GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

BOŞANMA BOŞAMA NEDİR?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 BOŞANMA BOŞAMA NEDİR? Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:45 pm

CANTAR




BOŞANMA
''Hangi kadın bir gereği yokken kocasından sırf keyfi için boşanmayı isterse, ona cennetin kokusu haramdır.''
Hadis: Ebû Davud, Talâk, 18; İbn Mâce, Talâk, 21.
''Allah katında en sevimsiz helâl iş, (yersiz ve sebepsiz) boşamadır.''
Hadis: Ebû Davud, Talâk, 3; İbn Mâce, Talâk, 1.

BOŞAMA NEDİR?

Boşama, bir erkeğin nikâh altındaki kadını usulünce serbest bırakarak
evlilik bağını çözmesidir. Boşamanın tam sonuçlanmasıyla erkeğin kadın
üzerindeki sorumluluğu kalkar, yükümlülüğü biter, iki eş birbirine
yabancı olur.
Boşama, zaruret halinde kullanılan bir ilâç gibidir. Lüzumu halinde
faydalı ve mubah olur; ancak hiçbir sebep yokken boşanmaya gitmek yüce Allah'ın en sevmediği bir iştir. Sevilmemekle birlikte yapılabilir, yapılınca geçerli olur.
Dinimizde boşanma tavsiye edilmemekle birlikte yapıldığında birçok edep
ve hukuku vardır. Bu işi yapan her müslüman bunlara dikkat etmelidir.
Kur'an ve Sünnet'te boşanmanın usulleri yeterince açıklanmıştır.
Kur'an'da Talâk sûresi adıyla boşanmayı işleyen özel bir sûre bile vardır.
Fıkıh kitaplarımızda bu konuya genişçe yer verilmiştir.
Bir ailenin kurulması ne kadar önemli ise, şartlar gerektirdiği zaman
bu aile birliğini hukukuna uygun bir şekilde sona erdirmek de o derece
önemlidir. Boşanma işinde kadının yanında çocukları da ilgilendiren pek
çok konu vardır. Biz bunları özetle belirtmeye çalışacağız.
Boşamada Erkeğe Verilen Yetki
Bazıları İslâm'da boşanma şekline itiraz ederek tenkit eder. Bu kimselerin iddiası şudur:
''Dinde kadının boşanma konusunda hiçbir yetkisi ve tercihi yoktur. Bu
konudaki bütün yetki erkekte olup hüküm onun iki dudağı arasındadır.
Erkek istediği zaman bir kadını, ''Seni boşadım!'' cümlesiyle boşayıp
bir anda evin dışına bırakabiliyor. Bir yuva bir kelimeye kurban edilir
mi?'' Mesele hiç de böyle değildir.
Evet dinimizde ailenin reisi erkektir; boşama yetkisi ondadır, fakat bu reis keyfince yaşayan ve boşayan biri değildir.
Önce aile reisi yüce Allah'a
karşı sorumludur. Yuva ona emanet edilmiştir. Bu reis müslümandır,
akıllıdır, bulûğa ermiştir, adalet sahibidir; ailesine şefkat
gösterecek, sahip çıkacak kadar dengelidir, deli değildir. Yaşı ve başı
bu emaneti taşıyacak durumdadır. Onun adına kimse hanımını boşama
yetkisine sahip değildir. Sadece kendisi birine boşama için vekâlet
verirse, o zaman ikinci şahsın hükmü geçerli olur. Bu da yine kendi
tasarrufudur. Peygamber Efendimiz (s.a.v),
''Boşama hakkı, kadına sahip olana aittir''503 buyurmuştur.
Sonra bir yuvanın kurulması ve bozulması bir hukuka bağlanmıştır. Bu işin sınırları yüce Allah
ve Resûlü (s.a.v) tarafından belirlenmiştir. Onları çiğneyen, haddi
aşan haram işler, zulüm eder, zalim olur. Zalim, tövbe etmezse hesabını
yüce Allah görür.
Gerekli olduğu ve şartlar zorladığı zamanda usulünce boşamaya kimse bir şey diyemez.
Boşama ve evlenme hakkının üç olması da olası bir hatayı gidermek
içindir. Eğer bir erkek yersiz, gereksiz ve yanlış bir boşama yapmışsa,
iş hemen bitmez, yuva hepten dağılmaz, geri dönme hakkını kullanır, yuva
devam eder.
Bazan boşanmak, her iki taraf için de en büyük iyilik olur.
Dinimizde, belirli bir vakitte boşanmak niyetiyle evlenmek yasaktır.
Belirli bir gün veya ay için nikâh kıymak haramdır. Yani günlük,
gecelik, aylık şeklinde süreli bir nikâh yoktur.
Nikâhta niyet, ebediyen bu beraberliğin devam etmesidir. Yani müslüman
bir erkek veya kadın ölene kadar değil, ölümden sonra âhirette de eşiyle
-inşâllah- cennette beraber olmaya niyet eder.
Bütün bu güzel niyet ve hedeflerle beraber, bazan fıtratları ayrı iki
eş birbiriyle bir türlü anlaşamaz, kaynaşamaz ve beraberlikten tat
alamaz olurlar. Sevginin yerini nefret alıp yuva bir âfete dönüşür.
Bazan bu âfet öyle büyür ki sabır bile sabredemez olur. Artık bu yuvanın
devam etmesinde hiçbir hayır yoktur. Bu durumda son çare usulünce
boşanmaktır.

503-İbn Mâce, Talâk, 31.


Boşamanın Hükmü

Kadına zarar vermek için boşamak haramdır. Bir kadını mirastan mahrum etmek için boşamak helâl değildir.
Yine boşanan bir kadın yeme, içme, barınma, geçim ve korunma gibi temel
ihtiyaçlarını göremeyecek bir durumda kalacaksa bu durumda kadını
boşamak helâl değildir.
Bir kadın boşandığı zaman zina gibi kötü yollara düşecekse, onu boşamak da helâl değildir.
Erkek kadını boşadığı zaman kendisi ve çocukları ciddî boyutta zarar görecekse boşamak yine helâl değildir.
Hiçbir ciddî sebep yokken kadını boşamak mekruhtur. Bu boşamadan yüce Allah razı değildir. Bu konuda Kur'ân-ı Kerîm'de,
''Kadınlar size itaat ederlerse (onlara eziyet veya boşama gibi) zararlarına olacak bir yol aramayın''504 buyrulmuştur.
Peygamber Efendimiz de (s.a.v) konu ile ilgili şöyle buyurmuştur:
''Allah katında en sevimsiz helâl iş, (yersiz ve sebepsiz) boşamadır.''505
Geçimsizlik ve itaatsizlik yapan bir kadını boşamak helâldir.
Hem yüce Allah'a
hem de kocaya itaatsizlik yapan kadını, düzeltmekten âciz kalındığında
boşamak tavsiye edilmiş olup hayırlıdır. İffetini korumayan, farz
ibadetlerini yapmayan ve yapma meyli göstermeyen, çocuklarına kötü örnek
olup zarar veren bir kadını boşamak bu kısma girer.
Hakemlerin barıştırmak için uğraştığı fakat bir türlü uzlaştıramadığı geçimsiz karı kocayı ayırmaları vâciptir.506
Şu tür boşamalar da haramdır:
1. Kadını hayız halinde boşamak.
2. Kadını temiz olduğu günlerde cinsî ilişkiden sonra boşamak.
3. Kadını, bir temizlik devresinde bir defada veya ayrı zamanlarda üç kere birden boşamak.
Haram olmakla birlikte bu şekilde yapılan boşamalar çoğunluğa göre geçerlidir.507

504-Nisâ 4/34.

505-Ebû Davud, Talâk, 3; İbn Mâce, Talâk, 1; Hâkim, Müstedrek, 2/196; Begavî, Mesâbihü's-Sünne, nr. 2449.
506-bk. Seyyid Sâbık, Fıkhü's-Sünne, 2/216-218.
507-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 7/425.

Sünnete Uygun Boşama

Sünnette tarif ve tavsiye edilen boşama, kocanın eşini temizlik
günlerinde cinsî ilişkide bulunmaksızın, bir defa boşayıp, iddet sonuna
kadar (yaklaşık üç ay) beklemesidir. Çünkü pişmanlık durumunda eşlerin
iddetten sonra da nikâh yenileyerek evliliği sürdürmeleri mümkündür. Bu,
kadına en az zarar veren boşama yöntemidir.508

508-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/121. Şâfiîler'e göre sünnete uygun boşama,
cinsî ilişkinin yapılmadığı temizlik döneminde yapılan boşamadır.


Boşamanın Şekli ve Usulü

Nikâh gibi boşama da herkesin kendi kullandığı dildeki boşama ifade eden kelimelerle olur.
Boşama hükmü iki türlü ifade edilebilir:
1. Açık ifadelerle boşama. Bu boşama mânası açık, hükmü kesin ve
herkesçe bilinen boşama ifadeleriyle olur. Bu ifadelerin mânası gibi
kullanım yeri ve hedefi de bellidir. Bu tür sözlere sarih yani hükmü
açık ifadeler denir. Meselâ kadına, ''Seni boşadım'', ''Sen benden
boşsun'', ''Benden boş ol'' demek gibi.
Bu tür sözlerle yapılan boşamaya fıkıhta ''ric'î talâk'' yani dönüşü
mümkün olan boşama denir. Bu boşama ile koca, üç boşama hakkından birini
kullanmış olur; ikinci hakkını kullanmak için hanımına dönebilir; bu
dönüşte yeni bir nikâha gerek yoktur.
2. Kapalı ifadelerle boşama. Bir söz, iki ayrı mânaya geliyorsa, ona
kapalı ve kinâye lafız denir. Bazı sözcükler kullanılan dilde hem boşama
hem de başka bir mânaya gelebilir. Bu tür sözlere yapılan boşama,
niyete bağlı olur, hüküm niyete göre verilir.
Meselâ, ''Ailenin yanına git'', ''Sen bana haramsın'', ''Sen
serbestsin'', ''Artık iddetini bekle'', ''Yolun açık olsun'', ''Beni
terket'', ''Nikâhın senin elinde'', ''İstediğini yap'', ''Kendine başka
bir koca ara'' gibi sözler, istense ve niyet edilse boşama için de
kullanılabilir. Aynı sözler boşamanın dışında bir mânaya da
kullanılabilir.
Bir koca, hanımına karşı böyle bir söz sarfettiği zaman, niyetine
bakılır. Niyeti boşamaksa, kadını boşamış olur. Bu tür boşama ile kesin
boşama gerçekleşir. Buna fıkıhta ''bâin talâk'' yani karı kocayı hemen
ayıran boşama denir. Kadına dönmek için yeni bir nikâh gerekir. Bu
nikâh, kadının rızâsına bağlıdır.
Şu tür boşanmalardan sonra da dönüş için yeni nikâh gerekir:
1. Kadının kocasına bir bedel vererek boşanması.
2. Kocanın nikâh yaptığı kadını hiç cimâ etmeden boşaması.
3. Kadının müracaatı üzere hâkimin hükmüyle gerçekleşen boşanma.
4. Dönüş imkânı olan boşanmada (ric'î talâkta) iddet süresi içinde dönülmezse, boşama bâine dönüşür, yeni nikâh gerekir.
5. Hanımını mahrem birine benzeterek kendine haram eden kimsenin boşaması. Buna zıhâr denir. İleride açıklanacaktır.
Erkek ya açık ya kapalı ifadelerle hanımını bir kere boşadığı zaman,
bir talâk hakkını kullanmış olur. İki talâk hakkı daha olduğundan
hanımına dönüş yapabilir. Ancak bu dönüş de boşamanın şekline göre iki
türlü olur:
1. Kadının rızasına müracaat etmeye ve yeni bir nikâha gerek olmaz.
Erkek, birinci şekilde belirtildiği gibi açık boşama sözleriyle boşadığı kadına, kadın boşanma iddetini beklerken dönebilir.
Boşanan kadının iddeti yani bekleme süresi, Hanefîler'e göre üç hayız, diğer üç mezhebe göre üç temizlik dönemidir.
Bu süre içinde erkek boşadığı hanımına gidip, ''Sana geri döndüm''
dese, ikinci hakkını kullanmak üzere dönmüş olur. Aynı şekilde onunla
evli iken yaptığı bir işi, döndüğünü göstermek niyetiyle yapsa, meselâ
onu öpse veya kendisiyle cimâ etse, bu da dönüş sayılır.
2. Kadına müracaat yapılır, kabul ederse yeniden nikâh kıyılır.
Erkek hanımını kapalı ifadeler, kinayeli sözler kullanarak boşamışsa,
ondan kesin olarak ayrılmış olur. Artık, ''Ben sana döndüm'' sözü
yeterli olmaz; iş kadının rızâsına bağlı olur. Kadın evet derse, yeni
bir nikâh yapılır.
Bu boşama şekilleri Hanefî mezhebine göre böyledir. Bu konuda diğer
mezheplerin görüşleri farklıdır. Biz burada onlara temas etmeyeceğiz.

Tavsiye: Her Boşamadan Sonra Yeni Nikâh

Âlimler arasındaki ihtilâftan kurtulmak ve işi sağlama almak için her
türlü boşanmanın sonunda, bütün dönüş hakları bitmemiş ise yeni bir
nikâh kıyılmalıdır. Çünkü bugünkü müslümanların çoğu boşama türlerini,
lafızlarını, ikisi arasındaki ince noktaları, nasıl meydana geldiğini ve
uygulama şekillerini tam bilmezler ve uygulayamazlar.
Gerçi iki şekilde gerçekleşen boşanmanın hukukî olarak sonuçları biraz
farklıdır; ancak söylediğimiz sebepten ötürü her boşanmadan sonra
usulünce bir nikâh kıymanın faydası vardır.
Kocanın hanımını boşarken ve ona tekrar dönerken şahit bulundurmasını
şart gören âlimler, bu işin bir sözden ibaret olmayıp ciddîyet ve
sorumluluk istediğini söylemişlerdir.
Boşamanın usulünü anlatan âyette şöyle buyrulur:
''Ey peygamber
(ve müminler!), Kadınları boşayacağınızda onların iddetlerini dikkate
alarak boşayın. İddet sürelerini de sayın. Bu işte bir haksızlık
yapmaktan rabbiniz Allah'tan korkun.''509
Aynı sûrenin 3. âyetinde boşamada şahit bulundurulması istenerek şöyle buyrulmaktadır:
''Boşadığınız kadınlar iddetlerini doldurduklarında, onları ya iyilikle
nikâhınızda tutun ya da usule uygun ve iyilikle boşayın. Boşama işine
içinizden adalet sahibi iki kimseyi şahit tutun.''
Demek bir koca hanımını boşarken tek başına boşasa bile, bunu ayrıca
iki şahitle etrafa duyurmalı, ayrıca boşanmanın hukukî kısmını takip
edecek mahkemeye durumu intikal ettirmelidir.
Erkek üçüncü boşamayı yapmışsa, dinen o kadından tam olarak ayrılır,
bütün hakları biter. Koca, bu kadına yabancı olur. Onunla doğrudan
dördüncü bir nikâh yapamaz. Artık bu kadın isterse başka bir erkekle
evlenebilir. Dinen buna bir engel yoktur. Ancak günümüzde resmî nikâh,
resmî makamlarca bozulduğu için kocanın ayrıca mahkemeye müracaat ederek
boşanmayı resmen tescil ettirmesi gerekir.
Bir kocanın dinen bütün boşama haklarını kullandığı bir kadını resmen
boşamaması zulümdür. Bundan kaçınan kocayı kadın mahkemeye verebilir.
Mahkeme de aralarını ayırır, kadın serbest olur.

509-Talâk 65/1.


Boşamanın Sayısı

Bir erkek, dinimize göre üç kere boşama hakkına sahiptir. Usule uygun
şekilde birinci boşama olunca, ikinci hakkını kullanma imkânı vardır.
İkinci boşama olmuşsa, yukarıda anlatılan usullerde üçüncü hakkını
kullanabilir.
Üçüncü boşama erkeğin son hakkını kullanmasıdır. Bundan sonra kadın bu
kocaya istese de hemen dönemez. Bunun yolu şöyle açılır:
Boşanan kadın geçerli bir nikâhla başka bir erkekle evlenir, aralarında
cimâ gerçekleşir. Daha sonra bu koca ölür veya kadını boşarsa, birinci
koca ile tekrar evlenme yolu açılır. Mahkeme yoluyla ayrılma da bu yolu
açar.
Bu kadınla yeniden evlenen birinci koca, tekrar üç boşama hakkına sahip olur.

Boşama Yetkisi İntikam İçin Kullanılamaz

Dinimizde boşama yetkisi erkeğin elindedir; fakat erkek bunu kötüye kullanamaz.
Bazı erkekler evli olduğu kadının haklarını korumaz, eliyle ve diliyle
zulüm yapar, hayatı zindana çevirir. Bununla birlikte usulünce boşayıp
kadınını serbest de bırakmaz.
Kadının, barışmak veya boşanma için hâkime müracaat hakkı varken, o
bunu bilmez veya işi mahkemeye intikal ettirmeye cesaret edemez. Çileli
hayat sürer gider. Bazı erkekler, dinen ve resmen nikâhında tuttuğu
hanımına bu zulmü yaparken, ayrıca sevdiği bir kadınla gayri resmî
evleniyor. Birinci kadını ihmal ediyor. İkinci nikâha din
Evet, ihtiyaç olunca dinimiz kendi sistemi içinde erkeğin ikinci
evliliğine müsaade eder, fakat hiçbir halde zulme izin vermez. Dini
zulmüne alet etmek ayrı bir kusurdur.
Günümüzde yapılan bir hata da şudur:
Evlenmeye karar veren iki genç, düğünlerine beş ay, on ay veya bir sene
varken nişan döneminde nikâh kıyıyorlar. Bunu iyi niyetle yapıyorlar.
Niyetleri, helâl olarak rahatça görüşmek, konuşmak ve düğün hazırlığı
yapmak. Bu arada birbirlerine karşı çok serbest davranıyorlar.
Bazan kız tarafı bu işin iyi sonuç vermeyeceğine karar veriyor ve tek
taraflı nişanı bozuyor. Erkek buna razı olmuyor, karşı tarafa da söz
geçiremeyince, bu defa elindeki nikâh ve boşama yetkisini bir intikam
aracı olarak kullanmaya karar veriyor. Kızı boşamıyor. Aralarında resmî
nikâhları olmadığı için kız tarafı mahkemeye gidemiyor. Kız, dinen
nikâhlı olduğu için erkek boşamadan başkası ile evlilik de yapmıyor. İş
kalıyor ortada.
Bu arada erkek, resmî engeli olmadığı için başkası ile evleniyor, ilk nikâhındaki kızla hiç ilgilenmiyor. Bu kız ise Allah'tan korkuyor, haram işlemek istemiyor; boşanmadan başkası ile evlenemiyor.
Bu erkeğin yapacağı iş, kendisini istemeyen bir kızı zorla nikâh
altında tutmamaktır. Kendisiyle cimâ etmediyse, mehrinin yarısını
vermeli ve kızı boşamalıdır. Boşamıyorsa barışmalı; barışamıyorsa, böyle
bir zulüm hakkı yoktur.
Bu durumda, dinimizde şöyle bir çözüm yolu vardır:
Her iki aileden birer ehil kişi hakem olarak seçilir. Hakemler gençleri
önce barıştırıp birleştirme yollarını ararlar. Buna imkân yoksa, işi
hâkime intikal ettirirler.
Bütün mezheplere göre hâkimin, gerekiyorsa iki tarafı ayırma yetkisi
vardır. Fakat bu şekildeki nikâhlı kimselerin günümüzdeki bir hâkime
gitme yolu kapalıdır; çünkü aralarında resmî nikâh yoktur. O zaman,
gerektiğinde hakemlere boşama hakkı tanıyan Mâlikî mezhebinin fetvası
ile amel edilir, aile içinden seçilen hakemler bu gençleri ayırmaya
karar verirler. Bu sonucu her iki tarafa bildirirler ve böylece kız
serbest olur.
Mâlikî mezhebine göre karı-koca kendilerine vekâlet vermeseler bile
hakemler gerekli görürlerse onları birbirlerinden ayırıp evliliklerine
son verebilirler. İmam Mâlik (rah), hakemlerin yetkileriyle ilgili
olarak Hz. Ali'nin (r.a) şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
''Eşleri bir arada tutma veya birbirinden ayırma kararını verme yetkisi hakemlere bırakılmıştır.''510
Hz. Ali'ye (r.a) aralarında geçimsizlik olan bir karı-koca geldi.
Yanlarında da her iki taraftan birçok kimse vardı. Hz. Ali (r.a),
onlara,
''Her iki taraf birer hakem seçsin'' dedi. Sonra seçilen hakemlere,
''Size neyin gerektiğini biliyor musunuz? Yapacağınız şudur: Bunların
durumunu iyice inceleyin; eğer birleşmelerini gerekli ve hayırlı
görüyorsanız birleştirin. Ayrılmalarını gerekli ve hayırlı görüyorsanız
aralarını ayırın'' dedi. Kadın,
''Ben Allah'ın kitabına göre hakkımda ne karar verirlerse ona razıyım; ister birleştirsinler, ister ayırsınlar'' dedi. Kocası,
''Ben ayırmalarına razı değilim'' dedi. O zaman Hz. Ali (r.a),
''Yalan söyledin; vallahi kadın gibi her iki hale de razı olmadıkça yerinden ayrılamazsın!'' dedi.511
müsaade ediyor diye dini kullanıyor.
510-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/7060-7061.
511-Taberî, Câmiu'l-Beyân, Nisâ 35. âyetin tefsiri; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/305-306.

Nikâh Kıyıp cimâ Etmeden Boşama

Bir kimse nikâhtan sonra henüz kendisiyle zifafa girmeden hanımına üç
defa ''boşsun, boşsun, boşsun'' dese, hanımını kesin olarak bir defa
boşamış olur. Çünkü bu durumda birinci boşama ile evlilik bağı bütün
sonuçları ile ortadan kalkmış olur.
Bu yüzden ikinci ve üçüncü boşama geçersiz sayılır.
Bu tür boşama ile kadın nikâh esnasında belirlenen mehrin yarısını alma hakkına sahip olur.512

512-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/284.


Bir Sözle Üç Defa Boşama

Bir kimse hanımına tek cümle ile, ''Üç kere boşsun'' veya, ''Seni üç
boşamayla boşadım'' veya, ''Üçten dokuza şart olsun, seni boşadım'' gibi
bir cümle ile boşama kararını bildirse, hanımı üç boşama ile boşanmış
ve erkeğin bütün nikâh hakları elinden gitmiş olur mu?
Bu konuda iki görüş vardır:
1. Bu kimse hanımını üç defa boşamış ve bütün haklarını bir defada
kullanmış olur. Hanımından kesin olarak ayrılır. Dört mezhep imamının
dahil olduğu âlimlerinin çoğunluğu bu görüştedir.
2. Bir sözle üç veya daha fazla boşama tek boşama kabul edilir. Bu
kimse bir boşama hakkını kullanmış olur. İkinci hakkını kullanması için
tekrar birlikte olabilirler.
Sahâbeden Hz. İbn Abbas; tâbiinden İkrime, Tâvûs; tebeü't-tâbiinden
Muhammed b. İshak ve daha sonra gelen bazı Hanbelî âlimlerine göre tek
sözle üç talâk boşama bir ric'î talâk sayılır.513
Yine bu görüşte olan bazı Hanefî ve Mâlikî âlimleri de vardır.514
Asrımız âlimlerinden bu görüşü öne alan ve onunla fetva veren pek çok âlim vardır.515
Bir mecliste erkeğin hanımına, ''Boş ol, boş ol, boş ol'' veya, ''Seni
boşadım, boşadım, boşadım'' yahut, ''Sen boşsun, boşsun, boşsun''
şeklinde hitap ederek onu aynı anda üç ayrı sözle boşaması da yine bu
şekilde iki türlü değerlendirilmiştir.
Her iki görüş sahiplerinin âyet-i kerime ve hadis-i
şeriflerden delilleri vardır. Akla uygun izahları mevcuttur. Onların
incelenmesi ve değerlendirilmesi fıkıh kitaplarımızda genişçe yer
almıştır. Biz onların içinden şu sonuca varmak istiyoruz:
Her iki görüş de yeri gelince ümmete rahmet olacak ictihadlardır. Biz
ikisini de kabul ediyoruz. Duruma göre her iki fetva ile amel
edilebileceğine inanıyoruz. Bunu maslahata daha uygun görüyoruz.
Buna göre, üç kere boşama hakkını bir defada kullanarak hanımını
boşayan kimsenin aklı başında, sonucunu bilerek, düşünerek, niyet ederek
ve isteyerek boşaması durumunda, bu hüküm geçerli olur.
Bu kararı veren erkek, nikâh yetkisini kendisinin taşıdığını, boşamanın
üç kere ile sınırlı olduğunu bilir. Gereksiz yere kadını boşamanın
helâl ve doğru olmadığına inanır. Üç boşamadan sonra tekrar aynı hanımla
evlenmenin kolay olmadığını da iyi bilir. Ona dönüşün tek yolu şudur:
Boşadığı kadın başka bir erkekle normal bir evlilikle evlenir,
karı-koca muamelesi (cimâ) yaparlar, ondan sonra ikinci koca isterse
şartlarına uygun olarak onu boşar veya ölür. Bundan sonra birinci koca
bu kadına evlilik teklifinde bulunur. Kadın kabul ederse evlenir,
etmezse evlenemez. Kimse bu kadını birinci kocası ile evlenmeye
zorlayamaz.
İşte bu bilgiyi ve seyri bilen bir erkek, deli, aşırı sinirli, uykulu
ve sarhoş değilken, ölüm tehdidi altında da bulunmadan, aklı başında,
düşünüp taşınarak ve gerekli görerek hanımını bir defada üç kere boşarsa
bu geçerlidir. Erkek üç hakkını kullanmak istemiş ve kullanmıştır.
Böyle bir boşama tavsiye edilmez, hatta haramdır, bid'attır, sünnete
terstir; fakat yapılınca geçerlidir.
Dört mezhep imamının dahil olduğu âlimlerinin çoğunluğu, bu şartlarda
bir sözle yapılan üç boşamayı üç boşama olarak geçerli saymışlardır.
Bu boşama bütün mezheplerin kabul ettiği şartlarda olursa ittifak vardır;
değilse ihtilâf vardır.

513-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 4/303.

514-İbn Kayyım, İ'lâmü'l-Muvakkıîn, 3/46; Zâdü'l-Meâd, 4/52.
515-Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/307.

İkinci Görüşün Tercih Edileceği Durumlar

Bir sözle üç boşamayı tek boşama kabul eden âlimler, aynı anda bir
mecliste üç ayrı boşamayı da bir boşama kabul etmişlerdir. Bu görüşte
olanların da âyet ve hadislerden delilleri, akıl ve hikmete uygun
izahları vardır.
Günümüzde, bazan bu görüşü tercih etmek gerekli olmaktadır. Allah
hepsinden razı olsun, âlimlerimizin bir konudaki farklı ictihadları ve
görüşleri bizim için rahmettir. Boşanma konusundaki farklı görüşleri de
böyledir.
Bir kimse, bize, ''Ben boşamanın kaç kere olduğunu ve hangi sözlerle
kesin boşamanın gerçekleştiğini bilmiyordum; örf ve âdetlerimden
öğrendiğim şekilde hanımı aynı anda üç defa boşadım, bunun hükmü
nedir?'' diye sorduğunda, buna ne demelidir?
Cehaletin ve âdetin kurbanı olmuş bu kimse için, böyle bir boşamayı tek
boşama kabul eden âlimlerin görüşünü tercih etmek gerekli olmaktadır.
Çünkü anlatılan şartlarda bu görüş, dinin ruhuna, adamın durumuna,
maslahta ve sonuç olarak uygulamaya daha uygun düşmektedir.
Yine bir kimse, bize, ''Ben hanımımla kavga esnasında aşırı bir sinir,
stres ve kızgınlık ile onu üç defa boşadım; fakat kızgınlığım geçince
sözlerimden pişman oldum, aslında boşamak niyetim yoktu. Bu durumda ben
ne yapacağım? '' diye soruyorsa, yine bu görüşü öne alırız.
Bu kimse, ilk defa böyle bir boşama yapmışsa, ona bunun bir boşama
sayılacağını, hanımı ile ikinci kez evlenme hakkının bulunduğunu, bundan
sonra dikkat etmesi gerektiğini söyleriz.
Biz, mesele ciddîye alınsın, ikinci hataya kolayca düşülmesin ve
ihtiyat olsun diye bu tür boşama yapanların yeniden bir nikâh
kıymalarını tavsiye ediyoruz. Bu nikâhta, şahitler bulunsun ve mehir
konulsun diyoruz.
Bu şekilde hanımını boşayan bir erkek, boşama iddeti içinde yeni bir nikâh kıymadan da hanımına dönebilir.
Bu konu üzerinde ciddî olarak düşünen ve inceleme yapan son asrın âlimleri, günümüzün insanı için ikinci görüşün daha hayırlı ve faydalı olduğunu belirtmişlerdir.516
Öyle ki bazı müslüman memleketlerinde bu konuda daha önce Hanefî
mezhebinin görüşüyle hüküm verilirken, 1929'dan sonra farklı tercih
yapılmış, bir sözle yapılan üç boşama tek kabul edilmiş ve ilgili kanun
maddesi buna göre şekillenmiştir. Ümmetin ihtiyacı ve devrin durumu göz
önüne alınarak böyle yapılmıştır.517
Aslında bu görüş yeni olmayıp ashâb-ı kirâm zamanından beri mevcuttur.
Yapılan iş, önceleri geri planda tutulan ve çok zor anlarda müracaat
edilen bir ictihadı, gerek görüldüğü için birinci plana almaktır. Çünkü
bugünün insanı ciddî sorunlar yaşamaktadır.

516-Bu konudaki ictihad ve değerlendirmeler için bk. Zeydân,
el-Mufassal fî Ahkâmi'l-Mer'e, 8/62-88; İbn Âşûr, Tefsîrü't-Tahrîr
ve't-Tenvîr, 2/417-420; Şerebâsî, Yes'elüneke fi'd-Din ve'l-Hayât, 6/144-147; Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/291-310.

517-bk. Muhyiddin Abdülhamid, el-Ahvâlü'ş-Şahsiyye, s. 360; Şelebî,
Ahkâmü'l-Üsre fi'l-İslâm, s. 489-490 (Beyrut 1977); Karaman, Mukayeseli
İslâm Hukuku, 1/308.

Günümüz İnsanın Genel Durumu

Bugünkü müslümanların durumunu biraz düşünelim:
Günümüzde, müslümanım, diyen pek çok kimse -maalesef- dinini tam
bilmemektedir, amel edeceği pek çok konuda cahildir. Bu umuma ait bir
kusurdur. Bu yüzden çokları İslâm dinini yeterince bilmemektedir. Değil
nikâh ve boşama gibi ömürde birkaç defa yapılan işleri, her gün farz
olan beş vakit namaz konusunda bile yeterli ilme sahip olan müslüman çok
azdır.
Bugünün pek çok insanı sinir, stres, boşluk, geçim sıkıntısı ve aşırı günahlar yüzünden bunalımdadır; yarı deli veya sarhoş gibidir.
Çokları boşamanın ne şekilde olduğunu, kaç kere boşama hakkının bulunduğunu bilmemektedir.
Birçok genç boşama sözcüklerini kızgınlığını ifade veya yemin için kullanmaktadır.

Rahmet Olan Görüş

Dinimizde tavsiye edilen boşamanın seyri, hedefi ve hikmetleri
düşünüldüğünde, tek sözle yapılan üç boşamayı bir boşama kabul eden
görüşün rahmet ve kolaylık üzere kurulmuş dinin ruhuna ve günümüz insanına daha uygun olduğu ortaya çıkıyor.
'Tek sözle üç boşama yapan kimse, üç boşama hakkını kullanmış olur'
diyen görüş ile amel yolu açık olduğu gibi, şartlara göre aynı boşamayı
bir kabul eden görüş için de amel yolu açık tutulmalıdır.
Asrımızın yetkili fıkıh âlimlerden Vehbe Zuhaylî, dört mezhebin fıkhını
işlediği el-Fıkhü'l-İslâmî ve Edilletühû adlı eserinde her iki görüş
sahiplerinin delillerini zikrettikten sonra bu bahsi şu değerlendirme
ile kapatır:
''Ben, bir defada üç hakkını birden kullanarak yapılan boşamayı üç
kabul eden çoğunluğun görüşünü tercih ediyorum; fakat şunu da
söylüyorum:
Bir hâkim bu konuda zayıf bir görüşü tercih etse o görüş, en kuvvetli
görüş olur. Devrimizde bazı müslüman memleketlerde olduğu gibi bu tür
boşamayı bir kabul eden bir kanun maddesi konsa, onunla amel etmeye ve
fetva vermeye bir mani yoktur. Bu, günümüz insanına
bir kolaylıktır; aile bağını korumaktır; çocukların haklarını
muhafazadır. Özellikle bu devirde buna daha fazla ihtiyaç vardır.
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki bu zamanda haramlardan ve şüpheli
şeylerden kaçınma çok azalmıştır. İnsanlar bu tür boşama kelimelerini
ciddîyetini bilmeden rahatça söyleyebilmektedir. Onlar çok defa bu sözle
kadını korkutmayı ve sakındırmayı amaçlamaktadır. Bir de nasıl olsa
fıkıhta bunun bir hal yolu ve hanıma dönme şekli vardır, diye
bilmektedirler.''518
Yine, asrımızın yetkili fıkıh âlimlerinden Abdülkerim Zeydân, İslâm
aile hukukunu genişçe ele aldığı fıkıh eserinde aynı konuda her iki
görüş sahiplerinin delil ve açıklamalarını verdikten sonra şu tercihi
yapar:
''Ben bu görüşler içinden bir lafızla üç boşamayı tek boşama kabul eden
görüşe daha fazla meylediyorum. Yine bir mecliste yapılan üç ayrı
boşamayı bir boşama kabul edenlerin görüşünde de aynı kanaatteyim.
Bu görüş, müslümanların umumu için daha yumuşak bir hüküm içeriyor ve müslüman ailelerin maslahatı için daha faydalı duruyor.
Kitabımızda açıkladığımız gibi bu görüşün de dinin asıllarına dayanan
kuvvetli delilleri olduğunu düşündüğümüzde, bu tercihin yerinde olduğu
anlaşılır. En doğrusunu yüce Allah bilir.''519

518-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6934-6935 (Beyrut 1997).

519-Zeydân, el-Mufassal fî Ahkâmi'l-Mer'e, 8/88 (Beyrut 2000).

Bir Mecliste Ayrı Ayrı Üç Defa Boşamak

Bir kimse bir mecliste hanımına aralıksız olarak üç defa ''Boşsun, boşsun, boşsun'' dese hanımı kaç talâkla boşanmış olur?
Bu konuda da iki görüş vardır:
Birinci görüşe göre, bu kimse üç talâkla boşanmış olur. Şayet ikinci ve
üçüncü boşama sözleri ile birinci boşama sözünü tekrar etmek ve
kuvvetlendirmek istemişse yalnız bir boşama meydana gelir.
Dört mezhep imamının dahil olduğu âlimlerin çoğunluğunun görüşü böyledir.
Hüküm boşayanın niyetine göre değişiyor. Eğer boşayan kimse, ben ikinci
boşama cümlesi ile birinciyi kuvvetlendirmek için söyledim ve meramım
iyice anlaşılsın istedim diyorsa, buna göre hüküm verilir ve tek boşama
kabul edilir.
İkinci görüşe göre, bir mecliste söylenen birden fazla boşama sözleri bir boşama sayılır.520
Bazı şartlarda söyleyenin durumuna göre bunun tercih edilecek bir görüş
olduğunu yukarıda ''Bir Sözle Üç Boşama'' başlığı altında açıklamıştık.

Meselenin mevcut hukuktaki boyutu ve hükmü ayrıdır.

520-Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/205.


Sarhoşun Boşaması

Sarhoşluk veren ve dinen yasak olan bir maddeyi kendi arzusu ile
kullanarak sarhoş olan kimsenin boşaması geçerlidir. Ancak sarhoşluk,
mubah bir şeyi yemekten veya içmekten yahut sarhoş edici şeyi zaruret,
zorlama veya yanılarak kullanmaktan ileri gelmişse boşama geçerli olmaz.

Bir de sarhoş olan kimse, ne söylediğini bilmeyecek, karşısındakini
tanımayacak derecede akıl ve dengesini kaybetmiş olursa, boşaması
geçerli değildir. Yoksa bir derece sarhoş olmakla birlikte, söylediği
sözün hükmünü biliyor ve karşısındaki insanı tanıyorsa, boşaması geçerlidir. En sıhhatli görüş budur.
Bununla birlikte ashaptan Hz. Osman (r.a), sonraki fakihlerden Ömer b.
Abdülaziz, Hanefî âlimlerinden İmâm Züfer, Tahâvî, Kerhî ve Şâfiî
âlimlerinden Müzenî'ye göre sarhoşun boşaması geçerli değildir.521
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi'nde (md. 104) ve Mısır, Suriye gibi
müslüman memleketlerde sarhoşun boşamasının geçersiz olduğu görüşü kabul
edilmiştir.522
Bu fetva, günümüz insanı
için bir kolaylık olup maslahata daha uygundur. Sarhoşun boşamasında bu
şekilde farklı görüşler vardır fakat içkinin haram oluşunda hiçbir
ihtilâf yoktur.

521-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6883 (Beyrut 1997); Seyyid Sâbık, Fıkhü's-Sünne, 2/248.

522-Muhyiddin Abdülhamid, el-Ahvâlü'ş-Şahsiyye, s. 251; Karaman,
Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/300; Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s.
370.

Tehdit Altında Boşama

Bir kimse ölümle veya ciddî bir zararla tehdit edilerek hanımını
boşaması için zorlansa, Hanefîler'e göre boşaması geçerlidir. Çünkü onun
rızâsı olmamakla beraber bu işte irade ve ihtiyarı vardır; iki kötü
durumdan daha az zararlısını tercih etmiştir.
Hadiste, ''Küçük çocuğun ve akıl hastasının dışında her boşama
geçerlidir''523 buyrulmuş, tehdit altındaki boşama istisna
edilmemiştir.524
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler'e göre zorlananın boşaması geçerli
değildir. Bu konuda, gerektiğinde bu fetva ile amel edilebilir. Çünkü insan içinden hiç istemediği bir şeyi, bazan tehdit ve zorlama altında ifade etmiş olabilir.
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi 105. maddede tehdit altında zorlanarak yapılan boşamanın geçersiz olduğu kabul edilmiştir.525

523-Kâsânî, Bedâi, 3/100.

524-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/124.
525-Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/299; Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s. 368.

Şaka Yoluyla Boşama

Bir kimse boşama niyeti olmadan şaka ile gayri ciddî bir şekilde
hanımını boşasa, Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre bu boşama geçerlidir.
Örneğin, bir kadın şaka olsun diye kocasına, ''Beni boşa'' derse kocası
da aynı şekilde şaka olarak, ''Seni boşadım'' diye cevap verse boşama
meydana gelir. Çünkü şakacı kimse boşamanın sonuç doğurmasına razı
değilse de, bu sözü bilerek ve isteyerek söylemiştir. Konu ile ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
''Üç şeyin şakası da ciddîsi de ciddîdir; nikâh, boşama ve dönüşlü boşamada eşine dönmek.'' 526

526-Ebû Davud, Talâk, 9; Tirmizî, Talâk, 9; İbn Mâce, Talâk, 13;
Dârekutnî, Sünen, 4/18-19; Hâkim, Müstedrek, 2/197-198; Heyet,
el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/353.


Nikâh Kutsal Bir Emanettir; Şaka ile Zedelenemez

Nikâh ve boşama konusu şaka kabul etmez. Bu konu din
ve iman gibi kutsal, kıymetli ve nazik bir iştir. Bir mümin şakadan,
''Ben dinden çıktım!'' diyemeyeceği gibi şakadan da olsa mukaddes hiçbir
şeye dil uzatmaz, alaya almaz. Bunlardan her zaman sakınması gerektiği
gibi; hanımına karşı kullanacağı boşama sözlerine de dikkat etmelidir.
Dikkat etmezse sonucun ciddî olduğunu bilmelidir.
Yukarıdaki hadiste, bu işin önemi ortaya konmuştur. Demek ki bir koca,
şakadan da olsa hanımına boşama sözlerini kullanmamalıdır. Bir kadını
kocasının, ''Seni boşadım veya boşamak istiyorum'' sözü kadar inciten
bir söz ve davranış yoktur.
Koca ailesini bu şekilde şakadan da olsa incitmesin diye boşamanın şakası da ciddî kabul edilmiştir.
Bir de erkek hanımını gerçekten boşadığı halde, sonradan, ''Ben şakadan
boşadım'' diyerek bunu kötüye kullanmasın diye, şakadan boşama sözleri
geçerli kabul edilmiştir.

İş veya Maaş İçin Göstermelik Boşama

Bazıları yurt dışına gidebilmek ve oranın maddî imkânlarından istifade
edebilmek için o memlekette oturan yabancı bir kadınla evli olması
gerekmektedir. Bunun için mevcut hanımını mahkemede resmî olarak boşayıp
yabancı kadınla evlenmiş gözükmektedir. Bu kimsenin asıl niyeti birinci
hanımı boşayıp yabancı ile evlenmek değil, menfaat elde etmektir. Bunun
için mahkemeye boşama dilekçesi vermektedir. Bu dilekçe bir karardır,
hâkime boşama yetkisini devretmektir. Hâkim tasdik ettiği zaman birinci
hanımdan bir kere boşanmış olur. Kocanın, ''Benim niyetimde aslında
boşamak yoktu'' sözü geçersizdir.
Dinimize göre, bu koca üç hakkından birini kullanmış olur. İsterse
kalan iki hakkını kullanmak üzere birinci hanımıyla evliliğini devam
ettirir. Koca, boşadığı kadının iddeti içinde dönüş yapmazsa, nikâhını
tazelemesi gerekir.
İş ve maaş için bu yolların denenmesi doğru değildir. Zaruretten
yapanlara belki sükût edilir, fakat bu işi sırf ticaret için yapanların
sorumluluğu vardır.

Hata ve Dil Sürçmesi ile Boşama

Hata ile boşama geçerli değildir. Bir kimse hanımına, ''Sen hoşsun''
demek isterken, dili sürçüp, ''Sen boşsun'' dese, bu boşama olmaz.527

527-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/7887.


http://gizlihazineler.turkforumpro.com

2 BOŞANMA BOŞAMA NEDİR? Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:46 pm

CANTAR




Dilsizin Boşaması

Dilsizin boşaması da nikâhı gibi işaretle olur. Şayet yazı yazmayı biliyorsa bu durumda boşaması yazı ile olur.528


528-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/241.



Öfkelinin Boşaması


Kişi ne diyeceğini bilmeyecek derecede öfkeli ise boşama geçerli değildir. Değilse geçerlidir.529


529-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/365.



Mektupla Boşama


Koca, açık boşama ifade eden sözleri içeren mektubu imzalayarak eşinin
adresine göndermesiyle boşama gerçekleşir. Çünkü yazı ile hitap, söz ile
hitap gibidir.530

Şâfiîler'e göre mektupta yazılan ifadeler açık olsa bile yazı ile
boşama ''kinayeli sözlerle boşama'' niteliğindedir. Bu yüzden ayrıca
boşama niyetinin bulunması gerekir.


530-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/50.



Hastanın Boşaması


Aklı başında olduğu sürece hastanın boşaması geçerlidir. Ancak, ölüm
hastalığında koca eşini boşar ve eşi henüz iddet beklerken kendisi
ölürse eşi ona mirasçı olur. Çünkü bu durumda koca, hakkını kötüye
kullanarak eşini mirastan mahrum etmeyi kastetmiş olması muhtemeldir.531


Telefonla Boşama geçerlidir. Örneğin, bir kimse telefonla eşine karşı
veya bir başkasına eşini boşadığını ifade ederse hanımı boşanmış olur.


531-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/387, Şâfiîler'e göre bu durumda kadın mirasçı olamaz.



Kalpten Boşama Niyetinde Bulunmak


Sırf kalpten niyet edilmesiyle ve akıldan geçirilmesiyle boşama olmaz.
Çünkü boşamanın rüknü olan irade beyanı açık veya kinayeli (kapalı)
sözlerle söylenmedikçe veya yazılmadıkça boşama gerçekleşmez. Bir
hadiste belirtildiği gibi bu ümmet, dili ile söylemedikçe ve amelini
yapmadıkça kalbinden geçenlerden sorumlu değildir.532


532-Buhârî, İmân, 15; Müslim, İmân, 201-202; Ebû Davud, Talâk, 15; Tirmizî, Talâk, 8.



Şarta Bağlı Boşama


Boşamanın bir şarta bağlanması durumunda bu şart gerçekleşince boşama
da gerçekleşir. Bu şart gerçekleşene kadar evlilik devam eder. Örneğin
kocanın hanımına, ''Benden izinsiz evden çıkarsan boşsun'' demesi gibi
ki, bu durumda kadının izinsiz evden çıkmasıyla boşanmış olur.533


533-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/442.



Kadına Boşama Yetkisinin Verilmesi


İslâm hukukunda boşama yetkisi prensip olarak erkeğe verilmiştir. Fakat
nikâh akdinde şart koşulması halinde kadın da bu yetkiye sahip
olabilir. Akid esnasında kadının boşama yetkisine sahip olabilmesi için
teklifin kadın tarafından yapılmış olması şarttır.

Örneğin kadın, erkeğe, ''Boşama hakkı elimde olmak üzere seninle
evlendim'' dese, erkek de, ''Evet bu şekilde seni eş olarak kabul
ettim'' dese boşama yetkisi kadına verilmiş olur.

Böyle bir şart bulunmadığı halde akidden sonra herhangi bir zamanda kocanın karısına boşama yetkisini vermesi de mümkündür.

Boşama yetkisi bir süre için verilebildiği gibi süresiz olarak da
verilebilir. Şayet boşama yetkisi bir süre ile sınırlandırılmaksızın
verilmişse bunun süresi, yetkinin verildiği meclis ile sınırlıdır.

Koca eşine boşama yetkisi vermeden önce kendisi boşama yetkisine sahip
olduğu gibi, bu yetkiyi eşine verdikten sonra da kendisinin bu hakkı
devam eder.

Koca tarafından kadına verilen bu boşama yetkisi kadının bir mülkü gibi
olduğu için bundan kocanın geri dönmesi geçerli değildir.534


534-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/332.



Kadının Boşama Davası Açması


İmâm-ı Âzam ile İmam Ebû Yusuf'a göre kadın, yalnız cinsî ilişkiyi
engelleyen iktidarsızlık, cinsel organın kesilmiş veya husyelerinin
(yumurtaların) çıkarılmış olması gibi nedenlerden dolayı boşama davası
açabilir.

İmam Muhammed'e göre ise kadın yalnız bu üç nedenden değil, kocasıyla
beraber yaşadığı takdirde zarar göreceği her kusur ve hastalıktan dolayı
boşama davası açabilir.

Şâfiîler'e göre kadın şu beş sebepten dolayı boşama davası açabilir:

1. İktidarsızlık.

2. Cinsel organının kesik olması.

3. Delilik.

4. Cüzzam.

5. Baras (alaca) hastalığı.


Mahkeme Kararıyla Boşama


Mahkeme kararıyla boşanan kimseler dinen bâin (kesin ve yeniden nikâh
icap eden) bir boşama ile boşanmış olurlar. Bu kimseler isterlerse
(geride kalan iki boşama hakkıyla) yeniden nikâhlanarak evlenirler.


Boşama Hakkı Niçin Kadının Elinde Değil?


Nikâh, elde etmesi kolay fakat elde tutması zor bir emanettir. Dinimizde insan
hürriyetine ve şahsın tercihine çok önem verildiği için her söz ciddîye
alınmaktadır. Akıllı ve bulûğa ermiş her şahıs, evlilik, alışveriş gibi
muamelelerde tam bir hürriyete sahiptir. Hukuka uyduktan sonra istediği
tercihi yapabilir. İşte boşanma olayı da şaka kabul etmeyen, her sözün
karar kabul edildiği bir mesele olunca, bunda dikkat, sabır, acele
etmemek, hislere kapılmamak, düşünerek karar vermek daha önemli
olmaktadır.

Bir konuda tam bir sorumluluk alan ile tercihine göre serbest hareket
eden kimse aynı davranmaz. Dinimizde erkek ailenin düzen, geçim, koruma,
barınma, sağlık, eğitim gibi temel sorunlarını üstlendiği için, nikâh
taşıma emaneti ve boşama yetkisi de ona verilmiştir.

Kadının aile içinde herhangi bir harcama zorunluluğu da yoktur.

Kadın erkeğe nisbetle daha hissî, kapılgan ve zayıftır. Şayet boşama
hakkı kadına da verilmiş olsaydı pek çok kadın hislerine kapılarak bu
hakkı hemen kullanırdı. Bu da evlilik hayatı için bir tehlike teşkil
ederdi.

Bu ve benzeri hikmetlerden dolayı kadına boşama hakkı verilmemiştir.


Kadın Boşama Hakkına Nasıl Sahip Olur?


Kadının boşanma hakkı hepten elinden alınmış ve yolu tıkanmış değildir. Kadın şu üç yolla boşanma hakkını elde eder:

1. Kadın nikâh esnasında veya daha sonra boşama hakkını ister. Koca da
kabul ederse, kadının hâkime gitmeden boşama hakkı olur. Kadın bu hakkı,
kocadan alacağı mehrine sayabileceği gibi, hiç karşılıksız da alabilir.
Koca bu hakkı, süreli veya süresiz verebilir.

2. Kadın bir bedel vererek kocanın kendisini boşamasını isteyebilir. Koca kabul ederse, boşama gerçekleşir.

3. Kadın boşanmak için hâkime müracaat eder. Zaruret olunca, kadın
hakeme ve mahkemeye gider. Bu yol her zaman açıktır; gerektiği zaman
kullanılabilir.

Kadın geçimsiz erkeği idare edemezse, onunla kavgaya girmez. Durumu
değerlendirmek üzere her iki taraftan birer ehil kişi hakem olarak
seçilir. İki ailede bu işte hakemlik yapacak kapasitede kimse yoksa
başka insanlar bulunur. Onlar olayı çözemezse, durum hâkime yani
mahkemeye intikal eder. Hâkim ya problemi çözer, hayat normale döner ya
da usulünce nikâhı fesheder, kadını çileden kurtarır.

Şunu da hatırlatalım ki, bir kadının yersiz, sebepsiz ve gereksiz bir
şekilde kocasından boşanmayı istemesi tehlikelidir. Allah Resûlü (s.a.v)
bu konuda kadınları şöyle uyarmıştır:

''Hangi kadın bir sıkıntı içinde değilken gereksiz yere kocasından boşanmayı isterse, ona cennetin kokusu haramdır.''535


535-Ebû Davud, Talâk, 18; İbn Mâce, Talâk, 21; Ahmed, Müsned, 5/277; Hâkim, Müstedrek, 2/200.



Bedel ile Boşanma


Dinimizde evli kadın kocasına vereceği bir bedel karşılığında kendisini
boşamasını isteyebilir. Erkek kabul ettiğinde kesin bir boşama
gerçekleşir. Bu da kadın için bir çıkış yoludur.

Boşama bedeli olarak verilecek miktarın bir sınırı yoktur; kadın
gücünün yettiği para, altın, gayri menkul ve bir hizmeti bedel olarak
sunabilir. Kocanın, kadından mehrinden fazlasını istemesi mekruhtur.

Konu ile ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Eğer erkek ve kadının, Allah'ın
sınırlarında duramayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının
(geçinemediği kocasında ayrılmak için) bir bedel vermesinde ikisine de
bir günah yoktur.'' 536

Bedel ile boşama gerçekleşince kadın kesin bir boşama ile (bâin
talâkla) boşanmış olur. Yeniden birleşmek isterlerse tekrar nikâh
kıyılması gerekir. Bu tür bir boşamada ayrıca hâkimin hükmüne ihtiyaç
yoktur.537


536-Bakara 2/229.


537-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/156; Molla Hüsrev, ed-Dürer, 1/389. Şâfiî
mezhebinde ağırlıklı olan görüşe göre bedelle boşanma, normal bir
boşanma değil, fesih anlamındadır.


Kadına Yaklaşmamak İçin Yemin Etmek


Bir koca, kızdığı hanımına yaklaşmamak için yemin ettiğinde bunun
hükümleri vardır. Bu durum Kur'an ve Sünnet'te mevcut olup, işin usulü
belirlenmiştir.

Koca, Allah'ın
adını zikrederek, ''Vallahi bundan sonra sana yaklaşmayacağım, seninle
cinsî yakınlıkta bulunmayacağım'' derse böyle bir yemini yapmış olur.

Böyle bir yeminde süre belirtilmemişse, hanımdan ayrı kalma süresi dört
aydır. Dört ay dolmadan yemini bozup hanımına dönen koca, sadece yemin
kefâreti öder. Tavsiye edilen de budur.

Koca dört aydan sonra dönerse, dönüş hakkı vardır, fakat koca bu kadar
süre hanımını ihmal etmenin cezası olarak kesin bir boşama hakkını
kullanmış sayılır. Yeni bir nikâh gerekir.

Koca hanımından ayrı kalmaya yemin ettiği gibi, bu yemini bozduğu
takdirde bazı şeyleri yapmaya söz verirse, onları yerine getirmesi de
gerekir. Meselâ, ''Allah
adıyla yemin ederek söylüyorum, seninle dört ay içinde cinsî temasta
bulunursam üzerime hac farz olsun'' diye bir adakta bulunabilir.
Yeminini bozup hanım ile cimâ yaptığında, hacca gitmesi üzerine farz
olur. Veya, ''Vallahi bu süre içinde seninle cinsî temasta bulunursam
sen benden boş ol!'' derse, bu süre içinde yeminini bozup cimâ yaparsa,
hanımı bir boşanma ile boşanmış olur.538

En güzeli böyle bir yemini yapan koca, başka bir şart ve adak
söylemeksizin; sürenin dolmasını beklemeden yemini bozup yemin kefâreti
ödemeli ve bu sıkıntıyı en kolay yoldan atlatmalıdır.


538-Dâmâd, Mecmaü'l-Enhur, 1/441; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/151.
Şâfiîler'e göre bu durumda boşama kendiliğinden sona ermez; koca ya
eşini boşar veya kadının başvurmasıyla hâkim aralarını ayırır. Her iki
durumda da ric'î (yani yeni nikâh olmadan dönülebilecek) boşama meydana
gelir.



Hanımını Mahrem Bir Yakınına Benzetmek (Zıhâr)


Bir kimse, nikâhındaki hanımına, onu kendisine haram etmek kastıyla,
''Sen bana annem gibisin'' veya, ''Sen bana annemin sırtı gibisin''
yahut ''Sen benim için bacım gibisin'' dese, bu sözün bir hükmü ve
cezası vardır. Buna dinimizde ''zıhâr'' denir. Zıhâr sırt anlamındadır.
Genelde mahrem kadının sırtı zikredilerek bu benzetme yapıldığı için bu
işe ''zıhâr'' ismi verilmiştir.

Zıhâr yapmak haramdır, fakat yapılınca geçerlidir.

Bu benzetme kendileriyle ebediyen evlenme yasağı olan bir kadın üzerinde yapıldığı zaman hükmü olur, kefâreti gerekir.

Bu kadınlar anne, kız kardeş, teyze, hala, sütanne, kayınvalide gibi
kendisiyle hiçbir zaman evlenemeyeceği kimselerdir. Hanımını kendisiyle
evlenebileceği bir kadına benzetmekle bu hüküm gerçekleşmez ve bir şey
lâzım gelmez.

Zıhâr yapan kimsenin kefâret verinceye kadar karısıyla cinsî ilişkide
bulunması veya öpmek, kucaklamak, avret yerine bakmak gibi cimâya yol
açacak davranışlarda bulunması haramdır.

Hanım, zıhâr yapan kocasından bir an evvel kefâretini ödeyip kendisine
yaklaşmasını talep edebilir. Kocası kefâret ödemeyi kabul etmiyorsa
kadın durumu hâkime götürebilir. Hâkim, kefâret ödeyip hanımına
yaklaşması için kocayı zorlar. Koca imkânı olduğu halde kefâret ödemiyor
ve zıhârı bahane edip hanımına eziyet ediyor olabilir. Hâkim buna mani
olur.

Kur'ân-ı Kerîm'de böyle bir işin cezası şöyle belirtilmiştir:

''Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden
dönenlerin karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete
kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah
yaptıklarınızdan haberdar olandır. Buna imkân bulamayan kimse temas
etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü
yetmeyen altmış fakiri doyurur. (Bu hafifletme) Allah'a ve Resûlü'ne
inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı
bir azap vardır.''539

Demek ki zıhâr yapan kimsenin ödeyeceği kefâret sırasıyla şudur:

1. Bir köle âzat etmek. Bugün için bunu uygulama imkânı yoktur.

2. Altmış gün peş peşe oruç tutmak. Buna gücü yetmeyecekse,

3. Altmış fakiri sabah akşam doyurmak. Bir fakiri altmış gün doyurmak da yeterlidir.

Zıhâr yapan koca, kefâret vermekten ve hanımına yaklaşmaktan kaçındığı takdirde mahkeme eşleri ayırma yoluna gider.540

Bir erkek hanımına, ''Sen bana annem gibisin'' dediğinde bu söz üç niyetle söylenmiş olabilir:

1. Kıymet ve değerini anlatmak için. Buna bir şey lâzım gelmez.

2. Kendine haram yapmak için. Bu, zıhâr olur.

3. Boşamak için. Bu, kinayeli bir sözle boşamak olur.

Bir erkeğin hanımına, ''bacım'', ''kardeşim'' veya ''kardeşçiğim'' demesi yasaktır, mekruhtur.541


539-Mücâdile 58/3-4.


540-Dâmâd, Mecmau'l-Enhûr, 1/496; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161; İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, 4/219-231.

541-Ebû Davud, Talâk, 16. İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, 4/225.


Günümüzde Boşanma


Boşamanın hukuku ilgilendiren yönleri ve sonuçları vardır. Günümüzde
evlilik gibi boşanma da yetkili kurumlara tescil ettirilmelidir.

Boşamak, bir çift sözle kadının bütün hukukunu bitirmek değildir. Bu
kadının mehri, nafakası, iddet müddetince kalacağı yer, çocukların
nesebinin tesbiti, bakım ve terbiyesi, mirasçıların belirlenmesi gibi
hukuku ilgilendiren birçok hak ve görevler vardır.

Bütün bunları dikkate alan son devir Osmanlı hukukçuları aile hukukuyla
ilgili yaptıkları yeni düzenlemelerde evliliğin ve boşanmanın ilgili ve
yetkili makamlara ayrıca onaylatılmasını gerekli görmüşlerdir.542

Boşama yetkisinin erkekte olması, hakları korumak için yeterli değildir. Konu erkeği aşıyor.

Bugün boşanma konusunda doğabilecek haksızlıkları ve özellikle kadının
zararını önlemek için, dinimizin tavsiye ettiği usul takip edilmelidir.

Kocanın, yuvayı devam ettirmek için söz ve tavırla yapabileceği bir şey
kalmamış ise, ikinci safhaya geçilmelidir. Bu safha arabulucu hakemlere
gitmektir.

Hakemler her iki aileden seçilir. Hakem seçilen kimseler akıllı, bulûğa
ermiş, tecrübeli, adaleti gözeten, en yakın çevreden, samimi olarak
barış isteyen iki müslüman olmalıdır. Yakın aile çevresinde bu
vasıflarda kimse yoksa diğer müslümanlardan da olabilir.

Hakemlerden de olumlu sonuç çıkmazsa, sonuç ayrılmaktır. Bu safha hâkimi ilgilendirir. Konuyu mahkemeye intikal ettirmelidir.

Koca hanımını dinin mubah gördüğü bir yolla boşamış ve dönüş imkânı
kalmamış ise, hem kendisinin hem de boşadığı kadının başkasıyla evlilik
yolunu açması lâzımdır. Bunun için sözlü boşamak yeterli değildir;
mahkemeye gidip boşamayı ayrıca tescil ettirmesi gereklidir.


542-bk. Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s. 452-454.




EVLİLİĞİN SONA ERMESİYLE OLUŞAN HAKLAR


Bir evlilik boşanma, ölüm veya hâkimin ayırması ile son bulur. Bu
durumlarda kadını ve erkeği ilgilendiren bazı hükümler vardır. Bunların
içinde en önemli olanlarını zikredeceğiz. İddet bunların başında gelir.


İDDET


İddet, sözlükte ''saymak'' anlamına gelir.

Fıkıhta iddet, ''Kocası ölen, boşanan veya evliliği feshedilmiş
kadının, bu evlilikle ilgisinin tamamen kesilmesi ve başkasıyla
evlenecek hale gelebilmesi için beklemesi gereken müddet'' olarak tarif
edilmiştir.543


543-Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/328.



İddetin Sebep ve Hikmetleri


İddetin bazı hikmetleri içinde şunları zikretmek mümkündür:

a) Ric'î (yeniden nikâh gerekmeden kadına dönüş imkânı veren) boşamada
bir düşünme fırsatı vermek ve yeniden evlilik hayatına dönebilme
imkânını hazırlamak.

b) Dönüşü olmayan boşamalarda veya hâkimin nikâhı feshetmesinde kadının eski kocasından hamile olup olmadığını tesbit etmek.

c) Vefat eden kocasının hatırasına bağlılığını ve vefasını ispat için kadına fırsat tanımak.

d) Boşanıp tekrar evlenmeyi güçleştirerek aile bağını korumak ve suistimalleri önlemek.544

e) En önemli sebep, yüce Allah'a itaattir. Yüce Allah, boşanan veya
kocası ölen kadının beklemesi gereken süreyi belirlemiş ve bunun
yapılmasını emretmiştir.

Kocası boşanan veya ölen kadının hamile olmadığı kesin bilinse, hatta
kadın çocuk yapamayacak bir hastalığa sahip olsa, yine belirlenen süre
evlenmeden beklemelidir.


544-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/627.



İddetin Çeşitleri


İddetin çeşitleri şunlardır:


1. Boşanmış Kadının İddeti


Boşanmış bir kadın hamile değilse ve âdet görüyorsa bunun iddeti üç
hayızdır. Diğer mezheplere göre üç temizlik süresidir. Konuyla ilgili
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Boşanmış kadınlar, bizzat kendileri üç hayız müddeti beklerler.''545

Kadın temiz günlerinde boşanmışsa, üçüncü aybaşı halinden temizlenince
iddeti tamamlanmış olur. Ancak hayızlı iken boşanmışsa, içinde bulunduğu
hayız halinin dışında üç hayız sonunda iddeti bitmiş olur.

Nikâh kıyıldığı halde cinsî ilişkiye girmeden önce boşanan kadın ise
iddet beklemez. Konuyla ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da kendileriyle cinsî
ilişkiye girmeden boşarsanız, onlar için sayıp bekleyeceğiniz bir iddet
süresi yoktur.''546


545-Bakara 2/228.


546-Ahzab 33/ 49.


2. Küçüklerin ve Yaşlıların İddeti


Ergin olmayan veya yaşlılıktan dolayı hayız görmeyen kadınların iddeti
üç aydır. Konuyla ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini
görmemiş bulunanların iddetleri konusunda tereddüt ederseniz, onların
bekleme süresi üç aydır.''547

Genelde kadınların âdetten kesilme yaşı elli beştir.548


547-Talâk 65/4.


548-Şâfiîler'e göre âdetten kesilme yaşı altmış ikidir.


3. Hamile Kadının İddeti


Kocanın ölümü veya boşama sırasında hamile olan kadının iddeti doğumla
sona erer. Konuyla ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Hamile olanların bekleme süresi doğuma kadardır.''549

Hamilelik sebebiyle iddet bekleyene, belirli bir süre yoktur. Boşamadan
veya ölümden sonra ister bir gün, ister daha az bir müddet sonra doğum
yapsın iddeti tamam sayılır.550

İddet bekleyen kadın düşük yaparsa, düşüğün organları belirgin ise
iddet sona erer; değilse ölüm veya boşama iddetini tamamlar.


549-Talâk 65/4.


550-Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/375.


4. Kocası Ölen Kadının İddeti


Kocası ölen kadın hamile ise iddeti doğumla sona erer. Şayet kadın
hamile değilse onun iddeti dört ay on gündür. Konuyla ilgili Kur'ân-ı
Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:

''Sizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri (evlenmeden) kendi başlarına dört ay on gün beklerler.'' 551

Ölüm iddeti için eşler arasında cinsel temas şartı aranmadığı gibi
kadının hayız görecek yaşta olup olmaması da sonucu değiştirmez. Kocası
ölen her kadın, bu iddeti bekler; çünkü âyetin mânası hepsini içine
alacak şekildedir.

Bazı âlimler, kocası ölen kadınlar ile boşanan kadınların iddet
müddetince evde kalma konusunu farklı değerlendirmişlerdir. Âyetlerde
boşanan kadınların kocalarının evinde beklemeleri söylenirken, kocası
ölen kadınlar için yer belirtilmeden sadece ''dört ay on gün''552
beklerler buyrulmuştur.

Bazı âlimler kadın için kalma, barınma ve korunma olarak neresi uygunsa iddetini orada bekler demişlerdir.553


551-Bakara 2/234.


552-Bakara 2/234.

553-Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/436; Abdürrezzâk, Musannef, nr. 12050-12060.


5. Kocası Kaybolan Kadının İddeti


Bu konuda Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi'nde Mâlikî ve Hanbelî mezhebinin görüşü ile amel edilmesi tercih edilmiştir.

Buna göre kaybolan kişinin hayatından ümit kesildiğinden itibaren dört
yıl geçince eşi, kayıplığın tesbitini ve ayrılık kararının verilmesini
isteyebilir. Hâkim, eşleri ayırınca kadın dört ay on gün ölüm iddetini
bekler, sonra serbest olur.

Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi'nde bu fetva kanunlaştırılmıştır.554


554-Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/316; Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s.463.



Ölen Kocaya Yas Tutmak


Kocası ölen bir kadın, onun hatırasına hürmeten yas tutar. Bu yasın
süresi dört ay on gündür. Gayesi, ölene kadar hayatı paylaştığı kocasına
vefa göstermek, dini ve dünyası adına en büyük yardımcısını
kaybettiğine üzülmektir. Kadın için bir faydası da, bu süre içinde kadın
kendini dinler, dengeler ve yeniler. Böylece yeni hayatı taşıyacak gücü
elde eder.

Bir önemli hedef de kadının vefat eden kocasından hamile olup
olmadığını tesbit etmek, hamile ise nesebi belirlemek ve korumaktır.

Bir diğer önemli sebep yüce Allah'ın bu konudaki emrine uymaktır.

Hanefî mezhebi âlimleri üç boşanma ile boşanıp kocasıyla bütün bağları
kopan kadının da bu yası tutması gerektiğini söylemişlerdir. İmâm Şâfiî
ise gerekmeyeceği görüşündedir.555

Doğrusu bazı boşanmalar vardık ki, yas değil sevinç sebebidir. Yuvayı
âfete dönüştüren bir kocadan veya kadından kurtulmak, mutlu olacağı
ikinci bir yuvaya imkân bulmak her iki taraf için de rahmettir.

Koca dışındaki yakınlar için tutulacak yas süresi üç gündür.

Bu süre içinde kadının süslenmesi, koku sürünmesi, kına yakması,
gözlerine sürme çekmesi, altın ve gümüş takılar takınması, göz alıcı ve
süslü elbiseler giyinmesi haramdır.

Yas için siyah giyinmek şart değildir. Kadın yas günlerinde normal günlük elbiseleri ile durabilir.

Bu hususta Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

''Allah'a
ve âhiret gününe inanan kadının, bir ölü için üç geceden fazla yas
tutması helâl olmaz. Sadece kocası için dört ay on gün yas tutar.''556

Kocası ölen kadın, yas süresince kocasının evinde kalır. Ancak bir
zaruret olursa evin dışına çıkabilir veya başka bir eve geçebilir. Şu
durumlar birer zarurettir.

1. Ev eski olup yıkılma tehlikesi varsa,

2. Ev kira olup kira bedeline güç yetmez veya ev sahibi çıkarmaya zorlarsa,

3. Geçimini temin edemez, çalışması gerekirse,

4. Sağlık ve tedavi için oturduğu beldede yeterli doktor ve ilâç yoksa,

5. Kaldığı evin vârisleri çok olup kendisine yetecek kadar yer ve pay kalmazsa,

6. İlk evde kaldığı sürece malı, canı ve namusu için zarar göreceğini
bilirse başka yere intikal edebilir. Artık onun yas tutacağı ev o yeni
yer olur.557

Kocası ölen bir kadın devlet memuru veya özel bir şirkette görevli ise,
geçim zarureti ve görevi icabı evin dışına çıkabilir. Buna müsaade
edilmiştir.558

Kocası ölen kadına miras bırakılmamış olup kadın çalışmak zorunda
kalabilir. Bu durumda kadın, imkân bulursa hem çalışır hem de iddetini
bekler,559 usulünce yasını tutar. Dört ay on günden sonra başkası ile
evlenme yolu açık olur.

Diğer önemli bir husus da günümüzde hac için yol hazırlığı yapan veya
yola çıkan bir kadının kocasının ölmesi durumunda ne yapacağıdır.

Kadın kocası ile birlikte veya onun izni ile farz olan haccını yapmak
için resmî makamlara müracaat etmiş, izin almış, yol hazırlığı yapmış
olduğu bir sırada kocası ölürse, duruma bakılır:

Bu yolculuğu tehir edince hiçbir zararı olmayacak ve daha sonraki
senelerde gitmesi zora girmeyecekse hacca gitmeyip bekler. Fakat
gitmeyince yeniden hac imkânı bulamayacak veya çok zorda kalacaksa, hac
yoluna devam eder.560

Hz. Âişe (r.ah) validemiz kız kardeşi Ümmü Gülsüm (r.ah) vefat eden kocasının iddetini beklerken, onu umreye götürmüştür.561

Bu arada yanında bir mahreminin bulunması gerekir. Mahremi yoksa veya
olup da onun yol masraflarını karşılayacak parası bulunmazsa, farz haccı
için Şâfiî mezhebinin fetvası ile amel edebilir.

Bu durumda, gidiş geliş süresince yol emniyeti olmalı ve ayrıca yanında tanıdık, güvenilen bir kadın topluluğu bulunmalıdır.


555-Kâsânî, Bedâi, 4/462 (Beyrut 1997).


556-Buhârî, Talâk, 45 (4918); Müslim, Talâk, 58.

557-Kâsânî, Bedâi, 4/451; Muhyiddin Abdülhamid, el-Ahvâlü'ş-Şahsiyye,
s. 347-348. Bu konuda geniş açıklama ve deliller için bk. Zeydân,
el-Mufassal fî Ahkâmi'l-Mer'e, 9/202-218.

558-bk. Zeydân, el-Mufassal fî Ahkâmi'l-Mer'e, 9/216.

559-Müslim, Talâk, 55; Ebû Davud, Talâk, 41; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/436.

560-Kurtubî, el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'ân, 2/162-163 (Beyrut 1998);
Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 3/329-351 (Beyrut 1997); Zeydân, el-Mufassal fî
Ahkami'l-Mer'e, 9/210211.

561-Abdürrezzâk, Musannef, nr. 12053-12054; Kurtûbî, el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'ân, 2/162-163; Kâsânî, Bedâi, 4/451.

* Bu kısım Hasip Asutay'a ait Semerkand yayınlarından çıkan Nikâh ve Boşanma adlı eserinden istifadeyle hazırlanmıştır.


BOŞAMA ile İLGİLİ SORULAR*


Soru: Bir kimse hanımına, ''Sen anam bacımsın'' demekle hanımı boşanır mı?

Cevap: Hayır, boşanmaz.562 Ancak, ''Bundan böyle anam bacım ol'' derse ve boşamaya niyet ederse boşanır.563

Soru: Bir kimse hanımına, ''Sen anam bacım gibisin'' demekle hanımı boşanır mı?

Cevap: Boşamaya niyet etmesi durumunda boşanır.564

Soru: Eşlerden birinin zina yapmasıyla nikâh bozulur mu?

Cevap: Hayır, nikâh bozulmaz. Ancak Kur'an'da çok çirkin bir iş olarak
tanıtılan zina, en büyük günahlardandır. Ağır cezası vardır. Suç kesin
olarak tesbit edilip ceza uygulanınca, zaten evlilik sona ermiş olur.

Soru: Boşamada şahit tutmanın hükmü nedir?

Cevap: Tavsiye edilmiş olup güzeldir.565

Soru: Ehl-i kitap olan karı-kocanın evliliklerini sürdürürken koca İslâm'a girerse nikâhları bozulur mu?

Cevap: Hayır, bozulmaz. Çünkü müslüman bir erkeğin Ehl-i kitap olan bir
kadınla evlenmesi câizdir. Fakat kadının müslüman olması durumunda
nikâh bozulur.

Soru: Bir kimse hanımına, ''Seni boşamak boynuma borç olsun'' demekle hanımı boşanır mı?

Cevap: Hayır, boşanmaz.

Soru: Bir kimse, ''Ahmet'in evine gidersem hanımım boş olsun'' derse ve
Ahmet öldükten sonra vârislere intikal eden bu eve giderse hanımı
boşanır mı?

Cevap: Hayır, boşanmaz.

Soru: Kişi hanımı için, ''Bu eşim değildir'' derse hanımı boşanır mı?

Cevap: Niyet etmesi durumunda hanımı boşanır.566

Soru: Bir kimseye, ''Hanımın var mı?'' diye sorulduğunda yoktur derse hanımı boşanır mı?

Cevap: Hayır, boşanmaz.

Soru: Bir kimse kendisini dinden çıkaracak bir söz söylese veya bir davranışta bulunsa hanımı boşanır mı?

Cevap: Evet, bu durumda hanımı hemen boşanır. İslâm'a tekrar dönünce
her iki taraf isterlerse yeniden birbiriyle evlenebilir.567 Küfre giren
kadın ise ancak iddeti içerisinde eski kocasıyla evlenebilir.

Soru: Kişi öfke halinde karısını boşadığını bilse fakat sayısını bilmezse kaç talâkla boşamış olur?

Cevap: Bir talâkla boşamış olur.568

Soru: Kişi hanımı için 'aramızda nikâh yoktur' derse hanımı boşanır mı?

Cevap: Boşama niyetiyle demesi durumunda boşanır.569

Soru: Bir kimse hanımına hitaben, 'Benim hanımım değilsin', derse hanımı boşanır mı?

Cevap: Boşamaya niyet etmesi durumunda boşanır.570

Soru: Bir kimse hanımına 'Evimden çık git, annenin evine git' dese ne lâzım gelir?

Cevap: Eğer boşama kastıyla söylememiş ise bir şey lâzım gelmez; fakat boşama kastıyla söylemişse karısı boş olur.571


562-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/470.


563-Mehmed Zihni, Nimet-i İslâm, s. 69.

564-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/470.

565-Talâk 65/2.

566-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/358.

567-Şâfiîler'e göre iddet müddeti içinde İslâm'a dönerse yeniden nikâh
kıyması gerekmez (bk. Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/157).

568-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/51.

569-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/54.

570-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/52.

571-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 2/353.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz