GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 7 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 7 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Kalbleri temizlemenin ilâcı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Kalbleri temizlemenin ilâcı Bir Paz Ara. 12, 2010 7:13 am

magaracı




Müslümânın her şeyden önce kalbini temizlemesi lâzımdır. Çünkü kalb, bütün bedenin reîsidir ve bütün uzuvlar kalbin emrindedir. Peygamber efendimiz;
(İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu iyi olursa, bütün uzuvlar iyi olur. Bu kötü olursa, bütün organlar bozuk olur. Bu, kalbdir) buyurmuştur.

NEFSİ ZAYIFLATMAK LAZIM...
Kalbin iyi olması demek, kötü ahlâktan, huylardan temizlenmesi ve iyi ahlâk ile tezyîn edilmesi, süslenmesidir. Kötü huylar, kalbin hastalıklarıdır. Bunların tedâvîleri güç olduğu için, ilâçlarını iyi bilmek ve iyi kullanmak lâzımdır. Huy, kalbdeki meleke, arzû, hâl demektir. İnsanın itikâdı, sözleri, hareketleri, hep bu kuvvetten hâsıl olmaktadır. İnsanın, kendi isteği ile yaptığı hareketler, hep huyunun eserleridir. İslâm âlimleri buyuruyorlar ki:
“Allahü teâlâ insânda üç şey yarattı. Bunlar; akıl, kalb ve nefistir ki bunların hiçbiri görülmez. Varlıklarını eserleri ile, yaptıkları işlerle ve dînimizin bildirmesi ile anlıyoruz. Akıl ve nefis, insânın dimâğında, kalb göğsün sol tarafındaki yürektedir. Bunlar, madde değildir, yer kaplamazlar. Buralarda bulunmaları, elektriğin ampulde, miknâtısın endüksiyon bobininde bulunması gibidir. Akıl, iyileri, faydalı olanları ve zararlı olanları anlar. Selîm olan akıl, İslâmiyyetin bildirdiği iyi şeyleri kalbe bildirir. Kalb de, bunları yapmayı irâde ederek, dimâğdan çıkan hareket sinirleri vâsıtası ile, organlara yaptırır.
Nefis, dünyâ zevklerine, lezzetlerine düşkündür. Bunların iyi, faydalı, zararlı olduklarını düşünmez. İslâmiyyetin yasak ettiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Zararlı şeyleri, iyi gösterip, kalbi aldatır. Kalbe bunları yaptırarak, zevklerine kavuşmak için çalışır. Kalbin nefse aldanarak, kötü huylu olmaması için, kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zayıflatmak lâzımdır. Aklı kuvvetlendirmek, İslâm bilgilerini okuyup, öğrenmekle olduğu gibi, kalbin kuvvetlenmesi, yani temizlenmesi de, İslâmiyyete uymakla olur. İslâmiyyete uymak için, ihlâs lâzımdır. İhlâs, işleri, ibâdetleri, Allahü teâlâ emrettiği için yapmak, başka hiçbir menfaat düşünmemek demektir. Kalbde dünyâ düşüncesi hiç kalmazsa, kalb kendiliğinden Allahü teâlâyı hatırlamaya başlar. Şişedeki su boşalınca, havanın şişeye kendiliğinden, hemen girmesi gibidir...”
Allahü teâlânın rızâsına, sevgisine kavuşmak için, farzları, sünnetleri ve nâfile ibâdetleri yapmak lâzımdır. Bunlar, şartlarını, müfsitlerini bilerek ve ihlâs ile yapılır. Farzların birincisi, Ehl-i sünnet itikâdına uygun inanmak, ikincisi harâmlardan ve harâm nafakadan sakınmaktır. İhlâs, her şeyi yalnız Allah için yapmaktır.

İLİM, AMEL VE İHLAS...
Âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler, evliyânın sözleri, duâ, tesbîh gibi kıymetli şeyler, güzeldir, çok tatlıdır. Kalbin nefse bağlılığı azalınca ve nefsin elinden kurtulunca, bunları okuduğu, duyduğu zamân, bunların güzelliğini anlar ve bağlanır. Kur’ân-ı kerîm okuyunca veyâ dinleyince, zikir yapınca, ibâdetleri yapınca, Allahü teâlâyı sever. Kalb temizlendikten sonra, nefis de temizlenmeye başlar. Kalb temizlenmeden nefsi parlatmak, gece düşmanın yağma yapması için, ona ışık yakmaya benzer.
Kalbin temizliği, Resûlullah efendimizin sünnetine uymakla belli olur. İnsanın kalbine, rûhuna, ahlâkına kıymet verilmezse, insanın hayvândan farkı olmaz, hattâ hayvânlardan da aşağı olur. Kalbin temizlenmiş olması ve selâmeti için, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeyin kalbe gelmemesi lâzımdır.
Netice olarak, kalbin temizlenmesi, İslâmiyyete uymakla olur. İslâmiyyet, ilim, amel ve ihlâs olmak üzere üç kısımdır. Emirleri ve yasakları öğrenmek, öğrendiklerine tâbi olmak, bunları yalnız Allah rızâsı için yapmak lâzımdır. Kur’ân-ı kerîm, bu üçünü de emretmekte ve övmektedir. Ayrıca kalbleri temizlemenin ilâcı, Allahü teâlânın dostlarının, sevdiklerinin kelâmı, sözleri ve yazılarıdır. Bu din büyüklerinin sohbetlerinde bulunmak ve onların kitaplarını, yazılarını, hayatlarını okumak, kalbleri temizler.

2 Geri: Kalbleri temizlemenin ilâcı Bir Paz Ara. 12, 2010 7:18 am

magaracı




Kalbinde bir leke görürsen!”

Ahmed-i Çeştî, Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. 1113 (H.507) senesinde Hindistan’ın Çeşt beldesinde doğdu. 1181 (H.577)’de Çeşt’te vefât etti. Kabri oradadır. Çeştîye tarikatinin kurucusu Hâce Mevdûd Çeştî hazretlerinin oğludur. Babasının ders ve sohbetlerinde yetişip kemale erdi. Evliyâlıkta üstün derecelere yükseldi. Babası onu kendine halîfe, vekil tâyin etti...


Ahmed-i Çeştî vefatından evvel oğluna yaptığı vasiyetinde buyurdu ki:

HER İŞİN HAYIRLISI...
“Ey oğlum! Aslâ dünyâ malına meyletme. Ancak kimseye el açmayacak kadar malın olsun yeter. Bilmez misin her işin hayırlısı ortasıdır. Dünyâ âhiretin tarlasıdır. Sen bu âleme para ve mal toplamak için gelmedin. İyi ameller yapmak için geldin. Kimseye el açmayacak ve yetecek kadar mal kazandıktan sonra, vaktini Hak teâlâya ibâdet ederek geçir...
Malım mülküm yok deme. Olmadı diye gam çekme. Bu benim mülkümdür diyene, bir gün ecel gelir. Bu sûrette o malın sâhibi olduğuna dâir iddâsı yalan olur. Bu yalan dünyâ, dâimâ insanlara gaflet gömleği giydirir. Bu fânî mülkü elimizden alır. Kendini ona sâhip sanacak bir yalancı müşteri bulur. O da ölür, yerine başkası çıkar. Dünyânın âdeti böyledir. Verir alır, alır verir...
Sakın kapına gelen fakirleri boş çevirme. Bir şeyin varsa, gizleyip yok deme. Verdiğin sadakayı da öğünme vâsıtası yapma. Sağ elinin verdiği sadakayı sol elin bilmesin. Cömertlik tâcını giymek istiyorsan, Allahü teâlânın aç ve muhtaç kullarını kollamalısın...

“SAKIN GURURA KAPILMA!”
İlminin fazla, amelinin çok olması ile gurûra kapılan kimse, mârifet sâhibi değildir. Çünkü şeytan da pek fazla bilgiye sâhipti. Mantık yürütmek sûretiyle, ateşin topraktan daha hayırlı olduğunu iddiâ etti. Halbuki meleklere hocalık yapıyordu. Sonunda kendi nefsinin üstün olduğunu söyleyip kibirlendi. Böylece Allahü teâlânın gadabına uğradı ve lânete müstahak oldu. Ebedî olarak rahmet dergâhından kovuldu...
Kalbinde ufak bir leke görürsen, oruç tut. Gitmezse, az konuşmaya bak. Gitmezse, günahlardan şiddetle kaç. Yine gitmezse, her hâli iyi bilen Allahü teâlâya yalvarmaya, sızlanmaya başla.
Ey oğlum! Eğer bu nasihatlerime uyar ve onlarla amel edersen, hem dünyan hem de ahretin mamur olur.”


3 Geri: Kalbleri temizlemenin ilâcı Bir Ptsi Ocak 10, 2011 8:18 am

magaracı




Kalb bozukluğunun altı sebebi

Evliyanın büyüklerinden Hasen-i Basrî hazretleri buyurdu ki: “Kalbin bozulması altı şeyden dolayıdır:
1- Allahü teâlânın rahmetini umarak, tövbeyi terk etmek.
2- İlmi ile amel etmemek.
3- Amelinde ihlâs sahibi olmamak.
4-Allahü teâlânın ihsân buyurduğu rızkı yiyip, şükür etmemek.
5- Allahü teâlânın taksimine râzı olmamak.
6- Vefât edenleri kabirlerine defnedip, onlardan ibret almamak. Resûl-i ekrem efendimiz buyurdu ki: (Kabir, âhiret konaklarının ilkidir. Ondan kurtulana, ondan sonrası daha hafif ve kolay, ondan kurtulamayana, ondan sonrası daha zor ve çetindir.)”
Yine buyurdu ki: “Kim dünyâyı ister ve onu âhirete tercih ederse, Allahü teâlâ onu altı şeyle cezalandırır. Bunların üçü dünyâya, üçü âhirete âittir. Dünyâya âit olan üç ceza şunlardır:
1- Sonu gelmeyen emel sahibi olmak.
2- Kanâat sahibi olmamak.
3- İbâdetin tat ve lezzetini duymamak.
Âhıretteki üç ceza ise şunlardır:
1- Kıyâmet gününün korkuları.
2- Şiddetli hesap.
3- Uzun süren üzüntü.
Hazreti Ömer bin Hattâb buyurdu ki: “Boş sözü terk edene hikmet, boşuna ve fuzûli bakışı terk edene kalbin huşû’u verilir. Fazla yemeği terk edene, ibâdetin tadı; boş yere gülmeyi terk edene, heybet; mizahı terk edene güzel heybet; dünyâ sevgisini terk edene, âhiret sevgisi; başkasının ayıpları ile uğraşmayı terk edene, kendi nefsinin ayıplarını ıslâh etmek ihsân edilir.”
Hazreti Osman bin Affân buyurdu ki: “Âriflerin alâmetlerinden bazıları şunlardır: Ârifin kalbinde korku ve ümid beraberdir. Dili dâima Allahü teâlâyı hamd ve sena ile meşgûldür. Gözleri hayâ ve ağlama ile doludur. İrâdesi, kendi isteklerini terk edip, Allahü teâlânın rızâsını gözetmekle meşgûldür.”


Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz