GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 9 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 9 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

CİNSEL HAYAT NEDİR?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 CİNSEL HAYAT NEDİR? Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:24 pm

CANTAR




''Kendileriyle kaynaşıp huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet koyması Allah'ın varlığının delillerindendir.
Gerçekten bunda iyi düşünen kimseler için çok büyük âyetler vardır.''

Âyet: Rûm 30/21.


CİNSEL HAYAT NEDİR?


Cinsel hayat, evli bir erkekle kadının gerdek gecesinden başlayıp, ölüm
veya ayrılıkla evliliğin bitimine kadar süren özel hayatıdır. Bu, kısa
bir ânı değil, bütün hayatı kapsar. Onun için önemlidir.


Dinimizde Cinsel Hayatın Önemi

Dinimiz İslâm, insanlık hayatı için gönderilmiş bir dindir.
Yüce Allah
peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ile bizim doğumdan ölüme kadar
yaşadığımız hayatın her safhasına ait bir edep öğretmiştir. Yüce Allah
kullarının her işini bir ibadet niyeti ve neşesiyle yapmalarını
istiyor. Bunun için edep öğretiyor, hakkı söylemekten hayâ etmiyor,
hayatın en mahrem konularını yüce Peygamber'in diliyle açıklıyor.
Sünnete uyulunca, günlük hayattaki âdet cinsinden şeyler de hayra
dönüşür, ibadet olur, insana sevap kazandırır.
Cinsel hayatın en özel
bölümünü oluşturan cimâ da böyledir.
Âlimlerimizin belirttiği gibi cimâ, cennet zevklerinden bir numunedir;
kula cenneti hatırlatır, oradaki bitmeyen lezzetleri özletir. Aslında
dünyadaki bütün zevkler böyledir. Onlardan kula biraz tattırılır. Bu tat
devam etmez.
Kul üzülür; devamını ve daha fazlasını ister.
İşte o zaman herkes bu nimetlerin ebedî olanına çağrılır. Onun yeri de cennettir.261
Kadınla erkek arasına konan sevgi yüce Allah'ın bir rahmetidir;
O'ndan gelmiştir, O'na götürür.
Güzel niyet ve edeple yapılan bir cimâ, hem ruhu hem nefsi sevindirir;
her ikisine de tat ve huzur verir. Bu huzur kadın ve erkek arasında
paylaşılır; paylaşılmalıdır.
Gerçek mümin hakları güzel korur.
Allah dostları aşkın hakkını en iyi bilen ve koruyan kimselerdir.
Yüce Allah'ın 'sevin' dediği şeyleri edebince sevemeyen kimse, Allah dostu olamaz.
Müslümanların bir kısmı hayatın pek çok alanında dine göre değil kendi
âdet ve örfüne göre yaşıyor; o alanda dinin ne istediğini ve edebi
bilmiyor. Aile içindeki özel konularda da durum böyledir.
Pek çok müslüman çevrede cinsel ilişki konusunda bilgi almak ve vermek
ayıp zannediliyor. Bu konuda gençler kaçamak bilgilerle yetiniyor,
kulaktan duydukları ile idare ediyor. Bunlar da yetmeyince nefis başka
arayışlara giriyor.
Bu arayışta nefis kontrol istemiyor.
İyi zannederek
kötü örneklere imreniyor. En azından bir kere denemek istiyor.
Bir-iki
derken alışıyor, kötü işler kalbine işliyor, huy haline geliyor. Bundan
sonra sıkıntı başlıyor.
En emniyetlisi ölçüye uymaktır.
Ölçü, hayatımızın her alanında saadeti
garanti eden İslâm'ın emrettiği edepleri öğrenip helâl dairede
kalmaktır.
261-bk. Gazâlî, İhyâ, 2/36 (Beyrut 2000).


Cinsel İlişkideki Rahmet

Cimâdan asıl maksat, nefsi teskin etmek ve nesli çoğaltmaktır. İçindeki
zevk ise, bu maksatların temini için verilmiş ilâhî bir lutuftur.
Nikâhlı olarak yapılan cinsî temasa ''cimâ'' denir; nikâhsız birleşmeye
de ''zina'' denir. Zina, kesinlikle haramdır, büyük günahtır.
Edeplerini gözeterek cimâda bulunan eşler, bununla nâfile ibadet sevabı
kazanırlar. Bir mümin, haram ilişkiler yerine nikâhla helâli tercih
ettiği için sevap kazanır. Kendi nefsi gibi, eşinin nefsini de helâl
yoldan teskin, tatmin ve memnun ettiği için yine sevap kazanır.
Bir erkeğin hanımının karnını Allah rızâsı için doyurması kendisine sadaka sevabı getirdiği gibi; onun gönlünü sevgi
ile doldurması, cinsel ihtiyacını gidermesi, nefsini rahatlatması ve
onu haramdan koruması da sadaka yerine geçer, sevap kazandırır. Sevgi de su gibi bir ihtiyaçtır. Onu Allah için alıp verenlerden, edebince sevenlerden Allah razı olur.
Helâl yoldan yapılan cinsel ilişkiden yüce Allah razıdır. Cimâ, ilâhî kanuna uymaktır. Fıtratının ihtiyacı olan bir işi yüce Allah'ın izniyle yapmaktır. Verilen nimeti edeple kullanarak fiilen şükretmektir. Cimâda insanın
vicdanı helâl bir iş yapmanın huzuru içindedir. Cimâ gönlü rahatlatır,
yüzü parlatır. Helâl sınırları içinde iş yapan mümin rahmet altındadır.
Bu hal içinde kuldan mülkün sahibi Allah razıdır; melekler ve müminler ona duacıdır.
Allah korusun zina, şirkten sonra yeryüzünde işlenmiş en büyük zulümdür; en çirkin iştir, insanı öldürmekten daha kötü bir cinâyettir. Allah'ın
gazabını çeker. Zina edenin üzerine zulmet iner. Ona bütün âlem lânet
eder. Zina kalbi daraltır ve yüzü karartır. Zinanın hayali bile
zarardır. İşte nikâh, böyle kötü bir işi hayra, rahmete ve ibadete
çevirmektir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v), ''Sizden birinin hanımı ile cimâ etmesinde sadaka sevabı vardır'' buyurunca, ashap,
''Ey Allah'ın Resûlü, bizden biri şehvetini teksin ediyor; bundan dolayı sevap mı alıyor?'' diye sordular; Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
''Düşünsenize, eğer o bu işi haram yoldan yapsaydı büyük bir günah
kazanmış olacaktı. Aynı şekilde helâlinden yaptığı için kendisine sevap
vardır.''262
Ayrıca cimâdan hâsıl olan bir çocuk küçük yaşta vefat etse, anne
babasına âhirette şefaat eder. Büyüyüp sâlih amel yapsa ve anne babasına
hayır dua etse onlara sevap kazandırır. Bütün bunların ilk sebebi iyi
niyetle helâlinden yapılan cimâdır.

262-Müslim, Zekât, 53; Ebû Davud, Edeb, 159; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 4167.


Cimânın Edepleri

Bu konuda şu hususların bilinmesi ve korunması gerekelidir:
Kadın kocasının cimâ arzusuna itaat ederek karşılık vermesi gerektiği
gibi, erkek de kadının cimâ arzusunu ciddîye almalı, uygun zaman
aralıkları ile onun bu ihtiyacını gidermelidir. Bu konuda elden gelen
yapılmalıdır.
Âlemlere rahmet Resûlullah Efendimiz (s.a.v), şerefli hanımlarını her
konuda memnun etmek için elinden geleni yapar, sonra da yüce Allah'a şöyle özür beyan ederdi:
''Allahım! Benim elimde olan ile yapabildiğim budur. Senin kudretinde olup benim elimde olmayan şeyleri yapma gücü bende yoktur.''263
Cimâya girmeden önce ''bismillah'' dedikten sonra şöyle dua etmelidir:
''Allahümme cennibnâ'ş-şeytâne ve cennibi'ş-şeytâna mâ razektenâ''
Mânası: Allahım, şeytanı bizden ve bize nasip edeceğin çocuktan uzak tut.''
Bu duayı yapanlara Peygamber Efendimiz (s.a.v) şu müjdeyi vermiştir:
''Bu dua ile yapılan cimâdan bir çocuk meydana gelirse, şeytan o çocuğa zarar veremez.''264
Cimâ esnasında ayakların ve arka kısmın kıbleye gelmemesine dikkat
etmelidir. Ayrıca çiftler üzerlerini bir örtü ile örtmelidir. Bu konuda
edep Peygamberimiz (s.a.v) bizleri şöyle uyarmıştır:
''Biriniz hanımı ile cinsel ilişkide bulunacağı zaman merkepler gibi
üstü açık çırılçıplak bir halde ilişkide bulunmasın; kendisinin ve
hanımının üzerine bir şey örtsün.''265
Cimâ sırasında eşlerin üzerini örtmelerinin pek çok hayrı ve faydası vardır. Bunlardan bir kaçını hatırlatalım:
Önce, mümin kendi evinin içinde de olsa tamamen çıplak olmaktan utanır; çünkü bu yüce Allah'a
karşı bir edeptir; iman ve mârifetten kaynaklanan bir hayâdır. Sonra
insandan hiç ayrılmayan melekler vardır. cimâ esnasında örtünmek
koruyucu ve yazıcı meleklere karşı bir edep ve ikramdır.
Hadiste belirtildiği gibi, kadın ve erkek edep yerleri çıplak olarak
cimâ ederlerse rahmet melekleri hayâ edip yanlarından ayrılır. Melekler
çıkınca şeytanlar gelir. Şeytanın hazır bulunduğu ve seyrettiği bir
cimâdan doğacak çocukta şeytanın etkisi bulunur.266
Cimâ sırasında örtünmekle insan
hayvanlardan ayrılır, hayâ farkını gösterir. Erkek ve kadın
sevgilisinin en mahrem anını hiç kimseyle paylaşmaz, onu cin, şeytan ve
hatta eşyadan bile perdeleyerek kendisine tahsis eder ve çok özel
olduğunu gösterir.
Cimâ esnasında örtünmek, eşler için bir emniyettir. Odalarına aniden
izinsiz girenlere veya gizlice gözetleme yapanlara karşı örtü bir siper
olur.
Bazan kadın veya erkek, eşi de olsa bütünüyle çıplak halde gözükmekten
çekinebilir. Buna vücudundaki bir kusur da sebep olabilir. Örtü ile bu
sıkıntı giderilmiş olur.
Doktorların tesbitine göre bazı kadınlar kocası da olsa sürekli çıplak
olarak seyredilmekten ciddî rahatsızlık duyarlar. Hatta bazı kadınlar
örtü ile yetinmez, karanlıkta cimâ yapmayı tercih ederler. Bu tercihi
bazan erkekler de yapar. Çünkü cimâ anında huzuru böyle bulmaktadır.
Bir şeyi özlemek için az görmek gerekir. Bir ömür boyu sürecek bir
evlilikte kadın ve kocanın birbirinden usanmaması ve özlemlerinin canlı
kalması için cimâ anında da olsa üzerlerinde ikisini birbirine saracak
bir örtü bulunmalıdır.
Örtü altındaki cimâda eşlerin birbirine karşı saygısı daha fazla
korunur, kadının edebi ve utanması devam ettikçe erkeğin ona sevgisi ve
güveni daha fazla artar.
Haram olmadığı halde kendi yatak odasında bile tamamen çıplak olmaktan
hayâ eden bir erkek ve kadın, yabancı kimselerin evinde ve yanında haram
bir yerini göstermekten daha fazla kaçınır. Bu onlar için bir ölçü ve
edep dersi olur. En gizli halinde edebi korumaya alışan bir kimse,
halkın içinde daha fazla edepli olur.
Cimâ anındaki örtü kadını kocasından saklamak için değildir; ikisini birbirine sarmak ve dış âlemden saklamak içindir.
Kişi hanımıyla cinsel ilişkiye girmeden önce, ona güzel sözler
söylemeli, iltifat etmeli, onu övmeli, sevmeli ve kendisini bu işe
hazırlamalıdır. Hiçbir sevgi ve ilgi göstermeden hemen kendi ihtiyacını görüp çekilmek edebe aykırıdır. Konuyla ilgili bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v),
''Sizden biriniz cimâ için hanımına yaklaştığı zaman aralarında bir elçi olsun!'' buyurdu, Sahâbe, ''Ey Allah'ın Resûlü! Aralarındaki elçi nedir?'' diye sorunca, Resûlullah Efendimiz (s.a.v),
''Öpmek ve tatlı sözler''267 buyurdu.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), bir erkeğin hanımı ile oynamasını,
onunla şakalaşmasını, Cenâb-ı Hakk'ın razı olduğu ve sevap verdiği hak
oyunlar içinde saymıştır.268
Erkek, cinsî ilişki esnasında kendisi boşalıp zevkine varınca hanımının
da boşalıp hevesini alması için beklemelidir; çünkü kadın bazan
erkekten daha sonra boşalabilir. Kendi hevesini aldıktan sonra, hanımı
hiç düşünmeden ayrılmak, kadına sıkıntı ve eziyet verir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şu uyarıda bulunmuştur:
''Sizden biri ehline yaklaştığı zaman kendi ihtiyacını görünce hemen
acele edip çekilmesin, onun da ihtiyacını görmesi için biraz
beklesin.''269
Bazı kadınlar erkek gibi her cimâda boşalmazlar veya aralıklarla
boşalır. Bu durum tesbit edilince erkeğin yapacağı bir şey yoktur. Kadın
da boşalmadım diye rahatsız olmamalıdır.
Kadına sadece ön kısımdan cimâ etmelidir. Arka bölgeden yaklaşmak haramdır.
Allah Teâlâ, âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
''Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle varın.''270
Âyette geçen ''nasıl'' ifadesi, ne şekil ve ne zaman isterseniz şeklinde de açıklanmıştır.
Yasak edilen bazı zamanlar hariç, erkek kadını ile her zaman cinsel
ilişkiye girebilir. Cinsel ilişkinin yasak olduğu vakitler şunlardır:
1. Hacda ihramlı iken.
2. Ramazanda oruçlu iken. Ramazan gecelerinde cimâ helâldir.
3. Mescidde itikâf yaparken.
4. Kadın hayız ve nifas halindeyken.
Kadın hamile iken cimâ yapmak haram değildir. Ancak doktorlar son iki
aya girince ve özellikle son bir ay içinde bunun çok zararlı ve
tehlikeli olduğunu tesbit etmişlerdir.
Kadının süt emzirme döneminde kendisiyle cimâ yapmak da haram değildir.
Mübârek gün ve gecelerde cimâ yapmak yasak ve haram değildir; ancak bu
gecelerde tavsiye edilen hiçbir ibadeti yapmadan sadece cimâ ile meşgul
olmak mekruhtur.
Âlimlerden bir kısmı cuma gününde veya gecesinde hanımı ile ilişkide
bulunmanın sevap olduğunu söylemişlerdir. Bu görüşlerine şu hadis-i şerifi delil göstermişlerdir:
''Kim cuma günü yıkanır ve hanımının da yıkanmasını sağlarsa, Allah ona rahmet etsin!''271
Allah
Resûlü (s.a.v) diğer bir hadislerinde, erkekleri cuma günü hanımı ile
cimâ yapmaya teşvik edip bunun iki yönden sevap getireceğini
belirtmiştir: Biri erkeğin, diğeri de hanımının gusül abdesti
almasıdır.272
Bir kadının kocası ile yaptığı cimâyı herhangi bir kadına veya erkeğe
anlatması yasaktır. Bu hüküm erkek için de aynıdır. Peygamberimiz
(s.a.v) bu işin tehlikesine şöyle dikkat çekmiştir:
''Kıyamet gününde Allah katında derecesi en kötü olan kimse, eşiyle cinsel ilişki yaptıktan sonra onu başkalarına anlatan kimsedir.''273
Peygamberimiz (s.a.v), bir kimsenin cimâdaki başarısı ile insanlara
övünmesini yasaklamış ve bunun haram olduğunu bildirmiştir.274
Bir kadının yabancı bir kadınla çıplak halde aynı yatakta yatması
haramdır. Bu şekilde yabancı bir kadının mahrem bölgelerini görüp sonra
onu kocasına anlatması da haramdır. Peygamberimiz (s.a.v) bu konuda
şöyle uyarmıştır:
''Bir kadın diğer bir kadınla çıplak halde aynı yatakta yatmasın. Bir
kadın, gördüğü yabancı bir kadının vücut hatlarını kocasına anlatmasın;
böyle yaparsa, kocası onu (hayalinde canlandırır ve sanki) görüyormuş
gibi olur.''275
Nikâhlı eşlerin ara sıra cimâda bulunması, aslında sünnettir. Ama
evlendikten sonra hiç olmazsa birkaç kere cimâ etmek vâciptir.276
Kendisi ve hanımı için zinaya düşme tehlikesi baş gösterince bundan korunabilmek için cimâ etmek vâciptir.
Cimâda kadının da bir hakkı vardır. Bu hakkı erkek vermediği zaman
kadın isteyebilir. Hatta bu hakkı vermekten kaçan kocasını yetkili
makamlara şikâyet edebilir. Hz. Ömer (r.a), bir kadının cimâ konusunda
kocasından şikâyetini dinlemiş ve kocanın her temizlik süresi içinde
yani yaklaşık olarak ayda bir kez hanımı ile cimâ yapmasını yeterli
bulmuştur.277 Bu süre ve sayı şahıs, yer, iş ve şartlara göre
değişebilir.
Bir erkeğin hiçbir özrü ve engeli yokken uzun bir süre hanımına
yaklaşmaması helâl değildir. Bu ayrılık özellikle kadına zarar verme ve
onu harama düşürme noktasına gelmişse, kadın kocasını kendisiyle
birlikte olmaya davet eder; olmazsa kocasını zorlaması için hâkime
başvurabilir.278
Bunun için ilim, bilim, iş, askerlik gibi zaruri sebeplerle ailesinden
ayrı olanların bile, bu durumu dikkate almaları gerekir. Bu durumda
olanlar ya eşlerini yanlarına almalı veya en mümkün olan aralıklarla
ailesinin yanına gelmelidir. Bazı âlimler bunu bir sene ile
sınırlamışlardır. Hz. Ömer'in (r.a) uygulaması dört aydır; bu da bizim
için bir ölçüdür.

263-Ebû Davud, Nikâh 39; Tirmizî, Nikâh, 41; Nesâî, İşretü'n-Nisâ, 2.

264-Buhârî, Nikâh, 66; Müslim, Talâk, 6; Ebû Davud, Nikâh, 45; Tirmizî, Nikâh, 8.
265-İbn Mâce, Nikâh, 28; Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 7792; Taberânî,
el-Kebîr, nr. 10443; Bezzâr, Müsned, nr. 1449; Heysemî, ez-Zevâid,
4-293-294.
266-Bezzâr, Müsned, nr. 1448; Taberânî, el-Evsat, nr. 178; Heysemî, ez-Zevâid, 4/293.
267-Zebidi, İthâfu's-Sâde, 6/175 (Deylemi, Müsnedu'l Firdevs'te)
268-Tirmizî, Cihâd, 11; İbn Mâce, Cihâd, 19; Ahmed, Müsned, 4/144, 146; İbn Adiy, el-Kamil, 9/115 (Beyrut, 1997)
269-Ebû Ya'lâ, Müsned, nr. 4200; 4201; Heysemî, ez-Zevâid, 4/295.
270-Bakara, 2/233.
271-Ebû Davud, Tahâret, 129; Tirmizî, Salât, 356; Nesâî, Cuma, 12; İbn Mâce, İkame, 80.
272-Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 2991; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/655
(Bu hadisi Ebû Nuaym ve İbnü's-Sünnî et-Tıbbü'n-Nebevî adlı eserlerinde
de nakletmişlerdir).
273-Müslim, Nikâh, 123-124; Ebû Davud, Edeb, 32; Ahmed, Müsned, 3/69.
274-Ahmed, Müsned, 3/29; Ebû Ya'lâ, Müsned, nr. 1396; Heysemî, ez-Zevâid, 4/295.
275-Buhârî, Nikâh, 118; Ebû Davud, Nikâh, 43; Tirmizî, Nikâh, 38.
276-İbn Nüceym, el-Bahrü'r-Râik, 3/139 (Beyrut, 1997).
277-Abdürrezzâk, Musannnef, nr. 10737; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensur, 1/655.
278-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6599-6600.


İbret Ya Takvâ ve Vefa Olmasaydı!


Bir defasında Hz. Ömer (r.a), gece çıkmış Medine'nin sokaklarında
dolaşıyordu. Bir evin önünden geçerken içerden bir kadının beyitler
söyleyerek şu şekilde dertlendiğini işitti:

Uzadı bu gece, çöktü karanlık;
Ne zor iş, belim büktü yalnızlık.

Yok ki kocam onunla eğleneyim,

Sarılıp boynuna muhabbet edeyim.

Eğer Allah korkusu olmasa bende,

Şu yatak boş kalmazdı herhalde.

Hayâm perde oldu korudu beni,

Sokmadım evime yabancı eri.

Bir de kocama vefa sözüm var;

Sabredeceğim o, dönünceye kadar.
Kadın bunları söyleyip derin bir âh çekti. Hz. Ömer (r.a) işittiklerine
hayret etti. Ertesi gün kadına haber gönderip yanına çağırdı. Ona
kocasının nerede olduğunu sordu. Kadın,
''Sen orduya aldın, Irak tarafına savaşa gönderdin'' dedi ve kocası
olmadığı için içine düştüğü malî ve ruhî sıkıntıyı dile getirdi. Hz.
Ömer ona bir miktar yiyecek ve giyecek verdi. Sonra kızı Hz. Hafsa'ya
(r.ah) bir kadının erkeğinden ayrı kalmaya en fazla ne kadar
sabredebileceğini sordu, Hafsa validemiz de, ''Dört veya altı ay''
cevabını verdi. O zaman Hz. Ömer,
''Hiçbir erkeği dört aydan fazla ailesinden ayrı tutmayacağım'' dedi ve
ordu komutanına haber göndererek, evli olan askerleri dört ayda bir
ailesinin yanına göndermesini emretti.279

279-Kurtubî, el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'ân, 3/102; Süyûtî,
ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/653; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 9/29; İbn
Ebü'd-Dünya, el-İşrâf, nr. 229.


Arkadan Yanaşmak Haramdır

''Kadınlarınız sizin için (çocuk yetiştirecek) tarlanızdır; öyleyse
tarlanıza nasıl isterseniz öyle varın''280 âyetinden kadının arka
bölgesine girişin serbest olduğu hükmü çıkarılamaz. Kadına veya erkeğe
arkadan yanaşmak (Lut kavminin yaptığı iş) kesin haramdır.
Âyette, ''Nasıl isterseniz öyle gelin'' denen yer, kadının her yeri
değil, çocuğun tohumunun atıldığı yerdir. Bunun için oraya tarla
denmiştir. O da ön kısımdır. Âyetin bu kapalı ifadesini hadis-i şerifler açıklayarak kesin hükmü şöyle bildirmiştir:
''Hiç şüphesiz Allah hakkı açıklamaktan hayâ etmez. Kadınlarınıza arkadan yaklaşmayın.''281
''Kadına arkadan yaklaşan kimse lânetlenmiştir.''282
''Allah bir erkeğe veya kadına arkadan yaklaşan kimseye rahmet nazarıyla bakmaz.''283

280-Bakara 2/233.

281-Nesâî, İşretü'n-Nisâ, 26; İbn Mâce, Nikâh, 29; Ahmed, Müsned, 2/29; Dârimî, 2/145; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/196.
282-Ebû Davud, Nikâh, 46; İbn Mâce, Nikâh, 29; Ahmed, Müsned, 2/444; Nesâî, İşretü'n-Nisâ, 31.
283-Tirmizî, Radâ, 12; Nesâî, İşretü'n-Nisâ, 29; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 4203; Ebû Ya'lâ, Müsned, nr. 2378.

Cimâ ile İlgili Özel Durumlar

Cimâ esnasında karı koca birbirlerinin her tarafına bakabilir,
dokunabilir, sevip okşayabilirler. Eşlerin birbirinin avret bölgesine
bakması yasak değildir. Bunun cimânın zevkini artıracağını söyleyen
âlimler de vardır; fakat sürekli bakmak uygun görülmemiştir. Tenasül
uzuvlarına hiç bakmamak veya çok az bakmak eşler arasındaki saygıyı,
sevgiyi ve özlemi daha fazla artırır.
Bir talebe mürşidine, ''Efendim, cimâ anında hanımın fercine bakmanın
hükmü nedir?'' diye sorunca, o büyük zat şu cevabı vermiştir:
''Fıkıh olarak haram denmez ancak edep olarak güzel değildir. Bir de yüce Allah'ın cemâline bakacak gözlerinizi helâl de olsa o tür yerlerle meşgul etmeyin.''
Bir erkek hanımına cimâ ettiğinde menisi gelmese de her ikisine gusül
farz olur. Gusül için erkeklik organının ferce tamamıyla girmesi şart
değildir; sünnet edilen kısmın girmesi yeterlidir.284
Cimâdan önce oynama ve okşama sırasında erkeğin cinsel organından gelen
ilk sıvı mezidir. Bu cimânın kolayca gerçekleşmesi için vücudun
salgıladığı ince bir salgıdır. Aynı akıntı kadından da gelir. Eğer karı
koca bu kadarı ile yetinip cimâ yapmazlarsa, meziden dolayı gusül
abdesti gerekmez; sadece her iki tarafın namaz abdesti bozulmuş olur.
Cimâdan sonra tekrar cinsel ilişkide bulunmak veya uyumak isteyen
kimseye, yıkanması veya abdest alması tavsiye edilmiştir. Hiç değilse
ellerini ve avret yerlerini yıkaması güzel olur. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu durumda abdest almayı tavsiye etmiş, bunun vücuda daha fazla kuvvet ve dinçlik kazandıracağını bildirmiştir.285
Hanımı ile birlikte olduktan sonra gusül abdesti almadan uyumak isteyen
kimsenin hiç değilse bir namaz abdesti alması sünnettir. Sahâbeden
Abdullah b. Ömer (r.a) şöyle demiştir:
''Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v), ''Bizden biri cünüpken uyuyabilir mi?'' diye sordum; Peygamber Efendimiz (s.a.v),
''Evet, abdest aldığı zaman uyuyabilir''286 buyurdular.
Bununla beraber cünüp bir halde uyumak da serbesttir. Bu konuda Hz. Âişe (r.ah) şu haberi nakletmiştir:
''Resûlullah (s.a.v) ilişkiye girdikten sonra suya el sürmeden
(yıkanmadan) o haliyle uyurdu. Daha sonra kalkıp yıkanırdı.''287
Allah
Resûlü (s.a.v), hanımlarıyla beraber olup yıkanması gerektiğinde bazan
gecenin evvelinde yıkanır öyle uyur, bazan da uyuyup gecenin sonunda
yıkanırdı. Bunu ümmetine kolaylık olsun diye yapıyordu.288
Cimâ eden karı ve koca, eğer içinde bulundukları vaktin namazını
kılmamış iseler, o namaz vakti çıkmadan yıkanmaları farzdır. Yıkandıktan
sonra vakit namazı kılacak kadar bir süre de kalmalıdır. Uyku veya
dinlenmeyi bu vakte göre ayarlamaları gereklidir.
Rüyada cinsî ilişkide bulunup ihtilâm olmak da gusül abdesti almayı gerektirir. Bu erkek ve kadın için aynıdır.
Rüyada cinsel ilişkiye girdiğini gören bir kimse, uyandığında
bedeninde, elbisesinde ve yatağında hiçbir ıslaklık ve iz görmese gusül
gerekmez.
Uykudan uyandığında rüyasında cinsel ilişkiye girdiğini hatırlamadığı
halde bedeninde veya elbisesinde meni gören kimse gusül abdesti alır.289

Bir kimse cinsel ilişkiyi hayal ederek kendisini tahrik etse ve
şehvetle menisi akıp boşalsa, onun da gusül abdesti alması gerekir.
Cimâyı hayal ederken cinsel organından meni dışında ince bir sıvı (mezi)
akan kimseye gusül gerekmez; ancak abdesti bozulmuş olur.
Karı koca cünüpken aynı anda banyoda yıkanabilirler. Aynı kovadaki suyu paylaşabilirler. Birbirlerini yıkayabilirler.
Kapalı ve kimsenin görmeyeceği bir banyoda da olsa yıkanırken ön ve
arka avret bölgelerinin kapalı olması edep olarak tavsiye edilmiştir.
Bunun birçok yönden faydası vardır.
Kimsenin görmeyeceği şekilde kapalı ve kontrolü mümkün olan bir banyoda
çıplak olarak yıkanmaya haram denmiyor; fakat bu durum edebe uygun
değildir.

284-Buhârî, Gusül, 28; Müslim, Hayız, 88, 89; Ebû Davud, Tahâret, 83;
Tirmizî, Tahâret, 80; Nesâî, Tahâret, 128; İbn Mâce, Tahâret, 111.

285-Hâkim, Müstedrek, 1/152; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 1211; İbn Huzeyme, Sahîh, nr. 221; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 1/204.
286-Müslim, Hayız, 23; Ebû Davud, Tahâret, 89; Tirmizî, Tahâret, 87;
İbn Mâce, Tahâret, 98 (Hadisin son kısmıyla olan rivayet İbn Mâce
rivayetinde).
287-Tirmizî, Tahâret, 87; Ahmed, Müsned, 6/102. Buna ruhsat veren bir
rivayet için bk. Müslim, Müsâfirîn, 129; Beyhakî, es-Sünenü'l- Kübrâ,
1/201-202; Begavî, Şerhu's-Sünne, nr. 945.
288-Ebû Davud, Tahâret, 89; Nesâî, Tahâret, 141; İbn Mâce, İkâme, 179.
289-Ebû Davud, Tahâret, 94; Tirmizî, Tahâret, 82; Beyhakî,
es-Sünenü'l-Kübrâ, 1/168. Geniş bilgi için bk. Zeydân, el-Mufassal fî
Ahkâmi'l-Mer'e, 1/101-102.

Önemli Hak

Kadın, kocasının cimâ isteğine mümkünse hemen cevap vermelidir. Bu konudaki ihmal ve itiraz kadını mesul eder.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v), bütün mümin kadınlara şu uyarılarda bulunmuştur:
''Allaha yemin ederim ki, bir erkek cimâ için hanımı yatağa çağırdığı
zaman kadın buna yanaşmazsa, kocası ondan razı oluncaya kadar yüce Allah ona gazap eder.''290
''Kadın kocasına kızıp yatağını terkederek gecelerse, sabaha kadar melekler ona lânet okurlar.''291
Kocasının cimâ davetini 'geleceğim' diyerek geciktirmek ve geçiştirmek
yasak olduğu gibi, hayız olmadığı halde 'ben hayızım' diyerek cimâdan
kaçmak da helâl değildir. Allah
Resûlü Efendimiz (s.a.v), böyle yapan kadınları lânetlemiştir.292 Ancak
koca cimâyı fazla hacet görmez ve teklifinde ısrar etmezse hanımı izin
alıp cimâyı tehir edebilir.
Cimâ her zaman zevk için olmaz. Bazan cimâ su, yemek veya ilâç gibi
lâzım olur. Yapılmazsa, aşırı hararet bünyeyi sarar, akıl ölçüyü, vücut
dengeyi kaybeder, nefis harama meyleder. Böyle bir anda tek ilâç bu
harareti helâlinden dindirmektir.
Erkek, dışarıda bir kadın görüp cazibesine kapılmış ve ciddî şekilde
cinsî ilişki arzusu uyanmış olabilir. Bu durumda kalbi ve gözü haramdan
korumanın en güzel yolunu, kalplerin doktoru Peygamberimiz (s.a.v) şöyle
göstermiştir:
''Sizden biri dışarıda yabancı bir kadın görür, ondan hoşlanır ve içine
cimâ arzusu düşerse, hemen kendi hanımına gelerek onunla cimâ etsin.
Böyle yaparsa şehveti söner, kalbini saran cimâ hayali gider, heyecanı
diner, rahat eder.''293
Böyle bir anda kalbi karşı cins ile meşgul ederek haram hayallere ve
sıkıntıya düşmeden tedavi yoluna gitmelidir. Bu durumda kocanın cimâ
teklifine kadın hemen cevap vermelidir. Öyle ki rahmet Peygamberimiz
(s.a.v), kadının hamur yoğurmak, ekmek pişirmek, çamaşır yıkamak, ütü
yapmak gibi en yoğun işleri arasında bile bu teklifi karşılıksız
bırakmamasını, hemen kocasına yardımcı olmasını emretmiştir.294
Aynı ihtiyaç kadın için de ortaya çıkabilir. Bu durumda koca kendisiyle
birlikte olmak isteyen kadının ihtiyacını gidermelidir.
Gaye haram hayallerden ve boş düşüncelerden kalbi temizleyip huzurla
ibadet ve işine yönelmektir. Cimâ bu niyetle yapıldığı için sevap
olmaktadır. Bu iş sevdiğini ateşten kurtarmaktır.
Evli olmayanlar veya evli olup da hanımı ile cimâ imkânı bulamayanlar, böyle bir durumda yüce Allah'ın
zikrine sarılmalı, kalbine gelen cimâ arzusunu artıracak düşüncelere
dalmamalı, şehvetini tahrik eden sebebi ve yeri terketmeli, kendini işe
veya ibadete vererek şehvetin çekim alanından çıkmaya çalışmalıdır.
Dua müminin şeytana karşı silâhıdır, zikir kalesidir, sadaka
kalkanıdır, güzel arkadaş yardımcısıdır, ilim tedbiridir, sabır
zaferidir. Ümitsizliğe gerek yok, her günahın bir tövbesi, her derdin
bir ilâcı ve her zorluğun bir çıkış yolu vardır.

290-Buhârî, Nikâh, 86; Müslim, Nikâh, 121; Ebû Davud, Nikâh, nr. 2141; Ahmed, Müsned, 2/439.

291-Buhârî, Nikâh, 86; Müslim, Nikâh, 120; Ahmed, Müsned, 2/255.
292-Ebû Ya'lâ, Müsned, nr. 6467; İbn Hacer, el-Metâlib, nr. 1559; Heysemî, ez-Zevâid, 4/296.
293-Müslim, Nikâh, 10; bk. Ebû Davud, Nikâh, 43; Tirmizî, Radâ, 9; Ahmed, Müsned, 3/3955.
294-Tirmizî, Radâ, 10; Bezzâr, Müsned, nr. 1472; Heysemî, ez-Zevâid, 4-312.

Hayız Halinde Cinsel İlişki

Bu konuda yüce Allah şöyle buyurmuştur:
''Sana kadınların ay halinden sorarlar. De ki: O bir rahatsızlık ve
eziyetli dönemdir. Bu sebeple kadınlara cimâ yapmaktan uzak durun ve
temizleninceye kadar kendileriyle cinsel ilişkiye girmeyin.
Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın.''295
Kadının hayız olduğunu erkeğine söylemesi gerekir. Hayzını gizleyip
onunla cinsî ilişkiye girerse haram işlemiş olurlar, fakat bunun vebali
kadına aittir. Kadının hayız olduğunu bilen bir erkek o hayızdan
temizleninceye kadar kendisiyle cinsî ilişkiye giremez; girerse haram
işlemiş olur. Aynı şekilde kadınların âdet kanı kesildikten sonra, gusül
abdesti almadan kendilerine yaklaşmak da haramdır. Gusül abdesti alma
imkânı olamazsa, hiç değilse tam bir namaz vakti geçmiş olmalıdır. Kişi,
hanımı âdet halindeyken, cinsel ilişki hariç hanımının vücudunun
tamamından faydalanabilir.
Yüce Allah'ın,
''Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle
varın''296 âyetinden kastedilen mâna, önden olmak şartıyla istediğiniz
şekilde, vakitte ve yerde yaklaşabilirsiniz demektir. Yoksa önden veya
arkadan istediğiniz yerden yaklaşınız, demek değildir. Kadına arka
bölgesinden yaklaşmanın kesin haram olduğunu belirtmiştik.
Kadın âdetliyken, yatakta göbeği ile diz kapağı arasını örtecek bir
peştamal, elbise veya örtü kullanması tavsiye edilir. En azından ön ve
arka kısmı örtecek, özellikle rahim bölgesini kapatacak bir iç elbise
gereklidir. Bu örtü veya bez, hem bilmeden rahim bölgesine girişi
engeller, hem de rahatsız edici kokunun yayılmasını önler.
Erkek, hayız ve lohusa halindeki hanımıyla birlikte uyuyabilir, yemek
yiyebilir, dilediği gibi oynaşabilir. Başını kucağına koyup Kur'an
okuyabilir.

295-Bakara 2/222.

296-Bakara 2/233.

Dışa Boşalmanın (Azlin) Hükmü

Azil, cinsel ilişki esnasında erkeğin menisini rahmin dışarısına boşaltmasıdır.
Âlimler azil hakkında faklı görüşler söylemişlerdir. İmam Gazâlî'nin
(rah) belirttiği gibi en tercih edilecek görüş, onun dinen haram değil
serbest olduğudur. İmam Gazâlî (rah) der ki:
Bazıları azlin mekruh olduğunu söylemişlerdir. Mekruh üç mânaya gelir:
1. Tahrîmen mekruh. Bu, harama yakın bir iştir.
2. Tenzîhen mekruh. Bu, helâle yakın bir iştir.
3. Mekruh, iyi ve daha faziletli olanı terketmek mânasına da gelir.
İşte azlin mekruh olduğunu söyleyenler, üçüncü mânayı yani iyi ve
faziletli olanı terk mânasını kastediyorlar. Azil yapan kimse, iyi ve
faziletli olan bir şeyi terketmiş olur.
Azil yapmak haram değildir.
Ancak azil yaparken hanımın rızasını ve iznini almak gerekir. Bunu
terkederek kendi keyfince azil yapmak mekruhtur. Bu, güzel geçime ve
annelik hakkına terstir; çünkü cimâdan hâsıl olacak çocukta annenin de
hakkı vardır. Ayrıca azil iki tarafın cimâ lezzetini yarıda kesmektir.
Bunun için karşılıklı rızâ güzel olmaktadır. Eğer azil için ciddî bir
sebep varsa, erkek hanımın iznini almadan da yapabilir.297
Ashaptan Hz. Câbir (r.a) şunu rivayet etmiştir:
''Bizler Allah Resûlü'nün zamanında azil yapardık. Halbuki Kur'an âyetleri nâzil oluyordu (Bu konuda bir yasak gelmemişti).''
Diğer rivâyette hadis şu şekildedir: ''Biz dışarı boşalıyorduk. Resûl-i Ekrem (s.a.v) duydu ve bunu yasaklamadı.''298
Yine Câbir (r.a) şunu rivayet etmiştir: Adamın biri Hz. Peygamber'e (s.a.v) gelerek,
''Yâ Resûlallah! Benim bir câriyem var, onunla ilişkiye giriyorum.
Fakat hurma suladığı ve başka işlerimizde de çalıştığı için hamile
kalmasını istemiyorum'' dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v),
''İstersen azil yap. Fakat ondan gelmesi takdir edilen çocuk, mutlaka
gelecektir'' buyurdular. Aradan bir müddet geçtikten sonra adam geldi
ve,
''Yâ Resûlallah! Câriye hamile kaldı'' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v),
''Ondan gelmesi takdir edilen çocuğun mutlaka geleceğini sana söylemiştim''299 buyurdular.

297-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6600-6601 (Beyrut 1997).

298-Buhârî, Kader, 4; Müslim, Talâk, 26-28; Tirmizî, Nikâh, 39; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 4195.
299-Ahmed, Müsned, 3/313; İbn Mâce, Mukaddime, 10; İbn Hibbân, Sahîh,
nr. 4194; Ebû Ya'lâ, Müsned, nr. 1910; Abdürrezzâk, Musannef, nr. 12551.


Gebeliği Önlemek İçin Ön Tedbir Câiz midir?

Bu tedbirlerin başında hap almak, spiral takmak ve kordonları bağlatmak
gelmektedir. Hap ve spiral için söylenecek şeyler azil konusunda
söylenenlerle aynıdır. Bir özür sebebiyle dışarı boşalmaya helâldir
diyenler, aynı hedef için alınan diğer tedbirlere de helâl
demektedirler.300
Azil helâldir diyen âlimlere göre, erkek hücresinin rahme inmesini veya
dişi hücreyi döllemesini engelleyecek diğer tedbirler de câizdir. Bunda
şu noktalara dikkat edilmesi gerekir:
1. Alınan tedbirden kocanın haberi, rızâsı ve izni olmalıdır.
2. Alınan ilâç veya rahim bölgesine yerleştirilen alet, bünyeye zarar vermemelidir.
3. Kadının rahim bölgesine konacak madde veya tüplerin bağlanması ancak
bir doktor tarafından yapılacağı için, bu müdahaleyi yapacak doktorun
bir kadın doktor olmasına dikkat etmelidir.
Kordonları bağlatmada ayrıca şunlara da dikkat edilmelidir:
1. Rahime giden kanalları bağlatmak için yeni bir doğum yapmanın kadın
için ciddî tehlike arzetmesi gerekir. Bu doğum, ister normal yolla ister
ameliyatla olsun, kadın için ciddî ölçüde tehlikeli olacağı tesbit
edilmişse bu tedbire başvurulabilir.
2. Mazereti olmakla birlikte ciddî tehlike riski olmayan kadınlar,
kordonlarını geçici olarak bağlatmalı, temelli kısırlaştırmaya
gitmemelidir. Bu câiz olmaz.301
Allah Resûlü (s.a.v) tamamen kısırlaşmayı yasak etmiştir. Bu yasak erkek-kadın bütün insanlar için geçerlidir.302
Özellikle genç yaştaki kadınlar buna daha çok dikkat etmelidir. Hayatın
ve yuvanın seyri bir anda değişebilir. Kadın kocasını ve bütün
çocuklarını ölüm, kaza, deprem, savaş gibi bir sebeple kaybedebilir.
Yeni bir evlilik gerekebilir. Bu durumda her şeyin yeniden başlaması
gerekir. Bunun için ciddî bir özür yokken temelli kısırlaştırmadan
sakınmalıdır.

300-San'ânî, Sübülü's-Selâm, 3/279 (Beyrut, 1998).

301-Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s. 553.
302-Buhârî, Nikâh, 8; Müslim, Nikâh, 6; İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, 10/148.

Spiral Gusle Mani midir?

Rahme yerleştirilen spiral maddesi gusle mani değildir. Çünkü rahmin
içini yıkamak lâzım değildir. Bu madde bazan kanamaya sebep olabilir.
Hayız düzenini bozabilir. Vücut yapısına uymayıp yan etkileri
gözükebilir. Bu durumlarda güvenilir bir doktorla durum tesbit ve tedavi
edilmelidir. Aynı tehlike, doğum kontrolü için alınan haplar için de
mevcuttur. Hepsinde güvenilir bir doktorun tesbit, tavsiye ve kontrolü
şarttır.

Çocuğu Aldırmak (Kürtaj) Câiz midir?

Dinen geçerli bir özür olmadıkça rahimde döllenme safhasını geçmiş bir
çocuğu aldırmak câiz değildir. Bu safha, erkeğin sperm hücresinin
kadının yumurta hücresini rahimde aşıladığı zamandır. Yani kadının
hamile kalmasıdır.
Bazı âlimler, ceninin ruh üfürülmeden önceki dönemini ayrı
değerlendirmişlerdir. Buna göre, bir zaruret olunca, ilk haftalarda bir
kan pıhtısı halindeki ceninin düşürülmesine haram dememişlerdir.303
Âlimler dinen geçerli özürleri şöyle saymıştır:
1. Gebelik yüzünden annenin hastalanması, mevcut bir hastalığının
artması veya ölüm tehlikesinin bulunması. Gebelik ve devamındaki yükler
sebebiyle annenin ruh sağlığının bozulması, dengesinin altüst olması da
bir çeşit ağır hastalıktır.
2. Çevrenin çok bozuk olması yüzünden doğacak çocuğa sahip çıkılamaması, gerekli dinî terbiyenin verilememesi, çocuğun fitne ve haramlar içinde büyüme tehlikesi.
3. Ailenin çok kalabalık olması, annenin yeni çocuğa bakacak gücünün
olmayışı, babanın bir bakıcı ve sütanne tutacak imkânının
bulunmayışı.304
Yine annede, kanser, felç, kalp hastalığı gibi hamilelik ve doğum
sırasında ciddî tehlike arzedecek bir hastalık varsa, rahimde döllenmiş
cenini aldırması câiz olur. Ancak rahme müdahale avret yerinden olacağı
için, bayan bir doktorun bulunmasına dikkat edilmelidir. Acil durumda
bayan doktor bulunmazsa erkek doktorun müdahalesi de câizdir. Bu konuda
İmam Gazâlî (rah) der ki:
''Rahimde döllenmiş çocuğu düşürmenin dereceleri vardır. Varlığın ilk
aşaması, meninin anne rahminde kadının suyu ile birleşip hayatı kabul
edebilecek bir vaziyete gelmesidir. İşte bu şekilde kadının suyu ile
karışmış bir meniyi yok etmek bir suçtur. Eğer bu meni kan pıhtısı veya
et parçası şekline gelmişse, onu yok etmek bir öncekinden daha büyük
suçtur.
Çocuğa ruh üflendikten ve âzaları belli olduktan sonra yok etmek bir
öncekinden daha büyük suçtur. Varlığın en son aşamasında, yani çocuk
annesinden canlı olarak doğduğu halde, hayatına kastetmek ise en ağır
suçtur.''305
Son iki durumun ayrıca diyet cezası vardır.
Bunun için en tercih edilecek durum, ön tedbir almaktır. Erkek
hücresinin (sperm) anne rahmine inerek rahimde anneden gelen hücreyi
aşılamasına engel olmak haram değildir. Doğum kontrolü veya gebeliği
önleme denen şey budur.

303-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6601; Seyyid Sâbık, Fıkhü's-Sünne,
2/177. Hz. Ali'den (r.a) bu görüşü destekleyen bir rivayet için bk. Ebû
Tâlib el-Mekkî, Kûtü'l-Kulûb, 3/1643 (Kahire 2001); Kalplerin Azığı, 4/478-479 (İstanbul: Semerkand yayınları, 2003).

304-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 2/380; Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, s. 551.
305-Gazâlî, İhyâ, 2/66-67 (Beyrut 2000).

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

2 CİNSEL HAYAT NEDİR? Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:24 pm

CANTAR




TEMİZLİK ve SÜSLENME
Aile hayatında mühim bir konu da temizlik ve süslenmedir. Temizlik önce
bedenin hakkıdır. Ayrıca beraber olduğumuz herkesin bizde hakkı vardır.
Bu kimseler insanın
aile çevresi olabileceği gibi, buluştuğu, konuştuğu, çalıştığı diğer
insanlar da olabilir. Devamlı bizimle birlikte bulunan meleklerin de
üzerimizde hakkı vardır.
Bedenin temizliği gibi, elbise temizliği, güzel giyim, hoş görüntü ve
edebince süslenme de her mümin için yerine göre bir vazifedir.

Her Şeyin Başı: Temizlik

Yüce kitabımızın ilk inen âyetlerinden birinde, ''Elbiseni tertemiz tut''306 emri verilmektedir.
Yüce Allah, kulları içinden iki kimseyi sevmektedir: Biri kalbini, diğeri de bedeni temizleyenlerdir.307
Kalp, günahlardan, beden ise pis madde ve kokulardan temizlenmelidir.
Rahmet Peygamberimiz'in (s.a.v) şu sözleri temizliğin yerini ve değerini
anlamak için yeterlidir:
''Allah güzeldir, ancak güzel ve temiz olanları kabul eder.''308
''Temizlik imanın (dinin) yarısıdır.''309
''Temizlik namazın, namaz da cennetin anahtarıdır.''310
Sürekli beraber olduğumuz, aynı yeri, evi ve yastığı paylaştığımız
kimselerin bizde hakkı vardır. Şu hadis de konunun önemini gösterir:
''Size ne oluyor ki ağzınızı misvakla temizlemeden dişleriniz sapsarı
yanıma geliyorsunuz. Eğer ümmetime sıkıntı vereceğini bilmeseydim,
abdesti farz kıldığım gibi ağızlarınızı misvakla temizlemeyi de farz
kılardım.''311
Peygamber
Efendimiz'in (s.a.v) hane-i saâdetine teşrif ettiklerinde ilk yaptığı
iş ağzını misvakla temizlemekti. Bunun bir sebebi meleklerle buluşması,
ikinci sebebi ise ailesiyle birlikte olmasıydı.

306-Müddessir 74/4.

307-Bakara 2/222.
308-Müslim, Zekât, 65; Tirmizî, Tefsîru Sûre (2), 37.
309-Müslim, Tahâret, 1; Tirmizî, Daavât, 9; Ahmed, Müsned, 4/260.
310-Tirmizî, Tahâret, 3. Son kısmı hariç bk. Ebû Davud, Tahâret, 31.
311-Ahmed, Müsned, 3/442; Heysemî, ez-Zevâid, 1/221. Hâkim, Müstedrek,
1/146 (Hadisin ilk kısmı yok); Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 1/36.

Pislik İçinde Temiz Aile Hayatı Olmaz

Karı kocanın birbirine karşı vazifelerinden biri de temizliktir.
Temizliğin içine beden, saç, ağız, diş, elbise temizliği girdiği gibi
süslenmek ve güzel koku sürmek de girmektedir.
Karı koca birbirine en yakın olan kimselerdir. Öyle ki biri diğeri için
bir elbise gibidir; vücutlarının her tarafı aynı rahatlık ve yakınlık
içinde görülüp sevilebilir. Bunun için sürekli temiz olmaları
gereklidir. Bu konuda ciddî şikâyetler dile getirilmektedir. Öyle ki
bazı kadınlar erkeğinin terli vücudundan, ağzındaki sigara kokusundan,
düzensizliğinden iyice bıkmıştır. Temizlik konusunda kadınından dert
yanan erkekler de az değildir.
Bir aile reisi hanımının temizliği ihmal etmesi yüzünden nasıl bunalımlara girdiğini şöyle dile getirmektedir:
''Hocam, dışarıdaki kadınların durumu belli! Çokları özel koku sürünmüş
ve en çekici kıyafetleriyle dolaşıyorlar. Eve vardığımda hanımı
dağınık, ilgisiz ve soğuk buluyorum. Ne yapacağımı şaşırdım. Kadına kaç
defa şunu söyledim:
'Hanım, benim işten eve geleceğim saatleri biliyorsun, Allah
rızâsı için şu çamaşır, bulaşık ve toz alma işlerini erkenden bitir,
sarımsak soğan doğramayı da geliş saatime rast getirme. Ben eve gelince
seni biraz temiz ve düzgün göreyim. Aklım dışarıda kimseye takılmasın.
Senin elin tarak tutmaz mı? Şu saçlarını bir tara da yanıma öyle gel.
Senin gençliğini, kendimin de evli olduğunu farkedeyim.'
Bunları çok söyledim, fakat hanım anlamıyor. Üstelik arada bir bana nasihat ediyor. Tekerleme haline getirdiği nasihati şu:
Adam, biz vakti zamanında birbirimizi sevip almışız, yuvaya girmişiz,
daha ne cicim-bicim işleriyle uğraşıyorsun. Sen aklı başında bir
adamsın, yemeğini ye, çayını iç, uykunu al, işine bak!''
Bu sadece bir örnektir. Bunun tersi de yok değil.
Saçı başı dağınık, ağzı devamlı sigara kokan, diş temizliği nedir
bilmeyen, pejmürdeliği ile bakana sıkıntı veren bir erkeğin hanımına
yaptığı zulmü kim savunabilir?
Gerçekten müslüman erkek ve kadınların bu hususu ciddîye almaları
gerekir. Yoksa sonuç felâkettir. Allah Resûlü (s.a,v) erkeğin veya
kadının pis olmasının nelere kapı açacağına şöyle dikkat çekmiştir:
''Elbiselerinizi temiz tutun, fazla saçlarınızı tıraş edin, dişlerinizi
temizleyin, süslenip tertemiz olun. İsrailoğulları bunları yapmadı,
kadınlarının gözü dışa kaydı, zina yaptılar.''312
Kadın ve erkek birbirlerine karşı temiz olmak ve süslenmekle
görevlidir. Bunun için, evli-bekâr hiçbir mümin ağzı, eli veya bedeni
kirli bir halde yatağa girmemelidir. Girerse, başına bir sıkıntının
geleceğini bilmelidir. Gündüz geceden daha fazla temizlik gerekir; çünkü
evde, işte, mescidde, mecliste ve diğer yerlerde beraber olduğumuz
herkesin bizde hakkı vardır.
Erkek, hanımından temiz olmasını isteme hakkına sahiptir. Bu onun
hakkıdır. Bunun için sevmediği kokuları sürmemesini, kötü kokan
yiyeceklerden yememesini isteyebilir. Kendisi de hanımına karşı temiz ve
bu hassasiyet içinde olmakla görevlidir.

312-Müttakî-i Hindî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 17175.


Takvâ, Temizlik İster

Kimse, gönlü dünyadan çekip âhirete yönelmeyi, takvâyı ve sûfîliği
pejmürde bir halde yaşamak zannetmesin. Takvâ, Cenâb-ı Hakk'ın ve halkın
haklarını güzel korumaktan ibarettir. Müttakinin, içi gibi dışı da
temizdir. Kalbi gibi işleri de güzeldir.
Hiçbir erkek ibadet veya hizmet içindeyim diye gerekli beden temizliğini ihmal veya terkedemez. Bu kimse 'ben kendimi Allah'a
adadım' diye hanımını da ihmal edemez. Ederse edebe ve sünnete aykırı
hareket etmiş olur. Bu yaptığına takvâ değil tembellik denir.
Takvâ sahibi bir kadının temizlik, güzel giyim ve süslenmesi de ancak
yuvası içinde kocası için olur, olmalıdır. Kadın kendisine nikâh
düşmeyen akrabaları veya kadın arkadaşları içinde de süslü ve güzel
elbise giyebilir.
Kadın, giyim kuşamı ve süsü ile dışarıda yabancı erkeklere kendisini
beğendirmek gibi bir niyet asla taşımamalıdır. Allah'a ve âhirete inanan
bir kadın, temizlik, muhabbet, sevgi, süs ve neşelenme gibi konulardaki
bütün maharetini yuvası içinde göstermelidir. O zaman hepsi sevap ve
ibadet olur.
Müminlerin en önemli işi temizliktir. Yüce Allah,
güzel bir temizlik ve taharet yapmayanın namazını kabul etmiyor. Ayrıca
bütün müminlerin namaz için mescide geldiklerinde ve kendi evlerinde
namaz kılarken temiz olmalarını ve süslenmelerini istiyor. Âyette şöyle
buyrulmuştur:
''Ey âdemoğulları! Mescide (namaz yerinize) her gelişinizde süslenin
(temiz ve güzel giyinin). Yiyin, için, israf etmeyin. Hiç şüphesiz Allah israf edenleri sevmez.''313
Aslında bu emir müminlerin her zaman temiz olmasını istemektedir; çünkü
günde beş vakit namaz kılan bir mümin her namaz vakti gerekli temizliği
yaptığı zaman, bütün gün temiz olur.
Bu temizlik ile mümin şu sonuçları elde etmiş olur:
Önce yüce Allah'ın emrini tutmuş ve O'na sevilmiş olur. Yüce Allah
temizdir; içi ve dışı ile temiz olanları sever. Sonra melekler temiz
insanın
yanında bulunmaktan hoşlanırlar ve onun için hayır dua ederler. Ayrıca
birlikte olduğu mümin kardeşlerinin hakkını korumuş, gönüllerini hoş
etmiş olur. Bu da ayrı bir sevaptır.
Müminin elbisesi eski olabilir fakat kirli olamaz. Yine bir müminin
bedeni yaratılıştan siyah veya sevimsiz olabilir, ancak bu beden sürekli
kir ve pas içinde bırakılamaz. Yaratılış şeklimizle kınanmayız ama
bedenin temizliğini ihmal edişimizden sorumlu oluruz.
Koca ve hamın temizliği takvânın bir parçası görmelidir. Takvâ imamı olan Peygamber
Efendimiz (s.a.v), evinde, mescidde, mecliste olduğu gibi yolculuk ve
savaşlarda bile temizliği, düzeni, sadeliği ve güzel kokuyu ihmal
etmezdi.

313-A'râf 7/31.


Temizlik Herkesin Hakkıdır

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) meleklerin, insanların rahatsız olduğu
bütün pis şeylerden ve kötü kokulardan rahatsız olduğunu ve böyle
yerlere gelmediklerini belirtmiştir. Müminler, ailesi ve mümin
kardeşleri gibi etrafındaki meleklere karşı da temiz olmalı, onları kir
ve kötü koku ile rahatsız etmemelidir.
Bir defasında Cebrâil'in (a.s) gelişi birkaç gün gecikmişti. Vahiy veya özel ziyaret için gelmemişti. Peygamber
''Onun gelişi niye gecikmesin ki! Sizler benim etrafımda bulunuyorsunuz
fakat içinizden bazıları dişlerini misvaklayıp ağzını temizlemiyor,
tırnaklarını kesmiyor, bıyıklarını kısaltmıyor, parmak aralarını temiz
tutmuyor, bunun için melek gelmiyor.''314
Şu âyet-i kerime bütün karı-kocaların görevlerini özetliyor:
''Kadınların kocalarına karşı görevleri olduğu gibi kocaların da kadınlarına karşı yapması gereken görevleri vardır.''315
Hz. Ömer (r.a), erkeklere kadınların haklarını anlatırken, birçok erkeğin farkında olmadığı şu gerçeği hatırlatmıştır:
''Sizler kendiniz için ne yapılmasını seviyorsanız, kadınlar da kendileri için onun yapılmasını severler.''316
Yine rahmet Peygamberi'nin (s.a.v) terbiyesinde edep dersleri almış büyük sahâbî İbn Abbas (r.a), şöyle demiştir:
''Hanımımın benim için süslenmesini sevdiğim gibi, ben de onun için süslenmeyi severim.''317
Bir defasında Ehl-i beyt âlimlerinden Muhammed b. Hanefiyye (rah),
üzerinde güzel bir örtüye bürünmüş ve sakalı güzel koku saçar vaziyette
misafirini karşıladı. Misafir ondaki bu güzel giyimi ve kokunun sebebini
sorunca, Muhammed b. Hanefiyye (rah),
''Hanımım beni bu hale getirdi. Bizim hanımlarımızdan beklediğimiz
güzel giyim kuşam, süs ve koku gibi şeyleri onlar da bizden bekliyorlar,
onun için süslendim'' demiştir.318
Asmaî anlatıyor:
Çölde göçebeler arasında bir kadın gördüm. Üzerinde kırmızı bir elbise, eline kına yakmış, tesbih çekiyordu. Kadına,
''Elindeki tesbihle üzerindeki süs birbirine ne kadar ters!'' dedim. Bunu işiten kadın bana dedi ki:
''Bende iki yön var. Biri Allah içindir. Allah ile hukukumu (zikir ve
ibadeti) hiç ihmal etmem. Diğeri de kocamı eğlendirmek içindir.''
Kadının bu sözleri üzerine şunu anladım: Bu kadın, sâliha ve evli bir
kadındır. Tesbihini Allah için çekiyor, süslenmesini de kocası için
yapıyor.''

Efendimiz'e (s.a.v) bunun sebebi sorulduğunda, Resûlullah Efendimiz
(s.a.v) etrafındaki bazı insanların gereken temizliğe dikkat etmediği
için meleğin geciktiğini belirtmiş ve bu kimseleri şöyle uyarmıştır:
314-Ahmed, Müsned, 1/243; Taberânî, el-Kebîr, nr. 12224.
315-Bakara 2/228.
316-İbnü'l-Cevzî, Siretü Ömer, 171.
317-İbn Cerîr, Câmiu'l-Beyân, 2/615 (Beyrut 1995); Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/661.
318-Kurtubî, el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'ân, 5/86.

Vücut Temizliğinde Süre

Vücut temizliği, doğumla başlayan ve ölüme kadar devam eden bir vazifedir.
Vücut temizliğinin süresi şahsa, şartlara, işe ve iklime göre değişir.
Haftada bir kere bütün vücudu yıkamak sünnettir. Vâcip diyen âlimler de
vardır. Bu temizliğin mümkünse cuma günü yapılması sünnettir.
Tırnaklar altına kir ve pislik birikecek duruma gelince kesilmelidir.
Bunun haftada bir olması en güzelidir. Gece tırnak kesilmesi mekruh
değildir.319
Koltuk altı ve etek tıraşı on beş-yirmi gün içinde yapılırsa güzel
olur. Temizlik süresi kırk günü geçmemelidir. Allah Resûlü, etek ve
koltuk tıraşı için en fazla kırk gün izin vermiştir.320
Bıyıkları belirli aralıklarla kısaltmalıdır. Bıyıkları dudakların
üzerine sarkacak şekilde uzatmak mekruhtur. Hadislerde, müşrik ve
Mecûsîler'e benzeyen bir bıyık şekli yasaklanmış ve kısaltılması
emredilmiştir.321
Haftada bir başı tıraş etmek ve başı sürekli temiz tutmak, gerektiğinde
taramak sünnet ve sevaptır. Saçları karışık, dağınık ve kirli tutmak
mekruhtur.
Saçları aşırı derecede uzatarak kadınlara benzemek, bu konuda gayri
müslimleri taklit etmek, saçları örmek tahrîmen mekruhtur. Başın bir
kısmını tıraş edip bir kısmını bırakmak yasaklanmış olup mekruhtur. Başı
yol yol aralıklarla tıraş etmek de mekruhtur. Saçın ya hepsini tıraş
etmeli veya hepsini bırakmalıdır.322
Tırnaklardaki Oje Abdest ve Gusle Mani midir?
Önce şunu belirtelim: Kadın eline kına yakabilir; farklı bir madde de
kullanabilir. Bu süslenme kocasına karşı olunca haram olmaz. Ancak
kullanılan madde oje ise bunun için abdest ve gusülde dikkat edilecek
farklı durumlar vardır.
Oje altına suyu geçirmez. Bu durumda abdest ve gusle engel olur. Bunun
için oje kullanmış bir kadın abdest veya gusül alırken ojeyi
temizlemelidir. Aksi takdirde abdesti ve guslü olmaz. Abdest olmayınca
namaz da sahih olmaz.
Hayızlı veya lohusa halindeki bir kadın namaz kılmayacağı için bu süre
içinde oje kullanabilir. Hayız ve nifastan sonra gusül alırken ojeyi
temizlemelidir.323
Bu tür maddelerin insan
sağlığına verdiği tahribat da düşünülmelidir. Deriye yapışıp hava ile
temasına mani olan veya vücudun terlemesini engelleyen maddelerin vücuda
zarar verdiğini bilmelidir. Bunun için süs veya koku maddelerinin tabii
olanını seçmeli, suyun deriye geçmesini veya vücudun terlemesini
engellemeyen türleri tercih etmelidir.
Bir de bu tür süsleri fâsık kimselere benzemek için yapmamalıdır. Bir
süs ve elbisenin maddesi ve kullanılması helâl de olsa, fâsık ve
kâfirlere benzeme niyeti olunca harama dönüşür. Yine bir kadın için,
bazı süslenmeler sadece kocasına karşı helâldir; süs ve koku yabancı
erkeklere karşı olunca harama dönüşür.

319-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 5/358.

320-Müslim, Tahâret, 51; Ebû Davud, Tereccül, 16; Tirmizî, Edeb, 15.
321-Müslim, Tahâret, 53-55; Ebû Davud, Tereccül, 16; Ahmed, Müsned, 2/365-366.
322-Ebû Davud, Tereccül, 14; Heyet, el-Fetâva''l-Hindiyye, 5/357.
323-Halil Günenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, 1/125.

Saç Eklemek Câiz midir?

Saçları dökülen veya azalan bir kadının saçlarına başka bir insanın
saçını eklemesi haramdır. Bu saçın bir erkeğe veya kadına ait olması
farketmez.324
Bunda aldatma vardır. Ancak, kadının insan saçı dışında naylondan,
bitkiden, hayvanın deri veya kılından yapılmış şeyleri saçlarına ek
yapması câiz görülmüştür.325
Saça saç eklemek hadislerde lânetlenmiştir. Bu da onun haram olduğunu
gösterir. Bununla ilgili bir rivâyette Hz. Ebû Bekir'in (r.a) kızı Esmâ
(r.ah) şunları anlatmaktadır:
Hz. Peygamber'e (s.a.v) bir kadın geldi ve, ''Ey Allah'ın
Resûlü! Benim gelin olacak bir kızım var. Kızamığa yakalandı, saçları
döküldü. Şimdi onun saçına saç ekleyeyim mi?'' diye sordu. Bunun üzerine
Resûlullah,
''Saçına saç ekleyene ve eklettirene Allah lânet etsin!'' buyurdu.326
Saçı dökülen bir kadına kocası saç eklemesini istese bile yine câiz olmaz. Haram olan bir konuda kocanın sözü dinlenmez.327
Saçı dökülen kimse ne yapabilir?
Saç tedavisi yaptırabilir. Bunun için fayda verecek çeşitli ilâç ve
yöntemleri kullanabilir. Bu, saça saç eklemek gibi değildir.

324-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 5/358; Nevevî, el-Mecmû, 1/354.

325-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 5/358.
326-Müslim, Libâs, 115.
327-Buhârî, Libâs, 83; Müslim, Libâs, 116; Aynî, Umdetü'l-Kârî, 15/116 (Beyrut 2002).

Peruk Takmak Câiz midir?

Peruk insan saçından ve başka maddelerden yapılmış olabilir.
Bazı âlimler, saça insan
saçı eklemekle, ekleme yapmadan başa peruk şeklinde saç veya başka bir
maddeyi koymayı ayrı tutmuşlardır. Buna göre saç eklemek câiz değildir,
fakat peruk takmak câizdir.328
Peruk, kadının kendisine nikâh düşen kimselerin yanında değil, başını açması câiz olan yerlerde takılabilir.
Saçları dökülen evli bir kadın evinin içinde, ailesi ve kocası yanında
başını açık tutabileceği için, kocasının izni ile peruk takabilir. Bunda
bir aldatma yoktur. Kocasına karşı güzel görünmek için elden geldiği
kadar süslenmek câizdir.
Yine saçları dökülen genç bir kız ailesinin ve kendine nikâh düşmeyen
yakınlarının yanında peruk takabilir. Ancak bu kıza evlenme teklifi
geldiğinde karşı tarafa durumu bildirmelidir. Koca adayı kızın saç
durumunu bilerek kabul ederse, bu da aldatma olmaz.
Dışarıda peruk takmak câiz değildir. Bunda aldatma olduğu gibi, örtünme
de yoktur. Bazan peruk kadını daha güzel ve daha genç gösterir. Bu
durumda tesettür niyetiyle kullanılması câiz olmaz. Bu fayda değil zarar
verir.329
Kadının yabancı erkeklerin yanında peruk takması için ciddî bir
mazereti olmalıdır. Böyle bir mazereti olduğuna inanan bir kadın, insan
saçı dışında, naylondan, sentetik maddelerden, devetüyünden veya at
kılından mâmul bir peruk kullansa, başını kendi saçı dışında başka bir
madde ile kapatmış olur; ancak fitneden korunmuş olmaz.
Bazı kadınlar vardır ki, peruk değil, baş örtüsü kullandıkları ve
elbise giydikleri halde örtünmeyi yanlış ve noksan yaptıklarından, açık
kadınlar sınıfına katılmıştır. Allah korusun, hadis-i
şerifte, bu kadınların elbiseyi dikkat çekmek ve haram zevklerini elde
etmek için giyindiklerinden, cehennemlik oldukları bildirilmiştir.330

328 Aynî, Umdetü'l-Kârî, 15/116.

329-bk. Şerebâsî, Yes'elûneke fi'd-Din ve'l-Hayât, 6/130-132 (Beyrut 1981).
330-Müslim, Libâs, 125; Mâlik, Libâs, 3 (nr. 7); Ahmed, Müsned, 2/356.

Saç Boyamak Câiz midir?

Resûlullah Efendimiz (s.a.v), ''Saçı olan kimse ona ikramda bulunsun''331 buyurmuştur.
Saça ikram, onu temizlemek, güzelleştirmek, taramak, yağlamak, kokulamak şeklinde olur.
Ağaran saç, sakal ve bıyığın siyah dışında bir renge boyanması câizdir. Ashâb-ı kirâmdan Hz. Câbir (r.a) şöyle anlatır:
''Mekke fethinde Hz. Ebû Bekir'in babası Ebû Kuhâfe'yi Resûlullah'ın
(s.a.v) huzuruna getirdiler. Saçı sakalı bembeyazdı. Resûlullah (s.a.v)
onun bu halini görünce,
''Bunun (ağarmış saç ve sakalın) rengini değiştirin, ama siyah renkten de kaçının'' buyurdu.332
Erkekler, süs için değil de bir maslahat için saçlarını siyaha
boyayabilirler. Meselâ, düşman karşında genç ve heybetli görünmek için
yaşlı bir müslüman saçlarını siyaha boyayabilir.
Erkekler için saç ve sakallarını sırf siyaha boyamak yasak edilmiştir.
Ancak diğer bitkisel boyaların içine bir miktar siyah renk katarak
boyamak yasak değildir.
Erkeğin başka kadınlara genç ve sevimli gözükmek, yaşını farklı göstermek için saçını siyaha boyaması mekruhtur.
Evli olan kimsenin hanımı için saçını siyaha boyamasının câiz olduğunu
söyleyen âlimler de vardır; çünkü bunda kimseyi kandırmak yoktur. Sahâbe
ve tâbiînden saçını siyaha boyayanlar olmuştur. 333
Kadının kocasına karşı süslenmek için saçlarını siyaha boyaması câizdir.334
Kocanın razı olduğu diğer renkler de kullanılabilir.
Kadın saçını boyarken şunlara dikkat etmelidir:
Boya temiz maddelerden oluşmalıdır. Aslen pis olup katıldığı terkip içinde özelliğini kaybetmemiş madde bulunmamalıdır.
Genç görünerek insanları özellikle evleneceği kimseyi aldatma niyeti olmamalıdır.
Boya altına suyu geçirmeyen cinsten ise, saç diplerine vurulmamalı, saç diplerinde bir tabaka oluşturmamalıdır.
Kadının saçlarını tıraş etmesi veya kökten kazıması mekruhtur. Bunu bir hastalık sebebiyle yapmışsa bir mahzuru yoktur.335
Kadının yaratılışını değiştirmek ve erkeklere benzemek için saçlarını kazıması haramdır. Hadiste şöyle buyrulmuştur:
''Allah Teâlâ erkeğe benzemeye çalışan kadına ve kadına benzemeye çalışan erkeğe lânet etmiştir.''336

331-Ebû Davud, Tereccül, 3.

332-Müslim, Libâs, 25 (nr. 3925).
333-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 5/359; Zeydân, el-Mufassal, 3/356; Mübârekpûrî, Tuhfetü'l-Ahvezî, 5/355-360.
334-Nevevî, el-Mecmu', 1/345; İbn Kudâme, el-Mugni, 1/92; Zeydân, el-Mufassal, 3/357.
335-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 5/358.
336-Buhârî, Libâs, 61; Ebû Davud, Libâs, 28; Tirmizî, Edeb, 34; İbn Mâce, Nikâh, 22.

Kolonya ve Parfüm Türü Kokuların Durumu

İmâm-ı Âzam'a göre ispirto ve alkol madde olarak şarap gibi necis
değildir. Bunların içilmesi haramdır, fakat temizlik ve koku giderici
maddelerde kullanılmasına haram denmez. İçine alkol katılarak elde
edilmiş kolonya ve benzeri koku maddelerinin ele veya elbiseye sürülmesi
ile abdest bozulmaz. Bu maddelerden elbiseye bir miktar sürülmesi
namaza mani olmaz.337
Buna göre kolonya ve ispirto gibi şeylerin içilmeleri haram ise de bunların alınıp satılmaları ve kullanılmaları câizdir.
Esans, koku, parfüm ve benzeri şeylere katılan maddeler, necis olsalar
bile, az olup değişime uğradığı ve karışım içinde aslını kaybettiği
için, zarar vermez, kullanılabilir.338
Aslı pis olan bir madde kimyevî bir değişim ile başka bir maddeye
dönüşürse, temiz olur. Şarabın sirkeye dönüşünce temiz olup
kullanılmasının câiz olması gibi…339
İlâçlara katılan alkol ve benzeri maddeler, bu terkip içinde aslını değiştirmiş ve hükmünü yitirmiş olduğundan kullanılabilir.
Bir de kolonya türü maddelerin kokusu bazı insanları rahatsız edici
olabilir. Mubah olması güzel olması mânasına gelmez. Güzel kokmak ve
vücuttaki kötü kokuları gidermek için kullanılacak pek çok madde vardır,
onları tercih etmelidir.
Şunu da hatırlatalım, Şâfiî mezhebinde kolonya maddesi de şarap gibi
pis ve haram görülmüştür. Bu tür maddelerin içilmesi gibi kullanılması
da haramdır. Bunun için bulaştıkları yerin yıkanması gerekir. Bu hükmü
de dikkate alarak içinde alkol türü maddelerin bulunduğu kokuların hiç
kullanılmaması veya tedbirli kullanılması, mümkünse kullanılan yerlerin
yıkanması güzel olur.
Kadının kokusunu dışa vuran maddelerle kokulanıp evinin dışında yabancı
erkeklerin arasında bulunması, çarşı-pazarda gezmesi, mescide gitmesi,
yolculuk yapması haramdır.
Kadın evinin içinde de kocasının hoşlandığı kokuları sürmeli, onun rahatsız olduğu koku ve boyalardan sakınmalıdır.

337-Serahsî, Mebsût, 24/14-15; Elmalılı, Hak Dini, 2/88 (Azim Dağıtım).

338-Cezîrî, el-Fıkh ale'l- Mezâhibi'l-Erbaa, 1/19.
339-Kâsânî, Bedâi, 1/442 (Beyrut 1997).

Kaş ve Yüzdeki Tüyleri Aldırmak, Estetik Ameliyat

Bu tür işleri yapanların değişik sebepleri ve hedefleri vardır. Bunları beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Tedavi

Bazıları bu işleri tedavi için yapmaktadır. Bu, bir hastalık veya kaza
sonucu vücuttaki bozulmuş organı normale getirmek için yapılan müdahale
olup câizdir.
Hormon bozukluğu sebebiyle yüzünde kıllanma olan veya bıyıkları çıkan bir kadın bunları bir şekilde temizleyebilir.
Emsallerine göre göğüs yapısı çok aşırı büyük veya küçük olan bir
kadın, kocası da istiyorsa, uygun şartlarda tedavi görüp göğüslerini
normale getirebilir.
Yine bir hastalık sonucu kaşındaki tüyleri aşırı uzamış ve erkek kaşını
andırır bir vaziyet almış kadın, bunu normale çevirebilir. Fakat
kaşları hepten yolmak, kaşları göz üstünde bir yumru şeklinde toplamak
câiz değildir.
Bir kaza sonucu burnu, eli, ayağı, kulağı kopmuş kimse bunları yerine
diktirmek için cerrahi müdahale yaptırabilir. Vücuda uyun başka bir
madde eklenebilir. Bunun için altın maddesini de kullanabilir.340
Bir hastalık nedeniyle saçları dökülenler tedavi olabilirler.
Dişleri normal olmayan bir şekilde çarpık duran veya fazla dişi
çıkanlar, diş ve ağız tedavisi yaptırıp fazla dişleri aldırabilir,
çarpık dişleri düzgün hale getirebilirler.
Yine yüzünde kendisini veya bakanları rahatsız edici şeyler çıkan kimse tedavi ile yüzünü temizleyip normal hale getirebilir.

340-Ebû Davud, Hâtem, 7; Tirmizî, Libâs, 31; Nesâî, Zînet, 41; Ahmed, Müsned, 5/23.


2. Yaratılışını Değiştirmek

Bazıları, estetik ameliyatları normal yaratılıştaki bir organını meselâ
yüz, burun, kaş, çene, göğüs gibi bir yerini beğenmeyip değiştirmek
veya daha güzel hale getirmek için yapar. Bunu yapmak câiz değildir.
Kadının ameliyatla erkeğe dönmesi, erkeğin de kadına dönmesi haramdır. Bu konuda Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
''Allah
Teâlâ dövme yapana ve yaptırana, kaşlarını inceltene ve güzellik
(estetik) için dişlerini törpületip seyrekleştirene ve böylece Allah'ın
yarattığı şekli değiştiren kadınlara lânet etmiştir.''341
Aşırı derecede şişman olan bir kadın veya erkek, tedavi görüp normal
hale gelebilir. Kadın kocasının arzusu doğrultusunda zayıflamak veya
şişmanlamak için uygun şartlarda tedavi görebilir.
Vücudunda fazla bir organı bulunan kimse ameliyat ile onu aldırabilir.
Meselâ el veya ayak parmakları altı tane olan kimse fazla olanı kestirip
beşe indirebilir. Yine parmakları bitişik, kulakları deriye yapışık
doğan kimse ameliyat ile el parmaklarını ve kulağını açtırabilir.

341-Buhârî, Libâs, 82; Müslim, Libâs, 120.


3. Halini Gizlemek ve Aldatmak

Bazıları, halini gizlemek, yaşını saklamak, insanları kandırmak için
vücuduna çeşitli müdahaleler yaptırır; bunlar câiz değildir.
Meselâ ihtiyar bir kimsenin, yaşını gizlemek, genç gözüküp evlenmek
için beyaz saçlarını siyaha boyaması, saçına saç ekletmesi helâl
değildir.
Yine ihtiyar bir kadının veya erkeğin genç görünmek için yüzündeki
kırışıkları gidermesi, derisini gerdirmesi, bunun için ameliyat olması
câiz değildir. Bütün bunlarda aldatma, yaratılışını değiştirme, kendine
eziyet etme ve israf vardır.

4. Karşı Cinse veya Fâsıklara Benzemek

Bir erkeğin kadınlara, kadının da erkeklere benzemeye çalışması
haramdır. Bu bir hastalık çeşididir. Fıtratın bozulmasıdır. Bunun için
karşı cinse ait kıyafetlere bürünmek, onların süslerini takınmak,
şekline girmek yasaktır. Bu konuda edep Peygamberimiz (s.a.v) şöyle
buyurmuştur:
''Allah Teâlâ erkeğe benzemeye çalışan kadına ve kadına benzemeye çalışan erkeğe lânet etmiştir.''342
Bir kadın veya erkeğin, kendi cinsinden de olsa fâsık, zalim ve müşrik
kimselere benzetmek için onların tipine girmesi, özellikle onların
alâmeti olan kılık ve kıyafetlere bürünmesi helâl değildir.

342-Buhârî, Libâs, 61; Ebû Davud, Libâs, 28; Tirmizî, Edeb, 34; İbn Mâce, Nikâh, 22.


5. Temizlik ve Süslenme

Kadın kocasına süslenmek için, vücudunda bazı müdahaleler yapabilir.
Bunun için kulağını deldirip küpe takabilir. Kocasının izni ile
saçlarını kısaltabilir. Bunu, erkeklere benzemek için değil, bakım
kolaylığı ve temizlik için yapmalıdır.
Kadının yüzünde tüylenme oluyorsa, bu tüyleri yolabilir veya aldırabilir.
Kocasına karşı güzel gözükmek için yüzüne ve ellerine allık, pudra,
krem, gibi maddeler sürebilir. Eline ve parmaklarına kına yakabilir.
Kadın ve erkek sürme kullanabilir.

Dövme Yaptırmak

Bedenin herhangi bir yerine iğneyle açılan deliklerin üzerine, sürmeye
benzer bir boya sürerek dövme yaptırmak, her şeyden önce insanın bedenine eziyet verdiği için câiz görülmemiştir.
Peygamberimiz (s.a.v) dövme yapanları ve yaptıranları kınamıştır.
''Saçlarına saç ekleyene, bu işi yapana, vücuda dövme yapana ve bunu yaptırana Allah lânet etsin.''343
Fakihler, dövme yapılan yerin necis olacağını söylemişlerdir. Çünkü orada kan hapsedilmiştir.
Dövme yapan ve yaptıran kimse, önce tövbe etmelidir.
Vücuttaki dövmeyi
temizleyip atmak gerekir. Ancak giderilmesi sebebiyle cilt yaralanacaksa
ve bu yara vücuda zarar verip kötü izler bırakacaksa, bu takdirde
dövmenin silinip giderilmesi gerekmez.
Bu durumda olan bir kimse tövbe
ederse önceki günahından kurtulmuş olur.
Cerrahi müdahale bir zarar vermeyecekse, yapılmalıdır; geciktirmek günah olur.
Bu konuda kadın ile erkek eşittir.344
Dövme haram olmakla birlikte, deri altına yapıldığı için abdest ve
gusle mani değildir.
Tövbe eden bir kimse namazına devam eder.
Yukarıda
belirtildiği gibi en kısa zamanda dövmeyi temizletmeye çalışır.

343-Buhârî, Libâs, 83; Müslim, Libâs, 115, 117; Ebû Davud, Tereccül, 5.

344-Nevevî, el-Minhâc Şerhu Sahîhi Müslim, 13/332.

Organ Nakli

Organ nakli bir tedavi yöntemidir. Helâl yoldan tedavi câizdir.
Dinimiz
buna teşvik etmiştir. Bazı insanlar Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v),
''Tedavi olalım mı?'' diye sorduklarında, Resûlullah Efendimiz (s.a.v)
şöyle buyurmuştur:
''Evet, ey Allah'ın kulları tedavi olun.
Şunu bilin ki yüce Allah
yeryüzüne koyduğu her derdin bir ilâcını da yaratmıştır, ancak bir dert
bunun dışındadır. O da ihtiyarlıktır.''345
Bu ve benzeri sahih hadisler, ihtiyarlık hariç her derdin bir çaresinin
olduğunu göstermekte ve tedavi olmayı teşvik etmektedir.
İslâm âlimleri diriden diriye veya ölüden diriye organ nakli yapılmasını, şu şartlarda câiz görmüşlerdir:
1. Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir
uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet
ve dürüstlüğüne güvenilen bir doktor tarafından tesbit edilmesi,
2. Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine doktorun kuvvetli kanaatinin bulunması,
3. Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,
4. Organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş
olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla yakınlarının
rızâsının alınması,
5. Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
6. Tedavi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.
7. Nakil bir canlıdan yapılıyorsa, alınan parça veya organ ona bir zarar vermemelidir.
Deri veya kan gibi kendiliğinden yenilenen bir organı başka bir insanın
vücuduna nakletmek câizdir. Ancak bu da bağış şeklinde olmalı, para ile
satılmamalıdır.
Kan veya bir organa ihtiyacı olup parasız bulamayan kimse, para vererek
satın alabilir. Bu durumda alan değil, satan sorumlu olur.
Hastalık nedeniyle bir insanın vücudundan çıkarılıp alınan bir organın
bir kısmını başka bir insanın vücuduna nakletmek câizdir. Meselâ
hastalık nedeniyle gözü çıkarılıp alınan bir insanın gözündeki korneayı
başka bir insanın gözüne nakletmek gibi…
Kalp gibi insanın hayatiyetine son veren bir organı canlı bir insandan alıp başkasına nakletmek haramdır.
Alınması insan
hayatına son vermese bile temel bir fonksiyonu işlemez hale getiren bir
organın -meselâ her iki gözdeki korneaların- bir insandan alınıp başka
bir insana nakledilmesi haramdır.

345-Tirmizî, Tıb, 2 (nr. 1961).


Tüp Bebek

Evli çiftlerin çocuk sahibi olmak istemeleri, onların en tabii
haklarındandır. Bazan kadın veya erkekteki bir kusur sebebiyle tabii
yoldan gebelik oluşmayabilir. Bu durumda tüp bebek yöntemiyle hamilelik
sağlanabilir. Bu işlemin helâl olması için şu şartlarda gerçekleşmesi
gerekir:
1. Döllendirilecek yumurta ve spermin birbiri ile nikâhlı eşlere ait olması.
2. Döllenmiş olan yumurtanın, başka bir kadının rahminde değil, yumurtanın sahibi olan kadının rahminde gelişmesi.
3. Bu işlemin, gerek anne babanın, gerek doğacak çocuğun maddî, ruhî ve
aklî sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı tıbben sabit
olması.
Birbiriyle nikâhlı olmayan bir erkekle kadının sperm ve yumurta
hücreleri tüp bebek yöntemiyle aşılanıp o kadının veya başka bir kadının
rahmine yerleştirilmesi helâl değildir. Bunda neseplerin karışması,
helâl olmayan iki kimsenin hücrelerinin aşılanması ve aile kurumunun
sarsılması gibi tehlikeler vardır. Bunun için câiz değildir.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz