GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Hakkı bâtıldan ayırmak zordur!..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Hakkı bâtıldan ayırmak zordur!.. Bir Ptsi Kas. 08, 2010 7:19 am

magaracı




İnsânda bulunan akıl, anlayıcı bir kuvvettir. Hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırdetmek için yaratılmıştır. Buna rağmen herhangi bir kimse için en zor iş, hakkı bâtıldan, doğruyu yanlıştan ayırmaktır. Bu sebeple Peygamber efendimiz, şu duâyı sık sık okurlardı:
(Allahümme erinelhakka hakkan verzuknâ ittibâ’ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu bi-hurmeti Seyyidil-beşer.)
Bu duânın anlamı şöyledir:
(Yâ Rabbî! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasîb et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasîb et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duâmızı kabûl buyur!)
Bir kişi, hakka bâtıl diye saldırırsa, bâtıla hak diye sarılırsa mahvolur. Peygamber efendimiz;
(Benî İsrâîl, yetmişbir fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtulmuştur. Nasârâ da, yetmişiki fırkaya ayrılmıştı. Yetmişbiri Cehenneme gitmiştir. Bir zamân sonra, benim ümmetim de yetmişüç kısma ayrılır. Bunlardan yetmişikisi, Cehenneme gidip, yalnız bir fırkası kurtulur) buyurdu. Eshâb-ı kirâm, bu bir fırkanın kimler olduğunu sorunca da;
(Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir) cevabını vermişlerdir.
Bu yetmiş iki fırka, itikatları, inanışları bozuk olduğu için Cehenneme gidecektir. Ateş, bu bozuk itikadın temizlenmesi içindir. Fakat Peygamber efendimiz, ümmetim buyurduğu için, bunlar daha sonra Cennete girecektir. Hadis-i şerifte;
(Her Müslümân erkeğin ve kadının, İslâm bilgilerini öğrenmeleri farzdır) buyuruldu.
Dolayısı ile, kadın, erkek her Müslümanın kendine lâzım olan din bilgilerini öğrenmesi lâzımdır. Din ilimlerinden kaçan, öğrenmek istemeyenler, İslâm âlimleri tarafından hayvanlara benzetilmiştir. Hadîs-i şerîfte;
(Kıyâmete yakın hakîkî din bilgileri azalır. Câhil din adamları, kendi görüşleri ile fetvâ vererek, insanları doğru yoldan saptırırlar) buyurumuştur. Bir hadîs-i şerîfte de;
(Bir zamân gelir ki, insanlar din adamından, sokakta rastladıkları eşek ölüsünden kaçar gibi kaçarlar) buyurulmaktadır.

ÂLİMİN KIYMETİNİ BİLMEYENLER!..
Bu hâl, insanların anlayışlarının, hâllerinin bozuk olacaklarını haber vermektedir. Çünkü ilme Allahü teâlâ kıymet vermektedir. Dünyâya tapınanlar, nefislerinin peşinden gidenler, çocuk iken din bilgileri edinmeyenler, büyüyünce de, hakiki din âliminin sohbetinde bulunmayanlar, ilmin, din bilgilerinin ve âlimlerin kıymetini bilemezler, böylece de, doğruyu yanlıştan ayıramazlar. Böyle kimseler, dinlerinin noksan olmasından korkmazlar ve hakîkî din âlimlerinin kitâplarından da okuyup doğruyu öğrenmek için çaba sarf etmezler. Bu tip kimselerin tek düşüncesi, para, mal toplamak, mevki elde etmektir. Kazandıklarının helâlden mi, harâmdan mı geldiğini hiç ayırdetmezler ve Hakkı bâtıldan ayıramazlar. İlmin ve hakîkî din âlimlerinin kıymetini bilmezler. Hakîkî din adamlarının vaazları, kitâpları, bunların nazarında, hayvan pazarında güzel kokular satan attâr ve körlere ayna satan kimse gibidir. Ebû Leheb gibi bir kimseye Tâhâ sûresini okumak ve sokak serserisinin cebine inci, mercan doldurmak, bir köre sürme hediyye etmek, akıllı kimsenin yapacağı şey değildir. Allahü teâlâ, böyle kimselere;
(Bunlar hayvan gibidir, hattâ daha aşağıdırlar) buyurmuştur.
Böyle olan kimselerin, bir rehber, yol gösteren, doğru yazılmış bir kitap olmadan, Hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırmaları mümkün değildir.

FELAKETTEN KURTULMAK İÇİN...
Netice olarak, hiç kimsenin, tek başına doğruyu bulması mümkün değildir. Mutlaka bir rehberin, yol gösterenin olması lâzımdır. Bu rehberler, ehl-i sünnet âlimleri ve onların kitaplarıdır. Kitap mühim bir arkadaştır ve iyi seçmek lâzımdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını bulanlar, bu büyükleri sevmeye başlar. Dünyada ve âhirette onlarla beraber olmak isterler ve onlar gibi yaşamak isterler. Böylece de, doğru yolu bulup, felaketten kurtulmuş olurlar.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz