GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

KADINLARIN ÖZEL HALLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 KADINLARIN ÖZEL HALLERİ Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:31 pm

CANTAR




''Şu ensar kadınları ne iyi kadınlardır; dinlerini güzelce öğrenme
konusunda hayâları onlara mani olmuyor. Hayız ve gusül abdestine varana
kadar her şeylerini Hz. Peygamber'e (s.a.v) sorup öğreniyorlar.''

Hz. Âişe (r.ah): Müslim, Hayız, 61; Ebû Davud, Tahâret, 122; İbn Mâce, Tahâret, 124.


KADINLARIN ÖZEL HALLERİ


Kadınlara mahsus üç özel hal vardır. Bunlar hayız, nifas ve özür
halleridir. Bu meseleler pek mühimdir. Her yetişkin kızın bunları
öğrenmesi farzdır.


HAYIZ


Hayız Nedir?

Ergenlik çağına ulaşmış bir kadının rahminden belli günler içinde gelen
kana ''hayız kanı'' denir. Bu kan normalde ayda bir geldiği için ona
''aybaşı hali'' ve her ay belirli ve yerleşik günlerde tekrarladığı için
''âdet görme'' de denir.
Aybaşı demek, kadın her ayın başında kan görecek mânasında değildir.
Kadın ayın başında olduğu gibi ortasında ve sonunda da hayız kanı
görebilir. Aybaşı, bir temizlik süresinden sonra yeni hayız halinin
başladığı dönem demektir. Bu dönem bazı kadınlar için her ay yaşanır;
bazı kadınlar için de birkaç ay arayla meydana gelir. Hatta senelerce
hayız kanı görmeden temiz kalan kadınlar da olabilir.

Hayzın Başlama ve Bitiş Süresi

Hayzın başlama dönemi dokuz-on beş yaşları arasında olur.
Memleketimizde umumiyetle on iki-on dört yaşlarında başlar. Hayız hali
en çok elli beş yaşına kadar devam eder. Genellikle kırk beş-elli
yaşlarında sona erer.
Aybaşı kanamaları, normal olarak her ay üç ile on gün içinde gözükür.
Genelde beş veya yedi gün olur; bu sabit bir sayı değildir.
Kadının iki hayız arasındaki temizlik süresi en az on beş gündür, fakat
en çoğu için bir süre yoktur. Bir kadın aylarca hatta yıllarca hiç
hayız görmeden temiz kalabilir. Gebelik esnasında hayız kanı kesilir.
Kan gelirse özür kanı kabul edilir.

Hayız Hali Bir Hastalık Değildir

Hayız için pislik veya hastalık demek doğru değildir. Bu dönemdeki kadını da pis veya hasta görmek yanlıştır. Yüce Allah
hayız için sadece, ''O bir eziyetli dönemdir''457 buyurarak, bu dönemin
kadın için biraz sıkıntılı ve biraz da eziyetli olduğunu haber
vermiştir.
Bu âyet kadınların muhatabı ve sorumlusu olan aileye ve özellikle
kocalara bir uyarıda bulunmaktadır. Bu eziyetli dönemde onlara yardımcı
olunması ve sıkıntılarının paylaşılması istenmektedir.
Bunun için hayız halinde cimâ yasaklanmıştır; fakat cimânın haricinde her türlü ilgi, sevgi, yakınlık, aynı yatağı paylaşma, beraber yeme içme aynen devam etmektedir.

457-Bakara 2/222.


Bilgi ve İlgi İsteyen Dönem

Aile büyüklerinin, özellikle annelerin bulûğ çağına yaklaşan kızlarına
bu hususta gerekli bilgileri vermesi gereklidir. Genç kıza kan görme
olayını, bunun sebeplerini, onu tanıma ve takip usullerini, ondan
temizlenme şeklini anlatmalıdır. Bütün bunlar farz olan ilmihale girer.
İlk defa hayız lekesi gören bir kız, şâyet bu hususta bilgisiz ise
endişeye kapılabilir. Halbuki bunun endişe edilecek bir hali yoktur.
Normal vücutta olan her kızın-kadının, aybaşı âdetlerinin devam etmesi,
sıhhat ve olgunluk alâmetidir. Bu, bütün kadınlara mahsus bir haldir.
Aybaşı halindeki kadınların, en çok dikkat etmesi gereken bir mesele
temizliktir. Temizliğe dikkat edilmediği takdirde, tiksindirici hayız ve
ter kokusu meydana çıkar. Âdet halindeki kızların-kadınların, iki günde
bir ılık su ile banyo yapmaları ve her gün kirlenen yerlerini yıkayıp
temizlemeleri icap eder.
Âdet kanının kontrolü ve dağılmaması için özel bir bez veya pamuk
kullanılması gerekir. Kirlendikçe de yeniden temizlenir veya
değiştirilir.
Kirli âdet bezleri, görülecek yerlerde bırakılmamalıdır.
Bu dönemde kadınların yorucu işlerde çalışması veya çalıştırması doğru
değildir. Bu haldeki ağır işler kadının beden ve ruh sağlığını sıkıntıya
sokmaktadır. Bu sıralarda kadınlarda rahatsızlık, sıkıntı ve sinirlilik
halleri görülebilir. Bunun için aile veya koca bu devrelerde karşı
tarafa çok sabır ve anlayışla davranmak zorundadır. Zira çeşitli âile
geçimsizlikleri, çoğunlukla bu zamanlarda baş gösterir.
Bir de âdetten kesilme döneminde kadınlarda sinir buhranları çok
görülür. Âdetten kesilmeye tıpta ''menopoz'' denir. Bu kırbeş-elli
yaşları arasında gerçekleşir. Bu dönem de sabır ve hoş görü ister.

Hayzın En Az Süresi

Hayız akıntısı müddetinin en azı -geceleriyle beraber- üç gün, yani tam
72 saat; en çoğu da on gün, yani 240 saattir. Kanama üç günden az
olduğu takdirde aybaşı sayılmaz, özür kanı sayılır. On günden çok olması
halinde ise, on güne kadar olanı hayız sayılır, gerisi özür kanıdır.
İleride özür kanı hakkında bilgi verilecektir.
Şâfiî mezhebine göre, hayzın en az süresi bir gün bir gece, en çoğu on beş gündür.458
Hayız müddeti içinde akıntı, mutlaka sürekli olarak akmaz; umumiyetle
kesintili olur. Bu durumda kan gelmeyen günler de hayız halinden
sayılır. Meselâ bir kadın, pazartesi günü tam öğle vakti bir saat kadar
kan görüp kesilse, üçüncü gün olan perşembe günü öğle vaktinde bir saat
kan akıntısı olsa, bu üç günlük zamanın hepsi hayız halidir. Çünkü en az
üç gün (yetmiş iki saat) dolmuştur. Başında ve sonunda kan görülmekle
bu sabit olur.
Fakat, Hanefî mezhebine göre bu durumda sonuncu akıntı, daha tam üç
günlük zaman dolmadan sona erse ve sonra da on beş günlük (ara temizlik)
süresi içinde hiç kan gelmese, o akıntı günleri hayız halinden
sayılmaz. Çünkü hayzın en az müddeti olan üç gün yani yetmiş iki saat
dolmamıştır. Bu arada kılınamayan namazların kazâsı gerekir.
Özür kanı gören kadın üç günden az kan görür ve peşinden en az on beş gün temiz kalır.
Bir kadının gördüğü kan üç günden önce kesilir fakat birkaç gün sonra yine gelmeye devam ederse bu, hayız kanıdır.459

458-Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/171.

459-Dâmâd, Mecmau'l-Enhur, 1/79 (Beyrut 1998).

Temizlik Hali ve Süresi

İki hayız arasındaki zamâna ''temizlik hali'' veya ''temizlik dönemi''
denir. Bunun müddeti en az on beş gündür. En çoğu ise sınırlı değildir.
Temizlik döneminin süresi, kimi kadınlarda aylarca-yıllarca sürebilir.
Normal ve yerleşik bir âdetten sonra en az on beş gün geçmeden kanama
olsa bakılır: Eğer kadın on günlük hayız süresi içinde iken bu kanı
görmüş ve kan on gün içinde kesilmişse hayzı devam ediyor demektir.
Şayet kanama on günü geçmişse, âdetinden sonraki günlerde gelen kan özür
kanıdır. Bu durumda kadın normal temizlik günlerindeki gibi
ibadetlerini yapar. Ancak özürlü abdesti alır.
Bir hayızdan sonra en az on beş gün temiz kalınmadıkça yeni hayız dönemi başlamış olmaz.
Sabit Hayız ve İlk Defa Görülen Hayız Süresinin Tesbiti
Kadınların çoğu her ay belli günlerde hayız görürler. Bu hale
''yerleşik veya sabit hayız'' denir. Meselâ her ay dört, altı, yedi gibi
belirli bir gün hayız süresi olup her ay böyle devam eder.
Yeni bulûğa eren bir kızın âdet müddeti bir defa gördüğü süre ile belli
olur. Meselâ ilk defa beş gün kan görüp, yirmi beş gün temiz kalan bir
kızın âdet süresi beş gündür. Bu onun yerleşik âdet günü olarak sabit
olur.

Âdetin Değiştiği Nasıl Tesbit Edilir?

Bir kadının yerleşik hayız âdeti, bazan değişikliğe uğrayabilir. Bu
değişiklik kanın bir kere farklı gelmesiyle anlaşılır, iki defa tekrar
etmesiyle yerleşik âdet olur. Âdet yerleşik olmayabilir de. Her ay
değişip durur; ancak bu az kimsede meydana gelir. Bu durumda âdet, bir
kere farklı gelen kanla değişmiş olur.460
Meselâ, âdeti altı gün olan bir kadın, sonra yedi gün kan görse, artık
onun aybaşı müddeti yedi güne intikal etmiş olur. Sonraki bir âdette de
beş gün kan görüp tam temizlense, hayız müddeti beş güne inmiş olur.
Hayız süresi değiştiği gibi, hayız görme zamanı da değişebilir. Meselâ,
bu ayın başında hayız gören kadın, gelecek ay sonunda hayız görebilir.
Bu süre daha da uzayabilir. Hatta birkaç ay sonraya da sarkabilir.

460-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 1/107; Dâmâd, Mecmau'l-Enhur, 1/83.


Değişiklik On Gün İçinde Olmalıdır

On güne kadar devam eden değişik hayız akıntıları, âdet halini
değiştirmiş olur. Fakat on günü geçerse, değişiklik olmuş sayılmaz.
Meselâ her ay yedi gün kan gören kadın, sonradan üç gün daha artarak on
gün kan görmeye başlarsa, âdeti on güne çıkmış olur. Fakat yedi gün kan
gören bir kadın, sonradan on bir gün veya daha fazla kan görmeye
başlarsa, kan on günü aştığı için bunun normal bir hayız kanı olmadığı
anlaşılır. Bu durumda, yerleşik âdetine göre karar verir; âdet gününden
sonra gelen fazla akıntı hayız kanı sayılmaz. Bu durumda, âdeti olan
yedi günü hayız, diğer günler özür hali sayılır.
Âdet günü tamam olduğu halde beyaz rengin dışında bir akıntı devam eden
bir kadın, hayız gününün değiştiğini düşünerek namaza başlamaz.
Akıntının özür olduğu belli olunca, yerleşik âdetinden sonraki kılmadığı
namazları kazâ eder. Bu da akıntı on günü geçince anlaşılır.
Bunun gibi, her ay içinde belirli bir zamanda, meselâ beş gün âdet
gören bir kadın, bu defa kanaması üç gün önce başlayıp akıntı sekiz gün
devam etse, bu sekiz günün hepsi hayız sayılır. Fakat kanama süresi on
günü geçerse, bu durumda, yerleşik âdetinin geldiği beş gün âdet, ondan
önce ve sonraki akıntı özür kanaması olur. Bu özür günlerinde
kılınamayan namazlar kazâ edilir.

Sürekli Kan Görmeye Başlayan Kadın Ne Yapar?

Yerleşik ve belirli âdetle hayız gören bir kadın, bir hastalık
sebebiyle uzun süre hiç kesilmeden kan görmeye başlarsa, hayız müddeti
normal âdetine göre hesaplanır. Meselâ her ay yedi gün âdet görürken,
sürekli kan görmeye başlayan bir kadın, o yedi gün kanamayı ne zaman
görüyor idiyse, o günleri âdet, geri kalan kısmını özür olarak kabul
eder ve ona göre davranır.
Bu durum âdeti belli olan kadın içindir. Bir kız ilk âdet görmeye
başladığında daha âdetinin kaç gün olduğunu belirleyemeden sürekli kan
görmeye başlasa, onun hükmü farklıdır. Bu kız, ilk kan görmeye başladığı
aydan itibaren her ayın on gününü hayız, diğer günleri de özürlü ve
temizlik günleri kabul eder. Ona göre amel ve ibadet yapar.

Hayız Halini Takip Kadının Görevidir

Her kadının, kendi âdet halinin zamanını ve günlerini iyice öğrenip
ezberlemesi vâciptir. Âdet hali, değişik ve düzensiz olan kadınların da
yukarıda açıklanan durumları güzelce öğrenip, kendi hallerini gerektiği
şekilde bellemeleri icap eder. Bu meselelerin önemi büyüktür. Bu
inceliklere dikkat etmeyenler günahkâr olurlar.
Kadının şunları bilmesi gerekir:
a) Her hayız döneminde kaç gün âdet görüyor?
b) Kaç gün temiz kalıyor?
Temizlik süresi en az on beş gündür.
Bir hastalık veya anormallikten dolayı, âdet zamanını unutmuş olan bir
kadın, sürekli kan görüyorsa, âdetinin kaçgün olduğu konusunda düşünerek
kendi kanaatine göre karar verir.
Meselâ böyle bir kadın, geçen aydaki âdetinin beş gün olduğu kanaatine
sahip olursa, bu durumda devamlı kanamanın her ayından beş günü âdet
hali kabul edilir. Diğer günler de özür hali sayılır. Bu âdet müddetinin
her ayın hangi zamanına rastladığına da, yine kendi kanaatiyle
kararlaştırır.461
Ergenlik çağına gelmiş bir kız, ilk defa hayız kanı gördüğü takdirde,
namazını bırakır ve aybaşı halindeki yasaklardan kaçınır. Şayet bu
kanama kesildiği zaman, başlangıcı ile sonuncusu arası, üç günden daha
az olmuş ise, hayız olmayıp özür kanı olduğu anlaşılır.
Eğer ilk defa hayız gören bir kızın, kanama süresinin başlangıcı ve
sona ermesi arası, meselâ altı gün tutmuş olsa, o kızın aybaşı âdeti
altı gün olarak sabit olur. Kızın bu süreyi iyice bellemesi gerekir.
Çünkü bundan sonraki âdet halleri de -bir değişikliğe uğramadıkça- hep
altı gün olarak devam edecektir.
İlk defa hayız gören bir genç kızın kanaması aralıklı da olsa on günden
fazla devam ederse, on günü onun âdeti, fazlası da özür hali sayılır.


461-Serahsî, el-Mebsût, 3/193 vd.; İbn Âbidîn, Menhelü'l-Vâridîn (Mecmûatü'r-Resâil içinde), 1/99 vd.


Hayız Kanının Özellikleri

Hayız müddetinde akan kan, kadından kadına değişik renkte olabilir.
Siyah, kırmızı, sarı, yeşilimtırak, bulanık ve toprak renginde
görülebilir. Her kadın, kendi âdet kanının rengini bilmelidir.
Hayız müddeti içinde gelen kan tamamen kesilmedikçe, âdet hali son bulmuş olmaz.
Âdet süresinin en sonunda gelen akıntının rengi beyaz olur. Buna göre,
konulan pamuğun veya akıntının beyazlığı göründüğü zaman, hayız hali
kesilmiş olur. Bundan sonra -fazla vakit kaybetmeden- gusletmek ve
namazlara başlamak farz olur.

Süreyi Aşan Kan

Âdet akıntısı on günü geçerse, on günden fazlası özür kanı
sayıldığından, onuncu günün sonunda gusledip, kanama devam etse bile her
namaz vakti abdest alarak namazları kılmak gerekir.
Âdet hali son bulunca, tıpkı cünüp olan kimse gibi gusletmek farzdır.
Bu durumda vakit müsaitken gusletmeden namaz vaktini geçiren günahkâr
olur. Şayet su bulunmaz veya suyu kullanmak mümkün olmazsa, gusül yerine
teyemmüm edilir ve bununla namaz kılınabilir. Fakat su ile yıkanma
imkânı hâsıl olduğu zaman, teyemmüm bozulur ve ayrıca gusletmek farz
olur.

İbret Elmadaki İlim

Bir gün İmâm-ı Âzam (rah), talebelerine ders veriyordu. Meclisine bir
kadın yaklaştı. Kadın imama bakıyor, bir şey sormak istiyor, fakat edep
ve hayâsından halkın içinde konusunu dile getirmekten çekiniyordu.
Elinde bir elma vardı. Elmanın bir tarafı kırmızı, diğer tarafı sarımsı
idi. Kadın İmâm-ı Âzam'a önce elmanın kırmızı tarafını, sonra sarı
tarafını göstererek kendisine uzattı.
İmam elmayı aldı, bir bıçakla ikiye böldü, elmanın içindeki beyazlığı
kadına gösterdi ve geri verdi. Kadın elmayı aldı, başı ile anladığına
işaret ederek çekip gitti.
Meclisteki talebeler bu duruma çok şaşırdılar. Kadının ne sorduğunu ve
İmâm-ı Âzam'ın (rah) ne cevap verdiğini, bu elmanın ne mânaya geldiğini
anlamadılar. Durumu İmâm-ı Âzam'a (rah) sordular, o da şöyle açıkladı:
''Bu kadının hayızla ilgili bir sorusu vardı. Sizin içinizde hayasından
onu açıklayamadı. Sorusunu yanında getirmiş olduğu bu elma ile anlattı.
Bana elmanın önce kırmızı ve sonra sarı tarafını gösterdi. Bununla şunu
demek istedi:
'Ben âdet günlerimde iki türlü akıntı görüyorum; akıntı önce kırmızı
geliyor, sonra sarıya dönüyor. Bu sarı akıntı da kırmızı gibi âdetten
sayılır mı; yoksa o ayrı bir şey midir?'
Ben de elmayı ikiye bölüp içindeki beyazlığı göstererek şunu demek istedim:
'Beyaz bir akıntı görünceye kadar temizlenmiş sayılmazsın. Kırmızı ve sarı akıntı hayızdandır.'
İşte soru ve cevap bu idi dedi.''
Allah hepsinden razı olsun.

İbret Utanma İlme Mani Olmasın

Hz. Âişe (r.ah) validemiz anlatıyor:
Esmâ bint Şekel (r.ah), Hz. Peygamber'e (s.a.v) hayızlı kadının nasıl yıkanacağını sordu. Resûlullah (s.a.v),
''Sizden biri suyunu sabununu hazırlayıp güzelce yıkanır, başına su
döker ve onu iyice ovalar ki su saç diplerine ulaşsın. Sonra üzerine
misk kokusu sürülmüş bir pamuk veya yün parçası ile (hayız bölgesini)
temizler'' buyurdu. Esmâ (r.ah),
''Onunla nasıl temizlenir?'' diye sordu, Hz. Peygamber (s.a.v), hayâsından elini yüzüne örterek,
''Sübhânellah, onunla temizlenirsin işte!'' buyurdu. Bunun üzerine Hz.
Âişe (r.ah), fısıltı ile Esmâ'ya (r.ah), ''O kokulu parçayı kanın aktığı
yerlere sürüp kalan kan izlerini temizlersin'' dedi.
Sonra Esmâ, kadının cünüplükten nasıl yıkanacağını sordu, Hz. Peygamber
(s.a.v), ''Suyu alır, güzelce yıkanır, başına su dökerek iyice ovalar
ki su saç diplerine ulaşsın. Sonra üzerine bolca su döker'' buyurdu. Bu
olay üzerine Hz. Âişe (r.ah) şöyle demiştir:
''Şu ensar kadınları ne iyi kadınlardır; dinlerini güzelce öğrenme konusunda hayâları onlara mani olmuyor.''462
Atalarımız, ''İlimde âr (utanma) olmaz, âr eden berhüdar olmaz!''
demişler. İnsan bilmediğini sormaktan değil, cahil kalmaktan
utanmalıdır. Dinimiz, hayız, nifas, taharet, cimâ gibi en mahrem işlere
kadar her şeyi edebiyle öğretmiştir; bizlere öğrenmek ve amel etmek
kalmıştır.

462-Müslim, Hayız, 61 (nr. 332); Ebû Davud, Tahâret, 122; İbn Mâce, Tahâret, 124.


NİFAS (LOHUSALIK) HALİ


Nifas Nedir?

Çocuk doğuran bir kadının, doğumdan sonraki gördüğü kana nifas kanı, bu
hale de lohusalık denir. Bu kanın en azı için bir süre yoktur; birkaç
saat akıp kesilebilir. En çok müddeti ise kırk gündür. Kırktan fazlası
özür kanıdır.
Şâfiî mezhebine göre, nifasın en çok müddeti altmış gündür.463
Yerleşik nifas müddeti, ilk çocuğun doğmasından sonra belli olur. İlk
olarak çocuk doğuran kadın, nifas süresinin kaç gün devam ettiğini iyi
tesbit etmelidir.
Nifas süresi en fazla kırk gündür; bu süre içinde görülen aradaki temiz
günler de nifastan sayılır. Meselâ on beş gün kan görülüp kan kesilse
ve on gün hiç kan gelmeden temiz geçse, daha sonra tekrar kan gelmeye
başlasa bu otuz beş günün hepsi lohusalık sayılır.
Bazı kadınlar doğumdan sonra on veya on beş gün kan görürler. Sonra
temizlenirler. Nifas kanı kesilen kadın gusleder, namazlarını kılmaya
başlar, ramazan ayında ise oruçlarını tutar.
Şâfiî mezhebine göre nifas gören kadın, bir müddet kan gördükten sonra
akıntı kesilir ve en az on beş gün hiç kan gelmeden temiz kalırsa, ilk
kesintiyle nifası bitmiş olur. Bu on beş günlük temizlikten sonra gelen
kan hayız kanıdır.
Kadın ilk doğum yaptığı zaman nifas kanının kaç gün devam edeceğini
bilemez; kırk gün içinde akıntıyı takip eder. Akıntı kırk gün dolmadan
kesilebilir. Fakat kırk günün içinde akıntının bir ara kesilip tekrar
gelme ihtimali vardır. Akıntı kırk günün dolmasıyla tam kesilir ve
aradan en az on beş günlük bir temizlik süresi geçerse bundan sonra
gelecek kan hayız kanıdır.
Demek ki nifasla hayız kanı arasında en az on beş günlük bir temizlik devresi geçmelidir.
Nifas kanaması kırk günü geçerse, kırktan fazlası özür olduğundan,
kanama sürse de gusledilip özürlü hükmüne göre namaza ve diğer
ibadetlere devam edilir.

463-Remlî, Nihâyetü'l-Muhtâc, 1/357 (Beyrut 1984).


Düşük Yapan Kadın Nifas Kanı Görür mü?

El ve ayak gibi organları belirmiş, gebelikte sekiz haftayı bulmuş bir
çocuğun düşmesiyle lohusalık meydana gelir. Organları hiç belli olmayan
bir düşükten lohusalık olmaz. Bu durumda görülen kan hayız şartlarını
taşıyorsa hayızdır, değilse özür kanıdır.
İkiz doğumlarda nifas süresi, birinci çocuğun doğuşundan hesaplanır.
Ameliyatla olan doğumda, alttan kanama görülmüşse lohusalık sayılır,
kanama olmamışsa lohusalık olmaz, kadın temiz olur.

ÖZÜR KANAMASI ve İLGİLİ HÜKÜMLER

Hanımlarda âdet ve lohusalık dışında bir hastalık sebebiyle üreme
organından gelen kanamalara, ''özür kanaması'' veya ''hastalık
kanaması'' denir.

Özürlü ile İlgili Hükümler

Peygamber Efendimiz (s.a.v), özür kanaması hakkında şöyle buyurmuşlardır:
''O, damardan gelen bir kandır. Önceden âdet görmüş olduğun günler
kadar namazı bırak, sonra gusül abdesti al ve namazını kıl.''464
Bir kimsenin özür sahibi olması için şu durumların gerçekleşmesi gerekir:
1. Özür sebebi kanama ise bunun abdest alıp o vaktin namazını kılacak
kadar bir müddet dahi kesilmeyerek vaktin sonuna kadar devam etmesi
şarttır. Bu şart bulunduğu takdirde o namaz vaktinde özür hükümlerine
riâyet edecektir.
2. Yine bu özrün her namaz vakti en az bir defa meydana gelmesi gerekir.
3. Bir namaz vakti içinde bir kez tekrarlamayan özür kalkmış sayılır.
Tekrar özür hükümlerinin geçerli olabilmesi için yukarıdaki iki şartın
yeniden gerçekleşmesi lâzımdır.465
Özür kanaması, ibadetleri yapmaya engel olmadığı gibi cinsel ilişkiye de engel değildir.466
Hüküm böyle olmakla birlikte doktorun tavsiyelerine de dikkat etmek gerekmektedir.
Özür sahibi olan hanım, her farz namaz vakti girdikten sonra abdest
alınca, bu özürden dolayı abdesti bozulmaz. Ancak abdesti bozan başka
bir sebeple abdest bozulunca abdesti tazelemek icap eder.
Özürlü kimsenin abdesti içinde bulunduğu vaktin çıkmasıyla da bozulur.
Farz namazın vakti girdikten sonra abdestini alan özür sahibi, bu
abdestiyle farz namazının yanında diğer ibadetlerini de yapabilir.
Bir özürlünün aldığı abdest, ilk olarak ortaya çıkan başka bir özür sebebiyle bozulur.467

464-Buhârî, Hayız, 25.

465-İbn Âbidîn, Menhelü'l-Vâridîn (Mecmûatü'r-Resâil içinde), 1/115, 116.
466-İbn Âbidîn, Menhelü'l-Vâridîn, 1/114, 115.
467-Dâmâd, Mecmau'l-Enhur, 1/57.


ÂDET ve LOHUSALIK HALİNDE YASAK OLAN İŞLER

Hayız ve nifas halinde bazı işler ve ibadetler haramdır. Bunlar şunlardır:

Cinsel İlişki

Âdet ve lohusalık hallerinde cinsel ilişkide bulunmak haramdır. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmuştur:
''Sana hanımların hayız halinden sorarlar. De ki: O bir eziyettir.
Hayız süresi içinde hanımlarınızla cinsel ilişki yapmaktan uzak
durunuz.''468

468-Bakara, 2/222.


Cinsel İlişki Yasağının Başlangıcı

Âdet ve lohusalık kanamasının az da olsa görülmesi ile cinsel ilişki
yasağı başlar. Bazı âdet hallerinde ''âdet kırılması'' denilen çok az
bir kanama görülür ve bir müddet sonra normal kanama sökülür gelir.
Böyle bir durumda âdet hali az da olsa ilk kanamadan itibaren başlamış
sayılır. Bundan dolayı cinsel ilişki yasağı, görülen ilk kanama ile
başlamış olur.

Cinsel İlişki Ne zaman Helâl Olur?

Âdet ve lohusalık kanamasının sona erip gusül abdestinin alınması ile
cinsel ilişki yasağı sona erer.469 Bunun bazı ayrıntıları vardır:
Bir kadın hayız veya nifas kanaması kesildikten ve gusül abdesti aldıktan sonra kocası ile cinsel ilişkide bulunabilir.
Eğer su bulamaz veya suyu kullanamayacak durumda olursa teyemmüm yapıp namaz kıldıktan sonra cinsel ilişki yapabilir.
İmkânı olduğu halde gusül abdesti almazsa bir namaz vakti geçmeden
cinsel ilişkide bulunması câiz olmaz. Ayrıca kadın o vaktin namazını
kılmamakla günahkâr olur; kazâsını yapması gerekir.
Yerleşik âdeti bulunan hanımlar, yerleşik âdetleri dolduktan sonra
kanamalarının kesilmesi halinde eşiyle birlikte olabilmeleri için ya
gusül abdesti almaları gerekir ya da temizlendikten sonra bir namaz
vaktinin geçmiş olması şarttır.
Yerleşik âdeti bulunan hanımlar, yerleşik âdetleri dolmadan kanamaları
kesilirse gusül abdesti alıp normal hayatlarına dönmeleri gerekir.
Bununla birlikte eşiyle birlikte olabilmek için yerleşik âdetlerinin
dolması icap eder. Çünkü tekrar kanama görme ihtimalleri yüksektir.
Âdetin en uzun müddetinin (Hanefîler'e göre on günün) dolması ile
kanamanın kesilmesi halinde cinsel ilişki şartsız bir şekilde câiz olur.
Kanamanın, âdetin en uzun müddetini aşması halinde de aynı hüküm
geçerlidir.
Lohusalık için de aynı hükümler uygulanır.470

469-Şirbini, Mugni'l-Muhtâc, 1/110; İbn Âbidîn, Mehhelü'l-Vâridîn, (Mecmûatü'r-Resâil içinde) 1/92.

470-İbn Âbidîn, Mehhelü'l-Vâridîn,1/73.

Âdetli Kadınla Beraberlik Sınırı

Koca, âdet ve lohusalık halindeki hanımından cimâ hariç her türlü
istifadeyi yapabilir. Bu istifadeyi kadının göbek ile diz kapağı arasını
örterek yapmalıdır.471
Bütün mezheplerde tercih edilen ve ihtiyata uygun olan görüş budur.
Zayıf olmakla birlikte âdet ve lohusalık hallerinde cinsel ilişki
yasağının sadece üreme organı ile ilgili olduğunu savunan bir görüş daha
vardır.472

471-Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/110; İbn Âbidîn, Menhelü'l-Vâridîn, 1/113, 114.

472-Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/110.

Âdetli Kadınla Cimânın Cezası

Âdet ve lohusalık hallerinde cinsel ilişkide bulunmak kesinlikle haram
olmakla birlikte gaflete düşüp böyle bir haramı işleyen kimse öncelikle
bu fiiline ve niyetine çok tövbe etmesi gerekir.
Bunun yanında âdetin ilk günlerinde bu fiili işlemişse 1 dinar yani
yaklaşık 4,5 gr. altın veya bunun değerini, sonlarına doğru işlemişse
yarım dinar sadaka vermesi Şâfiî mezhebinde sünnet, Hanefî mezhebinde
ise müstehap görülmüştür.473

473-Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/110; İbn Âbidîn, Menhelü'l-Vâridîn, 1/114.


http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz