GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 12 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 12 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Hz. İbrahim (Abraham) Kimdi? anlatıma göre gerçek veya değil

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

CANTAR




Bu yazının İngilizcesi http://www.viewzone.com/abraham.html

ve sitemizde Who

Was Abraham? sayfasında bulunur, ayrıcxa aynı yazarın

diğer bir yazısı Kadim

İbranice ve Hintçe Arasında bir Bağ Var Mı? da benzeri konuları

işliyor. Aşağıda "Kalani" kavmi yoksa

"Keldani" olabilir mi? Konuya girmeden Hz. İbrahim konusunda bazı

öz bilgiler vermekte fayda vardır. Hz. İbrahim , Tevrat'ta İbranice adı

Abraham olarak anılır. Nuhun üç oğlu vardı, bunlar: Sam, Ham ve Yafet'tir.

Hz. İbrahim Sam soyundandır, yani Sami ırktandır. Babası Tarah'tır (Azer

olarak da bilinir, İbranicesi Terah), kardeşi Haran ve oğulları İsmail ve

İsak'tır. Tevrat'ta göre Sara'nın oğlu İsakın ikiz oğullarından Yakub sonrada İsrail adını alır

ve on iki oğullu İsrailoğullarının on iki kavmini oluşturur. Bunlardan onu

ortadan kaybolur (günümüzdeki Yahudileri kendilerinin kalan iki kavmin torunları

addederler), ancak son günlerde on iki kavim tekrar bir araya gelecek diye bir

kehanet vardır. Hz. İbrahim'in Hacer'den (İbranicesi Hagar) oğlu Sara'nın kıskançlığı

yüzünden Hacer ve İsmail Mekke'ye yerleşir ve Arapların soyunun ondan geldiği kabul

edilir. Aşağıdaki bilgiler oldukça şaşırtıcı bilgilerdir, ama

bunları doğrulayacak başka araştırmalar da var. Anlaşılan hemen hemen bütün

dinlerin ortak bir kaynağı var.















KONUYLA İLGİLİ DİĞER YAZILAR:






Kadim İbranice ve

Hintçe Arasında bir Bağ Var Mı?





Tarih Yeniden
Yazılacak mı?





VİDEO (İngilizce):






Kingdom of David Part1



Part2







KİTAPLAR








Tanrı'nın Tarihi İbrahim'den Günümüze 4000

Yıllık Tanrı Arayışı







İbrahim'in Çocukları Musevilik,

Hristiyanlık, İslamiyet


















“Yahudiler Tarihi” Kitabında, Yahudi tarihçi ve ilahiyatçı Flavius

Josephus (M.S. 37 - 100), Yunan filozof Aristo’nun “..bu Yahudiler Hint

Filozoflardan gelmedirler, Hintliler onlara Kalani derler.” (Kitap 1:22)


Soli’li Clearchus şöyle yazmıştır, “Yahudiler menşei Hint Filozoflardır.

Filozoflara Hindistan’da Kalanilar ve Suriye’de Yahudiler denilir. Başkentlerin

adı çok zor telaffuz edilir, ona “Jerusalem” (Küdüs) denilir.


Godfrey Higgins "Anacalysis" kitabında (Cilt I, sayfa 400) şöyle

yazar. “Seleucus Nicator tarafından İsa'dan üç yüz yıl önce Hindistan'a

gönderilen ve yazdıkları gün geçtikçe doğrulanan Megasthenes şöyle

diyor: Yahudiler Kalani adında bir Hint kavim veya mezhepti..."







Martin Haug, Ph.D., "The Sacred

Language, Writings, and Religions of the Parsis", ([Zerdüşt/Mecüsi]

"Farsilerin Kutsal Dil, Yazı ve Dinleri"- sayfa 16) kitabında şöyle

yazar: "Magiler (Zerdüşt ve Mazda rahipleri) dini kitaplarını gökten

indirdiği inanılan Abraham'a (Hz. İbrahim) atfederler.



Hindu tanrı Brahma ve eşi Saraisvati

ve Yahudi Abraham ve eşi Sarai arasında tesadüfün ötesinde bazı dikkat

edici benzerlikler vardır. Bütün Hindistan'da Brahma'ya ait sadece bir mabet

olmasına rağmen, bu mezhep Hindistan'ın üçüncü en büyüğüdür.



Meksikalı yazar Tomás Doreste, "Moisés y los

Extraterrestres" kitabında şöyle yazar:

"Voltaire Abraham'ın Hindistan'ı terk edip öğretilerini dünyaya yaymak

isteyen sayısız Brahman rahiplerden biri olduğunu inanırdı ve bunu kanıtlamak

için isim benzerlikleri ve Abraham'ın doğduğu Ur şehrinin İran hududuna

yakın Hindistan yolunda olduğunu ileri sürmüştü.



Brahma adı Hindistan'da çok saygındı

ve etkisi Fırat ve Dicle nehrine dek yayılarak İran'a sarılmıştı.

Farsiler Brahma'ya sahip çıkıp uyarladılar. Daha sonra Tanrının

Hindistan'a giden yolun ortasında bulunan dağlık Bactria'dan geldiğini söyleyeceklerdi.

(sayfa 46-47.)



Bactria (kadim Afganistan'ın bir bölgesi)

ayrıca Ur-Jaguda olarak bilinen Juhuda veya Jaguda isminde bir Yahudi prototip

ülkesinin yeriydi. Ur [Türkçe'de yurt] "memleket veya köy" anlamına

gelir. Dolayısıyla, Tevrat'ta Abraham'ın "Keldani'lerin Ur"undan

geldiğini yazmakla doğrusunu yazmıştı. "Keldani" veya daha doğrusu

Kaul-Deva (Kutsal Kaul) etnik bir grubun değil, Afganistan, Pakistan ve Hint Keşmir'de

bulunan Hint Brahman bir rahip sınıfıydı.



"Brahmin Abraham'ın Ioud kavimi

Hindistan'daki Oude krallığını terk etmiş veya oradan kovulmuştu ve Mısır'da

Goshen veya Güneş Evi, Heliopolis'e yerleştiler ve oraya Hindistan'da terk

ettikleri yerin ismini verdiler, Maturea" (Anacalypsis; Cilt I, sayfa

405.)



"Onun menşei İran dini ve

Melchizedek'di" (Cilt I, sayfa 364.)

"Farsiler aynı Yahudiler gibi İbrahim'i kurucuları olarak kabul

ediyorlar. Dolayısıyla bütün kadim tarihlere göre Farsiler, Yahudiler ve

Araplar Abraham/İbrahim soyundandır (sayfa 85)... Abraham'ın babası Terah'ın

aslında Keldani, Kaldi ve Kuldili doğu şehri Ur'dan gelip Mezopotamya'da

yerleştiği yazılmakta. Orada bir süre bulunduktan sonra Abraham, Abram ve

Brahma ve karısı Sara veya Sarai veya Sara iswati babalarının evlerini terk

ettiler ve Kenan ülkesine geldiler. Abraham ve Sara'nın Brahma ve Saraiswati

ile aynı oluşu ilk kez Jesvit misyonerler tarafından keşfedilmişti"

(Cilt I; sayfa 387.)







Hint mitolojisinde Sarai-Savati Brahma'nın

kız kardeşidir. Tevrat İbrahim konusunda iki hikaye vermektedir. İlk

hikayede Abraham Firavuna Sarai'yı kız kardeşi olarak takdim ettiği zaman

yalan söylediğini açıklar. İkinci hikayede Gerar krallığına da Sarai'yın

gerçekten kız kardeşi olduğunu söyler. Ancak kral yalan söylediği için

azarladığı zaman, Abraham Sarai'yın hem karısı, hem de kız kardeşi olduğunu

söyler: "...o gerçekten kız kardeşimdir. Babamın kızıdır, ama

annemin kızı değildir ve karım olmuştur." (Tekvin 20:12)



Ancak benzerlikler burada bitmiyor.

Hindistan'da Saraisvati nehrin Ghaggar adında bir kolu vardır. Aynı nehrin

ayrıca Hakra adında bir kolu vardır. Yahudi geleneklere göre, Hagar Sarai'ın

hizmetçisiydi. Müslümanlar onun Mısırlı bir prenses olduğunu söylerler.

Ghaggar, Hakra ve Hagar'ın benzerliklerine dikkat

ediniz.



Tevrat'a göre Hagar'ın oğlu Ismail ve

soyundan gelenlerin Hindistan'da yaşadıklarını yazar: "İsmail son

nefesini verdi ve öldü ve yakınlarına döndü... Onlar Shur'un yanında ve

Asur'a dek Mısır'a yakın olan Havilah'ta (Hindistan) yaşarlardı (Tekvin

25:17-18.). Hem İsak, hem de İsmail adlarının Sanskritçe'den gelmesi ilginçtir:

(İbranice) İşak = (Sanskritçe) İşakhu = "Şiva'nın Dostu", (İbranice)

İşmail = (Sanskritçe) İş-Mahal = "Büyük Şiva."






Abraham hikayesinin üçüncü şekli

on bir "Nuhéa çevirir. Abraham'ın Hindistan'ı terk etmesi bir tufan

veya selden olduğunu biliyoruz: "... İsrail'in Rabbi şöyle der, atalarınız,

hatta Abraham ve Naçor'un babası Terah bile eskiden tufandan önce yaşadılar

ve başka tanrılara hizmet ettiler. Ve babanız Abraham'ı tufandan aldım ve

Kenan ülkesinden geçirdim." (Joshua 24:2-3)



Tekvin 25 cariyesi Ketura'nın bazı

torunlarından söz eder (Not: Müslümanlar Hagar'ın diğer bir adı olduğunu

iddia ederler): Jokşan, Şeba, Dedan, Efer. Nuhun bazı torunları Jokan, Şeba,

Dedan, Ofir'dir. Bu farklı şekiller Tevrat'ı yazanların Yahudiliğin farklı

dallarını birleştirmeye çalıştırdıkları konusunda düşünmeme sevk

etti.





Yaklaşık olarak M.Ö. 1900 yılında

şiddetli yağmur ve depremler kuzey Hindistan'ı parçaladığında hatta İnduz

ve Saraisvati nehirlerin yönlerini değiştirdikten sonra bazı Hint gruplar

tarafından Brahm kültü Orta Doğu ve Yakın Doğu'ya aktarıldı. Klasik

coğrafyacı Strabo Kuzey Batı Hindistan'ın terkinin ne denli geniş çapta

olduğunu anlatır: "Aritobolus der ki Hindistan'a belirli bir görev için

gönderildiğinde, İndus nehrinin yatağını değiştirdiği için köyleriyle

birlikte bin şehirden fazla yerin boşaldığı bir ülke görmüştü." (Strabo

Coğrafya, XV.I.19.)






"M.Ö. 1900 yıllarında Saraisvati

nehrinin kuruması Sindhu ve Saraisvati vadilerinde önemli göçlere neden

olmuştu ve Hindistan'dan batıya doğru bir göce sebep olan olay olabilir.

Bundan kısa bir süre sonra Batı Asya, Mısır ve Yunanistan'da Hint unsuru gözükmeye

başlıyor." (Indic Ideas in the Graeco-Roman World, (Grek-Roma Dünyasında

Hint Öğeler) yazan Subhash Kak, IndiaStar online literary magazine; sayfa 14)



Hint tarihçi Kuttikhat Purushothama

Chon, Abraham'ın Hindistan'dan kovulduğuna inanıyor. (Hint Avrupalı) Ariler,

Asuraslara (Bir zamanlar İndus Vadisini hükmeden ticari sınıf ve Harappanlar)

karşı yıllardır savaşmışlardı ve onları yenmek için devasal suni göl

ve sulama kanal sistemlerini yok edip sellere sebep oldular. Bunun üzerine

Abraham ve yakınları vatanlarını terk edip Batı Asya'ya doğru göç

ettiler (Bakınız "Remedy the Frauds in Hinduism," "Hinduizmdeki

Aldatmacalar ve Düzeltilmesi"). Dolayısıyla, Kuzey Irak'tan seller tarafından

kovulmaları dışında, Ariler ayrıca Hint tüccarlar, sanatçı ve eğitimli

sınıfların Batı Asya'ya kaçmalarını zorladılar.



"India in Greece" (Yunanistan'daki

Hindistan) kitabında

Edward Pococke şöyle yazıyor: "Uzun yıllar Hindistan'ı baştan başa

kasıp kavuran bu büyük dini savaşlara kıyasla hiç bir benzeri olay bu

denli ciddi sonuçlara yol açmamıştı. Bunun sonucunda erken uygarlık

sanatlarında usta ve büyük çoğunluğu savaşçı büyük bir insan kitlesi

ülkelerinden dışarıya kovuldu. Kuzeyde Himalaya dağların ötesine, güneyde

son kaleleri Siri Lanka'ya ve İndus vadisinden batıya itilen bu zülüm edilen

halk Avrupa'nın sanat ve bilimlerinin tohumlarını taşıdılar. Punjab

engelini aşan bu insan seli sonuçta Avrupa ve Asya'ya vararak uygarlığın

filizlenmesine neden olacaktı. Bu göçün mesafesi o denli uzundu ki,

isimlerin kılık değişikliği on denli iyiydi ki, Yunanlıların anlattıkları

o denli yanıltıcıydı ki, ancak teorik ilkeleri bir kenara koyarak ve bağımsız

araştırma yaparak doğruyu eğriden ayıklama ile doğru bir teşhise varma şansımız

olur." (sayfa 28)



Eğer bütün bu göçmen idareci

halklar tamamıyla Hint asılıysa neden harih onlardan söz etmiyor? Kadim

Hindistan'dan göçler hepsi aynı anda olmadı, ama yaklaşık olarak bin yılı

aşan bir dönemde oluştu. Tarih onlardan Kasit, Hitit, Suriyeli, Huri, Arami,

Hiksos, Mitani, Amalekit, Etiyop (Atha-Yop/Habeş), Finikeli, Keldani ve daha

bir çokları olarak söz etmiştir. Ancak bize hatalı olarak onları sadece

Batı Asya'ya ayıt etnik gruplar olarak kabul etmeye öğretilmiştir. Tarih

kitaplarımız onlara "Hint-Avrupalılar" demiştir ve onların menşei

konusunu yanıtsız bırakmıştır. "Hint halkı sosyal kimliklerini ırk

ve kavim bazında değil, Varna ve Jati (kast sınıf sisteminin sosyal işlevleri)

bazında görmeye alışmıştır" (Foundations of Indian

Culture; "Hint Kültürün Temelleri", sayfa Cool.









Hint halkının insanları nasıl sınıflandırdıkları

konusunda işte bir örnek: Hükmeden sınıfa Kasis (Kasitler), Kuşi (Kuşitler),

Kazaklar (Rus askeri sınıf), Kaiser ve Sezarlar (Roma hakim sınıfı), Hatiya

(Hititler), Kutit (Hititçe'nin bir lehçesi), Kathay (Çin liderleri), Kaşitıl/Kaşikeh

(Azteklerde), Kaşikhel/Kişeh (Mayalarda) ve Keşuah/Kuş (İnkalarda).

Suryaniler, İngilizce'de Assyrians, İspanyolca'da Asiros, Hindistan'da Asuras

eya Ashuras, Sümer ve Babil'de Aşuriya, Asuriya, Arabistan'da Asir, İranda

Ahura, Meksika'da Sure vs. Bunlara Surya'ya (güneş) tapan halklar.



Tabii ki bu dinin yaygın olduğu

yerlerde ülkelerinin gerçek adları ne olursa olsun "Suryaniler"

olarak bilinirdiler.



Alimlerin Hint-Avrupalıları Hintli olarak tanımada

diğer bir sorun, Hindistan'ın hiç bir zaman bir ülke olmamasında yatar. Ayrıca

onun adı Hindistan bile değil, "Bharata"dır [Baharatlar adını nereden

geldiği anlaşılıyor] ve Bharata bile bir ülke değildir. Bharata aynı

Avrupa gibi bir ülkeler topluluğudur ve şu şimdilik İslam'ın yayılması

gerçek veya hayali korkusuyla birleşmektedir. Hint alimler bu yayılma durduğu

anda "Bharata Birliği" tekrar koparak birçok ayrı devlet oluşur.





"Arap tarihçileri Brahma ve ataları

Abraham'ın aynı kişi olduğunu öne sürürler. Farsiler (İranlılar)

genelde Abraham'a İbrahim Zerdüşt derler. Kirüs Yahudi dinini kendi diniyle

aynı olduğunu kabul ederdi. Hindular Abraham'da veya İsrailoğlular

Brahma'dan gelmiş olmalıdır." (Anacalypsis; Cilt I, sayfa 396.)



Abraham gerçekten Hindu tanrısı Ram mıydı?

Ram ve Abraham muhtemelen ya aynı kişiydi veya aynı kavimdendi. Örneğin

"Ab" veya "Ap" Keşmir dilinde baba demektir. Prototip

Yahudiler Ram'a "Ab-Ram" veya "Baba-Ram" demiş olabilirler.

Brahm kelimesinin de "Ab-Ram"dan geliştiği de düşünülebilir, ama

tersi değil. "İlahi merhamet" Keşmir dilinde "Raham"dır

[Rahmet, Rahim, Rahman??] ve bu da Ram'dan türemiştir. Dolayısıyla, Ab-Raham

= İlahi Merhametin Babası. İbranice'de Rakham = "İlahi Merhamet".

Ram ayrıca da İbranice'de "yüksek makamlı lider veya hükümdar"

anlamına gelir. Vedic Age'de çıkan "Traditional History From the Earliest Times"

("En Erken Devirlerden Geleneksel tarih") makalesinin yazarı Hint

tarihçi A.D. Pusalker, Ram'in M.Ö. 1950 yılında hayatta olduğunu yazıyor,

bu da Hint-İbraniler ve Hint-Arilerin Büyük Tufandan beri Hindistan'dan

Orta-Doğuya göçü gerçekleştirdikleri döneme rastlar.



"Kabe'deki tapınakların biri de

Hint Yaratıcı Tanrı Brahma'ya adanmıştı, bundan dolayı İslam'ın eğitimsiz

peygamberi Muhammet onun Abraham'a adandığını iddia etmişti. "Abraham"

kelimesi Brahma kelimesinin yanlış telaffuzundan başka bir şey değildir.

Her iki kelimenin kök anlamlarına inerseniz bu açıkça kanıtlanır. Abraham,

Sami ırkının en eski peygamberlerinden biri olduğu söylenir. Adının iki

Sami kökenli kelimelerden kaynaklarını, baba anlamına gelen "Ab"

ve yüce anlamına gelen "Raam/Raham." Tevrat'ın Tekvin kitabında,

Abraham basit olarak "Kalabalık Topluluk" anlamına gelir. Abraham

kelimesi Sanskirtçe'de Brahma'dan kaynaklanır. Brahma'nın kökeni "Brah"tır

ve büyümek, sayı olarak çoğalmak anlamına gelir. Ayrıca, Hinduizm'in

Yaratıcı Tanrısı Brahma'nın İnsanların Babası ve bütün tanrıların en

yücesi olarak kabul edilir. Çünkü bütün varlıklar ondan zuhur etmiştir.

Burada yeniden "Yüce Baba" anlamına rastlarız. Bu açıkça

Abraham'ın semavi baba Brahma olduğunu açıkça ima eder."

(Vedic Past of Pre-Islamic Arabia; İslam Öncesi Arabistan'ın Vedik/Hint Geçmişi,

Bölüm VI; sayfa.2.)



"Abram"dan bir kaç sözcük

anlamını çıkartabiliriz, bunlardan her biri onun yüceltilmiş konumuna işaret

edebilir.

Ab = "Baba;" Hir veya H'r = "Baş; Üst; Yüceltilmiş;" Am =

"Halk." Dolayısıyla, Abhiram veya Abh'ram

"Yüceltilmişin Babası." Bir örnek daha: Ab - î

- Ram = "Merhametlilerin Babası." Ab, ayrıca "Yılan"

demektir, Ab-Ram (Yüceltilmiş Yılan) bir Naga kralı olduğunu ima eder. Bileşken

"Abraham" adından çıkarılacak bütün anlamlar takipçilerin ilahi

kaderini gösterir. Örneğin Kral Süleyman'ın yakın dostu Tireli Hiram

"Yüce Halk" veya Ahi-Ram (Yüce-Yılan)'dır.



Kadim Hindistan'da Aryan Kültüne

"Brahm-Aryan" denilir. Aryanlar birçok tanrıya taparlardı. Abraham

çoktanrıcılığa sırtını çevirmişti. Böyle yapmakla "A-Brahm"

(Gayri-Brahman) olmuştu. Aryanlar Asuralara "Ah-Brahm" derlerdi.

Dolayısıyla, İndus uygarlığın atalarının muhtemelen Yahudi prototipleri

olduğunu güvenle söyleyebiliriz.



Abraham'ın ölümü sırasında Kudüs

(Jerusalem) bir Hitit (Hint hükmedici sınıfı) şehriydi. Tekvin 23:4'de

Abraham Kudüslü Hititlerden bir mezar alanı satmalarını ister. Hititler'in

cevabı "..aramızda bir prensiniz, kabrimizde istediğiniz yerde

ölülerinizi gömünüz, hiç kimse sizi esirgemez." (sayffa 6).

Abraham Hititler tarafından bir prens sayıldıysa, demek ki Hindistan'ın

soylu hakim ve savaşçı kast sınıfının saygın bir üyesiydi. Eski Ahit

Abraham'ın bir Hitit olmadığını hiç yazmamıştır. Sadece "Aranızda

yabancı bir misafirim" (Tekvin 23:4). Hititler'in dediği gibi, Abrahamı

kendilerinden bile üstün saymışlardı. Hititer özgün bir etnik grup olmadığı

gibi, Amorit veya Amarrular için de aynı şey geçerli. Marruta avam

için kullanılan kast sınıfın adıydı. "Amorit" (Marut) Hint Vaişiyaların:

sanatçılar, çiftçiler, sığır çobanları, tacirler, vs., ilk adlarıydı.



G.D. Pande, "Ancient Geography of

Ayodhya", "Ayodya'nın Kadim Tarihi" kitabında "Marutlar

Visah'ı temsil ederler. Marutlar sürüler veya ordular oluşturdukları söylenir.

Marutların babası Rudra sığırların efendisidir (sayfa 177). Malita J.

Shendge şöyle demiştir: "... Marutlar halktır" ("The

Civilized Demons", "Uygar İfritler", sayfa 314). Kattiler

(Hititler) ve Marutları (Amoritler) Kudüs'ün babaları (koruyucuları) olarak anaları

(hizmetkarları) olarak işlev görmeleri bizi şaşırtmamalıdır.



Hindistan'da Hititler Cedi veya Chedi (Hatti

veya Ketti olarak telaffuz edilir) olarak bilinirler. Hint tarihçileri onları

Yadavasların en eski kastlarından biri olarak sınıflandırırlar.

"Cediler erken Vedik dönemde Ksatriyaların (Hititler ve Kassitlerden oluşan

aristokrat sınıf) en eski kavimlerinden birini oluşturdular. Rig Veda kadar

erken bir dönemde Cedi krallar çok ünlenmişlerdi... bu büyük destanda

kuzey Hindistan'ın hakim güçlerinden biriydiler." (Yadavas, Through the

Ages, Çağlar Boyunca Yadavaslar, sayfa 90) Ram veya Rama da Yadava aşiretindendi.

Eğer Abraham, Brahm ve Ram aynı kişilerse, Abraham Kudüs'e kendi halkına

katılmak için gitmişti.



Ram'in toplulukları Sanskritçe'de

"Yenilmez" anlamına gelen Ayodhya adında kendi cemaatlarında ayrı

ayrı gruplara bölündüler. Sanskritçe'de savaşçı Yuddha veya Yudh

demektir. Abraham ve grubu Ayodhya (Yehudiya, Judea) inançsızlardan ve

Amalekitlerden (Ariler?) kendilerini ayrı tutan topluluğa mensuptu.



Şimdiye dek söylediklerim yeterli değilse

Melkizadek... Salem arifi konusunu ele alalım. Melkizadek gizli mistik ve

sihirli güçlere sahip Kudüs'in (Jerusalem) kralıydı. Aynı zamanda Abraham'ın

hocasıydı.



Kassit bir kralın oğlu, Melik-Sadaksina

büyük bir Hint prensi, majisyen ve ruhani önderdi. Keşmiri ve Sanskritçe'de

Sadak = "sihirli, majikal, doğa-üstü güçlere sahip kimse" anlamına

gelir. Ayrıca Zadok (Sadak?) adında biri Kral Süleyman'ı kutsamıştı. Nasıl

oluyor da Kassit (asil kastten) Melik-Sadaksina, efsanevi bir Hintli, aniden kudüste

Abraham'ın dostu ve öğretmeni olarak ortaya çıkıyor? "Hindu History",

Hindu tarihini yazan Akshoy Kumar Mazumdar'e göre, Brahm Arilerin ruhsal

lideriydi. Bir Ari, Aryan (Yah'dan değil [not Sanskritçe'de önde bir a

eki değil anlamına gelir]) olarak doğal olarak putlara

inanırdı. Tevrat'a göre onları imal bile etmişti. Putperestlik ve dini

hayalperestlik halkına nasıl zarar verdiğini görünce, Abraham Arilikten

uzaklaştı ve her ne kadar onun da insan yapımı kusurlarla çökmekdeyse

de kadim Hint (Yah) felsefesine (Maddi Evren Kültüne) geri döndü. İnsanoğlunun

sadece gerçeklere dönerek kendini kurtarabileceğini inanmıştı.



Halkın barbarlığına ve körlüğüne karşı

şok olan Proto (ilk) -İbraniler

arasındaki bilginler ve eğitimli kişiler

kendilerini halktan soyutladılar. Dr. Mazumdar şöyle demişti: "Ahlaki

düşüşü çok hızlıydı. Kahinler ve bilge kişiler halktan ayrı yaşarlardı.

Ender olarak evlenirdiler ve çoğu zaman kendilerini dini tefekküre

verirlerdi. Yönlendirme ve bilgilendirmeden uzak kalan halk aşırı yabanileşmeye

ve kabalaşmaya başladı. Tecavüz, zina, hırsızlık vs. yaygınlaşmaya başladı.

İnsan doğası sapıtmaya başladı. Brahma (Abraham) bir reform yapıp

insanları diriltmeye karar verdi. Kahin ve bilge kişilerin halkla

evlenmelerini ve karışmalarını sağladı. Çoğu evlenmeyi kabul etmedi, ama

30 kişi kabul etti." Brahm üvey kız kardeşi Saraisvati ile evlendi. Bu

bilge kişiler prajapatis (üretenler) olarak anıldılar.



"Kuzey Afganistan Uttara Kuru

olarak bilinirdi ve büyük bir bilim merkeziydi. Oraya bir Hintli kadın gitti

ve Vak unvanını aldı - Saraisvati (Leydi Sarah). Onun üvey kardeşi ve öğretmeni

Brahm, güzelliği, eğitimi ve zekası ile o denli, etkilenmiş ki evlenmiş"

(Hindu History, Hindu Tarihi; sayfa 48).



Güney Afganistan'daki kutsal

topluluktan benzeri topluluklar dünyanın her tarafına yayıldı: Hindistan'ın

tamamı, Nepal, Tayland, Çin, Mısır, Suriye, İtalya, Filipinler, Türkiye,

İran, Yunanistan, Laos, Irak - hatta Amerikalara bile! Brahma'nın dünyanın

muhtelif yerlerinde varlığı bariz dil kanıtlarıyla açıkça gözükmekte:

Farsi/Acemce: Braghman (Kutsal); Latince: Bragmani (Kutsal); Rusça: Rachmany

(Kutsal); Ukraynaca: Rachmanya (Rahip, Kutsal); İbranice: Ram (Baş Lider);

Norveççe: From (Tanrısal). Hindular arasında kutsal bir sözcük mistik hece

OM, üçlü evren, yeryüzü, gök ve sema ile bağlantılıdır. Aynı zamanda

Brahm'ın başka bir adıdır. Aztekler de OM'u evrenin ikilemli ilkesi olarak

zikredip tapmışlardı. Mayaların rahip sınıfı Balam (B'lahm teleffuz

edilir). Eğer maya dilinde "R" harfi olsaydı, Brahm telaffuz

edilirdi. Perulu İnkalar güneşe İnti Raymi (Hindu Ram) olarak taparlardı.



Rama'dan geldiği inkar edilmez olan

kelimeler Amerikan Kızılderili dilde çok yaygındır. Özellikle Amerikanın

güneybatısından Meksika'ya ve oradan güneye Peru'ya kadar inen bölgelerde.

Chihuahua'nın Tarahumara Kızılderililer buna ideal bir örnektir. Gerçek

adları

Ra-Ram-Uri'dir. Sümer ve Kuzey Hindistan'da olduğu gibi

Ra-Ram-Uri "Uri" = "Halk." İspanyol "R"

vurgulandığı için bu "Uri" savaşçı, fatih için Sanskritçe

kelime Udi veya Yuddi de olabilir. Birçok Meksika kavmi eskiden Yuri adında

yabancı bir kavmin o civarları işgal ettiklerini anlatırlar.

Ra-Ram-Uri güneş tanrısı Ono-Rúame'dir. Keşmirce Ana = "En Çok

Sevilen Oğul;"

Ra-Ram-Uri ay Ono-Rúame'nın eşi, Eve-Rúame'dır. Keşmice Hava =

"Havva, Eve" veya Kadın İlkesi.



Bir Ra-Ram-Uri valisine Si-Riame

denilir. Sanskritçe/Keşmirçe Du-Rama = "Büyük Rama." Meksika

efsanelere göre Yoris Surem (Su-Ram?) adında bir kavime mensuptu.

Fetihlerinden önce, Orta Meksika ve Amerikan Colorada'ya kadar Güneybatısı

Suré olarak bilinirdi. Keşmirce'de Suré= güneş. Tarahumara şifacı şaman

veya rehber Owi-Ruame olarak bilinir. Sanskritçe'de Of = "Ümit." Şeytan

Repa-Bet-Eame olarak bilinir. Keşmirce'de: Riphas (Görüntü) + Buth (Kötü

Ruh) + Yama (Ölüm Meleği). Ra-Rama-Uri dilinde daha bir çok şaşırtıcı

benzerlikler vardır. Kadim Finike, Sümer ve Kuzey Hindistan'a ilişkisi şüphe

götürmez. Bir çok insan Finikelileri bir zamanlar bugünkü Lübnan'da mekan

eden bir denizci kavim olduğunu düşünürler. Ancak, Hindular tarafından

Pancika veya Pani olarak bilinen veya Romalılar tarafından Puni (kökeni Rama

olan başka bir kelime) çingeneler gibi dünyanın dört bir yanına dağılmışlardı.



İspanyollar Ra-Ram-Uri ülkesine

Chiahuahua ülkesi derlerdi. Bunu yerliler Şivaya" olarak telaffuz

ederler. Sanskritçe'de Şivaya = "Şiva'nın Mabedi." Hindu dini

alimlere göre, Ram ve tanrı Şiva bir zamanlar aynı ilahtılar. Şiva ve Yah

(Kitabi Mukaddes'te söz edilenle aynı) adları Amerikan yerli dinlerinde yaygındır

ve yaygın olarak Amerikan güneybatısında taş oymalarda kazıldığı görülür.

("India Once Ruled

the Americas!", "Hindistan Bir Zamanlar Amerikaları Hükmetti"

kitabıma bakınız).



Ayodhya ayrıca Tanzania Afrika'da ve

Kudüs'te (Judea) Dar-es-Salam için başka bir addı. Yerusalemitler'e (Kudüslüler)

Yehudiya veya Judeans (Yah Savaşçıları) denildiği bilinir, bu da

Yahudilerin Hint kökenini kesin bir şekilde doğrular.



Çin dahil, kadim dünyada Ram'ın dini fikirlerinden

etkilenmeyen bir taraf yoktu. Örneğin, Hıristiyanlar ve Yahudiler Muhammet'in

öğretilerini Yahudi kaynaklardan kopya ettiği konusunda beyinleri yıkanmıştır.

Oysa, Muhammet'in zamanında Ram veya Abraham'ın ilahiyatı bütün dini

mezheplerin temelini oluşturuyordu. Muhammet'in tek yaptığı şey bunları

putperestlikten arındırmaktı.



"... Mekke Mabedi Hindistan'dan

gelen Brahmin misyonerleri tarafından kurulmuştu. Muhammed'in zamanında

kutsal bir yerdi ve ölümünden sonra bir kaç asır oraya haça gitmelerine

izin verildi. Onun peygamberden çok önce kutsal bir yer doluğunu inkar

edilmez bir gerçektir." (Anacalypsis, Cilt I, sayfa 421.)



"... Brahminler eski kitaplarındaki

kayıtlara dayanarak Mekke şehrinin Hindistan'dan gelen bir koloni tarafından

kurulduğunu söylerler ve sakinleri en eski devirlerden beri onun Agar'ın oğlu

İsmail tarafında inşa edildiğini söylerler. Bu şehre İndus dilinde İsmailistan

denilirdi." (Anacalypsis, Cilt I, sayfa 424.)



Muhammed'in zamanından önce, Arap halkının

Hinduizmine Tsaba denilirdi. Tsaba veya Saba "Tanrıların Meclisi"

anlamına gelen bir Sanskritçe kelimedir. Tsaba ayrıca Işa-ayalam (Şiva'nın

Mabedi) denilirdi. Müslüman kelimesi Moşe-ayalam (Şiva'nın Mabedi)

Sabaizm'in başka bir adıdır. Kelime şimdi İslam olarak kısalmıştır.

Muhammet kendisi Kureyşi kaviminin bir mensubu olarak ilk başta bir

Sabaist'ti. Tsabaistler Abraham'ı bir tanrı olarak görmezlerdi. Onu bir

avatar veya Tanrı tarafından seçilmiş bir öğretmen, Avather Brahmo (yeraltı

dünyanın yargıcı) olarak kabul ederlerdi.



İsa'nın zamanında Arapların ve

Yahudiler'in dilleri, dini simgeleri ve gelenekleri hemen hemen aynıydı. Eğer

zaman makinesi ile geçmişe dönsek, çoğumuz Yahudi ve Araplar arasında fazla

fark görmezdik. Tarihi kayıtlara göre İsa'nın zamanında Araplar putlara

taparlardı. Alt tabaka ve kırsal Yahudiler için de aynı şey geçerliydi.

Bundan dolayı Orta Doğudaki Yahudi ve Müslümanlar; ile Hindistan'daki Müslüman

ve Hindular arasındaki kavga son derece saçmadır. Tamamen bir hiç uğruna, Müslümanlar

Yahudilere ve Hindulara karşı savaşıyor veya tersi, zira her üç grup aynı

kaynaktan geldiler.



Hebron'un (İbranice'de Khev'run) Keşmirce

-Sanskritçe karşılığı Kudüs'ün eski sakinlerinin Hint kökenini açıkça

gösterir: Khab'ru (mezar; tabut). (Grierson'un Sözlüğü'ne bakınız; sayfa

382.) İbranice'de bile Kever = "Tabut."



Hint dil bilimci ve oryantalist Maliti

J. Shendge'in "The Languages of Harappans" (Harappanların Dilleri)

kesin bir şekilde Batı Asya ve İndus Vadisi Uygarlığı bir araya getirir.

Sadece Harrappa dilinin Akkatça ve Sümerce olduğunu kanıtlamıyor, ilk "Abraham"

Havva göğüs kemiğinden yaratılmadan önce Adem olduğunu kanıtlıyor.



"... denilebilir ki, Fırat-Dicle'den

İndus ve doğusuna dek, kendilerine sonra Asshuriau diyen Akkatça konuşan

Samiler bulunuyordu. Onların Hint adı Rig Veda'dan "Asura" olarak

bilinirdi. Bu bölgenin aynı etnik grubundan değişik aşiretler tarafından

mekan edilmesi bizi şaşırtmaması gerekir. Ancak onların ırk olarak homojen

bir grup olduklarını düşünmek doğru olmaz. Dil bilimi kanıtları gösterdiği

gibi Akkatlılar ve Sümerler oluşmuş karışık bir nüfusları vardı. İleride

araştırmaya konu olabilecek diğer etnik grupların da bulunma olasılığı

var. Bu karışık nüfus günümüzdeki bilgiye ters düşmemektedir. İndus

vadisinde bu değişik etnik mozaik muhtemelen tarih öncesinden uygarlığın

başlarında mevcut olan bir demografik yapıydı.



"Eğer bu Akkatlılar Batı Asya aşiretleriyle

aynıysa, Vedik mitolojide ilk çift konusunda eşit derecede söz edilmesi

gerekir. Ancak, şifreli bir atıf dışında bu çift'den hiç söz

edilmiyordu. Bu biraz kafa karıştırıcı. Tanrıları Asura olmasına karşın

bu kavimin ilk atası olmaması pek anlaşılır değil. Rig Veda'da Brahman'ın

tarih öncesi baba olarak mevcut olması yeterli değildir, çünkü tek başına

eril bir unsurdur. Brahman yakından incelendiğinde iki sözcükten oluştuğu

görülür Abu + Rahmu, bunlar da Sami mitolojide ilkel çifttir. Rahmu'nun

Akkad karşılığı Lahmu'dur, bu da sonradan denizden doğan ve tanrılar

ve ifritler tarafından kur yapılan tanrıça Laksmi'ye dönüşmüştü. Lahmu

Akkadlarda bir ejderhadır, ama Ugaritçe'de Rahmu Abu'nun genç kızıdır.

Brahma (abu + rahmu = abrahma = brahma), burada düşünülen bütün değişimler

bu eşleştirmelerle açıklanabilir, veya Abu Samilerin en büyük tanrısının

kızı birçok dönüşümden geçmiştir ve Hindu panteonda birçok karşılığı

vardır, bunların arasında Laksmi, bütün maddi tezahüratların tanrıçası

olarak önemlilerden biridir. Dolayısıyla Indus vadisinin Asura aşireti ilkel

çift olarak Abu-Rahmu'ya tapıyorlardır." (sayfa 269-270).



Bayan Shendge'nin araştırmaları

Hebron'daki Abraham ve Sarai mezarları gerçekten Brahm ve

Saraisvati'ninikiler olduğu inancımı iyicene güçlendiriyor. Bizim Abraham

anlaşılan bir rahipti, belki de Abu-Rahmu (Adem ve Hava) kültünün

kurucusuydu ve tektanrılı dinini Batı Asya'ya taşıdı. Kendisi ve Sarai

yurtları Hindistan'da ilahlaştırılmalarına karşın Yahudilikte insan

olarak anılmışlardı.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz