GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 12 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 12 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Sadaka vermede ölçü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Sadaka vermede ölçü Bir Salı Ocak 25, 2011 7:28 am

magaracı




Sadaka vermede ölçü
Hazreti Ebû Abs bin Cebr anlatır: “Resûl-i ekrem efendimiz, Esbâbını sadaka vermeye teşvik ettiği zaman, herkes gücü yettiği kadar sadaka olarak bir şeyler getirdiler. Utbe bin Zeyd hazretleri, o gece dışarı çıktı ve bir süre namaz kıldıktan sonra; “Allahım! Sadaka olarak vereceğim hiç malım yok. Ben de sadaka olarak kullarından şeref ve haysiyetime haddi aşan tecâvüzde bulunanları affediyorum” diye duâ etti. Sabahleyin Esbâbın arasında otururken, Resûl-i ekrem; “Kendisine yapılan haddi aşan davranışları dün akşam bağışlayan nerede?” diye sordu. Bunun üzerine Utbe bin Zeyd ayağa kalkıp, Resûlullahın yanına gitti. Resûlullah efendimiz ona; “Seni müjdelerim. Kudret ve irâdesiyle yaşadığım Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bu yaptığın bağış, makbûl olan sadakalar arasına kaydedilmiştir” buyurdu.
Sadaka verilirken şu husûslara dikkat edilmesi bildirilmiştir:
1- Helâl maldan verilmelidir. 2- Malı az olsa da sadaka vermelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En faziletli sadaka, kendisi muhtâc olduğu hâlde fakirin verdiği sadakadır.” 3- Ölüm gelip malın elden çıkmasından önce, sadakayı çabuk vermelidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “İnsanın sıhhatli iken verdiği bir dirhem sadaka, ölürken köle azâd etmesinden hayırlıdır.” “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç şeyden kesilmez. Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, kendisine duâ edecek sâlih bir evlât.”
Sadaka-i câriye, vakıf çeşme, köprü, câmi gibi devam eden sadaka demektir. Faydalı ilimden maksat da faydalı bir kitaptır. İnsanlar bu faydalı kitaplardan istifâde ederek dünya ve âhiret saâdetine kavuşurlar. Sâlih evlâdın iyi amellerinin sevâbından babası da istifâde eder. 4- En güzel maldan sadaka vermelidir. 5- Riyâ karışmaması için, sadakayı gizli vermelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En fazîletli sadaka, gizli verilen sadakadır.” 6- Ecrinin gitmemesi için, fakiri minnet altında bırakmamalıdır. Bekara sûresinde meâlen: “Sadakalarınızı minnet ve eziyet ile heder etmeyiniz!” buyuruldu. 7- Sadakayı gerçekten muhtaç olanlara ve sâlih kimselere vermelidir.
Sadaka vermede ölçü
Hazreti Ebû Abs bin Cebr anlatır: “Resûl-i ekrem efendimiz, Esbâbını sadaka vermeye teşvik ettiği zaman, herkes gücü yettiği kadar sadaka olarak bir şeyler getirdiler. Utbe bin Zeyd hazretleri, o gece dışarı çıktı ve bir süre namaz kıldıktan sonra; “Allahım! Sadaka olarak vereceğim hiç malım yok. Ben de sadaka olarak kullarından şeref ve haysiyetime haddi aşan tecâvüzde bulunanları affediyorum” diye duâ etti. Sabahleyin Esbâbın arasında otururken, Resûl-i ekrem; “Kendisine yapılan haddi aşan davranışları dün akşam bağışlayan nerede?” diye sordu. Bunun üzerine Utbe bin Zeyd ayağa kalkıp, Resûlullahın yanına gitti. Resûlullah efendimiz ona; “Seni müjdelerim. Kudret ve irâdesiyle yaşadığım Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bu yaptığın bağış, makbûl olan sadakalar arasına kaydedilmiştir” buyurdu.
Sadaka verilirken şu husûslara dikkat edilmesi bildirilmiştir:
1- Helâl maldan verilmelidir. 2- Malı az olsa da sadaka vermelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En faziletli sadaka, kendisi muhtâc olduğu hâlde fakirin verdiği sadakadır.” 3- Ölüm gelip malın elden çıkmasından önce, sadakayı çabuk vermelidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “İnsanın sıhhatli iken verdiği bir dirhem sadaka, ölürken köle azâd etmesinden hayırlıdır.” “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç şeyden kesilmez. Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, kendisine duâ edecek sâlih bir evlât.”
Sadaka-i câriye, vakıf çeşme, köprü, câmi gibi devam eden sadaka demektir. Faydalı ilimden maksat da faydalı bir kitaptır. İnsanlar bu faydalı kitaplardan istifâde ederek dünya ve âhiret saâdetine kavuşurlar. Sâlih evlâdın iyi amellerinin sevâbından babası da istifâde eder. 4- En güzel maldan sadaka vermelidir. 5- Riyâ karışmaması için, sadakayı gizli vermelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En fazîletli sadaka, gizli verilen sadakadır.” 6- Ecrinin gitmemesi için, fakiri minnet altında bırakmamalıdır. Bekara sûresinde meâlen: “Sadakalarınızı minnet ve eziyet ile heder etmeyiniz!” buyuruldu. 7- Sadakayı gerçekten muhtaç olanlara ve sâlih kimselere vermelidir.
Sadaka vermede ölçü
Hazreti Ebû Abs bin Cebr anlatır: “Resûl-i ekrem efendimiz, Esbâbını sadaka vermeye teşvik ettiği zaman, herkes gücü yettiği kadar sadaka olarak bir şeyler getirdiler. Utbe bin Zeyd hazretleri, o gece dışarı çıktı ve bir süre namaz kıldıktan sonra; “Allahım! Sadaka olarak vereceğim hiç malım yok. Ben de sadaka olarak kullarından şeref ve haysiyetime haddi aşan tecâvüzde bulunanları affediyorum” diye duâ etti. Sabahleyin Esbâbın arasında otururken, Resûl-i ekrem; “Kendisine yapılan haddi aşan davranışları dün akşam bağışlayan nerede?” diye sordu. Bunun üzerine Utbe bin Zeyd ayağa kalkıp, Resûlullahın yanına gitti. Resûlullah efendimiz ona; “Seni müjdelerim. Kudret ve irâdesiyle yaşadığım Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bu yaptığın bağış, makbûl olan sadakalar arasına kaydedilmiştir” buyurdu.
Sadaka verilirken şu husûslara dikkat edilmesi bildirilmiştir:
1- Helâl maldan verilmelidir. 2- Malı az olsa da sadaka vermelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En faziletli sadaka, kendisi muhtâc olduğu hâlde fakirin verdiği sadakadır.” 3- Ölüm gelip malın elden çıkmasından önce, sadakayı çabuk vermelidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “İnsanın sıhhatli iken verdiği bir dirhem sadaka, ölürken köle azâd etmesinden hayırlıdır.” “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç şeyden kesilmez. Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, kendisine duâ edecek sâlih bir evlât.”
Sadaka-i câriye, vakıf çeşme, köprü, câmi gibi devam eden sadaka demektir. Faydalı ilimden maksat da faydalı bir kitaptır. İnsanlar bu faydalı kitaplardan istifâde ederek dünya ve âhiret saâdetine kavuşurlar. Sâlih evlâdın iyi amellerinin sevâbından babası da istifâde eder. 4- En güzel maldan sadaka vermelidir. 5- Riyâ karışmaması için, sadakayı gizli vermelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En fazîletli sadaka, gizli verilen sadakadır.” 6- Ecrinin gitmemesi için, fakiri minnet altında bırakmamalıdır. Bekara sûresinde meâlen: “Sadakalarınızı minnet ve eziyet ile heder etmeyiniz!” buyuruldu. 7- Sadakayı gerçekten muhtaç olanlara ve sâlih kimselere vermelidir.

Hazreti Ebû Abs bin Cebr anlatır: “Resûl-i ekrem efendimiz, Esbâbını sadaka vermeye teşvik ettiği zaman, herkes gücü yettiği kadar sadaka olarak bir şeyler getirdiler. Utbe bin Zeyd hazretleri, o gece dışarı çıktı ve bir süre namaz kıldıktan sonra; “Allahım! Sadaka olarak vereceğim hiç malım yok. Ben de sadaka olarak kullarından şeref ve haysiyetime haddi aşan tecâvüzde bulunanları affediyorum” diye duâ etti. Sabahleyin Esbâbın arasında otururken, Resûl-i ekrem; “Kendisine yapılan haddi aşan davranışları dün akşam bağışlayan nerede?” diye sordu. Bunun üzerine Utbe bin Zeyd ayağa kalkıp, Resûlullahın yanına gitti. Resûlullah efendimiz ona; “Seni müjdelerim. Kudret ve irâdesiyle yaşadığım Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bu yaptığın bağış, makbûl olan sadakalar arasına kaydedilmiştir” buyurdu. Sadaka verilirken şu husûslara dikkat edilmesi bildirilmiştir: 1- Helâl maldan verilmelidir. 2- Malı az olsa da sadaka vermelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En faziletli sadaka, kendisi muhtâc olduğu hâlde fakirin verdiği sadakadır.” 3- Ölüm gelip malın elden çıkmasından önce, sadakayı çabuk vermelidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “İnsanın sıhhatli iken verdiği bir dirhem sadaka, ölürken köle azâd etmesinden hayırlıdır.” “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç şeyden kesilmez. Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, kendisine duâ edecek sâlih bir evlât.” Sadaka-i câriye, vakıf çeşme, köprü, câmi gibi devam eden sadaka demektir. Faydalı ilimden maksat da faydalı bir kitaptır. İnsanlar bu faydalı kitaplardan istifâde ederek dünya ve âhiret saâdetine kavuşurlar. Sâlih evlâdın iyi amellerinin sevâbından babası da istifâde eder. 4- En güzel maldan sadaka vermelidir. 5- Riyâ karışmaması için, sadakayı gizli vermelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “En fazîletli sadaka, gizli verilen sadakadır.” 6- Ecrinin gitmemesi için, fakiri minnet altında bırakmamalıdır. Bekara sûresinde meâlen: “Sadakalarınızı minnet ve eziyet ile heder etmeyiniz!” buyuruldu. 7- Sadakayı gerçekten muhtaç olanlara ve sâlih kimselere vermelidir.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz