GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
  • » Tom Felton Sevgilisiyle 'Get Him to the Greek' Filminin Las Vegas Galasına Katıldı
  • » Mermaid[Deniz Kızları]
  • En son konular
    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    C.tesi Mart 01, 2014 8:48 pm tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 pm tarafından 56476364528

    » deneme
    Paz Kas. 24, 2013 7:54 am tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:54 pm tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:46 pm tarafından cansu

    » kaya işaretler
    Cuma Eyl. 06, 2013 11:30 pm tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 1:38 pm tarafından yousef

    » mağara için bilgi almak istiyorum
    C.tesi Haz. 22, 2013 8:43 am tarafından kurt ini

    » Lorenz Dedektör Ürünleri
    Perş. Haz. 13, 2013 2:18 pm tarafından fremd

    » cülüklü tavuk civcivli tavuk
    C.tesi Mayıs 25, 2013 12:44 am tarafından byfaruk

    En iyi yollayıcılar
    CANTAR
     
    magaracı
     
    asel
     
    SİMBAD
     
    aydin-28
     
    novanda
     
    marduktr
     
    styla
     
    MAMİ
     
    hattap
     
    Kimler hatta?
    Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 2 Arama motorları

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Perş. Tem. 01, 2010 10:23 pm tarihinde online oldu.
    Paylaş | 
     

     ANTİK GREEK ( YUNAN )KÜLTÜRÜ MİMARİSİ‏

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    MAMİ




    Mesaj Sayısı: 82
    Deneyim seviyesi: 197
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 41
    Nerden: MANİSA

    MesajKonu: ANTİK GREEK ( YUNAN )KÜLTÜRÜ MİMARİSİ‏   Cuma Ocak 28, 2011 1:55 am

    M.Ö. 3000 ortalarından M.Ö. 1200 yıllarına kadar Girit’te bir uygarlık
    bulunuyordu. Bu kültür M.Ö. II.binde özellikle Ege Bölgesi ve Boğazlar
    yoluyla Karadeniz’le, Balkanlar yoluyla Avrupa’yla, Anadolu yoluyla da
    Ön Asya ile ilişkideydi.


    Girit’in diğer kültürlerle ilişkisi ticari amaçlıydı. Girit’te M.Ö. 1400’lerden

    itibaren dışarıdan gelen istilalar sonucu bir
    gerileme görüldü. Akaların Girit’i istilası 300 yıl sürdü daha sonra Dorların
    göçleri başladı. Giritteki kültürün sona
    ermeye başladığı M.Ö 1500’lerde Peleponnes kıyısında Argos’ta Miken
    kültürü ortaya çıktı. Miken’de şehir devletleri tarafından idare edilen savaşçı
    bir toplum yaşıyordu. Miken kültürü Girit’tekilerden farklıdır ama bu kültürün
    etkilerini
    taşır.




    Önce Girit sonra Miken kültürleri yayılarak önem kazanıyordu ama Yunan
    Tarihi ile bu kültürler arasında
    neredeyse hiç bağlantı yoktur. M.Ö. 13.yy’dan 8.yy’a kadar geçen
    dönemde Girit ve Miken izleri yok oldu.
    Dorlar kuzeyden güneye ilerleyip her şeyi kendi egemenlikleri altına alarak
    Aka ve Miken sülalelerinin
    izlerini yok ettiler. Akalar ve İyonlar Ege Denizi’ni geçerek Anadolu kıyılarına
    kaçtılar ve burada kıyı boyunca
    yerleşerek yeni İyon kentleri kurdular. Mikenlerin deniz üzerinden Kıbrıs ile
    Güney Anadolu’dan Doğu
    Akdeniz kıyılarına kadar ulaştıkları buralarda ortaya çıkan Miken buluntularıyla
    belgelenmiştir

    (1).
    M.Ö. 1000 ile 700 arası Yunan Ortaçağı’dır. Bu dönemde Dorlar Yunanistan’da

    Aka Uygarlığının yıkıntıları
    üzerine şehir devletleri kurdular. Eski kabile teşkilatının yerini çok daha gelişmiş
    siyasal ve sosyal teşkilata
    sahip şehir devletleri aldı. Yine bu dönemde halk sınıflara ayrıldı, aristokrasi
    ortaya çıktı ve şehir devletlerin
    i idare eden krallar aristokratlar tarafından devrildiler

    Uploaded with ImageShack.us

    (2).
    Yunan Ortaçağı’nın sonlarına doğru Akdeniz ve Karadeniz etrafında tarımsal
    ve ekonomik ihtiyaçları
    karşılamak için koloniler kuruldu. Daha önceden Girit,Ege Adaları,Batı ve
    Güneybatı Anadolu kıyıları
    Yunanlılar tarafından işgal edildiğinden kolonileri daha uzak ülkelere kurdular.
    Yunanlılar ilk zamanlarda
    ırklarını korumaya çalıştılar daha sonraki yıllarda yerlilerle ilişkileri artınca onlarla
    karıştılar. Koloniler
    sayesinde Yunan ticareti geniş bir alana yayıldı ve sanayi gelişti.
    Yunan Ortaçağı’ndan sonra M.Ö. 7. ve 6.yüzyıllar Arkaik Çağ diye adlandırılır.

    Bu çağda Yunanistan’da
    en önemli şehir Atina’dır. Attika halkı sosyal ve ekonomik yönden üç gruba ayrılır.
    Büyük çiftlik sahipleri,
    tüccarlar ve sanayiciler ve küçük toprak sahibi köylüler. Gittikçe köylü toprakları
    elden çıktı ve Attika
    birkaç zenginin eline geçti. M.Ö. 594-593 yıllarında hükümetin başına geçen Solon’un
    sosyal,siyasal ve
    ekonomik reformları ihtiyaçları karşılıyordu. Bu dönemde oluşturulan devlet teşkilatı
    Atina’da yüzyıllarca yaşadı.

    Uploaded with ImageShack.us
    Solon’dan sonraki yıllarda Peisistratos’un tiranlığı Atina’nın en parlak çağlarından biriydi.
    Peisistratos aristokrat sınıfı zayıflatıp, köylüyü korudu. Döneminde ticaret gelişti.
    Atina Solon’un reformları ve Peisistratos’un iç ve dış siyaseti sayesinde büyük gelişme
    gösterdi.
    Arkaik dönemde ünü doğuya yayılan diğer güçlü şehir olan Sparta 6. yüzyılın son yarısında
    Peleponnes birliğini kurdu. Bu birlik gerektiği zaman toplanırdı. Her şehir devleti bir oya sahipti.
    Sparta’da askeri güç ve polis teşkilatına dayanan bir baskı politikası uygulanıyordu.


    Yunan Tarihinin Klasik Çağı olan 5.yüzyılda İran yaylasından Anadolu’da Kızılırmak’a kadar uzanan

    Pers Krallığı’nın İyonya’ya saldırıları görülüyordu. Lidya Kralı Kroisos ile yaptıkları savaşta kralı esir alıp
    Lidya Krallığı’nı yıktılar. Lidya Anadolu’nun Batı kıyılarındaki Yunan şehirleri ile birlikte Pers Devletine
    katıldı. Perslerin idare merkezleri Sardes ve Daskileion’du ve İyonya şehirleri de bu
    satraplıklara bağlandı. Perslerin İyonya’yı işgaliyle İyonya’da başta Miletos olmak üzere ayaklanma
    baş gösterdi.

    İyonyalılar Sardes’e kadar yürüyüp daha sonra Efesos’a kadar çekildiler. Atina İyonya’ya yardım

    gönderdi.
    İyonya ihtilaline sonraları Kayra,Likya ve Kıbrıs şehirleri de katıldı ve isyan hareketi yayıldı.


    “Persler ayaklanmayı bastırdıktan sonra M.Ö. 493’te Kios, Lesbos ve Tenedos adalarını ellerine

    geçirdiler.
    Pek çok kenti daha işgal ederek isyana katılan kentleri tahrip ettiler. Ayaklanmaya katılmayan
    Efesos ve Symria gibi kentler dışında yıkım ve cezadan yalnızca Kyzikos kurtuldu”

    (3).
    Darius 490 yılında İyonya ihtilaline 20 gemilik bir kuvvet gönderen Atina ile 5 gemi gönderen

    Eretria’yı cezalandırmak için Pers donanmasını önce İyonya’ya oradan da adalara sefere gönderdi.
    Eretria ele geçtikten sonra Attika bölgesinin doğu kıyılarında Marathon Ovası’na çıkartma yapıldı.
    Buradaki savaşı Atinalılar kazandı

    (4).
    Marathon savaşını Atinalıların kazanması Darius’u kızdırdı ve Yunanistan’a savaş açma kararı aldı.

    Darius’un ölümünü izleyen yılda 483’te Kserkes’in ordusu Yunanistan’a sefere çıktı. Orduda Hintliler,
    Doğulu Habeşler, Araplar, Lidyalılar, Bitinyalılar bulunuyordu. 1207 parçalık donanmada pek
    çok ulusun
    yardımıyla oluşturuldu


    (5).
    Pers kara ordusu Trakya ve Makedonya üzerinden Kuzey Yunanistan Teselya’ya ve oradan

    Thermophia geçidine hiçbir direnişle karşılaşmadan vardı. Donanma denizden orduya eşlik ediyordu.
    Yunan donanması Persleri Artemision Burnu’nda yendi. Pers ordusu karada savunmayı püskürtünce
    Yunan gemileri Attika bölgesini korumak için güneye çekildiler. Persler Atina’ya girip Akropol’ü ele
    geçirdi ve kenti yakıp yıktılar.

    M.Ö. 480’de Yunan donanması bozguna uğratılınca Kserkes Atina’yı terk etti. Ertesi yıl Atina tekrar
    yıkıma uğradı fakat Plataia ovasındaki savaşı Yunanlılar kazandı. Bu zaferden sonra Persleri
    Anadolu içlerine sürerek Ege denizinden çıkartmaya çalıştılar. Daha sonraki yıllarda
    Atina Pers tehlikesine karşı Attika-Delos Deniz Birliği adlı siyasal bir birlik kuruldu. M.Ö. 431-404 yılları
    arasında Yunanlıları iki büyük cepheye bölen Peleponnes savaşı Atinalılar ve Spartalılar arasında oldu.
    “413’te Sicilya seferi Atina için büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. 407 yılında Perslerle Spartalıların
    işbirliğinden dolayı Atinalı komutan Alkibiades 100 gemilik donanmayla Efesos limanına geçti.
    Gemiler burada bozguna uğratılıp komutan Persler tarafından öldürüldü

    ( 6 ).
    Peleponnes savaşından sonra M.Ö. 4.yüzyılda Persler Spartalılara yardımları karşılığında Anadolu kıyılarını

    egemenlikleri altına aldılar. Anadolu şehirleri Perslerin öç almasından korkarak Sparta’dan yardım istediler.
    Spartalılar bir ordu göndererek Perslere savaş ilan ettiler. M.Ö. 400’de savaşın sonunda Anadolu’daki
    Yunan şehirleri Perslere bırakıldı.


    M.Ö. 4.yy kuzeyde bulunan Makedonyalılar Yunanlıları Perslere karşı savaşa davet ettiler.

    Makedonya kralı Filip’in bu teklifiyle savaş açıldı ama 330’daki ölümü üzerine oğlu İskender
    onun projesini gerçekleştirdi. Hellenistik Devir olarak adlandırılan bu dönemde İskender Trakya’ya,
    Asya’ya ve Hindistan’a seferler düzenledi ve Anadolu, Doğu Akdeniz, Doğu İran ve Orta Asya ülkelerini zaptetti.
    Fethettiği ülkelerde kurduğu şehirler Yunan kültürünü etrafa yayan merkezler oldu. M.Ö. 323’te
    ölümünden sonra İskender’in devleti krallıklara bölündü. M.Ö. 275’te Batı Yunanlılar Romalıların
    egemenliğine geçti. M.Ö 279’da Kelt akınlarına karşın Orta Yunan şehir devletleri birleşti ve Keltlere
    karşı zafer kazandı. M.Ö. 3.yüzyıl sonlarında ve 2.yüzyılda Romalılar ile Makedonyalılar arasındaki
    savaşlardan sonra Romalılar Makedonya, Yunanistan ve diğer Helenistik şehirleri egemenlikleri altına aldılar.



    M.Ö. 3000 ortalarından M.Ö. 1200 yıllarına kadar Girit’te bir uygarlık bulunuyordu. Bu kültür M.Ö.

    II.binde özellikle Ege Bölgesi ve Boğazlar yoluyla Karadeniz’le, Balkanlar yoluyla Avrupa’yla, Anadolu
    yoluyla da Ön Asya ile ilişkideydi. Girit’in diğer kültürlerle ilişkisi ticari amaçlıydı. Girit’te M.Ö.
    1400’lerden itibaren dışarıdan gelen istilalar sonucu bir gerileme görüldü. Akaların Girit’i istilası
    300 yıl sürdü daha sonra Dorların göçleri başladı. Giritteki kültürün sona ermeye başladığı M.Ö
    1500’lerde Peleponnes kıyısında Argos’ta Miken kültürü ortaya çıktı. Miken’de şehir devletleri
    tarafından idare edilen savaşçı bir toplum yaşıyordu. Miken kültürü Girit’tekilerden farklıdır ama
    bu kültürün etkilerini taşır.

    ŞEREFSİZ BİR ADAM ÖRNEĞİİİİ...

    Önce Girit sonra Miken kültürleri yayılarak önem kazanıyordu ama Yunan Tarihi ile bu kültürler

    arasında neredeyse hiç bağlantı yoktur. M.Ö. 13.yy’dan 8.yy’a kadar geçen dönemde Girit ve
    Miken izleri yok oldu. Dorlar kuzeyden güneye ilerleyip her şeyi kendi egemenlikleri altına alarak
    Aka ve Miken sülalelerinin izlerini yok ettiler. Akalar ve İyonlar Ege Denizi’ni geçerek Anadolu
    kıyılarına kaçtılar ve burada kıyı boyunca yerleşerek yeni İyon kentleri kurdular. Mikenlerin deniz
    üzerinden Kıbrıs ile Güney Anadolu’dan Doğu Akdeniz kıyılarına kadar ulaştıkları buralarda ortaya
    çıkan Miken buluntularıyla belgelenmiştir

    (1).
    M.Ö. 1000 ile 700 arası Yunan Ortaçağı’dır. Bu dönemde Dorlar Yunanistan’da Aka Uygarlığının

    yıkıntıları üzerine şehir devletleri kurdular. Eski kabile teşkilatının yerini çok daha gelişmiş siyasal
    ve sosyal teşkilata sahip şehir devletleri aldı. Yine bu dönemde halk sınıflara ayrıldı, aristokrasi
    ortaya çıktı ve şehir devletlerini idare eden krallar aristokratlar tarafından devrildiler

    Uploaded with ImageShack.us
    (2).
    Yunan Ortaçağı’nın sonlarına doğru Akdeniz ve Karadeniz etrafında tarımsal ve ekonomik ihtiyaçları
    karşılamak için koloniler kuruldu. Daha önceden Girit,Ege Adaları,Batı ve Güneybatı Anadolu kıyıları
    Yunanlılar tarafından işgal edildiğinden kolonileri daha uzak ülkelere kurdular. Yunanlılar ilk zamanlarda
    ırklarını korumaya çalıştılar daha sonraki yıllarda yerlilerle ilişkileri artınca onlarla karıştılar.
    Koloniler sayesinde Yunan ticareti geniş bir alana yayıldı ve sanayi gelişti.

    Uploaded with ImageShack.us
    Yunan Ortaçağı’ndan sonra M.Ö. 7. ve 6.yüzyıllar Arkaik Çağ diye adlandırılır. Bu çağda
    Yunanistan’da en önemli şehir Atina’dır. Attika halkı sosyal ve ekonomik yönden üç gruba ayrılır.
    Büyük çiftlik sahipleri, tüccarlar ve sanayiciler ve küçük toprak sahibi köylüler. Gittikçe köylü
    toprakları elden çıktı ve Attika birkaç zenginin eline geçti. M.Ö. 594-593 yıllarında hükümetin
    başına geçen Solon’un sosyal,siyasal ve ekonomik reformları ihtiyaçları karşılıyordu.
    Bu dönemde oluşturulan devlet teşkilatı Atina’da yüzyıllarca yaşadı.

    Solon’dan sonraki yıllarda Peisistratos’un tiranlığı Atina’nın en parlak çağlarından biriydi.
    Peisistratos aristokrat sınıfı zayıflatıp, köylüyü korudu. Döneminde ticaret gelişti. Atina
    Solon’un reformları ve Peisistratos’un iç ve dış siyaseti sayesinde büyük gelişme gösterdi.
    Arkaik dönemde ünü doğuya yayılan diğer güçlü şehir olan Sparta 6. yüzyılın son yarısında
    Peleponnes birliğini kurdu. Bu birlik gerektiği zaman toplanırdı. Her şehir devleti bir oya sahipti.
    Sparta’da askeri güç ve polis teşkilatına dayanan bir baskı politikası uygulanıyordu.


    Yunan Tarihinin Klasik Çağı olan 5.yüzyılda İran yaylasından Anadolu’da Kızılırmak’a kadar

    uzanan Pers Krallığı’nın İyonya’ya saldırıları görülüyordu. Lidya Kralı Kroisos ile yaptıkları
    savaşta kralı esir alıp Lidya Krallığı’nı yıktılar. Lidya Anadolu’nun Batı kıyılarındaki Yunan
    şehirleri ile birlikte Pers Devletine katıldı. Perslerin idare merkezleri Sardes ve Daskileion’du ve
    İyonya şehirleri de bu satraplıklara bağlandı. Perslerin İyonya’yı işgaliyle İyonya’da başta Miletos
    olmak üzere ayaklanma baş gösterdi. İyonyalılar Sardes’e kadar yürüyüp daha sonra Efesos’a kadar
    çekildiler.

    Atina İyonya’ya yardım gönderdi. İyonya ihtilaline sonraları Kayra,Likya ve Kıbrıs şehirleri de katıldı
    ve isyan hareketi yayıldı. “Persler ayaklanmayı bastırdıktan sonra M.Ö. 493’te Kios, Lesbos ve
    Tenedos adalarını ellerine geçirdiler. Pek çok kenti daha işgal ederek isyana katılan kentleri tahrip ettiler.
    Ayaklanmaya katılmayan Efesos ve Symria gibi kentler dışında yıkım ve cezadan yalnızca Kyzikos kurtuldu”

    (3).
    Darius 490 yılında İyonya ihtilaline 20 gemilik bir kuvvet gönderen Atina ile 5 gemi gönderen Eretria’yı

    cezalandırmak için Pers donanmasını önce İyonya’ya oradan da adalara sefere gönderdi. Eretria ele
    geçtikten sonra Attika bölgesinin doğu kıyılarında Marathon Ovası’na çıkartma yapıldı. Buradaki savaşı
    Atinalılar kazandı

    (4).
    Marathon savaşını Atinalıların kazanması Darius’u kızdırdı ve Yunanistan’a savaş açma kararı aldı.

    Darius’un ölümünü izleyen yılda 483’te Kserkes’in ordusu Yunanistan’a sefere çıktı. Orduda Hintliler,
    Doğulu Habeşler, Araplar, Lidyalılar, Bitinyalılar bulunuyordu. 1207 parçalık donanmada pek çok
    ulusun yardımıyla oluşturuldu

    (5).
    Pers kara ordusu Trakya ve Makedonya üzerinden Kuzey Yunanistan Teselya’ya ve oradan

    Thermophia geçidine hiçbir direnişle karşılaşmadan vardı. Donanma denizden orduya eşlik ediyordu.
    Yunan donanması Persleri Artemision Burnu’nda yendi. Pers ordusu karada savunmayı püskürtünce
    Yunan gemileri Attika bölgesini korumak için güneye çekildiler. Persler Atina’ya girip Akropol’ü ele
    geçirdi ve kenti yakıp yıktılar.

    M.Ö. 480’de Yunan donanması bozguna uğratılınca Kserkes Atina’yı terk etti. Ertesi yıl Atina
    tekrar yıkıma uğradı fakat Plataia ovasındaki savaşı Yunanlılar kazandı. Bu zaferden sonra
    Persleri Anadolu içlerine sürerek Ege denizinden çıkartmaya çalıştılar. Daha sonraki yıllarda
    Atina Pers tehlikesine karşı Attika-Delos Deniz Birliği adlı siyasal bir birlik kuruldu.
    M.Ö. 431-404 yılları arasında Yunanlıları iki büyük cepheye bölen Peleponnes savaşı Atinalılar ve
    Spartalılar arasında oldu. “413’te Sicilya seferi Atina için büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. 407 yılında
    Perslerle Spartalıların işbirliğinden dolayı Atinalı komutan Alkibiades 100 gemilik donanmayla Efesos
    limanına geçti. Gemiler burada bozguna uğratılıp komutan Persler tarafından öldürüldü

    ( 6 ).
    Peleponnes savaşından sonra M.Ö. 4.yüzyılda Persler Spartalılara yardımları karşılığında Anadolu

    kıyılarını egemenlikleri altına aldılar. Anadolu şehirleri Perslerin öç almasından korkarak Sparta’dan
    yardım istediler. Spartalılar bir ordu göndererek Perslere savaş ilan ettiler. M.Ö. 400’de savaşın
    sonunda Anadolu’daki Yunan şehirleri Perslere bırakıldı.


    M.Ö. 4.yy kuzeyde bulunan Makedonyalılar Yunanlıları Perslere karşı savaşa davet ettiler.

    Makedonya kralı Filip’in bu teklifiyle savaş açıldı ama 330’daki ölümü üzerine oğlu İskender
    onun projesini gerçekleştirdi. Hellenistik Devir olarak adlandırılan bu dönemde İskender
    Trakya’ya,Asya’ya ve Hindistan’a seferler düzenledi ve Anadolu, Doğu Akdeniz, Doğu İran ve Orta Asya
    ülkelerini zaptetti. Fethettiği ülkelerde kurduğu şehirler Yunan kültürünü etrafa yayan merkezler oldu.
    M.Ö. 323’te ölümünden sonra İskender’in devleti krallıklara bölündü. M.Ö. 275’te Batı Yunanlılar
    Romalıların egemenliğine geçti. M.Ö 279’da Kelt akınlarına karşın Orta Yunan şehir devletleri birleşti
    ve Keltlere karşı zafer kazandı. M.Ö. 3.yüzyıl sonlarında ve 2.yüzyılda Romalılar ile Makedonyalılar
    arasındaki savaşlardan sonra Romalılar Makedonya, Yunanistan ve diğer Helenistik şehirleri
    egemenlikleri altına aldılar.






    Yunan uygarlığında mimarînin zirveye çıktığı dönemlerde yapılan en önemli eserler, Atina'da
    Korint'te, bugün Türkiye sınırları içinde kalan Efes ve Bergama'da görülebilir.

    ESKİ YUNAN SAYI GURUPLARI

    Bugüne dek kurulmuş en görkemli Yunan şehri, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri sayılan
    İskenderiye Feneri'nin inşa edilmiş olduğu, Mısır'daki İskenderiye şehri olarak kabul edilir.
    Fakat yağmalar ve âfetler sonucu bugün İskenderiye Feneri de dahil olmak üzere neredeyse
    hiç bir eser ayakta değildir.


    Eski Yunanlarda mimarînin oldukça gelişmiş bir başka kolu da anıtmezarlardır. Genelde dönemin
    kralları için inşâ ettirilen anıt mezarlardan en ünlüsü Bodrum'da Karya Kralı Artemisia adına yaptırılmış
    Mausoleion'dur. Taban ölçüleri 32 x 38 metre boyutlarındaki Mausoleion'un yüksekliği 55 metreyi bulur.

    Uploaded with ImageShack.us

    Yunanlar yaptıkları evlerin ya da diğer yapıların zeminlerini geleneksel bir nedenden dolayı aşınmış
    çakıl taşları ile döşerlerdi. Ana fon siyah olup desenler beyaz varsa renkli çakıl taşlarından yapılırdı.
    Bu dönemlerden kalma en eski buluntu M.Ö. 8. yüzyılda yapılmıştır.

    Antik Yunanlara ait mimarî kalıntıların büyük çoğunluğu toprak altında olduğundan, her yeni keşifle
    ortaya daha yeni bilgiler çıkmaktadır.
    Yunanların en sık görülen yapıları ise tiyatrolardır. Bulgulara göre ilk tiyatrolar Dionysos adına
    yapılan dinî şenliklerde tapınakların önünde bulunan, aslen bir sunak olan ve halkın etrafındaki
    tepelere çıkarak seyrettiği, ilâhi söylenen yükseltilerdir. Tiyatrolar zamanla gelişerek ilk amfitiyatro
    örnekleri oluşmuştur. Sahnenin seyircilere bakmayan tarafı, beyaz taşlardan duvar ile kapatılmış,
    olayın geçtiği yere göre, bu duvarlara orman ya da deniz resimleri çizilmiştir. Arka fon ve oturakların
    oluşması günümüz tiyatro sanatının temelleri olarak kabul edilir.


    Eski Yunanistan'da eşcinsellik genelde erkekler arasında görülürdü. Aşk ilişkileri çoğu zaman
    bir ergen erkek ile bir yetişkin arasında kurulurdu. Yunanlar bir erkeğin, başka bir erkeğin
    güzelliğine vurulmasını normal karşılardı fakat farklılık bunu dışa vurma şekliydi. Eğer erkeğe
    duyulan tutku kadına duyulandan fazla ise kişi dışlanırdı.
    Eski Yunanistan'da bu tip ilişkiler genelde antrenmanların çıplak yapıldığı spor komplekslerinde
    ortaya çıkardı.


    Erkekler arasındaki eşcinsel ilişkilerde yetişkin bireye erastes, genç bireye eromenos denirdi.
    Yunan eşcinsel ilişkileri genelde bu tipti fakat buna alternatif olarak Boeotia'da çiftler birlikte yaşamışlar,
    Elis gibi yerlerde gençler hediyeler verilerek ikna edilmiş, İyonya gibi yerlerde ise eşcinsellik
    toptan yasaklanmıştır.


    Eşcinsellik, Eski Yunanistan'da tanrılar arasında bile yaygındır.
    Bu konudaki mitlere bakıldığında Zeus, Poseidon, Apollo, Orpheus, Herkül, Dionysus, Hermes,
    ve Pan gibi tanrıların her birinin genç sevgilileri olduğu görülür. Hattâ efsaneye göre yakışıklılığı
    ile ünlü bir kahraman olan Narkissos nehire su içmek için eğildiğinde, yansımada kendi görüntüsünü
    görüp kendi vücuduna âşık olur.





    METİN PAN KILIĞINA GİRMİŞ FLÜT ÖĞRETMEK BAHANESİ İLE YANINDAKİ GENÇ ADAMI KANDIRIYOR.
    PINAR'DA ESEF ve HAYRETLE ONLARI İZLİYOR.....

    Fahişelik, Eski Yunanistan'da günlük hayatın bir parçasıydı.

    Daha büyük şehirlerde ve özellikle limanlarda fahişelik iş sahasıydı ve azımsanamayacak derecede
    çok insana iş sağlıyordu. Gizlilik içinde yapılmaz, genelevler ayıplanmaz ve merkezî yerlere
    kurulmasında bir sakınca görülmezdi.


    Atina'da efsanevî kanun koyucu Solon, genelevlere düzenli fiyatlar koydu ve fiyatlar arasındaki
    uçurumu kaldırdı. Bu iş aslında sadece kadınlar arasında değil, erkeklerce de yapılan bir işti.
    Genelde erkekleri orta yaşlı kadınlar tutardı ama bazen yaşlı kadınlara da hizmet verdikleri olurdu.
    Cinsel tercihe göre zaman zaman erkek müşterilere de giderlerdi.


    Antik Roma'daki uygulamanın aksine, M.Ö. 390'lara kadar, köleler ile cinsel ilişki görülmemiştir.

    Eski Yunanistan'da fahişelere bu kadar çok yönelinmesinin bir başka sebebi de oral seksin bir tabu
    olmasıydı. İnsanların bunu yapması alçaltıcı olarak algılanırdı.

    Erkekler arasındaki ilişkilerde bile Erastes (yetişkin olan taraf), Eromenosdan (genç taraf) çok ayıp sayıldığ
    ı için bunu yapmasını isteyemezdi. Bu yüzden hem heteroseksüel insanlar, hem erkek eşcinseller genelevlere
    sık sık giderdi.
    Fahişelik hem yasal, hem de bu kadar kabul gören bir iş olmasına rağmen, bu işi yapanlar yine de toplum
    tarafından aşağılanırdı.


    METİN HEYKELTRAŞ OLURSA HER YAPTIĞI ESERİ BÖYLE ÖPERDİ SANIRIMM.......
    Bu işi yapan kadınlar Khametipis (χαμαιτυπής - yerin dibine geçirilmiş) adı ile anılırlardı.
    M.Ö. 4. yüzyıldan sonra fahişelik köleler arasında yaygınlaştı.

    Uploaded with ImageShack.us
    Atina'da Atinalı bir kişi bu işi yaparsa bütün sosyal hak ve özgürlüklerini kaybeder ve köleler ile eşit duruma
    düşerdi, bu nedenle başka şehirden gelenlerin de bu işi yaptığı görülürdü.



    Eski Yunanistan'da genelevlerin nasıl olduğu konusunda sadece edebî eserlerden bilgi edinilmektedir.
    Buna göre genelevler karanlık, dar koridorlu ve pis kokulu yerlerdir. Kadınlar bu evlerde ne olursa olsun
    hamile kalmaktan kaçınırlardı ve ilkel doğum kontrol yöntemlerine baş vururlardı.

    Yunan mitolojisi, Yunan tanrıları, tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikâyelerden oluşan sözlü
    edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi
    bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz. Tarihciler, mitoloji hakkında daha ayrıntılı bilgi almak
    için de bazen zamanın sanatındaki ipuçlarını bile toplar.

    Uploaded with ImageShack.us

    Genel olarak Yunan mitolojisi Yakın Doğu ve birçok Avrupa mitolojosini etkilemiştir. Yunan Tanrılarının
    herbiri Romalılar tarafından kabul görmüş ve farklı isimler kullanılmıştır. Roma mitolojisi nerdeyse
    tamamen Yunan mitolojisini baz almıştır. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan tanrıları
    insan şeklindedir.


    Yunan tanrılarının yaratılış hikâyeleri seçilmiş 12 tanrı (ki bu 12 tanrı, 5 kadın ve 7 erkekten oluşur)
    Olimpos Dağı'nda otururlar, herşey Olymposlu Tanrılarla Titanların savaşlarıyla başlar ve Olymposluların
    zaferiyle son bulur. Savaştan sonra Titanlar cezalandırılır.

    Yerküreyi taşımak ile cezalandırılan Atlas gibi, bunula birlikte Titanlardan Olymposluların yanına
    geçen Titan tanrılarıda vardır Prometheus gibi,Yunan Tanrıları dünyayı Olympos Dağının üstündeki
    bulutların üstünden idare ederler. Toplamda 12 Tanrı bulunur.

    Bu 12 sayısı hiç bozulmaz, bir tanrı eklenirse bir başkası bu listeden çıkar. Şimşeklerin efendisi Zeus
    nice savaşlar vererek yönetimi babası Kronos ve onun yardakçıları titanların elinden almış,
    3 erkek kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür.

    Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer.
    Herkes görev dağılımından sonra Olimpos'a çıkar ve dünyayı yönetmeye başlarlar.







    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     

    ANTİK GREEK ( YUNAN )KÜLTÜRÜ MİMARİSİ‏

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

     Similar topics

    -
    » Yunan Mitolojisi Geniş Anlatım
    » ESKİ YUNAN UYGARLIGI ÖLÜ GÖMME GELENEGİ

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  :: -