GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 7 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 7 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

İLMİHAL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 İLMİHAL Bir Perş. Eyl. 02, 2010 9:14 pm

CANTAR




Her şeyi çift olarak yaratan yüce Allah'a hamdolsun.
Bütün âlemlere rahmet yapılan peygamberimiz Hz. Muhammed'e sonsuz salât ve selâm olsun.
Kıymetli katılımcılarımız paylaşımcılarımız
Yuva, ilâhî bir emanettir.
Kur'an'daki en fazla hüküm ve tavsiyeler yuva ve aile ile ilgilidir.
Hadiste belirtildiği gibi, Allah
için usulünce kurulan ve hakları korunan yuva ile bir müslüman dininin
yarısını tamamlamış olur. Böyle önemli bir hedefi ve müjdesi olan yuva
kurmanın usul ve haklarının bilinmesi lâzımdır.
Aile hayatı, küçük bir mekânı değil, hayatın bütün alanlarını
ilgilendirir. İnsanın aile huzuru bütün ibadet ve iş hayatını etkiler.
Bütün hak dinlerin beş asıl hedefinden biri de nikâh yoluyla aile
kurarak nesebi, nesli ve edebi korumaktır.
Bunun için aile ilmihali önemlidir.
İlmihal, mükellef bir insanın
içinde bulunduğu zaman ve halde yapması gereken şeyleri bilmektir.
Dinimizde aile hayatı her yönüyle ele alınmış ve lâzım olan her şey
öğretilmiştir. İlmihal, farz bir ilimdir. Biz de bu mühim ve hayatî
konuda görülen ihtiyaç üzere bu eseri hazırladık.
Elinizdeki eserde aileyi ilgilendiren temel farz, hak ve vazifeler
özetle işlenmiştir. Eserde önce, ilmihal, yaratılış ve kadın konusunda
bazı konulara açıklık getirilmiştir. Sonra evliliğin hedefinden
başlayarak bir ailenin kurulmasından ölüm veya boşanma ile son bulmasına
kadar yuvayı ilgilendiren bütün temel ilmihal konuları ele alınmıştır.
Ayrıca, özellikle kadınların günlük hayatta karşılaştıkları temel
sorunlara cevaplar verilmiştir.
Eserin hazırlanmasında bu zamana kadar bize sorulan soruların önemli
etkisi olmuştur.
Bu vesile ile evlenme, düğün, eğlence, cinsel hayat,
temizlik, süslenme, iş hayatı, yolculuk, giyim, kuşam, örtü, doğum
kontrolü, boşanma ve çocuk terbiyesiyle ilgili pek çok soruya cevap
verilmiştir.
Eserde, kolay bir dil tercih edildi.
Okuyucunun durumu düşünülerek birinci derecede lâzım olan konular seçildi.
Konular genelde Hanefî mezhebine göre işlendi, fakat gerekli oldukça diğer hak
mezheplerin görüşlerine de yer verildi. Bazı fıkhî tabir ve tarifler sadeleştirilip
okuyucunun rahat anlayacağı bir dille sunulmaya çalışıldı.
Konular işlenirken yer yer dinlendirici ve ibret verici örnekler
eklendi. İlâhî hükümlerin hikmetlerine değinildi.
Daha geniş bilgiye
ulaşmak isteyenlere temel kaynaklar gösterildi.
Eser, yetkili hocalarımız tarafından ayrıca incelendi, değerlendirildi,
tenkit ve teklifler yapıldı.
Biz de hepsini değerlendirip eseri daha
faydalı bir hale getirmeye çalıştık.

Her eserde, o alanda yapılmış önceki çalışmaların katkısı ve hakkı
vardır.
Bu eserde de böyle olmuştur. Bizden önce gelen ve ilim alanında
emeği geçen bütün âlimlerimize yüce Allah, en güzel mükâfatlar ihsan etsin.
Kıymetli okuyucularımız,
Eserin asıl hakemi sizsiniz.
Onu siz okuyup değerlendireceksiniz.
Eser,ele aldığı her konuyu bütün detayları ile sunmuş değildir. Bu, bir
temel ilmihaldir. Onda bir müslümana ilk lâzım olacak bilgiler
verilmiştir. Bazı konular kısa tutulmuştur, bazılarında da noksanlık
olabilir, fakat bilerek bir yanlışlık yapmamaya çalıştık. Tesbit
ettiğiniz ciddi hatalarımızı bize ulaştırırsanız, Allah için hayırlı bir hizmet yapmış olursunuz.
Bu mütevazi eserin bütün insanlık ailesine faydalı olmasını yüce Allah'tan diliyorum.
Hamdolsun âlemlerin rabbi yüce Allah'a.


GİRİŞ İLİM-YARATILIŞ-KADIN


''Şüphesiz, ilim öğrenmek, erkek-kadın her müslümana farzdır.''


Hadis: İbn Mâce, Mukaddime, 17; Beyhakî,

Şuabü'l-İmân, nr. 1663.

İLMİHAL NEDİR?

İlmihal, her müslümanın bilmesi gereken asgari ilimlerdir. İlmihal, mükellef bir
insanın içinde bulunduğu vakitte yapması gereken ibadetlerin ve amellerin ilmini
bilmektir.
Öğrenilmesi farz olan bir ilimden cahil kalmak haramdır.
İlmihal her anne babaya farz olduğu gibi, çocuklarına ilmihallerini
öğretmeleri veya öğretene göndermeleri de farzdır. Aile fertlerinin
ilmihalinden birinci derecede baba, sonra anne sorumludur.
İlmihalin bir kısmı bulûğ çağına kadar her mükellef tarafından kesin
öğrenilmiş olmalıdır. Bu kısma gusül, abdest, hayız, namaz, Kur'an
öğrenimi, oruç gibi vazifeler girer. Bunlar mükellef olan erkek ve
kadını ilk anda ilgilendiren vazifelerdir. Bunların dışında kalan zekât,
hac, kurban, adak, yemin, evlilik, boşama ve ticaret gibi işlerin
yapılacağı zaman öğrenilmesi yeterlidir.
Dinimizin inanç ve ahlâk konuları da ilmihalin içine girer.
Ailede çocuğa yedi yaşından itibaren ilk ilmihal bilgileri verilmeye başlanmalı
ve bulûğ çağına kadar tamamlanmalıdır.
Çocuğuna bulûğ çağına kadar farz olan ilmihalini öğretip gereken
eğitimi veren bir baba ve anne, sorumluluktan kurtulur. Öğretim, bir şey
hakkında bilgi vermek; eğitim ise uygulamayla bir şeyi yaparak
alışkanlık ve huy haline getirmektir.
Çocuğa sadece abdesti ve namazı anlatmak yetmez, onu yaparak,
yaptırarak ve uygulama imkânlarını hazırlayarak hayatın bir parçası
haline getirmelidir.
Çocuğun elbisesi gibi edebi de önemlidir. Onun kalıbı gibi kalbi de
aileye emanettir. Çocuğun karnını doyurup kalbini aç bırakmak, dünyasını
düşünüp âhiretini ihmal etmek dostluk ve vefa değildir.
İlmihalle ilgili sorulan sorulara âlimlerin cevap vermesi farzdır. Bu
konuda susmak, sonra öğretirim demek veya geciktirmek câiz değildir;
çünkü ilmihal ihmal edilirse farz olan bir amele ait ilim ihmal edilmiş
olur.
İlmihali öğretmek için bütün müslümanlar seferber olmalıdır. Bunun için
gerekli hizmetleri görmek, yer ve imkân hazırlamak, öğretmen bulmak
müslüman toplumun temel görevidir. Bu iş özellikle zenginlerin ve
ehliyet sahibi insanların üzerine farzdır.
İlmihalin öğrenilmesinde mezhep ve meşrep ayrıcalığı yoktur. Bütün
mezhepler ve mânevî terbiye yolları, kendi ilmihalini bilmekle
yükümlüdür.

İlmihalin Kaynağı

İlmihal, günlük hayattaki amel ve ibadetlerin ilmidir. Bu amel ve
ibadetler Kur'an ve Sünnet'e dayanır. Akılla ibadet belirlenmez. Akla
düşen, Rabb'inin muradını doğru anlamak ve samimiyetle gereğini
yapmaktır.
Bütün mezhep âlimlerimiz Kur'an ve Sünnet'e dayanarak bir müslümanın
ibadet ve muâmelât hayatını belirlemişlerdir. Buna geniş mânada fıkıh
denir. Fıkhın günlük farz amelleri ilgilendiren kısmı ilmihali
oluşturur.
Din, kalpte yerleşen sağlam bir inanç ve bütün hayatı saran ilâhî bir terbiyedir. Bu terbiyeyi bize öğreten yüce Allah'ın peygamberleridir. Son peygamber
gönderilmiş, hak dine davet yapılmış, insanlığa görevleri açıkça
bildirilmiş, ilâhî emanet insanlığa ulaşmış ve mükellef olanlar için
sorumluluk başlamıştır. Kıyamete kadar gelecek bütün insanlık son
dinden, son peygamberden ve son ilâhî kitaptan sorumludur.
Son din İslâm, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v), son ilâhî kitap da Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bunların dışında bir yolla yüce Allah'a ibadet yapmak, terbiye olmak, cenneti bulmak mümkün değildir. Mümkün zannedip kendince bir yol tutanı yüce Allah kabul etmiyor. Bu konudaki ilâhî hüküm şudur:
''Allah katında geçerli tek din İslâm'dır.''1
''Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, o (bulduğu din, yol ve yaşantı Allah katında) asla kabul edilmeyecektir ve o kimse âhirette ziyana uğrayanlardan olacaktır.''2
Dinimiz insanların bilmesi gereken helâl ve haram olan şeyleri
öğretmiş, ibadet şekillerini belirlemiş ve açık bir biçimde önümüze
koymuştur. Bu durum hadis-i şerifte şöyle ifade edilmiştir:
''Helâl şeyler açıklanmış olup bellidir; haramlar da açıklanmıştır ve
bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. Kim (haramlardan kaçtığı
gibi) şüpheli şeylerden de uzaklaşırsa dinini ve şerefini korumuş
olur.''3
Yüce Allah'a dostluk ve güzel kulluk yapmak isteyen kimseler, bu işi kendi keyiflerine göre değil, yüce Allah'ın istediği şekilde ve usulde yapmalıdır. Dost olmak isteyenlere yol gösterilmiştir; aksine gidenler Allah'a değil, ateşe ulaşır.
Böyle bir halden yüce Allah'a sığınırız.

1-Âl-i İmrân 3/19.

2-Âl-i İmrân 3/85.
3-Buhârî, İmân, 39; Müslim, Müsâkat, 107; İbn Mâce, Fiten, 14.

İlmihalin Kapsamı

İlmihal, birkaç ibadetle sınırlı değildir. İlmihal bir müslümâna farz
olan bütün inanç ve amellerin ilmini içerir. Bu vazifeler, kalp ve
bedene ait olmak üzere iki kısımdır.
Müslüman, yüce Allah'a teslim olan kimsedir. Bu teslimiyet kalp ve bedenle isteniyor. Din,
iman ve sâlih amellerden oluşur. İman kalple, sâlih amellerse kalple
birlikte bütün bedenle yapılır. Müslüman, iman esaslarını öğrendikten
sonra, dinin temeli olan namazla sorumlu olur. Bu şerefli ibadetten
sonra oruç, zekât ve hac gelir. Daha sonra rızkını helâlinden kazanmak,
doğru sözlülük, adalet, sabır, şükür, zikir, kazâya rıza gibi güzel
huylar ile ahlâklanmak, ilmihalin kapsamına girer.
Müslümanlık iman, ibadet ve ahlâktan oluşur. Hz. Peygamber (s.a.v) müslümanı şöyle tarif etmiştir:
''Müslüman, dilinden ve elinden hiç kimsenin zarar görmediği kimsedir.''4
Mümini de şöyle tarif etmiştir:
''Mümin, bütün insanların kendisine güvendiği, ondan canına ve malına bir haksızlık gelmeyeceğine inandığı kimsedir.''5
Demek ki ahlâk insanı yansıtan bir aynadır. Ahlâk insanın davranış biçimidir.
Ağızdan çıkan her söz bir ameldir. Bu amel ya helâl ya haramdır. Helâl
sevap, haram günahtır. Sevap cennete, günah ateşe götürür. O halde,
müslüman günde en çok kullandığı bu dilinin yaptığı işlerin hükmünü
bilmelidir. Gıybet, yalan, iftira, dedikodu, hakaret, alay, küfür gibi
dilin âfetlerini tanımalı ve hepsinden kaçınmalıdır.
Gözümüzün yaptığı işler de böyledir. Her bakış helâl değildir. Bazı
bakışların terkedilmesi farzdır. Bunları bilmek de ilmihaldir.
Her kazanç helâl değildir. Helâl olmayan bir ticaret yapmak, helâl işe
hıyanetlik katmak, haksız para kazanmak, usulsüz alışveriş yapmak
haramdır. Haram kazanç ateştir, ateşe götürür. Haram ile yapılan ibadet
kabul edilmez.
Evlenme, müslümanın en temel vazifelerinden biridir. Evlenen kimseleri
ilgilendiren helâl ve haramlar vardır. Özellikle kadın erkek arasındaki
muameleleri, hakları ve hükümleri iyi bilmelidir.
Dinimiz, yeri gelince eğlencenin de edebini öğretir, hükmünü belirtir.
Her müslüman dinlediği mûsiki, ilâhi, türkü ve şarkının, icra ettiği
oyun ve eğlence türü şeylerin de hükmünü bilmesi gerekir. Sevinç ve
keyif öyle olmalı ki, sonu ağlama ile bitmemeli; bizi halkın yanında
sevindiren şeyler Hakk'ın katında da yüzümüzü güldürmelidir. Her şeyin
sonu önemlidir. İnsanı dünyada güldürüp âhirette ağlatacak şeyler,
gerçek sevinç değildir.
İşte hayatımızı çepeçevre saran bütün bu vazifeler ilmihale girer.
Demek ki ilmihali birkaç ibadetle sınırlamak doğru değildir.
Biz , bir müminin özellikle aile hayatını ilgilendiren temel
farzları, görevleri ve ahlâkları özetle ele almaya çalışacağız. Önce
üzerinde çok tartışılan ve yanlış anlaşılan bazı önemli konulara açıklık
getirmeyi gerekli görüyoruz.

4-Buhârî, İmân, 4, 5, Rikak, 26; Müslim, İmân, 64, 65; Ebû Davud, Cihâd, 2; Tirmizî, Kıyâme, 52; Nesâî, İmân, 8-9.

5-Tirmizî, İmân, 12; Nesâî, İmân, 8; İbn Mâce, Fiten, 2; Ahmed, Müsned, 2/206, 215.

Öğrenmede Erkek-Kadın Ayırımı Doğru mudur?

Bazıları dinin ''oku'' emrinin sadece erkeklere ait olduğunu
zannetmekte ve, ''Çok bilen kadının dili uzar, nefsi kabarır, kocasına
boyun eğmez, zaptı zorlaşır'' diye düşünmektedir. Bu konuyu bilerek
çarpıtan din düşmanları olduğu gibi, okumuş kadından korkan cahil müslümanlar da mevcuttur.
Önce şunu söyleyelim ki, bu anlayış yanlıştır. Onun dine ait bir tarafı
yoktur. Dinimiz, bilenle bilmeyeni bir tutmaz. Cehalet karanlık, ilim
nur ve aydınlıktır. Kimse, erkek aydınlık, kadın karanlık içinde kalsın
diyemez. Cahil insan,
şeytanın maskarası, dostlarının yüz karası, cemiyetin en büyük
belâsıdır. Hangi vicdan bu sıfatları erkeğe yakıştıramazken kadınlara
lâyık görür.
Burada bir kadının öğrenmesi gerekli olan ilim, bilim ve sanat hakkında
değişik şeyler söylenebilir; ancak kadın her türlü ilimden, fenden ve
sanattan anlamalı demek doğru değildir. Bu bir erkekten bile beklenecek
şey değildir. Buna gerek de yoktur. En doğrusu, herkes önce kendisine
lâzım olanı öğrenmelidir. Sonra fıtratına uyan, rızık ve geçimine vesile
olan, insanlığa hizmet sunacağı şeylere yönelmelidir.
Kadını dini ve dünyası için lâzım olan ilimden, bilimden, fen ve
sanattan mahrum etmek yanlıştır. Böyle bir şey, şahsa, yuvaya ve
cemiyete karşı işlenmiş bir suçtur.
Dinimizde kadının okumasına engel olan bir hüküm yoktur. Aksine herkes
ilim öğrenmeye teşvik edilmiştir. Ancak kadın ilim öğrenirken ve
öğretirken belli ölçüleri korumak durumundadır.
Örtünme, yabancı erkeklerle baş başa kalma, tek başına uzun yolculuk
yapma, barınma, maişetini kazanma gibi konularda kadınları ilgilendiren
özel durumlar ve hükümler vardır. Bunlara dikkat edildiği sürece,
kadınlar dini ve dünyası için lâzım olan her ilmi, sanatı ve fenni
öğrenebilir, öğretebilir. Öğrenmeli ve öğretmelidir.
Her ilim herkese fayda vermez. Sonra her ilim herkese gerekmez. Kadın
farz olan ilimlerin yanında, fıtratına uygun, halka hizmet olacak ilim
ve sanatlardan öğrenirse, kendisine ve çevresine fayda verir.
Evlenme ve aile hukuku, çocuğun bakımı, eğitimi, ev işleri, yuva
düzeni, genel sağlık, farz ilmi öğretme, hasta, fakir, muhtaç kimseleri
destekleme, hayırlarda yardımlaşma, iyiliği emir, kötülüklere karşı
uyarma, bir âfet veya harp anında ilk yardıma koşma gibi konularda
kadınlar yeterince eğitilmeli, tecrübe sahibi yapılmalıdır.

Neyi Niçin Okumalı?

Bir erkeğin ve kadının bütün öğreneceği şeyler ya dine ya da dünyaya ait şeyler olur. Dünyaya ait şeyler dinin öğrettiği gibi Allah rızâsı için yapılırsa, hepsi hayır ve ibadete dönüşür; o zaman bu ayırıma da gerek kalmaz. Şu hadis hepimiz için her işte temel ölçüyü ve asıl hedefi belirliyor:
''Bu dünyada, Allah'ın zikri, zikre sebep olan işler, ilim öğreten ve öğrenenler hariç, diğer bütün işler lânetlenmiştir.'' 6
İlim Allah
için öğrenilirse ibadet olur. Sırf okumuş desinler diye okumak, halk
içinde itibar kazanmak, öğünmek, bilgiçlik taslamak, kendini ispat etmek
için bir şeyler öğrenmek, boşuna bir zahmet ve zarardır. Herkese yüce
Yaratıcı'nın huzurunda dünyada öğrendiği ilim ve onunla ne yaptığı
sorulacaktır.
Zamanımızda pek çok kadın, bir mecburiyet ve zaruri hizmet yokken sırf
biraz daha rahat yaşama adına, olur olmaz işlere girmekte, kadınlık
şerefini zedelemekte, ailesini ve çocuklarını ihmal etmektedir.
Para kazanma yüzünden evlenmeyi terkedenler, evlense bile annelik gibi
en temel görevden kaçanlar çoktur. Bazı kadınlar mecbur olmadığı halde
keyfine mahkûm olduğu iş yüzünden çocuklarına iyi bir annelik ve
kocasına güzel bir kadınlık yapmaya fırsat bulamamaktadır. Bunlar
yanlıştır.
Rızık için korkmaya gerek yoktur. Canı veren rızkı yaratır. O,
yarattığı rızkı dilediği gibi yerine ulaştırır. O'nun hazineleri
tükenmez. Kimse kimsenin rızkını yemez. Bu dünyada ömür bitmeden rızık
kesilmez. Ömür bitince de kimse elindeki lokmayı ağzına koyup yiyemez.
Bir kadın için en hayırlı rızık, Allah için yaptığı evliliğin bereketi ve annelik hizmetiyle gelen rızıktır. Bu unutulmasın.
Erkek-kadın hepimizin, din ilmi olarak Kur'ân-ı Kerîm'i öğrendikten ve gerekli kısımlarını ezberledikten sonra, en azından,
Ehl-i sünnet inancını,
İslâm'ın beş temel farzını, her gün yapacağımız işlerdeki helâl ve
haramı, edep ve ahlâkı öğreten birer kitap okumalıyız. Okuma imkânı
bulamıyorsak sorarak ve dinleyerek öğrenmeliyiz. Günümüzdeki bütün maddî
imkânları ve teknik aletleri hayra hizmet ettirmeliyiz.

6-Tirmizî, Zühd, 14; İbn Mâce, Zühd, 3; Ebû Nuaym, Hilye, 3/157;
Taberânî, el-Evsat, nr. 4084; Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 10512; Süyûtî,
el-Câmiu's-Sagîr, nr. 4280, 4281.


İbret İlim Sahibi Kadının Farkı

Büyük ârif Abdurrahman-ı Tâhî hazretleri demiştir ki:
''Tasavvuf terbiyesi ve muhabbeti, insanların arasında dolaşır; dine
bağlı olanın da olmayanın da kalbine girer. Fakat bir süre sonra, dine
ve ilme bağlı olanda kalırken, ilâhî hükümlere bağlı olmayandan
çıkıverir.
Gavsü'l-Azam Seyyid Sıbgatullah Arvâsî (k.s) zamanında din ilmini bilen ve ona göre hareket eden bir kadın sûfiye vardı. Diğer kadınlar onun halini beğenmeyip, 'Onda aşk
ve muhabbet yoktur' derlerdi. Gavs (k.s) vefat ettikten sonra, işleri
sırf muhabbete dayalı kadınlar söndü gitti, ama bu kadın eski halini
koruduğu gibi çevresine de faydalı oldu.
Ayrıca, o bölgede bulunan halifeler, büyük sâdât-ı kirâmdan olmadıkları
halde, dinin hükümlerine bağlılıkları sayesinde, tasavvuf terbiyesini
ve edebini devam ettirmişlerdir.'' 7
Dinimiz, ilim üzere kuruludur. İlim herkese, her zaman ışık olur. İlim
kalıcıdır. Keşif, keramet, cezbe ve muhabbet devamlı değildir. Aşk da âşık da ilme tâbi olmalıdır. Hak ilme tâbi olanı, ilim Allah'a götürür.

7-Abdurrahman-ı Tâhî, İşâretler, s.115.


Kadın-Erkek Herkese Farz Olan İlimler

Hz. Resûlullah (s.a.v), erkek-kadın, genç-ihtiyar, evli-bekâr hiçbir ayırım yapmadan şöyle buyurmuştur:
''Şüphesiz, ilim öğrenmek, erkek-kadın her müslümana farzdır.''8
Acaba farz olan bu ilim hangisidir?
Kısaca şunu söyleyebiliriz: Akıllı olup bulûğa eren her mükellefe,
kendisine farz kılınan bütün amellerin ilmini öğrenmesi farzdır. Diğer
bir ifadeyle, bilinmediğinde insanı
azaba ve helâke götürecek şeyleri bilmek farzdır. Bu işlerde cahil
kalmak câiz değildir. Bu farzlar üç alanda toplanmaktadır:
1. İtikad esasları.
2. Yapılması emredilen fiiller.
3. Terkedilmesi istenilen işler.
Emredilen fiiller, yapılmasında sevap, terkedilmesinde azap olan amellerdir.
Yasaklanan şeyler ise, yapılmasında azap, terkedilmesinde sevap bulunan amellerdir.
Emir ve nehiyler, İslâm'ın hükmüne göre, kulun devamlı dikkat etmesi ve yerine getirmesi gereken hususlardır.
Emirlerden bazıları iman, namaz, doğru sözlü olmak, helâl yemek gibi,
devamlılık arzeder. Bazıları ise arada bir gerekir; oruç, zekât ve
kurban gibi.
Devamlı yürürlükte olan emir ve nehiyler, yapılması dinen zaruri
hükümler olduğu için, onların herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir.
Yeni karşılaşılan veya bir müslümanın arada bir yapacağı amellerin ise,
o ameller yapılacağı zaman öğrenilmesi gerekir. Bir müslümanın bu
durumda, yapacağı işte cahil kalması câiz değildir.9

8-Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 1663; İbn Mâce, Mukaddime, 17 (Hadisin son
kısmı). Ayrıca bk. Taberânî, el-Mu'cemu's-Sagîr, nr. 22; Heysemî,
Mecmaü'z-Zevâid, 1/120.

9-bk. Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, s. 33.

İbret Sormak Değil, Cahil Kalmak Ayıp

Ashaptan Hz. Enes'in annesi Ümmü Süleym (r.ah) şu olayı anlatmıştır:
''Ben Hz. Peygamber'in (s.a.v) pak zevcesi Ümmü Seleme (r.ah) ile komşu idim. Sıkça hane-i saâdete girerdim. Bir gün Resûlullah'a,
'Yâ Resûlallah, bir sorum var; bir kadın rüyasında kendisine kocasının
cimâ ettiğini görse, onun gusül abdesti alması gerekir mi?' diye sordum.
Böyle bir soru üzerine, yanımda bulunan Ümmü Seleme validemiz bana,
'Ey Ümmü Süleym, Allah iyiliğini versin, Hz. Peygamber'in (s.a.v) yanında kadınları rezil ettin, bu ne biçim soru!' dedi. Ben de,
'Allah,
hakkı öğretmekten çekinmez. Bizim bilmediğimiz müşkül şeyleri
Resûlullah'a (s.a.v) sorup öğrenmemiz, o konuda kör cahil kalmamızdan
daha hayırlıdır' dedim. Bunun üzerine Hz. Resûlullah (s.a.v),
'Ey Ümmü Süleym, Allah
hayrını artırsın, böyle bir rüya gören kadın üzerinde bir ıslaklık
görürse (boşalıp kendi menisi akmışsa) gusül alması gerekir' buyurdu. O
esnada Ümmü Seleme validemiz,
'Yâ Resûlallah kadının menisi olur mu?' diye sordu, Hz. Resûlullah (s.a.v),
'Tâbii ki olur, olmasa çocuğu kendisine nasıl benzer? (Bu konuda) kadınlar erkeklerle aynıdır' 10 buyurdu.''
Müslüman kadınlar, ibadetlerini ilgilendiren her şeyi ehliyetli
âlimlere sorup öğrenmelidir. Sorulan kimse, baba, mürşid, devlet başkanı
gibi kendisinden çekinilen ve hürmeti hak eden kimse de olsa, en mahrem
konuları sormaktan çekinmemelidir. Bir iş Allah için olunca, küçük ve basit olmaz. Böyle durumlarda utanma, şeytandandır.
Elbette her durumda edep ölçüleri korunmalıdır.

10-Ebû Davud, Tahâret, 95; Tirmizî, Tahâret, 82; İbn Mâce, Tahâret,
112; Ahmed, Müsned, 6/256. Son kısmı hariç bk. Buhârî, Tahâret, 101;
Müslim, Hayız, 32-33.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz