GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

CİNLER HAKKINDA BİLİNMİYENLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 CİNLER HAKKINDA BİLİNMİYENLER Bir Cuma Tem. 02, 2010 8:01 am

CANTAR




Öncelikle burası Cinlerle ilgili bölüm olduğu için tam yeri olduğunu düşündüm.Az
çok merak edenler okusun derim.
Hatta hepimizin örnek alacak birkaç
davranışıda söylemek isterim;
Cinlerden uzak kalmak için tabiki
-Herzaman abdestli dolaşın.Anlayın artık.
-Sofraya oturunca Besmele ile yemeye başlayın ve dailma sağ elle yemeye
çalışın.(Çünkü şeytanın yandaşları olan cinler sol elle beslenirler ve
sizin nimetlerinizden faydalanabilirler.
Ekmek kırıkları v.s)
-Yerde yiyecek parçaları bırakmayın.(Boş yere evinizde beslemeyin)
-Kuran-ı Kerim olan eve giremezderler.Ancak siz yinede odanızda Bir tane
bulundurun.
-Genellikle rutubetli ve az güneş alan yerler daimi
mekanlarıdır.(Banyoda ona göre dikkatli olun.Eşinizle birlikte olmayın.)
-Lavabolarda bulunabilirler.(Sıcak su dökerken daima Besmele ile
dökün.Çünkü 1 defa uyarın)
-Pişmiş soğan ve tütsü kokusuna gelirler.(Evinizde biraz daha dikkatli
davranın.Yemek yaparken asprotor yada pencere açın)
-Genellikle incir ağaçlarında konaklarlar.Uğrak yerleridir.(Bu yüzden
hindistanda meditasyon yapanlar onlarla bağlantı kurması kolaylaşır ve
incir ağaçları altında haftalarca insanlar yaşayabilir.)
-Her işte ALLAH 'ı unutmayın ve daima ona güvenin
-Geceleri yatmadan önce ne kadar uykulu olursanız olun dualarınızı
eksiksiz okumayı unutmayın.Öncelikle FELAK ve NAS hatta Ayetel Kürs-i.
-Son kez şunu söylemek isterim Gün batımlarını severler.Eğer halsiz
kaldıysanız(Hastalık-yeni doğum yapma) sizi etki altına almaya
çalışabilirler.Size hayaller gösterip sizin bilinç altında ömür boyu
kalıcı olmaya çalışırlar ve bur tür kişileri birçokları deli
sanırlar.Unutmayın fani dünya.Sizinde başınıza gelebilir.



Cinlerin insanlarla birlikte olanlarına "Mir", (çoğulu
ummar,avamir)denir. Çocuklara musallat olanlarına "Ervah", habis
karakterli olanlarına "Şeytan", üstündekilere "Marid", daha güçlü
olanına "ifrit" (çoğulu afarit) denir. "Hubs" cinlerin erkekleri,
"habais" ise dişileridir.





Cinler genellikle harabe ve çöllerde, hamamlarda, hurma öbeklerinde,
çöplüklerde, türbe ve mezarlıklarda bulunurlar. Cinler erkeklerden çok
kadınlara musallat olurlar. Cin insan suretine büründüğünde uzun sure bu
halde kalmaz. Bazen ayrılırlar. Bu ayrılık anlarında kişi gayet
sağlıklı dengeli biri gibi görünür. Hiçbir hastalık belirtisi göstermez.
Cin varken namazdan, zikirden, Kur'an okunmasından hoşlanmaz. Tuvalette
uzun sure kalmayı ve yalnızlığı tercih ederler.



Bizimle aynı mekânı paylaşan cinler, başka bir âlemin yani gayb âleminin
varlıklarıdır. Gayb bilinmeyen demektir. Allahû Tealâ her şeyi çift
yaratmıştır. Âlemler de karşılıklıdır.



-İçinde yaşadığımız bu âlem Zahirî âlemdir. Karşıtı ise öldükten sonra
nefslerimizin yaşadığı Berzah âlemidir.



-Cinlerin yaşadığı Gayb âlemi var. Karşıtı ise onların öldükten sonra
nefslerinin yaşadığı Berzah âlemidir.



-Meleklerin yaşadığı Emr âlemi



- Zülmanî âlem



- Bir de yaradılıştan önce var olan yokluk, mekânsızlık âlemi



72/CİN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men
esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).


Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet
(bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse,
mürşidini arar.

72/CİN-15: Ve emmel kâsitûne fe kânu li cehenneme hatabâ(hataben).


Kasitun olanlara gelince, onlar cehenneme odun oldular.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein
mesnûn(mesnûnin).


Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart
insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.



Cinlerin Yiyecekleri





Abdullah B. Mesud (RA) Allah Resulu'nun (SAV) şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir:


Cinler Peygamber Efendimiz'den azık isteyince "Allah’ın adı anılmış olup
elinize gecen her kemik sizin için etten daha boldur. Eti yenilebilir
hayvanların tezekleri de binekleriniz için yemdir"
buyurmuştur. Tabii bu yiyecekler mümin cinler için geçerlidir. Kafir
cinlere gelince, onlar üzerine Allah adının anılmadığı her şeyi
yerler-içerler ve helal görürler.

Şeytan İnsanlaırn Yemeklerini Nasıl Yemez?



Cabir (RA) dedi ki: Allah Resulu'nun şöyle buyurduğunu işittim. "Kişi
evine girdiği zaman ve yemeğe oturduğunda Yüce Allah’ın ismini
zikrederse şeytan kendi yoldaşlarına şöyle der "Bu gece size bu evde
yatak da yok, yemek de yok! Eğer eve girdiğinde Allah’ın adini
zikretmezse


şeytan yoldaşlarına şöyle der "Yatacak yeri buldunuz! Yemeğe oturduğunda
Allah’ı zikretmezse "Yatağı da buldunuz, yemeği de" der.


ALLAHU TEALA'NIN KUR'AN EMRİ NASILDIR?




- Zuhruf 36- Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe
huve lehu karîn(karînun).


Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı
ona musallat ederiz , Buyuruyor. Allah yolunda olan bir kişinin nefsinin
kalbi Allah’ı zikrettiği anda aydınlanır. Zikri bıraktığında ise
karanlıklar dolar. Ancak zikre bağlı olarak kalıcı nurların miktarı
kadar aydınlık kalır. Şeytan tesirlerine devam eder. Bu nedenle Allahu
Teala DAIMI ZIKRI Kuran-i Kerimde her kuluna emrederek Farz kılmıştır.

- Müzemmil 8- Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).


Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a)
dön (ulaş, vasıl ol).

- Ahzab 41- Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).


Ey amenu olanlar! Allah’ı çok zikirle (Günün Yarısından fazla) zikredin.

- Nisa 103- Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve
alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte
kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).


Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü
yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı
erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri
belirlenmiş bir farz olmuştur.

Ayetlerde görüldüğü gibi Allahu Telala zikri, çok zikri ve Daimi zikri
farz kılmış. Nisa 103'e göre bir insanin bu 3 halin dışında bulunması
(Ayakta,otururken ve uyurken) mümkün olmadığı için her halimizde hep
Allah'ın adını zikretmemizi emretmiştir. Zikirli iken ne olur? Şeytan
asla yanımıza yaklaşamaz ve yoldan çıkaramaz. Kuran ZIKRIN en büyük
ibadet olduğunu da söylüyor.


- Ankebut-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte),
innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi
ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
(Resulum)Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı kıl, çünkü namaz
kötülükten ve fuhşiyattan meneder ama ALLAH"IN ZİKRİ EN BÜYÜKTÜR. diyor.

En büyük ibadet ZİKİR.

Bu âlemler hangi durumdalar?



Sevgili ziyaretçiler, karışık gibi gözüken bu durum Rabbimizin ilmiyle
ve yaradışıyla hayranlık uyandıracak şekildedir. Bu âlemlerin hepsi de
iç içe bulunmaktadır. Böyle oldukları halde birbirlerine karışmazlar.
Bir âlemden diğerine geçiş söz konusu olabilir. Dünya ilmi buna
karadelik ismini vermiştir.


İnsanlar da cinler de dünya adı verilen bu gezegeni beraber
paylaşmaktadır.

51/ZARİYAT-49: Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum
tezekkerûn(tezekkerûne).


Ve Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur ki; öğüt alıp düşünürsünüz.

Birazda cinlerden bahseder misiniz?
Cinler nasıl varlıklardır, kaça ayrılırlar, Cinsleri nedir? İsimleri var
mıdır?

Onlarda aynı bizim gibi bizim evlerimizde yaşarlar. Evlerde yaşayanların
adına AHMAR denir. Akşam ezanı okunduktan sonra onların dünyası ile
bizim dünyamız iç içe geçer. Ayet-i Kerimelerde de sabittir. Bir sürü
surede bahsedilir. Cinler aynı bizim gibi yaşarlar. Hıristiyan olanları,
Musevi olanları, Ateist olanları, Müslüman olanları vardır.
Erkekleri-dişileri vardır. Çocukları olur, aynı bizim gibi ürerler.
Mesela çocukları enteresandır, kırk yaşına kadar anne sütü emerler. En
az dört yüz, dört yüzeli, en fazla da iki bin sene üç bin sene hatta Ad
kavminden bu yana yaşayanları bile vardır. Çok hızlı hareket ederler.
Peygamber Efendimiz doğduktan sonra yavaş yavaş iç bölgelere yani sulak
yerlere yerleşmeye başlamışlardır. Dağlarda yaşayanları da var. Suda
yaşayanları var. Havada uçanları var. İşte AHMAR dediklerimiz evlerde
yaşarlar.

Kimlere musallat olurlar?

Genellikle tek başına yaşayanlara musallat olurlar. Mesela uzun süre
kullanılmamış evleri sahiplenirler. O evlere perili ev dermelerinin
sebebi budur. Uzun süre kullanılmazsa hemen o eve yerleşirler. Hani
ahşap binalar oluyor ya, köhne evler, genelde oralarda yaşarlar.
Müslüman olanları da insanlara zarar vermemek ve kendileri zarar
görmemek için tavanlarda durur. Müslüman olanları da Müslümanları
diğerlerine karşı korurlar, savaş verirler.

Evlerde nerelerde konuşlanırlar?

Yatak odasında pek olmazlar. Onların yaşam bölgeleri tuvaletler ve
banyolardır. Mutfaklarda da olabiliyorlar. Sıcak su filan dökmeyin der
ya büyükler, sıcak su çocuklarına zarar verir, onları yakar.

en çok sevdikleri soğan kabuğu ve kemiktir.

Ama onlar zaten ateşten yaratılmışlar. Sıcak nasıl onları yakıyor.



İnsanda topraktan yaratılmıştır ama başına taş gelince canı yanar, onun
gibi... İnsanlar bilmeden üzerlerine oturuyorlar, kalkıyorlar bu
çarpılmalar onlardan yaşanıyor. Genelde çocuklarına zarar verdiği için
insanlara zarar veriyor. Özellikle insan idrarı onları felç eder. Buna
çok kızıp o insana zarar verirler. Böyle suçlu bulundukları için cin
mahkemelerine çıkan insanlar vardır.

Aynı buradaki mahkemeler gibi mahkemeleri vardır. Doktorları vardır.
Yaşam şekilleri bize çok benzer. Yoksa Allah, ben insanları ve cinleri
ancak bana ibadet etsinler ayetini kullanmazdı.

İnsan şekline de girebiliyorlar, onları insandan nasıl ayırt edebiliriz.

Çok hızlı nefes alışverişleri vardır. Oradan belli olurlar. Birde ayak
parmakları topuk tarafından terstir. Oradan tanınırlar. Peygamber
efendimizin şekline ve koç kılığına giremezler.

İnsanlara intikalleri nasıl olur?

Cinler tarafından çarpılan insanın enerji akımı değişir. Mesela insan
çok üzüldüğü, sevindiği, yorulduğu ve ani şoklar yaşadığı zaman
çarpılabilir. Allah belli dengeler üzerine yaratmış insanı.. İnsanın
dengeleri bozulduğu zaman vücuda girişleri çok kolay olur. Aynı sigara
dumanı gibi vücuda girmeleri kolaylaşır.

Allah’ın verdiği vücudu doğru bir şekilde nasıl kullanabiliriz?

Zaten Allah’ın emir ve yasaklarına uyan insanlara zarar veremezler.
Verse de bu sadece Allah’ın imtihan sebebi iledir. Allah’ın müsaadesi
vardır.
Abdestin koruyucu özelliği çoktur. Besmele-i şerifi kullanmak bütün
işlerde çok önemlidir.
Allah’ın bilinen ve bilinmeyen isimleri vardır. Bilinmeyen isimleri de
bilmemiz nerde?! Yine Allah’ ın veli zatlarından öğreniyoruz bunu.
Diyorlar ki bunların bin tanesini melekler biliyor. Bin tanesini
peygamberler biliyor. Üç yüz tanesi Tevrat’ta. Üç yüz tanesi Zebur’da.
Üç yüz tanesi İncil’de, doksan dokuz tanesi Kuran-ı Kerim’de. Eğer
Allah’ın üç bin ismini zikretmek istiyorsanız,
“Bismillahirrahmanirrahiym ” deyin diyor. Allah’ın üç bin ismi de
“Besmele’de gizli. Onun için Besmele ve abdestli olmak çok önemlidir.

bunlar müslüman padişahlar

MAZARİN, KEMTAMİN, KASVERETİN, TAYKEL

Bunların bir isimleri var mıdır?

Bunların padişahları var. Tabi şeytani olanların padişahı var ama
onların isimlerini veremiyoruz. Fakat rahmani olanların da dört tane
padişahları var. İsimleri Mazarin, Kemtamin, Kasveretin, Taykel.

Bunların aynı bizim sistemimiz gibi yönetim şekilleri var. Aynı anda
kıdem olarak, mesela İfrit dediklerimiz, bakanlar gibi. Bu sistemde
nasıl bakanlar, başbakan, milletvekilleri var, aynı o şekilde bir
protokol sistemleri var. Nasıl bizler işleri telefonla hallediyorsak,
onlarda bu şekilde bir haberleşme sistemleri ile işlerini yürütürler.

Peri diyoruz? Peri ne oluyor?

Dişilerine peri deniyor. Periler erkeklere âşık olurlar, çok güzel kadın
şeklinde görünürler. Kadın şekline girdiklerinde saçları çok uzun,
yürüdüklerinde arkalarından geliyor. Bunlarla evlenip çocukları olanlar
vardır.

Bedenleri yok nasıl evleniyorlar? Hayal mi gösteriyorlar?

Beyinde odacıkları harekete geçiriyorlar. Binlerce odacıklar var
beyinde. Onları harekete geçiriyorlar. Bedenleri olmadığı için bu
şekilde gerçekleşiyor.

Cin çarpan insanların ne gibi belirtileri oluyor?

Bunlar uzun süre sağa sola döner, uyuyamaz, ancak iyice dinlendikten
sonra uyuyabilir, vesvese yaparlar. İlla sabah ezanını duymak ister
yatmak için, sebepsiz yere üzülür, gün boyunca sıkılır. Bazı insanları
gördüğünde onlardan çok sıkılır, yani bir yerden yardım bekler gibi
sürekli bekler. Çok korkunç rüyalar görür, rüyasında köpek, kurt, inek,
tilki, aslan, fare gibi hayvanlar görür. Dişlerini sürekli sıkar
uyurken. Uykuda çok ağlar veya çok güler. Bazen çığlık attıkları da
olur. Uyurken ah vah eder. Uyku’da şuursuz olur.
Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur, “YAKAZA” hali deniyor buna.
Rüyasında kendisini kabir’de, pis yerlerde, korkunç yollarda görür kişi.

Bedeninde cin taşıyan insanların belirtilerimi bunlar?

Evet. Cin bedenin tamamına girer. Bedende ağrı, sancı, titreme olur. En
ufak halde titremeye başlar sinirlendiğinde. Cesaretsizlik olur,
çalışmak istemezler. İbadetlerde zorlanma olur, bunlar en bariz
belirtilerdir.… Bakın burada ibadette zorlanma olur dediğim de demek ki
namaz kılan insanlarda da görülebilir. O zaman bu imtihan sahasına
giriyor.

O zaman Allah o kişinin çok gayret göstermesini mi istiyor?

Kesinlikle evet. Allah insana taşıyamayacağı yükü vermez. Herkesin
imtihan sebepleri de farklıdır. Kuran-ı Kerim’de Allah “Ben sizi
eşlerinizle, çocuklarınızla, malınızla ve canınızla deneyeceğim.” Diye
dört tane madde koyuyor. Bazen bunların tamamı ile imtihan olanlar var.

Kurtuluş çareleri nelerdir. Ne şekilde kurtulabilir kişi? Önce şunu
sorayım, çarpılmamak için ne yapmak lazım? Bunların musallat olmaması
için ne yapmak lazım?

Çarpılmamaları için, Allah’ın emir ve yasaklarına uymaları gerekiyor.
Mümkünse gusül abdestsiz gezmemek gerekiyor. Daha çok abdestsiz olanlara
yaklaşır. Kadınların özel günlerinde vücudun dengesi bozuluyor.
Bozulduğu için de çok çabuk girebilirler vücuda. Kadınların %60’Indan
fazlasında bu durum mevcut. Bazısı bunu biliyor, bazısı bilmiyor. Kadın
bedenine girdiklerinde özellikle beyne ondan sonra da rahme yakın
yerlerde yerleşirler. Çoğu kadın bu durumun farkına varır ama insanların
tepkisinden korktuğu için kimseye söyleyemez ve doktora gidemez. Mesela
şiddetli baş ağrısı çekenler var. Tomografi çekiliyor ama hiçbir şey
çıkmıyor. Kesinlikle bu böyle %60’ından fazlasında mevcut bu durum.
Benim tavsiyem; İslam fıtratına göre yaşamaları, temizliklerine dikkat
etmeleri, özellikle gece banyo yapmamasını ben bütün kardeşlerime
tavsiye ediyorum.

Gece banyo yapılmaması niye?

Akşam ezanından sonra banyolarda, tuvaletlerde onların dünyalarıyla
bizim dünyalarımız birleşiyor, Birleştiği zamanda siz banyoda yemek
yemezsiniz ama onlar yiyorlar. Onların sofralarına basma, onların
üzerlerinde dolaşma gibi haller yaşanıyor. Onların sofralarına basıldığı
zaman kişinin ayak parmaklarında şişmeler oluyor. Vücudunda şiddetli
ağrılar oluyor. Ve mutfakta sıcak su, asla ve asla gece dökülmemesi
gerekir. Mutlaka dökülecekse Besmele çekilmeli.
Kesinlikle gece yıkanmayın. Mümkünse gece temizlik yapmayın.
Çünkü Allah İslam Fıtratında uykuyu, işi, ibadeti ayırmış. Genelde
çalışan kadınlar gece iş yapmayı tercih ediyorlar. Hâlbuki büyüklerimiz
“Saat on, yatağa kon” demişler. Yani yatsı namazından sonra yatın
deniyor. Ama gece iş yapınca gel beni çarp diyorsunuz.

Bu tür hastalar nasıl tedavi edilirler?

İnsan bedeninden çıkan cin boğazda bir yalıdan çıkmış gibi acı çeker.
Onun için çıkmak istemez. Ancak bunu ehil insanlardan bilen insanlardan
yardım alarak gerçekleştirmesi gerekir. Normal olan insanların okumaması
gerekiyor, okusa bile içinden okuması gerekiyor. Çünkü okuduğu zaman
ona da zarar verirler, atlamalar olur. Mümkünse dokunmadan okunmalı.
Ehil kişiler okursa bu tedavi süresi 11, 21 veya 41 günlük bir zaman
ister. Eğer bu kişiler tedavi olmazlarsa akıl hastalığına kadar
gidebilir.

Cinli hastaların daha ileri vakaları nelerdir acaba?

Özellikle ileri vakalarda insanı yemeden içmeden keserler. Beyni ele
geçirdikleri için kolayca yönlendirebilirler. Ve açlık hissini yok
ederler. İnsan günden güne zayıflamaya başlar. Yemek borusunu tıkarlar
bu şekilde kişiyi ölüme kadar götürürler.. Bu durumda şifa ayetleri
okunur. Ve bunlar vücudu tek tek terk ederler. Onlar vücuttan ayrılırken
hastada bir uyku hali ve rahatlama başlar. Kişi tekrar eski düzenine
kavuşur, yemeye içmeye başlar. Sosyal hayatına devam edebilir.

Duanın nasıl bir etkisi oluyor insan üzerindeki? Yani dua edildiği zaman
insan mekanizmasında neler değişiyor.

Bu karşıdaki insanın inanç kabına da bağlı. Kuran-ı Kerim’de Allah
“Kuran sizin için bir şifadır.” diyor. Nasıl ilaçlarda mide hapı baş
ağrısına cevap vermezse, dualarda da böyledir. Her duanın, her surenin
bir Hüddamı vardır.
Dua ettiğinizde siz kendinizden sanırsınız, çünkü o görevli melek,
yardımcı melek, insanın vücudundaki değişikliğe sebep olur, yardım eder
bu da Allah’ın bir lûtfudur.

“İhlâs” suresi maymuncuk görevi yapar. Her kapıyı açar
Sure hüddamlarının da melekleri vardır. Onlar komutan olurlar, askerleri
de melekler. Tabiri caizse birçok asker ile birlikte gelirler. En fazla
hüddamı olan sure de ihlâs suresidir. Üç tane hüddamı vardır. Hatta
isimleri Abdülsamed, diğerinin adı da Abdulvahab’dır. Maymuncuk görevi
teşkil eder, hangi niyetle okunursa, o olur. Açmadığı bir kapı yoktur..

Belirli bir adedi var mıdır?

Adedi 5480 tanedir. Okuduğunuz zaman hangi niyet olursa olsun, hangi
hastalık olursa olsun, mutlaka şifa verir. Yalnız bunları okuyacak
insanın takva üzerine olması ve aynı zamanda da okuyacağı işin rahmani
olması gerekiyor. Bunu çift taraflı bıçak gibi algılayın. Bir tarafı onu
keser, bir tarafı da okuyan kişiyi keser.


Kuran-ı Kerimde cinlerden bahseden ayetler.
En’am suresi 100. 128. ayet.
Araf 38
Fecr 27
Saffat 158
Neml 17. – 39
Sebe 12.-14
Saffat 37.- 38
Fusilet 18.-29.-30
Zariyat 56
Rahman a5.- 33.- 35, 36, 37, 38, 39, 41
Cin1-17’e kadar
NAs 1, 2, 3,4, 5, 6, 7. ayetlerinde geçiyor sabittir.

Özel bir şifa ayeti var mıdır?

Şifa ayetlerinin tamamı Fatiha suresinde mevcuttur. Adedi 7 veya 21 dir.
Bu da yine kişinin manevi kabıyla alakalıdır.
Ayet’el - Kürsi’nin özelliği de yine koruyucu olmasıdır. Manevi hali iyi
olan bir insan 1, 21, 170, 313 kere okunursa çok koruyucudur.

Peki bu numaralar niye?

Numaralar kasa görevi yapar. Nasıl değerli bir eşyanızı kasaya koyup ona
bir şifre verirsiniz kimse açmasın diye, işte bu sayılarda o işe yarar.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

2 CİNLRİN TEMEL ÖZELLİKLERİ Bir Cuma Tem. 02, 2010 9:06 am

CANTAR




Cinlerin Temel
Özellikleri

Cinlerin yaratılışı nasıldır?
Cinler insanlardan farklı olarak ateşten (nar) yaratılmışlardır ve
bedensiz bir yaşam sürerler. Aslında bir cin pek çok açıdan bedensiz bir
insana benzer. Biz insanların bedenlerinin etrafında bulunan
biyoenerjetik alan
(aura) cinlerin temel yapısını oluşturur.

Cinler ne zaman yaratılmıştır?
Cinlerin yaratılma zamanının insandan çok daha önce olduğuna dair
tüm araştırmacılar hemfikirdir. Şeytanın da cin olması zaten bunun en
önemli kanıtıdır.

Cinler insana benzer mi?
Cinler ve insanlar her açıdan birbirine o kadar benzemektedir ki
Kur'an her iki türe birden gönderilmiş, cinler de insanların sorumlu
tutulduğu her şeyden sorumlu tutulmuştur.
Cinler yaşamlarını sürdürmek için biz insanlar gibi besine ihtiyaç
duymazlar. Var olabilmek için ihtiyaç duydukları enerjiyi Güneş'ten
yayılan radyasyon ve kozmik ışınım sayesinde elde ederler.
Cinlerin hastalanması, yaralanması vb. insana özgü sanılan birçok
özelliği de söz konusudur. Enerjetik bedenlerinde oluşan bir dengesizlik
hastalanmalarına, yine aynı enerjini bloke olması ise yaralanmalarına
neden olur. Kendilerine ait tıp bilimleri, hekimleri ve tedavi
yöntemleri vardır.



Cinlerin doğumları, yaşamları, ölümleri nasıldır?
Cinler de doğar,büyür, yaşar ve ecelleri geldiğinde ölürler.
Doğumları hakkında - bizzat cinlerden aldığımız ve ciddiye aldığımız ve
ciddiye alınması oldukça zor beyanlar dışında - ne yazık ki elimizde
hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Cinler ile kurmuş olduğum şahsi diyaloglarda doğum için (Dünya
zamanı ile) 17 gün süren bir gebelik sürecinin gerektiğini, manyetik
anlamda şiddetli enerji içeren bölgelerde doğum yaptıklarını, doğumun
daha çok enerjinin bölünmesi olarak tanımlanabileceğini ve doğan yeni
cinin insan yavrusu gibi çaresiz bir halde değil kendi yaşamını tek
başına sürdürebilecek durumda ortaya çıktığını öğrenmiştim. Değişik
cinler bu konuda farklı iddialar da ortaya atmışlardı ancak hemen hemen
hepsi yukarıda anlattıklarımın doğruluğunu onaylamışlardı. Yine de
cinler kesinlikle güvenilir yaratıklar değillerdir ve bu nedenle doğum
konusundaki bu bilgilerin de ne derece doğru olduğu belli değildir.

Cinlerin
ömürleri de hemen hemen insana yakın bir süredir ancak aramızda bulunan
boyut farkı nedeniyle cinler ortalama 800 - 900 yıl yaşamaktadır. Bu
devasa süreye rağmen kendi algılayışlarında bu süre bizim 60 yılımız
kadardır.
İnsanlara göre tek şanslı oldukları konu bizim gibi ömürlerinin
büyük bölümünü eğitime harcamamalarıdır. Kısa ( bizim süremizle 6 ay)
süren temel bir eğitim alırlar ve daha sonra herhangi bir bilgiye
ihtiyaç duyduklarında onu "Akaşik" kayıtları adı verilen ve geçmiş
zamandaki tüm bilgileri içeren devasa bilgi bankasından temin ederler.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu Akaşik kayıtlarının
yalnızca geçmişe dair bilgiler içeriyor olmasıdır. Cinler bu nedenle
geçmiş ile ilgili konuları çok net olarak bilebilirler ve böylece
gelecek ile ilgili söyledikleri yalanlara inanmanızı sağlayabilirler.
Unutulmamalıdır ki cinler geleceği hiçbir suretle bilemezler.
Cinler öldüklerinde arkalarında bir ceset bırakmazlar. Sahip
oldukları yoğunlaşmış enerji alanı dağılır ve bir daha hiç kimse ile
irtibat kuramazlar. Bir cinin ölümü diğer cinler arasında çok ağır
etkiler bırakmaz. Bu olayı çok sakin karşılarlar ve asla yas tutmazlar.



Cinler
nerede yaşar?
Birçok araştırmacı cinlerin insanlardan ve hayvanlardan uzak, ıssız
yerlerde yaşadıklarını kaydeder. Buna rağmen şahsi görüşüm bu iddianın
doğru olmadığı ve cinlerin insanlarla içiçe yaşadıkları yönündedir.

Cinlerin toplulukları nasıl yaşar?
Cinler de ırklara ve milletlere bölünmüştür. Binlerce farklı ırka
ve milyonlarca koloniye sahiptirler. Bizdeki ülke tanımına benzemese de
(çünkü toprak ve mekanları yoktur) ülkeleri vardır. Ülkeleri krallar
yönetir, krallık babadan oğula geçer ve/ya savaşarak kazanılır.
Irkları ve milletleri arasından daima savaşlar olmuştur ve olmaya da
devam etmektedir. Kurulan irtibatlar sonucu elde ettiğim bilgilere göre
büyük savaşlarda milyarlarca cinin telef olduğu ve bunun ardından
binlerce yıl süren uzun barış döneminin yaşandığı bildirilmiştir ancak
beyanın kaynağı cinler olduğu için bilgi - ne yazık ki - güvenilir
değildir.


Cinler
seks yapar mı?


Cinlerin
de tıpkı insanlar gibi nefisleri vardır ve birbirleri ile seks ilişkisi
içerisindedirler. Bizim gibi üreme amacı gütmeksizin sadece haz amaçlı
olarak da seks yaparlar. Bizden farkları utanma duygularının olmaması ve
seks konusunda bize nazaran fazlasıyla rahat olmalarıdır.
Cinlerin erkekleri bu konuda çok zayıf bir yaradılışa sahiptir ve
çoğu zaman dişi cinler ile yetinmeyerek dişi insan ve hatta hayvanlar
ile de birlikte olurlar. Bu amaçla sıklıkla insanlara yaklaşır, önce
ikna etmeye çabalar, reddedildiklerinde ise tecavüze kalkışırlar.
Dişi cinler ise bu konuda kendilerine daha hakimdirler ve genellikle
insanlar ile birlikte olmak için çaba serf etmezler. Buna rağmen dişi
cinler de insanlara aşık olabilmektedir ve aşık oldukları erkekler ile
ilişkiye girebilmektedirler.
Tam bu noktada belirtilmesi gereken önemli bir konu vardır. Bazı
araştırmacılar iki türün birbirini gebe bırakabileceğini öne sürer.
Ancak elimizde bunu söylemek için gerekli sebeplerin hiçbiri
bulunmamaktadır. Her şeyden önce böylesi bir ilişki tamamen ruhsal
düzlemde gerçekleşir ve hazza yöneliktir. Bu tarz bir ilişkide
kesinlikle fiziksel bir aktarım söz konusu edilemez. Fiziksel aktarım
olmaksızın tarafların birbirini ne şekilde gebe bıraktığı sorusunun
cevabını ise hiçbir araştırmacı vermeye yanaşmamıştır. Bu nedenle biz de
bunun teorik olarak bile gerçekleşme imkanının bulunmadığını kabul
etmeyi tercih ediyoruz.



Cinler istedikleri yere gidebilir mi?
Cinler beden sahibi olmadıkları için ışık hızına yakın hızlarda (
ama asla ışık hızında değil) hareket edebilirler ve istedikleri yere
anında gidip gelebilirler. Dünya bir yana, diğer gezegenlere seyahat
etmeleri bile an meselesidir.
Ancak Güneş Sistemi dışına çıkmaları mümkün değildir. Hatta uzak
gezegenler olan Uranüs, Neptün ve Plüton bile onlar için fazlasıyla
tehlikelidir. Bunun sebebi bu gezegenlerin mesafesinin uzak olması
değil, bu gezegenlerin Güneş'ten çok uzak olmalarıdır. Cinlerin
Güneş'ten aldıkları radyasyon ve kozmik ışınım olmadan yaşamlarını
sürdürmelerinin mümkün olmadığını daha önce de belirtmiştik.
Cinlerin gezegenler arasında seyahat edebileceklerin fakat yine de
geçemeyecekleri bir sınır çizildiği Kur'an'da Rahman / 33. ve 35.
ayetlerde açıkça bildirilmiştir ve bu yeterli bir delildir.
Cinlerin bir anda bir yerlere gidip gelebileceklerini bildiren en
önemli ayet ise Neml/39'dur. Bu ayette ayrıca cinin gittiği yerden bir
nesneyi de beraberinde getirebileceğine işaret vardır.
Çoğu araştırmacı cinlerin maddesel evren üzerinde herhangi bir
etkiye sahip olamayacaklarını savunur. Ben de gerek deneyimlerim gerekse
mantıksal çıkarımlarım sonucu bu araştırmacılara katılıyorum.
Peki Neml / 39'da geçen "tahtın göz açıp kapanana kadar getirilmesi"
olgusu nasıl açıklanabilir? Kanaatimce bunun için Saba 12 - 14
ayetlerine bakılmalıdır. Bu maddesel transfer, cinlere hükmetme yeteneği
bulunan Hz.Süleyman (a.s.)'a mahsus bir özellik olarak
değerlendirilmelidir. Aslında cinler gerekli yoğunlaşmayı sağlayıp
maddesel evren üzerinde de etkili olabilirler ama bunu
gerçekleştirmelerini sağlayacak formül biz insanlarda bulunmamaktadır.
İşte Hz.Süleyman (a.s.) kendisine verilen bu formül ile cinlerin maddeye
tesir etmelerini sağlamış olmalıdır.



Cinler yer kaplar mı?
Cinler maddeye tesir edemeyecekleri gibi, kütlesel yapıları
bulunmadığı için mekanda yer de işgal etmezler. Aynı mekanda, örneğin
ufak bir odanın içinde, milyonlarca cin bulunabilir.
Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum ki cinlerin nüfusları
insanlara göre çok fazladır. Aile hayatları vardır ama bu bizim
anladığımızdan farklı, daha çok kolonileşme şeklindedir. Bir cin
ailesinden onbinlerce (bazen milyonlarca) cin bulunur.


Astroloji
cinleri de etkiler mi?
Kozmik ışınım ve yıldızsal hareketler tıpkı insanları ve hayvanları
olduğu gibi cinleri de etkiler ancak cinler üzerindeki etki daha
belirgin ve daha yoğundur. Bildiğimiz astrolojik kaideler cinler için de
geçerli olmasına rağmen insanlar için kullandığımız astrolojik
yorumların cinler için hiçbir hükmü yoktur. Bu nedenle kendi
astrologları ve kendilerine ait yorumlama yöntemleri vardır ve astroloji
bilgileri bizden çok daha fazladır.

Cinler aleminde de hayvanlar var mıdır?
Cinler âleminde de, bizdeki gibi şuursuz canlılar, yani hayvanlar
mevcuttur. bu hayvanlardan değişik şekillerde faydalanırlar ama onları
öldürüp besin olarak kullanmazlar.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz