GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
  • » Nanosuit Gerçek Oluyor
  • » Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Müfredatı
  • » Undertaker emekli oluyor
  • » Kraliyetli Tkmt2
  • » suyun moleküler neler etkiler
  • » Üstteki Üye Hakkındaki Düşüncelerin Neler?
  • » AŞK GİBİ AYDINLIK ÖLÜM GİBİ KARANLIK
  • En son konular
    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    C.tesi Mart 01, 2014 8:48 pm tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 pm tarafından 56476364528

    » deneme
    Paz Kas. 24, 2013 7:54 am tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:54 pm tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:46 pm tarafından cansu

    » kaya işaretler
    Cuma Eyl. 06, 2013 11:30 pm tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 1:38 pm tarafından yousef

    » mağara için bilgi almak istiyorum
    C.tesi Haz. 22, 2013 8:43 am tarafından kurt ini

    » Lorenz Dedektör Ürünleri
    Perş. Haz. 13, 2013 2:18 pm tarafından fremd

    » cülüklü tavuk civcivli tavuk
    C.tesi Mayıs 25, 2013 12:44 am tarafından byfaruk

    En iyi yollayıcılar
    CANTAR
     
    magaracı
     
    asel
     
    SİMBAD
     
    aydin-28
     
    novanda
     
    marduktr
     
    styla
     
    MAMİ
     
    hattap
     
    Kimler hatta?
    Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Perş. Tem. 01, 2010 10:23 pm tarihinde online oldu.
    Paylaş | 
     

     AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR   Çarş. Ara. 15, 2010 3:00 pm

    İnternet devi Google'ın Ay'ın uzaydan çekilmiş fotoğraflarından oluşturulan haritasını sunan ve Ay'a yapılan uzay yolculukları hakkında bilgi veren uygulaması Google Moon'da ilginç bir görüntü tespit edildi. Uzmanların, uydu fotoğraflarının piksellere ayrılmasıyla oluşmuş olmasının daha muhtemel olduğunu söylediği bina bloklarına benzeyen görüntüler, bazı kesimler tarafından gizli bir NASA üssü olarak yorumlandı.

    Görüntüler internette blog ve forumlarda tartışmalara yol açarken, NASA'dan henüz bir açıklama yapılmadı.

    [right]




    [/right]























    http://video.mynet.com/habervideo/Ayin-karanlik-yuzeyi-ile-ilgili-muthis-iddia/1033994/

    Ayın karanlık yüzeyi ile ilgili müthiş iddia | video.mynet.com



    "AY ÖLÜ BİR GEZEGEN DEĞİL"
    Bilim adamları, yeni elde edilen kanıtların, Ay'ın bazı astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını öne sürüyor ve Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlendiğini belirtiyorlar. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler olduğu rapor ediliyor.
    UZAYLI ÜSSÜ MÜ VAR ?
    Ay'ın Dünya'dan görülmeyen karanlık tarafında bir uzaylı üssü olduğu yönündeki söylentiler yıllardır devam ediyor. İngiliz Sun gazetesinin yayımladığı görüntülerde, bir vadinin içinde bulunan ve bir askeri havaalanını andıran üssün çevresinde dağlar bulunuyor.

    Uzay denince akla ilk gelen kürelerden bir tanesidir Ay. Hem uydumuz olduğundan, hem de insanoğlun ilk kez ayak bastığı uzay cismidir. Peki, Ay küresini hiç renkli görmüş müydünüz?

    Lunar Reconnaissance Orbiter's LOLA cihazları tarafından yakalanmış bu resimlerden sonra Ay'ı çok daha farklı görebiliyoruz. Hem de ayın hep gördüğümüz aynı yüzünü değil, devamlı karanlıkta kalan, bize yüzünü hiç göstermeyen kısmını!

    Gökkuşağı renkleri arazinin yüksekliğine, 6.000 metre (kırmızı) -6.000 metre (mavi) olacak şekilde gözüküyor. İnsanı büyüleyici renklerse; kraterlerin kendisine has keskin görünüşlerinin etkisiyle meydana çıkıyor.




    NASA’nın, ay haritasını kullanan ‘Google Moon’, Ay yüzeyinde, sıra sıra dizili barakaların bulunduğu askeri üssü andıran görüntüler yakaladı. Ay’ın dünyadan görülmeyen karanlık tarafında bulunan üssün fotoğrafları İngiliz The Sun gazetesinde yayımlanırken, görüntülerde, bir vadi içindeki bir askeri havaalanını andıran üssün çevresinde dağlar bulunduğu gözlemlendi. Bilim adamları, Ay’ın ölü bir gezegen olmadığını, yüzeyinde zaman zaman yoğun hareketlilik gözlendiğini söyleyerek, bazı istihbaratçıların ‘Uzaylı Üssü Luna’ olarak adlandırıldıkları bir üsten söz ettiklerini hatırlattı.



    Ay, dünyadan daha yaşlıdır, öyleyse kökeni başka bir yerdir, bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani dünyadan daha eskidir. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı ama bu Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihtir. Önemli bilimciler ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin dünyadakilerden daha eski olduğunu belirlediler ama neden resmen açıklamadılar? 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi, bu tarihleme dünyadan ve güneşten iki kez daha eskidir. Buna karşın Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık bilinmiyor...


    Bazı bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir mi?







    Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite vardır, bu elemental olarak doğal mıdır?



    NASA tarafından 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı ama Ay'da su olmadığı biliniyor.




    Ay, hem dünyanın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.



    Ay, olması gerekenden çok daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.


    Ay kraterleri çok fazladır ve garip bir biçimde yüzeyseldirler.




    Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.


    Ölçümlemeler,Ay’da çok fazla demir olduğunu gösteriyorlar.


    Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır. Doğa kanunlarına aykırı olarak, Ay'da ağır metaller yüzeydedir ve Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.



    Ay dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.


    Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır, bu bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.




    Dünyadan bakıldığında Ay, bir güneş diski gibidir yani tutulmalarda güneşi tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür sanki büyüklüğü güneşi örtmek için ayarlanmıştır.


    Eğer Ay, dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay yine uzaklaşıp gidecektir.


    Normalde Ay'ın çizdiği yörünge, dünyanın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır ama Ay garip bir şekilde dünyanın yaptığı gibi, güneşe bağımlı bir yörünge çizer. Fotoğrafta Voyager uzay aracının çektiği Ay ve dünya birarada görülüyor.


    Her ne kadar Ay volkanların ölü oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.


    Hemen yanıbaşımızda olsa da, Ay'ın sırları henüz aydınlanmış değil. Üstelik gizem sandığımızdan çok daha ötelerde olabilir. Neden olmasın?

    Ay'ın Karanlık Yüzü

    Dünyamızın biricik doğal uydusu, aydınlık gecelerin sorumlusu ay hakkında bilinenler ve bilinmeyenleri toparlayasım var bugün. Ay sadece ulaşılabilir görüntüsü ile uzay çalışmalarını hızlandıran, yerine göre de hayal gücünü ateşleyen güçlü bir metafor. İnsanoğlunun uzay macerasını hızlandıran ve ilham veren bir numaralı gök efsanesine yeryüzü sanatı da çok şey borçlu. Yazımda ara ara bunlara da yer vereceğim.

    Ay'ın Arka Yüzü
    Mitler ve Efsanelerden başlayarak ay yolculuğumuza başlayalım:
    Efsanelere geçmeden önce bazı batıl inanışlardan bahsedelim. Ayla ilgili ilginç inanışlar şöyle, Dolunay ışığına maruz kalarak açık havada uyumanın insanı delirttiği hatta kadınları hamile bıraktığına dair garip bir inanış var. Yılbaşında dolunay olmasının uğursuz bir yıl getireceğine, Bir ay içinde iki kere dolunay olursa o ay havaların kötü olacağına, ayı parmakla göstermenin uğursuz olduğuna inanılıyor.
    Ay bir çok efsanede doğurganlık, üreme ve doğumla ilişkilendirilen bir kavram bunun sebebinin 30 günlük ay döngüsü ile kadınların adet döngüsünün ilişkilendirilmesi olduğu düşünülüyor.
    Chang'e: Çin mitolojisinde Ay'da yaşadığına inanılan kadın, hikayenin özünde ölümsüz "Chang'e" ve kocası kötü davranışları nedeni ile ölümlü olmakla cezalandırılır, tekrar ölümsüz olmak için bir iksir bulurlar ama Chang'e açgözlülükle iksirden çok içerek aya yükselir ve orada yaşamaya mahkum olur.
    Ay'daki Tavşan: Bir çok kültürde farklı tavşan mitleri var sebebi de resimdeki ilizyon olmalı. Ayrıca Çin efsanesine göre Chang'e ile beraber aya gittiği rivayet ediliyor.
    Ay'daki Adam: Yine basit bir Pareidolia örneği. Çeşitli kültürlerde binlerce farklı ayda yaşayan adam efsaneleri mevcut. Hemen şuracıkta siz de bir tane yazabilirsiniz. (R.E.M. Man On the moon: http://www.youtube.com/watch?v=1hKSYgOGtos)
    Anningan: Alaska ve Grönland 'da anlatılan bir efsane, Ay Tanrısı Anningan Kız Kardeşi güneş tanrıçasına tecavüz eder bununla kalmayıp hala onun peşinde koşmaktadır. Kovalamaca sırasında acıktıkça gücünü kaybeder ve görünmez olur, gücünü toplayınca tekrar kovalamacaya başlar.
    Mawu: Afrika'da anlatılan bir mit. Mawu karısı güneş tanrıçası Liza'ya bağlıdır. Onu takip eder. GÜneş ve ay tutulmaları çiftlerin aşk zamanıdır.
    Yunan Tanrıçası Selene (Luna) miti, Artemis, Aztek Tanrısı Tecciztecatl (Tavşan olarak da tasvir edilir), Hindu tanrısı Soma, Yeni Zellanda mitlerinde geçen Ayda yaşayan Kadın Rona gibi bir çok mit karakteri de Ay'la ilişkilidir.
    Kurt Adamlar ve Dolunay ilişkisinden de bu noktada bahsetmemek olmaz. Kurtların ay ışığında iyi görebildikleri için özellikle dolunayda geceleri avlanmayı sevdikleri biliniyor, efsanenin kökeninde bunu görmek mantıklı. Bir çok insan dolunayın insanları delirttiğine inansa da bilimsel olarak gelgitler ve yakamozların edebiyata konu olması ve ayın ilham vericiliği dışında, Ay'ın insan üzerinde kanıtlanmış hiçbir psikolojik, fizyolojik etkisi yok. Çılgınlık anlamına gelen "lunacy" kelimesinin "Luna" kökeninden türemesi de bu noktada ilginç.
    İslam dünyasında Hz. Ali'nin isminin ayda yazdığına dair bir inanış da mevcut.
    Ay Pareidoliaları

    Ay Efsaneleri ve Ay hakkında ilginç bilgiler

    Ay tabiatı gereği çok ilginç bir nesne olduğu için hakkında sürekli olarak efsaneler türetilmektedir. Gariptir ki ay hakkındaki bilgilerimiz artmış olmasına rağmen halen ipe sapa gelmez, tabansız efsaneler türemeye devam ediyor. Bunlardan bir kaçı şöyle; Ay'a hiç gidilmedi, Ay'ın yerçekimi dünyanın yüzde 64’üdür, fakat NASA tarafından gizlenmektedir. Ay'ın atmosferi vardır. Ay'da ufolar görülmüştür.
    1835 yılında New York Sun gazetesindeki Dönemin en ünlü astronomu Sir John Herschel'e atfedilerek yazılan "Ayda Yaşam Var" manşetli habere şuradan ulaşabilirsiniz. Bu haberin ilginç yanı aydaki ormanlardan, akarsulardan, tek boynuzlu atlardan, insan görünümlü yarasalardan ve bizon sürülerinden bahseden saçma sapan yapısına rağmen kitleleri peşinden sürüklemesi olmuştur ki New York Sun bu haberin bir aldatmaca olduğunu kısa süre sonra duyursa da insanlar bu habere inanmaya devam etmiştir. Görünen o ki hala da inananlar var.
    Bilimsel kanıtlar olmadığı için bunların üzerinde hiç durmadan bilinen ilginç bilimsel gerçekleri sıralayalım.

    Gerçekler:
    Öncelikle ay peynirden oluşmuyor.
    Ay, Dünya'nın yörüngesinde bir turunu bir ayda değil 27,3 günde tamamlar. Fakat Ay'ın evreleri her 29,5 günde bir tekrar eder.
    Ay dünyanın %2'si hacminde ve çapı dünyanın çapının 4'te 1'i kadardır. Bu nedenle Ay’daki ağırlığınız Dünya’daki ağırlığınızın yaklaşık 1/6’sı kadar olacaktır. DÜnya ile Ay'ın çekim kuvvetinin eşit olduğu kritik noktada durursanız kütleniz değişmediği hâlde ağırlığınız 0 olur. Ay bize 384.403 km uzaklıktadır.
    Ay cüce gezegen Plüton'dan daha büyüktür.
    Ay Dolunay halinde doğarken daha büyük görünür. Aslında en yüksek noktadayken dünyaya ufuk çizgisinde görüldüğünden daha yakındır. Bu psikolojik bir etkidir.
    Ay Güneş Sistemi'ndeki yansıtma özelliği en az olan cisimlerden biridir, üzerine düşen ışığın yalnızca %7'sini yansıtır. Eğer iyi bir yansıtıcı olsaydı bizi epey aydınlık geceler beklerdi.
    Ay'ın karanlık yüzü aslında Ay'ın bize uzak kalan yüzüdür. Gerçekte her zaman karanlık değildir.
    Toplam atmosferik kütlesi 104 kg olan Ay'ın atmosferi öyle incedir ki yok diyebiliriz.
    Ay insanoğlu için çok sıcak ve çok soğuk bir yerdir. (Ay günü boyunca yüzey sıcaklığı ortalama 107 °C, ay gecesi boyunca ortalama -153 °C)
    Astronotlar Ay'ın yüzeyindeki tozun kar gibi hissedildiğini ve yanık barut koktuğunu bildirmiştir.
    Ayda su olduğu bilinmekte fakat kutup yakınlarında, güneş görmeyen kraterlerin içinde toplandığı düşünülüyor. Yakın geçmişte dünyadan hırsını alamayan Amerika ayı bombalayarak bu su parçaçacıklarını ortaya çıkarmaya çalışmıştı. Yeterince su olduğuna karar verilirse aya üs kurulması gündeme gelecek. Ay üzerinde ne kadar su bulunduğu sorusunun cevabı henüz bilinmemektedir.
    Ay dünya yörüngesiyle bağlantılı tek gök cismi değildir. Bazı meteroitlerin dünya yörüngesine bağlı hareketler sergiledikleri bilinmektedir fakat bu meteroitler kararsız oldukları için uydu sayılmamaktadır. Dünyanın uydusu olmak üzere karar vermeleri beklenmektedir.
    Ay yüzeyindeki kriterlerde garip değişimler gözlemlenmiştir fakat bunları uzaylıların yapmış olmasından daha mantıklı teoriler vardır.
    NASA gerçekten Apollo 11'in orjinal kayıtlarını kaybetmiştir fakat bu kayıtlar çöpe atılmak üzereyken son anda bulunmuştur.

    Ay ve Güneş Tutulmaları
    Yeni ay evresinde, Ay Güneş ile Dünya'nın arasında iken Güneş tutulması, dolunay evresinde Dünya Güneş ile Ay'ın arasında olduğunda ise ay tutulması oluşur. Güneş tutulması, Ay'ın yeniay evresinde olması, yörünge düzleminin Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması ve Ay'ın yörünge düzlemi ile Dünya'nın yörünge düzlemi arasında 5 derece olması nedeni ile dünya üzerinde dar bir koridordan çok nadiren gözlemlenebilir. (Türkiye'de en son 1 Ağustos 2008'de) Ay tutulmasında ise dünyanın gölgesi ay üzerine düşer ay tamamen kaybolmaz, bakır renkli tatlı bir görünüme kavuşur.
    Ay ve güneş tutulmaları ışık hakkındaki deneylerde, Einstein'ın kütleçekimi teorisini ispatlamada, ışık hızının ölçümünde ve astronominin gelişiminde tarihte çok büyük roller oynamıştır. Aynı zamanda bazı dinlerin doğmasına bile sebep olduğu söylenir. Ay ve güneş tutulması hakkında o kadar çok efsane var ki bunları ayrı bir yazıya saklamaya karar verdim.

    Ay nasıl oluşmuştur?
    Eğitim hayatım boyunca en çok değiştiğini gözlemlediğim bilgilerden biri ay ve dünyanın oluşum hikayeleridir. Henüz ay nasıl oluşmuş bilinmiyor, varsayımlar ise şöyle;
    Yakalama kuramı: Ay'ın başka bir yerde oluşmuş ve Dünya'nın yörüngesine yakalanmıştır.
    Bölünme Kuramı: Ay'ın merkezkaç kuvvetler nedeniyle yerkabuğundan koparak ayrıldığı ve gerisinde Büyük Okyanus çukurunu bıraktığı düşüncesi.
    Birlikte oluşum kuramı: Dünya ile Ay'ın gezegen öncesi buluttan aynı zamanda ve yerde birlikte oluştukları teorisi.
    En çok kabul gören kuram ise;
    Dev çarpma kuramı: Dünya'nın oluşumundan önce, Mars büyüklüğünde bir gökcisminin çarparak Dünya yörüngesine Ay'ı oluşturacak kadar yeterli miktarda madde saçmış olması.
    Ay'ın Evreleri

    Ay'ın karanlık yüzü
    Ay'ın karanlık bir yüzü var çünkü Dünya'nın yörüngesinde eşzamanlı olarak döndüğü için biz hep aynı yüzünü görüyoruz. Yani ay dünya etrafında bir tur attığında, sürekli bize bakarak kendi ekseni etrafında da bir tur atar. Aslında ay salınımı nedeni ile ayın yarısını değil Ay yüzeyinin %59'unu görebiliriz.
    Ayrıca hemen belirteyim aslında Ay'ın karanlık yüzü denmekle Ay'ın görünmeyen yüzü kastedilmektedir. Gerçekte ayın bize uzak kalan tarafı da ortalama olarak en az ön tarafı kadar ışık almaktadır.
    Yeri gelmişken: Pink Floyd - Dark side of the moon

    Aya ayak basmak

    Luna 2
    Aya ilk iniş yapan insan yapımı nesne Sovyetler Birliği tarafından 12 Eylül 1959'da fırlatılan Luna 2 isimli uydu, ne yazık ki kendisi bu inişini acı bir sonla aya çarparak sonlandırmıştır. Luna 1 ise ilk kez yörüngeye girerek Ay'ın 5995 km yakınından geçmiştir. Ay yüzeyine ilk yumuşak iniş yapabilen uzay aracı Luna 9, ve Ay yörüngesine giren ilk insansız uzay aracı da Luna 10'dur. Sovyetler Birliği Luna programı ile Aya 24 araç göndermiştir, ay bahsini Apollo'ya yediren Rusya, Luna 16 adlı uzay aracı ile, 20 Eylül 1970'te aya inip geri dönmeyi başarmıştır..

    Apollo programı ile aya 6 kere ayak basılmıştır. Sırasıyla, Apollo 11 (20 Temmuz 1969) , Apollo 12 (19 Kasım 1969), Apollo 14 (5 Şubat 1971) , Apollo 16 (21 Ninsan 1972), Apollo 17 ( 11 Aralık 1972), belirttiğim tarihler aya iniş tarihleri, yaklaşık olarak Dünyadan Kalkışla Aya iniş arasında geçen süre 4 ila 5 gündür. Dönüş de hemen hemen aynı süreyi almaktadır. http://www.google.com/moon/ adresinden insanoğlunun 1963'den 1972'ye aya iniş yaptığı noktaları ve ayrıntılı ay topograyfasını görebilirsiniz. İyice zoomlarsanız belki ayın peynirden oluştuğunu da görebilirsiniz. Bu noktada internet efsanesi aya inilmedi geyiklerini hiç ciddiye almıyor, devam ediyoruz.

    Aşağıdaki videodan 1969 'da Apollo 11 'in aya ilk iniş görüntülerini izleyebilirsiniz.


    Aya insanlı iniş projeleri Apollo programı ile sona ermiştir çünkü artık aya bizzat gitmeye gerek yoktur. 14 Aralık 1972'de Apollo 17 uçuşunun bir parçası olarak Ay üzerinde yürüyen Eugene Cernan'dan beri başka bir insan Ay üzerinde yürümemiştir. Bu arada ayın görünmeyen yüzü de uzay araçları ile görüntülenmiştir. http://en.wikipedia.org/wiki/Far_side_of_the_Moon Belki ileride uzay turizmi ile ay seyahatleri gerçekleşek. Heyecanla bekliyoruz.

    Apollo 13 - Houston we've had a problem here
    Apollo 13, 11 Nisan 1970'te uzayadamları James "Jim" Arthur Lovell, John L. Swigert ve Fred W. Haise'e korku dolu anlar yaşatan Aya inmenin başarılamadığı ama mükemmel bir uzay kurtarma operasyonu ile tarihe geçmiş bir görev oldu.
    Hafif.org'da Apollo 13 hakkında yazılmış müthiş bir makale mevcut. Ne var ki Apollo 13 Kumanda modülü "Odyssey" ismi ve Houston bir problemimiz var replikleriyle edebiyata ve sanata çok şey kazandırmıştır.


    Ay Taşları
    Apollo programı ile 2,415 adet 382 kg ağırlığında ay taşı dünyaya getirilmiş. Ayrıca meteorlar ile düşen taşlar da dünyada bulunabiliyor. Ay taşlarının yaşları 3.16 milyar yıldan 4.5 milyar yıl arasında, dünya taşlarının yaşı da 3.8 ile 4.28 milyar yıl arasında. İlginç bir bilgi de ilk insanlı aya iniş programı Apollo 11 'in görev listesinde aydan taş getirmek olmasa da vakit yeterli olduğu için astronotların 22 kg madde toplamış olması.
    Ay taşlarının belirli yerlerden çalınarak dünyada çeşitli koleksiyonculara satıldığı biliniyor örneğin 2002 yılında bu taşların 101 gramı Nasa'dan çalınmış fakat NASA'da stajyer olarak görev yapan suçluların yakalandığı belirtiliyor. Piyasadaki ay taşlarının bazılarının sahte olduğu söylentileri de ortalıkta dolaşmakta. Çünkü Ay taşları ile dünyada bulunan taşlar arasında pek bir fark bulunmuyor.

    Ay hakkındaki ilginç bağlantılar
    Aydaki Delik: http://skymania.com/wp/2009/10/hole-in-moon-could-give-shelter.html
    Google'ın Ay Yarışması; Google - Xprise yarışmasında 2012 yılına kadar Aya bir robot gönderip, minimum 500 metre mesafe katedip, yüksek çözünürlüklü görsel veri gönderimi yapabilen kuruluş veya kişi 30 Milyon Dolar ödüllü kapacak.
    http://www.googlelunarxprize.org/
    NASA'nın Ay turizmini ve gelecekte Mars yolculuğunu başlatacak Orion Projesi:
    http://www.nasa.gov/exploration/home/orion_announcement.html
    Benim için küçük fakat insanlık için büyük bir adım:
    Neil Amstrong'un aya ilk adım attığında söylediği sözlerin orjinal ses kaydı
    http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/2899/
    NASA'nın önce kaybettiği son anda çöpten bulduğu orjinal Apollo 11 kayıtları hakkında:
    http://www.cosmosmagazine.com/node/818
    Ay Mitleri:
    http://hubpages.com/hub/10-Interesting-Myths-and-Legends-About-The-Moon

    Akıllara durgunluk veren açıklamalar. Ay'ın karanlık yüzünde uzaylılar şehri var...Uzaylılar Ay'ın karanlık yüzünde




    Piyanist ve besteci Anjelika Akbar'ın "10 çeşit uzaylı var" sözleri gündeme bomba gibi düşerken ünlü sanatçının uzay merakının babasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Uzay bilimleri profesörü olan babasının hikayeleriyle büyüyen Kazakistan doğumlu Türk vatandaşı sanatçı, BUGÜN'e birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu... Kaç yaşında müzikle ilgilenmeye başladınız? 2.5 yaşındaydım. Nota biliyor, piyano çalıyordum. Sizdeki bu yetenek nasıl keşfedildi? Annem piyanist, babam bestekar kompozitördü. Babam aynı zamanda Kazakistan'da uzay bilimleri profesörüydü. Yeteneğimi onlar keşfetti. Hem müzisyen hem uzay bilimci bir baba... Neler yapıyor babanız? Kazakistan’da uzay bilimleri profesörü. Ben böyle bir babanın kızı olarak ister istemez felsefeyle, müzikle, uzayla çocukluktan beri ilgileniyorum. “İLK UZAY MEKİĞİNİ BABAM YAPTI” Babanızın üzerinizde etkisi fazla mıdır? Bana o kadar çok hikaye anlatıyordu ki oyuncaklarla ilgilenmeme gerek kalmadı. Uzaya giden ilk astronot Rus Yuri Gagarin'di. Nedense herkes Amerika'dan gittiğini zannediyor. Onun gittiği uzay mekiğini babam yaptı. Ruslar uzaya büyük ilgi duyar. Birçok evde teleskop var. UFO görenlerin sayısı çok oluyor. Türkiye'de de UFO gören çok insan var. Neden dünyamızı daha sık ziyaret etmeye başladılar? Ben gökyüzüne baktığım zaman oralarda bizim dışımızda canlıların olması gerektiğine inananlardanım. Sonsuz evrende Allah gibi kudretli bir ışık ve yaratıcılık kaynağı sadece dünyadaki insanı yaratmış olamaz. Belki bizden daha uzun süredir yaşamış olan çok gelişmiş birtakım medeniyetlerdir. BELGELER MÜZEDE SAKLANIYOR Babanız da UFO görmüş mü? Onun elinde başkalarının görüp çektiği UFO belgeleri var. Bir süre önce Rus araştırmacılar, Rus hükümetinin 30 yıldır sakladığı, 'Çok gizli' yazılı belgeleri açıkladılar. Rusya'nın ve Amerika'nın beraber yürütmeyi planladığı Ay programı vardı. Ay'a insan göndereceklerdi ama çalışmalar aniden durduruldu. Neden durdurdular? Açıklanan şu; orada dünya dışı varlıklar tarafından inşa edilmiş şehirler bulunmuş... Ay'ın karanlık yüzeyinde! Evler, binalar varmış orada. Terk edilmiş bir şehir değilmiş, içinde yaşayanlar varmış. Bunun fotoğrafı var mı ellerinde? Bakın o fotoğrafın belgesi yıllardır Londra Müzesi'nde! Saklanıyor muydu bilmiyorum. Ama o şehrin fotoğrafı var. Bu hiç açıklanmadı. İlk bestenizi ne zaman yaptınız? 3 yaşında. Ama ilk büyük bestemi 4 yaşında yaptım. Adı 'Şelale'ydi. Coşkulu bir müzikti. ‘Mutlak’ kulağım olduğunu keşfettiler. Mutlak kulak nedir?Mutlak kulak olan nadir insanlar hangi müzik çalıyorsa onun bütün notalarını bilir. Ben dünyada çıkan her sesin, hangi notaya denk geldiğini bilirim. Hangi müzisyenler sahip buna? Her çağda parmakla sayılacak kadar az. Bethoven, Bach, Mozart ve Barbara Streisand ve Steve Wonder’da bu yetenek vardır. Pek çok astronotla tanıştınız. Uzaydan dönen astronotlara ne oluyor? Yerçekimsiz ortamdan dünyaya gelince bünyeleri afallıyor. Geçici felç oluyorlar. Bu yüzden uzaya giden insanın vücudunun dayanıklı olması gerekiyor. Birçok astronot uzaya gidip geldikten sonra inanılmaz birer ressam oluyorlar. Örneğin V Janibekov uzaya gittikten sonra sergiler açtı ve müthiş resimleri vardı, ünlü bir ressam oldu. Genelde bu astronotlar uzayla ilgili resimler çiziyorlar. Evinin alt katında büyük bir çalışma yeri var. Birçok Rus astronotu geri geldikten sonra ressam oluyor. Temaları da uzay... İnanılmaz renkler kullanıyorlar. Üstün yeteneklere sahip olduğunuz için özel bir eğitim aldınız mı? Tabii aldım. Üstün zekalı çocukların eğitim gördüğü bir okulda okudum. Bölümüm, piyano ve bestecilikti. 10 yaşındayken bestecilik bölümüne alınmıştım. Normalde 15-17 yaş arasındaki çocuklar okuyordu o bölümde. Yeni projeleriniz var mı? Yeni çıkan albümümdeki bestelerimi konserlerimde dinleyicilerimle paylaşacağım. Klasik konserler vermeye devam ediyorum. Senfonik eserler CD'si yapacağım, onlarda benim bestelerim, hazır. Bir de kitap yazıyorum 'İçimdeki Türkiye'... Türkiye'ye ayak bastığımdan itibaren yaşadıklarımı anlatacağım.

    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...


    En son CANTAR tarafından Cuma Ara. 17, 2010 11:24 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    novanda




    Mesaj Sayısı: 150
    Deneyim seviyesi: 227
    Kayıt tarihi: 23/09/10

    MesajKonu: Geri: AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR   Perş. Ara. 16, 2010 8:27 pm

    bu yazılanların çoğunu bilmiyordum çok saolun teşekkürler

    _________________
    .................BİLMEK LANETLENMEKTİR.................
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: Geri: AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR   Cuma Ara. 17, 2010 9:58 am














    Ay hakkında bilinmeyenler
    Ay,
    dünyamızdaki birçok jeolojik olayda etkisini gösteriyor. Okyanuslardan,
    günlerin uzunluğuna kadar, gezegenimizin uydusu olan Ay, yaşamımızı
    devam ettirebilmemiz için çok önemli bir rol oynuyor. Kraterlerle dolu
    bu küçük gri küre, bugüne kadar bilinenleri ve bilinmeyenleriyle, bilim
    dünyasının ilgisini çekmeye devam ediyor.

    Bilim dünyası,
    Dünya'da ile neredeyse aynı yaşta olan Ay'ın keşfini sürmeye devam
    ederken, birçok insan bu sessiz gezegen hakkında birçok şeyi yanlış
    biliyor.
    Dev Çarpışma
    Bilim
    insanları, Ay’ın Dev Çarpışma olarak adlandırdıkları bir çarpışmanın
    etkisiyle oluştuğunu düşünüyor. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Güneş ve
    Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin oluştuğu 4.6 milyar yıl önce oluştu.
    Bundan kısa bir süre sonra Mars gezegeni büyüklüğünde bir nesne,
    Dünya’ya çarptı.Bu
    Çarpmanın
    etkisiyle buharlaşmış kayalardan meydana gelen bulutlar Dünya’nın
    etrafını sardı. Bulutlar zamanla soğudu ve sıkışarak bir kuşak
    oluşturdu. Bu parçalar zamanla bir araya gelerek, Ay’ın ortaya çıkmasını
    sağladı.
















































    Dünya Ay’ın yükselmesini sağlıyor

    Ay,
    günün farklı saatlerinde de olsa her gün, doğudan doğuyor ve batıdan
    batıyor. Ay’ın bu hareketi, tıpkı Güneş ve diğer gezegenlerde olduğu
    gibi tek bir sebebe dayanr:

    Kendi ekseni etrafında dönen Dünya,
    dönüşü esnasında uzaydaki nesneleri kendine çeker ve ardından geri
    iter. Ay, Dünya’nın etrafındaki yörüngesel dönüşünü 29.5 günde tamamlar
    ve gökyüzünde doğuya kademeli olarak hareket eder.





    Bu durum, Ay’ın her gün ortalama 50 dakika boyunca yükselmesinin sebebidir.

    Ay, bazı günler geceleri gökyüzünde belirdiği gibi, bazen de gün içinde tepemizde belirir.
    Duyduklarınızın aksine, Ay’ın “karanlık bir yüzü” yok. Tam tersine, Dünya’dan göremediğimiz “uzak bir yüzü” var. Sebebi de şu:

    Uzun zaman önce, Dünya’nın yerçekimsel etkileri Ay’ın ekseni
    etrafındaki hareketini yavaşlattı. Ay’ın dönüş hareketi, Dünya’nın
    etrafında bir tam dönüş yaptığı süreyle (yörünge dönüş süresi)
    eşitlenecek kadar yavaşladığında, bu etki dengelendi.



    Sonuç olarak Ay, Dünya’nın etrafında ve kendi ekseninde yaptığı dönüşü
    aynı zamanda tamamlıyor ve Dünya’dan bakıldığında sadece tek bir yüzünü
    bize gösteriyor.



















    Yerçekimi çok daha az
    Dünya'nın
    yaklaşık 27’de biri büyüklüğünde olan Ay, gezegenimize kıyasla çok
    küçük kalıyor. Ay’ın yüzeyinde yerçekimi ise, Dünya’nın yerçekiminin
    yaklaşık altıda biri.
    Eğer Ay’ın yüzeyinde bir taş bırakırsanız, düşmesi Dünya’dakine kıyasla
    çok daha uzun zaman alacaktır. Diğer yandan, Dünya’da 68 kilo gelen
    biriyseniz, Ay’da ağırlınız sadece 12 kilo olacaktır.




    Büyük ve küçük dolunaylar
    Ay’ın
    Dünya etrafındaki yörüngesi çember değil elips şeklinde. Bu durum,
    Dünya’nın merkezi ile Ay’ın merkezi arasındaki uzaklığın yörüngenin
    farklı noktalarında değişmesine neden oluyor. Ay yörüngesinin yeryüzüne
    en yakın olduğu nokta (yerberi) 363 bin kilometre.


    En uzak olduğu nokta, (yeröte) ise 405 bin 500 kilometre.


    Dolunay, yeröte esnasında gökyüzünde belirdiği zaman, ortalama uzaklıkta
    beliren dolunaylardan yüzde 14 daha büyük ve yüzde 30 daha parlak olur.

    Ay’ın yüzeyindeki kraterler, bu küçük gökcisminin patlamalarla dolu
    geçmişini yansıtıyor. Ay’da neredeyse hiç atmosfer olmamasının yanı sıra
    jeolojik faaliyetlerin çok nadir görülmesi, kraterlerin daha dün
    oluşmuş gibi durmalarını sağlamış. Araştırmacılar, kraterlerin
    oluşmasına neden olan çarpışmaların milyarlarca yıllık bir geçmişi
    olduğunu düşünüyor. Dünya'daki atmosfer ve iklim hareketliliği nedeniyle
    geçmişte yaşanan çarpışmaların izlerini yüzeyden silinmiş durumda.

    Ay’daki kraterleri inceleyen bilim insanları, Dünya’nın ve uydusunun 4
    milyar yıl önce ağır meteor bombardımanına maruz kaldığını belirtiyor.
    En şaşırtıcı şey, o dönemde var olmayı başarabilmiş yaşam formlarının bu
    çarpışmaları atlatmış olabileceği.

    Ay’ın şekli yuvarlak veya küre değildir. Tersine, Ay bir yumurtaya
    benzer. Eğer dışarı çıkar ve Ay’a bakarsanız, gezegenin sivri ucunun
    size dönük olduğunu fark edersiniz.

    Ayrıca, Dünya’nın tersine Ay’ın yoğunluk merkezi gezegenin yaklaşık 2 kilometre dışında bulunmaktadır.

    Apollo astronotları, Ay görevlerinde sismometre (yer sarsıntılarının
    süre, büyüklük ve yönünü kaydeden cihaz) kullanarak, dev gri kürenin
    tamamen ölü olmadığını ortaya çıkardı. Tersine, Ay'da jeolojik
    faaliyetler sürüyordu.

    Ay’ın birkaç kilometre derinliğinde
    yaşanan küçük depremlerin, Dünya’nın yerçekimsel gücünden kaynaklandığı
    düşünülüyor. Bu sarsıntılar nedeniyle bazen uydunun yüzeyinde çeşitli
    gazların açığa çıkmasına neden olan çatlaklar meydana geliyor.


    Ay depremleri
    Bilim
    insanları, Ay’ın sıcak, hatta kısmen erimiş bir çekirdeğe sahip
    olduğunu öne sürüyor. Ancak NASA’nın Lunar Prospector uzay aracı 1999
    yılında Ay’ın çekirdeğinin, Ay'ın yoğunluğunun yaklaşık yüzde 2’si ile
    4’ü arasında olduğunu tespit etti. Dünya’nın çekirdeği ise Dünya'nın
    yoğunluğunun neredeyse yüzde 30’una denk geliyor.



    Dünya’nın okyanus ve denizlerindeki dalgaların oluşmasını sağlayan etki
    ağırlıklı olarak Ay’dan ne kısmen Güneş'ten kaynaklanır. Peki bu nasıl
    olur?

    Ay’ın yerçekimi, Dünya’daki okyanuslar üzerinde bir çekim
    gücü oluşturur. Ay yüzeydeki suyu yukarı çeker ve büyük dalgalar
    oluşturur. Dünya’nın diğer tarafındaki dalgalar ise, Dünya'nın Ay’a
    uyguladığı çekim etkisinin, okyanuslara uyguladığı itme etkisinden daha
    güçlü olması sayesinde oluşur.

    Bu çekim gücünün ilginç bir etkisi daha bulunuyor: Ay’ın Dünya’nın
    yörüngesel enerjisinden çalması sonucu Dünya her yüzyılda yaklaşık 1.5
    milisaniye yavaşlıyor.

    Siz bu satırları okurken, Ay Dünya’dan uzaklaşmaya devam ediyor. Her
    yıl, Ay Dünya’nın yörüngesel enerjisinden çok az olsa da bir miktar
    çalmakta. Çaldığı bu enerji ise, Ay’ın her yıl yörüngesinden 4
    santimetre uzaklaşmasını sağlıyor.

    Araştırmacılar, 4.6 milyar
    yıl önce oluştuğunda, Ay’ın Dünya’ya olan uzaklığının 22 bin 530
    kilometre olduğunu tahmin ediyor. Bugün ise, bu mesafe 450 bin
    kilometreye ulaşmış durumda.

    Bu esnada, Dünya’nın yörünge hareketi yavaşlıyor.


    Ay uzaklaşıyor!
    Sonuç
    olarak günler gittikçe uzuyor. Nihayetinde, Dünya’nın dalga hareketleri
    hem kendisinin, hem de Ay’ın merkezi boyunca ilerleyen sanal bir
    çizgide toplanacak ve gezegensel yörünge değişimi neredeyse duracak.
    Günlerin uzunluğu bir ayı bulacak. Kısaca, sürekli olarak Dünya’dan
    uzaklaşan Ay, milyarlarca yıl sonra bambaşka yaşam şartları ortaya
    çıkaracak.






































































    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: Geri: AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR   Cuma Ara. 17, 2010 11:02 am

    Ay seyahatinin bilinmeyenleri

    Bundan
    40 yıl önce insanoğlu aya ayak bastı ve böylelikle insanlık tarihinin
    en eski rüyası gerçekleşmiş oldu. Ayın fethinin 40`ıncı yıldönümü ABD`de
    çeşitli etkinliklerle kutlandı. Peki Ay`a neden gidildi? Bir daha neden
    Ay`a seyahat edilmedi? Yakın

    ABD, Ayın fethinin 40`ıncı yılını kutluyor. ApolloNeil Armstrong
    bundan 40 yıl önce aya ilk ayak basan insan olarak tarihe geçti. NASA
    bu anlamlı yıldönümünde ilk kez Apollo uzay aracının aya indiği
    bölgelerin fotoğraflarını internet sitesinde yayınladı. NASA`nın yeni
    yayınladığı fotoğraflar 40 yıl sonra, insanoğlunun gerçekleştirdiği bu
    büyük olayla ilgili detayları gözler önüne seriyor. Görüntüler arasında
    astronotların ayak basma anları ve ay yüzeyinde bıraktıkları ayak izleri
    de bulunuyor. İlk kez yayınlanan bu fotoğraflarda Apollo uzay aracının
    ayak takımları da ayda terk edilmiş görülüyor. Apollo`nun bu parçasını
    çeken ise geçen ay NASA tarafından gönderilen Ay Keşif Uydusu LRO.
    Ay keşif uydusunun çektiği son fotoğraflar insanoğlunun ayda yürüdüğüne
    hala inanmayanlara somut bir kanıt sunuyor. Aya seyahat efsanesinde
    birçok merak edilen konu var. İlk soru neden Ay`a gidildi? Ay
    seyahatinin amacı tamamen siyasiydi. Soğuk savaş döneminde ABD, uzay
    yarışında Sovyetler Birliği`ne
    yenilemezdi. Sovyetler Birliği, 4 Ekim 1957`de yapay bir uyduyu, yani
    Sputnik`i uzaya yerleştirdi. Bu ABD için tam bir şoktu. Bu olay
    teknoloji yarışında geride kalmak demekti. 12 Nisan 1961 tarihinde RusGagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. Bunun üzerine eski ABD Başkanı Kennedy o yıl içinde Ay`a bir Amerikalının basması talimatı verdi. Amerikalılar hızlı davrandı ve 1961 yılında 20 Temmuz`u 21`e bağlayan gece Neil ArmstrongBuzz Aldrin, aya izlerini bırakan ilk insanlar oldular. 11`in astronotlarından kozmonot
    ve 1972`de
    onları on astronot takip etti. Bu çalışmayı gerçekleştirebilmek için
    Amerikalılar Apollo programının tamamına bugünkü değeriyle 150 milyar
    dolar harcadılar.
    Peki neden bir daha aya seyahat edilmedi?1972`deki
    Apollo 17 misyonundan sonra hiçbir insan aya gitmedi. Neil Armstrong`un
    ilk seyahatinin ardından gelen yolculuklar ilki kadar heyecan
    uyandırmadı. Aynı zamanda projenin maliyeti de caydırıcı oldu.
    1970`lerin başında yerkürenin incelenmei, telekomünikasyon ve askeri
    casusluk ön plana geçtiğinden insanlı uçuşlar yerine uydulara ağırlık
    verildi.
    Günümüzde aya tekrar gidilmesi planlanıyor mu?Eski ABD Başkanı Bush
    da ayı, kırmızı gezegene ulaşmak için bir deneme tahtası olarak
    görüyordu. Altı ayda bir değişecek şekilde astronotların sürekli ayda
    kalması ve ay yüzeyinde yeni teknolojilerin test edilmesi öngörülüyordu.
    Aya 2020 yılından önce tekrar gidilmesi planlanıyor. Ekonomik krizle
    boğuşan ABD, projenin maliyetini hesaplaya dururken diğer ülkeler bu
    konuda çok hırslı gözüküyor. Örneğin Çinliler, ABDli astronotlar Ay`dan dönmeden, kendileri Ay`a bir taykonot göndermek istiyorlar. Ayın çevresine birer küçük uzay aracı gönderen Rusları, Japonları ve Hintlileri de unutmamamak gerekiyor. AvrupaGPS uzay endüstrisinin kazandırdıklarından sadece bazıları.
    ise uzay araştırmalarının uluslararası bir boyut kazanmasını ve uzayla
    ilgili çalışmaların ortak bir proje etrafında birleştirilmesini
    öneriyor. Sonuçta Ay`a seyahat insanoğluna ne kazandırdı? Milyarlarca
    dolar açlıkla mücadele için kullanılamaz mıydı? Bu doğru ancak Ay`ın
    fethi yoksul ülkelerde bugün çok sayıda kişinin yararlandığı
    teknolojilerin gelişmesini sağladı. Zararlı gazları test eden alıcılar,
    enerji tasarrufu sağlayan materyaller, askerlerin ve itfaiyecilerin
    kullandığı yanmayan kumaşlar,


















    Dünya Uydusu Ay'ın Gizemli Bilinmeyenleri









    * Ay, dünyadan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.
    * Niçin bazi bilim adamlari, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar. Yani dünyadan daha eski...
    * NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı ama bu Günes Sistemi öncesine ait bir tarihti.
    * Önemli bilim adamlari ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin
    dünyadakilerden daha eski olduğunu belirlediler ama neden resmen
    açıklamadılar
    * 40 Ay tasinin en azindan 7 milyar yıllık oldukları belirlendi, bu tarihleme dünyadan ve güneşten iki kez daha eskidir.
    * Buna karsin Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor
    * Bir grup bilim adami Ay'ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı
    görüşündeler ve dünya tarafindan yakalandığını düşünüyorlar. Ama bu
    nasıl olabilir
    * Neden bazi bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farkli
    oldugu düşüncesindeler. Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir mi? Ve bu
    biliniyor mu?
    * Niçin Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var, bu elementer olarak doğal mıdır?
    * NASA tarafindan 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı ama
    Ay'da su olmadığı biliniyor. Bu gizem, Ay'ın yapay olduğu anlamında mı?
    * Ay'ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor ama bunu dünyadaki
    benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki henüz
    açıklanamadı.
    * Ay, hem dünyanin doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadir.
    * Ay, olmasi gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.
    * Ay kraterleri çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir.
    * Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş
    Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu
    yoktur.
    * Ay ölçümlemeleri çok fazla demir olduğunu gösteriyor.
    * Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır.
    * Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır.
    * Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.
    * Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.
    * Ay dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.
    * Ay bir moloz yığını gibi gözükmektedir.
    * Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır, bu bize düzenli bir sismik
    aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar sanki tek bir kütleymiş gibi tüm
    yüzeyi dolaşabiliyorlar.
    * Dünyadan bakıldığında Ay, bir güneş diski gibidir yani tutulmalarda güneşi tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür sanki büyüklüğü güneşi örtmek için ayarlanmıstır.
    * Eger Ay, dünya tarafindan yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay yine uzaklaşıp gidecektir.
    * Normalde Ay'ın çizdigi yörünge, dünyanin ekvatoral çemberiyle karşıt
    olmalıdır, ama Ay garip bir şekilde dünyanın yaptığı gibi, güneşe
    bağımlı bir yörünge çizer.
    * Her ne kadar Ay volkanların ölü olduklari söyleniyorsa da,
    yüzyillardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala
    izlenmektedir.

    Ay Olmasaydı Ne Olurdu?








    Merkür gezegeni büyüklüğündeki Ay'ın,
    Dünya'nın dörtte biri kadar bir yarı çapı, sekizde biri kadar bir
    kütlesi ve altıda biri kadar bir yer çekimi kuvveti vardır. Yani
    Dünya'da 60 kg olan birisi Ay'da 10 kg gelmektedir. Dünya'ya olan
    uzaklığı, yörünge hareketi boyunca farklılık göstermektedir. En
    yakındayken; 345.400 km, en uzaktayken; 406.700 km dir. Dünya
    çevresindeki dönüşünü 27 gün, 7 saat ve 43 dakikada tamamlamaktadır.
    Dünya'mızın uydusu olan Ay olmasaydı ne oludu diye hiç düşündünüz mü?
    İlk olarak Ay'ın çekim etkisi olmayacaktı. İşte bu çekim etkisinin
    olmaması sonucunda “gel git” olayları olmayacak, insanların ve ağaçların
    boyları uzamayacak, hayvanlar daha kısa ve güçlü bir yapıya sahip
    olacaklar bununla birlikte tüm canlılar Dünya'ya yapışık bir hayat
    sürdüreceklerdi.

    Ay'ın çekim etkisinin yararları sadece bunlarla sınırlı değil. Mesala
    Ay'ın çekim etkisi olmasaydı Dünyamız şu anki dönüşünü 3 katı daha hızlı
    dönecek bir gün 8 saate inecekti. Bu hızlı dönmesinin sonucunda
    Dünya'mız ekvatordan başlamak üzere atmosferini kaybedecekti. Kabetmese
    dahi bu aşrı hızlı dönüş sonucunda Dünya üzerinde hızı saatte 300 km yi
    bulan kasırgalar esecek bu da hayatı kötü etkileyecekti. Bu şiddetli
    rüzgarlar sonucunda insanlar duyma yeteneğini kaybedecek, konuşamayacak,
    el kol işaretleriyle haberleşecekler, bu da zeka ve yetenek gibi
    kavramları olumsuz yönde etkileyecekti.

    Diğer bir etkisi ise mevsimlerin oluşumunda gözlemlenecektir.
    Mevsimlerin oluşumu sağlayan Dünya'mızın eksen eğikliğidir. Bu eğiklik
    23 derecedir. Ay olmasaydı açı bu defa 23 derece değilde 90 derece
    olacaktı. Bunun sonucunda kutuplar ekvatorla yer değiştirecek ve böylece
    kutuplar ekvator kadar sıcak, ekvatorda kutuplar kadar soğuk olacaktı.
    Tabi bu sıcaklık değişimleri bir anda gerçekleşeceğinden bir anda
    dondurucu soğuklar bir anda 100 dereceye varan kavurucu sıcaklıklar
    yaşamı olumsuz etkileyecekti.
    Ay'ın çekim etkisinin yararları dışında da yararları vardır. Ay,
    Güneş'ten gelen ışığı Dünya'ya yansıttığı için; Dünya'nın ısınmasına
    katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte bir kalkan görevi görmekte olan
    Ay, Dünya'ya çarpacak göktaşlarını engellemekte ve Dünya'yı büyük
    tehliklerden korumaktadır.
    Bilindiği gibi Ay, Güneşle birlikte insanlık tarihi boyunca takvim
    olarakta kullanılmış; Ay takvimi hazırlanırken Ay'ın evrelerinden
    yararlanılmıştır.
    Görüldüğü gibi çok basit bir gök cisimi olarak düşündüğümüz uydumuz Ay,
    hayatımızda su, toprak, hava ve Güneş kadar önemli bir yere sahiptir.
    Dünya'da hayatın olması için gerekli milyonlarca şartlardan bir tanesi
    ve bir sistemin bir düzenin çok önemli bir parçasıdır.

    Uzaydan gelen kozmik ışınların çoğu Dünya’ya giydirilen manyetik alan
    tarafından zararsız hâle getirilmektedir. Çok azı da Dünya’ya ulaşıp
    atmosferdeki ve yeryüzündeki kimyevî hâdiselerin meydana gelmesinde rol
    oynamaktadır. Ay olmasaydı Dünya ile birlikte merkezi de hızlı
    dönecekti. Dünya’nın merkezinde hızlı dönen sıvı dış çekirdek sebebiyle
    manyetik alan da daha kuvvetli olacaktı. Bu durumda hem atmosferin
    yapısında değişiklikler meydana gelecek hem de bazı bakteriler ve
    manyetik alanı kullanarak yön bulan deniz kaplumbağaları som balıkları
    yılan balıkları güvercinler göçmen kuşlar gibi birçok canlı menfî tesir
    görecek ve çeşitli Ekosistemler bugünkünden çok daha farklı olacaktı.


    İşin özü şu; "uydumuz" Ay olmasaydı, Dünya da dünya olmayacaktı.

    Amerikan uzay ajansı Nasa’nın Ay’da su aramak için uydumuzun güney
    kutbundaki bir kratere iki vuruş yapacağını açıklamasından kısa bir süre
    sonra, Rusya, Amerikalılardan önce uzaya kozmonot gönderebileceğini
    açıkladı.

    Dünyamızın uydusu yeniden uzay ajanslarının ilgi odağında. Üstelik bu
    seferki "yarışta" Amerika ve Rusya dışında Çin de var. Ay
    yolculuklarından başka istasyon planları da yapılmakta. Rusların
    Roskosmos uzay ajansından yapılan açıklamaya göre insanlı Ay
    yolculukları 2015 yılından itibaren başlayabilecek. Hatta RKK Energija
    uzay yolculukları kuruluşu şefi Nikolai Sevastjanov, Rusların 2012
    yılında Ay’a inebileceklerine inanıyor.

    Altmışlı yıllardaki rekabet tekrarlanacak olursa bu sefer üçlü bir yarış
    çıkacak sahneye. Çünkü Çinlilerin de planları var. Çin uzay programının
    şefi, Ay’ın araştırılmasını dört yıl önce planlamıştı. Çin, tıpkı
    Dünyamızda olduğu gibi Ay’ın kuzey ve güney kutuplarında iki istasyon
    kurmak istiyor. Bu projenin de 2010 yılına dek gerçekleşmesi
    beklenmekte.

    Gerçi Çin insanlı uzay uçuşlarına daha yeni başladı ama bu konuda çok
    iddialı ve gelişmeler son derece hızlı seyrediyor. Çin bu amaçta
    Sovyet-Rus teknikleri kadar Amerikan teknolojilerini de geliştirerek
    kullanıyor. Rus uzay uzmanı Andrej Vaganov’un FBI’dan edindiği bir
    kaynağa göre Çin’in Amerika’da teknolojik bilgileri toplayan yaklaşık
    3200 firması bulunuyor.

    Çinliler edindikleri son bilgilerle, normalde on yılda
    gerçekleştirilebilen gelişmelerin altından iki ila üç yılda
    kalkabiliyorlar. Vaganov, Ay istasyonuyla ilgili rekabetin dünya
    politikasında belli başlı faktör haline gelebileceği kanısında. Ay eşsiz
    bir askeri potansiyel sunuyor. Dolayısıyla da dünyayı gözlemlemek için
    ideal bir gözlem merkezi.

    Rusların ilgi alanı daha çok Ay’daki hammaddeler. Sevastjanov, Ay’da
    döteryum ve helyum 3 elde edilmesini ve dünyaya taşınarak gelecekte
    ekolojik ve temiz füzyon santrallerinde kullanılmasını önermekte.
    Uydumuzda bulunun rezervler, tüm dünyanın ihtiyaçlarını binlerce yıl
    karşılayabilir diyor uzman. Sojus uzay istasyonunun kurulduğu yerde şu
    sıralar Ay uçuşları için bir konsept düşünülmekte. Taşıma sisteminin
    temeli, seri üretilen roketler, motor blokları ve uzay gemileri gibi
    halihazırdaki tekniklerden oluşacak.

    Ruslar altmışlı yıllardan bu yana Ay yolculuklarıyla ilgili
    bilimsel-teknik gelişmeler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Uzay
    teknikleri konusunda uzmanlaşmış Lavoçkin Üretim Birliği kuruluşunda
    önemli bir hareketlilik var. Bir zamanlar insansız uzay gemisi
    "Lunachod"u geliştirilen kuruluş, üç ila dört yıl içinde modern bir
    "Lunachod" üretecek. Ruslar Ay istasyonu için uluslararası bir proje
    düşünüyorlar.,










    "Ay, işte orada, gözümüzün önünde duruyor. Üstelik birkaç defa gittik
    ve geldik; garip olan ne olabilir?" diyebilirsiniz. İyi de acaba işin
    ne kadarını biliyoruz?Ay'la ilgili olarak elde edilen bilgilerin
    bizlere ne kadarı açıkland? Ortada ciddi ve çarpıcı iddialar var. Daha
    da ötesi, bilimcilerin gözlemleri var. Öyleyse işin aslı nedir? En
    inanilmazı ise, Ay'ın yapay bir uydu olduğu iddiasıdır. Yani Ay, dünya
    dışı bir zeka tarafından üretilmiş ve bilinmeyen bir nedenle dünyanın
    yörüngesine konmuştur. Bunlar doğru olabilir mi? Ama öncelikle bilimin
    gözlemlerini görelim;

    Ünlü Condon Raporu'na göre Apollo 8
    astronotları inanılması güç bir rapor vermislerdi; Frank Bormann, James
    Loveli ve William Anders, ilk yörünge uçuşundayken (24 Aralik 1968),
    yüzeyde uçuş pistine benzer bir alan gözlerine çarptı. Ay'ın öteki
    yüzüne geçtiklerinde, dev boyutlarda bir cisim gördüler ve fotoğrafını
    çektiklerini söylediler. Cisim, astronotların tanımına göre 10 mil kare
    büyüklügündeydi. Ama bir dahaki geçişte cisim yoktu. Bir diğer olay,
    Apollo 10'da yaşandı; astronotlar Eugene Ceman, Thomas Stafford ve John
    Young, Ay'a inmek için hazırlanırken yine uçuş pistine benzer dört alan
    gördüler. Ay modülü Snoopy ile yüzeye inerken, ışıklı bir cismin
    yanlarından geçip gittiğini rapor ettiler.

    Apollo 11 'de, yani
    Ay'a yapılan ilk inişte; Armstrong ve Aldrin, yüzeye indiklerinde
    Michael Collins, Columbia adlı kumanda modülünde yörüngedeydi ve Collins
    gördüğü cisimleri "Bogey" adıyla tanımlayarak dünyaya rapor etti. Daha
    sonraki saatlerde, Aldrin ve Armstrong, Ay yüzeyinden örnekler
    topluyorlardı. Armstrong, birden haykırdı; "Bu da ne! Bu ne biçim şey.
    Bilmemiz gerek..." Ve konusma devam etti. Yer Kontrol: "Nerede? Yer
    Kontrol, Apollo-11'i arıyor..." Apollo 11: "Bu bebekler çok büyük... Çok
    iriler... Tanrım, inanamazsınız... Size bir başka uzay aracını anlatmak
    istiyorum... Kraterin uzak kenarındalar... Ay'da bizi izliyorlar...
    Onlar, bizden önce buradaydılar..." Yer Kontrol, bu andan sonra
    astronotlara konusmayı kesmelerini ve objeleri filme almalarını söyledi.
    Ama bu filmler asla yayınlanmadı ve hatta varlıkları reddedildi.

    Apollo
    12 misyonunda ise, astronotlar garip sesler duydular ve ışıklı bir
    cismi Yer Kontrol'e bildirdiler. Apollo 15 astronotları olan James lrwin
    ve David Scott, Ay üzerindeyken önlerinde uçan garip bir cismi bir süre
    izlediler ama kaybettiler. Apollo 16 astronotu Thomas Mattingiy,
    kumanda modülünden Ay yüzeyi üzerindeki yanıp sönen ışıklı bir cismi
    rapor etti. NASA uzmanlarindan Dr. Faruk El Baz, cismin bir UFO, yani
    Tanımlanamayan Uçan Cisim oldugunu belirtti. O anda, Ay'da SSCB veya
    ABD'ye ait bir başka uzay aracı yoktu. Apollo 17 aracının astronotları
    olan Ron Evans ve Harrison Schmitt de, Ay'da ışıklı noktalar
    gördüklerini belirttiler.

    Ay, dünyanın yörüngesine neden kondu?
    Ay'ın
    geçmişi nedir veya orjini nereden geliyor? Bu sorunun cevabı yoktur ya
    da bir bulmacadır. Bugün bilim, üç ana kuram üzerinde duruyor. Sovyet
    bilimcileri tarafından geliştirilen bu üç ana kuram şöyle:

    1. Ay,
    bir zamanlar, dünyanın bir parçasıydı ve dünyadan koparak uzaklaştı.
    Ama bu görüş, büyük bir bilim grubu tarafından reddediliyor.
    2. Ay, aynen dünya gibi, Günes Sistemi oluşurken, bir gaz bulutuydu ve doğal olarak Ay'ın uydusu oldu.
    3.
    Ay, farklı bir cisimdir. Yani dünya dışıdır. Güneş Sistemi'nin içinde
    bir yerden veya Güneş Sistemi'nin dışından gelmiş, dünyanın çekim
    alanına girerek, orada bir uydu olarak kalmştır.

    Sovyet bilim
    adamları olan Vasin ve Shcherbakov, şaşırtıcı bir açıklama yaptılar;
    "Gerçekten de bilimciler, Evren'in kökenini ciddiyetle uzun süredir
    araştırıyorlar ama daha henüz kesin bir cevap veya açiklama yoktur. Aynı
    şekilde, Ay - Dünya sistemi de açıklanamıyor. Bize göre Ay, dünyanın
    yapay bir uydusudur ve bilinmeyen bir zeka oluşumu tarafından yörüngeye
    konulmuş olabilir." Bu iki bilim adamına göre Dünya'nın çekim gücü,
    kübik santimetrede 5.5 gr.'dir Ay'ınki ise 3.33 gr'dir. Öyleyse Ay'ın
    içi boş olmalıdır. Yani yapaydır. Yapılmıştır ama kimin tarafından?
    Gizemin çözümü, kraterlerin içinde. Ay yolculukları sonucunda elde
    edilen bilgiler, çok önemli ama gizli tutulmaktadır. "Neden?" diye
    sorduğumuzda, uzmanlara göre kesin çözüm henüz yoktur veya erkendir.

    Ay'ı Dünya'ya Kim "Uydu"rdu?
    Peki
    Ay, nereden gelmiş olabilir? Bir NASA dökümanında, "Bu, en büyük
    bulmacadır." deniyor. NASA bilim adamları, kesin bir çözüm olmadığını
    açıkça söylüyorlar. Çalışmalar var, bilgiler, olaylar var; ama henüz
    kesin cevap yok.

    Günümüzün bilim adamlarının gerçeğinde, uygun
    bir kuram henüz bulunamadı. O zaman, genelde bakabileceğimiz yaklaşımlar
    vardır. Eğer Ay, evrenin bir yerinden gelmişse, bunu birgün
    öğreneceğiz.

    Apollo yolculukları öncesinde, Nobel ödüllü Dr.
    Harold Urey ve bir grup bilim adamının inanışına göre; "Ay, kozmosun bir
    parçasıdır ve Ay'da yabancı bir uygarlığın izleri bulunacaktır. Ay'a
    ayak basmamız ve bilgi toplamamız, Mars'a, Venüs'e veya asteroidlere
    ayak basmamız kadar önemlidir." Urey, şöyle diyordu; "Dünya'yı ve Ay'ı
    toplarsanız, bütün olarak hemen hemen uzaydaki herhangi bir cisim olarak
    düşünebilirsiniz. Bu kadar yoğun bir materyalden dev bir kitle oluşur
    ama dünyanın yoğunluğu, bu kadar büyük bir cismin olması gereken
    yoğunlukta değildir. Yogunluğumuz, daha küçük bir cisme aittir.
    Göründüğü kadarıyla, Ay ve Dünya'nın tek bir cisim olmasını kabullenmek,
    bugün için olanaksızdır."

    12 Maymun sorusu...
    Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;

    1. Ay, Dünya'dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.
    2. Niçin bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani, Dünya'dan daha eski...
    3. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.
    4,
    Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin
    Dünya'dakilerden daha eski olduğunu belirlediler; ama neden resmen
    açıklamadılar?
    5. 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi. Bu tarihleme, Dünya'dan ve Güneş'ten iki kez daha eskidir.
    6. Buna karşın Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor?
    7.
    Bir grup bilim adamı, Ay'ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı
    görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar. Peki bu
    nasıl olabilir?
    8. Neden bazı bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun
    yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir
    mi? Ve bu biliniyor mu?
    9. Niçin Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?
    10.
    NASA tarafından 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı; ama
    Ay'da su olmadıgı biliniyor. Bu gizem, Ay'ın yapay olduğu anlamında mı?
    11.
    Ay'ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki
    benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz
    açıklanamadı.
    12. Sonuç, Ay'la ilgili neden bu kadar çok cevapsız soru var?

    Peki bütün bunlara karşı, şunları söyleyebilir miyiz?
    1. Ay, hem Dünya'nın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.
    2. Ay, olması gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.
    3. Ay kraterleri, çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir.
    4.
    Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Günes
    Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu
    yoktur.
    5. Ay ölçümlemeleri, çok fazla demir olduğunu gösteriyor.
    6. Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır.
    7. Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır.
    8. Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.
    9. Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.
    10. Ay, dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.
    11. Ay, bir moloz yığını gibi gözükmektedir.
    12.
    Ay, periyodik olarak sarsılmaktadir. Bu, bize düzenli bir sismik
    aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar, sanki tek bir kütleymiş gibi tüm
    yüzeyi dolaşabiliyorlar.
    13. Dünyadan bakıldığında Ay, bir Güneş
    diski gibidir. Yani tutulmalarda, Güneş'i tam olarak kapatır, ne biraz
    küçük veya büyüktür. Sanki büyüklüğü, güneşi örtmek için ayarlanmıştır.
    14. Eger Ay, Dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay, yine uzaklaşıp gidecektir.
    15.
    Normalde Ay'ın çizdiği yörünge, Dünya'nın ekvatoral çemberiyle karşıt
    olmalıdır; ama Ay, garip bir şekilde, Dünya'nın yaptığı gibi, Güneş'e
    bağımli bir yörünge çizer.
    16. Her ne kadar Ay volkanlarının ölü
    oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar
    görülmekte ve hala izlenmektedir.

    Bunların sonucunda, Ay'ın yapay
    bir transformer dünya olduğu söylenebilir veya iddia edilebilir. Ay'da
    bir yaşam oldugu ile ilgili bir belirti veya iz bulunamamıştır; ama
    Dünya'daki volkanik küllere benzeyen Ay toprağı veya tozu üzerinde
    yapilan deneylerde, bitkisel yaşama elverişli olduğu anlaşılmıştır. Ama
    ortada böyle bir yaşam yoktur. Marjinal iddialara göre Ay, UFO'ların
    üssüdür veya kullandıklari özel bir araçtır; ama bu da bir iddiadan
    öteye gitmemektedir. Yüzeyde zaman zaman garip ve geometrik şekiller
    görülmüş; ama bu görüntüler ya hemen kaybolmuş, ya da bir daha
    görülememiştir.

    Yine dünyadışı bir anlaşma mı?
    2001
    Uzay Yolu Macerası "A Space Odyssey" filmini hatırlarsınız. Filmin
    temel objesi, dev bir monolit, yani taş bir bloktu. Arthur C.Clarck'ın
    bu ölümsüz romanında ve de filminde monolit, insanlığa yol gösteriyordu.
    Ranger
    Krateri yakınında, benzer bir monolit, birkaç kez görüldü; ama sonra
    kayboldu. Derken başka yerlerde yine görüldü; ama onlar da kayboldular.
    Adı gizli tutulan bir NASA görevlisinden aldığı fotoğrafı kanıt olarak
    gösteren araştırmacı George Leonard, yine aynı kraterin yanındaki dev
    taş blogu gösterdi. Resim, çok netti ve üzerinde Y ve Z harflerine
    benzer şekiller vardı. Leonard, şöyle diyor; "Ay, UFO'lara aittir. Bizi
    Bronz Çagı'ndan beri izliyorlar. Politikalarımızı ve savaşlarımızı
    gözlemliyorlar. Aslinda, Dünya üzerinde birçok iz bırakmışlardı. Ranger
    7'nin fotoğrafları, bunları gösteriyor."

    NASA, neleri saklıyor?
    En
    azından astronotların gördüklerini saklıyor. Hatta onların bizzat
    anlattıklarını dahi inkâr ediyor. Peki, NASA bunu neden yapiyor? Eğer
    astronotların Yer Kontrol ile konuştukları doğruysa - ki elde birçok
    teyp bantı vardır - bunlar neden yeterli görülmüyor? California
    Üniversitesi'nden Dr. James Harder, kayıtları NASA kayıtlarıyla
    karşılaştırdığını ama NASA'nın her nedense bu kayıtları resmen kabul
    etmediğini; ama üst düzeyde özel olarak dogrulandığını söylüyor. Bir
    hükümet ajanı ise olayların örtüldüğünü kabul ederken, korkunun panik
    kaygısından kaynaklandığını belirtiyor. UFO'lar bir yana, Ay'la ilgili
    bilgilerin SSCB ve ABD tarafından saklanması için gösterilen "panik"
    olgusu yeterli değil... Bu olay, belki kapalı bir rejim olan SSCB'de
    yeterli olabilirdi; ama demokratik bir ülke olan
    ABD'de normal
    değildir. FBI ve CIA tarafindan VVashington'un bürokratik koridorlarında
    oluşturulan ketumiyet girdabın arkasında kimler vardir? Ve soru yine
    gündeme geliyor; neden???

    George Leonard, tüm çalışmalarını ve
    araştırmalarını, hayâtî ama başka bir soruya yöneltiyor; "Eldeki veriler
    ve sınırli fotoğraflar, NASA tarafından kabul ediliyor; ama yaptıkları
    çalışmalar çok az veya bireysel. Ay'la ilgili sistematik bir çalışmanın
    yapılmasına engel olan nedir? Ya da NASA, neleri, ne nadar biliyor?
    Gizemi çözmek isteyenlerin ellerindeki bilgiler, NASA ve eski Sovyet
    yetkilileri tarafından kısıtlanmış yada özellikle yetersiz kılınmıştır."
    Tam ve gerçek bir resmî açıklama, toplumu paniğe sokabilir mi? Geçmişte
    evet ama bugün belki. Hatta hayır; çünkü günümüzün toplumu böylesine
    evrensel bir olaya dahi duyarsız kalacaktır ve bu olası davranış,
    yetkililer tarafından artık bilinmektedir. Öyleyse, ya astronotların ve
    gözlemcilerin anlattıklari dogru degildir, ya da gizliliğin arkasında
    çok daha geçerli bir neden vardir. Ne mi? Leonard, burada da iddiali;
    "Geçerli neden, çok daha makrodur. Yani dünyadışı bir zeka ile bir
    anlaşma veya ortak bir görüş birliği sağlanmıştır. Bunun da toplum
    tarafından bilinmesi, birilerine göre yetersizdir.."

    Arizona'daki
    Amerikan Meteorit Müzesi Müdürü otan Dr. H. H. Nininger, 1952 yılında
    yapılan bir gözlemde, Ay'da 20 mil uzunluğunda bir cam duvarın
    bulunduğunun resmen kanıtlanlandığını söylüyordu. Nininger'e göre, bu
    duvarın bulunduğu Verimlilik Vadisi'ndeki Messier ve Pickering
    kraterleri, normal değildirler ve hatta yapay olmaları gerekir. Bu iki
    kraterin arasında girişinin gözlemlendişi bir tünel vardır (Science
    Sgest-Kasım 1952).

    Benzeri bir iddia, Britanya Astronomi
    Birligi'nden DR. H. P.Wilkins tarafından ileri sürülmüştür. Bilim
    adamına göre, Ay'ın dış yüzeyinden içeri giden tüneller ve yollar, yani
    Ay'ın içinde bosluklar vardır. Akla hemen bilim kurgunun büyük ismi H.
    G. wells geliyor. "Ay'da ilk insanlar' adlı çocuksu romanında, Ayın
    içinde yaşayan bir uygarlığı: Selenitler'i hikâye etmişti. Oca Wells,
    birşey biliyor muydu? Galiba kesin sözü burada vemek mümkün değil; biraz
    daha zaman gerekiyor olabilir. Ama insanlığın dikkati artik Mars'a
    yönelmiş durumda ve sanki artık Ay yokmuş gibi davranılıyor. Ya da
    gidildi, görüldü ve daha fazla karıştırılmaması mı istendi?

    12
    Ağustos 1971'de, Apollo-15'in kumandanı astronot David Scott, bir basın
    toplantısı yaptı; "Aya gittik, gözlemcilerin elde attiği bilgileri test
    ettik; ama araçlarımızın kaydettiği bilgiler, mekanik veya
    elektroniktir. Daha önemlisi düşüncelerimizdeki bilgilerdir.
    Plutarch'dan gelen bir sözcük var; 'Düşünce, rastgele doldurulan bir kap
    veya tas değildir, ama düşünce, bir ateştir ve onu yakmak için ateş
    gerekir." Sonuç olarak, Ay'ın yapay bir uydu olduğunu düşünmeyebiliriz;
    ama bunun için düşünsel bir devrime ihtiyacımız var gibi. Yani
    geçmişimizdeki tutuculuk bağlarğndan kurtulmalıyız. Yeni bir insan
    gerçeğini aramalı ve düşünceyi özgür bırakmalıyız. Bir zamanlar, Ay'a
    ayak bastığımızda çok heyecanlanmıştık. Ama eğer Ay, bilinmeyen bir
    zekanın ürünü olan yapay bir uyduysa, bunu kanıtlamak, insanlığın
    kendisini ve yasadığı ortamı tanıması yönünden daha heyecan verici
    olacaktır.


    5 Mart 1587 "Ay'ın yüzeyinde bir yıldız görüldü."
    Yüzlerce insan, bu mucizeye saşırdı. Işığın sivri uçları ve boynuzları
    vardı. (Harrison 1876 - Lowes 1927)
    12 Kasım 1671 Gökbilimci ve fizikçi Cassini, Ay'ın üzehnde küçük beyaz bir bulut gördü.
    18 Mayıs 1787 Astronom Halley ve De Louville, Ay yüzeyinde hareketli ışıklar gördüler.
    Mart-Nisan
    1787 William Herschel, Ay'da parlak noktalar ve dört volkan gördü.
    Açıklamakta zorluk çekiyordu ve en çok, gördüklerinin hareket etmesine
    saşırmıştı.
    Temmuz 1821 Alman astronom Gruithuisen, Ay yüzeyinde,
    birden parlayan ışık patlamaları gördü. Yanıp sönen bu ışıkları birkaç
    kez görmüştü.
    12 Nisan 1826 Fizikçi Emmett, Ay'daki Krizler Denizi üzerinde, kara bir
    bulutun hareket ettigini rapor etti. Benzer bir rapor, 1954 yılında modern astronomlar tarafından da verilmişti.
    Şubat 1877 Işıklı bir hat veya çizgi, Eudoxus Krateri'nin batısından doğusuna giderken görüldü. Olay, bir saat sürdü.
    4 Temmuz 1881 Ay yüzeyinde piramit şeklinde ışıklı iki tümsek belirdi ve bir saat içinde yavaş yavaş sönerek kayboldu.
    24 Nisan 1882 Aristotle Bölgesi'nde hareket eden dev gölgeler gözlemlendi.
    31 Ocak 1915 Yunanca'daki Gamma işaretine benzer 7 beyaz ışık görüldü.
    23 Nisan 1915 Clavius Krateri yanında dar ve ışıklı bir
    çizgi belirdi ve on dakika sonra
    kayboldu.
    14
    Haziran 1940 Sisli, keskin bir çizgi, çok net olarak Plato Krateri
    yanında görüldü. Çevresinde binlerce küçük ışık yanıp sönüyordu.
    19
    Ekim 1945 Darvin Duvarı yanında üç büyük parlak nokta görüldü; Olay,
    astronom Moore ve daha birçok astronom tarafından rapor edildi.
    24 Mayıs 1955 Ay'ın güney kutbu bölgesinde, elektriksel panamalar, bilimci Firsolf tarafından izlendi.
    8 Eylül 1955 Taurus Hattı sınırında iki parlak ışık görüldü. Bu yer, yıllar sonra Apollo 17'nin indiği yerdi.
    21 Haziran 1964 İki saat süreyle, gözlemci Floss D. tarafından, haraket eden büyük, siyah bir gölge izlendi.
    3 Temmuz 1965 Bir saat on dakika süreyle, Aristarchus Bölgesi'nde nabız gibi yanıp sönen bir ışık gözlendi.
    25
    Eylül 1966 Yine Plato Krateri yakınında, yanıp sönen ışıklar gözlendi;
    Bazılarına göre kırmızımsı bir yama gibiydiler; aynı gün, Gassendi
    Bölgesi'nde 30 dakika süreyle kırmızı, büyük bir ışık belirdi. Bir ay
    sonra ise, aynı yerde yine yanıp sönen kırmızı ışıklar vardı.
    11
    Eylül 1967 İnsanlığın ilk ayak bastığı yer olan Sessizlikler Denizi'nde
    görülen kara bir bulut, sonradan mor renge dönüstü. Olayın Montreal'i,
    bir astronomi grubu tarafından gözlendiği NASA tarafından açıklandı.













    LUNA UZAYLI ÜSSÜ
    Eski ABD Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, Ay üzerinde
    bulunan ve istihbaratçıların “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları
    bir üsten söz etmişti.

    Cooper’a göre, Ay’ın uzak kesimlerinde bulunan bu uzaylı üssü Ay’a
    inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve filme alınmıştır. Ana
    gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu bu üste, çok büyük
    makinalar kullanılarak maden çalışmaları yapılmaktadır
    Japonya 2025 yılında Dünya’nın uydusu Ay’da insanlı bir uzay üssü kuracağını açıkladı.

    Japon Uzay Dairesi JAXA yetkilileri Ay’da uzay üssü kurma
    fikrinin bir süredir değerlendirildiğini ve projenin hükümetin nihai
    kararına kaldığını duyurdu. Üssün kurulması ile ilgili planın görüşülmek
    üzere, Mart sonuna doğru hükümete gönderileceği belirtildi.



    DEVLER AY İÇİN YARIŞACAK

    JAXA yetkilileri Ay’da uzay üssü kurulmasının Japonya’nın
    gelecek 20 yıllık dönemde en önemli projelerinden biri olduğunun altını
    çiziyor. Japonya’nın uzaya çıkmasının asıl getirisi ise, dünyanın en
    büyük ekonomilerinden birinin uzay yarışına katılacak olması. Daha önce
    ABD, Hindistan ve Çin Ay’a insanlı uzay uçuşları yapacaklarını
    duyurmuşlardı. Japonya’nın da bunların katılmasıyla, devler arasında bir
    uzay yarışı başlayacak. Bu yarışta Çin, Hindistan ve Japonya olmak
    üzere üç Asya ülkesi olacak.

    JAXA yetkilileri planla ilgili detay vermezken, Ay’da kurulacak
    uzay üssünün en az 2 milyar dolara malolacağını ifade ediyor. Bu rakam
    NASA’nın kendi kuracağı uzay üssü için gerekli olan 16.2 milyar dolara
    oldukça düşük kalıyor.



    UZAY ÜSSÜ GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞACAK

    Japonya’nın önde gelen gazetelerinden Mainichi Shimbun,
    JAXA’nın Ay’da kendi başına incelemelerde bulunacak yetenekte bir robot
    geliştirdiğini ve mekanik uzay adamının 2010 yılına dek uyduya
    gönderileceğini yazdı. Gazetenin haberine göre, Japonya’nın uzay
    planları arasında Ay’daki uzay üssünün güneş enerjisiyle çalışması ve
    Ay’a insan taşıyacak uzay kapsüllerinin Japon teknolojisi ile inşası
    bulunuyor.



    ASYALILAR ARASINDA AY REKABETİ

    Asya’nın en gelişmiş ekonomisi Japonya, son yıllarda uzay
    çalışmalarında Çin’in gerisinde kaldı. Çin, Ekim 2003’te ilk insanlı
    uzay aracını yörüngeye çıkararak Japonya’yı gölgede bırakmıştı. Çin’in
    gelecekte yörüngede uzay istasyonları kurmak ve Ay’da insanlı uzay üssü
    kurmaak gibi planları olduğu biliniyor. Hindistan da 2015 yılında Ay’a
    insanlı uzay uçuşu yapacağını açıklamıştı.













    Rusya Uzay Kurumu Roskosmos Başkanı Anatoli Perminov'un açıklamasına bakılırsa, Dünya'nın uydusu Ay'da en geç 2032'ye kadar daimi bir üs kurulması planlanıyor.


    Roskosmos Başkanı Perminov, düzenlediği basın toplantısında,
    tahminlerine göre Ay'a 2025'te insan taşıyan bir aracı göndermeye hazır
    olacaklarını ve 2027-2032 yılları arasında Ay yüzeyinde bir üssün
    faaliyete geçirilmesini planladıklarını belirtti.

    Rusya Devlet
    Başkanı tarafından atanan Roskosmos Başkanı Perminov, Rus kozmonotların
    Mars'a uçmaya da 2035'de başlamasını planladıklarını kaydetti. Böyle bir
    projeyi hayata geçirmeden önce çok sayıda sorunu çözmeleri gerektiğini
    belirterek, bu sorunların arasında mürettebatın radyasyona karşı
    korunmasının da bulunduğunu söyleyen Perminov, "Şu anki uzay araçlarında
    bu koruma bulunmuyor, mürettebat hayatta kalamaz" dedi. Rusya, 2015'e
    kadar insan taşıyabilen yeni model bir uzay aracı inşa etmeyi de
    planlıyor.
    NASA, Ay'da üs kurmanın maliyetini 104 milyar dolar olarak hesaplıyor.




    Ay’a ilk insanlı uçuşu yapan NASA, Dünya’nın uydusunda bu kez kalıcı
    olmaya kararlı. 1960’ların Apollo kapsülünü andıran yeni kuşak Orion
    uzay aracıyla Ay’a insanlı uçuşlar yapmayı planlayan NASA, uyduda kalıcı
    uzay üsleri de kurmak istiyor. Bir süredir uzay araştırmalarıyla ilgili
    uzun vadeli planlar yapan NASA, son olarak Ay’da insanlı uzay üsleri
    için tarih verdi. İnsanoğlu ilk uzay üssünü 2024 yılında Ay’da kuracak.
    NASA Ay’da insanlı ilk uzay üssünü 2024’te kuracak. Plana göre, yeni
    kuşak uzay araçlarıyla ilk insanlı uçuş 2020’de. Üste 4 astronot
    barınacak. Bir sonraki hedefse Mars’a koloni oluşturmak.

    NASA’nın Ay kuracağı uzay üssü kutup bölgesinde
    olacak. Uydunun güney kutbunda iki aday bölge var, çünkü bu bölgeler
    Ay’ın en çok aydınlıkta kalan alanları. Bu özellik üssün güneş
    enerjisinden yararlanma şansını da artırıyor. NASA’nın 1960’larda
    yaptığı Ay uçuşlarında Apollo kapsülü uydunun orta bölümlerine inmişti.

    APOLLO’NUN TORUNU ORION
    Ay’a seyahette NASA iki
    tip araç kullanacak, Orion keşif aracı ve buna bağlı çok amaçlı bir
    araç daha bulunacak. Çok amaçlı uzay aracı kargo, mürettebat hatta
    robotları taşıyabilecek.
    İnsanlı uzay üssü Ay'ın güney kutbuna kurulacak.
    Columbia
    faciasından sadece 1 yıl sonra, 2004’te ABD Başkanı George Bush, Ay’a
    ve Mars’a insanlı uçuşlar yapılacağını ve insanlı uzay üsleri
    kurulacağını açıklamıştı. NASA Ay’a insanlı uçuş yapmanın maliyetinin
    104 milyar dolar olduğunu açıklamıştı.

    AY’DA UZAY ÜSSÜ TAKVİMİ
    NASA’nın Ay’da insanlı uzay üssü kurulmasına ilişkin takvimi şöyle:
    2009: Ay uzay aracı için ilk deneme yapılacak.
    2014: Yeni kuşak Orion uzay aracı ile ilk insanlı uçuş demenesi. Ay’a gidilmeyecek.
    2020: Ay’a yeniden insanlı uçuşlar başlıyor.

    2020-2024 KEŞİF ZAMANI
    NASA planına göre,
    2020-2024 arasında her yıl bir uçuş yapılarak uzay üssü için uygun arazi
    bakılacak. Daha sonra 2024’te üssün kurulmasıyla astronotlar 6’şar
    aylık sürelerle Ay’da kalacak.
    Orion uzay aracı.
    NASA,
    Ay’daki hidrojen ve oksijenden de üste yararlanmayı umuyor; üste ayrıca
    oksijen deposu bulunacak. NASA’nın Ay üssünde iki astronotu olacak.
    Ayrıca başka uluslardan astronotların yanı sıra, üs sonraki yıllarda
    ticari uçuşlara da açılacak.

    NASA bu kez başka ülkeleri de uzay
    çalışmalarına ortak ederek maliyeti düşürmeyi amaçlıyor. ABD, Orion’un
    tasarım maliyetini üstlenecek, ancak Uluslararası Uzay İstasyonu’nun
    ortakları Rusya, Avrupa Birliği ve Japonya’dan Ay üssü için katkı talep
    edecek.






    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: Geri: AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR   Cuma Ara. 17, 2010 11:13 am

    Japon Uzay Keşif Ajansı (JAXA), keşifte bulunmak üzere iki ayaklı bir robotu 2020 yılında Ay’a göndermeyi planlıyor.
    JAXA, Ay üzerinde kuracağı üste kullanılmak üzere geliştireceği
    robotlarla, astronotların harcayacakları vakti daha verimli
    kullanmalarını sağlamayı hedefliyor.

    Hükümetin çalışma grubundan yapılan açıklamada, bir istasyon kurmak
    için önce yüzeyde ve çevrede incelemelerde bulunacak iki ayaklı bir
    robotun 2020′ye doğru Ay’a gönderilmesinin hedeflendiği belirtildi.

    Ülkenin bundan sonraki hedefi 2030 yılında Ay’a
    astronot gönderip robot ve insanın ortak şekilde çalışabileceği bir
    uzay üssü kurmak.


    Yayınlanan rapora göre, astronot ve robot ortak
    çalışma ile ay üzerinde sondaj işlemleri gerçekleştirip, Ay’da bulunan
    kaynakların bir uzay istasyonu bünyesinde nasıl kullanılabileceği
    konusunda araştırmalar yapacak.
    Japon Uzay Keşif Ajansı’nın (Japan Aerospace
    Exploration Agency – JAXA) ilk olarak 2005′te dile getirdiği JAXA Vison
    2025 projesi kapsamında planlanan uzay ziyareti, ülkenin gelişmiş
    robotik teknolojilerini kullanarak, enerji ihtiyacını Güneş’ten sağlayan
    robotlar ile Ay yüzeyi üstünde teleskop inşa etme, mineral arama ve
    çıkarma gibi iş yükünü astronotlar üzerinden almayı hedefliyor. Bu
    sayede Japon astronotlar, uzayda geçirdikleri vakti ekipman kurmak
    yerine bilimsel araştırmalar için kullanabilecek.

    _________________
    Bende 1 Para Vardı.
    Sendede 1 Para.
    Paraları Değiştirdik.
    Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
    Bende 1 Bilgi Vardı.
    Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
    Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
    Benimde 2 bilgim oldu...

    ---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

    (HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
     

    AY'IN KARANLIK YÜZÜNDE NELER OLUYOR

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

     Similar topics

    -
    » sitemizde neler olsun
    » Karanlık Hesaplaşma, İddialı Geliyor!
    » Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi Hakkında
    » İNANÇ SİSTEMİNE GÖRE DEFİNE BULMAK MAKSADI İÇİN OKUNULACAK DUALAR VE YAPILMASI GEREKENLER
    » SÜLEYMAN MÜHRÜ

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  :: -