GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Her işte, sünnete uymalı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Her işte, sünnete uymalı Bir Perş. Tem. 01, 2010 5:17 am

magaracı




Sünnet kelimesinin dînimizde üç mânâsı vardır. Kitâp ve sünnet birlikte söylenince; kitâp, Kur’ân-ı kerîm, sünnet de, hadîs-i şerîfler demektir. Farz ve sünnet denilince; farz, Allahü teâlânın, sünnet ise Peygamber efendimizin emirleri demektir. Sünnet kelimesi yalnız olarak söylenince, İslâmiyyetin tamamı demektir.
(Ümmetimin arasında fitne, fesât yayıldığı zamân, sünnetime sarılana yüz şehît sevâbı vardır) hadîs-i şerîfi, İslâmiyyete uyan kimseye yüz şehît sevâbı vardır demektir.
Bunun için, önce ehl-i sünnete uygun îmân etmek, sonra harâmlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekrûhlardan sakınmak, sonra müekket sünnetleri, dahâ sonra da müstehabları yapmak lâzımdır. Bu sırada, önce olanı yapmayanın, sonra olanı yapmasının hiç faydası olmaz. Îmânı olmayanın günâhtan sakınması, harâma devâm edenin farzları yapması, âhirette işe yaramaz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Benden sonra, ümmetim arasında ayrılıklar olacaktır. O zamânda olanlar, benim sünnetime ve Hulefâ-i râşidînin sünnetine yapışsın! Dinde meydâna çıkan şeylerden uzaklaşsın! Dinde yapılan her yenilik bid’attir. Bid’atlerin hepsi dalâlettir. Dalâlet sâhiplerinin gidecekleri yer, Cehennem ateşidir.)
Bu hadîs-i şerîf, bu ümmette çeşitli ayrılıklar olacağını haber veriyor. Bunlar arasında, Resûlullah efendimizin ve Onun dört halîfesinin yolunda olana sarılınız buyuruluyor.

“ÜÇ KİMSEDEN KAÇINIZ!..”
Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî hazretleri buyuruyor ki:
Din işlerinde, câhil ve fâsık olan din adamlarına danışmamalıdır. Dünyâya düşkün olanlarla birlikte bulunmamalıdır. İslamiyyete uymayan, sapık yola kaymış olan bid’at sâhibi ile ve fâsık ile arkadaşlık etmeyiniz! Bid’at sâhibi olan din adamlarının yanlarına yaklaşmayınız! Yahyâ bin Muâz-ı Râzî hazretleri;
“Üç kimseden kaçınız. Yanlarına yaklaşmayınız” buyurdu. Bu üç kimse, gâfil, sapık din adamı ve zenginlere yaltakcılık eden hâfız ve dinden haberi olmayan tarîkatçılardır. Din adamı olarak ortaya çıkan bir kimse, Resûlullah efendimizin sünnetine uymazsa yani İslâmiyyete yapışmazsa ondan kaçmalı, yanına yaklaşmamalı, kitâplarını almamalı, okumamalıdır. Onun bulunduğu köyde bile bulunmamalıdır. Ona ufak yakınlık, insanın dînini yıkar. O, din adamı değil, sinsi bir din düşmanıdır. İnsanın dînini, îmânını bozar. Şeytândan dahâ çok zararlıdır. Sözü yaldızlı ve pek tesirli olsa da ve dünyâyı sevmiyor görünse de, yırtıcı hayvanlardan kaçar gibi, ondan kaçmalıdır. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyurdu ki:
“İnsanı saâdet-i ebediyyeye kavuşturacak tek bir yol vardır. O da, Resûlullahın izinde bulunmaktır. Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı tefsîr kitâplarını okumayan ve hadîs-i şerîflerin gösterdiği yolda olmayan din adamına uymayınız! Çünkü İslâm âlimi, Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin gösterdiği yolda olur. Selef-i sâlihîn, doğru yolda idiler. Sâdık idiler. Allahü teâlânın sevgisine, rızâsına kavuşmuşlardı. Onların yolu, Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin gösterdiği yol idi. Bu doğru yola sımsıkı sarılmışlardı.”
Resûlullah efendimize uymakta gevşek olanları, Onun ışıklı yolundan ayrılanları din adamı sanmayınız! Onların yaldızlı sözlerine ve ateşli yazılarına aldanmayınız! Yahûdîler, Hristiyanlar ve Budist, Berehmen denilen Hind kâfirleri de, tatlı ve yanık sözlerle, hîleli mantıklarla, kendilerinin doğru yolda olduklarını, insanları iyiliğe, saâdete çağırdıklarını bildiriyorlar...

“BİD’ATTEN SAKINMALIDIR!..”
Netice olarak, her işte, sünnete uymalı, bid’atten sakınmalıdır. Bütün saâdetlerin, kurtuluşun yolu, Resûlullah efendimizin izinde olmaktır. Hak ile bâtılı ayıran alâmet, Resûlullah efendimize uymaktır. Onun dînine uymayan her söz, her yazı ve her iş kıymetsizdir. Abdullah ibni Mubârek hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşeklik de, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da, mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz.”

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz