GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Salı Eyl. 30, 2014 1:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Çarş. Eyl. 03, 2014 8:36 am tarafından Battal Ebrail

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Paz Mart 02, 2014 4:48 am tarafından aydin-28

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Perş. Ara. 19, 2013 4:05 am tarafından 56476364528

» deneme
Paz Kas. 24, 2013 3:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:54 pm tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:46 pm tarafından cansu

» kaya işaretler
C.tesi Eyl. 07, 2013 6:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 8:38 pm tarafından yousef

» mağara için bilgi almak istiyorum
C.tesi Haz. 22, 2013 3:43 pm tarafından kurt ini

En iyi yollayıcılar
CANTAR
 
magaracı
 
asel
 
SİMBAD
 
aydin-28
 
novanda
 
marduktr
 
styla
 
MAMİ
 
hattap
 
Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Cuma Tem. 02, 2010 5:23 am tarihinde online oldu.
Paylaş | 
 

 Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
novanda




Mesaj Sayısı: 150
Deneyim seviyesi: 227
Kayıt tarihi: 24/09/10

MesajKonu: Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede   Çarş. Şub. 09, 2011 4:17 pm

ALINTI
Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede Saklanıyor?
Ahd-i Atik Sandukası, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği ve içinde Hz. Musa
ve Hz. Harun'dan eşyalar barındıran değerli bir sandıktır. İslam alimlerine
göre, sandukanın en önemli özelliği ise MÖ. 587 yılından beri nerede olduğunun
bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak bir şahıs olan Mehdi tarafından
bulunacağının kabul edilmesidir. (En doğrusunu Allah bilir.) Peygamber
Efendimiz (S.A.V.)'in hadislerinde ve çeşitli tarihi kaynaklarda dikkat çekilen
bir konu olan Ahd-i Atik Sandukası, Yüce Rabbimiz'in gönderdiği Kuran'da
bildirilmektedir. Ayrıca ilâhî bir kitap olarak indirilen ancak sonradan tahrif
edilmiş olan Tevrat'ta da bu sanduka hakkında bilgiler yer almaktadır. İslam
âlimleri tarafından, Kurân ahlâkının tüm dünya üzerinde hakim olacağı bir
dönemin de habercisi olan sanduka hakkında Kurân'da şu şekilde bildirilmiştir:

“Peygamberleri, onlara dedi: “O-nun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un
gelmesidir. Onda Rabbiniz'den ‘bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden
ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız,
bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” (Bakara Suresi, 248)

Tarihi Kaynaklara Göre Sanduka
Ahd-i Atik Sandukası hakkında tarihi kaynaklar incelendiğinde birçok bilgi ile
karşılaşılmaktadır. İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışlarından sonra Sina
Dağı'nın eteklerinde imal edildiği düşünülen sandukada, Hz. Musa'dan kalan taş
levhalar ve Hz. Harun'dan kalan eşyalar bulunmaktadır.

Tarihi kaynaklara göre; Ahd-i Atik Sandukası, Hz. Harun döneminden sonra Hz.
Davud döneminde şehrin Birleşik Yahudi Krallığı'nın başkenti ilan edilmesiyle
Kudüs'e taşındı. Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabede konulan sanduka, MÖ.
587 yılına kadar Beytülmakdis'te kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru
Buhtunnesar -Babil'in Asma Bahçeleri'ni yaptıran kral- Kudüs'ü işgal etti ve o
tarihten sonra yaklaşık 500 yıl ortadan kaybolan sandukanın, tahrip edilemediği
ve onu koruyan Levililer tarafından mabedin altında hazırlanmış gizli bir
bölmede saklandığı inancı yayıldı. M.S. 70 yılında ise Roma valisi Titus'un
Beytülmakdis'i yıktırdıktan sonra bu yeraltı odasına da ulaştığı ve mabedin
kutsal eşyalarıyla birlikte sandukayı da Roma'ya götürdüğü varsayılmaktadır.

Kayıp Sandukayı Bulma Arayışları
Ahd-i Atik Sandukası, M.Ö. 587 yılından bu yana bulunamamıştır. Bununla
beraber, Yahudiler sandukanın ancak Mesih'in gelişinden sonra ortaya çıkacağına
inandıklarından, tarih boyunca sandukayı arayanlar genellikle Yahudiler değil
Hıristiyanlar olmuştur. Mabed Tepesi'nde yapılan ve kaydedilmiş ilk “sanduka
kazıları“nı 19. yüzyılda Haçlılar döneminde Mabed Şövalyeleri yapmıştır. O
tarihte ve yakın tarihte yapılan araştırmalarda sandığın izine rastlanmamış
ancak bu konu son dönemlerde tüm araştırmacıların ilgi odağı haline gelmiştir.

Tevrat'ta Sanduka
Yarattığı her şeyi sonsuz bir ilim ve hikmet üzerine yaratan Yüce Rabbimiz,
sandukanın varlığını Kuran'ın yanı sıra Tevrat'ta da bildirmiştir. Taş
tabletlerin birisinin Sina dağında Hz. Musa'ya verildiği ve bu taş tabletlerin
Horeb dağında sandığa konmuş olduğu Tevrat pasajlarında şöyle bildirilmektedir:
“Ve Sina dağında, Musa ile söyleşmeyi bitirince, şahadetin iki levhasını ona
verdi.” (Kitabı Mukaddes. Çıkış. Bap. 31)

“İsrailoğulları, Mısır'dan çıktıkları zaman, RABBİN onlarla ahdettiği Horeb
dağında, sandığın içine Musa'nın koymuş olduğu iki levhadan başka içinde bir
şey yoktu.” (Kitabı Mukaddes /Tarihler II. Bap5)

Daha sonra bu sandığın Hz. Davud tarafından taşındığı ve Hz. Süleyman tarafından
yerine konduğu ise yine Tevrat'ta şu şekilde haber verilmektedir:

“Ve Davud kalktı ve isimle, kerubiler üzerinde oturan ordular Rabbinin ismiyle
çağrılan Allah'ın sandığını Baale-yahudadan çıkarmak için, yanındaki bütün
kavimle oraya gitti. Ve Allah'ın sandığını yeni bir arabaya koydular ve onu
tepede olan Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Abinadabın oğulları Uzza ve Ahyo
yeni arabayı sürüyorlardı. Ve Allah'ın sandığı ile beraber onu tepede olan
Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Ahyo sandığın önünde yürüyordu”. (Kitabı
Mukaddes / Samuel II. Bap.6)

Hz. Musa'nın Sandığının Yeri ve Yolculuğu Hakkında Öne Çıkan Görüşler
Kudüs şehri, Hz. Süleyman'ın yaptırmış olduğu mabed ve “Ahit Sandığı” ile
anılan bir tarihe sahiptir. M.S. 70 yılında Kudüs'teki tapınağın tahrip edilip
yakıldığı ve kutsal eşyaların Roma'ya götürüldüğü, en yaygın olan görüştür.
Ancak öne çıkan diğer bir görüş ise, M.Ö. 587 yılından itibaren kayıp olan
sandığın Kudüs'te saklandığı ve Romalı veya başka kavimler tarafından tahrip
edilmesin diye muhafaza edilmek üzere -Kudüs güvenli görülmeyip- daha kuzeye,
yani Şam yakınlarındaki Taberiye'ye, Hatay'a, Mekke'ye götürüldüğüdür. (En
doğrusunu Yüce Rabbimiz bilir.)

Hadislerde Tabut-u Sekine
Ahd-i Atik Sandukası, Kuran'da belirtildiği gibi, Allah'ın “inananlar için bir
delili” (Bakara Suresi, 248) olmasından dolayı, uzun yıllardan beri tüm
inananlar tarafından bulunmaya çalışılmaktadır. Bu kadar detaylı araştırmalar
sonucunda hala bulunamamış olması ise ahir zamanın birçok alametinin gerçekleştiği
dönemimizde bulunabilecek olmasının bir işareti olabilir. (En doğrusunu Yüce
Allah bilir.)

Ahir zaman; kıyamete yakın bir vakitte Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde hakim
olacağı ve insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemdir. Geçmiş
dönemlerde yaşanan ahlaksızlıklar, baskılar, zulümler, adaletsizlikler ve
dejenerasyon bu kutlu dönemde ortadan kalkacak, her türlü sıkıntının yerini
bereket, bolluk, zenginlik, güzellik, barış ve huzur alacaktır. Teknolojide çok
büyük gelişmeler yaşanacak ve bunlar tüm insanların hayrı ve rahatlığı için
kullanılacaktır. Sandık da Allah'ın izniyle bu dönemin bir nişanesi olacak ve
tüm insanlık için güzel günlerin müjdecisi olacaktır.

Peygamberimiz (S.A.V.) de birçok hadisinde sanduka ve onu bulacak olan şahs-ı
mânevî olan Mehdi hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara
müjdelemiştir. Peygamberimiz (S.A.V.) tarafından bildirilen hadislere göre
sandık Taberiye gölü yakınlarındadır. Ahir zaman Mehdisi tarafından bulunup,
-aynı Talut'un hükümranlığının belgesi gibi- O'nun hükümranlığının bir sembolü
olacaktır. Bu konudaki bir hadis şöyledir:

“Mehdi, Tabut-u Sekine'yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak.”
(Ikdı'd Dürer, sf.51-a)

Ahir zamanla ilgili geçen başka hadislerde de sandığın yeri ile ilgili olarak
başka yer isimleri verilir. Bu yer isimlerinin ayrı ayrı olmaları da kutsal
emanetlerin yerinin net olarak bilinmediği ve belki de Hz. Mehdi için özel
olarak korunduğu anlamında olabilir. (En doğrusunu Yüce Allah bilir.)

“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir.
Antakya denilen bir yerden Tabut'u (kutsal emanetler sandığını) ortaya
çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li'l Feteva, II. 82)

“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam'da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan
(gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir.”
(Suyuti, el-Havi li'l Feteva, II. 81)

Bu hadislerle ilgili yorumlara göre, Mehdi zamanında Yahudilerden bir kısmının
körüklediği Siyonizm ateşi sönecek ve İslam'ın hoşgörüsü ve Kuran ahlakı
Yahudiler arasında da yaygınlaşacaktır.

Hadislerde geçen ve “Taberiye gölündedir” şeklinde belirtilen yer İslam
alimlerince, bir benzetmeye işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam'a yakın
bir yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda uzak bir yer, Mekke
ve Medine'ye uzak olan anlamını da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz
konusudur. Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın,
Kudüs'te, Mekke'de, Taberiye'de, Hatay'da olabileceğine dikkat çeker ve ek
olarak İstanbul'a da işaret ederler...




_________________
.................BİLMEK LANETLENMEKTİR.................
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: AHİT SANDIĞI   Çarş. Şub. 09, 2011 10:24 pm





Sandığın
tekerlekli bir araba üzerindeki klasik görünümü: Celile'de
Kafernaum'daki sinagogda 4. yüzyıldan kalma bir röliyef. Sandık burada
kaplama kapılı kenarları sütunlu bir Bizans tapınağı olarak betimlenmiş.


Zaman: İÖ 13. yüzyıl?
Mekân: İsrail

Ve vaki olurdu ki sandık göç ettiği zaman Musa derdi: Kalk ya Rab ve düşmanların dağılsınlar ve senden nefret edenler senin önünden kaçsınlar. Ve konduğu zaman derdi; Ya Rab İsrail'in on binlerce binlerine dön. SAYILAR 10: 35-36

Eski İsrail tarihçelerinde Kutsal Ahit Sandığı pek çok rolü üstlenmiş muamma bir olgudur. İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan hemen sonra çölde yapılan Kutsal Ahit Sandığı
Tanrı'nın Sina Dağı'nda Musa'ya verdiği Ahit Levhaları'nın taşındığı
kutuydu. Levhalar ve onların içinde bulunduğu sandık böylece Tanrı ile
İsrailoğulları arasındaki ahdin tanıklığıydı. Tanrı'nın kesin buyruğu
üzerine (Çıkış 25: 10) sandık akasya ağacından yapılmıştı uzunluğu iki buçuk
eni bir buçuk ve yüksekliği de bir buçuk arşındı
Altın kapağının üstünde kanatlarıyla sandığı koruyan iki çocuk melek vardı. Sandığın kenarındaki halkalara akasya ağacından altın kaplama sırıklar takılır ve sandık bu sırıklarla taşınırdı. Kollar sandığın halkalarında takılı kalır halis altın iplikle dokunmuş ve "Kefaret Örtüsü" de denilen bir örtünün altında korunacaktı.
ondan ayrılmaz ve Tanrı'nın verdiği şehadet sandığın içinde saklanırdı.
Sandık gidilen her yere taşınacak ve kamp kurulduğu zaman tam orta
yerde bulunan
Çıkış 25: 22'de Tanrı Musa'ya şöyle der: "Ve seninle orada buluşacağım ve seninle Kefaret Örtüsü Üzerinden
Kutsal Ahit Sandığı üstündeki melekler arasından söyleşeceğim." Bu
nedenle sandık kimi zaman Tanrı'nın ayak taburesi ve kimi zaman da
Merhamet İskemlesi olarak görülür.
İsrailoğulları'nı Kenan ülkesine götüren ve oraya vardıktan sonra
Eriha'nın düşüşünde aracı olan sandıktı. Sandık kendi başına da
savaşabilirdi ve bir keresinde Ebenezer Savaşı'nda Filistinliler
tarafından ele geçirildiğinde sahte bir putu parçalamıştı. Hatta
kendisine izin verilmeden dokunan bir İsrailoğlu'nu bile öldürmüştü.

Kutsal Ahit Sandığı daha sonra Kral Davud tarafından Kudüs'e getirildi
ve daha sonra Süleyman tarafından yeni tapınağının en kutsal yerine
yerleştirildi. Sandık milletin en değerli ve önemli malı ve atalarının
Tanrı ile girdiği özel ahit ilişkisinin güçlü bir hatırlatıcısıydı.

içi ve dışı saf altınla kaplıydı ve üzerinde altın pervaz vardı.

(Solda) Kutsal Ahit Sandığı geleneksel olarak savaşlarda taşınırdı. Jean Fouquet'nin (1425-80) bu tablosunda sandık
Eriha çevresinde dolaştırılarak İsrailliler'in kenti ele geçirmelerine
yardımcı oluyor. (Sağda) Suriye'de Dura-Europos'ta 3. yüzyıldan kalma
sinagogdan bir freskte Filistinliler sandığı gönderiyorlar.

SANDIĞIN AKIBETİ

Ancak bu
Kutsal Ahit Sandığı'nı saran mistikliğin yalnızca başlangıcıdır. Zaman
boyunca farklı kültürel geçmişten insanların hayallerine hâkim olan
Sandık efsanesi âdeta canlı bir durum almıştır.

Çok kimse sandığın Babilliler'in Kudüs'ü İÖ 587/6'da ele geçirip
yıktıkları zaman yok edildiğine inanır. Ancak daha sonraki yıllarda
Hahamlar sandığın kaderi hakkında farklı görüşleri benimsemişlerdir. Peygamber Yeremya'nın sandığı Nebo Dağı'na sakladığına Kral Yeşua'nın (İÖ 639-609) Tapınak Dağı'nın bir mağarasına gizlediğine
Kral Yehoaş'ın Babil'e sürgüne giderken yanında götürdüğüne inanılır.
En garip inanç da sandığın sunak ateşi için odunların depolandığı odun
sundurmasının altına saklanmış olduğudur.


(Solda) Roma'da Titus Kemeri'nden röliyef. Muzaffer Roma askerleri 70
yılında Kudüs'ü yağmaladıktan sonra tapınak eşyalarını götürüyorlar. Son
zamanlardaki bir kurama göre sandık
Romalılar tapınağı yakmadan önce Lût Gölü kıyısındaki Kumran'a
kaçırılmıştır. (Sağda) İÖ 9.-8. yüzyıldan kalma küçük bir fildişi panoda
bir sfenks. Belki de sandığı koruyan melekler buna benziyorlardı.

Diğer b aşka garip inanışlar da
vardır. Diğer pek çok şeyin yanı sıra sandığın Tapınak Dağı'na döneceği
ve Mesih Çağı'nı kabul için yapılacak yeni bir tapınağın en kutsal
yerine yerleştirileceğine inanılmaktadır. Eski Arap vakanüvisleri
sandığın Arabistan'da güvenli bir yere götürüldüğünü yazarlar. Tapınak
Şövalyeleri
Haçlı Seferi sırasında Kudüs'ü ele geçirdiklerinde sandığı aramışlar
ama bulamamışlardır. Yine sandığın Vatikan mahzenlerinde saklandığı
iddia edilmiştir.

Bazıları onun Mısır Firavunu Şişak (Şoşenk olarak da bilinir
İÖ 945-924) Kenan ülkesine girdiğinde götürüldüğünü düşünürler. Yakın
zamanlarda ileri sürülen bir kurama göre Romalılar 70 yılında ikinci
tapınağı yaktıklarında sandık yeraltı tünellerinden otuz kilometre
ötedeki Kumran civarına taşınmıştır ve hâlâ orada gömülüdür.

Bir başka efsaneye göre sandık
tapınağa yerleştirildikten hemen sonra çalınmış ve Kral Süleyman ile
Seba Kraliçesi'nin oğlu Menelek tarafından Habeşistan'a götürülmüştür.
Habeşistan'daki Falaşalar sandığa Habeşistan'a götürülürken eşlik eden Yahudiler'in soyundan geldiklerini iddia etmektedirler.

Habeş hükümdarının geleneksel unvanlarından biri de "Yahuda Aslanı"ydı
ve eski Habeş kraliyet ailesi Davud ile Süleyman'ın soyundan
geldiklerini iddia ederlerdi. Habeş Kilisesi yüzyıllardır sandığın kendi
aralarında saklı olduğunu söylemiştir.

Kutsal Ahit Sandığı efsanelerinin esrarı ne olursa olsun özgün sandığın Musa'nın zamanından günümüze kadar 3000 yıldır kalmış olması mümkün değildir. Büyük bir olasılıkla sandık Babilliler İÖ 587 yılında Kudüs'ü ele geçirip Süleyman tapınağını yerle bir ettikleri zaman imha edilmiş olabilir.


















Rivayete
göre Hz. Musa (a.s), Tur dağından, aldığı vahiylerin yazılı olduğu
taş levhalarla geri döndüğünde, İsrailoğulları’nın
buzağıya tapındıklarını görmüş ve sinirlenerek taş levhaları
elinden yere atmıştı. (1) Bilahare bu kırık levhalar, başka bazı
eşyayla birlikte bir sandıkta (tabut) muhafaza edilmeye başlandı.
Kur’an’da, bu sandığın içindekilerden, “Rabb’inden bir sekinet,
Musa ve Harun hanedanının bıraktıklarından kalanlar” diye
bahsedilmektedir. (2) “Ahit Sandığı” diye anılan bu sandık,
İsrailoğulları için müstesna bir anlam ve öneme
sahiptir.


Bu
sandığın (tabut) menşei, hususiyeti ve akıbeti ilgili
olarak Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakledilen sahih bir rivayetin varlığı
bilinmemekle beraber, sahabe ve daha sonraki kuşaklara ait
birçok nakil mevcuttur. Abdullah Aydemir bunları, “Ehl-i
Kitap’tan nakledilmiş lüzumsuz rivayetler” olarak tavsif
etmektedir. (3)



Ahd-i
Atik’te, Ahit Sandığı’nın Akasya ağacından yapıldığı ve
içinin-dışının altınla kaplı olduğu belirtilmektedir. (4)
İçinde On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu bu sandık,
(daha sonra içine Kudret Helvası bulunan bir testi ile Hz. Harun
(a.s)’ın asası ve Şeriat Kitabı da konmuştur), Süleyman Mabedi’nin
içinde kendisi için yapılan ve “kudsü’l-akdes” denen
özel bir bölmesinde muhafaza edilmiştir. (5) Ancak Hz.
Süleyman sandığı açtırdığında, içinde iki taş
levhadan başka bir şey olmadığı görülmüştür. (6)






Bu sandık
ellerinde bulunduğu ve gerekli ihtiramı gördüğü
sürece İsrailoğulları düşmanlarına hep galip gelmişlerdir. Ne
zaman ki ona saygıda kusur etmiş, hürmetini çiğnemişler, o
zaman hezimet üstüne hezimet yaşamışlardır. Sonunda Allah
Teala onların başına Amalikalılar’ı musallat etmiş, bu kavim
İsrailoğulları’nı yenmiş, “ahit sandığı”nı da alıp yanlarında
götürmüştü.


Hz. Davud
(a.s) zamanında geri alınan Ahit Sandığı, oğlu Hz. Süleyman (a.s)
tarafından yapılan Mabed’de kendisi için özel olarak inşa
edilen odaya kondu. Kudüs’ü ele geçiren Buhtunnasır
(Nebukadnezzar), Süleyman Mabedi’ni tahrip edene kadar (M.Ö.
587) Ahit Sandığı burada muhafaza altında bulunuyordu.


70 yıl
süren bu sürgünden sonra Kudüs’e yeniden dönen
İsrailoğulları Mabed’i yeniden inşa ederken Ahit Sandığı’nın yerinde
olmadığını gördüler. O günden sonra Sandığın nerede
olduğu bilinmiyor. M.S. 70 yılındaki Roma işgalinde Mabed’in bir kere
daha tahrip edilmesi ise Sandığın akıbeti konusundaki bilinmezliği
iyice katmerli hale getirdi.


Ahid
Sandığı’nın akıbeti konusunda Talmud’da iki görüş vardır.
İlkine göre Babilliler tarafından
götürülmüştür. İkinci görüş ise,
yaklaşan yıkım ve işgali önceden sezen Kral Yoşiah tarafından
saklanmıştır. (7) M.S. 70 yılındaki Roma işgali sırasında da Ahit
Sandığı’nı korumakla görevli Levililer tarafından, Mabed’in gizli
bölmelerinden birinde saklandığı şeklinde bir inanç da
mevcuttur.


Bugün
Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmalarının bir amacı
Süleyman Mabedi’ni ortaya çıkarmaksa, diğer amacı da
Levililer’in sakladığı gizli bölmenin keşfiyle Ahit sandığının
bulunduğu yere ulaşmak, böylece Mesih’in gelişiyle birlikte
başlayacak olan Yahudi yeryüzü hakimiyetini
taçlandırmaktır.



Ve vaki olurdu ki, sandık göç ettiği zaman Musa derdi: Kalk, ya Rab ve
düşmanların dağılsınlar ve senden nefret edenler senin önünden
kaçsınlar. Ve konduğu zaman derdi; Ya Rab, İsrail'in on binlerce
binlerine dön. SAYILAR 10: 35-36

Eski İsrail tarihçelerinde Kutsal Ahit Sandığı, pek çok rolü üstlenmiş
muamma bir olgudur. İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan hemen sonra çölde
yapılan Kutsal Ahit Sandığı, Tanrı'nın Sina Dağı'nda Musa'ya verdiği
Ahit Levhaları'nın taşındığı kutuydu. Levhalar ve onların içinde
bulunduğu sandık böylece Tanrı ile İsrailoğulları arasındaki ahdin
tanıklığıydı. Tanrı'nın kesin buyruğu üzerine (Çıkış 25: 10) sandık
akasya ağacından yapılmıştı, uzunluğu iki buçuk, eni bir buçuk ve
yüksekliği de bir buçuk arşındı, içi ve dışı saf altınla kaplıydı ve
üzerinde altın pervaz vardı.

Altın kapağının üstünde kanatlarıyla sandığı koruyan iki çocuk melek
vardı. Sandığın kenarındaki halkalara, akasya ağacından, altın kaplama
sırıklar takılır ve sandık bu sırıklarla taşınırdı. Kollar sandığın
halkalarında takılı kalır, ondan ayrılmaz ve Tanrı'nın verdiği şehadet
sandığın içinde saklanırdı. Sandık gidilen her yere taşınacak ve kamp
kurulduğu zaman tam orta yerde bulunan, halis altın iplikle dokunmuş ve
"Kefaret Örtüsü" de denilen bir örtünün altında korunacaktı.

Çıkış 25: 22'de Tanrı Musa'ya şöyle der: "Ve seninle orada buluşacağım
ve seninle Kefaret Örtüsü Üzerinden, Kutsal Ahit Sandığı üstündeki
melekler arasından söyleşeceğim." Bu nedenle sandık kimi zaman Tanrı'nın
ayak taburesi ve kimi zaman da Merhamet İskemlesi olarak görülür.

İsrailoğulları'nı Kenan ülkesine götüren ve oraya vardıktan sonra
Eriha'nın düşüşünde aracı olan sandıktı. Sandık kendi başına da
savaşabilirdi ve bir keresinde Ebenezer Savaşı'nda Filistinliler
tarafından ele geçirildiğinde sahte bir putu parçalamıştı. Hatta
kendisine izin verilmeden dokunan bir İsrailoğlu'nu bile öldürmüştü.

Kutsal Ahit Sandığı daha sonra Kral Davud tarafından Kudüs'e getirildi
ve daha sonra Süleyman tarafından yeni tapınağının en kutsal yerine
yerleştirildi. Sandık milletin en değerli ve önemli malı ve atalarının
Tanrı ile girdiği özel ahit ilişkisinin güçlü bir hatırlatıcısıydı.



(Solda) Kutsal Ahit Sandığı, geleneksel olarak savaşlarda taşınırdı.
Jean Fouquet'nin (1425-80) bu tablosunda sandık, Eriha çevresinde
dolaştırılarak İsrailliler'in kenti ele geçirmelerine yardımcı oluyor.
(Sağda) Suriye'de Dura-Europos'ta 3. yüzyıldan kalma sinagogdan bir
freskte Filistinliler sandığı gönderiyorlar.



Sandığın tekerlekli bir araba üzerindeki klasik görünümü: Celile'de
Kafernaum'daki sinagogda 4. yüzyıldan kalma bir röliyef. Sandık burada
kaplama kapılı, kenarları sütunlu bir Bizans tapınağı olarak
betimlenmiş.

SANDIĞIN AKIBETİ

Ancak bu, Kutsal Ahit Sandığı'nı saran mistikliğin yalnızca
başlangıcıdır. Zaman boyunca farklı kültürel geçmişten insanların
hayallerine hâkim olan Sandık efsanesi âdeta canlı bir durum almıştır.

Çok kimse sandığın Babilliler'in Kudüs'ü İÖ 587/6'da ele geçirip
yıktıkları zaman yok edildiğine inanır. Ancak daha sonraki yıllarda
Hahamlar, sandığın kaderi hakkında farklı görüşleri benimsemişlerdir.
Peygamber Yeremya'nın sandığı Nebo Dağı'na sakladığına, Kral Yeşua'nın
(İÖ 639-609) Tapınak Dağı'nın bir mağarasına gizlediğine, Kral Yehoaş'ın
Babil'e sürgüne giderken yanında götürdüğüne inanılır. En garip inanç
da sandığın sunak ateşi için odunların depolandığı odun sundurmasının
altına saklanmış olduğudur.



Roma'da Titus Kemeri'nden röliyef. Muzaffer Roma askerleri 70 yılında
Kudüs'ü yağmaladıktan sonra tapınak eşyalarını götürüyorlar. Son
zamanlardaki bir kurama göre sandık, Romalılar tapınağı yakmadan önce
Lût Gölü kıyısındaki Kumran'a kaçırılmıştır. (Sağda) İÖ 9.-8. yüzyıldan
kalma küçük bir fildişi panoda bir sfenks. Belki de sandığı koruyan
melekler buna benziyorlardı.

Diğer başka garip inanışlar da vardır. Diğer pek çok şeyin yanı sıra
sandığın Tapınak Dağı'na döneceği ve Mesih Çağı'nı kabul için yapılacak
yeni bir tapınağın en kutsal yerine yerleştirileceğine inanılmaktadır.
Eski Arap vakanüvisleri sandığın Arabistan'da güvenli bir yere
götürüldüğünü yazarlar. Tapınak Şövalyeleri, Haçlı Seferi sırasında
Kudüs'ü ele geçirdiklerinde sandığı aramışlar ama bulamamışlardır. Yine
sandığın Vatikan mahzenlerinde saklandığı iddia edilmiştir.

Bazıları onun Mısır Firavunu Şişak (Şoşenk olarak da bilinir, İÖ
945-924) Kenan ülkesine girdiğinde götürüldüğünü düşünürler. Yakın
zamanlarda ileri sürülen bir kurama göre Romalılar 70 yılında ikinci
tapınağı yaktıklarında sandık yeraltı tünellerinden otuz kilometre
ötedeki Kumran civarına taşınmıştır ve hâlâ orada gömülüdür.

Bir başka efsaneye göre sandık, tapınağa yerleştirildikten hemen sonra
çalınmış ve Kral Süleyman ile Seba Kraliçesi'nin oğlu Menelek tarafından
Habeşistan'a götürülmüştür. Habeşistan'daki Falaşalar, sandığa
Habeşistan'a götürülürken eşlik eden Yahudiler'in soyundan geldiklerini
iddia etmektedirler.

Habeş hükümdarının geleneksel unvanlarından biri de "Yahuda Aslanı"ydı
ve eski Habeş kraliyet ailesi Davud ile Süleyman'ın soyundan
geldiklerini iddia ederlerdi. Habeş Kilisesi yüzyıllardır sandığın kendi
aralarında saklı olduğunu söylemiştir.
-alıntı-
İslam a göre mehdinin işaretlerinden biri yanında ahit sandığı ve
hz.Musa nın asasını taşımasıdır.(hz.Muhammedin hadisleri bu konuya
işaret etmektedir.Ancak yinede görüş ayrılıkları vardır bu konuda...)



Sandığın templayerların eline geçtiği ve oradan da gül ve hac cemiyetine geçtiği söylenir.

Sandığın diğer adı fil dişi sandıktır.

Musa asasını kendi elinde olduğunu söyleyen kişi eski gnosis üyeyi "maji"'dir. Ama sandığı olduğunu hiç söylememiştir.

Sandığın bir rivayete göre irakta olduğu söylenmektedir.

Sandığın bir süre haşhaşilerin elinde olduğu da söylenmiştir.

İllimunatinin şu an sandığı elinde tuttuğu söylenir.

Sandığın şeytanın yaverleri tarafından saklanıp mesih gelince bu adamlarlar ile savaşarak geri alacağı söylenir.



Ahit Sandığı bugüne kadar Dünyada yapılmış olan en kutsal mobilyadır.
Ahit sandığı akasya ağacından yapılmış üstü altın kaplı dik
dörtgen bir gövdeden ibarettir. Ark Kelimesi İbranice Aron sadece
gövde demektir fakat tabut olarak tercüme edilmiştir. ( Genesis 50:26 )
Tanrı Rab , Hz. Musaya şöyle demiştir : ( Exodus/ Çıkış 35: 4.9 ve 37:1.9)

İsrailliler’e söyle bana armağan getirsinler.......... Aralarında
yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar . Konutu ve eşyalarını sana
göstereceğim örneğe tıp a tıp uygun yapın.”
( burada bahis mevzuu olan konut İsraillilerin yapacağı buluşma çadırı eşyaları ise içine koyacakları Ahid sandığıdır )

Akasya ağacından sandık yapsınlar. Boyu iki bucuk eni ve yüksekliği
birer bucuk arşın olsun ( yaklaşık 90 cm iki arşın ve 45 cm bir arşın ) .
İçini ve dışını saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Dört
altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bu yanda ikisi öbür yanda
olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla . Sandığın
taşınması için Sırıkları yandaki halkalara geçir. Sırıklar halkalarda
kalacak çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim .
Onları sandığın içine koy.
Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap . Boyu iki buçuk eni bir buçuk arşın olacak. ( iki bucuk arşın 1.1m. bir bucuk arşın # 70 Cm)
. Kapağın iki yanına dövme altından birer Keruv yap. ( Keruv : Melek
) Keruvlar dan birini bir yana diğerini öbür yana , kapakla tek parça
halinde yap . Keruvlar yukarı doğru açık kanatları ile kapağı örtecek.
Yüzleri birbirine dönük olacak ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın
üzerine sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy. Seninle
orada . Levha sandığının ( Antlaşma yahut Ahit sandığı olarak ta
bilinir) üstündeki Keruvlar arasında Bağışlanma Kapağının ( bağışlanma
Kapağı : İbranice Kapporet sözcüğü Tanrının öfkesinin yatıştırıldığı
halkının günahlarının bağışlanıp Tanrı ile barıştırıldığı özel yer
ifade ediliyordu. ) üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana
buyruklar vereceğim . “
Burada
Tanrı Rab tarafından mevzuu edilen Antlaşmanın taş levhaları bugün
Dünya yüzünde bulunan en kutsal şey olarak kabul edilmektedir zira
bunlar Tanrının Kendi eliyle iki adet taş levhaya kazımış olduğu
İsrail oğullarınla yaptığı anlaşmanın Şartları olan On Emir dir. Bu
levhalar Tanrının ifadesine göre kendi elinle kazılmıştır .
(Exodus/çıkış 24 :
Tanrı Rab , Musa ya “ Sen , Harun ( Musa nın ağabeyi ) Nadav, Avihu
ve İsrail ileri gelenleri yetmiş kişi bana gelin dedi. Bana Uzaktan
tapın . Yalnız sen bana yaklaşacaksın . Ötekiler yaklaşmamalı. “
Exodus/ Çıkış 25 : “ Rab Musaya dedi : Dağa yanıma gel , Burada bekle , halkın öğrenmesi için üzerine yasalarla buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim .”
İşte o sandığın içinde muhafaza edilsin diye konan levhalar Rab
Tanrının Musevilerin Peygamberi Hz. Musa ile yaptığı üçüncü antlaşmanın
yasa ve emirlerini ihtiva eden Tabletlerdir. Ve yukarıda belirtildiği
gibi kutsal kitaplarda yazdığına göre Tanrı kendisi Tabletleri kendi
eliyle yazdığını ifade etmektedir. Onun İçin Museviler için en kutsal
şey sayılmaktadır.
Daha sonraları bu Ahit sandığının içine Hz. Musa’ya göre
tabletlere ilaveten Ölen ağabeyi Harun ( Aaron ) un ki Musevilerin baş
rahiplerindendi. Üç parça kırılmış ve iyice kurumuş olduğu halde
filizlenmiş ve taze duran asasını ve İsrail oğullarının kırk sene
Çölde
yolculuk yaparken aç kalmamaları için Rab Tanrı tarafından imal edilip
her sabah uyandıklarında çölde yerlerde çadırlarının önünde buldukları
manna nın bir altın kavanoza konmuş
numunesi vardı. ( Man nedir. ? İsrail oğulları Mısırdan kaçışları
esnasında bir müddet sonra erzaksız kaldılar bunu gören Rab Tanrı onlara
akşamları yemekte bıldırcın kuşu yakalayıp pişirip yiyeceklerini
sabahları da ekmek yiyeceklerini bildirdi. Exodus / Çıkış 16 :
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini
çığ kaplamıştı.Çiğ eriyince toprakta çölün yüzeyinde kırağıya benzer
ince pulcuklar gözüktü. Bunu görünce İsrailliler birbirlerine “ bu da ne
? “ diye sordular . Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa : Rab size
yemek için verdiği ekmektir bu dedi. İbranice bu da ne man demektir bu isim oradan gelmektedir.
Ahid sandığı İsrail oğulları ile birlikte bu kavimin her gittiği
yere götürülmüş hatta Savaşlarda kendilerini korur ümidiyle yanlarında
bulundurulmuştur. Sonunda Kudüs’ün Alınması ve kavmin Filistin
topraklarına yerleşmesiyle Kudüs’te Tanrı Rab adına çok büyük bir
tapınak inşa edilmiş ve Ahid sandığı da bu tapınağın en mühim Kutsallar
kutsalı Odasına yerleştirilmiştir. Bu odaya ancak senede bir kere “
Atonement Day “ Bağışlanma gününde ( yohm hakkippurim ) en yüksek
rahip girebilir ve Sandığın kapağını teşkil eden Bağışlanma Kapağına
(kapporeth) yaklaşır ve parmağı ile kurban edilmiş hayvanların ( bir
boğa ve bir keçi ) kanını kapağa serper; böylelikle bütün İsrail
oğullarının günahlarının Af edilmesini ( bağışlanmasını ) ve kutsal
odanın da kutsanmasını sağlar. Kapağın üzerinde heykelleri bulunan iki
melek ise Tanrının kutsal kitabında ismi geçen “ Tree of life “ Hayat
ağacını koruyan meleklerdir.
İşte bu Ahid sandığı Kudüs’teki Tanrı Rab’ın tapınağından Kalde
kralı‘ Kudüs ü fetih edip Tanrının tapınağını yıkınca ortadan kayboldu
m.ö. 697.
Bugüne kadar çok büyük araştırmalara sebep olduysa da hiç bulunamadı.
Ancak Ahit sandığı üzerine bir çok teori vardır.
1-1-Kutsal kitapta ki Tanrının bir sözüne göre Ahit sandığı seyyar bir iletişim aracı idi Tanrının Hz Musa ile konuşabilmesi için. ( Exodus/ Çıkış 39: 1-9 )
“ Tanrı derki Musa ya : ......Levha Sandığının ( Ahit sandığı )
üstündeki Keruv lar arasında. Bağışlanma Kapağının üzerinde görüşeceğim
ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim .”
Buna
göre bu Tanrı ile iletişim sağlayan bir makine olması lazım fakat bana
bütün Kainatı ve insanları yaratan bir Tanrının peygamberi ile
konuşabilmek için böyle bir alete ihtiyacı olacağı pek inandırıcı
gelmemekte bence bu sadece bir takiye yani başka bir şeyi gizlemek için
öne sürülmüş bir sebep. Evet Tanrı birkaç kere bu makine vasıtasıyla Hz
Musa ile buluşmuştur. Ancak bu buluşmalarda sadece Musa bulunmuştur
başka bir kimsenin yaklaşması bile o insan veya hayvanın ölümüne sebep
olmuştur. Tanrı bu buluşmalara ateş topu içinde bir sis bulutunun
üstünde çok büyük şimşek ve gök gürlemeleri arasında gelmiştir.

Rab Musa ya : git bugün yarın halkı arındır.Üçüncü güne hazır
olsunlar. Ben Sina dağına ineceğim . Sina dağının etrafına sınır çiz ve
halka deki ‘sakın dağa çıkmayın dağın eteğine de yaklaşmayın. Kim dağa
dokunursa kesinlikle öldürülecektir.Ona insan eli değmeyecektir.İster
hayvan olsun ister insan.”
Üçüncü
günün sabahı gök gürledi , şimşekler çaktı . dağın üzerinde koyu bir
bulut vardı.Derken çok güçlü bir boru sesi duyuldu . Dağın eteğinde
durdular Sina dağının her yanında duman tütüyordu. Rab ateş içinde
inmişti. Bütün dağ şiddetle sarsılıyordu. .............”
Bana kalırsa bütün bu emniyet tedbirleri ve bu öldürücü güçler
halka korku verip Sandığın içinde gizlenmiş olan kainatın hem
yapıcı hem de yıkıcı kuruluş sırlarının zamanı gelmeden kimsenin öğrenmemesi için yapılan bir senaryo idi . “ Fallen
Human race “ adı verilen bir insanın ırkının yok ediliş sırları ile onun yerine yaratılan Yeni bir ırkın yaratılış sırları. ‘
Ben yinede Tanrının Peygamberi ile konuşabilmek için bu kadar prosedüre ihtiyaç Duyacağını sanmıyorum.Bu Baş Kahin Mircea
Eliade nin teorisiydi .
2-2-Ahit
Sandığı Cennet ile ( Heaven - Cennet Tanrının ikamet ettiği mahal.
Evrende bir yerde bulunmakta . Rab Tanrı doğuda Aden de bir bahçe dikti
,yaratığı Adem ‘i oraya koydu.Ve Onun o bahçeye bakmasını istedi.) (Genesis / yaradılış 2: 8-15 )
Dünya
arasında kozmik bir kapı bir yol vazifesi görmektedir. Dünya yüzünde
gerek başka boyutlara geçmek için gerekse başka alemler le metafiziksel
bağlantılar kurabilmek için kapı veya geçiş yolu sayılan kavşak ve
mahaller vardır.
Bunlardan
bir tanesi Arabistan da ki Suez ve Akabah körfezleri arasında bulunan
Sınai dağıdır. Bir diğer kozmoloji de kabul edilen geçit ise Kara
Delikler dir.
Allan Alford tarafından yapılan araştırmada “ Tanrıların aşağı geldikleri zaman “Eski metinlerde bu kozmik geçitlerden bir nevi kozmik
asansör gibi bahsedilmiştir.
Sümer Kralı Gılgamış cennette Utnapishtim ‘i ziyarete giderken kullandığı Mashu Dağı bir geçittir.
Ayrıca Ölü Deniz Belgeleri arasında bulunan Baş kahin Levi’nin “ Levinin Vasiyetnamesi” nde derki :
‘ ve ben o zaman vizyonlar ( hayaller ) gördüm . bu gördüğüm
hayallerde Cennetin açıldığını ve yanımda çok yüksek te cennete
ulaşan bir dağ gördüm.Cennet o dağın tepesindeydi. Ve cennetin kapısı açıldı . Kapıdaki Melek bana dedi ki :
Gir ... Lev’i .........’

--------------------
AhiT Sandığının ne işe
yaradığına dair bir çok bunun gibi veya benzeri teoriler ileri
sürülmüştür. Ancak bundan 2700 sene kadar önce kaybolan Sandığın nerede
olabileceği veya ne olduğu hakkında neticeye varılamamıştır.
Burada şimdi kısaca muhtelif alimler tarafından Ahit sandığı için ileri sürülmüş Teorileri ele alalım:
Kabalistik eserlerin en ünlüsü zohar ‘da 50 sayfa ayrılmıştır.Zohar da ki tanımlar
Tevrat ın Exodus / çıkışlar bölümündeki bilgilere uymaktadır. Sadece burada ismi Günlerin Eskisi olarak değişmektedir.
Reiner Shmitt’e göre sandık kutsal bir taşı muhafaza ve taşımak için yapılmış bir kaptır.
Martin Dibelius : İlahi özellikler içeren boş bir taht. Üzerinde kutsal bir kişinin
Durması veya oturması için yapılmış bir yolculuk arabası.
Din bilimci R. Vatke
1835 Ahit sandığının boş olduğunu çünkü içinde Tanrının Oturması için
hazırlandığı şeklindeki yaklaşım daha öte araştırmaları gereksiz
kılmıştır.
Hakimler
den biri olan Peygamber Samuel şunları yazar. Ve şimdi,bir yeni araba
İle boyunduruk vurulmamış emzikli iki inek alıp hazırlayın. Ve Rabbin
Sandığını alıp arabanın üzerine koyun...........,
Yahova
( Tanrının) nın ruhbanları Levililer tarafından taşınabildiği
düşünülürse iki yetişkin inek tarafından çekilen sandığın 300 kilodan
daha ağır olduğu söylenemez.
Lazarus Bendavid şöyle demiştir.:
“ Musa günlerindeki bu sandık , elektrik aygıtları ile donanmış komple
bir sistemi içeriyor, ve bu sistem dahilinde iş görüyordu.
Bir
ara bir savaşın ardından Ahit sandığı el değiştiriverdi. Batı kökenli
bir İbrani kabilesi Sandığın ehemmiyetini fark edip onu alıp kaçırdı .
Fakat ne işe yaradığını ve nelerin yapılıp yapılmaması gerektiğini
bilmediklerinden sandığa yaklaşan veya kurcalayanlar ya ani bir ölümle
öldüler veya vücutlarında tedavi olmaz yaralar çıktı . Devamını Hakim Samüel den dinleyelim.: “
Ve çağırıp Filistililerin bütün beylerini topladılar ve dediler .”
İsrailin Allahının sandığını geri gönderin ve yine yerine gitsin ve
kavmimizi öldürmesin . Çünkü bütün şehirlerde ölüm şaşkınlığı vardı .
Ölmeyenleri urlar kapladı “
Tevrat , Samuel 5,11-12
Filistiler
tam yedi ay bu sandığın hışmına uğradıktan sonra bir sabah iki öküz
tarafından çekilen bir arabanın üzerine yerleştirdiler ve hayvanları
Beyt – Şemeş sınırına doğru kamçıladılar.

bir sabah vakti Beyt-şemeş liler arabanın üzerinde sandığı gördüler ,
sandıkla ilgili ne yapılması gerekeni bilen Levilileri çağırdılar onlar
teslim aldılar bu arada sandığın tehlikesini bilmeyen tam 5.007 insan
ölmüştü.”I. Samuel 6-19
Halk kendisine ait sandığı ele geçirmiş fakat ne işe yaradığını bilmemektedir.
Ve
son olarak 1978 senesinde Manna Kudret Helvası isimli bir kitap
yayınlandı George Sassoon ile Rodney Dale tarafından yazıldı biri
Elektronik mühendisi diğeri de Biyolog idi. Yaptıkları araştırmalar ve
Zohar da yazılanlar ile günümüz teknolojisi elektronik ve biyoloji
bilgileri neticesinde bunun kırk sene süren çöldeki seyahatleri
esnasında aç kalmamaları için onlara Tanrıları tarafından nasıl
yapılacağı bildirilmiş ve nükleer enerji ile çalışan bir kudret helvası
üretme makinesi olduğunu ilan ettiler.Çığ ve yeşil yosun bileşiminden
meydana gelen yiyecek radyasyonun verdiği enerji ile üretilir. Bu
enerjiyi veren de bugünkü teknolojimizle çok kolay imal edilebilen
seyyar bir nükleer- reaktördür. Sandığın içine gizlenmiş olan makine ile
mini reaktörün bakımını ve işletilmesini yapan da Sınai dağına kardeşi
ile birlikte çıkan Musa’nın ağabeyi Aaron (Harun ) ve onun yetiştirdiği
Levililer kavminin insanlarıdır. Aaron seyahat sona ermeden Hor dağını
yakınında ölmüştür. Ve aslında kuru bir ağaç dalı olan ve sulanmadığı
halde yeşerip tomurcuk veren iki yerden kırık asası da Sandığa ölümünden
sonra konmuştur.
Tevrat / Exodus/çıkış : 33,7
“ ve Musa çadırı alır ve onu ordugahtan uzak kurardı ve ona toplanma
çadırı denirdi. “ Bu çadır içinde Ahit Sandığı bulunurdu ve sadece
çadıra Levililer – Aaron(Harun) ve Musa yaklaşabilirdi başkası
yaklaşırsa ölürdü.” Bu çadır hem etrafı radyoaktivite den koruyor hem
meraklı gözlerden.
Tevrat : Exodus /çıkış : 40 : 34-38
“ O zaman ( Musa Rab’in dediği gibi Buluşma Çadırının düzenlenmesini
yapıp kendisi, ağabeyi Harun ve çocukları yıkanıp paklandıktan sonra
Rab’in gelişine hazır oldukları zaman ) bulut Buluşma çadırını kapladı
ve RAB bin görkemi konutu doldurdu. Musa buluşma çadırına giremedi çünkü
bulut her yeri kaplamış Rab ‘in görkemi konutu doldurmuştu. İsraililer
ancak bulut konutun üzerinden kalkınca göçerlerdi.Bulut oldukça
yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi . Böylece bütün
Yolculuklarında konutun üzerinde gündüzün Rab ‘in bulutu , gecede ateş
İsraillilere Yol gösterdi “
Ahit Sandığı hakkında söyleyebileceklerimiz az çok bu kadardır.
Daha
evvel yazdığımız gibi bundan takriben 2600 yıl evvel ahit sandığı
Kudüs’teki tapınağın Kalde kralı tarafından yıkılışı sonunda yok oldu..
Bugün durum nedir.?
Filistiler tarafından inek arabası ile Bet-Şemeş e ulaşan ve Levililere teslim edilen sandık Tevrat , I Samuel 7,1-2
“ Ve Kiryat yearim ahalisi geldiler . Ve Rabbin Sandığını çıkardılar ve
onu tepede olan Abinadab ‘ın evinin içine götürdüler, ve Rabbin
sandığını beklemek için oğlu Elezar’ takdis ettiler . Ve vaki oldu ki
sandığın Kiryat-yearim ‘e konduğu günden sonra çok vakit geçti ve yirmi
yıl oldu ve bütün Israil evi Rabbi özlediler. “
Sonra
İsrail ‘ in İlk Kralı Saul ‘un damadı Kral Davud yanında 30.000 kişi
alarak Kayın pederinin talimatı ile Allahın sandığını Baale-yahuda dan
çıkarmak için hareket ‘e geçti. Tevrat, II Samuel 6,1 –3-7
“ Ve Allah’ın sandığını yeni bir arabaya koydular,ve onu tepede olan
Abinadab ‘ ın evinden kaldırdılar. Oğulları Uzza ve Ahyu yeni arabayı
sürüyorlardı.......... ve Uzza Allah’ın sandığına elini uzatıp tuttu
çünkü öküzler tökezlemişti ve Uzza’ya karşı Rabb’in öfkesi alevlendi .
ve düşüncesizliği yüzünden Allah Onu orada vurdu.Orada Allah’ın
sandığının yanında öldü .
Sandık Kudüs’ e getirilir .Davut Sandığa sahip olmaktan çok onur duymaktadır. Fakat ne saraya koyar ne de ona tapınak yaptırır:
“ Ve Rabbin sandığını içeri getirdiler ve onun için Davut’un kurmuş olduğu çadırın ortasındaki yerine koydular.” Tevrat II samuel 6, 17
Sandık
Davut’un halefi Kral Süleyman ( m.ö. 965 – 926 ) yönetimine kadar
çadırda kaldı. Kral Süleyman Kutsalların Kutsalı Tapınağındaki özel
korunan bir odaya yerleştirdi. 300 yıl burada emniyete kaldı.
Tevrat . II Tarihler 35,3 .
“ Mukaddes sandığı İsrail Kıralı Davut’un oğlu Süleyman’ın yapmış
olduğu eve koyun; artık sizin omuzlarınızda yük olmayacaktır.”
Tahminlere göre sandık Kudüs ‘ün tahribatı ( m.ö. 597) sırasında kaybolmuştur.
Kalde Kralı II Nebukadnezar ( m.ö.605-562) Suriye den bir ordu göndererek (m.ö.597) yılında Kudüs ü ele geçirir.
Bu ara bu hücumun olacağını Peygamber Yeremya’ya Arş’u’ala
nın bir Meleği Tarafından önceden haberdar edilir. İşin ciddiyetini
kavrayan Yeremya Habeş dostu Ebedmelek de aralarında olmak üzere güçlü
kuvvetli birkaç kişi ile tapınağa girip oradaki Ahit sandığını ve
Musa’nın yanında taşıdığı diğer eşyaları dışarı gizlice çıkarırlar ve
şehir halkına görünmeden bir mağaraya gizlerler ve böylece Babil’ ilerin
eline düşmesine mani olurlar


Resmi dini yazılarda bundan sonra bir daha Ahit sandığından bahis olmamıştır.
Ancak
Hıristiyan dininde Resmi kitap olarak kabul edilmeyen yinede o eski
zamanlarda geçmiş Hadiseleri anlatan Apokrifa adı verilen bir sürü
yazıt vardır bunlara din adamları başvurdukları halde kitapları resmi
olarak kabul etmezler. Bunlardan olan II Makabiler 2,4-7
“ Ve aynı yazıda denir ki :
Peygamber Tanrı tarafından uyarılmış olarak çadıra ve sandığa
kendisiyle gelmelerini – Musa nın tırmanıp da Tanrının mirasını gördüğü
dağa– emreder. Ve Yeremya orada bir mağara kovuğu bulur, Çadırı –sandığı
, buhurdanlığı içeri kor ve kapıda durur.”

“ ruhbanlar Ahid sandığının orada olduğunu biliyorlardı “ Talmud,
Mişna. Bölüm 6,2(14) Ahit bir kere daha kaybolmuştur. 1910 da Parker
araştırma ekibi bölgeye gitmiş fakat eli boş dönmüştür. Ne gelmiş
olabilir Sandığın başına.

İşte Böyle m.ö 597 den beri yani az çok 2600 yıldır Ahid sandığı kayıptır.





Ahd-i Atik Sandukası hakkında tarihi kaynaklar incelendiğinde birçok bilgi ile karşılaşılmaktadır.

İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışlarından sonra
Hz. Musa kavmiyle beraber güvenlik içinde yaşayacakları yere doğru
yola çıktı; Tur Dağı'na doğru yöneldi. Çünkü Kuran'da bildirildiğine
göre orada Allah Hz. Musa ile "sözleşmişti". Bu sözleşme kırk günlük
bir süre için yapılmıştı, Hz. Musa dağda kırk gün kalacaktı.


Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona
bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye
tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et
ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (Araf Suresi, 142)


Hz. Musa kavminden ayrıldı ve tayin edilen
sürede Tur Dağı'na ulaştı. Bu süre içinde Hz. Musa Yüce Rabbimizin
Huzuruna çıkıp O’ndan, içinde her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli
bir açıklaması bulunan Levhaları aldı.


(Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim
risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.
Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol." Biz ona Levhalar'da her
şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:)
"Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle
sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).
(A’raf Suresi, 144-145)








Kutsal Meryem'in ebediyen bakire kaldığını öğreten
Ortodoks Kilise’si, Eski Antlaşma'da Tanrı'nın
varlığının bulunduğu antlaşma sandığı ile İncilci
Luka tarafından kaydedilen kutsal Meryem ile ilgili
anlatımlar arasında paralelliği vurgular. Antlaşma
sandığı, yaratılmış bir nesne olmasına rağmen,
yaratılmamış olanı içinde barındırmıştır. Benzer bir
şekilde, yaratılmış olan Meryem, yaratılmamış Tanrı
Sözünü taşımış ve O'na vücut vermiştir. Aziz Yusuf,
antlaşma sandığı gibi Meryem'in de Tanrı tarafından
seçildiğini ve özel bir göreve sahip olduğunu
anlamış, ve Meryem'in rahminin bir ölçüde tapınağa
dönüştüğünün bilincine varmıştır. Bu sebeplerle,
Yusuf ve Meryem hiçbir zaman ilişkiye girmemişlerdir.
(bunun içinde Isa çarmıhtaiken Meryem Anne’mizi
Yuhanna'ya emanet etti.

Eski Antlaşma'daki ahit sandığı ile kutsal Meryem
arasındaki benzerlikler:

1)
II. Samuel 6'da antlaşma sandığının Yahudiye'nin
dağlık bölgesine gittiği yazılıdır. İncilci Luka,
Meryem'in Mesih'e hamile kalır kalmaz (meleğin
müjdesinden sonra) aynı bölgeye yolculuk ettiğini
yazmıştır (1:39) Tıpkı ahit sandığı gibi, Meryem de
büyük sevinçle karşılanmıştır.

2)
Elizabet, Meryem'i selamlarken ahit sandığının
karşılanması esnasında kullanılan nadir bir ifade
kullanmıştır. Ahit sandığının ve Meryem'in girişi
sayesinde tüm ev halkı kutsanmıştır. Ahit sandığını
gören David'in tepkisi ile Meryem'i gören
Elizabet'in tepkisi neredeyse özdeştir. David: "Rabbin
sandığı bana mı geldi?" (II. Samuel 6:9) diye
sorarken, Elizabet: "Nasıl oldu da Rabbimin annesi
bana geldi?" diye sormuştur (Luka 1:43)

3)
Ahit sandığı ve Meryem, gittikleri yerde üç ay
kalmışlardır (II. Samuel 6:11 ve Luka 1:56).







ORTODOKS İNANÇ ve İBADETİNDE MERYEM ANA'YA VERİLEN
SIFATLAR

Ortodoks Kilise’si Rabbin annesine ve Tanrı'nın
yaratılmamış Sözünün insan bedeni alıp aramızda
yaşamasına aracılık eden Meryem'e büyük saygı ve
sevgi gösterir. Ortodoks ibadetinde ve özellikle
pazar ve bayram günlerinde kutlanan ilahi ayinde
Meryem'e atıfta bulunulur. Hayatlarımızı tüm
kutsallar ile birlikte Mesih Tanrı'ya sunduğumuz
duanın başlangıcında Meryem Ana'ya özel bir övgü
duası yer alır ve sık sık tekrarlanan bu duada
Meryem'i tanımlayan tüm özel sıfatlar kullanılır:



Τῆς Παναγίας, ἀχράντου, ὑπερευλογημένης, ἐνδόξου,
δεσποίνης ἡμῶν Θεοτόκου καὶ ἀειπαρθένου Μαρίας.....

1-
Panagia
(Kutsallarιn
Kutsalι):
Bu ifade tüm Ortodoks Hristiyanlar tarafından
benimsenip kullanılmıştır. Çünkü Meryem, Tanrı ile
özgür irade sahibi insan arasındaki işbirliğinin en
üstün örneğidir. "İşte Rabbin hizmetkarı, bu konuda,
bana dediğin gibi olsun" (Luka 1:38). ‘Dolayısıyla
Ortodokslar,Meryem’i kutlu olarak çağırırlar.Meryem
erdemli ve kutsal bir yaşam sürdürmüştür ve
Onιr,
kurtuluşa erenlerin ilki ;Oğlu’ndaki yeni insanlığın
annesi. Bazen Meryem'e "yeni Havva" da
denir; çünkü özgür iradesi ile Tanrı'nın isteğine
itaat ederek Eden Bahçesi'nde ilk Havva'nın
itaatsizliğini tersine çevirmiştir.



kutsiyetin modeli olarak ele alı


2-
Ahrandu
(Lekesiz, günahsız):
Ortodoks Kilise’si
Meryem'i lekesiz ve günahsız olarak tanımlar.
Meryem'in günah işleyebilme özgürlüğüne rağmen günah
işlememeyi seçtiğine inanır.


3-
İperevlogimeni
endoksu:
(Çok
kutsanmış
ve görkemli)
Ortodoks Kilise’si,
Tanrı
Oğlu
Yeshua'dan
dolayı
Tanrı'nın
annesi Meryem'i
onurlandırır.










4-
Theotokos
(Tanrı-doğuran/Tanrı'ya insan tabiatı veren):
Grekçe'den diğer dillere bazen "Tanrı'nın Annesi"
veya
“Tanrı
taşıyan’ şeklinde çevrilen bu sözcük Meryem'in,
Tanrı olan Logos'a insan vücudu ve tabiatı verdiğini
vurgulamaya yöneliktir çünkü o Oğul Tanrı’yı
rahminde taşımıştır ve Tanrı’nın Oğlu insani
doğasını ondan almıştır. Aziz Vaftizci Yahya’nın
annesi Elizabeth,bu gerçeği Meryem’i ‘’Rabbimin
annesi’’ olarak çağırdığında kabullenmiştir (Luka
1:43) Meryem kendisi ‘’Tüm kuşaklar beni kutlu
sayacak’’ demiştir (Luka 1:48). Efes Konsilli'ndeki
Kilise babaları ve İskenderiye'li Aziz Cyrillus,
sapkın Nestorius'un öğretilerine karşı Meryem'i "Tanrı-doğuran"
olarak adlandırmakta ısrar etmişlerdir; üstelik bunu
sadece Meryem'i onurlandırmak amacıyla
yapmamışlardır. Mesih'in Tanrısal kişiliği ile
bağlantılı gerçek ve doğru olan "Kelam'ın Vücut
bulması" doktrininin savunulması için Meryem'in
Theotokos olduğunu söylemek doğrudur.




5-
Aiparthenu
(Ebediyen
Bakire):
Ortodoks Kilise’sinin
öğterilerine
göre,
Meryem
ebediyen bakire kalmlιştιr.
Meryem,
Yeshua'nın
doğumundan
önce
bakire olduğu
gibi,
doğum
anında
ve hatta doğumdan
sonra ebediyen bakire kalmıştır.
Bu inanış ikonalarda Meryem'in omuzlarına ve alnına
yerleştirilen üç yıldız ile temsil edilir. Meryemîn
eşi Yusuf'un
ilk eşinden cocukları vardır bunlar Yeşuah'ın üvey
kardeşleridir. (Yahudilerde amca ,hala gibi birinci
derece kadar yakın akrabaların cocukları yani
kuzenlerde kardeş olarak adlandırılır).










NOT: Duada aynı zamanda Meryem Ana için
“despinis imon” sözcükleri kullanılır; bu ise
Meryem'in bir hanımefendi olarak görüldüğünü ifade
eder. Roma Katolik Kilisesi'nin kullandığı "Madonna"
sözcüğü de aynı anlamı taşır.




PANAGIA İLE BAĞLANTILI YORTULAR
Ortodoks Kilisesi, Kutsal Meryem'in hayatındaki
önemli olayları yortu (bayram)
olarak kutlar. Litürjik takvim, Meryem onuruna
kutlanan yortu ile başlar ve biter.

Theotokos'un (Tanrı-doğuran)
mucizeler yaratan ikonalarının yortu günleri ayrıdır.
Ortodoks dinsel takviminde Kutsal Meryem ile
bağlantılı kutlanan yortular şunlardır:



1) Kutsal Tanrı-doğuran'ın doğumu: 8 Eylül.
Ey Tanrı validesi, doğumun bütün dünyaya sevinci
müjdeledi. Çünkü adaletin güneşi olan Mesih senden
doğdu. Ve bereketi bağışladı, ölümü iptal etti ve
bize ebedi hayatı verdi.




Kutsal doğumunla ey temiz Meryem, Yovakim ve Anna
fakirliğin ayıbından kurtuldu, Adem ve Havva ölümün
fesadından kurtarıldı. Üzüntülerinden arınan
müminler bu kutsal günü “Kısır olan kadın,
hayatımızın gıdası olan Tanrı validesini doğurdu”
sesleriyle kutluyor.

2) Kutsal Tanrı-doğuran'ın tapınakta sunulması: 21
Kasım

Allah’ın sevincinin ve beşeri kurtuluş müjdesinin
başlangıcı olan Bakire, bugün Allah’ın tapınağında
aleni olarak görünmüştür. Herkese Mesih’i
müjdelemede öncü oldu. Yüksek bir sesle ona: “Sevin
ey Tanrı’nın kurtuluş tasarımının tamamlanışı” diye
haykıralım




Tertemiz tapınak, kurtarıcının tapınağı, paha
biçilmez yer ve Tanrı yüceliğinin tertemiz hazinesi.
Bu gün Rab’bin evine giriyor ve beraberinde Τanrı
Ruh’unun
nimetini geçiriyor. Allah’ın melekleri O’nu
yüceltiyor, çünkü o göksel şemsiyedir.



3) Mesih'in mucizevi doğumunun melek tarafından
Tanrı-doğuran'a bildirilmesi (Müjdeli Haber): 25
Mart.

Bugün kurtuluşumuzun başı ve çağlardan beri var olan
sırrın zuhurudur. Çünkü Allah’ın Oğlu,bakirenin oğlu
oluyor. Cebrail nimeti müjdeliyor. Bizlerde onunla
Tanrı validesine haykıralım: Sevin ey nimete eren
kız Rab seninledir.




Ben senin şehrinim ey Tanrı validesi. Sana yengi
sözleri yazıyorum ey koruyucu asker. Zorluklardan
kurtarıcı olarak sana karşı koyulmayan izzetinle
beni zorluklardan kurtar ki sana “Sevin Ey damadı
olmayan gelin” diye haykırayım.

4) Tanrı-doğuran'ın uyuması (bu dünyadan ayrılışı):
15 Ağustos.

Doğumunla bakireliği korudun ,ve ölümünle insanları
ihmal edip bırakmadın ey Tanrı Validesi. Çünkü sen
annesi olduğun için hayata intikal ettin şefaatinle
bizi ölümden kurtar.




Kurtarışlarda red edilmeyen ümit ve şefaatlerde
unutulmayan Tanrı Validesini mezar ve ölüm
zaptetmedi. Ama o Tanrı Annesi olduğu için, onun
ebedi bakire olan vücudundan beden alan onu hayata
nakletti.





Sina Dağı'nın eteklerinde imal edildiği
düşünülen ve Hz. Musa ile Hz. Harun'un vefatlarından sonra, onlardan
geriye kalan bazı eşyaların ve rivayetlere göre Tevrat'ın orijinal
nüshasının da içinde bulunduğu Kutsal Ahit Sandığı birçok el
değiştirdi.


Hz. Musa'nın vefatından sonra, İsrailogulları
yine isyan etmeye ve sapkınca yollar izlemeye başladılar. Azgınlık
yaparak Hz. Musa'nın öğrettiği dini terk etmeye yöneldiler. Bunun
ardından ise onlar için azap dolu bir dönem başladı. Pek çok
zorluklarla, zalim yöneticilerle karşı karşıya kaldılar. Çok büyük
zulümler gördüler. Yurtlarından çıkarılıp evlerinden sürüldüler. Ve
içinde bulundukları bu durumdan kendilerini, ne şirk koştukları
ilahlarının, ne mallarının, ne de atalarının kurtarabileceğini
anladılar. Bunun sonucunda da Allah'tan bu zalim yönetime karşı
mücadele etmek için bir yönetici istediler. Allah İsrailoğulları için
melik olarak Hz. Talut'u seçti. Ancak onlar büyüklenerek buna isyan
ettiler. Gereksiz bahaneler öne sürerek Allah'ın hükmüne nankörlük
etmeye kalkıştılar.

Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size
Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre
daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,
nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler.
O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve
bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah
(rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247 )


Allah onların bu itirazlarına karşılık, Hz.
Talut’un hükümran olduğunu çok açık bir delille, yanında bulunan Ahit
Sandığı'nın, diğer adıyla Tabut-u Sekinenin varlığı ile onlara
göstermiştir.

Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi:
"Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki)
onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve
Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer
inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır." (Bakara
Suresi, 248)


Ayette geçen “tabut” sözcüğü, sandık anlamına
gelmektedir. Bu sandık, içerisinde kutsal emanetlerin bulunduğu Ahit
Sandığı’dır. Ve Hz. Talut'un yanında bulunması da onun hükümdarlığının
alametidir. Yanında sandığın bulunması ile hükümranlığı açıkça
anlaşılan Hz. Talut, Calut'un ordusu ile savaşmıştır. Tarihi kaynaklara
göre bu savaş esnasında sandık zalim hükümdar Calut'un eline
geçmiştir. Ancak sayıca daha az olmalarına rağmen İsrailoğulları bu
savaşı kazanmışlardır. Bu savaşta Hz. Davud, Calut'u öldürmüştür,
böylece sandık da Hz. Davut'a geçmiştir.

Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye
uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi;
ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir
kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.
Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Bakara
Suresi, 251)


Hz. Davud, hem hükümdar, hem de Allah'ın
kendisine ilim verdiği bir peygamberdir. Hz. Davud döneminde Kudüs,
Birleşik Yahudi Krallığı’nın başkenti ilan edilmiş böylece Ahd–i Atik
Sandukası bu şehre taşınmıştır. Hz. Davut sandığı kendisinden sonra
hükümdar olan Hz. Süleyman’a emanet bırakmıştır.

Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabede
konulan sanduka, MÖ. 587 yılına kadar Beytülmakdis'te kaldı. Aynı yıl
içinde Babil İmparatoru Nabukadnetzar -Babil'in Asma Bahçeleri'ni
yaptıran kral- Kudüs'ü işgal etti. Burayı yerle bir ettirerek bu
bölgede yaşayan Yahudileri Babil’e ve diğer yakın şehirlere sürgüne
gönderdi. İşte o tarihten sonra Sandık kayboldu ve bir daha da izi
bulunamadı.







Aradan kırk yıl geçtikten sonra Yahudilerin
sürgünü bitti ve tekrar Kudüs’e döndüler. Bu tarihlerde de tapınağı
yeniden inşa ettirdiler ve sandukanın odasını boş bırakmak zorunda
kaldılar. O tarihten sonra yaklaşık 500 yıl ortadan kaybolan
sandukanın, tahrip edilemediği ve onu koruyan Levililer tarafından
mabedin altında hazırlanmış gizli bir bölmede saklandığı inancı
yayıldı. M.S. 70 yılında ise Roma valisi Titus'un Beytülmakdis'i
yıktırdıktan sonra bu yeraltı odasına da ulaştığı ve mabedin kutsal
eşyalarıyla birlikte sandukayı da Roma'ya götürdüğü varsayılmaktadır.
M.Ö 587 ile M.S. 70 yılları arasında Kudüs’te muhafaza edildiği kabul
edilen Sandık, bu tarihten sonra günümüze kadar bulunamadı.

İsrailoğullarının göçü sırasında bu sandık rahip
bilginler tarafından kafilenin önünde ilerleyecek şekilde taşınmıştır.
Ürdün nehri kıyısına gelindiğinde sandık sayesinde nehir ikiye
ayrılmış ve kafilenin geçmesine olanak sağlamıştır. Sandık taşınırken
hep bir perde arkasında saklı tutularak ve onu taşıyanların dahi
sandığı görmeleri engellenmiştir.

İsrailoğulları Filistinlilere karşı bir
savaşlarında büyü ya da benzeri şans getirici bir tılsım kullanmaya
kalktıkları için sandık ellerinden alınmış ve Filistinliler savaşı
kazanarak sandığı ele geçirmişlerdir. (İncil: Samuel 4:1-11) Daha sonra
Allah İsrailoğullarına Hz İşmuil’i göndermiş ve onun önderliğinde
savaşarak kaybettikleri izzeti kazanmalarını sağlamıştır.

_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: Geri: Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede   Perş. Şub. 10, 2011 1:24 am
























On Emir(
Klasik İbranice: Aseret ha-Dvarîm, İbranice: Aseret ha-Dibrot, Latince:
Decalogus), dini inanışa göre, Musa'ya Sina Dağı'nda Tanrı tarafından 2
taş tablet üzerinde verildiği söylenen bir dizi dini ve ahlaki yaptırımlardır. Emirler, Tevrat Çıkış (Exodus) / Bap 20'de yer almaktadırlar:
1 - Karşımda başka ilahların olmayacak.
2
- Kendin için oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde
olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın,
onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin.
3- Yehova'ın Rab'in ismini boş yere ağıza almayacaksın.
4
- Sebt gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün
işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün Allah'ın Rab'e
Sebttir. Sen ve oğlun ve kızın, kölen
ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş
yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün
şeyleri altı günde yarattı.
5 - Babana ve anana hürmet edeceksin.
6 - Katletmeyeceksin.
7 - Zina etmeyeceksin.
8 - Çalmayacaksın.
9 - Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin.
10
- Komşunun evine tamah etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine,
yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir
şeyine tamah etmeyeceksin.
Kuran'da 10 Emir

Evamir-i Aşere de denilen 10 emir, Kuran'da Bakara suresi 83-84. ayetlerde anlatılır:
83.
ayet: "Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: 'Allah'tan başkasına
ibadet etmeyin. Anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel
muamele edin, insanlara tatlı söz söyleyin,
namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin" demiştik. Sonra pek azınız
hariç sözünüzden döndünüz. Hala da yüz çevirmektesiniz."
84. ayet:
"Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden
çıkarmayın diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de
şahitlik edersiniz."
AHİT BOZULDU !!!Sene
2011 - İnsanoğlu ile Tanrı arasında yapılan antlaşma , varoluşundan
binlerce yıl sonra tamamen bozuldu. Tüm maddeleri teker teker ihlal
edilen antlaşmanın yerini KAN - ŞİDDET - TERÖR - ZULÜM VE ADALETSİZ bir dünya düzeni aldı.
Peki
ne olacak ? Şimdi ne olacak ?
Tanrı bu konuda defalarca söz
almamışmıydı ?
Defalarca bağışlamamışmıydı ?
Durmadınız, usanmadınız,
Ahiti ihlal etmekten vazgeçmediniz
! Ve işte sizin yarattığınız Kahpe dünya ? Ahit yerle yeksan oldu.
Peki
ya şimdi ?
Yaptıklarınız yanınıza kar mı kalacak, ne sanıyorsunuz ?
Değersiz ve aciz hayatınızla yeryüzüne hükümdar mı oldunuz ?
Yanılıyorsunuz...HESAP VAKTİ GELDİ...Tanrının
vaadi ve hesap vakti çok yakın... Tarihin derinliklerinde gömülü ve
arkalarında iz bile bırakmadan Helak edilen binlerce kavim şahittir ki
sizin de sonunuz yakın... Eyy Zalimler
ordusu, yeryüzündeki hiçbir sığınağın veya hiçbir kuvvetin sizi ondan
koruyamayacağı ADALET GÜNÜNE hazır olun... O gün ki , şu an kendini ilah
zannedenler, peygamber ilan edenler, padişah kesilenler, kul hakkı yiyenler tüm yetkilerini kaybedecekler...
Yüreği temiz sevgi dolu olanlar korkmasın, onlara uzanacak bir el olmayacak...
Güzel günler çok yakın, ADALET GÜNÜ çok yakın...
Hazır olun...
Yeni Çağ başlıyor...
MAİDE SURESİ35
Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na
varmaya vesîle arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa
erebilesiniz.
36
Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı
kendilerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini
fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: KUTSAL KİTAPLARDA BARIŞA VE HOŞGÖRÜYE DAVET    Perş. Şub. 10, 2011 2:18 am

KUTSAL KİTAPLARDA BARIŞA VE HOŞGÖRÜYE DAVET




Allah'ın kullarına bir hidayet rehberi olarak gönderdiği hak kitaplarında sevgiye, barışa, hoşgörüye ve adalete dayalı bir toplum modeli tarif edilmektedir.
Örneğin Allah Maide Suresi'nde Yahudilere indirilen Tevrat'ın insanlar için bir yol gösterici olduğunu bildirmektedir:
\

Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik.
Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.)...
(Maide Suresi, 44)


Tevrat'taki bu İlahi emirlerin bir kısmını bugün de Eski Ahit'te bulmak mümkündür.
Eski Ahit'te de insanlar kötülük yapmaktan, zorbalıktan, hırsızlıktan, rüşvetten, sahtekarlıktan, zalimlikten men edilmekte, hep güzel ahlaka yönlendirilmektedirler.
Nitekim Allah Araf Suresi'nde şu şekilde bildirmektedir:

(Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.
Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.
" Biz ona Levhalar'da herşeyden bir öğüt ve herşeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki, en güzeliyle sarılsınlar.
Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).
(Araf Suresi, 144-145)

İsrailoğulları'nın kutsal kitabının pek çok bölümünde güzel ahlak detaylı olarak ve çeşitli örnekler verilerek tarif edilmektedir.
Birçok bölümde de şiddetin, zorbalığın yerildiği, şiddeti yol edinenlerin lanetlendiği ifadeler bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını aşağıda inceleyeceğiz.



ESKİ AHİTTEN VE İNCİL’DEN TERÖRÜ LANETLEYEN, SEVGİYİ VE BARIŞI TEŞVİK EDEN AÇIKLAMALAR

Şiddet ve Zorbalığın Her Türlüsü Yasaklanmıştır


Eski Ahit'te kötülük yapanların ve insanlar arasında kötülüğün yayılmasını isteyen kişilerin alacağı karşılık detaylı olarak tarif edilmekte, insanlar bu kişilerin yolunu izlememe konusunda uyarılmaktadırlar.
Öfkeye kapılıp insanlara zarar vermek, onları doğru yollarından uzaklaştırmak, kan dökmek, bir kişiyle çekişmek Allah'ın hoşlanmadığı ve yasakladığı hareketler olarak anlatılmaktadır. Allah şerrin ve zorbanın ardından gidenleri şiddetle lanetlemekte ve bu kişilerin asla selamet bulamayacaklarını bildirmektedir.
Eski Ahit'te yer alan bazı açıklamalar şu şekildedir:

Simeon ve Levi kardeştirler; zorbalık silahları onların kılıçlarıdır.
Ey canım, sen onların meclislerine girme; ey izzetim, sen onların cemiyetleriyle birleşme; çünkü onlar öfkelerinde adam öldürdüler; ve kızgınlıklarında sığırlar topal ettiler. Onların öfkesi lânetli olsun, çünkü o vahşi idi; onların gazabı lânetli olsun, zira gaddardı;
(Tekvin, Bap 49, 5-7)

... Kötüler çalkalanan deniz gibidirler; çünkü o rahat duramaz ve onun suları dışarı çamur ve kir atar. Allah'ım diyor: Kötülere selâmet yoktur.
(Yeşaya, Bap 57, 20-21)

Ey İsrail oğulları... memlekette hakikat ve iyilik ve Allah bilgisi yok. Lânet ve yalan ve adam öldürme ve hırsızlık ve zinadan başka bir şey yok; zorbalık ediyorlar, ve kan üzerine kan dökülüyor.
Bundan ötürü memleket yas tutacak ve onda oturan herkes, kır hayvanları ve göklerin kuşları da zebun düşecek; ve denizin balıkları bile ortadan kaldırılacak. Ancak kimse çekişmesin ve kimse azarlamasın; çünkü kavmin kâhinle çekişenIer gibidir.
(Hoşea, Bap 4, 1-4)

Gilead fesat işleyenlerin şehridir; kan izleriyle doludur. Haydut çeteleri adam bekledikleri gibi, kâhinler takımı Şekem'e giden yoIda adam öldürüyorlar; gerçek onlar hayasızlık ettiler. (Hoşea, Bap 6, 8-9)

Merhametli adam kendi canına iyilik eder; fakat gaddar adam kendi etine işkence eder... Salâhta sabit olan hayata erer; ve şerrin ardınca giden kendi ölümü için eder... Emin ol, şerir adam suçsuz tutulmaz; fakat salihlerin zürriyeti kurtulacaktır.
(Süleyman'ın Meselleri,
Bap 11, 17-21)

Yaramaz adam şer çukurunu kazar; ve onun dudaklarında sanki yakan ateş vardır.
Eğri adam kavga salar; ve çekiştirici adam yakın dostları ayırır.
Zorba adam arkadaşını ayartır ve onu iyi olmayan yolda yürütür...
Geç öfkelenen adam yiğitten iyidir... (Süleyman'ın Meselleri,
Bap 16, 27-32)
Rab kötülerden uzaktır...
(Süleyman'ın Meselleri, Bap 15, 29)

Eski Ahit'te kötülük yapanların, insanlara zorbaca davrananların, gaddarların, şerirlerin yaptıkları zulüm detaylı olarak tarif edilmekte, yaptıklarının karşılığını mutlaka alacakları belirtilmektedir.
Ancak bunun yanı sıra eğer yaptıklarından geri döner, tevbe edip Allah'ın dinine uyarlarsa artık iyi bir insan olarak kabul edilecekleri de bildirilmektedir. Bu konuyla ilgili açıklamalar şu şekildedir:


Fakat siz: Rabbin yolu doğru değil, diyorsunuz. Ey İsrail evi, şimdi dinleyin: Benim yolum mu doğru değil? Doğru olmayan sizin yollarınız değil mi?
Salih adam salâhından döner ve kötülük eder ve onlarda ölürse, işlemiş olduğu kötülükte ölür.
Kötü adam da işlemiş olduğu kötülükten döner ve hak olanı ve doğru olanı yaparsa, o adam canını yaşatır.
Madem ki görüyor ve işlediği bütün günahlardan dönüyor, elbette yaşayacak, ölmeyecektir. Ancak İsrail evi: Rabbin yolu doğru değil, diyorlar.
Ey İsrail evi, Benim yollarım mı doğru değil?


Doğru olmayan sizin yollarınız değil mi? Bundan dolayı, ey İsrail evi, size, herkese kendi yollarına göre hükmedeceğim, Rab Yehova'nın sözü.
Dönün ve kendinizi bütün günahlarınızdan döndürün de, fesat sizi helâke düşürmesin.
İşlemiş olduğunuz günahların hepsini üzerinizden atın ve kendinize yeni yürek ve yeni ruh yapın; ve niçin ölesiniz, ey İsrail evi? Çünkü ölen adamın ölümünden ben zevk duymam, Rab Yehova'nın sözü; öyle ise, dönün de yaşayın.
(Hezekiel, Bap 18, 25-32)

Rab şöyle diyor: ... size karşı bir düzen düşünmekteyim; şimdi her biriniz, kendi kötü yolunuzdan dönün ve yollarınızı ve işlerinizi ıslâh edin. Fakat onlar diyor: Boşuna; çünkü biz düzenlerimizin ardınca yürüyeceğiz ve her birimiz kötü yüreğimizin inatçılığına göre işleyeceğiz. (Yeremya, Bap 18, 11-12)

Bugüne kadar belki de yüz binlerce insanın hayatına mal olan terör eylemlerinin görünürde birçok sebebi olabilir.
Ancak unutulmamalıdır ki asıl sebep, bu eylemleri gerçekleştiren insanların dinin getirdiği güzel ahlaktan uzak olmaları ve Allah'tan gereği gibi korkmamalarıdır.

...
Atalarınız gibi olmayın; önceki peygamberler onlara çağırıp dediler: Orduların Rabbi şöyle diyor: Şimdi kötü yollarınızdan ve kötü işlerinizden dönün; fakat onlar işitmediler ve beni iyi dinlemediler... (Zekarya, Bap 1, 3-4)

Tevrat'ta Zorbalıktan Sakınmak


Kötü insan yaşamı boyunca kıvranır, zorbaya ayrılan yıllar sayılıdır.
(Eyüp, 15:20)
Allah, gücüyle zorbaları yok eder, harekete geçince zorbaların yaşama umudu kalmaz. (Eyüp, 24:22)
Kötülüğü kendi başına gelecek, zorbalığı kendi tepesine inecek.
(Mezmurlar, 7:16)
Rab doğru insanı sınar, kötüden, zorbalığı sevenden tiksinir.
(Mezmurlar, 11:5)
Zorbalığa güvenmeyin, yağma malla övünmeyin; varlığınız artsa bile, ona gönül bağlamayın.
(Mezmurlar, 62:10)
İyi insan ağzından çıkan sözler için ödüllendirilir, ama hainlerin soluduğu zorbalıktır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 13:2)
Zorba kişi başkalarını ayartır ve onları olumsuz yola yöneltir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 16:29)
Kötülerin zorbalığı kendilerini süpürüp götürür, çünkü doğru olanı yapmaya yanaşmazlar.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:7)
Eylemleri kötü eylemlerdir, elleri zorbalığın araçlarıdır. Ayakları kötülüğe koşar, çekinmeden suçsuz kanı dökerler.
Akılları fikirleri hep kötülükte, şiddet ve yıkım var yollarında. Esenlik yolunu bilmezler, izledikleri yolda adalet yoktur. Kendilerine çarpık yollar yaptılar, o yoldan gidenlerin hiçbiri esenlik nedir bilmez.
(Yeşaya, 59:6-Cool
Ama doğru yolda yürüyüp doğru dürüst konuşan, zorbalıkla edinilen kazancı reddeden, elini rüşvetten uzak tutan, kan dökenlerin telkinlerine kulak vermeyen, kötülük görmeye dayanamayan, yükseklerde oturacak. Ekmeği sağlanacak, hiç susuz kalmayacak.
(Yeşaya, 33:15-16)
Egemen Rab şöyle diyor: "Yeter artık... Zorbalığı, baskıyı bırakın. Adil ve doğru olanı yapın..."
(Hezekiel, 45:9)
Bütün insanlar ve hayvanlar çula sarınsın. Herkes var gücüyle Allah'a yakararak kötü yoldan, zorbalıktan vazgeçsin.
(Yunus, 3:Cool
Uluslar bunu görünce yaptıkları bunca zorbalıktan utanacaklar. Elleriyle ağızlarını kapayacak, kulaklarını tıkayacaklar.
(Mika, 7:16)
... "Giysisinin üstüne bir de zorbalığı kuşanan kişiden de nefret ederim." böyle diyor herşeye egemen Rab. Bunun için kendinize dikkat edin ve ihanet etmeyin.
(Malaki, 2:16)
Rab, "Onlar doğruluk nedir bilmiyorlar" diyor, "Saraylarına zorbalık ve çapul yığmışlar." (Amos, 3:10)



İnsanlara Zarar Verilmesi Yasaklanmıştır


Eski Ahit'te insanlara zarar vermemekle, cinayet işlememekle, insanlar arasında adaletle hükmetmekle, haksızlık yapmamakla ilgili de pek çok emir bulunmaktadır.
Katletmeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Çalmayacaksın. Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin. Komşunun evine tamah etmeyeceksin...
(Çıkış, Bap 20, 13-17)
Hükümde haksızlık etmeyeceksiniz... ve kudretlinin hatırına itibar etmeyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin. Kavminin arasında çekiştiricilik edip gezmeyeceksin; komşunun kanına karşı ayağa kalkmayacaksın; Ben Rab'ım... Öç almayacaksın ve kavminin oğullarına kin tutmayacaksın; ve komşunu kendin gibi seveceksin; Ben Rab'ım.
(Levililer, Bap 19, 15-18)
Allah'ın Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu memleketinin içinde suçsuz kan dökülmesin ve senin üzerine kan olmasın.
(Tesniye, Bap 19, 10)
Ölüme götürülenleri kurtar ve öldürülmeye sendeleyerek gidenleri esirge. İşte, bunu bilmiyorduk, dersen; Yürekleri tartan anlamaz mı?
Ve senin canını koruyan bilmez mi?...
(Süleyman'ın Meselleri, Bap 24, 11-12)

İnsanlara İyilikle Davranmak Emredilmiştir

Yine Tevrat'ta insanlar arasında kardeşliğin yaygınlaşmasını, sevgiyi, fedakarlığı, tevazuyu emreden pek çok açıklama bulunmaktadır.
Yahudiler de aynı Müslümanlar ve Hıristiyanlar gibi insanlara güzellikle davranmakla, iyilik yapmakla, doğruluktan asla sapmamakla, ılımlı ve yumuşak huylu olmakla, hoşgörülü ve affedici olmakla emrolunmuşlardır.
Bu tavsiyelerden bazıları şunlardır:

Kendiniz için doğrulukla ekin, iyiliğe göre biçin... Kötülük ektiniz, fesat biçtiniz; yalanın meyvasını yediniz; çünkü kendi yoluna, yiğitlerinin çokluğuna güvendin...
Kendilerini kapıda azarlayan adamdan nefret ediyorlar ve doğrulukla söyleyenden ikrah ediyorlar. Bundan ötürü, madem ki fakiri ayak altına alıyorsunuz ve ondan buğday hediyeleri koparıyorsunuz; yontulmuş taştan evler yaptınız, fakat onlarda oturmayacaksınız... Çünkü cinayetlerinizin çok ve suçlarınızın ağır olduğunu biliyorum, ey salihi sıkıştıranlar, rüşvet alanlar ve kapıda yoksulların hakkını saptıranlar! Bundan dolayı akıllı adam bu vakitte susacaktır; çünkü vakit kötüdür. Kötülüğü değil, iyiliği arayın ki, yaşayasınız; ve böylece Rab, orduların Allah'ı, dediğiniz gibi sizinle beraber olur. Kötülükten nefret edin ve iyiliği sevin ve kapıda hakkı pekiştirin...
(Amos, Bap 5, 10-15)

Tevratta İyilikte Bulunmak, Kötülükten Sakınmak

Kötülükten sakının, iyilik yapın; esenliği amaçlayın, ardınca gidin.
(Mezmurlar, 34:14)
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.
(Zekeriya, 7:10)

Kötülüğe değil, iyiliğe yönelin ki yaşayasınız; böylece dediğiniz gibi, Rab, herşeye egemen Allah sizinle olur. (Amos, 5:14)

Kötülükten kaç, iyilik yap; sonsuz yaşama kavuşursun. (Mezmurlar, 37:27)

Kendini bilge biri olarak görme, Rab'den kork, kötülükten uzak dur. Böylece bedenin sağlık ve ferahlık bulur.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 3:6-Cool

İyiliği amaç edinen beğeni kazanır, kötülüğü amaç edinense kötülüğe uğrar. Doğru kişinin işleri yaşam ağacının meyvesine benzer, bilge kişi insanları kazanır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:27, 30)

Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:22)

Kötülükten nefret edin, iyiliği sevin...
(Amos, 5:15)

Bilge kişi korktuğu için kötülükten uzaklaşır, akılsızsa büyüklük taslayıp kendine güvenir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:16)

Günah fısıldar kötü insana, yüreğinin dibinden: Allah korkusu yoktur onda. Kendini öyle beğenmiş ki, suçunu görmez, ondan tiksinmez. Ağzından kötülük ve yalan akar, akıllanmaktan, iyilik yapmaktan vazgeçmiş. Yatağında bile fesat düşünür, olumsuz yolda direnir, reddetmez kötülüğü.
(Mezmurlar, 36:1-4)

Sen Rab'be güven, iyilik yap, ülkede otur, sadakatle çalış.
(Mezmurlar, 37:3)

Yüreğim kötülüğe eğilim göstermesin, suç işleyenlerin fesadına bulaşmayayım... Doğru insan bana vursa, iyilik sayılır, azarlasa, başa sürülen yağ gibidir, başım reddetmez onu. Çünkü duam hep kötülere karşıdır.
(Mezmurlar, 141:4-5)

Yoksula acıyan kişi Rab'be ödünç vermiş olur, yaptığı iyilik için Rab onu ödüllendirir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 19:17)

Doğru kişiye iyilik göreceğini söyleyin. Çünkü iyiliklerinin meyvesini yiyecek. Vay kötülerin haline! Kötülük görecek, yaptıklarının karşılığını alacaklar.
(Yeşaya, 3:10-11)

Bu yüzden, ey kral, öğüdümü benimse: Doğru olanı yaparak günahından, düşkünlere iyilik ederek suçlarından vazgeç. Olur ya, gönencin uzun sürer.
(Daniel, 4:27)

... Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı... Kötü kişiler var. Kuş avlamak için pusuya yatanlar gibi tuzak kuruyor, insan yakalıyorlar. Kuş dolu bir kafes nasılsa, onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular, semirip parladılar, yaptıkları kötülüklerle sınırı aştılar. Kazanabilecekleri halde öksüzün davasına bakmıyor, yoksulun hakkını savunmuyorlar.
(Yeremya, 5:25-26)

İnsanlar Güzel Ahlaka Davet Edilmişlerdir


Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak ve merhameti sevmek ve Allah'ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka Rab senden ne ister? (Mika, Bap 6, Cool

Ne vakte kadar haksız hüküm vereceksiniz ve kötülere saygı göstereceksiniz? Zayıfın ve yetimin davasını görün; düşküne ve yoksula adalet edin. Zayıfı ve fakiri çekip kurtarın; onları kötüler elinden azat edin.
(Mezmurlar, Bap 82, 2-4)

Doğruların kemali kendilerine yol gösterir; fakat hainlerin sapıklığı kendilerini helâk eder. Gazap gününde mal işe yaramaz; fakat salâh ölümden kurtarır. Kâmil adamın salâhı kendi yolunu doğrultur; fakat kötü adam kendi kötülüğü ile düşer. Doğruların salâhı kendilerini kurtarır; fakat hainler kendi fesatları ile tutulurlar.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 3-6)

Salihlerin isteği ancak iyiliktir; fakat kötülerin beklediği gazaptır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 23)
İyiliği gayretle arayan lûtuf bulur; fakat şer onu arayanın başına gelir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 11, 27)
Rab kötü adamın yolundan ikrah eder; fakat salâhın ardınca gideni sever.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 15, 9)
İnayet ve hakikatla fesat örtülür; ve insan Rab korkusu ile şerden ayrılır. Adamın yolları Rabbe makbul olunca, düşmanlarını bile kendisi ile barıştırır. Salâhla olan az şey, haksızlıkla olan büyük iratlardan iyidir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 16, 6-Cool

Şerden ayrılmak doğru adamların büyük yoludur...
(Süleyman'ın Özdeyişleri i, Bap 16, 17)
Şerir adamlara imrenme; ve onlarla beraber olmaya arzu çekme. Çünkü onların yürekleri zorbalık tasarlar ve dudakları kötülük söylerler.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 24, 1-2)
Ey kötü adam, salihin oturduğu yere karşı pusu kurma; onun yurdunu yıkma; çünkü salih yedi kere düşer de, yine kalkar; fakat felâkette kötüler yıkılırlar. Düşmanın yıkılınca sevinme, düştüğü zaman yüreğin mesrur olmasın; yoksa Rab bunu görür... Kötülük edenlerden ötürü kızma; kötü adamlara da imrenme; çünkü şerir adamın sonu gelmez...
(Süleyman'ın Özdeyişleri, Bap 24, 15-20)

Barış Yanlısı Olmak Emredilmiştir


Yahudiler de aynı Müslümanlar gibi savaş çıkmasını engellemeyi ve öncelikle barış sağlamayı amaçlamakla emrolunmuşlardır.
Eski Ahit'e ve İncil'e göre bir Hıristiyanın nasıl bir ahlaka sahip olmasının gerektiğinin anlatıldığı "Hıristiyan Ahlakı" isimli eserde bu durum "Kutsal Kitap'ta bahsi geçen çatışmaların kendilerini korumak gibi bir nedeni bulunmaktadır."25 şeklinde özetlenmektedir. Bir savaş durumunda savunmasız çocuklara zarar vermek ise yasaklanmıştır.
Ve vaki oldu ki, kırallık kendi elinde (İsrail Kıralı Yoahaz'ın oğlu Yoaşin) pekişince, babası kıralı vurmuş olan kullarım vurdu; fakat Musa'nın şeriat kitabında yazılı olduğu gibi vuranların çocuklarını öldürmedi, nasıl ki, Rab: Babalar oğulları için öldürülmeyecekler ve oğullar babalar için öldürülmeyecekler...
(2. Krallar, Bap 14, 5-6)

Tevrat'ta Barış ve Dostluğa Verilen Önem

Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.
(Yasa'nın Tekrarı, 20:10)
Ne iyi, ne güzeldir, birlik içinde kardeşçe yaşamak! (Mezmurlar, 133:1)
... Bütün krallıkları Süleyman yönetiyordu. Her tarafta barış vardı. (1. Krallar, 4:24)
Kötülük tasarlayanın yüreği hileci, barışı öğütleyenin yüreğiyse sevinçlidir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 12:20)
Kötülükten sakının, iyilik yapın; esenliği amaçlayın, ardınca gidin. (Mezmurlar, 34:14)
... Bizi yaratan aynı Allah değil mi? Öyleyse neden atalarımızın yaptığı antlaşmayı bozarak herkes kardeşine ihanet ediyor?
(Malaki, 2:10)

Bunun üzerine önderlerimiz ve ülkemizin bütün halkı bize şöyle dediler: "Onları karşılamak için yanınıza yiyecek alıp yola çıkın... Bizimle bir barış antlaşması yapmanızı istiyoruz." deyin. (Yeşu, 9:11)
Yeşu da onları sağ bırakacağına söz verip onlarla bir barış antlaşması yaptı. Topluluğun önderleri de antlaşmaya bağlı kalacaklarına ant içtiler.
(Yeşu, 9:15)
Ardından bütün topluluk... aracılar göndererek barış yapmayı önerdi.
(Hakimler, 21:13)
Rab, verdiği söz uyarınca, Süleyman'a bilgelik verdi. Süleyman'la Hiram arasında barış vardı. Aralarında bir antlaşma yaptılar.
(1. Krallar, 5:12)
... "Nasıl olsa yaşadığım sürece barış ve güvenlik olacak" diye düşünüyordu. (2. Krallar, 20:19)
... Ülke onun yönetimi altında barış içinde yaşadı.
(2. Tarihler, 14:5)
... Ülkesi ise barış içindeydi. Çünkü Allah'ı her yandan onu esenlikle kuşatmıştı.
(2. Tarihler, 20:30)
Yetkin adamı gözle, doğru adama bak, çünkü yarınlar barışseverindir. (Mezmurlar, 37:37)
Ben barış yanlısıyım, ama söze başladığımda, onlar savaşa kalkıyor!
(Mezmurlar, 120:7)
Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.
(Yeşaya, 14:7)
Sana tunç yerine altın, demir yerine gümüş, ağaç yerine tunç, taş yerine demir getireceğim. Barışı yöneticin, doğruluğu önderin yapacağım.
(Yeşaya, 60:17)
... Savaş yayları kırılacak. Kralınız uluslara barışı duyuracak... (Zekeriya, 9:10)
"Bu adamlar bize dostluk gösteriyor" dediler, "Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de..."
(Yaratılış, 34:21)
... Davut'a beslediği derin sevgiden ötürü, onunla bir dostluk antlaşması yaptı. (1. Samuel, 18:3)
Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın ve Rab seni ödüllendirir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 25:21-22)
İftira etmez, dostuna zarar vermez, komşusuna kara çalmaz böylesi. (Mezmurlar, 15:3)
Dostuyum bütün Senden korkanların, koşullarına uyanların. (Mezmurlar, 119:63)
Dost her zaman sever, kardeş sıkıntılı günde belli olur. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 17:17)
... Allah'ından kork ki, kardeşin yanında yaşamını sürdürebilsin. (Levililer, 25:36)
Aranızda yaşayan bir kardeşin yoksullaşır, kendini köle olarak sana satarsa, onu bir köle gibi çalıştırmayacaksın. (Levililer, 25:39)
Ayrıca yargıçlarınıza, "Kardeşleriniz arasındaki sorunları dinleyin" dedim... Davalarda adaletle karar verin. (Yasa'nın Tekrarı, 1:16)
Borçları bağışlama işini şöyle yapacaksınız: Her alacaklı, komşusunun borcunu bağışlayacak. Borcun ödenmesi için komşusunu ya da kardeşini zorlamayacak... (Yasa'nın Tekrarı, 15:2)
Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eli açık davranmanızı buyuruyorum.
(Yasa'nın Tekrarı, 15:11)
... İğrenmeyeceksiniz. Onlar kardeşinizdir... (Yasa'nın Tekrarı, 23:7)
Yolları sevinç yollarıdır, evet, bütün yolları esenliğe çıkarır.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 3:17)
Doğruluğun ürünü esenlik, sonucu, sürekli huzur ve güven olacaktır. Esenlik dolu evlerde, güvenli ve rahat yerlerde yaşayacak.
(Yeşaya, 32:17-18)
". Kent kapılarınızda esenliği sağlayan gerçek adaletle yargılayın, yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın. Çünkü Ben bütün bunlardan nefret ederim." böyle diyor Rab. Herşeye egemen Rab bana yine seslendi: Herşeye egemen Rab diyor ki, ". Bu nedenle gerçeği ve esenliği sevin." (Zekeriya, 8:16,)
. İşte bütün dünya esenlik ve güvenlik içinde! (Zekeriya, 1:11)
... "Huzur bulsun Seni sevenler! Surlarına esenlik, saraylarına huzur egemen olsun!" Kardeşlerim, dostlarım için, "Esenlik olsun Sana!" derim.
(Mezmurlar, 122:6-8

Eski Ahit'e Göre Din Ahlakının Hakim Olduğu Ortam


Müslümanlık'ta olduğu gibi Yahudilik'te de insanlara örnek bir toplum modeli sunulmaktadır. Allah'ın insanlara rehber olarak gönderdiği elçiler, Allah'a olan güçlü imanları, güzel ahlakları ve Allah'ın ayetlerini uygulamadaki titizlikleriyle insanlara en güzel örnektirler. Bu nedenle iman edenlerin öncelikle yapmaları gereken şey, peygamberlerin ahlaklarını kendilerine örnek almak ve onlar gibi bir yaşam sürmeye çalışmak olmalıdır. Din ahlakının insanlara kazandırdığı tüm güzel ahlak özelliklerinin insanlar arasında yaygınlaşması dünya üzerinde cennet benzeri bir ortam oluşturacaktır. Böyle bir toplumda terör ve anarşi belası ortadan kalkacaktır.
Çünkü Allah'tan korkan iman sahipleri O'nun emirlerine olan titizliklerinden dolayı her türlü bozgunculuktan, itaatsizlikten şiddetle kaçınacak, dünya barışla, hoşgörüyle, ılımlı ve anlayışlı insanlarla dolacaktır.
Eski Ahit'te de din ahlakının hakim olduğu hayatın nasıl olacağı bazı örneklerle tarif edilir. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
Ozaman adalet çölde sakin olacak; ve doğruluk semereli tarlada oturacak. Ve doğruluğun işi selâmet olacak; ve doğruluğun semeresi ebedî susma ve güvenme olacak. Ve kavmim selâmet yurdunda ve emniyetli meskenlerde ve rahat yerlerinde oturacak.
(İşaya, Bap 32, 16-18)
Çöl ve kurak yer mesrur olacak; ve bozkır sevinecek ve nergis gibi çiçeklenecek. Bol bol çiçeklenecek ve sevinçle ve terennümle sevinecek...
Rabbin izzetini, Allah'ımızın haşmetini görecekler. Zayıf elleri kuvvetlendirin ve sarsak dizleri pekiştirin. Yürekleri korkak olanlara deyin: Kuvvetlenin, korkmayın... O zaman körlerin gözleri açılacak, sağırların da kulakları açılacak. O zaman topal adam geyik gibi sıçrayacak ve dilsizin dili terennüm edecek; çünkü çölde sular ve bozkırda seller fışkıracak.
(İşaya, Bap 35, 1-6)
Hakla yürüyen ve doğru söyleyen, gadr ile olan kazancı hor gören, rüşvet almaktan ellerini silken, kan dökme sözünü işitmeye kulak tıkayan ve kötülüğü görmemek için gözlerini yuman; yüksek yerlerde o oturacak; kaya hisarları onun yüksek kulesi olacak; ekmeği verilecek; suyu emin olacak.
(İşaya, Bap 33, 15-16)
... Kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek ve ezilmiş olanları hür olarak koyvermek ve her boyunduruğu kırmak, Benim seçtiğim oruç bu değil mi? Kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek ve çıplağı görünce üstünü örtmek ve kendi etinden olandan kaçınmamak değil mi? O zaman ışığın tan gibi doğar ve yaran çabuk et sürer ve senin önünden kendi salâhın yürür; Rabbin izzeti dümdarın olur.
O zaman imdada çağıracaksın ve Rab cevap verecek; feryat edeceksin ve: İşte, buradayım, diyecek. Eğer boyunduruğu, parmak uzatmayı ve fesat söylemeyi ortanızdan kaldırırsan; ve canının çektiği şeyi aç olana verirsen ve alçaltılmış canı doyurursan; o zaman karanlık içinde ışığın doğacak ve koyu karanlığın öğle vakti gibi olacak.
(İşaya, Bap 58, 6-10)

Yeni Ahit'ten İnsanlara Sevgi ve Barış Dolu Bir Dünya İçin Tavsiyeler


Eski Ahit'te olduğu gibi, Hıristiyanların kutsal kitabı olan Yeni Ahit'te, yani İncil'de de, insanların zulüm ve bozgunculuktan men edildiği birçok açıklama bulunmaktadır. İnsanlar her zaman için affediciliğe, barışa, hoşgörü ve uzlaşıya davet edilmektedir.
Bu nedenledir ki, Hıristiyanlık ılımlı, anlayışlı, sevecen, kavga ve çatışmadan uzak bir insan modeli öngörür.
Hz. İsa'nın indirdiği dini izleyen ve onun güzel ahlakını kendilerine örnek alan Hıristiyanların bu ahlakları Kuran'ın Hadid Suresi'nde şu şekilde bildirilir:

Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık...
(Hadid Suresi, 27)


Hıristiyanlığın bu olumlu ahlakı, İncil'deki hükümlere dayanmaktadır. Hıristiyanlar İncil açıklamalarıyla kötülüğe karşı iyilikle cevap vermeye, insanları karşılıksız sevmekle ve ihtiyaç içinde olanlara karşılıksız yardım etmekle emrolunmaktadırlar. Hatta Yeni Ahit'te iman edenlerin Rabbimize ve iman edenlere karşı duydukları "karşılıksız sevgiyi" anlatmak için özel bir kelime kullanılmaktadır. Hıristiyan ahlakının anlatıldığı bir eserde bu durum şöyle anlatılır.

"Agape" (İncil'de) en çok kullanılan sevgi sözcüğüdür
(116 kez) Agape her zaman veren ve hiçbir zaman karşılığı beklemeyen sevgidir. Örneğin "... Allah'ın Rabbi tüm yüreğinle, tüm canınla, tüm anlayışınla seveceksin. En önemli olan ve başta gelen buyruk budur. İkincisi de bununla eşit değerdedir: İnsan kardeşini kendin gibi seveceksin." (Matta, Bap 22, 37-39) açıklamasında sevgi kelimesinin geçtiği yerde "agape" kullanılmaktadır. Yani karşılıksız sevgi.26

Aşağıda İncil'de insanları kötülükten ve kan dökmekten sakındıran, güzel ahlaka teşvik eden bazı bölümlere yer verilecektir.

Karşılıksız Sevmek, Şefkatli ve Merhametli Olmak


Size yeni bir buyruk bildiriyorum: Birbirinizi sevin. Tıpkı Benim sizleri sevdiğim gibi, siz de birbirinizi sevin.
(Yuhanna, Bap 13, 34)
Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın. Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Birbirinize saygı göstermekte yarışın. Gayretiniz eksilmesin. Ruhta ateşli olun. Rab'be kulluk edin. Ümidinizi düşünerek sevinin. Sıkıntıya dayanın. Kendinizi duaya verin. İhtiyaç içinde olan kutsallara yardım edin. Konuksever olmaya bakın. Size zulmedenler için iyilik dileyin. İyilik dileyin, lanet etmeyin.
(Romalılara Mektup, Bap 12, 9-14)
Birbirinizi sevmekten başka hiç kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa'yı yerine getirmiş olur. "Zina etme, adam öldürme, hırsızlık yapma, başkasının malına göz dikme" buyrukları ve bundan başka ne buyruk varsa, şu sözde özetlenir: "Komşunu kendin gibi sev." Sevgi, komşuya kötülük etmez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa'nın yerine getirilmesidir.
(Romalılara Mektup, Bap 13, 8-10)
Rab, birbirinize ve bütün insanlara olan sevginizi, bizim size olan sevgimiz ölçüsünde çoğaltıp artırsın!
(Pavlus'un Selaniklilere Birinci Mektubu, Bap 3, 12)
... Bir din bilgini yaklaşıp O'na, "Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?" diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: "En önemlisi şudur: 'Dinle, ey İsrail! Tanrımız olan Rab tek Rab'dir. Tanrın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.' İkincisi de şudur: 'Komşunu kendin gibi sev.' Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.
" Din bilgini İsa'ya, "İyi söyledin, öğretmenim" dedi. "'Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur' demekle doğruyu söyledin. İnsanın Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, tüm yakılmalık adaklardan ve sunulan kurbanlardan daha önemlidir."
(Markos, Bap 12, 28-33)
Gerçeğe uymakla kendinizi arıttınız ve kardeşler için içten bir sevgiye sahip oldunuz. Buna göre birbirinizi candan, yürekten sevin...
(Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 1, 22-23)
Sonuç olarak hepiniz aynı düşüncede birleşin. Başkalarının duygularını paylaşın. Birbirinizi kardeşçe sevin. Şefkatli ve alçakgönüllü olun. Kötülüğe kötülükle, sövgüye sövgüyle değil, tersine kutsamayla karşılık verin. Çünkü kutsanmayı miras almak üzere çağrıldınız.
(Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 3, 8-10)
Herşeyden önce birbirinize olan sevginiz candan olsun. Çünkü sevgi birçok günahı örter. Söylenmeden, birbirinize karşı konuksever olun. Her biriniz hangi ruhsal armağanı aldıysanız, bunu Tanrı'nın çok yönlü lütfunun iyi kâhyaları olarak birbirinize hizmet etmekte kullanın.
(Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 4, 8-10)

Tevrat'ta Şefkat ve Merhamet

Komşuyu hor görmek günahtır, ne mutlu mazluma lütfedene!
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:21)
Muhtacı ezen, kendisini Yaratan'ı hor görüyor demektir. Yoksula acıyansa Yaratan'ı yüceltir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:31)

Düşmanın acıkmışsa doyur, susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın ve Rab seni ödüllendirir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 25:21-22)

Allah'ınız Rab'bin size vereceği ülkenin herhangi bir kentinde yaşayan kardeşlerinizden biri yoksulsa, yüreğinizi katılaştırmayın, yoksul kardeşinize eli sıkı davranmayın.
(Yasa'nın Tekrarı, 15:7)


Zayıfın, öksüzün davasını savunun, mazlumun, yoksulun hakkını arayın. Zayıfı, düşkünü kurtarın, onları kötülerin elinden özgür kılın.
(Mezmurlar, 82:3-4)

Herşeye egemen Rab diyor ki, "Gerçek adaletle yargılayın; birbirinize sevgi ve sevecenlik gösterin. Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın."
(Zekeriya, 7:9-10)

(Erdemli kadın) mazluma kollarını açar, yoksula elini uzatır.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 31:20)

"Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, dul kadının umudunu kırdımsa, ekmeğimi yalnız yedim, öksüzle paylaşmadımsa, gençliğimden beri öksüzü baba gibi büyütmedimse, doğduğumdan beri dul kadına yol göstermedimse, giysisi olmadığı için can çekişen birini ya da örtüsü olmayan bir yoksulu gördüm de, koyunlarımın yünüyle ısıtmadıysam. Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek öksüze el kaldırdımsa, kolum omuzumdan düşsün, kol kemiğim kırılsın. Çünkü Allah'tan gelecek beladan korkarım, O'nun görkeminden ötürü böyle bir şey yapamam.
(Eyüp, 31:16-23)

Ne mutlu yoksulu düşünene! Rab kurtarır onu kötü günde. (Mezmurlar, 41:1)

Yoksulu ezen yoksul, ürünü harap eden sağanak yağmur gibidir.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 28:3)
Yoksula verenin eksiği olmaz, yoksulu görmezden gelense bir sürü lanete uğrar.
(Süleyman'ın Özdeyişleri, 28:27)

Yoksulun feryadına kulağını tıkayanın feryadına yanıt verilmeyecektir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:13)

Cömert olan kutsanır, çünkü yemeğini yoksullarla paylaşır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 22:9)

Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız. Doğruluğunuz önünüzden gidecek, Rab'bin yüceliği ardındaki kuvvet olacak. (Yeşaya, 58:7-Cool

Açlar uğruna kendinizi feda eder, yoksulların gereksinimini karşılarsanız, ışığınız karanlıkta parlayacak, karanlığınız öğlen gibi ışıyacak. Rab her zaman size yol gösterecek, kurak topraklarda sizi doyurup güçlendirecek. İyi sulanmış bahçe gibi, tükenmez su kaynağı gibi olacaksınız. (Yeşaya, 58:10-11)

Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız. Tarlanızdaki ekini biçtiğinizde, gözden kaçan bir demet olursa, almak için geri dönmeyin. Onu yabancıya, öksüze, dul kadına bırakın. Öyle ki, Allah'ınız Rab el attığınız her işte sizi kutsasın. Zeytin ağaçlarınızı dövüp ürününü topladığınızda, dallarda kalanı toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Kalanları yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız. Bağbozumunda artakalan üzümleri toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız.
(Yasa'nın Tekrarı, 24:17-21)

Yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz. Öyle ki, onlar da kentlerinizde yiyip doysunlar. Sonra Allah'ınız Rab'be, "Bana buyurduğun gibi... yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara verdim" diyeceksiniz, "Buyruklarından ayrılmadım, hiç birini unutmadım." (Yasa'nın Tekrarı, 26:12-13)

İyilik etmeyi öğrenin, adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, öksüzün hakkını verin, dul kadını savunun." (Yeşaya, 1:17)

Kör olanı yoldan saptırana lanet olsun!... Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun! Bütün halk, "Amin!" diyecek.
(Yasa'nın Tekrarı, 27:18-19)

Zayıfları güçlendirmediniz, hastaları iyileştirmediniz, yaralıların yarasını sarmadınız. Yolunu şaşıranları geri getirmediniz, yitikleri aramadınız. Ancak sertlik ve şiddetle onlara egemen oldunuz. (Hezekiel, 34:4)

Eğer yaşantınızı ve uygulamalarınızı gerçekten düzeltir, birbirinize karşı adil davranır, yabancıya, öksüze, dula haksızlık etmez, burada suçsuz kanı akıtmaz. Burada, sonsuza dek atalarınıza vermiş olduğum ülkede kalmanızı sağlarım. (Yeremya, 7:5-7)

Yoksullardan adaleti esirgemek. düşkünlerin hakkını elinden almak, dulları avlamak, öksüzlerin malını yağmalamak için haksız kararlar alanların, adil olmayan yasalar çıkaranların vay haline!
(Yeşaya, 10:1-2)

Günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar.
(Hezekiel, 16:49-50)

Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.
(Mezmurlar, 106:46)

Herşeye gücü yeten Allah, adamın yüreğine size karşı merhamet koysun. (Yaratılış, 43:14)

... Aç olana ekmeğini verir, çıplağı giydirir. (Hezekiel, 18:7)

Semirip parladılar, yaptıkları kötülüklerle sınırı aştılar. Kazanabilecekleri halde öksüzün davasına bakmıyor, yoksulun hakkını savunmuyorlar.
(Yeremya, 5:28)

Ülke halkı baskı uyguladı, soygunculuk etti. Düşküne, yoksula baskı yaptı, yabancıya haksız yere kötü davrandı.
(Hezekiel, 22:29)

Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar. Siz de yabancıları seveceksiniz.
(Yasa'nın Tekrarı, 10:18-19)

Düşmanlarını Dahi Sevmek


'Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. (Matta, Bap 5, 43-44)

… Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile kendilerini sevenleri sever. Size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile böyle yapar.

Verdiğinizi geri almak umudunda olduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır?

Günahkârlar bile verdikleri kadarını geri almak koşuluyla günahkârlara ödünç verirler. Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak...
(Luka, Bap 6, 27-35)

Güzel Ahlaklı Olmak


Ne mutlu merhametli olanlara! Onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Onlar Tanrı'yı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara...
(Matta, Bap 5, 7-9)

Başkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız. Sizde olanı verin, size verilecek. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak.
(Luka, Bap 6, 37-38)

Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? Kendi gözündeki merteği görmezken, nasıl olur da kardeşine, 'Kardeş, izin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
(Luka, Bap 6, 41-42)

Öyleyse Allah'ın seçilmişleri, kutsal yaşamlılar ve sevilenler olarak, sevecenlikle dolu bir yürek, iyilik, alçak gönüllülük, yumuşak huyluluk ve sabır kuşanın. Birbirinize karşı sabırlı davranın; birinin öbürüne karşı bir yakınması varsa, birbirinizi bağışlayın. Bunların tümü üzerine, yetkinlik yaşamının başı olan sevgiyi kuşanın.
(Koloselilere, Bap 3, 12-14)

Özetle, kardeşlerim, aklınızı erdemli ve övgüye değer ne varsa ona yorun: Gerçek, saygılı, doğru, pak, güzel, onurlu olan ne varsa."
(Filipililere, Bap 4, Cool


İblis'e karşı direnin, o da sizden kaçacaktır. Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin.
Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın. Kederlenin, yas tutup ağlayın. Gülüşünüz yasa, sevinciniz üzüntüye dönüşsün. Rab'bin önünde kendinizi alçaltın, O da sizi yüceltecektir. Kardeşlerim, birbirinizi yermeyin. Kardeşini yeren ya da kardeşini yargılayan kimse, Yasa'yı yermiş ve Yasa'yı yargılamış olur. Ama Yasa'yı yargılarsan, Yasa'nın uygulayıcısı değil, yargılayıcısı olmuş olursun. Oysa tek bir Yasa koyucu ve tek bir Yargıç vardır; kurtarmaya ve mahvetmeye gücü yeten O'dur. Ya komşusunu yargılayan sen, kim oluyorsun?
(Yakub'un Mektubu, Bap 4, 6-12)

İhtiyaç İçindekilere Yardım Etmek, İyilikte Bulunmak


İyi ağaç kötü meyve vermez. Kötü ağaç da iyi meyve vermez. Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez. İyi insan, yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan ise içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler.
(Luka, Bap 6, 43-45)

Sizler ise kardeşler, iyilik yapmaktan usanmayın. Eğer bu mektuptaki sözlerimize uymayan olursa, onu mimleyin. Yaptıklarından utansın diye onunla ilişkinizi kesin. Yine de onu düşman saymayın, bir kardeş olarak uyarın.

(Pavlus'un Selaniklilere İkinci Mektubu, Bap 3, 13-15)

Halk ona, "Öyleyse biz ne yapalım?" diye sordu. Yahya onlara, "İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın." cevabını verdi. Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek ona, "Öğretmenimiz, biz ne yapalım?" dediler. Yahya onlara, "Size buyrulandan daha çok vergi almayın." dedi. Bazı askerler de ona, "Ya biz ne yapalım?" diye sordular. O da onlara şöyle dedi: "Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin."
(Luka, Bap 3, 10-14)
Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa'nın,'vermek, almaktan daha büyük mutluluktur' diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim." (Resullerin İşleri, Bap 20, 35)

Hizmetse, hizmet etsin. Öğreten biriyse, öğretsin. Öğüt veren, öğütte bulunsun. Bağışta bulunan, bunu cömertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet eden, güleryüzle etsin.
(Romalılara Mektup, Bap 12, 7-Cool

Tanrı'nın isteği, iyilik yaparak akılsızların bilgisizliğini susturmanızdır. Özgür insanlar olarak yaşayın; ama özgürlüğünüzü kötülük yapmak için bahane etmeyin. Tanrı'nın kulları olarak yaşayın. Bütün insanlara saygı gösterin. İmanlı kardeşlerinizi sevin. Tanrı'dan korkun... (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 2, 16-17)

...
"Yaşamdan zevk almak ve iyi günler görmek isteyen, dilini kötülükten, dudaklarını hileli sözlerden uzak tutsun. Kötülükten sakınsın ve iyilik etsin. Esenliği arayıp onun ardınca gitsin. Çünkü Rab'bin gözleri doğru kişilerin üzerindedir. Kulakları onların yalvarışını işitir. Ama Rab kötülük yapanlara karşı durur."
(Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 3, 10-12)


Tevrat'ta Yardımseverlik


Sizden nefret eden kişinin eşeğini yük altında çökmüş görürseniz, kendi haline bırakıp gitmeyecek, ona yardımcı olacaksınız. (Mısırdan Çıkış, 23:5)

Bir kardeşin yoksullaşır, muhtaç duruma düşerse, ona yardım etmelisin. Aranızda kalan bir yabancı ya da konuk gibi yaşayacak.
(Levililer, 25:35)

Kardeşinin eşeğini, giysisini ya da yitirdiği başka bir şeyini gördüğünde, aynı biçimde davranacaksın. Görmezlikten gelmeyeceksin. Kardeşinin eşeğini ya da sığırını yolda düşmüş gördüğünde, görmezlikten gelme. Hayvanı ayağa kaldırması için kesinlikle kardeşine yardım edeceksin.
(Yasa'nın Tekrarı, 22:3-4)

Öyle ki, yoksul kardeşinize karşı eli sıkı davranıp ona yardım etmekten kaçınmayasınız. Yoksul kardeşiniz sizden Rab'be yakınabilir, siz de günah işlemiş olursunuz. Ona bol bol verin, verirken yüreğinizde isteksizlik olmasın. Bundan ötürü Allah'ınız Rab bütün işlerinizde ve el attığınız herşeyde sizi kutsayacaktır. Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eli açık davranmanızı buyuruyorum."
(Yasa'nın Tekrarı, 15:9-11)


Çünkü yardım isteyen yoksulu, desteği olmayan öksüzü kurtarırdım. Ölmekte olanın hayır duasını alır, dul kadının yüreğini sevinçten coştururdum.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, adalet kaftanım ve sarığımdı sanki. Körlere göz, topallara ayaktım. Yoksullara babalık eder, garibin davasını üstlenirdim.
(Eyüp, 29:12-16)


Çünkü O mazlumun çektiği sıkıntıyı hafife almadı, ondan tiksinmedi, yüz çevirmedi; kendisini yardıma çağırdığında ona kulak verdi. (Mezmurlar, 22:24)

Herkes komşusuna yardım ediyor, kardeşine, "Güçlü ol" diyor.
(Yeşaya, 41:6)

Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız.
(Yeşaya, 58:7-Cool

Kızkardeşin Sodom'un günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar.
(Hezekiel, 16:49)

Her gün insanlar Davut'a yardım etmeye geliyorlardı...
(1. Tarihler, 12:22)

...
Büyük küçük bütün kardeşlerine bağışları dağıtma işinde... sadakatle yardım ettiler.
(2. Tarihler, 31:15)

Kötülükten Sakınmak ve Barışçı Olmak

TEVRAT


Aranızdaki kavga ve çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi? Bir şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam öldürüyorsunuz.
Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan dilemiyorsunuz. Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz.
Siz ey vefasızlar, dünya ile dostluğun Tanrı'ya düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünya ile dost olmak isteyen, kendini Tanrı'ya düşman eder.
(Yakub'un Mektubu, Bap 4, 1-4)
Her tür acı söz, öfke, kızgınlık, gürültücülük, sövücülük ve bunların yanı sıra her tür kötülük üzerinizden gitsin. Birbirinize karşı iyi yürekli olun. Mesih bağlılığında sizleri bağışladığı gibi, siz de sevecenlikle birbirinizi bağışlayın.
(Efesoslulara, Bap 4, 31-32)


Herkesle barış içinde yaşamak için elinizden geleni yapın. Ey sevgililer, hiçbir zaman öç almayın... Rab... karşılığını Ben vereceğim buyuruyor. Ama "Düşmanın acıkmışsa onu doyur, susamışsa ona içecek ver. Çünkü bunu yapmakla, onun başı üstüne kızgın korlar yığmış olursun" (Romalılara Mektup, Bap 12, 18-20)

Kendinize dikkat edin. Kardeşin sana karşı günah işlerse kendisini kına. Günahından dönerse onu bağışla. (Luka, Bap 17, 3)


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
 

Hz. Musa'nın Ahit Sandığı (Tabut-u Sekine) Nerede

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  :: -