bu kavimin her gittiği
    yere götürülmüş hatta Savaşlarda kendilerini korur ümidiyle yanlarında
    bulundurulmuştur. Sonunda Kudüs’ün Alınması ve kavmin Filistin
    topraklarına yerleşmesiyle Kudüs’te Tanrı Rab adına çok büyük bir
    tapınak inşa edilmiş ve Ahid sandığı da bu tapınağın en mühim Kutsallar
    kutsalı Odasına yerleştirilmiştir. Bu odaya ancak senede bir kere “
    Atonement Day “ Bağışlanma gününde ( yohm hakkippurim ) en yüksek
    rahip girebilir ve Sandığın kapağını teşkil eden Bağışlanma Kapağına
    (kapporeth) yaklaşır ve parmağı ile kurban edilmiş hayvanların ( bir
    boğa ve bir keçi ) kanını kapağa serper; böylelikle bütün İsrail
    oğullarının günahlarının Af edilmesini ( bağışlanmasını ) ve kutsal
    odanın da kutsanmasını sağlar. Kapağın üzerinde heykelleri bulunan iki
    melek ise Tanrının kutsal kitabında ismi geçen “ Tree of life “ Hayat
    ağacını koruyan meleklerdir.
    İşte bu Ahid sandığı Kudüs’teki Tanrı Rab’ın tapınağından Kalde
    kralı‘ Kudüs ü fetih edip Tanrının tapınağını yıkınca ortadan kayboldu
    m.ö. 697.
    Bugüne kadar çok büyük araştırmalara sebep olduysa da hiç bulunamadı.
    Ancak Ahit sandığı üzerine bir çok teori vardır.
    1-1-Kutsal kitapta ki Tanrının bir sözüne göre Ahit sandığı seyyar bir iletişim aracı idi Tanrının Hz Musa ile konuşabilmesi için. ( Exodus/ Çıkış 39: 1-9 )
    “ Tanrı derki Musa ya : ......Levha Sandığının ( Ahit sandığı )
    üstündeki Keruv lar arasında. Bağışlanma Kapağının üzerinde görüşeceğim
    ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim .”
    Buna
    göre bu Tanrı ile iletişim sağlayan bir makine olması lazım fakat bana
    bütün Kainatı ve insanları yaratan bir Tanrının peygamberi ile
    konuşabilmek için böyle bir alete ihtiyacı olacağı pek inandırıcı
    gelmemekte bence bu sadece bir takiye yani başka bir şeyi gizlemek için
    öne sürülmüş bir sebep. Evet Tanrı birkaç kere bu makine vasıtasıyla Hz
    Musa ile buluşmuştur. Ancak bu buluşmalarda sadece Musa bulunmuştur
    başka bir kimsenin yaklaşması bile o insan veya hayvanın ölümüne sebep
    olmuştur. Tanrı bu buluşmalara ateş topu içinde bir sis bulutunun
    üstünde çok büyük şimşek ve gök gürlemeleri arasında gelmiştir.

    Rab Musa ya : git bugün yarın halkı arındır.Üçüncü güne hazır
    olsunlar. Ben Sina dağına ineceğim . Sina dağının etrafına sınır çiz ve
    halka deki ‘sakın dağa çıkmayın dağın eteğine de yaklaşmayın. Kim dağa
    dokunursa kesinlikle öldürülecektir.Ona insan eli değmeyecektir.İster
    hayvan olsun ister insan.”
    Üçüncü
    günün sabahı gök gürledi , şimşekler çaktı . dağın üzerinde koyu bir
    bulut vardı.Derken çok güçlü bir boru sesi duyuldu . Dağın eteğinde
    durdular Sina dağının her yanında duman tütüyordu. Rab ateş içinde
    inmişti. Bütün dağ şiddetle sarsılıyordu. .............”
    Bana kalırsa bütün bu emniyet tedbirleri ve bu öldürücü güçler
    halka korku verip Sandığın içinde gizlenmiş olan kainatın hem
    yapıcı hem de yıkıcı kuruluş sırlarının zamanı gelmeden kimsenin öğrenmemesi için yapılan bir senaryo idi . “ Fallen
    Human race “ adı verilen bir insanın ırkının yok ediliş sırları ile onun yerine yaratılan Yeni bir ırkın yaratılış sırları. ‘
    Ben yinede Tanrının Peygamberi ile konuşabilmek için bu kadar prosedüre ihtiyaç Duyacağını sanmıyorum.Bu Baş Kahin Mircea
    Eliade nin teorisiydi .
    2-2-Ahit
    Sandığı Cennet ile ( Heaven - Cennet Tanrının ikamet ettiği mahal.
    Evrende bir yerde bulunmakta . Rab Tanrı doğuda Aden de bir bahçe dikti
    ,yaratığı Adem ‘i oraya koydu.Ve Onun o bahçeye bakmasını istedi.) (Genesis / yaradılış 2: 8-15 )
    Dünya
    arasında kozmik bir kapı bir yol vazifesi görmektedir. Dünya yüzünde
    gerek başka boyutlara geçmek için gerekse başka alemler le metafiziksel
    bağlantılar kurabilmek için kapı veya geçiş yolu sayılan kavşak ve
    mahaller vardır.
    Bunlardan
    bir tanesi Arabistan da ki Suez ve Akabah körfezleri arasında bulunan
    Sınai dağıdır. Bir diğer kozmoloji de kabul edilen geçit ise Kara
    Delikler dir.
    Allan Alford tarafından yapılan araştırmada “ Tanrıların aşağı geldikleri zaman “Eski metinlerde bu kozmik geçitlerden bir nevi kozmik
    asansör gibi bahsedilmiştir.
    Sümer Kralı Gılgamış cennette Utnapishtim ‘i ziyarete giderken kullandığı Mashu Dağı bir geçittir.
    Ayrıca Ölü Deniz Belgeleri arasında bulunan Baş kahin Levi’nin “ Levinin Vasiyetnamesi” nde derki :
    ‘ ve ben o zaman vizyonlar ( hayaller ) gördüm . bu gördüğüm
    hayallerde Cennetin açıldığını ve yanımda çok yüksek te cennete
    ulaşan bir dağ gördüm.Cennet o dağın tepesindeydi. Ve cennetin kapısı açıldı . Kapıdaki Melek bana dedi ki :
    Gir ... Lev’i .........’

    --------------------
    AhiT Sandığının ne işe
    yaradığına dair bir çok bunun gibi veya benzeri teoriler ileri
    sürülmüştür. Ancak bundan 2700 sene kadar önce kaybolan Sandığın nerede
    olabileceği veya ne olduğu hakkında neticeye varılamamıştır.
    Burada şimdi kısaca muhtelif alimler tarafından Ahit sandığı için ileri sürülmüş Teorileri ele alalım:
    Kabalistik eserlerin en ünlüsü zohar ‘da 50 sayfa ayrılmıştır.Zohar da ki tanımlar
    Tevrat ın Exodus / çıkışlar bölümündeki bilgilere uymaktadır. Sadece burada ismi Günlerin Eskisi olarak değişmektedir.
    Reiner Shmitt’e göre sandık kutsal bir taşı muhafaza ve taşımak için yapılmış bir kaptır.
    Martin Dibelius : İlahi özellikler içeren boş bir taht. Üzerinde kutsal bir kişinin
    Durması veya oturması için yapılmış bir yolculuk arabası.
    Din bilimci R. Vatke
    1835 Ahit sandığının boş olduğunu çünkü içinde Tanrının Oturması için
    hazırlandığı şeklindeki yaklaşım daha öte araştırmaları gereksiz
    kılmıştır.
    Hakimler
    den biri olan Peygamber Samuel şunları yazar. Ve şimdi,bir yeni araba
    İle boyunduruk vurulmamış emzikli iki inek alıp hazırlayın. Ve Rabbin
    Sandığını alıp arabanın üzerine koyun...........,
    Yahova
    ( Tanrının) nın ruhbanları Levililer tarafından taşınabildiği
    düşünülürse iki yetişkin inek tarafından çekilen sandığın 300 kilodan
    daha ağır olduğu söylenemez.
    Lazarus Bendavid şöyle demiştir.:
    “ Musa günlerindeki bu sandık , elektrik aygıtları ile donanmış komple
    bir sistemi içeriyor, ve bu sistem dahilinde iş görüyordu.
    Bir
    ara bir savaşın ardından Ahit sandığı el değiştiriverdi. Batı kökenli
    bir İbrani kabilesi Sandığın ehemmiyetini fark edip onu alıp kaçırdı .
    Fakat ne işe yaradığını ve nelerin yapılıp yapılmaması gerektiğini
    bilmediklerinden sandığa yaklaşan veya kurcalayanlar ya ani bir ölümle
    öldüler veya vücutlarında tedavi olmaz yaralar çıktı . Devamını Hakim Samüel den dinleyelim.: “
    Ve çağırıp Filistililerin bütün beylerini topladılar ve dediler .”
    İsrailin Allahının sandığını geri gönderin ve yine yerine gitsin ve
    kavmimizi öldürmesin . Çünkü bütün şehirlerde ölüm şaşkınlığı vardı .
    Ölmeyenleri urlar kapladı “
    Tevrat , Samuel 5,11-12
    Filistiler
    tam yedi ay bu sandığın hışmına uğradıktan sonra bir sabah iki öküz
    tarafından çekilen bir arabanın üzerine yerleştirdiler ve hayvanları
    Beyt – Şemeş sınırına doğru kamçıladılar.

    bir sabah vakti Beyt-şemeş liler arabanın üzerinde sandığı gördüler ,
    sandıkla ilgili ne yapılması gerekeni bilen Levilileri çağırdılar onlar
    teslim aldılar bu arada sandığın tehlikesini bilmeyen tam 5.007 insan
    ölmüştü.”I. Samuel 6-19
    Halk kendisine ait sandığı ele geçirmiş fakat ne işe yaradığını bilmemektedir.
    Ve
    son olarak 1978 senesinde Manna Kudret Helvası isimli bir kitap
    yayınlandı George Sassoon ile Rodney Dale tarafından yazıldı biri
    Elektronik mühendisi diğeri de Biyolog idi. Yaptıkları araştırmalar ve
    Zohar da yazılanlar ile günümüz teknolojisi elektronik ve biyoloji
    bilgileri neticesinde bunun kırk sene süren çöldeki seyahatleri
    esnasında aç kalmamaları için onlara Tanrıları tarafından nasıl
    yapılacağı bildirilmiş ve nükleer enerji ile çalışan bir kudret helvası
    üretme makinesi olduğunu ilan ettiler.Çığ ve yeşil yosun bileşiminden
    meydana gelen yiyecek radyasyonun verdiği enerji ile üretilir. Bu
    enerjiyi veren de bugünkü teknolojimizle çok kolay imal edilebilen
    seyyar bir nükleer- reaktördür. Sandığın içine gizlenmiş olan makine ile
    mini reaktörün bakımını ve işletilmesini yapan da Sınai dağına kardeşi
    ile birlikte çıkan Musa’nın ağabeyi Aaron (Harun ) ve onun yetiştirdiği
    Levililer kavminin insanlarıdır. Aaron seyahat sona ermeden Hor dağını
    yakınında ölmüştür. Ve aslında kuru bir ağaç dalı olan ve sulanmadığı
    halde yeşerip tomurcuk veren iki yerden kırık asası da Sandığa ölümünden
    sonra konmuştur.
    Tevrat / Exodus/çıkış : 33,7
    “ ve Musa çadırı alır ve onu ordugahtan uzak kurardı ve ona toplanma
    çadırı denirdi. “ Bu çadır içinde Ahit Sandığı bulunurdu ve sadece
    çadıra Levililer – Aaron(Harun) ve Musa yaklaşabilirdi başkası
    yaklaşırsa ölürdü.” Bu çadır hem etrafı radyoaktivite den koruyor hem
    meraklı gözlerden.
    Tevrat : Exodus /çıkış : 40 : 34-38
    “ O zaman ( Musa Rab’in dediği gibi Buluşma Çadırının düzenlenmesini
    yapıp kendisi, ağabeyi Harun ve çocukları yıkanıp paklandıktan sonra
    Rab’in gelişine hazır oldukları zaman ) bulut Buluşma çadırını kapladı
    ve RAB bin görkemi konutu doldurdu. Musa buluşma çadırına giremedi çünkü
    bulut her yeri kaplamış Rab ‘in görkemi konutu doldurmuştu. İsraililer
    ancak bulut konutun üzerinden kalkınca göçerlerdi.Bulut oldukça
    yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi . Böylece bütün
    Yolculuklarında konutun üzerinde gündüzün Rab ‘in bulutu , gecede ateş
    İsraillilere Yol gösterdi “
    Ahit Sandığı hakkında söyleyebileceklerimiz az çok bu kadardır.
    Daha
    evvel yazdığımız gibi bundan takriben 2600 yıl evvel ahit sandığı
    Kudüs’teki tapınağın Kalde kralı tarafından yıkılışı sonunda yok oldu..
    Bugün durum nedir.?
    Filistiler tarafından inek arabası ile Bet-Şemeş e ulaşan ve Levililere teslim edilen sandık Tevrat , I Samuel 7,1-2
    “ Ve Kiryat yearim ahalisi geldiler . Ve Rabbin Sandığını çıkardılar ve
    onu tepede olan Abinadab ‘ın evinin içine götürdüler, ve Rabbin
    sandığını beklemek için oğlu Elezar’ takdis ettiler . Ve vaki oldu ki
    sandığın Kiryat-yearim ‘e konduğu günden sonra çok vakit geçti ve yirmi
    yıl oldu ve bütün Israil evi Rabbi özlediler. “
    Sonra
    İsrail ‘ in İlk Kralı Saul ‘un damadı Kral Davud yanında 30.000 kişi
    alarak Kayın pederinin talimatı ile Allahın sandığını Baale-yahuda dan
    çıkarmak için hareket ‘e geçti. Tevrat, II Samuel 6,1 –3-7
    “ Ve Allah’ın sandığını yeni bir arabaya koydular,ve onu tepede olan
    Abinadab ‘ ın evinden kaldırdılar. Oğulları Uzza ve Ahyu yeni arabayı
    sürüyorlardı.......... ve Uzza Allah’ın sandığına elini uzatıp tuttu
    çünkü öküzler tökezlemişti ve Uzza’ya karşı Rabb’in öfkesi alevlendi .
    ve düşüncesizliği yüzünden Allah Onu orada vurdu.Orada Allah’ın
    sandığının yanında öldü .
    Sandık Kudüs’ e getirilir .Davut Sandığa sahip olmaktan çok onur duymaktadır. Fakat ne saraya koyar ne de ona tapınak yaptırır:
    “ Ve Rabbin sandığını içeri getirdiler ve onun için Davut’un kurmuş olduğu çadırın ortasındaki yerine koydular.” Tevrat II samuel 6, 17
    Sandık
    Davut’un halefi Kral Süleyman ( m.ö. 965 – 926 ) yönetimine kadar
    çadırda kaldı. Kral Süleyman Kutsalların Kutsalı Tapınağındaki özel
    korunan bir odaya yerleştirdi. 300 yıl burada emniyete kaldı.
    Tevrat . II Tarihler 35,3 .
    “ Mukaddes sandığı İsrail Kıralı Davut’un oğlu Süleyman’ın yapmış
    olduğu eve koyun; artık sizin omuzlarınızda yük olmayacaktır.”
    Tahminlere göre sandık Kudüs ‘ün tahribatı ( m.ö. 597) sırasında kaybolmuştur.
    Kalde Kralı II Nebukadnezar ( m.ö.605-562) Suriye den bir ordu göndererek (m.ö.597) yılında Kudüs ü ele geçirir.
    Bu ara bu hücumun olacağını Peygamber Yeremya’ya Arş’u’ala
    nın bir Meleği Tarafından önceden haberdar edilir. İşin ciddiyetini
    kavrayan Yeremya Habeş dostu Ebedmelek de aralarında olmak üzere güçlü
    kuvvetli birkaç kişi ile tapınağa girip oradaki Ahit sandığını ve
    Musa’nın yanında taşıdığı diğer eşyaları dışarı gizlice çıkarırlar ve
    şehir halkına görünmeden bir mağaraya gizlerler ve böylece Babil’ ilerin
    eline düşmesine mani olurlar


    Resmi dini yazılarda bundan sonra bir daha Ahit sandığından bahis olmamıştır.
    Ancak
    Hıristiyan dininde Resmi kitap olarak kabul edilmeyen yinede o eski
    zamanlarda geçmiş Hadiseleri anlatan Apokrifa adı verilen bir sürü
    yazıt vardır bunlara din adamları başvurdukları halde kitapları resmi
    olarak kabul etmezler. Bunlardan olan II Makabiler 2,4-7
    “ Ve aynı yazıda denir ki :
    Peygamber Tanrı tarafından uyarılmış olarak çadıra ve sandığa
    kendisiyle gelmelerini – Musa nın tırmanıp da Tanrının mirasını gördüğü
    dağa– emreder. Ve Yeremya orada bir mağara kovuğu bulur, Çadırı –sandığı
    , buhurdanlığı içeri kor ve kapıda durur.”

    “ ruhbanlar Ahid sandığının orada olduğunu biliyorlardı “ Talmud,
    Mişna. Bölüm 6,2(14) Ahit bir kere daha kaybolmuştur. 1910 da Parker
    araştırma ekibi bölgeye gitmiş fakat eli boş dönmüştür. Ne gelmiş
    olabilir Sandığın başına.

    İşte Böyle m.ö 597 den beri yani az çok 2600 yıldır Ahid sandığı kayıptır.





    Ahd-i Atik Sandukası hakkında tarihi kaynaklar incelendiğinde birçok bilgi ile karşılaşılmaktadır.

    İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışlarından sonra
    Hz. Musa kavmiyle beraber güvenlik içinde yaşayacakları yere doğru
    yola çıktı; Tur Dağı'na doğru yöneldi. Çünkü Kuran'da bildirildiğine
    göre orada Allah Hz. Musa ile "sözleşmişti". Bu sözleşme kırk günlük
    bir süre için yapılmıştı, Hz. Musa dağda kırk gün kalacaktı.


    Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona
    bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye
    tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et
    ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (Araf Suresi, 142)


    Hz. Musa kavminden ayrıldı ve tayin edilen
    sürede Tur Dağı'na ulaştı. Bu süre içinde Hz. Musa Yüce Rabbimizin
    Huzuruna çıkıp O’ndan, içinde her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli
    bir açıklaması bulunan Levhaları aldı.


    (Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim
    risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.
    Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol." Biz ona Levhalar'da her
    şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:)
    "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle
    sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).
    (A’raf Suresi, 144-145)








    Kutsal Meryem'in ebediyen bakire kaldığını öğreten
    Ortodoks Kilise’si, Eski Antlaşma'da Tanrı'nın
    varlığının bulunduğu antlaşma sandığı ile İncilci
    Luka tarafından kaydedilen kutsal Meryem ile ilgili
    anlatımlar arasında paralelliği vurgular. Antlaşma
    sandığı, yaratılmış bir nesne olmasına rağmen,
    yaratılmamış olanı içinde barındırmıştır. Benzer bir
    şekilde, yaratılmış olan Meryem, yaratılmamış Tanrı
    Sözünü taşımış ve O'na vücut vermiştir. Aziz Yusuf,
    antlaşma sandığı gibi Meryem'in de Tanrı tarafından
    seçildiğini ve özel bir göreve sahip olduğunu
    anlamış, ve Meryem'in rahminin bir ölçüde tapınağa
    dönüştüğünün bilincine varmıştır. Bu sebeplerle,
    Yusuf ve Meryem hiçbir zaman ilişkiye girmemişlerdir.
    (bunun içinde Isa çarmıhtaiken Meryem Anne’mizi
    Yuhanna'ya emanet etti.

    Eski Antlaşma'daki ahit sandığı ile kutsal Meryem
    arasındaki benzerlikler:

    1)
    II. Samuel 6'da antlaşma sandığının Yahudiye'nin
    dağlık bölgesine gittiği yazılıdır. İncilci Luka,
    Meryem'in Mesih'e hamile kalır kalmaz (meleğin
    müjdesinden sonra) aynı bölgeye yolculuk ettiğini
    yazmıştır (1:39) Tıpkı ahit sandığı gibi, Meryem de
    büyük sevinçle karşılanmıştır.

    2)
    Elizabet, Meryem'i selamlarken ahit sandığının
    karşılanması esnasında kullanılan nadir bir ifade
    kullanmıştır. Ahit sandığının ve Meryem'in girişi
    sayesinde tüm ev halkı kutsanmıştır. Ahit sandığını
    gören David'in tepkisi ile Meryem'i gören
    Elizabet'in tepkisi neredeyse özdeştir. David: "Rabbin
    sandığı bana mı geldi?" (II. Samuel 6:9) diye
    sorarken, Elizabet: "Nasıl oldu da Rabbimin annesi
    bana geldi?" diye sormuştur (Luka 1:43)

    3)
    Ahit sandığı ve Meryem, gittikleri yerde üç ay
    kalmışlardır (II. Samuel 6:11 ve Luka 1:56).







    ORTODOKS İNANÇ ve İBADETİNDE MERYEM ANA'YA VERİLEN
    SIFATLAR

    Ortodoks Kilise’si Rabbin annesine ve Tanrı'nın
    yaratılmamış Sözünün insan bedeni alıp aramızda
    yaşamasına aracılık eden Meryem'e büyük saygı ve
    sevgi gösterir. Ortodoks ibadetinde ve özellikle
    pazar ve bayram günlerinde kutlanan ilahi ayinde
    Meryem'e atıfta bulunulur. Hayatlarımızı tüm
    kutsallar ile birlikte Mesih Tanrı'ya sunduğumuz
    duanın başlangıcında Meryem Ana'ya özel bir övgü
    duası yer alır ve sık sık tekrarlanan bu duada
    Meryem'i tanımlayan tüm özel sıfatlar kullanılır:



    Τῆς Παναγίας, ἀχράντου, ὑπερευλογημένης, ἐνδόξου,
    δεσποίνης ἡμῶν Θεοτόκου καὶ ἀειπαρθένου Μαρίας.....

    1-
    Panagia
    (Kutsallarιn
    Kutsalι):
    Bu ifade tüm Ortodoks Hristiyanlar tarafından
    benimsenip kullanılmıştır. Çünkü Meryem, Tanrı ile
    özgür irade sahibi insan arasındaki işbirliğinin en
    üstün örneğidir. "İşte Rabbin hizmetkarı, bu konuda,
    bana dediğin gibi olsun" (Luka 1:38). ‘Dolayısıyla
    Ortodokslar,Meryem’i kutlu olarak çağırırlar.Meryem
    erdemli ve kutsal bir yaşam sürdürmüştür ve
    Onιr,
    kurtuluşa erenlerin ilki ;Oğlu’ndaki yeni insanlığın
    annesi. Bazen Meryem'e "yeni Havva" da
    denir; çünkü özgür iradesi ile Tanrı'nın isteğine
    itaat ederek Eden Bahçesi'nde ilk Havva'nın
    itaatsizliğini tersine çevirmiştir.



    kutsiyetin modeli olarak ele alı


    2-
    Ahrandu
    (Lekesiz, günahsız):
    Ortodoks Kilise’si
    Meryem'i lekesiz ve günahsız olarak tanımlar.
    Meryem'in günah işleyebilme özgürlüğüne rağmen günah
    işlememeyi seçtiğine inanır.


    3-
    İperevlogimeni
    endoksu:
    (Çok
    kutsanmış
    ve görkemli)
    Ortodoks Kilise’si,
    Tanrı
    Oğlu
    Yeshua'dan
    dolayı
    Tanrı'nın
    annesi Meryem'i
    onurlandırır.










    4-
    Theotokos
    (Tanrı-doğuran/Tanrı'ya insan tabiatı veren):
    Grekçe'den diğer dillere bazen "Tanrı'nın Annesi"
    veya
    “Tanrı
    taşıyan’ şeklinde çevrilen bu sözcük Meryem'in,
    Tanrı olan Logos'a insan vücudu ve tabiatı verdiğini
    vurgulamaya yöneliktir çünkü o Oğul Tanrı’yı
    rahminde taşımıştır ve Tanrı’nın Oğlu insani
    doğasını ondan almıştır. Aziz Vaftizci Yahya’nın
    annesi Elizabeth,bu gerçeği Meryem’i ‘’Rabbimin
    annesi’’ olarak çağırdığında kabullenmiştir (Luka
    1:43) Meryem kendisi ‘’Tüm kuşaklar beni kutlu
    sayacak’’ demiştir (Luka 1:48). Efes Konsilli'ndeki
    Kilise babaları ve İskenderiye'li Aziz Cyrillus,
    sapkın Nestorius'un öğretilerine karşı Meryem'i "Tanrı-doğuran"
    olarak adlandırmakta ısrar etmişlerdir; üstelik bunu
    sadece Meryem'i onurlandırmak amacıyla
    yapmamışlardır. Mesih'in Tanrısal kişiliği ile
    bağlantılı gerçek ve doğru olan "Kelam'ın Vücut
    bulması" doktrininin savunulması için Meryem'in
    Theotokos olduğunu söylemek doğrudur.




    5-
    Aiparthenu
    (Ebediyen
    Bakire):
    Ortodoks Kilise’sinin
    öğterilerine
    göre,
    Meryem
    ebediyen bakire kalmlιştιr.
    Meryem,
    Yeshua'nın
    doğumundan
    önce
    bakire olduğu
    gibi,
    doğum
    anında
    ve hatta doğumdan
    sonra ebediyen bakire kalmıştır.
    Bu inanış ikonalarda Meryem'in omuzlarına ve alnına
    yerleştirilen üç yıldız ile temsil edilir. Meryemîn
    eşi Yusuf'un
    ilk eşinden cocukları vardır bunlar Yeşuah'ın üvey
    kardeşleridir. (Yahudilerde amca ,hala gibi birinci
    derece kadar yakın akrabaların cocukları yani
    kuzenlerde kardeş olarak adlandırılır).










    NOT: Duada aynı zamanda Meryem Ana için
    “despinis imon” sözcükleri kullanılır; bu ise
    Meryem'in bir hanımefendi olarak görüldüğünü ifade
    eder. Roma Katolik Kilisesi'nin kullandığı "Madonna"
    sözcüğü de aynı anlamı taşır.




    PANAGIA İLE BAĞLANTILI YORTULAR
    Ortodoks Kilisesi, Kutsal Meryem'in hayatındaki
    önemli olayları yortu (bayram)
    olarak kutlar. Litürjik takvim, Meryem onuruna
    kutlanan yortu ile başlar ve biter.

    Theotokos'un (Tanrı-doğuran)
    mucizeler yaratan ikonalarının yortu günleri ayrıdır.
    Ortodoks dinsel takviminde Kutsal Meryem ile
    bağlantılı kutlanan yortular şunlardır:



    1) Kutsal Tanrı-doğuran'ın doğumu: 8 Eylül.
    Ey Tanrı validesi, doğumun bütün dünyaya sevinci
    müjdeledi. Çünkü adaletin güneşi olan Mesih senden
    doğdu. Ve bereketi bağışladı, ölümü iptal etti ve
    bize ebedi hayatı verdi.




    Kutsal doğumunla ey temiz Meryem, Yovakim ve Anna
    fakirliğin ayıbından kurtuldu, Adem ve Havva ölümün
    fesadından kurtarıldı. Üzüntülerinden arınan
    müminler bu kutsal günü “Kısır olan kadın,
    hayatımızın gıdası olan Tanrı validesini doğurdu”
    sesleriyle kutluyor.

    2) Kutsal Tanrı-doğuran'ın tapınakta sunulması: 21
    Kasım

    Allah’ın sevincinin ve beşeri kurtuluş müjdesinin
    başlangıcı olan Bakire, bugün Allah’ın tapınağında
    aleni olarak görünmüştür. Herkese Mesih’i
    müjdelemede öncü oldu. Yüksek bir sesle ona: “Sevin
    ey Tanrı’nın kurtuluş tasarımının tamamlanışı” diye
    haykıralım




    Tertemiz tapınak, kurtarıcının tapınağı, paha
    biçilmez yer ve Tanrı yüceliğinin tertemiz hazinesi.
    Bu gün Rab’bin evine giriyor ve beraberinde Τanrı
    Ruh’unun
    nimetini geçiriyor. Allah’ın melekleri O’nu
    yüceltiyor, çünkü o göksel şemsiyedir.



    3) Mesih'in mucizevi doğumunun melek tarafından
    Tanrı-doğuran'a bildirilmesi (Müjdeli Haber): 25
    Mart.

    Bugün kurtuluşumuzun başı ve çağlardan beri var olan
    sırrın zuhurudur. Çünkü Allah’ın Oğlu,bakirenin oğlu
    oluyor. Cebrail nimeti müjdeliyor. Bizlerde onunla
    Tanrı validesine haykıralım: Sevin ey nimete eren
    kız Rab seninledir.




    Ben senin şehrinim ey Tanrı validesi. Sana yengi
    sözleri yazıyorum ey koruyucu asker. Zorluklardan
    kurtarıcı olarak sana karşı koyulmayan izzetinle
    beni zorluklardan kurtar ki sana “Sevin Ey damadı
    olmayan gelin” diye haykırayım.

    4) Tanrı-doğuran'ın uyuması (bu dünyadan ayrılışı):
    15 Ağustos.

    Doğumunla bakireliği korudun ,ve ölümünle insanları
    ihmal edip bırakmadın ey Tanrı Validesi. Çünkü sen
    annesi olduğun için hayata intikal ettin şefaatinle
    bizi ölümden kurtar.




    Kurtarışlarda red edilmeyen ümit ve şefaatlerde
    unutulmayan Tanrı Validesini mezar ve ölüm
    zaptetmedi. Ama o Tanrı Annesi olduğu için, onun
    ebedi bakire olan vücudundan beden alan onu hayata
    nakletti.





    Sina Dağı'nın eteklerinde imal edildiği
    düşünülen ve Hz. Musa ile Hz. Harun'un vefatlarından sonra, onlardan
    geriye kalan bazı eşyaların ve rivayetlere göre Tevrat'ın orijinal
    nüshasının da içinde bulunduğu Kutsal Ahit Sandığı birçok el
    değiştirdi.


    Hz. Musa'nın vefatından sonra, İsrailogulları
    yine isyan etmeye ve sapkınca yollar izlemeye başladılar. Azgınlık
    yaparak Hz. Musa'nın öğrettiği dini terk etmeye yöneldiler. Bunun
    ardından ise onlar için azap dolu bir dönem başladı. Pek çok
    zorluklarla, zalim yöneticilerle karşı karşıya kaldılar. Çok büyük
    zulümler gördüler. Yurtlarından çıkarılıp evlerinden sürüldüler. Ve
    içinde bulundukları bu durumdan kendilerini, ne şirk koştukları
    ilahlarının, ne mallarının, ne de atalarının kurtarabileceğini
    anladılar. Bunun sonucunda da Allah'tan bu zalim yönetime karşı
    mücadele etmek için bir yönetici istediler. Allah İsrailoğulları için
    melik olarak Hz. Talut'u seçti. Ancak onlar büyüklenerek buna isyan
    ettiler. Gereksiz bahaneler öne sürerek Allah'ın hükmüne nankörlük
    etmeye kalkıştılar.

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size
    Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre
    daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,
    nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler.
    O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve
    bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah
    (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247 )


    Allah onların bu itirazlarına karşılık, Hz.
    Talut’un hükümran olduğunu çok açık bir delille, yanında bulunan Ahit
    Sandığı'nın, diğer adıyla Tabut-u Sekinenin varlığı ile onlara
    göstermiştir.

    Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi:
    "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki)
    onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve
    Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer
    inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır." (Bakara
    Suresi, 248)


    Ayette geçen “tabut” sözcüğü, sandık anlamına
    gelmektedir. Bu sandık, içerisinde kutsal emanetlerin bulunduğu Ahit
    Sandığı’dır. Ve Hz. Talut'un yanında bulunması da onun hükümdarlığının
    alametidir. Yanında sandığın bulunması ile hükümranlığı açıkça
    anlaşılan Hz. Talut, Calut'un ordusu ile savaşmıştır. Tarihi kaynaklara
    göre bu savaş esnasında sandık zalim hükümdar Calut'un eline
    geçmiştir. Ancak sayıca daha az olmalarına rağmen İsrailoğulları bu
    savaşı kazanmışlardır. Bu savaşta Hz. Davud, Calut'u öldürmüştür,
    böylece sandık da Hz. Davut'a geçmiştir.

    Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye
    uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi;
    ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir
    kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.
    Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Bakara
    Suresi, 251)


    Hz. Davud, hem hükümdar, hem de Allah'ın
    kendisine ilim verdiği bir peygamberdir. Hz. Davud döneminde Kudüs,
    Birleşik Yahudi Krallığı’nın başkenti ilan edilmiş böylece Ahd–i Atik
    Sandukası bu şehre taşınmıştır. Hz. Davut sandığı kendisinden sonra
    hükümdar olan Hz. Süleyman’a emanet bırakmıştır.

    Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabede
    konulan sanduka, MÖ. 587 yılına kadar Beytülmakdis'te kaldı. Aynı yıl
    içinde Babil İmparatoru Nabukadnetzar -Babil'in Asma Bahçeleri'ni
    yaptıran kral- Kudüs'ü işgal etti. Burayı yerle bir ettirerek bu
    bölgede yaşayan Yahudileri Babil’e ve diğer yakın şehirlere sürgüne
    gönderdi. İşte o tarihten sonra Sandık kayboldu ve bir daha da izi
    bulunamadı.







    Aradan kırk yıl geçtikten sonra Yahudilerin
    sürgünü bitti ve tekrar Kudüs’e döndüler. Bu tarihlerde de tapınağı
    yeniden inşa ettirdiler ve sandukanın odasını boş bırakmak zorunda
    kaldılar. O tarihten sonra yaklaşık 500 yıl ortadan kaybolan
    sandukanın, tahrip edilemediği ve onu koruyan Levililer tarafından
    mabedin altında hazırlanmış gizli bir bölmede saklandığı inancı
    yayıldı. M.S. 70 yılında ise Roma valisi Titus'un Beytülmakdis'i
    yıktırdıktan sonra bu yeraltı odasına da ulaştığı ve mabedin kutsal
    eşyalarıyla birlikte sandukayı da Roma'ya götürdüğü varsayılmaktadır.
    M.Ö 587 ile M.S. 70 yılları arasında Kudüs’te muhafaza edildiği kabul
    edilen Sandık, bu tarihten sonra günümüze kadar bulunamadı.

    İsrailoğullarının göçü sırasında bu sandık rahip
    bilginler tarafından kafilenin önünde ilerleyecek şekilde taşınmıştır.
    Ürdün nehri kıyısına gelindiğinde sandık sayesinde nehir ikiye
    ayrılmış ve kafilenin geçmesine olanak sağlamıştır. Sandık taşınırken
    hep bir perde arkasında saklı tutularak ve onu taşıyanların dahi
    sandığı görmeleri engellenmiştir.

    İsrailoğulları Filistinlilere karşı bir
    savaşlarında büyü ya da benzeri şans getirici bir tılsım kullanmaya
    kalktıkları için sandık ellerinden alınmış ve Filistinliler savaşı
    kazanarak sandığı ele geçirmişlerdir. (İncil: Samuel 4:1-11) Daha sonra
    Allah İsrailoğullarına Hz İşmuil’i göndermiş ve onun önderliğinde
    savaşarak kaybettikleri izzeti kazanmalarını sağlamıştır.

    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: Geri: Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede   Perş. Şub. 10, 2011 1:24 am
























    On Emir(
    Klasik İbranice: Aseret ha-Dvarîm, İbranice: Aseret ha-Dibrot, Latince:
    Decalogus), dini inanışa göre, Musa'ya Sina Dağı'nda Tanrı tarafından 2
    taş tablet üzerinde verildiği söylenen bir dizi dini ve ahlaki yaptırımlardır. Emirler, Tevrat Çıkış (Exodus) / Bap 20'de yer almaktadırlar:
    1 - Karşımda başka ilahların olmayacak.
    2
    - Kendin için oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde
    olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın,
    onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin.
    3- Yehova'ın Rab'in ismini boş yere ağıza almayacaksın.
    4
    - Sebt gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün
    işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün Allah'ın Rab'e
    Sebttir. Sen ve oğlun ve kızın, kölen
    ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş
    yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün
    şeyleri altı günde yarattı.
    5 - Babana ve anana hürmet edeceksin.
    6 - Katletmeyeceksin.
    7 - Zina etmeyeceksin.
    8 - Çalmayacaksın.
    9 - Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin.
    10
    - Komşunun evine tamah etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine,
    yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir
    şeyine tamah etmeyeceksin.
    Kuran'da 10 Emir

    Evamir-i Aşere de denilen 10 emir, Kuran'da Bakara suresi 83-84. ayetlerde anlatılır:
    83.
    ayet: "Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: 'Allah'tan başkasına
    ibadet etmeyin. Anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel
    muamele edin, insanlara tatlı söz söyleyin,
    namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin" demiştik. Sonra pek azınız
    hariç sözünüzden döndünüz. Hala da yüz çevirmektesiniz."
    84. ayet:
    "Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden
    çıkarmayın diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de
    şahitlik edersiniz."
    AHİT BOZULDU !!!Sene
    2011 - İnsanoğlu ile Tanrı arasında yapılan antlaşma , varoluşundan
    binlerce yıl sonra tamamen bozuldu. Tüm maddeleri teker teker ihlal
    edilen antlaşmanın yerini KAN - ŞİDDET - TERÖR - ZULÜM VE ADALETSİZ bir dünya düzeni aldı.
    Peki
    ne olacak ? Şimdi ne olacak ?
    Tanrı bu konuda defalarca söz
    almamışmıydı ?
    Defalarca bağışlamamışmıydı ?
    Durmadınız, usanmadınız,
    Ahiti ihlal etmekten vazgeçmediniz
    ! Ve işte sizin yarattığınız Kahpe dünya ? Ahit yerle yeksan oldu.
    Peki
    ya şimdi ?
    Yaptıklarınız yanınıza kar mı kalacak, ne sanıyorsunuz ?
    Değersiz ve aciz hayatınızla yeryüzüne hükümdar mı oldunuz ?
    Yanılıyorsunuz...HESAP VAKTİ GELDİ...Tanrının
    vaadi ve hesap vakti çok yakın... Tarihin derinliklerinde gömülü ve
    arkalarında iz bile bırakmadan Helak edilen binlerce kavim şahittir ki
    sizin de sonunuz yakın... Eyy Zalimler
    ordusu, yeryüzündeki hiçbir sığınağın veya hiçbir kuvvetin sizi ondan
    koruyamayacağı ADALET GÜNÜNE hazır olun... O gün ki , şu an kendini ilah
    zannedenler, peygamber ilan edenler, padişah kesilenler, kul hakkı yiyenler tüm yetkilerini kaybedecekler...
    Yüreği temiz sevgi dolu olanlar korkmasın, onlara uzanacak bir el olmayacak...
    Güzel günler çok yakın, ADALET GÜNÜ çok yakın...
    Hazır olun...
    Yeni Çağ başlıyor...
    MAİDE SURESİ35
    Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na
    varmaya vesîle arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa
    erebilesiniz.
    36
    Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı
    kendilerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini
    fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
    37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: KUTSAL KİTAPLARDA BARIŞA VE HOŞGÖRÜYE DAVET    Perş. Şub. 10, 2011 2:18 am

    KUTSAL KİTAPLARDA BARIŞA VE HOŞGÖRÜYE DAVET




    Allah'ın kullarına bir hidayet rehberi olarak gönderdiği hak kitaplarında sevgiye, barışa, hoşgörüye ve adalete dayalı bir toplum modeli tarif edilmektedir.
    Örneğin Allah Maide Suresi'nde Yahudilere indirilen Tevrat'ın insanlar için bir yol gösterici olduğunu bildirmektedir:
    \

    Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik.
    Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.)...
    (Maide Suresi, 44)


    Tevrat'taki bu İlahi emirlerin bir kısmını bugün de Eski Ahit'te bulmak mümkündür.
    Eski Ahit'te de insanlar kötülük yapmaktan, zorbalıktan, hırsızlıktan, rüşvetten, sahtekarlıktan, zalimlikten men edilmekte, hep güzel ahlaka yönlendirilmektedirler.
    Nitekim Allah Araf Suresi'nde şu şekilde bildirmektedir:

    (Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.
    Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.
    " Biz ona Levhalar'da herşeyden bir öğüt ve herşeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki, en güzeliyle sarılsınlar.
    Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).
    (Araf Suresi, 144-145)

    İsrailoğulları'nın kutsal kitabının pek çok bölümünde güzel ahlak detaylı olarak ve çeşitli örnekler verilerek tarif edilmektedir.
    Birçok bölümde de şiddetin, zorbalığın yerildiği, şiddeti yol edinenlerin lanetlendiği ifadeler bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını aşağıda inceleyeceğiz.



    ESKİ AHİTTEN VE İNCİL’DEN TERÖRÜ LANETLEYEN, SEVGİYİ VE BARIŞI TEŞVİK EDEN AÇIKLAMALAR

    Şiddet ve Zorbalığın Her Türlüsü Yasaklanmıştır


    Eski Ahit'te kötülük yapanların ve insanlar arasında kötülüğün yayılmasını isteyen kişilerin alacağı karşılık detaylı olarak tarif edilmekte, insanlar bu kişilerin yolunu izlememe konusunda uyarılmaktadırlar.
    Öfkeye kapılıp insanlara zarar vermek, onları doğru yollarından uzaklaştırmak, kan dökmek, bir kişiyle çekişmek Allah'ın hoşlanmadığı ve yasakladığı hareketler olarak anlatılmaktadır. Allah şerrin ve zorbanın ardından gidenleri şiddetle lanetlemekte ve bu kişilerin asla selamet bulamayacaklarını bildirmektedir.
    Eski Ahit'te yer alan bazı açıklamalar şu şekildedir:

    Simeon ve Levi kardeştirler; zorbalık silahları onların kılıçlarıdır.
    Ey canım, sen onların meclislerine girme; ey izzetim, sen onların cemiyetleriyle birleşme; çünkü onlar öfkelerinde adam öldürdüler; ve kızgınlıklarında sığırlar topal ettiler. Onların öfkesi lânetli olsun, çünkü o vahşi idi; onların gazabı lânetli olsun, zira gaddardı;
    (Tekvin, Bap 49, 5-7)

    ... Kötüler çalkalanan deniz gibidirler; çünkü o rahat duramaz ve onun suları dışarı çamur ve kir atar. Allah'ım diyor: Kötülere selâmet yoktur.
    (Yeşaya, Bap 57, 20-21)

    Ey İsrail oğulları... memlekette hakikat ve iyilik ve Allah bilgisi yok. Lânet ve yalan ve adam öldürme ve hırsızlık ve zinadan başka bir şey yok; zorbalık ediyorlar, ve kan üzerine kan dökülüyor.
    Bundan ötürü memleket yas tutacak ve onda oturan herkes, kır hayvanları ve göklerin kuşları da zebun düşecek; ve denizin balıkları bile ortadan kaldırılacak. Ancak kimse çekişmesin ve kimse azarlamasın; çünkü kavmin kâhinle çekişenIer gibidir.
    (Hoşea, Bap 4, 1-4)

    Gilead fesat işleyenlerin şehridir; kan izleriyle doludur. Haydut çeteleri adam bekledikleri gibi, kâhinler takımı Şekem'e giden yoIda adam öldürüyorlar; gerçek onlar hayasızlık ettiler. (Hoşea, Bap 6, 8-9)

    Merhametli adam kendi canına iyilik eder; fakat gaddar adam kendi etine işkence eder... Salâhta sabit olan hayata erer; ve şerrin ardınca giden kendi ölümü için eder... Emin ol, şerir adam suçsuz tutulmaz; fakat salihlerin zürriyeti kurtulacaktır.
    (Süleyman'ın Meselleri,
    Bap 11, 17-21)

    Yaramaz adam şer çukurunu kazar; ve onun dudaklarında sanki yakan ateş vardır.
    Eğri adam kavga salar; ve çekiştirici adam yakın dostları ayırır.
    Zorba adam arkadaşını ayartır ve onu iyi olmayan yolda yürütür...
    Geç öfkelenen adam yiğitten iyidir... (Süleyman'ın Meselleri,
    Bap 16, 27-32)
    Rab kötülerden uzaktır...
    (Süleyman'ın Meselleri, Bap 15, 29)

    Eski Ahit'te kötülük yapanların, insanlara zorbaca davrananların, gaddarların, şerirlerin yaptıkları zulüm detaylı olarak tarif edilmekte, yaptıklarının karşılığını mutlaka alacakları belirtilmektedir.
    Ancak bunun yanı sıra eğer yaptıklarından geri döner, tevbe edip Allah'ın dinine uyarlarsa artık iyi bir insan olarak kabul edilecekleri de bildirilmektedir. Bu konuyla ilgili açıklamalar şu şekildedir:


    Fakat siz: Rabbin yolu doğru değil, diyorsunuz. Ey İsrail evi, şimdi dinleyin: Benim yolum mu doğru değil? Doğru olmayan sizin yollarınız değil mi?
    Salih adam salâhından döner ve kötülük eder ve onlarda ölürse, işlemiş olduğu kötülükte ölür.
    Kötü adam da işlemiş olduğu kötülükten döner ve hak olanı ve doğru olanı yaparsa, o adam canını yaşatır.
    Madem ki görüyor ve işlediği bütün günahlardan dönüyor, elbette yaşayacak, ölmeyecektir. Ancak İsrail evi: Rabbin yolu doğru değil, diyorlar.
    Ey İsrail evi, Benim yollarım mı doğru değil?


    Doğru olmayan sizin yollarınız değil mi? Bundan dolayı, ey İsrail evi, size, herkese kendi yollarına göre hükmedeceğim, Rab Yehova'nın sözü.
    Dönün ve kendinizi bütün günahlarınızdan döndürün de, fesat sizi helâke düşürmesin.
    İşlemiş olduğunuz günahların hepsini üzerinizden atın ve kendinize yeni yürek ve yeni ruh yapın; ve niçin ölesiniz, ey İsrail evi? Çünkü ölen adamın ölümünden ben zevk duymam, Rab Yehova'nın sözü; öyle ise, dönün de yaşayın.
    (Hezekiel, Bap 18, 25-32)

    Rab şöyle diyor: ... size karşı bir düzen düşünmekteyim; şimdi her biriniz, kendi kötü yolunuzdan dönün ve yollarınızı ve işlerinizi ıslâh edin. Fakat onlar diyor: Boşuna; çünkü biz düzenlerimizin ardınca yürüyeceğiz ve her birimiz kötü yüreğimizin inatçılığına göre işleyeceğiz. (Yeremya, Bap 18, 11-12)

    Bugüne kadar belki de yüz binlerce insanın hayatına mal olan terör eylemlerinin görünürde birçok sebebi olabilir.
    Ancak unutulmamalıdır ki asıl sebep, bu eylemleri gerçekleştiren insanların dinin getirdiği güzel ahlaktan uzak olmaları ve Allah'tan gereği gibi korkmamalarıdır.

    ...
    Atalarınız gibi olmayın; önceki peygamberler onlara çağırıp dediler: Orduların Rabbi şöyle diyor: Şimdi kötü yollarınızdan ve kötü işlerinizden dönün; fakat onlar işitmediler ve beni iyi dinlemediler... (Zekarya, Bap 1, 3-4)

    Tevrat'ta Zorbalıktan Sakınmak


    Kötü insan yaşamı boyunca kıvranır, zorbaya ayrılan yıllar sayılıdır.
    (Eyüp, 15:20)
    Allah, gücüyle zorbaları yok eder, harekete geçince zorbaların yaşama umudu kalmaz. (Eyüp, 24:22)
    Kötülüğü kendi başına gelecek, zorbalığı kendi tepesine inecek.
    (Mezmurlar, 7:16)
    Rab doğru insanı sınar, kötüden, zorbalığı sevenden tiksinir.
    (Mezmurlar, 11:5)
    Zorbalığa güvenmeyin, yağma malla övünmeyin; varlığınız artsa bile, ona gönül bağlamayın.
    (Mezmurlar, 62:10)
    İyi insan ağzından çıkan sözler için ödüllendirilir, ama hainlerin soluduğu zorbalıktır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 13:2)
    Zorba kişi başkalarını ayartır ve onları olumsuz yola yöneltir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 16:29)
    Kötülerin zorbalığı kendilerini süpürüp götürür, çünkü doğru olanı yapmaya yanaşmazlar.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:7)
    Eylemleri kötü eylemlerdir, elleri zorbalığın araçlarıdır. Ayakları kötülüğe koşar, çekinmeden suçsuz kanı dökerler.
    Akılları fikirleri hep kötülükte, şiddet ve yıkım var yollarında. Esenlik yolunu bilmezler, izledikleri yolda adalet yoktur. Kendilerine çarpık yollar yaptılar, o yoldan gidenlerin hiçbiri esenlik nedir bilmez.
    (Yeşaya, 59:6-Cool
    Ama doğru yolda yürüyüp doğru dürüst konuşan, zorbalıkla edinilen kazancı reddeden, elini rüşvetten uzak tutan, kan dökenlerin telkinlerine kulak vermeyen, kötülük görmeye dayanamayan, yükseklerde oturacak. Ekmeği sağlanacak, hiç susuz kalmayacak.
    (Yeşaya, 33:15-16)
    Egemen Rab şöyle diyor: "Yeter artık... Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın..."
    (Hezekiel, 45:9)
    Bütün insanlar ve hayvanlar çula sarınsın. Herkes var gücüyle Allah'a yakararak kötü yoldan, zorbalıktan vazgeçsin.
    (Yunus, 3:Cool
    Uluslar bunu görünce yaptıkları bunca zorbalıktan utanacaklar. Elleriyle ağızlarını kapayacak, kulaklarını tıkayacaklar.
    (Mika, 7:16)
    ... "Giysisinin üstüne bir de zorbalığı kuşanan kişiden de nefret ederim." böyle diyor herşeye egemen Rab. Bunun için kendinize dikkat edin ve ihanet etmeyin.
    (Malaki, 2:16)
    Rab, "Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar" diyor, "Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar." (Amos, 3:10)



    İnsanlara Zarar Verilmesi Yasaklanmıştır


    Eski Ahit'te insanlara zarar vermemekle, cinayet işlememekle, insanlar arasında adaletle hükmetmekle, haksızlık yapmamakla ilgili de pek çok emir bulunmaktadır.
    Katletmeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Çalmayacaksın. Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin. Komşunun evine tamah etmeyeceksin...
    (Çıkış, Bap 20, 13-17)
    Hükümde haksızlık etmeyeceksiniz... ve kudretlinin hatırına itibar etmeyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin. Kavminin arasında çekiştiricilik edip gezmeyeceksin; komşunun kanına karşı ayağa kalkmayacaksın; Ben Rab'ım... Öç almayacaksın ve kavminin oğullarına kin tutmayacaksın; ve komşunu kendin gibi seveceksin; Ben Rab'ım.
    (Levililer, Bap 19, 15-18)
    Allah'ın Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu memleketinin içinde suçsuz kan dökülmesin ve senin üzerine kan olmasın.
    (Tesniye, Bap 19, 10)
    Ölüme götürülenleri kurtar ve öldürülmeye sendeleyerek gidenleri esirge. İşte, bunu bilmiyorduk, dersen; Yürekleri tartan anlamaz mı?
    Ve senin canını koruyan bilmez mi?...
    (Süleyman'ın Meselleri, Bap 24, 11-12)

    İnsanlara İyilikle Davranmak Emredilmiştir

    Yine Tevrat'ta insanlar arasında kardeşliğin yaygınlaşmasını, sevgiyi, fedakarlığı, tevazuyu emreden pek çok açıklama bulunmaktadır.
    Yahudiler de aynı Müslümanlar ve Hıristiyanlar gibi insanlara güzellikle davranmakla, iyilik yapmakla, doğruluktan asla sapmamakla, ılımlı ve yumuşak huylu olmakla, hoşgörülü ve affedici olmakla emrolunmuşlardır.
    Bu tavsiyelerden bazıları şunlardır:

    Kendiniz için doğrulukla ekin, iyiliğe göre biçin... Kötülük ektiniz, fesat biçtiniz; yalanın meyvasını yediniz; çünkü kendi yoluna, yiğitlerinin çokluğuna güvendin...
    Kendilerini kapıda azarlayan adamdan nefret ediyorlar ve doğrulukla söyleyenden ikrah ediyorlar. Bundan ötürü, madem ki fakiri ayak altına alıyorsunuz ve ondan buğday hediyeleri koparıyorsunuz; yontulmuş taştan evler yaptınız, fakat onlarda oturmayacaksınız... Çünkü cinayetlerinizin çok ve suçlarınızın ağır olduğunu biliyorum, ey salihi sıkıştıranlar, rüşvet alanlar ve kapıda yoksulların hakkını saptıranlar! Bundan dolayı akıllı adam bu vakitte susacaktır; çünkü vakit kötüdür. Kötülüğü değil, iyiliği arayın ki, yaşayasınız; ve böylece Rab, orduların Allah'ı, dediğiniz gibi sizinle beraber olur. Kötülükten nefret edin ve iyiliği sevin ve kapıda hakkı pekiştirin...
    (Amos, Bap 5, 10-15)

    Tevratta İyilikte Bulunmak, Kötülükten Sakınmak

    Kötülükten sakının, iyilik yapın; esenliği amaçlayın, ardınca gidin.
    (Mezmurlar, 34:14)
    Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.
    (Zekeriya, 7:10)

    Kötülüğe değil, iyiliğe yönelin ki yaşayasınız; böylece dediğiniz gibi, Rab, herşeye egemen Allah sizinle olur. (Amos, 5:14)

    Kötülükten kaç, iyilik yap; sonsuz yaşama kavuşursun. (Mezmurlar, 37:27)

    Kendini bilge biri olarak görme, Rab'den kork, kötülükten uzak dur. Böylece bedenin sağlık ve ferahlık bulur.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 3:6-Cool

    İyiliği amaç edinen beğeni kazanır, kötülüğü amaç edinense kötülüğe uğrar. Doğru kişinin işleri yaşam ağacının meyvesine benzer, bilge kişi insanları kazanır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:27, 30)

    Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:22)

    Kötülükten nefret edin, iyiliği sevin...
    (Amos, 5:15)

    Bilge kişi korktuğu için kötülükten uzaklaşır, akılsızsa büyüklük taslayıp kendine güvenir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:16)

    Günah fısıldar kötü insana, yüreğinin dibinden: Allah korkusu yoktur onda. Kendini öyle beğenmiş ki, suçunu görmez, ondan tiksinmez. Ağzından kötülük ve yalan akar, akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş. Yatağında bile fesat düşünür, olumsuz yolda direnir, reddetmez kötülüğü.
    (Mezmurlar, 36:1-4)

    Sen Rab'be güven, iyilik yap, ülkede otur, sadakatle çalış.
    (Mezmurlar, 37:3)

    Yüreğim kötülüğe eğilim göstermesin, suç işleyenlerin fesadına bulaşmayayım... Doğru insan bana vursa, iyilik sayılır, azarlasa, başa sürülen yağ gibidir, başım reddetmez onu. Çünkü duam hep kötülere karşıdır.
    (Mezmurlar, 141:4-5)

    Yoksula acıyan kişi Rab'be ödünç vermiş olur, yaptığı iyilik için Rab onu ödüllendirir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 19:17)

    Doğru kişiye iyilik göreceğini söyleyin. Çünkü iyiliklerinin meyvesini yiyecek. Vay kötülerin haline! Kötülük görecek, yaptıklarının karşılığını alacaklar.
    (Yeşaya, 3:10-11)

    Bu yüzden, ey kral, öğüdümü benimse: Doğru olanı yaparak günahından, düşkünlere iyilik ederek suçlarından vazgeç. Olur ya, gönencin uzun sürer.
    (Daniel, 4:27)

    ... Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı... Kötü kişiler var. Kuş avlamak için pusuya yatanlar gibi tuzak kuruyor, insan yakalıyorlar. Kuş dolu bir kafes nasılsa, onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular, semirip parladılar, yaptıkları kötülüklerle sınırı aştılar. Kazanabilecekleri halde öksüzün davasına bakmıyor, yoksulun hakkını savunmuyorlar.
    (Yeremya, 5:25-26)

    İnsanlar Güzel Ahlaka Davet Edilmişlerdir


    Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak ve merhameti sevmek ve Allah'ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka Rab senden ne ister? (Mika, Bap 6, Cool

    Ne vakte kadar haksız hüküm vereceksiniz ve kötülere saygı göstereceksiniz? Zayıfın ve yetimin davasını görün; düşküne ve yoksula adalet edin. Zayıfı ve fakiri çekip kurtarın; onları kötüler elinden azat edin.
    (Mezmurlar, Bap 82, 2-4)

    Doğruların kemali kendilerine yol gösterir; fakat hainlerin sapıklığı kendilerini helâk eder. Gazap gününde mal işe yaramaz; fakat salâh ölümden kurtarır. Kâmil adamın salâhı kendi yolunu doğrultur; fakat kötü adam kendi kötülüğü ile düşer. Doğruların salâhı kendilerini kurtarır; fakat hainler kendi fesatları ile tutulurlar.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 3-6)

    Salihlerin isteği ancak iyiliktir; fakat kötülerin beklediği gazaptır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 23)
    İyiliği gayretle arayan lûtuf bulur; fakat şer onu arayanın başına gelir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 27)
    Rab kötü adamın yolundan ikrah eder; fakat salâhın ardınca gideni sever.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 15, 9)
    İnayet ve hakikatla fesat örtülür; ve insan Rab korkusu ile şerden ayrılır. Adamın yolları Rabbe makbul olunca, düşmanlarını bile kendisi ile barıştırır. Salâhla olan az şey, haksızlıkla olan büyük iratlardan iyidir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 16, 6-Cool

    Şerden ayrılmak doğru adamların büyük yoludur...
    (Süleyman'ın Özdeyişleri i, Bap 16, 17)
    Şerir adamlara imrenme; ve onlarla beraber olmaya arzu çekme. Çünkü onların yürekleri zorbalık tasarlar ve dudakları kötülük söylerler.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 24, 1-2)
    Ey kötü adam, salihin oturduğu yere karşı pusu kurma; onun yurdunu yıkma; çünkü salih yedi kere düşer de, yine kalkar; fakat felâkette kötüler yıkılırlar. Düşmanın yıkılınca sevinme, düştüğü zaman yüreğin mesrur olmasın; yoksa Rab bunu görür... Kötülük edenlerden ötürü kızma; kötü adamlara da imrenme; çünkü şerir adamın sonu gelmez...
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 24, 15-20)

    Barış Yanlısı Olmak Emredilmiştir


    Yahudiler de aynı Müslümanlar gibi savaş çıkmasını engellemeyi ve öncelikle barış sağlamayı amaçlamakla emrolunmuşlardır.
    Eski Ahit'e ve İncil'e göre bir Hıristiyanın nasıl bir ahlaka sahip olmasının gerektiğinin anlatıldığı "Hıristiyan Ahlakı" isimli eserde bu durum "Kutsal Kitap'ta bahsi geçen çatışmaların kendilerini korumak gibi bir nedeni bulunmaktadır."25 şeklinde özetlenmektedir. Bir savaş durumunda savunmasız çocuklara zarar vermek ise yasaklanmıştır.
    Ve vaki oldu ki, kırallık kendi elinde (İsrail Kıralı Yoahaz'ın oğlu Yoaşin) pekişince, babası kıralı vurmuş olan kullarım vurdu; fakat Musa'nın şeriat kitabında yazılı olduğu gibi vuranların çocuklarını öldürmedi, nasıl ki, Rab: Babalar oğulları için öldürülmeyecekler ve oğullar babalar için öldürülmeyecekler...
    (2. Krallar, Bap 14, 5-6)

    Tevrat'ta Barış ve Dostluğa Verilen Önem

    Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.
    (Yasa'nın Tekrarı, 20:10)
    Ne iyi, ne güzeldir, birlik içinde kardeşçe yaşamak! (Mezmurlar, 133:1)
    ... Bütün krallıkları Süleyman yönetiyordu. Her tarafta barış vardı. (1. Krallar, 4:24)
    Kötülük tasarlayanın yüreği hileci, barışı öğütleyenin yüreğiyse sevinçlidir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 12:20)
    Kötülükten sakının, iyilik yapın; esenliği amaçlayın, ardınca gidin. (Mezmurlar, 34:14)
    ... Bizi yaratan aynı Allah değil mi? Öyleyse neden atalarımızın yaptığı antlaşmayı bozarak herkes kardeşine ihanet ediyor?
    (Malaki, 2:10)

    Bunun üzerine önderlerimiz ve ülkemizin bütün halkı bize şöyle dediler: "Onları karşılamak için yanınıza yiyecek alıp yola çıkın... Bizimle bir barış antlaşması yapmanızı istiyoruz." deyin. (Yeşu, 9:11)
    Yeşu da onları sağ bırakacağına söz verip onlarla bir barış antlaşması yaptı. Topluluğun önderleri de antlaşmaya bağlı kalacaklarına ant içtiler.
    (Yeşu, 9:15)
    Ardından bütün topluluk... aracılar göndererek barış yapmayı önerdi.
    (Hakimler, 21:13)
    Rab, verdiği söz uyarınca, Süleyman'a bilgelik verdi. Süleyman'la Hiram arasında barış vardı. Aralarında bir antlaşma yaptılar.
    (1. Krallar, 5:12)
    ... "Nasıl olsa yaşadığım sürece barış ve güvenlik olacak" diye düşünüyordu. (2. Krallar, 20:19)
    ... Ülke onun yönetimi altında barış içinde yaşadı.
    (2. Tarihler, 14:5)
    ... Ülkesi ise barış içindeydi. Çünkü Allah'ı her yandan onu esenlikle kuşatmıştı.
    (2. Tarihler, 20:30)
    Yetkin adamı gözle, doğru adama bak, çünkü yarınlar barışseverindir. (Mezmurlar, 37:37)
    Ben barış yanlısıyım, ama söze başladığımda, onlar savaşa kalkıyor!
    (Mezmurlar, 120:7)
    Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.
    (Yeşaya, 14:7)
    Sana tunç yerine altın, demir yerine gümüş, ağaç yerine tunç, taş yerine demir getireceğim. Barışı yöneticin, doğruluğu önderin yapacağım.
    (Yeşaya, 60:17)
    ... Savaş yayları kırılacak. Kralınız uluslara barışı duyuracak... (Zekeriya, 9:10)
    "Bu adamlar bize dostluk gösteriyor" dediler, "Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de..."
    (Yaratılış, 34:21)
    ... Davut'a beslediği derin sevgiden ötürü, onunla bir dostluk antlaşması yaptı. (1. Samuel, 18:3)
    Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın ve Rab seni ödüllendirir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 25:21-22)
    İftira etmez, dostuna zarar vermez, komşusuna kara çalmaz böylesi. (Mezmurlar, 15:3)
    Dostuyum bütün Senden korkanların, koşullarına uyanların. (Mezmurlar, 119:63)
    Dost her zaman sever, kardeş sıkıntılı günde belli olur. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 17:17)
    ... Allah'ından kork ki, kardeşin yanında yaşamını sürdürebilsin. (Levililer, 25:36)
    Aranızda yaşayan bir kardeşin yoksullaşır, kendini köle olarak sana satarsa, onu bir köle gibi çalıştırmayacaksın. (Levililer, 25:39)
    Ayrıca yargıçlarınıza, "Kardeşleriniz arasındaki sorunları dinleyin" dedim... Davalarda adaletle karar verin. (Yasa'nın Tekrarı, 1:16)
    Borçları bağışlama işini şöyle yapacaksınız: Her alacaklı, komşusunun borcunu bağışlayacak. Borcun ödenmesi için komşusunu ya da kardeşini zorlamayacak... (Yasa'nın Tekrarı, 15:2)
    Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eli açık davranmanızı buyuruyorum.
    (Yasa'nın Tekrarı, 15:11)
    ... İğrenmeyeceksiniz. Onlar kardeşinizdir... (Yasa'nın Tekrarı, 23:7)
    Yolları sevinç yollarıdır, evet, bütün yolları esenliğe çıkarır.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 3:17)
    Doğruluğun ürünü esenlik, sonucu, sürekli huzur ve güven olacaktır. Esenlik dolu evlerde, güvenli ve rahat yerlerde yaşayacak.
    (Yeşaya, 32:17-18)
    ". Kent kapılarınızda esenliği sağlayan gerçek adaletle yargılayın, yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın. Çünkü Ben bütün bunlardan nefret ederim." böyle diyor Rab. Herşeye egemen Rab bana yine seslendi: Herşeye egemen Rab diyor ki, ". Bu nedenle gerçeği ve esenliği sevin." (Zekeriya, 8:16,)
    . İşte bütün dünya esenlik ve güvenlik içinde! (Zekeriya, 1:11)
    ... "Huzur bulsun Seni sevenler! Surlarına esenlik, saraylarına huzur egemen olsun!" Kardeşlerim, dostlarım için, "Esenlik olsun Sana!" derim.
    (Mezmurlar, 122:6-8

    Eski Ahit'e Göre Din Ahlakının Hakim Olduğu Ortam


    Müslümanlık'ta olduğu gibi Yahudilik'te de insanlara örnek bir toplum modeli sunulmaktadır. Allah'ın insanlara rehber olarak gönderdiği elçiler, Allah'a olan güçlü imanları, güzel ahlakları ve Allah'ın ayetlerini uygulamadaki titizlikleriyle insanlara en güzel örnektirler. Bu nedenle iman edenlerin öncelikle yapmaları gereken şey, peygamberlerin ahlaklarını kendilerine örnek almak ve onlar gibi bir yaşam sürmeye çalışmak olmalıdır. Din ahlakının insanlara kazandırdığı tüm güzel ahlak özelliklerinin insanlar arasında yaygınlaşması dünya üzerinde cennet benzeri bir ortam oluşturacaktır. Böyle bir toplumda terör ve anarşi belası ortadan kalkacaktır.
    Çünkü Allah'tan korkan iman sahipleri O'nun emirlerine olan titizliklerinden dolayı her türlü bozgunculuktan, itaatsizlikten şiddetle kaçınacak, dünya barışla, hoşgörüyle, ılımlı ve anlayışlı insanlarla dolacaktır.
    Eski Ahit'te de din ahlakının hakim olduğu hayatın nasıl olacağı bazı örneklerle tarif edilir. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
    Ozaman adalet çölde sakin olacak; ve doğruluk semereli tarlada oturacak. Ve doğruluğun işi selâmet olacak; ve doğruluğun semeresi ebedî susma ve güvenme olacak. Ve kavmim selâmet yurdunda ve emniyetli meskenlerde ve rahat yerlerinde oturacak.
    (İşaya, Bap 32, 16-18)
    Çöl ve kurak yer mesrur olacak; ve bozkır sevinecek ve nergis gibi çiçeklenecek. Bol bol çiçeklenecek ve sevinçle ve terennümle sevinecek...
    Rabbin izzetini, Allah'ımızın haşmetini görecekler. Zayıf elleri kuvvetlendirin ve sarsak dizleri pekiştirin. Yürekleri korkak olanlara deyin: Kuvvetlenin, korkmayın... O zaman körlerin gözleri açılacak, sağırların da kulakları açılacak. O zaman topal adam geyik gibi sıçrayacak ve dilsizin dili terennüm edecek; çünkü çölde sular ve bozkırda seller fışkıracak.
    (İşaya, Bap 35, 1-6)
    Hakla yürüyen ve doğru söyleyen, gadr ile olan kazancı hor gören, rüşvet almaktan ellerini silken, kan dökme sözünü işitmeye kulak tıkayan ve kötülüğü görmemek için gözlerini yuman; yüksek yerlerde o oturacak; kaya hisarları onun yüksek kulesi olacak; ekmeği verilecek; suyu emin olacak.
    (İşaya, Bap 33, 15-16)
    ... Kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek ve ezilmiş olanları hür olarak koyvermek ve her boyunduruğu kırmak, Benim seçtiğim oruç bu değil mi? Kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek ve çıplağı görünce üstünü örtmek ve kendi etinden olandan kaçınmamak değil mi? O zaman ışığın tan gibi doğar ve yaran çabuk et sürer ve senin önünden kendi salâhın yürür; Rabbin izzeti dümdarın olur.
    O zaman imdada çağıracaksın ve Rab cevap verecek; feryat edeceksin ve: İşte, buradayım, diyecek. Eğer boyunduruğu, parmak uzatmayı ve fesat söylemeyi ortanızdan kaldırırsan; ve canının çektiği şeyi aç olana verirsen ve alçaltılmış canı doyurursan; o zaman karanlık içinde ışığın doğacak ve koyu karanlığın öğle vakti gibi olacak.
    (İşaya, Bap 58, 6-10)

    Yeni Ahit'ten İnsanlara Sevgi ve Barış Dolu Bir Dünya İçin Tavsiyeler


    Eski Ahit'te olduğu gibi, Hıristiyanların kutsal kitabı olan Yeni Ahit'te, yani İncil'de de, insanların zulüm ve bozgunculuktan men edildiği birçok açıklama bulunmaktadır. İnsanlar her zaman için affediciliğe, barışa, hoşgörü ve uzlaşıya davet edilmektedir.
    Bu nedenledir ki, Hıristiyanlık ılımlı, anlayışlı, sevecen, kavga ve çatışmadan uzak bir insan modeli öngörür.
    Hz. İsa'nın indirdiği dini izleyen ve onun güzel ahlakını kendilerine örnek alan Hıristiyanların bu ahlakları Kuran'ın Hadid Suresi'nde şu şekilde bildirilir:

    Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık...
    (Hadid Suresi, 27)


    Hıristiyanlığın bu olumlu ahlakı, İncil'deki hükümlere dayanmaktadır. Hıristiyanlar İncil açıklamalarıyla kötülüğe karşı iyilikle cevap vermeye, insanları karşılıksız sevmekle ve ihtiyaç içinde olanlara karşılıksız yardım etmekle emrolunmaktadırlar. Hatta Yeni Ahit'te iman edenlerin Rabbimize ve iman edenlere karşı duydukları "karşılıksız sevgiyi" anlatmak için özel bir kelime kullanılmaktadır. Hıristiyan ahlakının anlatıldığı bir eserde bu durum şöyle anlatılır.

    "Agape" (İncil'de) en çok kullanılan sevgi sözcüğüdür
    (116 kez) Agape her zaman veren ve hiçbir zaman karşılığı beklemeyen sevgidir. Örneğin "... Allah'ın Rabbi tüm yüreğinle, tüm canınla, tüm anlayışınla seveceksin. En önemli olan ve başta gelen buyruk budur. İkincisi de bununla eşit değerdedir: İnsan kardeşini kendin gibi seveceksin." (Matta, Bap 22, 37-39) açıklamasında sevgi kelimesinin geçtiği yerde "agape" kullanılmaktadır. Yani karşılıksız sevgi.26

    Aşağıda İncil'de insanları kötülükten ve kan dökmekten sakındıran, güzel ahlaka teşvik eden bazı bölümlere yer verilecektir.

    Karşılıksız Sevmek, Şefkatli ve Merhametli Olmak


    Size yeni bir buyruk bildiriyorum: Birbirinizi sevin. Tıpkı Benim sizleri sevdiğim gibi, siz de birbirinizi sevin.
    (Yuhanna, Bap 13, 34)
    Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın. Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Birbirinize saygı göstermekte yarışın. Gayretiniz eksilmesin. Ruhta ateşli olun. Rab'be kulluk edin. Ümidinizi düşünerek sevinin. Sıkıntıya dayanın. Kendinizi duaya verin. İhtiyaç içinde olan kutsallara yardım edin. Konuksever olmaya bakın. Size zulmedenler için iyilik dileyin. İyilik dileyin, lanet etmeyin.
    (Romalılara Mektup, Bap 12, 9-14)
    Birbirinizi sevmekten başka hiç kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa'yı yerine getirmiş olur. "Zina etme, adam öldürme, hırsızlık yapma, başkasının malına göz dikme" buyrukları ve bundan başka ne buyruk varsa, şu sözde özetlenir: "Komşunu kendin gibi sev." Sevgi, komşuya kötülük etmez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa'nın yerine getirilmesidir.
    (Romalılara Mektup, Bap 13, 8-10)
    Rab, birbirinize ve bütün insanlara olan sevginizi, bizim size olan sevgimiz ölçüsünde çoğaltıp artırsın!
    (Pavlus'un Selaniklilere Birinci Mektubu, Bap 3, 12)
    ... Bir din bilgini yaklaşıp O'na, "Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?" diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: "En önemlisi şudur: 'Dinle, ey İsrail! Tanrımız olan Rab tek Rab'dir. Tanrın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.' İkincisi de şudur: 'Komşunu kendin gibi sev.' Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.
    " Din bilgini İsa'ya, "İyi söyledin, öğretmenim" dedi. "'Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur' demekle doğruyu söyledin. İnsanın Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, tüm yakılmalık adaklardan ve sunulan kurbanlardan daha önemlidir."
    (Markos, Bap 12, 28-33)
    Gerçeğe uymakla kendinizi arıttınız ve kardeşler için içten bir sevgiye sahip oldunuz. Buna göre birbirinizi candan, yürekten sevin...
    (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 1, 22-23)
    Sonuç olarak hepiniz aynı düşüncede birleşin. Başkalarının duygularını paylaşın. Birbirinizi kardeşçe sevin. Şefkatli ve alçakgönüllü olun. Kötülüğe kötülükle, sövgüye sövgüyle değil, tersine kutsamayla karşılık verin. Çünkü kutsanmayı miras almak üzere çağrıldınız.
    (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 3, 8-10)
    Herşeyden önce birbirinize olan sevginiz candan olsun. Çünkü sevgi birçok günahı örter. Söylenmeden, birbirinize karşı konuksever olun. Her biriniz hangi ruhsal armağanı aldıysanız, bunu Tanrı'nın çok yönlü lütfunun iyi kâhyaları olarak birbirinize hizmet etmekte kullanın.
    (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 4, 8-10)

    Tevrat'ta Şefkat ve Merhamet

    Komşuyu hor görmek günahtır, ne mutlu mazluma lütfedene!
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:21)
    Muhtacı ezen, kendisini Yaratan'ı hor görüyor demektir. Yoksula acıyansa Yaratan'ı yüceltir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:31)

    Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın ve Rab seni ödüllendirir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 25:21-22)

    Allah'ınız Rab'bin size vereceği ülkenin herhangi bir kentinde yaşayan kardeşlerinizden biri yoksulsa, yüreğinizi katılaştırmayın, yoksul kardeşinize eli sıkı davranmayın.
    (Yasa'nın Tekrarı, 15:7)


    Zayıfın, öksüzün davasını savunun, mazlumun, yoksulun hakkını arayın. Zayıfı, düşkünü kurtarın, onları kötülerin elinden özgür kılın.
    (Mezmurlar, 82:3-4)

    Herşeye egemen Rab diyor ki, "Gerçek adaletle yargılayın; birbirinize sevgi ve sevecenlik gösterin. Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın."
    (Zekeriya, 7:9-10)

    (Erdemli kadın) mazluma kollarını açar, yoksula elini uzatır.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 31:20)

    "Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, dul kadının umudunu kırdımsa, ekmeğimi yalnız yedim, öksüzle paylaşmadımsa, gençliğimden beri öksüzü baba gibi büyütmedimse, doğduğumdan beri dul kadına yol göstermedimse, giysisi olmadığı için can çekişen birini ya da örtüsü olmayan bir yoksulu gördüm de, koyunlarımın yünüyle ısıtmadıysam. Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek öksüze el kaldırdımsa, kolum omuzumdan düşsün, kol kemiğim kırılsın. Çünkü Allah'tan gelecek beladan korkarım, O'nun görkeminden ötürü böyle bir şey yapamam.
    (Eyüp, 31:16-23)

    Ne mutlu yoksulu düşünene! Rab kurtarır onu kötü günde. (Mezmurlar, 41:1)

    Yoksulu ezen yoksul, ürünü harap eden sağanak yağmur gibidir.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 28:3)
    Yoksula verenin eksiği olmaz, yoksulu görmezden gelense bir sürü lanete uğrar.
    (Süleyman'ın Özdeyişleri, 28:27)

    Yoksulun feryadına kulağını tıkayanın feryadına yanıt verilmeyecektir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:13)

    Cömert olan kutsanır, çünkü yemeğini yoksullarla paylaşır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 22:9)

    Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız. Doğruluğunuz önünüzden gidecek, Rab'bin yüceliği ardındaki kuvvet olacak. (Yeşaya, 58:7-Cool

    Açlar uğruna kendinizi feda eder, yoksulların gereksinimini karşılarsanız, ışığınız karanlıkta parlayacak, karanlığınız öğlen gibi ışıyacak. Rab her zaman size yol gösterecek, kurak topraklarda sizi doyurup güçlendirecek. İyi sulanmış bahçe gibi, tükenmez su kaynağı gibi olacaksınız. (Yeşaya, 58:10-11)

    Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız. Tarlanızdaki ekini biçtiğinizde, gözden kaçan bir demet olursa, almak için geri dönmeyin. Onu yabancıya, öksüze, dul kadına bırakın. Öyle ki, Allah'ınız Rab el attığınız her işte sizi kutsasın. Zeytin ağaçlarınızı dövüp ürününü topladığınızda, dallarda kalanı toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Kalanları yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız. Bağbozumunda artakalan üzümleri toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız.
    (Yasa'nın Tekrarı, 24:17-21)

    Yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz. Öyle ki, onlar da kentlerinizde yiyip doysunlar. Sonra Allah'ınız Rab'be, "Bana buyurduğun gibi... yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara verdim" diyeceksiniz, "Buyruklarından ayrılmadım, hiç birini unutmadım." (Yasa'nın Tekrarı, 26:12-13)

    İyilik etmeyi öğrenin, adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, öksüzün hakkını verin, dul kadını savunun." (Yeşaya, 1:17)

    Kör olanı yoldan saptırana lanet olsun!... Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun! Bütün halk, "Amin!" diyecek.
    (Yasa'nın Tekrarı, 27:18-19)

    Zayıfları güçlendirmediniz, hastaları iyileştirmediniz, yaralıların yarasını sarmadınız. Yolunu şaşıranları geri getirmediniz, yitikleri aramadınız. Ancak sertlik ve şiddetle onlara egemen oldunuz. (Hezekiel, 34:4)

    Eğer yaşantınızı ve uygulamalarınızı gerçekten düzeltir, birbirinize karşı adil davranır, yabancıya, öksüze, dula haksızlık etmez, burada suçsuz kanı akıtmaz. Burada, sonsuza dek atalarınıza vermiş olduğum ülkede kalmanızı sağlarım. (Yeremya, 7:5-7)

    Yoksullardan adaleti esirgemek. düşkünlerin hakkını elinden almak, dulları avlamak, öksüzlerin malını yağmalamak için haksız kararlar alanların, adil olmayan yasalar çıkaranların vay haline!
    (Yeşaya, 10:1-2)

    Günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar.
    (Hezekiel, 16:49-50)

    Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.
    (Mezmurlar, 106:46)

    Herşeye gücü yeten Allah, adamın yüreğine size karşı merhamet koysun. (Yaratılış, 43:14)

    ... Aç olana ekmeğini verir, çıplağı giydirir. (Hezekiel, 18:7)

    Semirip parladılar, yaptıkları kötülüklerle sınırı aştılar. Kazanabilecekleri halde öksüzün davasına bakmıyor, yoksulun hakkını savunmuyorlar.
    (Yeremya, 5:28)

    Ülke halkı baskı uyguladı, soygunculuk etti. Düşküne, yoksula baskı yaptı, yabancıya haksız yere kötü davrandı.
    (Hezekiel, 22:29)

    Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar. Siz de yabancıları seveceksiniz.
    (Yasa'nın Tekrarı, 10:18-19)

    Düşmanlarını Dahi Sevmek


    'Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. (Matta, Bap 5, 43-44)

    … Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile kendilerini sevenleri sever. Size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile böyle yapar.

    Verdiğinizi geri almak umudunda olduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır?

    Günahkârlar bile verdikleri kadarını geri almak koşuluyla günahkârlara ödünç verirler. Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak...
    (Luka, Bap 6, 27-35)

    Güzel Ahlaklı Olmak


    Ne mutlu merhametli olanlara! Onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Onlar Tanrı'yı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara...
    (Matta, Bap 5, 7-9)

    Başkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız. Sizde olanı verin, size verilecek. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak.
    (Luka, Bap 6, 37-38)

    Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? Kendi gözündeki merteği görmezken, nasıl olur da kardeşine, 'Kardeş, izin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
    (Luka, Bap 6, 41-42)

    Öyleyse Allah'ın seçilmişleri, kutsal yaşamlılar ve sevilenler olarak, sevecenlikle dolu bir yürek, iyilik, alçak gönüllülük, yumuşak huyluluk ve sabır kuşanın. Birbirinize karşı sabırlı davranın; birinin öbürüne karşı bir yakınması varsa, birbirinizi bağışlayın. Bunların tümü üzerine, yetkinlik yaşamının başı olan sevgiyi kuşanın.
    (Koloselilere, Bap 3, 12-14)

    Özetle, kardeşlerim, aklınızı erdemli ve övgüye değer ne varsa ona yorun: Gerçek, saygılı, doğru, pak, güzel, onurlu olan ne varsa."
    (Filipililere, Bap 4, Cool


    İblis'e karşı direnin, o da sizden kaçacaktır. Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin.
    Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın. Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün. Rab'bin önünde kendinizi alçaltın, O da sizi yüceltecektir. Kardeşlerim, birbirinizi yermeyin. Kardeşini yeren ya da kardeşini yargılayan kimse, Yasa'yı yermiş ve Yasa'yı yargılamış olur. Ama Yasa'yı yargılarsan, Yasa'nın uygulayıcısı değil, yargılayıcısı olmuş olursun. Oysa tek bir Yasa koyucu ve tek bir Yargıç vardır; kurtarmaya ve mahvetmeye gücü yeten O'dur. Ya komşusunu yargılayan sen, kim oluyorsun?
    (Yakub'un Mektubu, Bap 4, 6-12)

    İhtiyaç İçindekilere Yardım Etmek, İyilikte Bulunmak


    İyi ağaç kötü meyve vermez. Kötü ağaç da iyi meyve vermez. Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez. İyi insan, yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan ise içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler.
    (Luka, Bap 6, 43-45)

    Sizler ise kardeşler, iyilik yapmaktan usanmayın. Eğer bu mektuptaki sözlerimize uymayan olursa, onu mimleyin. Yaptıklarından utansın diye onunla ilişkinizi kesin. Yine de onu düşman saymayın, bir kardeş olarak uyarın.

    (Pavlus'un Selaniklilere İkinci Mektubu, Bap 3, 13-15)

    Halk ona, "Öyleyse biz ne yapalım?" diye sordu. Yahya onlara, "İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın." cevabını verdi. Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek ona, "Öğretmenimiz, biz ne yapalım?" dediler. Yahya onlara, "Size buyrulandan daha çok vergi almayın." dedi. Bazı askerler de ona, "Ya biz ne yapalım?" diye sordular. O da onlara şöyle dedi: "Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin."
    (Luka, Bap 3, 10-14)
    Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa'nın,'vermek, almaktan daha büyük mutluluktur' diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim." (Resullerin İşleri, Bap 20, 35)

    Hizmetse, hizmet etsin. Öğreten biriyse, öğretsin. Öğüt veren, öğütte bulunsun. Bağışta bulunan, bunu cömertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet eden, güleryüzle etsin.
    (Romalılara Mektup, Bap 12, 7-Cool

    Tanrı'nın isteği, iyilik yaparak akılsızların bilgisizliğini susturmanızdır. Özgür insanlar olarak yaşayın; ama özgürlüğünüzü kötülük yapmak için bahane etmeyin. Tanrı'nın kulları olarak yaşayın. Bütün insanlara saygı gösterin. İmanlı kardeşlerinizi sevin. Tanrı'dan korkun... (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 2, 16-17)

    ...
    "Yaşamdan zevk almak ve iyi günler görmek isteyen, dilini kötülükten, dudaklarını hileli sözlerden uzak tutsun. Kötülükten sakınsın ve iyilik etsin. Esenliği arayıp onun ardınca gitsin. Çünkü Rab'bin gözleri doğru kişilerin üzerindedir. Kulakları onların yalvarışını işitir. Ama Rab kötülük yapanlara karşı durur."
    (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 3, 10-12)


    Tevrat'ta Yardımseverlik


    Sizden nefret eden kişinin eşeğini yük altında çökmüş görürseniz, kendi haline bırakıp gitmeyecek, ona yardımcı olacaksınız. (Mısırdan Çıkış, 23:5)

    Bir kardeşin yoksullaşır, muhtaç duruma düşerse, ona yardım etmelisin. Aranızda kalan bir yabancı ya da konuk gibi yaşayacak.
    (Levililer, 25:35)

    Kardeşinin eşeğini, giysisini ya da yitirdiği başka bir şeyini gördüğünde, aynı biçimde davranacaksın. Görmezlikten gelmeyeceksin. Kardeşinin eşeğini ya da sığırını yolda düşmüş gördüğünde, görmezlikten gelme. Hayvanı ayağa kaldırması için kesinlikle kardeşine yardım edeceksin.
    (Yasa'nın Tekrarı, 22:3-4)

    Öyle ki, yoksul kardeşinize karşı eli sıkı davranıp ona yardım etmekten kaçınmayasınız. Yoksul kardeşiniz sizden Rab'be yakınabilir, siz de günah işlemiş olursunuz. Ona bol bol verin, verirken yüreğinizde isteksizlik olmasın. Bundan ötürü Allah'ınız Rab bütün işlerinizde ve el attığınız herşeyde sizi kutsayacaktır. Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eli açık davranmanızı buyuruyorum."
    (Yasa'nın Tekrarı, 15:9-11)


    Çünkü yardım isteyen yoksulu, desteği olmayan öksüzü kurtarırdım. Ölmekte olanın hayır duasını alır, dul kadının yüreğini sevinçten coştururdum.
    Doğruluğu giysi gibi giyindim, adalet kaftanım ve sarığımdı sanki. Körlere göz, topallara ayaktım. Yoksullara babalık eder, garibin davasını üstlenirdim.
    (Eyüp, 29:12-16)


    Çünkü O mazlumun çektiği sıkıntıyı hafife almadı, ondan tiksinmedi, yüz çevirmedi; kendisini yardıma çağırdığında ona kulak verdi. (Mezmurlar, 22:24)

    Herkes komşusuna yardım ediyor, kardeşine, "Güçlü ol" diyor.
    (Yeşaya, 41:6)

    Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız.
    (Yeşaya, 58:7-Cool

    Kızkardeşin Sodom'un günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar.
    (Hezekiel, 16:49)

    Her gün insanlar Davut'a yardım etmeye geliyorlardı...
    (1. Tarihler, 12:22)

    ...
    Büyük küçük bütün kardeşlerine bağışları dağıtma işinde... sadakatle yardım ettiler.
    (2. Tarihler, 31:15)

    Kötülükten Sakınmak ve Barışçı Olmak

    TEVRAT


    Aranızdaki kavga ve çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi? Bir şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam öldürüyorsunuz.
    Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan dilemiyorsunuz. Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz.
    Siz ey vefasızlar, dünya ile dostluğun Tanrı'ya düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünya ile dost olmak isteyen, kendini Tanrı'ya düşman eder.
    (Yakub'un Mektubu, Bap 4, 1-4)
    Her tür acı söz, öfke, kızgınlık, gürültücülük, sövücülük ve bunların yanı sıra her tür kötülük üzerinizden gitsin. Birbirinize karşı iyi yürekli olun. Mesih bağlılığında sizleri bağışladığı gibi, siz de sevecenlikle birbirinizi bağışlayın.
    (Efesoslulara, Bap 4, 31-32)


    Herkesle barış içinde yaşamak için elinizden geleni yapın. Ey sevgililer, hiçbir zaman öç almayın... Rab... karşılığını Ben vereceğim buyuruyor. Ama "Düşmanın acıkmışsa onu doyur, susamışsa ona içecek ver. Çünkü bunu yapmakla, onun başı üstüne kızgın korlar yığmış olursun" (Romalılara Mektup, Bap 12, 18-20)

    Kendinize dikkat edin. Kardeşin sana karşı günah işlerse kendisini kına. Günahından dönerse onu bağışla. (Luka, Bap 17, 3)


    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
     

    Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

     Similar topics

    -
    » Ünlüler nerede oturuyor?
    » İZMİR'DEKİ HAYVAN BARINAKLARI
    » Kate Montgomery
    » Gringotts Büyücü Bankası Sistemleri
    » Boş cam şişe satılır ! ( yanında bez ve benzin bidonu hediyeli ! )

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  :: -