GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

» kaya işaretler
Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

Kimler hatta?
Toplam 8 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 8 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

NİKÂH ve HÜKÜMLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 NİKÂH ve HÜKÜMLERİ Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:15 pm

CANTAR




NİKÂH ve HÜKÜMLERİ
''Bir kadınla sadece güzelliği sebebiyle evlenmeyin;
güzelliği onu
şımartıp kötü duruma düşürebilir.
Bir kadınla malı için de evlenmeyin;

malı onu azdırabilir.
Bir kadın ile ancak dinine bağlı güzel ahlâk
sahibi olduğu için evlenin.''
Hadis: İbn Mâce, Nikâh, 6; Taberânî, el-Kebîr, 18/38-39; Bezzâr, Müsned, nr.1405, Heysemî, ez-Zevâid, 4/255.

''Dindarlığından ve güvenilir olduğundan emin olduğunuz bir erkek
(evlenmek için) size geldiğinde onu evlendirin. Eğer böyle yapmazsanız,
yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat ortaya çıkar.''

Hadis: Tirmizî, Nikâh, 3; İbn Mâce, Nikâh, 46.

NİKÂH


Nikâh Nedir?

Nikâh, helâl ile haramı birbirinden ayıran kutsal bir akidtir.
Nikâh, kadın ile erkeği birbirine helâl eden bir işlemdir.
Nikâh, ilâhî bir izindir, onunla yüce Yaratıcı'nın koruma altına aldığı
yasak bölgeye girilir, yasak kalkar, haram iş helâl olur.
Nikâh, cimâyı zinadan ayıran ince bir çizgidir. Onunla yuva kurulur, eşler ayıplanmaktan kurtulur, aile âfetten korunur.
Nikâh, ilk insanla birlikte bütün insanlığa yüklenen en büyük bir emanettir.
Nikâh, bütün peygamberlerin ümmetlerine öğrettiği ilâhî bir vazifedir.
Nikâh, insan cemiyetini hayvan topluluğundan ayıran bir alâmettir.
Nikâh, insanlığın farkı, aklın gereği, aşkın edebi ve iffetin isbatıdır.
Nikâhın büyük kerametleri vardır.
Nikâhsız olarak yapılan haram ilişki, insanı ateşe götürürken, aynı iş nikâhla yapılınca hayır olur, nur çeker, sevap kazandırır, cennete girmeye sebep olur.
Haram ilişkiye Allah, melekler ve müminler lânet ederken, nikâh ile gerdeğe girenlere yüce Allah rahmet, melekler istiğfar, müminler de hayır dua etmektedir.
Haram ilişkinin cezası gazap, azap ve dayak iken; aynı iş nikâhla
olunca, tebrik edilmekte, alkış tutulmakta ve adayların üzerine güller
atılmaktadır.
İşte bu nikâh bütün hak dinlerin emridir.112
Rahmet Peygamberimiz'in (s.a.v) buyurduğu gibi: İki sevgiliyi nikâh
gibi birbirine bağlayan ve kaynaştıran hiçbir şey yoktur.''113 Yüce Allah kadını kocası için, kocayı da hanımı için birer elbise yapmıştır. Bu elbise nikâhla giyilir.
Şuna da dikkat edilmeli. Nikâhta keramet vardır diye, birbirini
yeterince tanımayan, rûhen hiç ısınmayan, fizikî olarak sevmeyen,
fıtratları uyuşmayan, hedefleri farklı olan iki genci zorla evlendirmek
doğru değildir. Nikâhta inceleme, istişare ve izin gereklidir. Yoksa
keramet değil sevgiye ihanet olur.
Evlilik, Kur'an ve Sünnet'te emredilmiştir. Bütün İslâm âlimleri
evlenmenin ilâhî bir emir olduğu konusunda görüş birliği içindedir.
Evlilik ilâhî bir kanundur. Fıtrattan gelen bir ihtiyaçtır. İnsanlık
binasının temelidir. Bunun için Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:
''Aranızdaki bekârları evlendiriniz.''114
Bu âyet, bekârları evlendirme işini önce aile reislerine yüklemektedir.
Ailenin reisi yoksa gençlerin amca dayı gibi diğer velileri, akraba
çevresi, yakınları ve cemiyet bu işi üstlenmelidir.
Resûlullah (s.a.v), aile reislerine, evlenme zamanı gelen çocukların
evlendirmelerini ve özellikle kız çocuklarında acele etmelerini tavsiye
etmektedir. Uyarısı şöyledir:
''Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: Vakti gelmiş namazı. Hazırlanmış
cenazeyi. Dengini ve münasibini bulduğun genç kızın evliliğini.''115
Diğer âyette şöyle buyrulur:
''Kadınlardan size helâl olup hoşunuza gidenleri nikâhlayınız.''116
Evlilik, bütün peygamberlerin ortak sünnetidir. Bu konuda Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
''Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Hayâlı olmak, güzel koku
sürünmek, misvak kullanmak (ağız temizliği) ve evlenmek.''117
Bu konuda pek çok emir ve teşvik vardır. Bunlardan birinde Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, şöyle buyurmuştur:
''Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin;
çünkü evlilik gözü ve ırzı harama karşı daha fazla koruyucudur.''118
Bu hadis, sadece bekâr erkeklere değil, aynı zamanda bekâr kadınlara da evlenmeyi tavsiye etmektedir.
İffetini korumak, haramdan korunmak ve terbiye olmak için nikâh kıyıp evlenen bir kimseye yüce Allah'ın özel yardım vaadi vardır. Allah Resûlü (s.a.v) evliliğin masrafından ve yükünden korkan fakir gençlere şu müjdeyi vermiştir:
''Üç kimse var ki onlara yardım etmeyi yüce Allah kendisi için bir borç kabul etmiştir. Bunlar şunlardır:
1. Allah yolunda cihada çıkan kimse.
2. İffet ve namusunu korumak için evlenen kimse.
3. Borcunu ödeyip kendisini kurtarmak için efendisiyle anlaşma yapan kimse.''119

112-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/5; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/29.

113-İbn Mâce, Nikâh, 1.
114-Nûr 24/32.
115-Hâkim, Müstedrek, 2/162-163.
116-Nisâ 4/3.
117-Tirmizî, Nikâh, 1 (nr. 1000).
118-Buhârî, Savm, 10; Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1.
119-Tirmizî, Cihâd, 20; İbn Mâce, Itk, 3; Ahmed, Müsned, 2/251; Hâkim, Müstedrek, 2/160.

NİKÂHIN GEREKTİRDİĞİ HAKLAR ve SORUMLULUKLAR

Dinen geçerli bir nikâh akdi yapıldıktan sonra eşler bazı haklara sahip
olurlar; ayrıca her iki tarafın birtakım yükümlülükleri de başlar.
Bunlar şunlardır:

1. Mehir

Nikâh ile koca karısına mehir vermekle yükümlü olur.
Mehir, nikâhta evet diyen kadına koca tarafından verilen bir maldır.
Bunu vermek farzdır. Miktarı değil verilmesi önemlidir. En azı 10
dirhemdir. Bu da günümüz hesabıyla yaklaşık 30 gr. gümüş veya onun
değeri paradır. En çoğu için bir sınır yoktur. Kocanın, mehir olmaya
müsait olan ve gönül hoşluğu ile verebileceği her şey geçerlidir.
Mehir olarak verilen şey nakid para olabileceği gibi, değerli bir eşya, mal ve mülk de olabilir. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
''Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin.''120
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) evlenmek üzere olan bir erkeğe evleneceği kadına mehir vermesini emrederek şöyle buyurmuştur:
''Demirden bir yüzük de olsa ona ver.''121
Mehir nikâh kıyılırken belirtilmemiş ve hiç konuşulmamış da olsa, kadın
onu hak eder. Mehir vermek kocaya vazife olur. Mehir konusunda aşağıda
biraz daha geniş bilgi verilecektir.

120-Nisâ, 4/4.

121-Buhârî, Nikâh, 41 (nr. 4740).

2. Nafaka

Nikâh akdiyle koca, karısının geçimini temin etmekle yükümlü olur.
Kadının nafakasını temin etmenin, kocanın yükümlülükleri arasında
olduğu, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle ifade edilmektedir:
''Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir.''122
Şu âyet de nafakanın ölçüsünü vermektedir:
''Zengin olan durumuna göre ailesinin nafakasını versin. Eli dar olan fakir de Allah'ın kendisine verdiği ölçüde ailesinin ihtiyaçlarını görsün. Allah herkesi ancak verdiği kadarıyla mükellef tutar. Bilin ki Allah, her güçlükten sonra bir kolaylık yaratır.''123
Kadının kocası üzerindeki haklarının neler olduğunu soran bir kişiye Peygamberimiz (s.a.v) şu cevabı vermiştir:
''Yediğinden ona da yedirirsin; kendin gibi ona da giydirirsin. Sakın yüzüne vurma. Ona, 'Allah seni rezil etsin' şeklinde hakaretler etme. Ona küseceksen evin içinde kalarak küs.'' 124
Nafakanın içine temelde şu ihtiyaçlar girer:
a) Yiyecek ve içecek.
b) Giyecek. Kadın için zaruri süs ve temizlik maddeleri de bu kısma girer.
c) Oturulacak ev. Evin mülk olması şart değildir. Kira da olabilir.
d) Tedavi ve ilâçlar.
e) Kadının ihtiyacı varsa, erkeğin de gücü yetiyorsa hizmetçi.125
Günümüzde kadının ev işlerini görmede yardımcı olacak ev aletleri de bu kısma girer.
Evin temel ihtiyaçları, şahsa, yere, örfe ve iklime göre değişir.

122-Bakara, 2/233.

123-Talâk 65/7.
124-Ebû Davud, Nikâh, 42 (nr. 1830); İbn Mâce, Nikâh, 3; Ahmed, Müsned, 4/446.
125-bk. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/286-287.

3. Adalet

Birden fazla kadınla evli olan erkek, eşlerine eşit muamelede bulunmakla yükümlü olur. Hz. Peygamber (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur:
''Bir erkeğin iki karısı olur da aralarında adaleti uygulamazsa,
kıyamet gününde (vücudunun) bir tarafı çarpık olarak gelir.'' 126
Tek evli olan erkek de hanımının haklarını korumada adaletli olmalıdır.
Erkek kendi nefsini düşünüp hanımını ihmal etmemeli; yemede, giyimde,
sevgide, temizlikte, davranışlarda kadının da kendisi gibi haklara sahip
olduğunu bilmelidir.
Aile reisi çocukları arasında da adaletli olmak zorundadır. Buradaki
adalet, her şeyin eşit olması mânasında değildir. Bu, onların yaşlarına
uygun olarak ihtiyaçlarını görmektir. Bu ihtiyaç sevgi, ilgi, ikram ve gerekli olan diğer görevlerdir.

126-Ebû Davud, Nikâh, 39; Tirmizî, Nikâh, 41 (nr. 1060); İbn Mâce, Nikâh, 47; Ahmed, Müsned, 2/347.


4. Cinsî Yönden Yararlanma İmkânı

Nikâhı kıyılan bir karı-koca artık birbirlerine helâl olur. Biri
diğerinin bütün vücuduna bakma, dokunma ve dinin müsaade ettiği şekilde
cinsel ilişki ihtiyacını giderme hakkına sahiptir. Bundan kadın ve erkek
kaçamaz. Uygun zaman ve aralıklarla bu hak yerine getirilmelidir. Bunun
kendine özel usul ve âdâbı vardır; ileride yeri gelince
bahsedilecektir.
Şunu hatırlatalım ki, cinsî ilişki yönünden birbirinin hakkını zayi eden, helâlini sevemeyen, sevmenin inceliklerini bilmeyen, aşkın edebini korumayan aileler ne yapsalar huzuru yakalayamazlar.
Bazıları takvâ adına ciddî hatalar yapmaktadır. Bu kimseler hanımına
karşı nazik olmayı, tebessümü, şakalaşmayı erkekliğe, ciddîyete ve
takvâya ters görmektedir. Halbuki takvâ, hakları güzelce korumak ve bu
konuda Rahmet Peygamberi'ne (s.a.v) uymaktır. Müttaki ince ruhlu, güzel
huylu, aşktan anlayan hak insanıdır.
İnsanın fıtratına konan sevgiyi tanımayan, onu yerinde kullanamayan,
sevmesini bilmeyen, incelik ve nezaketle gönüle giremeyen, kısaca hakiki
ve mecazi aşktan anlamayan kimse gerçek takvâ sahibi ve Allah dostu olamaz.

5. İtaat

Nikâh akdi, itaati gerekli kılar. Bu akidle kurulan yuvada erkek aile
reisi, kadın ise onun destekçisidir. Kadının bu reisin haram olmayan
emir ve taleplerine gücü nisbetinde uyma görevi vardır. Bu emir ve
isteklerin başında kocanın cinsel ihtiyacı gelir. Sonra namusunu ve
edebini muhafaza, evini, malını ve çocuklarını koruma, izinsiz evden
dışarı çıkmama, istenmeyen kimseleri eve almama gibi görevler gelir.
Bu itaate karşılık erkek de aynı hassasiyetle kadının cinsî ihtiyacını
ve diğer haklarını korumakla görevlidir. Her halde itaati hak eden koca,
yüce Allah'a itaat eden kocadır. Koca haktan sapar, harama dalar ve kadından yanlış işleri isterse, sözü dinlenmez.

6. Nesep

Nikâhla doğan çocuğun nesebi sabit olur. Cinsel ilişkiden sonra
hamileliğin bilinen müddeti içerisinde doğan çocuk kocaya aittir. Bu
süre en az altı aydır. Hadiste, ''Çocuk, döşek sahibinindir''127
buyrulmuştur.

127-Buhârî, Büyû', 3 (nr. 1912).


7. Miras

Geçerli bir nikâhla evlenen eşler belli şartlar ve ölçüler çerçevesinde
birbirlerine mirasçı olurlar. Ölüme kadar devam eden bir evlilikte,
kadın erkeğin, erkek kadının malından tesbit edilen ölçülerde mirasçı
olur. Kesin boşanma durumunda kadın kocanın, koca da karısının malındaki
miras hakkını kaybeder.

8. Oturacak Ev Temini

Nikâh akdiyle birlikte kocaya düşen görevlerden biri de ailesinin
oturacağı evi temin etmesidir. Bu yerin mülk olması şart değildir; kira
da olabilir. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
''O kadınları gücünüzün yettiğini ölçüde kendi oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun.''128
Bu emir, boşanmış iddetini bekleyen kadınlar için verilmiştir. Onlar
için böyle olunca, boşanmayıp yuva içinde olan kadınlar için öncelikle
mesken ihtiyacı kocaya ait olmaktadır.
Evlenen kadının da kocasının belirlediği veya ikisinin anlaşarak tesbit
ettiği evde oturması gereklidir. Bu ev, normal oturma şartlarını
taşımalıdır. Yıkılma tehlikesi olmamalı, sağlığa elverişli olmalı,
içinde bir ev için gerekli olan zaruri ihtiyaç maddeleri bulunmalıdır.
Evin ayrıca insanların oturduğu bir bölgede olması da lâzımdır.
Kadın, kocasının yakın akrabaları ile aynı evde oturmak zorunda
değildir. Özellikle evlenme yasağı olmayan kimselerle bir arada oturmaya
karşı çıkabilir. Ancak edebe dikkat edilir, kadın da isteyerek onların
hizmetlerini görürse, bu onun için bir fazilet ve sevap olur.
Koca işi icabı evini değiştirdiği zaman, kadının ona tâbi olarak yeni
eve taşınması gereklidir. Ancak yeni ev kadının sıhhati, dini ve
emniyeti açısından ciddî tehlike taşırsa, kadın oraya gitmeyebilir.
Ev deyince komşu akla gelir. Kötü komşu insanın
hem dinini hem dünyasını tehlikeye sokar. Koca bunları dikkate alarak
ev seçmeli, hanımı kadar çocuklarının da dinini, terbiyesini, eğitimini,
emniyetini ve sıhhatini düşünmelidir.

128-Talâk 65/6.


9. Mahremiyet

Nikâh, mahremiyet oluşturur. Bu akidle erkek ve kadın için bazı evlenme
yasakları meydana gelir. Buna ''sıhrî hısımlık'' denir.
Bir kadınla evlenen erkek, artık o kadının annesi ve nineleri ile
evlenemez. Aynı şekilde evlendiği kadının önceki kocadan olan kızı veya
torunları ile de evlenemez.
Kadın da evlendiği kocasının babası, dedeleri, oğul ve torunları ile evlenemez.
Karı ve kocanın evliliği boşanma veya ölüm ile bitse bile bu yasaklar devam eder.

10. Güzel Geçim

Nikâhın kadın ve kocaya yüklediği bir görev de güzel geçimdir. Nikâhla
kadın erkeğin özel himayesine ve emri altına girer; nefsini ona teslim
eder. Fakat bu teslimiyet Allah içindir. Koca bu yetkiyi kötüye kullanamaz.
Kadın kocanın yanında yüce Allah'ın özel bir emanetidir; bu emanete nasıl sahip çıkılacağını yüce Allah bütün insanlığa öğretmiştir.
Emanetine Allah için sahip çıkanlar yüce Allah'ın huzuruna yüzleri ak olarak çıkacaktır. Bu emaneti nefsi için inciten, kıran ve zayi edenlerin hesabını yüce Allah görecektir.
Erkekle kadını nikâh ile birbirine helâl eden yüce Allah, evin reisliğini verdiği erkeğe şu emri de vermiştir:
''Onlarla güzel geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (kendilerine kötü
muamele etmeyin ve hemen boşamaya kalkmayın). Şunu bilin ki, bazan siz
bir şeyden hoşlanmazsınız fakat Allah onda pek çok hayır yaratır.''129
Aynı şekilde kadın da kocasıyla güzel geçinmek ve yuva emanetini yüce Allah'ın istediği şekilde korumak zorundadır.
Kadın haddini aşınca kocanın uyarı, ikaz, engelleme ve terbiye hakkı
vardır. Koca haddini aşınca da kadın uyarı, nasihat ve dua ile
düzeltmeye çalışır; işi çözemezse hakeme ve hâkime gider.

129-Nisâ 4/19.


NİKÂHLARI HARAM OLAN KADINLAR

Nikâhları haram olan kadınlar sürekli veya geçici olmak üzere ikiye ayrılırlar.

A) Nikâhları Sürekli Haram olanlar


a) Kan Hısımlığı (Nesep) Sebebiyle Haram Olan Kadınlar

Nesep sebebiyle nikâhı haram olan kadınlar yedi kısımdır:
1. Anneler. Kişiye kendi annesi haram olduğu gibi, annesinin annesi ve babasının annesi de haramdır.
2. Kızlar. Kişiye kendi kızı haram olduğu gibi, kızının kızı ve oğlunun kızı da haramdır.
3. Kız kardeşler. Anne baba bir olan kız kardeşler haram olduğu gibi, baba veya anne bir kız kardeşler de haramdır.
4. Halalar. Kişiye halası haramdır. Babasının ve dedelerinin halaları gibi, annesinin ve ninelerinin halaları da haramdır.
5. Teyzeler. Kişiye teyzesi haramdır. Babaların ve annelerin teyzeleri de haramdır.
6. Erkek kardeşinin kızları. Kişiye erkek kardeşinin kızları haramdır.
7. Kız kardeşinin kızları. Kişiye kız kardeşinin kızları haramdır.130
Bu sınıfları kadına göre düşündüğümüzde, bir kadın şunlarla sürekli
olarak evlenemez: Babası, dedeleri, oğulları, üvey oğulları, erkek
kardeşleri, erkek ve kız kardeşlerinin çocukları yani yeğenleri,
amcaları, dayıları.
Kadına kocasının amcası ve dayısı mahrem değildir; bunlar yabancı
hükmündedirler. Kendileriyle evlenme yasağı yoktur. Bunun için onlara
karşı örtünmeyi tam olarak yerine getirmeli, davranışlarını buna göre
ayarlamalıdır.

130-Nisâ 23; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/84.


b) Evlilik (Sıhriyet) Sebebiyle Haram Olan Kadınlar

Sıhriyet (evlenmeden dolayı meydana gelen akrabalık) sebebiyle nikâhı haram olan kadınlar dört kısımdır:
1. Kayınvalideler. Kişiye karısının annesi haram olduğu gibi, annesinin annesi, babasının annesi de haramdır.
2. Üvey kızlar. Kişinin üvey kızı ile evlenmesi haramdır. Bu haramlık,
kişinin nikâhtan sonra üvey kızın annesi ile cimâ yapmasıyla meydana
gelir. Nikâh kıydığı kadınla cinsî ilişki yapmadan onu boşamış olsa, bu
kadının kızı ile evlenebilir. Fakat bir kadının kızıyla sadece nikâh
kıymak bile, onun annesiyle evlenmeyi haram eder.
3. Gelinler. Kişiye kendi oğlunun karısı haram olduğu gibi,
torunlarının karısı da haramdır. Üvey oğlunun karısı ise haram değildir.

4. Üvey anneler. Kişiye babasının karısı -ki kendinin üvey annesidir- haram olduğu gibi, dedesinin karısı da haramdır.131

131-Nisâ 4/22-23; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/84.


c) Süt Emme Sebebiyle Haram Olan Kadınlar

Bunlar nesep ve evlilikten doğan yakınlık sebebiyle nikâhı haram olan kadınlardır.
Kişiye, anneleri, kızları, kız kardeşleri, halaları, teyzeleri ve
yeğenleri (erkek ve kız kardeşinin kızları) nesep yoluyla haram olduğu
gibi süt yoluyla da haramdır. Aynı şekilde evlilik sebebiyle
kayınvalideler haram olduğu gibi süt kayınvalide, süt üvey kızı, süt
evlât karıları ve sütbaba karıları da haramdır.132
132-Nisâ 4/23; Meydânî, el-Lübâb, 2/4.

Süt Hısımlığı

Süt hısımlığının oluşması için gereken şartlar şunlardır:
1. Sütün belli bir süre içinde içilmiş olması. Bu süre doğumdan sonraki
sıfır-iki yaş arası olup iki yıldır. Fetvaya uygun olan görüş budur.133

2. Sütün bir kadına ait olması. Kadının evli, dul veya âdetten kesilmiş
olması arasında fark yoktur. Aynı hayvanın sütünü içmek süt hısımlığı
oluşturmaz.
3. Sütün çocuğun midesine girmiş olması. Emilen sütün az veya çok
olması arasında fark olmadığı gibi, sütü memeden emmekle bir kap veya
bardaktan içmek arasında da fark yoktur.134
4. Sütün başka bir gıda ile karıştırılmaması. Süte ilâç, su veya hayvan
sütü karıştırılması durumunda çoğunluğa itibar edilir. Fakat yemeğe
karıştırılan kadın sütü ile süt hısımlığı gerçekleşmez.135
Süt Hısımlığı Kimleri İçerir?
Bu konuda genel kaide şu hadisle konulmuştur: ''Nesepten haram olanlar süt yoluyla da haram olurlar.''136
Süt emen çocuk, o kadının nesepten çocuğu gibi olur. Artık o ailenin
fertleriyle ebediyen evlenemez. Buna göre süt emen çocuk süt emziren
kadının öz çocuğu olsaydı o aileden kimlerle evlenemeyecekse, süt çocuğu
da onlarla evlenemez.
Süt emenin çocukları ve torunları da kendisi gibi süt emdiği annenin
nesebi ile evlenemez; ancak onların dışında kalan nesepten hısımları ile
süt emziren kadının nesepten çocukları arasında bir akrabalık meydana
gelmez, evlenme yasağı oluşmaz, çünkü aralarında kan ve süt yoluyla
herhangi bir bağ oluşmamıştır.
Meselâ, süt emen çocuğun nesepten erkek kardeşi, süt emdiği kadının
kızı ile evlenebilir. Sütannenin nesepten olan oğlu da sütkardeşinin
nesebinden gelen kız kardeşi ile evlenebilir.
Bu iş sadece emen çocuk ile onu emziren kadının çocukları arasında gerçekleşen bir hükümdür.
Süt hısımlığının meydana getirdiği evlenme yasasının sınırı şu
prensiple ifade edilmiştir: ''Emenin emzirene nefsi, emzirenin emene
nesli haramdır.''137
İki çocuğun arasında süt hısımlığının oluşması için aynı zamanda süt
içmiş olmaları gerekmez. Örneğin, bir kadının bir yıl veya daha fazla
ara ile emzirdiği iki çocuk arasında da süt hısımlığı oluşur.138
Süt ile sadece evlenme yasağı oluşur, mahremiyet gerçekleşir. Süt
yoluyla hısım olanlar, nesepte olduğu gibi birbirine mirasçı olamazlar.
Bu hısımlık ile nafaka yükümlülüğü oluşmaz. Velîlik ve vasîlik
gerçekleşmez.

133-Damad, Mecmau'l-Enhur, 1/375. Şâfiîler'e göre de iki yıldır.

134-Şâfiîler'e göre beş defa emmek şarttır. Bundan azı hısımlık doğurmaz.
135-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/119; Abdürraşîd, el-Fetâva'l-Velvâliciyye, 1/364 (Beyrut 2002).
136-Buhârî, Şehâdât, 7; Müslim, Radâ, 1; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 4109.
137-Molla Hüsrev, Dürer, 1/357.
138-Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/86.

B) Nikâhları Geçici Haram Olanlar

Belirli bir sebebe bağlı olarak kendisiyle evlenmesi geçici olarak
haram olanlardır. Bu sebeplerin ortadan kalkmasıyla söz konusu haramlık
da ortadan kalkar.

Nikâhları geçici haram olan kadınlar altı kısımdır:

1. Üç talâkla boşanmış kadın. Üç talâkla boşanmış olan bir kadın
kocasına bir daha nikâhlanamaz. Ancak bu kadın normal olarak başka bir
erkekle evlenir, aralarında cimâ gerçekleşir, sonra bu koca da vefat
eder veya boşarsa iddet bekledikten sonra ilk kocasıyla evlenebilir.
2. Beşinci kadın. Nikâhı altında dört kadın bulunan bir erkeğin beşinci bir kadınla evlenmesi haramdır.
3. İki hısımla birden evlenmek. Bir kadınla kız kardeşini, halasını,
teyzesini veya torununu aynı zamanda nikâh altında bulundurmak haramdır.
Bunların yakınlığı kan bağıyla da olsa süt bağıyla da olsa aynı zamanda
bir erkeğin nikâhı altında bulunmaları haramdır. Aynı anda
nikâhlanmaları durumunda her ikisinin de nikâhı geçersizdir. Ama önce
biriyle evlenilir de sonra diğeriyle evlenilirse, ikincinin nikâhı
geçersiz olur. Fakat bir erkek nikâhı altındaki kadını boşar veya kadın
ölürse, koca onun kız kardeşi veya bu hısımlarıyla evlenebilir.
4. Başkasının eşi. İslâm kadınlar için tek evliliği kabul etmiştir. Bu
yüzden başkasının nikâhlısı ile evlenmek haramdır. Bir kadın aynı
zamanda ancak bir erkekle evli olabilir.
5. İddet bekleyen kadın. Kocası ölmüş veyahut boşanmış olup da iddet bekleyen kadın ile evlenmek haramdır.
6. Ehl-i kitap olmayan gayri müslim kadın. Müslüman bir erkeğin Ehl-i
kitap olmayan bir kadınla evlenmesi haramdır. Ancak bu kadın müslüman
olduğu zaman evlenme yasağı kalkar.
Bir müslüman erkek, yahudi veya hıristiyan bir kadınla evlenebilir.
Tavsiye edilmez fakat haram değildir. Ancak müslüman bir kadın yahudi
veya hıristiyan bir erkekle evlenemez. Evlenirse haramdır. Nikâh
bozulmalıdır.139
Ateşe, güneşe, hayvana, puta, insana tapan, yer gök tanrısı
diye iki ilâh inancına sahip olan, tabiata ilâh diye inanan veya hiçbir
dine inanmayan kimselerle evlenmek haramdır. Böyle bir erkek veya kadın
müslüman olduklarında kendileri ile evlenmek helâl olur.

139-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/86-88; Meydânî, el-Lübâb, 2/5.


Geçici Süre Evlilik Teklifi Yapılamayanlar

Şu kadınlara belirli bir süre açıkça evlilik teklifi yapılamaz:
1. Kocası tarafından boşanıp iddet bekleyen kadına.
2. Kocası öldüğü için ölüm iddeti bekleyen kadına. Boşanmadan dolayı
iddet bekleyen kadına açık olsun üstü kapalı olsun evlilik teklifi
yapılamaz. Fakat kocasının ölümünden iddet bekleyen kadına üstü kapalı
şekilde teklif yapılabilir.140
Üstü kapalı evlilik teklifi, açıkça söylenmeyen ancak sözün gelişinden
anlaşılan bir tekliftir. Örneğin, ''Senin gibi kadını kim bulur?'', ''Allah'tan senin gibi sâliha bir kadını bana nasip etmesini dilerim'' gibi sözler üstü kapalı evlilik teklifi niteliğindendir.
3. Başkasının istediği kadına. Başkası tarafından istenmiş ve sözü kesilmiş bir kızı istemek câiz değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur:
''Mümin müminin kardeşidir. Bir müminin, diğer mümin kardeşinin
satışına engel olması veya onun söz kestiği kızı istemesi helâl
değildir.''141
Bu durumda olan bir kadın da başkası ile evlenmeye teşebbüs ederse
sorumludur. İddeti bitmeden, kendisini isteyen kimse çekilmeden veya
yapılmışsa nişan bozulmadan başkası ile evlenme görüşmesi yapmamalıdır.
Ancak bir kadını aynı zamanda değişik kimseler isteme niyetinde
bulunabilir. Hepsi de bu niyetlerini kendisine iletmiş olabilir. Kadın
birini tercih edip söz ve karar verildiği zaman, diğerlerinin isteme
yolu kesilir.

140-Bakara 2/235. Şâfiîler'e göre bâin talâkla boşanan kadına da üstü
kapalı evlilik teklifi yapılabilir (İbn Kudâme, el-Mugnî, 3/136).

141-Konuyla ilgili hadisler için bk. Buhârî, Büyû', 58 (nr. 2140);
Müslim, Nikâh, 51 (nr. 1413); Ebû Davud, Nikâh,16 (nr. 2080); Ahmed,
Müsned, 2/274; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 2046-2048.

Evlenecek Adayların Görüşmesi

Kişinin evlenmek istediği kızı, kızın da erkeği görmesi sünnettir. Peygamber
Efendimiz (s.a.v) evlenmek isteyenlere, alacakları kızı önce
görmelerini, bunun ileride anlaşmaları için faydalı olduğunu söyleyerek
şöyle buyurmuştur:
''Allah, bir erkeğin kalbine, (nikâhı helâl olan) bir kadınla evlenme düşüncesi koyarsa, ona bakmasında bir günah yoktur.''142
Bir kızla evleneceğini söyleyen Mugîre b. Şu'be'ye (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.v) alacağı kızı görüp görmediğini sormuş, o da görmediğini söyleyince,
''Git onu gör, ileride anlaşmanızın sürekliliği için, bu ikinize de iyidir''143 buyurmuştur.
İslâm'a göre evlenme niyetinde olan kız ve erkek ancak kızın yakın
akrabalarından birinin yanında özel görüşme yapabilirler, tanışıp
konuşabilirler. Bir defa görüşmek yeterli olmadı ise tekrar aynı
şartlarda görüşme yapılabilir.
Erkek evlenmek istediği kızın yalnız yüz ve ellerine bakabilir. Zira
yüz ve ellerin görülmesi kadının güzelliğini ve bedenin arzu edilene
uygun olup olmadığını anlamak için yeterlidir.144
Damat ve gelin adaylarının tanınması için aile çevresi de yardımcı
olmalıdır. Adaylar hakkında doğru bilgi elde edilmeli, erkek ve kadının
evliliğe mani olacak ve ileride sorun çıkaracak bir durumları varsa, bu
önceden tesbit edilmelidir.
Yuva kurulurken damat ve gelin adayları hakkında bilinen kusurların
söylenmesi gıybete girmez. Meselâ, taraflardan biri çok geveze, korkak,
cimri, yalancı, huysuz, uyuşturucu veya içki müptelâsı ise, karşı tarafa
bu huyların söylenmesi gerekir, bu kusurları söylemek haram değil,
belki lâzımdır.

142-İbn Mâce, Nikâh, 9 (nr. 1864); Ahmed, Müsned, 3/493; İbn Hibbân,
Sahîh, nr. 4042; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/85; Hâkim, Müstedrek,
3/434.

143-Tirmizî, Nikâh, 5 (nr. 1087); İbn Mâce, Nikâh, 9 (nr. 1865); İbn
Hibbân, Sahîh, nr. 4043; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/84.
144-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/23.

Usulsüz Görüşmeler

Evlenmek ile eğlenmek ayrı şeylerdir. Hiçbir yabancı kadınla eğlenmek
ve vakit geçirmek için görüşüp konuşmak, dertleşmek, gizlice buluşmak,
arkadaş olmak helâl değildir. Bu hiç kimseye hayır getirmez.
Bu tür işler nefse hoş gelse de biraz ince düşünüldüğünde gereksiz
olduğu anlaşılır. Bu beraberliklerin sonu hep sıkıntı, zarar ve
pişmanlıkla biter. Edep çiğnendiğinde aşk safiyetini yitirir, sevgi zedelenir, kalp huzurunu kaybeder. Bunu insan tövbe edip edep dersini alınca ve gerçek aşktan bir derece tadınca anlar.
Mecazi olsun hakiki olsun, sevgide edep, kalbin bir sevgilide
toplanması ve sevginin bölünmemesidir. İnsanda tek kalp vardır. Kalp
sevginin sarayıdır; aşkın tahtı orada
kuruludur. Orada ancak bir sevgiliye, tek bir sultana yer vardır. İkilik
olunca, fitne, fesat ve tezatlar başlar. Pek çok tercih arasında kalan
bir kalp yaralanır, paralanır, dağılır, düzeni bozulur, tadı kaybolur.
Tedavisi zor olur.
Bunun için gençlere tavsiyemiz şudur:
Kardeşlerim! Evlenme vaktine kadar edebinizi muhafaza edin. Harama girmeyin. Haram ateştir; kimse dayanamaz. Yüce Allah'tan yardım isteyin, sabredin.
Zamanı gelince ve şartlar hazır olunca iffet ve namusunuzu korumak için evlenmeye niyet edin. Ondan sonra Allah'tan
hayırlı nasip isteyin ve o nasibi bulmak için yine edeple arayışa
girin. Usulünce görüşün, tanışın. Gönülleriniz kaynaşırsa, birinci adımı
atın ve arkasını getirin. Nikâhla yuvaya girin.
Görüştüğünüz kimse ile gönülleriniz kaynaşmaz, dil ve zevkleriniz
uyuşmaz ise, kendinizi ve şartları zorlamayın, işi ilerletmeden ayrılın
ve birbirinizi unutun. Kalbinizi alıp yeni nasibinizi aramaya gidin.

İbret Allah İçin Bak


Mugîre b. Şu'be (r.a) anlatıyor:

Hz. Peygamber'e
(s.a.v) bir kızla evlenmek istediğimi söyledim; Resûlullah Efendimiz
(s.a.v), ''Gidip istediğin kızı gör; böyle yapman aranızda muhabbeti
temin için daha uygundur'' buyurdu. Ben de kızın ailesine giderek,
durumu haber verdim ve kızlarını görmek istediğimi söyledim. Kızın anne
babası bunu hoş karşılamadı. O sırada kız perde gerisinde bizi
dinliyordu. Benim kendisiyle görüşmeden geri döndüğümü görünce, anne
babasına,
'Şu adamı bana çağırın!' dedi. Beni geri çağırdılar. Kız, perdenin dışına çıkarak bana,
'Eğer Allah Resûlü (s.a.v) senin beni görmeni emrettiyse, bana bak; yoksa Allah
için söylüyorum, ben bu işi hoş görmem' dedi. Ben de kıza baktım ve
kendisini beğendim. O da bana razı oldu ve evlendik. Kendisiyle huzurlu
bir hayat sürdüm.''145

145-Abdürrezzâk, Musannef, Kitâbü'n-Nikâh, nr. 10335.


Önemli Bir Tavsiye

Biriyle tanışma ve evlenme arzusunda olan bir müslüman, bu iş için yola
çıkmadan önce gerekli istişareleri yapmalı, adayını doğru ve tam olarak
tanımaya çalışmalıdır. Bu işte tek başına hareket etmemelidir. Çünkü
özellikle yeni evlenen gençlerin gözü her şeyi net görmez. Aşk gözü kör, kulağı sağır, aklı sarhoş eder. Onun elinden tutulmazsa, çoğu kez ateşe düşer.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v), evlenmek niyetiyle bir kadına talip olan kimseye şu tavsiyede bulunmuştur:
''Evlenme niyetini içinde tutup gizle. Sonra güzelce bir abbdest al, iki rek'at istihare namazı kıl. Peşinden Allah'a hamd ve senâdan sonra şöyle dua et:
Allahım,
benim bir şeye gücüm yetmez, her şeye gücü yeten sensin. Ben bilmem,
her şeyi bilen sensin. Ben falanca kimse ile evlenmek istiyorum; eğer
onunla evlenmem benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı ise, onu
bana nasip et. Eğer benim dinim, dünya ve âhiretim için onun dışındaki
biri daha hayırlı ise, bana onu nasip et.'146
Bunları yaparak yüce Allah'ı kendisine vekil eden kimsenin işi -inşâllah-hayırla sonuçlanacaktır. Sonuç ne olursa olsun onda hayır vardır.

146-Hâkim, Müstedrek, 2/165-166; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, Kitâbü'n-Nikâh, nr. 14147.


Nişanlanmak Nikâh Sayılır mı?

Nişanlanma, bir evlilik akdi olmayıp tarafların birbirine karşılıklı
olarak evlenme vaadinde bulunmalarına ve bunun bir ifadesi olarak
karşılıklı takı takmalarına denir. Bu yüzden nikâh akdi yapılmadıkça kız
ve erkek birbirine haram olup, yalnız başına bir arada kalmaları ve
gezip dolaşmaları câiz değildir.147
''Söz kesilip anlaşma olunca kız ile erkek birbirine helâl olur'' gibi sözlerin İslâm'la hiçbir ilgisi yoktur.

147-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/23.


Nişanın Bozulması

Nişan bozulunca evlenme maksadıyla erkek tarafından kıza verilen
hediyeler iade edilir. Bu hususta nişanın kız veya erkek tarafından
bozulmuş olması arasında fark yoktur.148

148-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/13; Seyyid Sâbık, Fıkhu's-Sünne,
2/33. Mâlikîler'e göre nişan erkek tarafından bozulursa hediyeler iade
edilmez.


Nikâhın Temel Farzları

Nikâhın temel farzları iki tanedir; bunlar icap (teklif) ve kabuldür.149
İcap (Teklif). Taraflardan birinin diğerine, kendisiyle evlenmek istediğini bildirmesidir.
Kabul. Yapılan bu teklifin karşı tarafça kabul edilmesidir.
Nikâh, iki tarafın birbiriyle evlenme iradelerini açıkça beyan
etmeleriyle gerçekleşir. Nikâhın sahih olması için ayrıca iki şahit
bulunmalı ve mehir tesbit edilmelidir. Bu konu aşağıda açıklanacaktır.

149-Şâfiîler'e göre nikâhın rükünleri beş tanedir: Kadın, koca, kadının
velisi, sîga (icap ve kabul), şahitler. Şâfiî âlimlerinden bazılarına
göre şahit nikâhın rükûnlerinden değil, şartlarındandır.


Evlenme Teklifini Kim Yapar?

Evlenme teklifi her iki taraftan da gelebilir. Buna göre, teklifi kadın
yaparsa, kabul etmek erkeğe düşer. Teklif erkek tarafından yapılmış ise
kabul kadına düşer.150
İcap ve kabul için kullanılan sözler evlilik akdini ifade eden sözler olup, herkes bu kararını kendi dilinde ifade edebilir.
Akıllı ve bulûğa ermiş bir kadının tanıdığı ve dinini beğendiği bir
erkeğe evlenme teklifinde bulunması ayıp değildir. Bu teklifi bizzat
kendisi yapabileceği gibi, tanıdık bir yakını ile de yapabilir.
Bir anne ve baba da kızları için münasip gördükleri bir erkeğe, bizzat evlilik teklifinde bulunabilirler.
Âlemlere rahmet olan Peygamberimiz'e (s.a.v) bazı kadınlar bizzat gelerek kendisine evlenme teklifinde bulunmuşlardır.
Bazı sâlih insanlar, ahlâkına güvendikleri kimselere kızları ile
evlenme teklifi yapmışlardır. Adayların rızâsı olduktan sonra, bunda bir
sakınca yoktur.
Bir iş Allah için olunca güzel ve hayırlı olur.

150-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/38. Şâfiîler'e göre icap, kadının
velisi tarafından erkeğe yapılan evlendirme teklifidir. Kabul ise,
kocanın bu teklife verdiği olumlu cevaptan ibarettir.


Evlilik Teklifi Nasıl Yapılır?

Evlilik akdinde karar kesin, açık ve anlaşılır bir şekilde
belirtilmelidir. Teklif ve kabul ifadeleri geçmiş zaman kipinde
söylenirse akid kesin olarak gerçekleşir. Bu konuda görüş birliği
vardır.
Kadının ''kendimi sana nikâhladım'' teklifine erkeğin ''kabul ettim''
diye cevap vermesi gibi. Teklifi erkek de yapabilir. Bu tür ifade ile
evlilik akdi o anda gerçekleşir. Bunun için artık bir niyete ve delile
bakılmaz.
Şimdiki zaman kipiyle ise nikâh akdinin o anda meydana geldiğini
gösteren bir delil veya durumla gerçekleşir. Erkek, kadına ''seni
kendime nikâhlıyorum'' dese, kadın da ''kabul ediyorum'' diye cevap
verse, bu geleceğe ait bir vaad olmaması ve bir nikâh meclisinde
söylenmesi şartıyla akid meydana gelir.
Gelecek zaman kipiyle akid sahih değildir. 'Seninle evleneceğim' sözü ile nikâh gerçekleşmez.
Evlilik akdi emir ifade eden sözcüklerle de gerçekleşir. Erkek, kadına,
''Beni kendine nikâhla'' dese ve bununla o anda evlilik akdi yapmayı
kastetse; kadın, ''Sana kendimi nikâhladım'' diye cevap verince akid
tamam olur. Buradaki emir kipiyle erkek kadına evlenmek için vekâlet
vermiş olur. Böylece kadın kendisi adına asıl, erkek adına da vekil
sıfatıyla icap ve kabulde bulunmuş olur.151

151-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/36; Heyet, Fetâva'l-Hindiyye, 1/271-272.


Evliliğin Gerçekleşme Şartları

Evlenme akdinin meydan gelmesi şu beş şartın bulunmasına bağlıdır:
a) Evlenecek olan kadın ve erkeklerin akdi yapabilme ehliyetine sahip
olmaları gerekir. Bu da iki tarafın hür, akıllı, iyi ile kötüyü ayırt
edecek bir yaşta olmaları ile gerçekleşir. Eğer akdi yapan çocuk veya
deli ise evlilik akdi yapılmış olmaz.152
Bulûğ çağına gelmeyen çocukların nikâhı velilerinin izni ve bizzat
nikâhta bulunmaları ile geçerli olur. Evlenecek erkek ve kadının bulûğ
çağına ulaşmış ve evlilik yükünü taşıyacak bir yaş ve tecrübede olmaları
en iyisidir.
b) İcap ile kabulün her bakımdan birbirine uygun olması. İcabı yapan
ile kabul eden ''kabul ettim'' derken başka şahısları kastederek akid
yaparsa bu şart yerine gelmemiş olur.
c) İcap ile kabulün aynı yer ve zamanda olması. Ancak icap ile kabul
arasında mehrin miktarı üzerinde uzun tartışma yapılması bu şartın
yerine gelmesine engel değildir.
d) Akdi yapanların birbirinin söylediklerini işitip anlaması.
e) İcaptan sonra ve kabulden önce icabı iptal eden bir durumun meydana
gelmemesi. Örneğin, icabı yapanın kabulden önce vazgeçmesi halinde akid
yapılmış olmaz.153

152-Şâfiîler'e göre kadın tam ehliyetli de olsa ancak velisi aracılığıyla evlenebilir.

153-Aynî, el-Binâye, 4/34; Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 4/17-20.

Evlenme Ne Zaman Sahih Olur?

Evlenme akdinin sahih olabilmesi için gereken şartlar şunlardır:
a) Evlenecekler kimseler birbirlerine sürekli veya geçici bir şekilde
haram olmamalıdır. Bunların kimler olduğu yukarıda açıklanmıştır.
b) Şahitler bulunmalıdır.154

154-Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/27. Mâlikîler'e göre akid
esnasında şahit şart değilse de zifaftan (gerdekten) önce ilân şarttır.


Kimler Nikâh Şahidi Olabilir?

Nikâhta şahitlik yapacak kimseler şu sıfatları taşımalıdır:
a) Akıllı ve ergin,
b) Hür,
c) Müslüman kimseler.
d) Şahitlerin iki erkek veya bir erkek iki kadın olması gereklidir.155
e) Şahit, işitme yeteneğine sahip olmalıdır.156
f) Şahitler evlenecek kimselerin baba, amca, dayı, kardeş, torun veya diğer hısımlarından da olabilir.157
Şayet kadın Ehl-i kitap olursa İmâm-ı Âzam ile İmam Ebû Yusuf'a göre şahitler de Ehl-i kitap'tan olabilir.158

155-Şâfiîler'e göre her iki şahidin erkek olması şarttır.

156-Aynî, el-Binâye, 4/34. Şâfiîler'e göre şahidin ayrıca erkek, âdil ve görme yeteneğine sahip olması da şarttır.
157-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 4/20.
158-Şâfiîler'e göre de müslüman olmaları şarttır.

NİKÂHIN MÜSTEHAPLARI

Nikâh işleminde şu işlerin yapılması tavsiye edilmiş olup sevaptır:
1. Konuşma yapmak (hutbe). Erkeğin veya velinin nikâhtan önce bir konuşma yapması, yüce Allah'a
hamdederek merasimi şükür ve zikir ile başlatması müstehaptır.
Günümüzde böyle bir konuşmayı cemiyet sahibi adına nikâhta hazır bulunan
din görevlisi veya evlendirme memuru da yapabilir.
2. Nikâhı ilân etmek. İlândan maksat, def çalmak suretiyle şenlik yapmak ve akdin çevreye duyurulmasını sağlamaktır. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), ''Nikâhı etrafa ilân ediniz''159 buyurmuştur.
3. Nikâhı cuma günü akşam vaktinde kıymak. Bazı âlimlerimiz nikâhın
cuma günü akşamı kıyılmasını müstehap (sünnet ve sevap) görmüşlerdir.
Çünkü cuma günü günlerin en faziletlisidir. Onda birçok hayırlı işler
olmuştur.160 Ayrıca duaların boş çevrilmediği bir vaktin bulunduğu bir
gündür. Haftanın diğer günlerinde de nikâh kıyılır; gerdeğe girilir.
Bunun bir mahzuru yoktur.
4. Yemek vermek. Düğün dolayısıyla verilen yemeğe ''velîme'' denir.
Düğünde eş, dost, komşu ve çevredeki fakir-zengin herkese yemek ikram
etmek müstehaptır. Düğün yemeğinin miktarı düğün sahibinin malî gücüne
ve cömertlik durumuna göre değişir.
Peygamber
Efendimiz (s.a.v) evlendiğinde düğün yemeği verdiği gibi sahâbelere de
tavsiyede bulunmuştur. Nitekim Abdurrahman b. Avf'ın (r.a) evlendiğini
duyunca kendisine, ''Bir koyun keserek de olsa düğün yemeği ver''161
buyurmuştur.
5. Nikâhtan sonra karı kocaya dua etmek. Peygamber Efendimiz (s.a.v) evlenen birini tebrik etmek istediği zaman şöyle dua ederdi:
''Allah sana bu evliliği bereketli kılsın ve ikinizi hayırda birleştirsin.''162

159-Ahmed, Müsned, 4/5; Hâkim, Müstedrek, 2/183; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, 7/288; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 4066.

160-İbn Kudâme, el-Mugni, 7/435 (Beyrut 1992); Heysemî, ez-Zevâid, 4/285; Zeydân, el-Mufassal, 6/147.
161-Buhârî, Nikâh, 67, 68; Ebû Davud, 29; Tirmizî, Nikâh, 10; İbn Mâce, Nikâh, 24, Dârimî, Nikâh, 22.
162-Ebû Davud, Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn Mâce, Nikâh, 23.

Evlilikte Denklik

Denklik, evlenecek eşler arasında sosyal durum ve ekonomik seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasına denir.
Evlilikte denklik için en önemli hususlar şunladır:
Dindarlık. Ahlâksız ve açıkça haramlara bulaşan, din
ve edepten uzak bir erkek, iyi ahlâk sahibi olan bir kadına denk
değildir. İffetini korumak ve dinini yaşamak için evlenmek isteyen bir
kadın böyle bir kimseyi tercih etmemelidir. Onun etrafındaki sahte
itibarına, zenginliğine veya soyuna aldanmamalıdır.
Evlenecek eşler arasında dinimizde bir sınırlama olmamakla birlikte,
aralarında büyük yaş farkı olan kimseler, tercih edilmemelidir. Bu
tercih her iki taraf için de birçok sıkıntı, imtihan, fitne ve zorluklar
içermektedir. Bununla birlikte böyle bir evlilik haram değildir.163

163-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/86.


Denklikle İlgili Bazı Durumlar

Kadın kendine denk olmayan biriyle evlenirse velisinin razı olması
durumunda nikâh geçerlidir. Aksi takdirde veli nikâhı feshetmek için
hâkime müracaat edebilir.
Denklik arama, hem kadının hem de velinin hakkıdır.
Evlilikten sonra meydana gelen farklılıklar evliliğe zarar vermez.
Biriyle evlenen ergin bir kız pişman olup, ''Bu benim dengim değildir'' diyerek nikâhını feshedemez.
Kadın hamile olunca artık denklikten dolayı fesih davası açılamaz.
Dindarlık ve iyi ahlâk dışındaki denklik ölçüleri, zamandan zamana
değişir. Bu her asırda aynı değildir. Bir devirde basit görülen bir
meslek diğer devirde itibarlı bir meslek olabilir.164

164-Heyet, Fetâva'l-Hindiyye, 1/290; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/229.


Tek Kişi Nikâh Kıyabilir mi?

Nikâh akdi şu hallerde bir kişi tarafından yapılabilir.
1. Her iki tarafın velisi olması. Örneğin, dedenin erkek torununu kız
torunu ile evlendirmesi gibi. Bu çocuklar henüz bulûğ çağına ulaşmamış
olmalıdır. Bu görüş, çocukların velileri tarafından tek taraflı kararla
evlendirilebileceğini söyleyen âlimlere göredir.
2. Bir yandan asıl diğer yandan veli olması. Örneğin, kişinin velisi bulunduğu amcasının kızı ile kendisini evlendirmesi.
3. Her iki tarafın da vekili olması. Örneğin, kendisine vekâlet veren kız ile erkeği birbiri ile evlendirmesi.
4. Bir yandan asıl, diğer yandan vekil olması. Örneğin, bir kadının bir
erkeği kendisi ile evlendirmesi için veya bir erkeğin bir kadını
kendisi ile evlendirmesi için vekil yapması.
5. Bir yandan veli diğer yandan vekil olması. Örneğin, kişinin velisi
bulunduğu kız çocuğunu vekili olduğu bir erkekle evlendirmesi.165

165-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/97; Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/20.
Şâfiîler'e göre nikâh yalnız iki tarafın velisi bulunması durumunda bir
kişi tarafından yapılabilir.


Fâsid (Bozuk ve Geçersiz) Evlilikler

Fâsid evlilik, nikâhın temel farzı olan icap ve kabul bulunduğu halde,
sıhhat şartları eksik olan evliliktir. Evlenme ehliyeti, icap ve kabul
gibi temel farzlar bulunmazsa ona ''bâtıl evlilik'' denir.

Şu evlilikler Fâsid olup geçersizdir:

a) Şahitsiz yapılan evlilik. Yeniden şahitler huzurunda nikâh kıyılırsa geçerli nikâha dönüşmüş olur.
b) Süresi belirtilerek yapılan evlilikler. Meselâ iki ay, bir sene gibi
bir süre belirterek evlenmek gibi. Buna müt'a nikâhı denir. Böyle bir
nikâh, sürekli niyetiyle yeniden kıyılırsa, geçerlilik kazanır.
c) Kadını, kız kardeşi, hala veya teyzesiyle birlikte nikâhlamak.
d) Evli bir kadını evli olduğunu bilmeksizin nikâhlamak.
e) Bir kimsenin üç talâkla boşadığı karısı ile evlenmesi. Bunun câiz
olması ancak kadının başka biri ile evlenip o kimsenin cimâdan sonra
ölmesi veya normal şartlarda boşaması ve kadının iddetini tamamlaması
ile mümkündür.
f) Bir kimsenin evlenmesi ebedî olarak yasak bulunan kan, sıhrî veya
süt hısımlarından biri ile bilerek veya bilmeyerek yapacağı evlilik
geçersizdir.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

2 NİKAH ve HÜKÜMLERİ Bir Perş. Eyl. 02, 2010 8:17 pm

CANTAR




Fâsid (Bozuk) Evliliğin Sonuçları
1. Bozuk evlilikte eşlerin evliliği sürdürmeleri câiz değildir. Derhal ayrılmaları gerekir. Aksi halde hâkim onları ayırır.
2. Cinsî ilişki olmamışsa fâsid evlilik hiçbir sonuç doğurmaz.
3. Cinsî ilişki olmuşsa şu sonuçlar ortaya çıkar:
a) Kadın, ailesi tarafındaki emsali kadınların aldığı en az mehri almaya hak kazanır.
b) Doğan çocuğun nesebi o kocaya ait olur.
c) Evlenme ile meydana gelen evlenme yasakları oluşur.
d) İddet içinde nafaka gerekir.166

166-Kâsânî, Bedâi, 2/35; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/131.


Nikâhta Söz Sahibi Veli Kimdir?

Veli, birinin işlerini üstlenen, onun şahsı, malı veya her ikisinde yetki ve tasarruf sahibi olan kimse demektir.
Veli, kendi menfaatlerini koruyamayan, küçük, deli, hasta ve ihtiyar
kimselerin işlerini üstlenir ve onun namına işleri yürütür, karar verir.

Malla ilgili velâyete daha çok ''vesayet'', bu işi üstlenen kimseye de
''vasî'' denir. Biz nikâhtaki velâyet üzerinden duracağız.
Nikâhta veli, ''asabe'' denen en yakın erkek akrabalardır. Bunlar oğul, baba, dede, erkek kardeş ve amca sırasıyla devam eder.
Akıllı ve bulûğa ermiş bir erkek çocuk, bulûğa erince veya onbeş yaşına
gelince kendi kararını verecek duruma gelir, artık üzerindeki başkasına
ait velâyet kalkar.
Kız çocuklarının şahsı üzerindeki velâyet evleninceye kadar devam eder;
evlenince bu yetki kocasına geçer. Eğer evlenmezse, on sekiz veya yirmi
bir yaşından sonra kadın, gerekiyor ve bir tehlike bulunmuyorsa ayrı
bir evde kalma hakkını elde eder; malında tasarruf etme ve evlenme gibi
konularda sorumluluğu bizzat taşımaya başlar.167
Bulûğa ermemiş veya bulûğa erip evlenmemiş bir genç kızın, evlilik gibi
hiç tecrübe etmediği hayatî bir işte kendi başına karar vermesi yanlış
ve tehlikeli olabilir. Bunun için ona veli lâzımdır.
Veli, akıllı, hür, bulûğa ermiş, adaletli, iyiyi kötüden seçen, harama
helâle dikkat eden müslüman biri olmalıdır. Bu sıfatları taşımayan kimse
veli olamaz.
Bâkire kızın oğlu olmayacağı için, onun velâyeti babasına aittir. Baba
yoksa dede, dede yoksa erkek kardeş, o da yoksa amca veya amcanın erkek
oğlu bu işi üstlenir.
Bütün mezheplerde baba ve o olmadığı zaman dede, nikâhta tam yetkili
görülmüştür. Bunların dışındaki kimseler için farklı hükümler
verilmiştir.

167-bk. Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s. 282.


Kadın Kendi Başına Evlenebilir mi?

Evlenecek kadınları iki grupta toplayabiliriz:
1. Dul kadın. Bu, daha önce evlilik yapmış kadındır. Kocası ölmüş veya
boşanmıştır. Bu kadın, yeniden evlenme işinde kendi kararını kendisi
verebilir. Baba, dede gibi velilere danışması ve onların iznini alması
şart değildir; fakat edep, nezaket ve emniyet için, onlara bilgi
vermesi, kendilerinden yardım istemesi ve izin alması güzel olur.
2. Bulûğa ermiş genç kız. Buna bâkire denir. Bâkire kızı velisi (baba,
dede veya onlar yoksa sıradaki velisi), kendisinin izin ve rızâsını
almadan evlendiremez. Bulûğa ermemiş küçük kızın evlendirilmesi haram
değildir, fakat hayırlı görülmemiştir. Onu konu dışı tutuyoruz.
İki grubun evlenmesi konusunda şu hadis temel ölçüyü vermektedir:
''Dul kadın, evlenme işinde herkesten fazla kendisi hak sahibidir.
Bâkire kızdan ise izin istenir. Evet derse evlendirilir. Onun susması da
evet yerine geçer.''168
Bulûğa ermiş genç kız, Hanefîler'in dışında üç mezhebe göre veliden
(baba veya dededen, bunlar yoksa onların yerine geçen kimseden) izinsiz
evlenemez. Evlenmişse, nikâh geçersizdir.169
Hanefî mezhebine göre, bulûğa ermiş bir genç kızın kendi başına evlilik
kararı vermesi câiz görülmüştür, fakat bu da dengiyle olması şartına
bağlanmıştır.170
Bu konuda, ''Veli bulunmadan nikâh geçerli olmaz''171 hadisini de dikkate almalıdır.
Bir babanın, evlenme yaşına kadar bakım ve terbiyesini üstlendiği bir
kızı üzerinde büyük bir hakkının olduğu unutulmamalıdır. Hak üzere
yaşayan ve hayırlı şeyleri isteyen bir anne babanın rızâsı ve duası
alınmadan kurulan bir yuvadan hayır gelmeyeceği bilinmelidir. Veli de
kızına bir ömür boyu beraber olacağı kocayı seçerken çok iyi
düşünmelidir.
Baba, damat adayı hakkında araştırma yapmalı, kızını bilgilendirmeli,
damat adayıyla tanıştırmalı, kızın rızâsı ve izni olmadan karar
vermemeli, bu hayatî kararda onun önünü açmalı, tercihine yardımcı
olmalı ve onu hiç istemediği bir kimseyle evlenmeye zorlamamalıdır.
Bir babanın, ''Nikâhta keramet vardır'' deyip kızını sevmediği, razı
olmadığı, fıtratları ayrı, zevkleri farklı, hiç dengi olmayan birine
vermesi, keramet değil, çiledir. Aynı şekilde bir genç kızın da, 'kanuna
göre yaşım tutuyor' diye ailesinin hiç haberi veya rızâsı olmadan, iki
şahit bulup, hayırlı ve dengi olmayan bir erkekle gizlice evlenmeye
kalkması, hem yanlış hem de tehlikelidir. Üç mezhebe ve Hanefîler'den
İmam Muhammed'e (rah) göre velisi izin vermezse bu nikâh geçersizdir.172

Hanefî mezhebinin diğer iki imamına ait fetvayı öne almak ve uygulamak
her zaman uygun değildir. Bu fetvanın tercih edilecek zamanı vardır.
Eğer bir baba kızını, sırf dünya menfaatini düşünerek dinden uzak, kötü
ahlâklı birine vermeye kalkarsa, kız buna razı olmayıp kendi tercih
ettiği hayırlı bir insan ile evlenebilir. Bu durumda Hanefî mezhebinin fetvası öne alınır.
Yine bir babanın veya o yoksa yerine geçecek velinin aklî dengesi bozuk
ve kararları yanlış ise, bulûğa ermiş genç kızın evlenme kararı
kendisine ait olur.
Bir veli müslüman değilse, onun müslüman kızı, evlenme kararını kendisi verir.
Bütün bu durumlarda, yaptığı nikâhı resmî makamlarda tescil ettirilmelidir.
Asr-ı saâdet'te kızlarını istemedikleri kimselerle zorla evlendiren
babaları Resûlullah (s.a.v) çağırmış, uyarmış ve kızı, babasına uymakla
kendi istediği kimse ile evlenme konusunda serbest bırakmıştır.173

168-Ebû Davud, Nikâh, 25; Tirmizî, Nikâh, 17; İbn Mâce, Nikâh, 11.

169-Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 3/147; Buhûtî, Keşşâfü'l-Kınâ, 5/49; İbn
Kudâme, el-Mugnî, 6/449; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6699.
170-İbn Âbidîn, Dürrü'l-Muhtâr, 2/407; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6698.
171-Buhârî, Nikâh, 36; Ebû Davud, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14; Dârekutnî, Sünen, 3/229.
172-Kâsânî, Bedâi, 3/369-270 (Beyrut, 1997); Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye
Kamusu, 2/47; Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/248-249; Döndüren,
Delilleriyle Aile İlmihali, s. 289-290.
173-Buhârî, Nikâh, 43; Hiyel, 11; Ebû Davud, Nikâh, 25; Nesâî, Nikâh, 35; Abdürrezzâk, Musannef, nr. 10301-10309.

İbret İslâm'ın Kadına Verdiği Hak Bilinsin İstedim


Hz. Âişe'nin (r.ah) yanına bir genç kız gelerek,

''Babam beni kardeşinin oğlu ile evlendirmek istiyor. Niyeti benimle
onun şeref ve itibarını yükseltmek, fakat ben istemiyorum'' dedi.
Hz. Âişe (r.ah) kıza, ''Hele biraz otur; Allah Resûlü (s.a.v) gelince bu durumu ona anlatırsın'' dedi. Peygamber
Ona, ''Böyle yapmaya hakkın yok!'' buyurdu ve kızı istediğini yapmakta serbest bıraktı. O zaman kız,
''Yâ Resûlallah! Babamın yaptığını kabul ediyorum. Ben bu şekilde
sorarak İslâm'ın evlenme işinde bir kadına ne hak tanıdığın bilmek
istedim'' dedi.174

Efendimiz (s.a.v) hane-i saâdete teşrif edince, genç kız durumu
anlattı. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) kızın babasını çağırttı. Adamı
dinlediğinde, meselenin kızın dediği gibi olduğunu anladı.
174-Nesâî, Nikâh, 36; Abdürrezzâk, Musannef, nr. 10302; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübra, 7/120; Dârekutnî, Sünen, 3/232.

Gizli Nikâhın Hükmü

Bazıları, iki şahit huzurunda evlenip bunu diğer insanlardan gizlerler;
evli olduklarını tanıdık çevrenin bilmesini istemezler. Özellikle
ikinci evliliği yapanlar, bunu birinci hanımından ve çocuklarından gizli
tutmaya çalışır. Böyle bir nikâhın hükmü nedir?
İmam Ebû Hanîfe ile İmam Şâfiî (rah), şahitlerin huzurunda kıyılan
nikâhı geçerli saymışlar ve bazı özel sebeplerle gizlenmesini haram
görmemişlerdir.
İmam Mâlik (rah), nikâhta ilânı şart gördüğü için bu nikâhı geçersiz
sayar ve tesbiti durumunda hâkimin aralarını ayıracağını söyler.
Hanbelî mezhebi, böyle bir nikâhı geçerli sayar, fakat gizlemeyi mekruh görür.175
Nikâhın, ziyâfet verilerek, def çalıp ve eğlence yaparak ilânını
emreden hadisleri düşündüğümüzde, böyle bir nikâhın mekruh olduğu ortaya
çıkar. Bu evliliğe haram denmez, fakat hayırlı da değildir. Bunun bir
faydası varsa, birçok da zararı vardır. Özel durumları hariç
tutabiliriz.

175-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 9/6559-6560; Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, s. 163.


HALVET NEDİR?

Halvet, yalnız olmak ve biriyle baş başa kalmaktır.
Dinimizde, nikâh kıyan bir çiftin baş başa kalmasına da halvet denir.
Bu halvetin gerçekleşmesi ve bir hüküm ifade etmesi için evli çiftlerin
kimsenin göremeyeceği izinsiz ve ansızın giremeyeceği bir yerde baş başa
kalmaları gerekir. Gerçek halvet budur.
Evlilerin sokakta, insanların içinde, kapısı açık olan yerde bir arada bulunmasıyla sahih halvet meydana gelmez.
Sahih bir halvetin oluşması için şu şartlar aranır:
1. Tâbii bir engelin olmaması. Âmâ ve uykuda bile olsa aklı başında üçüncü bir şahsın bulunmaması.
2. Bedenî bir engelin olmaması. Eşlerden birinde cinsî ilişkiye engel bir halin bulunmaması.
3. Dinen bir engelin olmaması. Hayız, lohusalık, ramazan orucu, ihram, farz namazda bulunmak gibi bir engelin bulunmaması.176
Sahih halvet şu sonuçları doğurur:
1. Sahih halvetten sonra eşler boşanırsa kadın mehrin tamamına hak kazanır.
2. Sahih halvetten sonra boşama halinde kadının iddet beklemesi gerekir.177

176-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/321.

177-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/321; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/114-120.

MEHİR

Mehir, nikâhta evlenme teklifine rızâ gösteren kadına verilmesi gereken
mal veya paraya denir. Mehir, az veya çok olsun, verilmesi farzdır.
Miktarından çok, belirlenmesi ve verilmesi önemlidir.
Mehir, nikâhın şart veya rükünlerinden değil, nafaka gibi nikâhın
gereklerindendir.178 Bu yüzden mehir belirlenmeden kıyılan nikâh geçerli
olur ve kadın, kendi aile çevresindeki kadınların aldığı mehri almaya
hak kazanır. Buna mehr-i misil denir.
Mehrin ne kadar olacağını nikâh esnasında belirlemek sünnettir.
Mâlikî mezhebine göre ise mehir nikâhın temel farzlarından biridir;
onsuz nikâh akdi geçerli değildir. Böyle olunca, mehri çok ciddîye
almalı, nikâh esnasında belirlemeli ve söz verilen miktar zamanında
ödenmelidir.
Mehir görevi bilinmiyor veya unutulmuşsa, kocanın üzerinde kadının bir
hakkı olarak durmaktadır. Koca daha sonra bu hakkı ödemeli, mehir olmaya
uygun bir şeyi hanımına vermelidir.
Günümüzde pek çok aile veya yeni yetişen gençler mehrin ne olduğunu
bilmediklerinden nikâh esnasında hiç mehir konuşulmadan nikâh akdi
yapılmaktadır. Özellikle resmî nikâhla yetinen aileler bu vazifeyi ihmal
etmektedir.
Belediye memuru mevcut kanunlara göre nikâh merasimini icra etmektedir.
Bazı noksanları ile birlikte bu nikâh geçerlidir. Karı koca olmak için
yeterlidir; ancak mehir gibi noksanları sonradan giderilmelidir.

178-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/253; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/101.


Mehrin Hükmü

Mehir farzdır, farziyeti Kur'an'la sabittir. Âyette, ''Kadınlara mehirlerini gönül rızâsı ile verin''179 buyrulmuştur.

179-Nisâ 4/14.


Mehir Olabilen Şeyler

İslâm'da satışı veya kullanışı yasak olmayan her çeşit mal mehir olabilir.180
Mehir, günün şartlarına göre değerli olan, kadının ihtiyacını gören bir
mal, para veya eşya olmalıdır. Ev, arazi, araba gibi şeyler de mehir
olarak verilebilir.

180-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 4/90.


Mehrin Miktarı

Mehrin en çok miktarı için bir sınır getirilmemiştir. Mehrin en az
miktarı ise 10 dirhem gümüş veya bunun karşılığıdır.181 Günümüzde 10
dirhem yaklaşık 30 gr. gümüştür. Bu miktardan daha az mehir
belirlenemez. Belirlenmişse 10 dirheme tamamlamak gerekir.182 Şunu da
hatırlatalım ki, Hz. Peygamber (s.a.v) devrinde 10 dirhem yaklaşık iki
kurbanlık koyun bedeli idi. Mehrin en azı buna göre hesaplanırsa daha
isabetli olur.
Mehir, göstermelik olmaz. Koca veremeyeceği veya vermeyeceği şeyi mehir
olarak söylememelidir. Bazı yörelerde çok yüksek mehir söylenir, halka
öyle ilân edilir, fakat söylenen şeyin çok azı verilir. Buna gerek
yoktur.
Mehirle, kadının şerefi ölçülmez. Mehir kadına hürmetin ifadesidir,
fakat asla değerinin karşılığı değildir. Cennet kadınları içinde övülen
Hz. Fâtıma (r.ah) annemiz evlenirken kocası Hz. Ali (r.a) kendisine
zırhını mehir olarak vermiştir.183

181-Şâfiîler'e göre mehrin azı için de bir sınır yoktur. Her mal olan şey az olsun çok olsun mehir olabilir.

182-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaa, 4/90.
183-Ebû Davud, Nikâh, 24, 25; Nesâî, Nikâh, 76.

Mehrin Çeşitleri

Mehir iki çeşittir.

1. Miktar ve Ödeme Şekli Belirlenen Mehir

Nikâh esnasında miktarı ve verilme şekli belirlenen mehir. Bu mehrin
hangi cins maldan olacağı miktarında kadın ile erkek anlaşmış
olurlar.184
Bu mehir ödenmesi yönüyle iki kısma ayrılır:
a) Nikâh akdi kıyılırken peşinen ödenen mehir. Buna fıkıh kitaplarımızda mehr-i muaccel denir.
b) Daha sonra verilmek üzere belirlenin mehirdir. Bu tür mehire de
mehr-i müeccel denir. Sünnet olan uygulama, mehri nikâhla birlikte
vermektir. Ancak buna imkân olmazsa daha sonraya bırakılması câizdir.
Böyle bir mehir için tarih belirlenmişse, vaktin girmesiyle kadın mehri
almaya hak kazanır ve hemen verilmesi gerekir. Tarih belirlenmemişse
boşama veya vefat halinde ödenmesi icap eder.185

2. Örfe Göre Belirlenen Mehir (Mehr-i Misil)

Nikâh akdi yapılırken mehir hiç konuşulmaz veya usulüne uygun bir
şekilde belirlenmezse kadının emsaline bakılarak bir mehir takdir
edilir. Buna emsal mehir ve mehr-i misil denir. Bunda evlenen kadının
örfü ve çevresi belirleyici olur.
Bunun için evlenecek olan kadının babası tarafından en yakın hısmı olan
kız kardeş, yeğen veya hala gibi kadınlardan, yaş, ahlâk, bilgi,
güzellik, dindarlık, bekârlık gibi niteliklerde benzeri olan kadınların
daha önce evlenirken aldıkları mehir miktarı ölçü alınarak emsal mehir
belirlenir. Kadının bu niteliklerde dengi olan bir hısmı bulunmazsa
yabancılardan emsal alınır.186

184-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/365.

185-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/377.
186-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/137.

Kadın Ne Zaman Mehrin Tamamına Hak Kazanır?

Kadın şu hallerde mehrin tamamına hak kazanır:
1. Cinsî ilişki vuku bulunca.
2. Bundan önce koca vefat edince.
3. Sahih halvet meydana gelince.187

187-Molla Hüsrev, ed-Dürer, 1/341. Şâfiîler'e göre sahih halvetin hiçbir etkisi yoktur.


Kadın Ne Zaman Mehrin Yarısına Hak Kazanır?

Kadın, cinsî ilişki ve sahih halvetten önce boşanırsa belirlenen mehrin
yarısına hak kazanır. Konu ile ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle
buyrulmuştur:
''Evlendiğiniz kadınları mehir tayin ettiğiniz halde temas etmeden boşarsanız tayin ettiğiniz mehrin yarısı onundur.''188

188-Bakara 2/237.


Mehrin Düşmesi

Cinsî ilişki ve sahih halvetten önce boşama dışında, kadın tarafından
bir sebeple ayrılık meydana gelirse mehir düşer. Örneğin, kadın dengi
olmayan biriyle evlendiğinde velisinin itirazı üzerine hâkimin evlenmeyi
feshetmesi durumunda mehir düşer, kadına hiçbir şey ödenmez.189

189-Kâsânî, Bedâiu's-Sanâî, 2/295.


İbret Mehrim İslâm Olsun


Saâdet asrında Ebû Talha isminde henüz müslüman olmamış biri, Ümmü
Süleym adında müslüman bir kadına evlenme teklifinde bulundu. Kadın
adama,

''Vallahi ey Ebû Talha doğrusu senin gibi bir adam geri çevrilmez;
fakat sen kâfir bir insansın ben ise müslüman bir kadınım. Benim seninle
evlenmem helâl değildir. Eğer müslüman olursan, ben bunu mehrim olarak
kabul ederim, senden başka bir şey istemem'' dedi. O da müslüman oldu ve
bu mehirle evlendiler. Bu ne güzel ve hayırlı bir mehirdir.190

190-Nesâî, Nikâh, 63.


Başlık Parasını Almak Câiz midir?

Kadın için mehrin dışında babasının başlık parası ve süt parası gibi
bir isimle herhangi bir şey alması câiz değildir. Mehir de babanın
değil, nikâhta 'evet' diyen kadının hakkı ve mülküdür. Başlık türü
şeyler Allah'ın en şerefli yaratığı olan insanı
para karşılığında satmak anlamında olduğundan çirkin bir davranıştır.
Ancak damat adayı, kız evine düğün hazırlıkları yapmaları veya normal
ihtiyaçlarını görmeleri için hediye, bağış türü yardımlarda bulunabilir.

Ayrıca, bu yaşa kadar kızlarının hizmetini gören anne ve babaya özel
hediyeler verebilir. Bunlar gönül hoşluğu ile güç nisbetinde yapılan
ikramlardır.

Birden Fazla Kadınla Evlenme İznindeki Hikmet

Dinimizde hakkı korunmazsa, tek evlilik de yasaktır. Ancak bir zaruret
olunca ve şartları korununca birden fazla evlilik mubahtır, serbesttir.
İhtiyaç olmaz ve şartları korunmazsa haramdır, zararlıdır.
Bir erkeğin aynı anda nikâh altında bulundurabileceği kadın sayısı en
fazla dörttür. Birden fazla evlilik bir emir değil, izindir. Tavsiye
değil, tedavidir. Farz değil, mubahtır. Buna izin verilmesinin
hikmetleri içinde şunları zikredebiliriz:
a) İslâm kıyamete kadar gelecek bütün asırların ve nesillerin dinidir.
Belli bir zamanın ve mekânın değil, bütün zamanların ihtiyaçlarına hitap
eder. Bazan dünya sahnesinde öyle olaylar olur, öyle gelişmeler yaşanır
ki bir beldede binlerce erkek bir günde ölür gider. Bir savaş, bir
neslin sonu olabilir.
Dinimizde savaş erkeklere farzdır. Cepheye gidecek olan erkeklerdir.
Böyle bir durumda nice yuvalar başsız, nice kadınlar kocasız kalabilir.
Bu yuvanın kontrolü, geçimi ve himayesi için erkek lâzımdır. Savaşta
kocaları şehid olan pek çok kadın zaruri olarak bir himaye arar. Bu
kadın hem nefsi hem çocukları için evlenme zorunda kalabilir. Kadın
ikinci eş olarak da olsa bu himayeye muhtaçtır. Bu gibi durumlarda yüce Allah
erkeklere birden fazla kadınla evlenme yolunu açık tutmuştur ki bu
sıkıntılar helâl dairede giderilsin ve yuva içinde paylaşılsın.
b) Bazı erkekler şehvet yönünden çok güçlü ve aşırı isteklidir. Koca
böyle iken evlendiği kadın tam tersine cinsî yönden soğuk, isteksiz ve
kabiliyetsiz olabilir. Öyle ki koca evliliğin farkını farkedemez olur,
bekâr gibi gözü hep dışarıda kalır.
Böyle bir erkeğin yapabileceği işler şunlardır:
1. Birinci hanımını boşayıp yeni bir evlilik yapmak.
2. İlk hanıma razı olup sabretmek, nefsi ile ciddî bir mücadeleye
girerek harama bulaşmadan yaşamak ve bu zorlu imtihandan kurtulmak için
ya kendinin veya hanımının ölümünü beklemek.
3. İkinci bir evlilik yapıp her iki hanıma da adaletle davranmak;
böylece gözünü haramdan, gönlünü yabancı kadından kurtarmak.
4. Nefsi azıp şehveti galeyana geldikçe haram yollardan şehvetini
teskin etmek, kaçamak yapmak, yalan söylemek, başkasının namusunu
kirletmek, belki zor kullanıp can yakarak hedefine ulaşmak, değişik
cinsî sapıklık yollarını denemek, her gün yeni bir şeytanlık düşünmek,
adım adım insanlıktan çıkmak.
Bunlar içinde kimse son şıkkı çare göremez. Diğer üç şıktan hepsi
câizdir. Erkek hangisini dini için daha hayırlı görüyorsa onu tercih
edebilir. Yeter ki ebedini korusun ve haramlara bulaşmasın.
c) Bazan kadın kısır olur, bir türlü çocuk yapma imkânı olmaz. Bu
durumda çocuk hasretiyle yanan bir babanın neslinin devamı ve başka
hedefleri için, birinci hanımı boşamadan ikinci bir evlilik düşünmesi
normaldir ve ilk akla gelen bir çaredir.
d) Tek evliliği kanunlaştıran ülkelerde erkekler fiilen tek kadınla
yetinmeyip yasak ve gizli ilişkiler kurmakta, bu da aile, toplum ve
şahsın ahlâkı üzerinde büyük yıkımlara sebep olmaktadır.
Ayrıca dinimizde erkeğin birden fazla evlenmesine verilen bu izin
adalet şartına bağlıdır; adalete riâyet edemeyecekler için birden fazla
kadınla evlenmeleri câiz değildir.191
Bir Uyarı: Nefsimizi Değil Hakkı Kayıralım
Bazı kadınlar, sevgilerine mağlup olup gayrete gelmekte ve kocalarının
ikinci bir kadınla evli olmasını asla kabul etmemektedir. Bu ilk anda
normal bir tepkidir; hatta takdir bile edilir. Fakat bir zaruret anında
kocası bunu yapmaya mecbur kalırsa, dinimiz buna izin vermektedir. Yüce
Allah'ın izin verdiği bir işe müslüman kadının nefsanî bir heyecanla
karşı gelmesi hak değildir.
İkinci evlilik bir emir ve tavsiye değil, izindir, ruhsattır. Gün gelir
lâzım olur. Bu iznin hikmetini bilmeyenler veya kendi örf ve âdetine
göre düşünenler ona karşı tavır içine girmektedir. Bu konuda hem koca
hem kadın dikkatli olmalıdır.
Bazı kocalar hanımını ikinci evlilikle korkutmakta; bazan şaka bazan ciddî olarak onu üzmektedir. Bu, hak değildir.
Normalde hiçbir kadın kocasını kimseyle paylaşmak istemez. Kadınların
bu nazik yaratılışını kabul etmek gerekir. Bu nazik fıtratı bilerek
üzmek ve üzerine kuma getirme tehdidi ile incitmek helâl değildir.
Erkek ikinci evliliğe gerçekten gerek duyuyor, nefsinin ıslahı ve
neslinin devamı için başka hiçbir çıkar yol bulamıyorsa, birinci hanımın
durumu anlayışla karşılayıp Allah
rızâsı için ona yardımcı olması ve karşı gelmemesi lâzımdır. Böyle
yapan bir kadın küçülmüş olmaz, aksine Hak katında derecesi büyür.
Halkın diline değil, yüce Hakk'ın hükmüne bakılmalı. Halk ölür, Hak bâki
kalır.
Sırf keyfine ve zevkine bu işi yapanlar kınanmıştır. Hele hanımlar
arasında haksızlık yapan kimseler açıkça günaha girmiş olurlar. Kimse
keyfine dini alet etmemelidir. Dinin hükümleri yerli yerince yapılırsa
herkese rahmet olur, yoksa hayat baştan sona zahmet olur.

191-Karaman, Haramlar ve Helâller, s. 95; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/169.


Kadın Niçin İki Kocalı Olamaz?

Allah
kadın ve erkeği farklı yaratmış, hayatta da farklı roller vermiştir.
Bunların en önemlisi kadının çocuk yapma özelliğidir. Aile toplum için
zaruri, soyun tesbiti ve çocuğun kime ait olduğunu bilmek de aile bağı
için gereklidir.
Kadına birden fazla erkekle evlenme izni verilseydi soy tesbit
edilemez, çocuğun kime ait olduğu bilinemez, aile diye bir şey kalmaz,
bütün bağlar çözülür, yuvalar dağılır, netice toplum için bir felâket
olurdu. Ayrıca kadının evde ve aile hayatındaki rolü birden fazla erkek
arasında bölünmeye müsait değildir. Bunun için bir kadının, aynı anda
iki erkek ile evli olması yasak ve haramdır.192
Eğer erkek, nikâhı altındaki kadının haklarını korumuyor, aksine
diliyle, eliyle ve fiilleriyle ona zulüm ediyorsa, kadın ölene kadar bu
zalim adamın kahrını çekmek zorunda değildir. Önce ıslahına ve
tedavisine çalışır. Adam ıslah olmaz, kadının da dayanacak sabrı ve gücü
kalmazsa hakeme veya hâkime başvurup boşanmayı isteyebilir.

192-Karaman, Haramlar ve Helâller, s. 95; Seyyid Sâbık, Fıkhü's-Sünne, 2/114.


GÜNÜMÜZDE YAPILAN NİKAH ÇEŞİTLERİ


Resmî Nikâhtan Önce Kıyılan Dinî Nikâh

Resmî nikâhtan önce kıyılan dinî nikâh geçerlidir. Ancak resmî nikâh
yapılmaksızın yalnız dinî nikâhın varlığı günümüz hukuk sistemince kabul
edilmediği için böyle bir nikâh yaptırımsız kalır. Bu yüzden dinî
nikâhın yanı sıra resmî nikâhın yapılması da gereklidir. Aksi takdirde
birçok medenî haklardan mahrum kalınır. Ayrıca bugünkü kanunî mevzuata
göre dinî nikâhın resmî nikâhtan sonra yapılması gereklidir.

Resmî Nikâh Yeterli midir?

İslâm'a göre nikâhın belli birtakım şart ve rükünleri vardır. Resmî
nikâh kıyılırken bu şart ve rükünler yerine gelirse dinî nikâh yerine
geçer. Aksi takdirde geçmez.
Durum böyle olunca her kıyılan resmî nikâh, dinî
nikâh yerine geçer demek mümkün değildir. Örneğin, iki süt akraba
arasında, müslüman bir kadınla gayri müslim bir erkek arasında, iki
kadının şahitliğiyle veya Şâfiîler'e göre velisiz kıyılan nikâhlar dinen
geçerli sayılmadığı halde resmen geçerlidir.
Bu yüzden resmî nikâhtan sonra dinî nikâh kıyılması ihtiyata uygun olur.
Aralarında dinen evlenme engeli olmayan kadın ve erkek, devletin
görevlendirdiği memurun nezaretinde iki erkek şahit huzurunda yaptığı
resmî evlilik geçerlidir, bu evlilik ile kadın-erkek birbirine helâl
olur, ancak bazı noksanları vardır. Onları tamamlamak gerekir. Meselâ
resmî nikâhta mehirden bahsedilmez. Halbuki erkeğin evleneceği kadına,
kendi malî durumuna uygun belirli bir mehir vermesi farzdır. Bu farzı
erkek nikâhtan sonra belirleyip vermelidir.
Yapılan düğün merasimi nikâh ilân yerine geçer. Böylece ilân şartı yerine gelmiş olur.

Dinî Nikâhta Hoca Şart mıdır?

Dinî
nikâh kıyanın din
âlimi ve hoca olması şart değildir. Nikâh baba, amca, abi, mahallenin
muhtarı veya işin usulünü bilen herhangi bir müslüman da kıyabilir.
Ancak günümüzde böyle bir nikâh ile yetinmemeli, muhakkak resmî nikâh
yapmalıdır. Hatta tavsiyemiz, önce resmî nikâh peşinden dinî nikâh
yapılmalıdır. Kadının haklarını koruma konusunda bu daha emniyetli ve
faydalı bir yoldur.

Arazide Kıyılan Nikâhlar

Eğer yukarıda usul ve şartlarını saydığımız şekilde bir nikâh merasimi
bir park, orman veya sahil gibi arazide yapılıyorsa, bu câizdir. Ancak
sorulan ve kastedilen bu değildir. Soru ve sorun şudur:
Bazı gençler, Hanefî mezhebine göre bulûğa ermiş kadın ve erkek iki
erkek şahidin huzurunda kendi nikâhlarını kıyabilir fetvasını duymuşlar.
Ailelerinin haberi veya izni olmadan, iki erkek şahit bulup bir parka
veya ormana giderek nikâh kıymaktalar. Bu nikâh geçerli midir?
Bu nikâh noksan, yanlış ve tehlikelidir. Özellikle hayatta anne, baba,
ağabey, amca gibi bir yakını bulunan müslüman bir genç kızın bütün aile
çevresinden gizli olarak yapacağı bu tür bir nikâh pek çok mahzur
içermektedir.
Hanefî mezhebinin fetvası en zor şartlar içindir. Normal ve tavsiye
edilen nikâh bu değildir. Velisinin ve çevresinin izni ve haberi olmadan
evlenen bir genç kız, bu evliliği gizli tutmamalı, etrafına haber
vermeli, ayrıca resmîleştirmelidir.
Böylece evlenenler iffetsizlik suçlamasından kurtulur, kadının kocası
ve doğacak çocuğun nesebi belli olur, maddî ve mânevî hakları korunur.
Ayrıca etraftan bekâr diye kendisini istemeye gelenlerin yolu ve umudu
kesilmiş olur.

Nişan Döneminde Nikâh

Dinimizde nişan nikâhı diye bir nikâh çeşidi yoktur. Nikâh, her türlü
engeli ortadan kaldırıp erkekle kadını birbirine helâl yapmak içindir.
Nişan döneminde nikâha gerek yoktur. Yapılırsa haram demiyoruz, fakat
hiç kimseye tavsiye de etmiyoruz; çünkü iyi niyetle kıyılan böyle bir
nikâh her zaman iyi sonuç vermiyor.
Nişanlı gençler, ihtiyaç kadar aile içinde görüşüp konuşabilirler. Yine
çok gerekli olduğu zaman tenhada tek başlarına olmamak şartıyla kızın
ağabeyi, babası, dayısı veya erkeğin annesi, teyzesi, ablası gibi
tanıdık birkaç kimse arasında da görüşme ve konuşma yapabilirler.
Nişanlı kimseler, gerektiği zaman telefon ve benzeri iletişim
araçlarını kullanabilirler. Bu iş edep dairesinde gerekli görüşmeler
için olur. Bu da ihtiyaç kadar olmalıdır.
Düğünden aylar öncesinde dinî nikâh kıymak isteyenler ve bunu zaruri
görenler önce resmî nikâhlarını yapıp, peşinden ailelerin de şahit
olduğu bir ortamda dinî nikâhlarını kıyarlarsa bütün sıkıntı ortadan
kalkar.

Haftada Bir Nikâh Tazeleme

Bir erkek evli olduğu hanımını ancak üç defa boşayabilir. Boşama hakkı
üçtür. Bozulan bir nikâh bağı da usulünce iki defa yenilenebilir.
Bazı camilerde, cuma gecelerinde yapılan nikâh tazelenmesi dinî
nikâh yerine geçmez. Çünkü bu nikâh tazelemesinde kadın bulunmadığı
gibi genellikle kadının kocaya vekâlet vermesi de söz konusu değildir.
Ayrıca camide herkes imamın sözlerini sesli olarak tekrar etmekle meşgul
olduğu için birinin diğerine şahitliği de sıhhatli değildir.
Her gün tövbe ve iman tazelenebilir. Sık sık ''estağfirullah'' diyerek
tövbe, ''lâ ilâhe illallah'' diyerek iman tazelemesi yapılabilir,
yapılmalıdır. Tövbe günde 100 defa bozulsa 100 defa yenilenmelidir.

Mektupla Nikâh

Mektupla nikâh şartları oluşursa geçerli olur. Örneğin, bir kimsenin
evlenme teklifi içeren bir mektubu evlenmek istediği kadına göndermesi
ve kadının da iki şahit huzurunda kabul etmesi durumunda nikâh geçerli
olur.193 Ancak bu şekil bir nikâhla yetinmemeli, işi resmî makamlarca
kayıt altına almalıdır.

193-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/45. Şâfiîler'e göre yazı ile nikâh
kıyılamaz. Çünkü yazı ile ifade edilen sözler kinâye sayılır.


Rol (Temsil) Gereği Yapılan Nikâh

Tiyatro ve temsillerde rol gereği yapılan nikâhla dinî
nikâh gerekleşmez; çünkü bu durumda nikâh kastı yoktur, olay sadece
temsil ve hikâye edilmekte, seyircilere ders verilmektedir. Bu görüş,
Mâlikî ve Hanbelî mezhebine göredir.

Üç Defa Boşanan Kadına Dönme Yolu

Üç talâkla boşanan bir kadın ilk kocasına yabancı olur. Artık onunla
dördüncü kez doğrudan evlenemez. Kişinin üç defa boşadığı ve bütün
boşama haklarını kullandığı bir kadınla yeniden evlenebilmesi için yol
şudur:
1. Kadın ilk kocasından iddet bekler. İddetin süresi, âdet gören,
görmeyen ve hamile kadına göre değişiktir. Normalde üç hayız müddeti
beklerler. Bu da yaklaşık üç aydır. Kadın hamile ise doğuma kadar
bekler. İddeti doğumla biter.
2. Kadın bundan sonra başka bir erkekle normal şekilde evlenir. Bu evlilikte hiçbir şart öne sürülemez.
3. Kadın evlendiği ikinci erkekle cinsî ilişkide bulunur. Evlenir de
cinsî ilişkiye girmezse ilk kocasına dönemez. İhtiyar olup cinsî
ilişkiye giremeyecek kadar güçsüz bir kimse ile evlilik de geçerli
değildir.
4. İkinci evlilik normal şartlarda biter. Bu da üç şekilde olur:
a) İkinci koca bu kadınla geçinemeyip onu kendi iradesiyle kesin olarak boşar.
b) İkinci koca ölür.
c) Bir sebeple hâkim karı kocayı birbirinden ayırır, nikâhı fesheder.
5. Kadın ikinci kocasından da iddet bekler. Ancak bundan sonra, ilk
kocaya yol açılır. Bu durumda her iki taraf evlendiklerinde Allah'ın
belirlediği evlilik hukukunu koruyabileceklerine kanaat ederlerse,
tekrar evlenmelerinde bir günah yoktur. Yüce Allah bu müsaadeyi
vermiştir. Âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
''Boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek ya da kadını güzellikle boşamaktır.
Erkek kadını üçüncü defa boşarsa ondan sonra bu kadın başka bir erkekle
evlenmedikçe ilk kocasına helâl olmaz. Eğer ikinci koca da boşarsa (ilk
koca ile bu kadın) Allah'ın hükümlerini koruyacaklarına inanıyorlarsa tekrar evlenmelerinde bir sakınca yoktur.'' 194
Birinci koca bu şekilde ikinci evliliği yapınca, üç boşama hakkını
yeniden elde etmiş olur. Bir erkek için bu durum en ağır bir cezadır. Bu
hüküm, cezadan çok ilk nikâh bağını korumak içindir. Üç boşama hakkını
kullandığı zaman hanımına dönüş yolunun ancak bu olduğunu bilen mert bir
koca, ya hanımına sahip çıkar, onu basit sebeplerle hemen boşamaz; ya
da başka bir erkeğin mahremi olmuş, eli değmiş bu kadının peşinde
koşmaz.

194-Bakara 2/229-230.


Anlaşmalı Nikâh Meselesi

Bir kadını ilk kocasına helâl yapmak için yapılan anlaşmalı nikâh câiz değildir. Buna fıkıh tabiriyle ''hülle'' denir.
Hülle, bir şeyi helâl yapmaktır. Burada helâl edilen, kocası tarafından
üç defa boşanmış bir kadının bu kocası ile yeniden evlenmesini helâl
yapmaktır. Bu iş hileli bir yolla yapıldığı için yasaklanmıştır. Böyle
bir nikâhta öne sürülen şartlar geçersizdir, anlaşma hükümsüzdür. Böyle
bir kadını sırf birinci kocasına helâl yapmak için evlenmek haramdır.
Çünkü bu şekilde anlaşma yapanlar için Peygamber Efendimiz (s.a.v),
''Kadını ilk kocasına helâl yapmak için nikâhlayanlara ve bunu yaptıranlara Allah lânet etsin''195 buyurmuştur.
Yine Peygamber
Efendimiz (s.a.v), bu işin ne kadar çirkin bir şey olduğunu misal
yoluyla anlatmak için ashabına, ''Size kiralık tekeyi haber vereyim
mi?'' diye sormuş, ashap, ''Evet ey Allah'ın Resûlü'' diye cevabı merak ettiklerinde Efendimiz (s.a.v),
''Kadını ilk kocasına helâl yapmak için anlaşmalı nikâh yapandır. Allah
Teâlâ bu işi yapana da yaptırana da lânet etti''196 buyurmuştur.
İmâm-ı Âzam'a göre böylesi bir akid haram olmakla beraber geçerlidir.
Çünkü nikâh sırasında konuşulan helâl kılma şartı fâsiddir. Nikâh fâsid
şartla geçersiz olmaz. Dolayısıyla şart fâsid olup nikâh geçerlidir. Bu
yüzden ikinci koca cinsî ilişkide bulunup da onu boşarsa iddetini
bitirdikten sonra ilk kocasına helâl olur.197
Akid sırasında boşama şartı koşulmadığı halde ikinci kocanın kadını ilk
kocasına helâl etmek niyeti taşıması nikâhı hükümsüz yapmaz. Bu nikâh
geçerlidir. Ancak bu kocanın nikâh kıydığı kadınla cinsî ilişkiye
girmesi şarttır.198
Bir zamanlar hülle ve hüllecilik diye yaygınlaşan anlaşmalı nikâh,
dinin ruhuna, aile edebine ve insanlık şerefine aykırı bir durumdur.
Ancak buna bazan mecbur kalınmıştır.
Aslında Kur'an ve Sünnet'in öğrettiği usul ve seyirde hanımını üç defa
ayrı ayrı boşayan bir kimse, bu kadına bir daha dönmek istemez. Hele onu
kendisine helâl yapmak için başkasıyla anlaşmalı ve hileli evlilik
yapmasına hiç heves etmez.199
Ehliyetli veya ehliyetsiz, yerli veya yersiz bir şekilde hanımını aynı
anda bir sözle üç defa boşayan kimselerin bütün hakları bitti, nikâh
temelli elinden gitti denince, yuvayı kurtarma arayışları başlamaktadır.
Bunun bir sonucu olarak anlaşmalı nikâh devreye sokulmaktadır. Buna
gerek yoktur. Bir sözle üç boşamanın hükmü iyi tesbit edilmelidir. Biz
bu konudaki değerlendirme ve tercihleri boşama bölümünde inceledik.
Ağızdan çıkan her boşama sözü aynı hükmü almaz. Boşama kararı içeren
bir sözün söyleniş şekli, durumu ve hedefine göre hükmü farklıdır. Bazı
durumlarda bir sözle yapılan üç boşama, bir kabul edilir. Bunu yapana
hülle nikâhı değil, kendisinin ikinci hakkını kullanmak için normal bir
nikâh yapması yeterlidir.

195-Ebû Davud, Nikâh, 15; Tirmizî, Nikâh, 28.

196-İbn Mâce, Nikâh, 33; Hâkim, Müstedrek, 2/199; Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/680.
197-Kâsânî, Bedâi, 3/187, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre
boşama şartı koşularak yapılan nikâh haramdır ve geçersizdir (bk.
Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/476).
198-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 2/474. Mâlikî ve Hanbelîler'e göre geçersizdir.
199-Hülle konusunda geniş bir değerlendirme için bk. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, 1/325-328.

Ücret Karşılığı Geçici Nikâh (Müt'a Nikâhı)

Belli bir ücret karşılığında, belli bir süre için şahit şart olmaksızın
cinsel yönden yararlanma ifade eden sözlerle yapılan nikâha ''müt'a
nikâhı'' denir.
İslâm'dan önce zina ve süreli evlenme yaygın idi. İlk müslümanları
yavaş yavaş bu âdetten uzaklaştırmak ve evlenme imkânına kavuşuncaya
kadar kolaylık sağlamak üzere Hz. Peygamber
(s.a.v) böyle bir nikâha izin vermiş, sonra yasaklamıştır. Bu izin ve
yasaklamanın ardından Mekke'nin fethi yılında tamamen yasaklamıştır.200
Sahâbenin çoğunluğu ve mezhep imamları son yasaklamanın sürekli olduğu görüşündedir.201
Buna göre İslâmî evlilik bir kaç günlüğüne gönül eğlendirmek ve nefsî
yönden tatmin olmak için değil, bir yastıkta kocamak, çoluk çocuk sahibi
olmak, Allah'a kulluk yolunda yardımlaşmak niyetiyle yapılır.

200-Buhârî, Megâzî, 38; Müslim, Sayd, 22; Tirmizî, Nikâh, 28; İbn Mâce, Nikâh, 44.

201-İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, 10/217.

Belirli Bir Süre İçin Nikâh Kıymak

Süreli nikâh, şahitler huzurunda belli bir süre için evlilik ifade eden
sözlerle yapılan nikâha denir. Bu nikâh süresi belirtildiği için
fâsiddir. İmam Züfer'e göre zaman şartı geçersizdir. Nikâh akdi ise
süresiz olarak geçerlidir.202

202-Aynî, Binâye, 4/101. Şâfiîler'e göre de süreli ve geçici nikâh fâsiddir.


Belirli Süre İçin Nikâh ile Müt'a Nikâhının Farkı

Belirli bir vakit için kıyılan nikâhta şahit şart iken müt'ada şart
değildir. Ayrıca süreli nikâh, evlilik ifade eden sözlerle, müt'a nikâhı
ise cinsel yönden yararlanma ifade eden sözlerle yapılır.203 Bunların
ikisi de bâtıl ve haramdır.

203-Dâmâd, Mecmau'l-Enhur, 1/331.



ÇEŞİTLİ SORULAR


Nikahla İlgili Sorular

Soru: İki bayram arasında nikâhın kıyılmasında bir sakınca var mıdır?
Cevap: Hayır, bir sakınca yoktur. Hatta sünnettir. Çünkü Peygamber
Efendimiz (s.a.v) Hz. Âişe (r.ah) ile iki bayram arasında
nikâhlanmıştır.
Soru: Âdet halinde bulunan kadının nikâhı kıyılabilir mi?
Cevap: Evet, kıyılabilir. Fakat âdet hali geçmedikçe cinsî ilişki câiz olmaz.205
Soru: Nikâhta kız veya erkeğin vekili şahit yerine de geçer mi?
Cevap: Hayır, geçmez.
Soru: İki kız kardeşi baba-oğul alabilir mi?
Cevap: Evet, alabilir.
Soru: Kişi şahitler huzurunda kendi nikâhını kıyabilir mi?
Cevap: Evet, kıyabilir.
Soru: Hoca bir şahitle nikâh kıyabilir mi?
Cevap: Evet, kıyabilir. Çünkü hoca da bir şahit sayılır.
Soru: Kadın nikâh kıyabilir mi?
Cevap: Evet, kıyabilir.
Soru: İnsan cinlerle evlenebilir mi?
Cevap: Sahih olan görüşe göre evlenemez. Çünkü her iki cinsin
yaratılışı, mahiyeti ve yaşayışı tamamen birbirinden farklıdır.206
Soru: Bir kimse nikâhlayıp cinsî ilişkiden önce boşadığı kızın annesiyle evlenebilir mi?
Cevap: Hayır, evlenemez. Fakat kişi nikâhlayıp cinsî ilişkiden önce boşadığı kadının kızıyla evlenebilir.207
Soru: Kişi kardeşinin boşadığı hanımla evlenebilir mi?
Cevap: Evet, kişi (küçük veya büyük) kardeşinin boşadığı hanımla evlenebilir.
Soru: Baba-oğul, anne ve kızını alabilir mi?
Cevap: Evet, alabilir.208
Soru: Bir kimse kardeşinin süt kız kardeşiyle evlenebilir mi?
Cevap: Evet, evlenebilir.209
Soru: Bir kimse ''anam bacımsın'' dediği kadınla evlenebilir mi?
Cevap: Evet, evlenebilir.210
Soru: Müslüman bir kadınla evli olan bir kimse Ehl-i kitap olan bir kadınla da evlenebilir mi?
Cevap: Evet, evlenebilir.211
Soru: Hıristiyan veya yahudi olan bir kadının kocası müslüman olunca aralarındaki nikâh akdi devam eder mi?
Cevap: Evet, devam eder.212 Fakat kadın müslüman olunca nikâh geçersiz olur.
Soru: Müslüman olmayan karı-koca birlikte müslüman olunca yeniden nikâh kıymaları gerekir mi?
Cevap: Kendi usullerine göre evlenmiş olmaları durumunda gerekmez.213
Soru: Bir müslümanın Ehl-i kitap olan bir kadınla evlenmesinin hükmü nedir?
Cevap: Helâldir, fakat iyi değildir.214
Soru: Hz. İsâ'nın Allah'ın oğlu olduğuna inanan bir hıristiyan kadınla evlenmek câiz midir?
Cevap: Evet, câizdir. Çünkü Ehl-i kitap'la evlenebilme hükmü geneldir.215
Soru: Karı-koca birden mürted olup tekrar müslüman olunca yeniden nikâh kıymaları gerekir mi?
Cevap: Hayır, gerekmez.216
Soru: Sünnetsiz olan bir kimsenin evlenmesi câiz midir?
Cevap: Evet, câizdir.217
Soru: Allah ve Peygamber'i şahit tutarak nikâh kıymak geçerli olur mu?
Cevap: Hayır, geçerli olmaz.218
Soru: Evlenecek erkek ve kadının daha önceki evliliklerinden olma oğulları nikâh şahidi olabilirler mi?
Cevap: Evet, olabilirler.219
Soru: Kişi, babasının cinsî ilişkiden önce boşadığı kadınla evlenebilir mi?
Cevap: Hayır, evlenemez. Çünkü bu durumda da onun üvey annesidir.
Soru: Nikâhta vekâlet alınırken şahit bulundurmanın hükmü nedir?
Cevap: Teşvik ve tavsiye edilmiş olup güzeldir.
Soru: Otuz iki farzı bilmeyenin nikâhı kıyılabilir mi?
Cevap: Evet, kıyılabilir. Fakat her müslümanın bunları bilmesi gereklidir.
Soru: Nikâhın bir şarta veya bir zamana bağlanması geçerli olur mu?
Cevap: Hayır, geçerli olmaz. Örneğin, bir kadının erkeğe, ''Babamın
rıza göstermesi şartıyla seninle evlendim'' veya, ''Yarından itibaren
seninle evlendim'' demesi durumunda nikâh geçerli olmaz.
Soru: Baba, aynı mecliste bulunan ergin olan kızını bir erkeğe nikâhlasa ve o da sükût etse nikâh geçerli olur mu?
Cevap: Evet, geçerli olur.220
Soru: Zina eden kadınla evlenmek câiz midir?
Cevap: Tövbe etmesi durumunda câizdir.221
Soru: Bekârdır diye nikâhlanan kadının sonradan bâkire olmadığı anlaşılırsa akid geçerli midir?
Cevap: Evet, geçerlidir.222 Ancak erkek isterse boşayabilir.

205-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/8.

206-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/5.
207-Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 7/35.
208-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/277.
209-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/217.
210-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/32.
211-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/47; Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/282.
212-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/51.
213-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/30.
214-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/45.
215-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/45.
216-Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/114.
217-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/46.
218-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/27; Heyet, Fetâva'l-Hindiyye, 1/368.
219-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/25; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/24.
220-Dâmâd, Mecmau'l- Enhur, 1/322.
221-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/50.
222-Çeşmîzâde, Hulâsatü'l-Ecvibe, 1/27.

Süt Emmeyle İlgili Sorular

Soru: Bir çocuk bir kimsenin iki hanımından birinin sütünü içince diğer hanımına da mahrem olur mu?
Cevap: Evet, diğer hanımına da mahrem olur. Çünkü onun süt üvey annesi olur.
Soru: Müslüman bir çocuk hıristiyan bir kadının sütünü içmekle süt hısımlığı gerçekleşir mi?
Cevap: Evet, gerçekleşir.
Soru: Sütünü içmekle kişinin hanımı boşanır mı?
Cevap: Hayır, boşamaz. Çünkü sütün etkisi sıfır-iki yaş arasıdır.
Soru: Küçük bir kızı köyün birçok kadını emzirir de sonra kimin emzirdiği bilinmezse köylülerden biri o kızla evlenebilir mi?
Cevap: Evet, evlenebilir.223
Soru: Bir kimse hanımının sütannesiyle evlenebilir mi?
Cevap: Hayır, evlenemez.
Soru: Bir çocuğun, hayızdan kesilen bir kadının memesinde oluşan sütü emmekle hısımlık gerçekleşir mi?
Cevap: Evet, gerçekleşir.224
Soru: Bir kadının kızlarından biriyle birlikte emzirdiği erkek çocuk diğer kızlarına da mahrem olur mu?
Cevap: Evet, mahrem olur.225
Soru: Süt akrabalığı nafakayı gerektirir mi?
Cevap: Hayır, süt akrabalığı miras gerektirmediği gibi, nafakayı da gerektirmez.226
Soru: Evlendikten sonra sütkardeşi oldukları anlaşılan karı ile kocanın ayrılmaları gerekir mi?
Cevap: Evet, gerekir. Ancak bu durumda bir çözüm olması halinde diğer
mezheplerden biri taklit edilebilir. Mesela, Şâfiî mezhebi, süt
hısımlığının oluşması için çocuğun beş defa ayrı ayrı doyana kadar
emmeyi gerekli görmüştür. Bu mezhebe göre bu kadar emmeyen kimseler
arasında mahremiyet oluşmaz.
Soru: İki kadının sütü karıştırılarak bir çocuğa içirilirse ikisi de sütannesi olur mu?
Cevap: Evet, olur. Bu durumda ikisinin sütünün eşit olup olmaması arasında fark yoktur. 227

223-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/213.

224-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/209.
225-İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, 3/217.
226-Bilmen, Hukûk-ı İslâmiyye Kamusu, 2/82.
227-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/344.

Mahremle İlgili Sorular

Soru: Mahrem kime denir?
Cevap: Mahrem ebedî olarak nikâh düşmeyen kimseye denir.
Soru: Kişiye baldızı mahrem midir?
Cevap: Hayır, kişiye baldızı mahrem değildir. Çünkü baldıza nikâhın
düşmemesi geçicidir; hanımının boşanması veya ölmesi durumunda kişi
baldızı ile evlenebilir.
Soru: Kişiye amca, dayı veya kardeşinin hanımı mahrem midir?
Cevap: Hayır, mahrem değildir. Onların ölümü veya boşaması durumunda kendileriyle evlenebilir.
Soru: Kişiye üvey oğlunun hanımı mahrem midir?
Cevap: Hayır, mahrem değildir.228
Soru: Nikâh düşen bir kadınla ilgili yasaklar nelerdir?
Cevap: Bu yasaklar şunlardır:
a) Dokunmak, tokalaşmak.
b) Baş başa kalmak.
c) Birlikte uzun mesafeli yolculuğa çıkmak.
d) İhtiyaç olmasızın avret yerlerine bakmak.
Kadın evlenilmesi ebediyen haram biri ise ilk üç maddedeki hususlar
câiz olduğu gibi kadının sırt, karın, diz ve göbek arası dışında kalan
diğer avret yerine bakmak da câizdir.
Soru: Hanımının üvey annesi kişiye mahrem midir?
Cevap: Hayır, mahrem değildir.
Soru: Kişi, zina ettiği kadınla evlenebilir mi?
Cevap: Evet, kişi zina ettiği kadınla evlenebilir. Fakat kızı veya annesi ile evlenemez.229

228-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/274.

229-Heyet, el-Fetâva'l-Hindiyye, 1/275; Aynî, Binâye, 4/69.

http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz