GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Uğur Böceği Yuvası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Uğur Böceği Yuvası Bir Ptsi Kas. 08, 2010 9:03 am

CANTAR

avatar


Uğur Böceği Yuvası
Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 800x600 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 800x600 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

2 Geri: Uğur Böceği Yuvası Bir Çarş. Kas. 10, 2010 5:15 am

envidor

avatar


gecenlerde tv de görmuştum neresıydı şimdı aklıma gelmedı ama her yıl buraya toplanırlarmış güzel bır göruntu
bu ugur böceklerınınde tarımda çok faydası oldugunu bılıyormuydunuz

3 Geri: Uğur Böceği Yuvası Bir Çarş. Kas. 10, 2010 6:20 am

CANTAR

avatar


gecenlerde tv de görmuştum neresıydı şimdı aklıma gelmedı ama her yıl buraya toplanırlarmış güzel bır göruntu
bu ugur böceklerınınde tarımda çok faydası oldugunu bılıyormuydunuz.
Bu şekilde kısa bir açıklama ile konuyu geciştirmek yerine uğur böcekleri hanım böcekleri ile ilgili bir yazıyı konununuza ekleseydiniz mesela

Uğur Böceği Neden Uğurludur?

Çocukluğumdan beri hep düşünmüşümdür; uğur böceği gördüğümüzde neden hep sevinir, dilek tutarız? Hiç düşündünüz mü sizde? Bu hayvanceğizlerin uğuru
Bir de bu uğur böcekleri neden bazen ölü taklidi yaparlar merak etmişimdir? Çocukluğumuzda belkide bizleri en çok sevindiren masum bir durumdur uğur böceği görmek ve onunla oyalanmak. Bir çoğumuz yıllarca uğur böceğini görünce sevindik ve hemen dilek tuttuk:) Hatta börtü-böcekten hiç hoşlanmayan ben bile uğur böceğini biraz temkinlide olsa elime alır severim Smile Nedense bana hiç böcek gibi gelmez. Yıllardır uğuruna inandığımız ve hakkında hikayeler duyduğumuz bu sevimli böceğin uğuru nerede peki? Küçük bir araştırma yaptım ve bir kaç bilgi edindim. Sanırım bizimkinin kerametini buldum Smile nerede arkadaşım? Smile
Dileklerimde hiç gerçek olmadıya neyse o ayrı bir konu Smileİnsanoğlu için yararlı böceklerdir. Çünkü; uğur böceğinin larvaları ve yetişkinleri, yaprakbitleri ve koşniller gibi zararlı böcekleri büyük oranda yediklerinden biyolojik mücadelede kullanılır. Belki de bu yüzden insanlar onu “uğurlu” buldu… Küçük gibi görünse de çok etkili bir faydası var bu durumun. İyi uçarlar, eğer rahatsız edilirlerse kendilerini salarlar(yapraktaysa yere düşer)ve genelde bacaklarını vücudana toplayarak ölü taklidi yaparlar. Çok da uyanıklarmış Smile Birçoğu, kışı bir arada ergin olarak geçirirler. İlkbaharda
yumurtalarını yaprakların altına ya da ağaç kabuklarının yarıklarına bırakırlar.
Uğur böceklerinin larvaları yumuşak derili, çoğunlukla renkli desenli ve çok hareketlidir. Genellikle dört defa deri değiştirirler ve bu uğurlu şirin yaratıkların gelişme süreleri 30-60 gün arasında değişir.Kuşlar genelde böceklerle besleniyor olsa da, uğur böceklerini gövdelerinde barındırdıkları kimyasal bir sıvı nedeniyle tercih etmiyorlar. Bu sayede av olarak ölümleri pek olmuyor:) Bir uğur böceğinin en fazla bir yıl yaşadığı belirtiliyor. uğur böcekleri için nasıldır bilmem ama bence az, keşke biraz daha uzun olsaydı:/Evet, hem sevimli hem zararsız hem faydalı HEMDE UĞURLU mahluklarmış bu uğur böcekleri Smile Artık daha çok sevinirim onu görünce. Görebilirsem tabi, bunca beton yığını arasında… Sad
Böceklere yalnızimha edilmesi gereken düşmanlar gözüyle, mi bakarsınız?Tabiat bilginleri hiç de bu fikirde değillerdir. Aşağıdakisatırları okuduktan sonra siz de büyük bir ihtimalle onlarahak vereceksiniz.Birçok böcek türlerinin yiyecek konusundainsanoğluyla yarış halinde oldukları bir gerçektir. Birçokböcekler insanı rahatsız eder ve kızdırır. Birkaçı hattahayatımızı ve sıhhatimizi tehlikeye sokar. Fakat tüm olarakböceklerin faydaları zararlarından iki kat fazladır.
Sayısız türler çiçekleri tozlamak suretiyle insanoğluylaişbirliği ederler. Böcekler olmasa, meyvalarımızın,sebzelerimizin ve bahçe çiçeklerimizin birçoğundan yoksunkalırdık. Bazı türler, yaban otlarını sömürmek suretiyleçiftçiye yardım ederler. Birçokları ekin yiyen başkaböceklerle beslenmekle ekinlerimizi kurtarır. Türlerinçoğunluğunun erginleri ve larvaları, bize yiyecek vazifesigören kuşlarla balıkların yiyeceğidir. Bazı memleketlerinböceklerinin kendileri bile halkın yiyecek listesinde yeralır. Bal arısı, boya yapımında vücutlarındanyararlanılan çeşitli böcekler, salgılarından faydalanılantürler ve ipek böceği, hep insanoğlunun hayatınızenginleştiren ve kolaylaştıran böceklerarasındadır.Çoğumuzun görmediği binlerce böcek, ölühayvansal ve bitkisel maddeleri yemek ve toprağa iade ederekmadensel tuzları oluşturmak suretiyle dünyamızınsağlığını korur ve toprağını bereketleştirir. Fakatböcekler özellikle güzellikleri ve gariplikleriyle bizikendilerine hayran eder, ya da hayretten hayretesürüklerler.Onları ister sevelim, ister sevmeyelim böceklersınıfı (İnsecta) en önemli komşularımızdır. Dünyayüzündeki bütün canlı yaratıkların yüzde 85'ini onlarınmeydana getirdiği hesaplanmıştır. Kendileri karadaki, sudakive havadaki hayata ayak uydurmuşlardır. Hemen her şeyiyiyebilirler ve yerler. Bazı böcekler bir türlü ölmekbilmezler. Çabuk ölen daha başkaları ise şaşılacak birhızla çoğalırlar.Böcekler milyonlarca yıl boyunca sonderece kullanışlı vücut şekilleri geliştirmişlerdir.Örneğin, bir başka önemli sınıf olan memelilere kıyasla,çok küçük alanlara sığabilen ve çok az yiyeceğe ihtiyaçduyan küçük vücutları vardır. Böceklerin, nazik ettabakalarıyla kaplı bir iskelet yerine, hayati organlarınıkoruyacak dayanıklılıkta, fakat aynı zamanda eklemliolduğundan hareket serbestliğini sınırlandırmayan birzırhları vardır. Birçok böceğin geliştirdiği kanatlar okadar faydalıdır ki, onlardan başka yalnız bir sınıfın(kuşlar) kanatlı oluşu gerçekten hayret vericidir. Kanatlarsahiplerini, yeni çevrelere, daha iyi yiyecek stoklarına,eşlerine taşır ve düşmanlarından uzaklaştırır.Şimdigelinde böcekleri biraz daha yakından tanıyalım.
Arıların tabiattaki önemli fonksiyonlarından birisi deçiçekleri ziyaretleri esnasında tozlaşmayı sağlayaraküremeye yardımcı olmalarıdır.Arılar, 130 bin farklı bitkitürünün çoğalmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamandainsanoğlunun da çok önemli gereksinimlerini karşılıyor.500gram bal için arılar, 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konupkalkıyor. Bir kg bal için ise 40 bin tane arı, 6 milyonçiçeği dolaşıyor. Bal arıları bir peteği doldurabilmekiçin 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100.000 kmkanat çırpıyor. Zengin Enerji ve besin öğesi, hoş tadıylabal, arı sütü, polen gibi arı ürünlerinin dışında baştaABD, Kanada, Japonya, Çin olmak üzere birçok ülkedegünümüzde arı zehiri dahil tüm arı ürünleriyle tedaviyebüyük önem verilmektedir. Arı ürünlerinin tablet, iğne ,sprey, krem ve benzeri şekillerde ilaç formunda üretilmeyebaşlanmıştır.Arı zehri kan dolaşımını düzenler,bakterileri öldürür, cildi gençleştirir, mide suyunuartırır. Radyasyona karşı koruyucu etkisi vardır. Tansiyonudüşürür, hücreleri yeniler. Kalp, damar hastalıklarınıntedavisinde büyük yararlar sağlar. Son yıllarda çeşitlikanser tipleri tedavisinde arı zehri uygulamaları umut vericisonuçlar ortaya koymuştur.Bir Arı, vücut ağırlığının330 katı yük çekebilmektedir.Kelebekler inanılmaz güzelrenkleri ve desenleriyle, doğanın en güzel ve en narinböcekleridir onlar. Kelebek olmak için geçirdikleri mucizeviaşamalar, hala doğanın en büyük bulmacalarındanbiri.Kelebekler; tarifsiz güzellik ve zarafetleri sayesindedoğanın en ilginç ve en narin eserleridir.Kelebeklerdeçoğalma yumurta ile olur. Kelebek yumurtaları yarım küre,küre, silindir ve iğne şeklindedir.Dişileri yumurtalarınıtek tek veya gruplar halinde ağaç kabukları veya yapraklarüzerine yapıştırarak bırakırlar.Yumurtadan çıkanlarvalara “tırtıl” adı verilir.Tırtıl, böcek yiyenkuşlar için çok lezzetli bir canlıdır.Yumurtadan tırtıla,kozadan kelebeğe dönüşme evresinde, geçtiği aşamalar vegeçirdiği evrim sayesinde doğanın en çok 'kılık'değiştiren hayvanlarıdır. Üstelik zavallı tırtılıkoruyan kimse de yok. Minnacık tırtıl hayatta kalmamücadelesini tek başına vermek zorunda. Bir süre sonra da okadar çok yemek yemeğe başlar ki, hızla büyür. 'Derisi'soyulur ve sürekli dönerek vücudu etrafında kozaoluşturur.çııÖÖçşDünyada yaklaşık 150.000 kelebektürü vardır. Hepsi de birbirinden farklı özelliklertaşır.Çiftleşme dönemindeki dişi ve erkek kelebeklerbirbirini etkilemek için güzel kokular saçarlar. Uygun türlerve çiftler, 11 km mesafeden birbirlerinin kokusunualabilirler.Ekosistemde önemli yere sahip bitki tozlanmasıda ençok arılar ve kelebekler vasıtası ile gerçekleşir. Uğurböcekleri renkleri ve şekilleri nedeniyle Türk halkıncasevilir ve uğurlu sayılırlar.Tarıma son derece yararlıböceklerdir.Bitkilere zarar veren yaprak bitlerinindüşmanıdır. Yumurtalarını bu yüzden yaprak bitlerininyakınına bırakırlar. Larvaları ve erginleri yaprak bitlerinive koşnilleri büyük sayıda yediklerinden biyolojikmücadelede kullanılır.Bir uğur böceği hayatı boyuncayaklaşık 5.000 tane bitki zararlısı yer.Birkaç türü larvaiken yaprak biti, ergin iken öncelikle mantaryerler.Karıncalardada şaşırtıcı özelliklervardır.Karıncalar yaprakların kendisini yiyemezler, çünküvücutlarında bitkileri sindirebilecek enzimler yoktur. İşçikarıncalar bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığınhaline getirirler ve yuvanın yeraltındaki odalarında saklarlarve yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler.Bu yüzdenkarıncalar, termitler ile birlikte tarımı ilk kullanancanlılardır. Bu yolla, büyüyen mantarların tomurcuklarındankendileri için gerekli besini (proteini) eldeederler.Karıncaların baharda ortaya çıkan ve kanada sahipolan türleri üremek ve yeni yuva kurmak için dışarıçıkar.Bir karınca kendi ağırlığının 50 katıağırlığı kaldırabilir.Ve ayrıca karıncalar insanlar gibiordu kurup kendi kolonilerini korurlar.Bazende kolonilerarasında insanlar gibi savaşırlar.Bazı karıncalarda yemekbulmak için ilk önce öncü karıncaları yollarlar bukarıncalar yemek ararken koku molekülleri bırakırlar bununsebebi yemekleri kaybetmemektir.Daha sonrada yuvaya gidip diğerkarıncalara haber verirler onlarda koku moleküllerini izleyerekyemeği bulurlar.Bugün yaşayan tüm karıncaların toplamağırlığı, yaşayan tüm insanların ağırlığından dahafazladır.Dünya üzerinde 35 bin karınca türü mevcuttur.Tümböcekler arasında en büyük beyinkarıncanınkidir.Karıncalar yaprak bitlerini evcilleştirirler.Yaprak bitlerinin salgıları ile beslenen karıncalar, onlarınher türlü bakımları ile ilgilenirler. Onları düşmanlarınakarşı korurlar. Örneğin uğur böcekleri ve eşekarılarının yaprak bitlerinin yakınına bıraktıklarıyumurtalarını yerler. Yaprak bitleri de bu bakımınkarşılığı olarak karıncaların ihtiyaç duyduklarısıvıyı almalarına izin verirler.Karıncaların başlıcadüşmanı insanlardır. Yuvalarını ve yaşam ortamlarını yokedip, böcek ilaçlarıyla onları öldürüyor, hatta bazıyerlerde onları yiyor. Faydasının farkında olmadığımızağzının çevresinde ve ayaklarında 20 milyonu aşkın bakteritaşıyabilen karasinek, sadece bir günde 25-50 defa dışkıbırakır. Bundan dolayı salgın hastalıkların bulaşmasındarol oynadığı kanaati oluşmuşsa da, son çalışmalar,sineğin aynı zamanda bakterileri parçalayıcı enzimlertaşıdığı ve dolayısıyla çevreyi mikroplardan temizlediğigörüşü gittikçe kuvvet kazanmaktadır. Eğer böyleolmasaydı dünyanın her yeri hastalıktan geçilemezdi. Birbaşka görüşe göre de karasinekler, çevredeki artıklarıtüketerek, bakterilerin gelişip, yayılmasını önlerler. Buşekilde çevre temizliğinde büyük roloynarlar.Salyongozların çoğunluğu otçuldur ama etçilolanlarıda vardır.Genelikle otçul olanlar, bitkinin tazesürgünlerini yediği için zarara sebep olabilirler.Ayrıcasalyongozlar yenilmekte ve yetiştirilerek dış ülkelere ihraçedilmektedir.Salyangoz salgısı çok miktarda protein ve azotlubir maya içermektedir. Salyangoz müzmin bronşite iyigelmektedir. Ayrıca salgısı kurutularak akciğer veremine iyigelen helisin imal edilmektedir. Salyangozun kendisininkurutularak toz haline getirilmiş şekline de helisin denir vebu kızartılacak etlerde yumuşatıcı olarak kullanılır.Salyangoz; madeni tuzlar, bakır, çinko, kalsiyum, magnezyum vefosforlu maddeler bakımından zengin olup, çiğ yenen besinmaddelerinin ve alkolün sindirilmesindeyararlıdır.Salyangozlarla beslenen çok sayıda hayvan vardır.Kuşlar, küçük memeli hayvanlar, kertenkeleler, kurbağalar,kırkayaklar, böcekler ve bazı büyük salyangoz türlerisalyangozlarla beslenen canlılardandır.Çekirgeler çokgürültücü böceklerdir . Yakın akrabalarıcırcırböcekleriyle birlikte tür sayıları 10 bini aşar.Göçmen çekirgeler deşhet verici göçlerle ünlüdür vetarım ürünlerine büyük zararlar verebilirler. Kümelerhalinde bırakılan yumurtalardan ilk yağmurlardan hemen sonraçıkan kanatsız çekirge yavruları büyük topluluklar halindebitkilere saldırır. Yavrular erginleşip kanatlanınca göçünhızı daha da artar: karabulut gibi göç eden çekirgesürüsü indiği yerdeki bitkileri kısa sürede yiyip bitirir.Sıcak mevsimin sonunda dişiler bulundukları yerde yumurtlar;daha sonra erginler kalabalık topluluklar halinde ölür ve budefa da cesetleri hastalıklara yol açar.Çekirgeyi yiyecekolarak kullananlarda vardır.Ekolojik dengenin bir parçası olanbesin zincirinde yer alan çekirgeler de yenilmeye mahkumdur.Çekirgeleri başka canlılar yemeseydi onları kontrol etmekimkansız olacaktı. Çeşitli kuşlar çekirgeleriyerler.Özelliklede leylekler ve sığırcıklar çekirgeleritüketirler . Bir defasında Etyopya’da bulunan bir bilimadamı leyleklerin toplu halde çekirgelere saldırdığınıgörmüş ve bir kaç saat sonra vurdukları bir leyleğinmidesini açtıkları zaman tam 1449 tane çekirge saydığınısöylemiştir.Ayrıca çekirgelerin büyük düşmanı olan birçeşit sinek vardır ki, bu sinek kendi yumurtalarınıçekirgenin yumurtaları üzerine yumurtlar. Yavru sinekleryumurtadan çıkar çıkmaz, derhal çekirgelerin yumurtalarınıyemeye başlar ve böylece çekirge yumurtaları büyük zarargörür. Bunun yanısıra, su baskınları veya kuvvetli esen birrüzgar yumurtaları bulundukları yerden alıp götürebilir.Veya güneşin sıcaklığı sebebiyle toprak kurur. Bu daçekirgelerin yumurtadan çıkmalarını, önler. Bu şekildeçekirgeler ne sürekli çoğalır ne de yok olurlar.Leşböcekleri'nin erginleriyle larvalarının çoğu, çürümekteolan etlerle beslenmekle beraber, fongüslerle ve çürüyenbitkisel maddelerle beslenenleri de vardır. Tek tük birkaçtür şeker pancarı, ıspanak v.s. gibi sebzeleri yer. Bir, ikitür fırsatını buldukça sümüklüböceklere, böceklere,hatta kendi cinslerine saldırıp onları mideye indirir. Çoktembelleşen birkaç türün ise karınca yuvalarında rahat birhayat sürdüğü görülmüştür. Karıncalar, ihtimal yuvanıniçindeki döküntüleri temizledikleri için aralarında bu leşböcekleri'ni hoş görürler.Bir yerde bir hayvan ölünce, leşböcekleri'nin bunu pek çabuk haber aldıkları, her taraftangelmeye başlamalarından bellidir. Aradıklarını keşfedince,kendilerini yere bırakır, zarımsı kanatlarını kanatörtülerinin altına katlar ve işlerine neresindenbaşlayacaklarım kestirmek için leşin üzerindedolaşırlar.Yer uygun olduğu takdirde, derhal leşin altınıkazmaya başlarlar. Fakat arazi sert ve kayalık olduğutakdirde, ölü hayvanın başka bir yere nakledilmesigerekecektir. Tabii bunun için, leşin, birkaç çifttarafından sürüklenebilecek kadar ufak olması lazımdır.İki leş böceği'nin bir fareyi birkaç metre ileridekikazılmaya elverişli bir toprağa kadar sürüklediklerigörülmüştür.Bu kınkanatlılar daima ufakça hayvanlarıtercih eder, daha iri leşleri başka çöpçülerebırakırlar.Altındaki toprak kazıldıkça, leş göz göregöre çökmeye başlar. Çok geçmeden, kazılan topraklarınüzerine yuvarlanmasına müsaade edecek derinliktedir. Leşböcekleri işlerini bitirince, orada çalıştıklarının tekdelili olarak, arkalarında sadece ufacık bir alan karışmıştoprak bırakırlar.Bu yüzden bu böceklere mezarcı böceklerdedenilir.Leş böcekleri çabuk çalışırlar, zira ağırdavrandıkları takdirde, sineklerle başka çöpçüler çokgeçmeden leşten hisselerini almaya geleceklerdir.

BİYOLOJİK MÜCADELE Biyolojik olaylar doğa ile etkileşim durumundadırlar. Biyolojik Mücadele çok yalın ya da çok kapsamlı tanımlar yapılabilir. Yalın bir tanım olarak: Hastalıklarla savaşta canlı öğelerin kullanılmasıdır, denilebilir. Diğer bir tanımla Doğal düşmanlar( predatörler, parazitoidler, mikrobiyal etmenler vb.) kullanılarak, hastalık ve zararlı popülasyonlarının baskı altına alınması genel anlamda Biyolojik Mücadeleyi tanımlamaktadır. Bu doğal düşmanlar bazen patojenin etkisini azaltan ya da ona karşıt (antagonist) etki gösteren bir mikroorganizmadır. Bazende patojene karşı doğal olarak dayanıklı olan ya da dayanıklılığı biyotik ya da abiyotik olarak uyarılmış, kısacası bir biçimde dayanıklı olan konukçu bitkidir. Daha kapsamlı bir biyolojik savaş tanımını Cook ve Baker (1983) yapmıştır.Bu yazarlara göre Biyolojik Savaş; hastalık etmeninin inokulum niceliğinde ya da hastalandırma yeteneğinde,antagonist ya da konukçu dayanıklılığı yoluyla doğrudan,veya çevre etkenlerinin antagonist yada konukçu dayanıklılığı üzerinden olan dolaylı etkisiyle ortaya çıkan azalmadır. Görece olarak daha kapsamlı görünen bu tanımı birkaç örnek vererek biyolojik savaş kavramına biraz daha açıklık getirelim.Bir antagonistin bir patojene antibiyosis, hiperparazitizm ve yarışma yoluyla engelleyici etkide bulunması bir biyolojik savaştır.Yine,bir abiyotik ya da biyotik faktörün konukçu metabolizmasında savunma reaksiyonlarını uyarması sonucu ortaya çıkan konukçu dayanıklılığı olgusu da bir biyolojik savaştır.

neden biyolojik çözümler

Neden Biyolojik Çözümler ? Hemen hemen bütün meslektaşlarımız biyolojik savaşın popüler duruma gelmesi temelinde pestisit kullanımın yarattığı doğal denge bozulmasının, sağlık sorunlarının,çevre kirlenmesinin ve pestisitlere karşı giderek yaygınlaşan bağışıklık sorunun yattığını bilmektedir. Kısaca belirtmek gerekirse, biyolojik savaş kimyasal savaşın yarattığı olumsuzluklardan güç almaktadır. Baker ve Cook (1983)’un söyleyişi ile daha düne kadar hastalıklarla biyolojik savaş araştırmalarını “bitmeyen senfoninin prelüd çalışmaları diye önemsemez görünenler,bugün dünya ölçeğinde 50’ye yakın biyopreparatın kullanım izni alarak ilaç piyasasına sürülebileceğini düşünememişlerdir.Hatta bugün bile biyolojik savaşın bir gerçek mi fantezi mi olduğunu sorabilmektedirler.(Stewart,2001).Biyopreparatların bugünkü sayısını kimyasal preparatların çokluğu ile karşılaştırmak elbette doğru olmaz.Çünkü kimyasal preparatların ticari üretimleri günümüzden 150-160 yıl önce başlamışken,ilk biyopreparatın ticari boyutta piyasaya sürülmesi üzerinden henüz yirmi yıl kadar geçmiştir.Biyopreparatların bugün için %1-2 dolayında olan dünya pestisit pazarındaki payının (Ravensberg&Elad,2002) hızla artması beklenmelidir.Bu nedenle kimyasal mücadele yerine alternatif yeni teknikler araştırılmaktadır. Biolojik mücadele; kültürel önlemler, bioteknik mücadele ve entegre mücadele gibi alternatif mücadele yöntemlerinin başında gelmektedir.Diğer Mücadele Yöntemlerine Göre Biyolojik Mücadelenin Avantajları Nelerdir? ●Yan ve art etkilerinin olmayışı : İnsan, hayvan, bitki ve faydalı organizmalarda herhangi bir zarar meydana getirmez. ●Zararlılarda dayanıklılık ve bağışıklığa yol açmaması : Biyolojik mücadelede önemli bir avantajdır. ●Devamlı-Etki(Etkinin İdame olması) : İlk tesisten sonra yok denecek bir masrafla kendi kendisini devam ettirebilme özelliği vardır. Mekanik ve Kimyasal mücadelede etki,ancak bilfiil yürütüldüğü zaman olur. ●En az masrafla en iyi sonucun alınabilmesi : Biyolojik mücadelede,nakil için başlangıçta önemli bir masraf olur,ilerki yıllarda bu masraf azalır. ●Dolaylı Faydalar Sağlaması: a)Konuk zararlıyı direk öldürür. b)Üreme gücünü azaltır. c)Gelişiminde dengesizlikler yaratır. d)Zararlının direncini kırma ve hassasiyet oluşmasını sağlar.

Biyolojik savaşım mekanizmaları-çeşitleri


BİYOLOJİK MÜCADELE
1.Biyolojik Yöntemler2.Bioteknolojik Yöntemler3.Mikrobiyolojik Yöntemler
ParazitoidlerSarı-Mavi Yapışkan Tuzaklar
Funguslar
PredatörlerFeromon TuzaklarBakteriler
PatojenlerIşık TuzaklarıVirüsler
Su Tuzakaları
Biyolojik Savaşım Mekanizmaları Biyolojik savaş mikrobiyal etkileşim ve konukçu dayanıklılığı kapsamında tanımlandığına göre mekanizmalarını da aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1- Antibiyosis 2- Rekabet 3- Hiperparazitizm 4- Hipovirülens 5- Uyarılmış Dayanıklılık 6- Çapraz Koruma Antibiyosis: İlk 4 mekanizma ikili ilişki ile yani antagonist×patojen etkileşimi ile çalışmaktadır. Oysa ki son iki mekanizma üçlü etkileşimle yürümektedir.Patojen×konukçu×antagonist (Bora&Özaktan,1998). Bir başka yaklaşımla ilk 4 mekanizma in vitro olarak görülebilirken uyarılmış dayanıklılık ve çapraz korumayı saptamak için in vivo olarak çalışmak gerekmektedir.Zaman içerisinde bu mekanizmalar da biyolojik savaş kavramı bağlamında yeniden değerlendirmeye alınmakta,yani evrilmektedir.Örneğin bilinen en eski mekanizmalardan biri antibiyosistir.Trichoderma,Gliocladium,Bacillus ve hatta bazı floresan Pseudomonas’lar antibiyotik ve benzeri metabolitler salgılayarak patojeni engellemekteydiler.Ancak,özellikle bitkisel ürünlerin doğrudan tüketilen organları üzerinde antibiyotik üretimine dayalı bir biyolojik savaş,ilaçlı savaşın taşıdığı tüm sakıncaları taşıyacaktır.Bu nedenle bu mekanizma ile çalışan biyolojik savaş sistemleri dışlanmaya başlanmıştır.Örneğin Pseudomonas (Burkholderia)cepaciave Aspergillus ochraceus gibi antagonistler hem insan sağlığı hem de fitotoksik etkileri nedeniyle dışlanmışlardır(Mathre,Cook,Callen 1999). Ayrıca ABD’li biyolojik savaşçı Kloepper’de, daha önceleri antagonistleri eleme evresinde antibiyotik ürettiği saptanan antagonist adaylarının “çöpe” atıldığını ifade etmektedir. Rekabet: Diğer bir mekanizma olan rekabet biyolojik savaş bağlamında en sorunsuz mekanizmalardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. İster besin için, isterse yer için olsun antagonist×patojen yarışmasında biyolojik savaşın başarısını belirleyen öncelikli faktör antagonistin hızlı çoğalması ve konukçuda hızlı kolonize olmasıdır.Bu bağlamda floresan Pseudomonas’lar antagonistlerin eşsiz bir grubunu oluşturular.Bunların iyi rekabetçi özellikleri bitki hastalıklarıyla biyolojik savaşta yepyeni açılımlar yaratmıştır.Gerçekte de Campbell,20 yıl öncesinden bile bitki hastalıklarıyla biyolojik savaşın geleceğini floresan Pseudomonasların belirleyeceğini öngörmüştü.(Campbell,1989) Hiperparazitizm: Diğer bir mekanizma olan hiperparazitizmin pratikte çok büyük şansı olamamıştır. Çünkü, in vitroda kolay dikkati çeken bu etki biçimi doğada çok yavaş işlemektedir. Nedeni ise hiperparazit ile patojenin doğada mekanda buluşmaları her zaman kolay olmamaktadır. Bugün hiperparazitizmin önemi birden çok mekanizmi kullanabilen antagonistler için başarıyı artıran bir etken düzeyinde kalmaktadır. Hipovirulense: Bir biyolojik savaş mekanizması olarak hipovirulenseRhzoctonia solani ile şekerpancarı (Castano&Butler,1978),ve turpta (Hoshiba&Yamada,1984) başarılı sonuçlar alındığını biliyoruz.Japonya’da meyve ağaçlarında Helicobasidium mompa ve Rosellinia necatrix kök çürüklüklerine karşı bu iki patojenin etkili hipovirulent ırkları bulunmuştur.(Matsumoto et al.2002).Ayrıca,kestane kanseri etmeninin hipovirulent ırklarıyla kestanede (Çeliker&Onoğur,2002) ve R.solani’nin anastomotik gruplarıyla patateslerde (Demirci&Zengin,1995) Türkiye’de ciddi çalışmalar yapıldığını ekleyelim. gelince,özellikle kestane kanseri (van Alfen,1982) hastalığında ve Uyarılmış Dayanıklılık - Çapraz Koruma in vivo olarak işlediğini yani konukçu×patojen×antagonist üçlü etkileşimi ile ortaya çıktığını belirtmiştik. Bitki hastalıklarıyla biyolojik savaşta son yılların en popüler araştırma konusu konumuna gelen uyarılmış dayanıklılık üzerinde bazı konulara değinmek gerekiyor. Bitkilerde fizyolojik bağışıklık olgusu 1930’lardan bu yana dikkati çekmekteydi.(Ramamoorthy et al.2001).Bugün bu olgu uyarılmış sistematik dayanıklılık (STR) ve kazanılmış sistemik dayanıklılık (SAR) terimleriyle biyolojik savaş literatüründe önemli bir yer almış bulunmaktadır. SAR ve SIR’ın ne olduğunu çok kısaca anımsayacak olursak: konukçuda sistematik dayanıklılığın mikrobiyal olarak bir patojen ya da bir patojenin hipovirulent straini ile ortaya çıkması durumunda buna kazanılmış sistemik dayanıklılık diyoruz ve genellikle bir doku nekrosisinin olguya eşlik etmesi tipiktir(Cameron et al.1994). Sistemik dayanıklılık genelde patojenik olmayan bir rizobakter tarafından oluşturuluyor ve olguya bir doku nekrosisi eşlik etmiyorsa bu durumda olay uyarılmış sistemik dayanıklılıktır(van Loon et al.1998). Ancak hemen eklemeliyim ki patojen ya da patojenin hipovirulent bir ırkıyla oluşturulan kazanılmış sistemik dayanıklık (SAR) çok kısa sürelidir hatta tarla koşullarında bu olgu giderek hastalık kaynağı durumuna gelebilmektedir (Wei et al 1991). Bitkilerde dayanıklılığının sistemik olup olmadığını anlamanın en basit yolu dayanıklılık öğesi organizma ile patojeni konukçunun birbirinden uzak bölgelerine bulaştırmaktır. Eğer köke yaptığımız bir antagonist uygulaması yapraklara yaptığımız bir patojen inokulasyonunu etkisiz kılıyorsa burada sistemik uyarılmış dayanıklılık mekanizmi çalışıyor demektir. Bitki gelişimi uyarıcı kök bakterileri (PGPR) uyarılmış sistemik dayanıklılık araştırmalarında oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.Çapraz Koruma: Bu mekanizmayla sağlanan biyolojik savaşın en ünlü örneği turunçgillerde Triteza hastalığına karşı etmenin hipovirulent ırklarıyla yapılan çapraz bulaştırmalarla ağaçların hastalıktan korunabilmesidir (Costa&Muller,1980). Son zamanlarda F.o.47 olarak kodlanmış olan patojenik olmayan bir Fusarium oxysporum da kültür bitkilerinin vasküler fusarium solgunluklarının önlenmesinde çapraz koruma bağlamında dikkati çekmektedir(Park et al.1988).
bir ekleme yapsaydınız daha güzel olmazmıydı paylaşımları sadece bizlerden beklemeyiniz sizlerde günde bir 10 dakikanızı forumunuz forum aileniz için harcamakta sakınca görmeyiniz sizlerdende güzel olan her şeyi bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz inşallah bizlerin bu dileğini yanlış alğılamazsınızsaygılarımla...


web tasarım



En son CANTAR tarafından Çarş. Kas. 10, 2010 10:11 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


_________________
Bende 1 Para Vardı.
Sendede 1 Para.
Paraları Değiştirdik.
Paramız Artmadı Senin 1 Paran,Benimde hala 1 Param Var.
Bende 1 Bilgi Vardı.
Sendede 1 Bilgi Bilgileri Değiştirdik.
Bak Şimdi Seninde 2 bilgin.
Benimde 2 bilgim oldu...

---***İŞTE BİZ BUNA PAYLAŞIM DİYORUZ***---

(HAYATA DAİR CEVAPLARI TAM ÖĞRENMİŞTİK Kİ SORULARI YENİ SORULARLA DEĞİŞTİRDİLER)...
http://gizlihazineler.turkforumpro.com

4 Geri: Uğur Böceği Yuvası Bir Çarş. Kas. 10, 2010 6:44 am

envidor

avatar


ama ustam ben bu kadar uzun yazamam ha kısa ve öz

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz