GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Salı Eyl. 30, 2014 1:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Çarş. Eyl. 03, 2014 8:36 am tarafından Battal Ebrail

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Paz Mart 02, 2014 4:48 am tarafından aydin-28

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Perş. Ara. 19, 2013 4:05 am tarafından 56476364528

» deneme
Paz Kas. 24, 2013 3:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:54 pm tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 11:46 pm tarafından cansu

» kaya işaretler
C.tesi Eyl. 07, 2013 6:30 am tarafından kurt ini

» taştan daire ve dörtgen
C.tesi Haz. 29, 2013 8:38 pm tarafından yousef

» mağara için bilgi almak istiyorum
C.tesi Haz. 22, 2013 3:43 pm tarafından kurt ini

En iyi yollayıcılar
CANTAR
 
magaracı
 
asel
 
SİMBAD
 
aydin-28
 
novanda
 
marduktr
 
styla
 
MAMİ
 
hattap
 
Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 5 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Cuma Tem. 02, 2010 5:23 am tarihinde online oldu.
Paylaş | 
 

 BULUNAN DEFİNELER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: BULUNAN DEFİNELER   Perş. Eyl. 02, 2010 3:22 pm

Mardin'de kanalizasyon kazısı sırasında bulunan define



Kızıltepe'nin Suriye sınırına 10
kilometre uzaklıkta İpek Yolu üzerindeki Sürekli Köyü'nde yapılan
kanalizasyon kazısı sırasında ortaya çıkarılan 524 adet eser, Mardin
Müzesi'nde sergilenmeye başlandı. Mardin Valisi Hasan Duruer ve Artuklu
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay'ın da katıldığı bir
törenle ziyaretçilere açılan defineyi görmek isteyenler, müzeye akın
etti.


40 HARAMİLERE AİT OLABİLİR

Vali Duruer, Sürekli Köyü'nde,
Mardin Müzesi'nde görevli arkeologlar tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde
ortaya çıkarılan definenin Kırk Haramiler'e ait olabileceğini söyledi.
Mardin'in binlerce yıllık tarihine işaret eden Duruer, “25 medeniyete
ev sahipliği yapan bir kentin her yerinden tarih fışkırması bizim
için büyük bir kazançtır. Mardin’in altı üstü tarihi eserlerle dolu.
Bu defineler sayesinde ilimizin tanıtımını daha iyi şekilde
yapabiliriz” dedi.


Mardin'de "40 Haramiler"in altınları
MARDİN'in Kızıltepe İlçesi'nde kanalizasyon çalışması
sırasında bulanan 3 küp altın ile ziynet eşyalarının ünlü Kırk Haramiler
çetesine ait olabileceği belirtildi.


Mardin'in Kızıltepe İlçesi
Sürekli Köyü'nde kanalizasyon çalışması sırasında bir kepçeye takılan
küpün içinde 5 Ekim 2009 günü altın bulunmuştu. Bölgede güvenlik
önlemleri alanıp, sürdürülen kazı çalışmalarında 3 küp altın, altın ve
gümüş sikkeler ile tarihi takılar ortaya çıkarılmıştı. Mardin
Müzesi'nde eserleri inceleyen uzmanlar, altınların bulunduğu Sürekli
Köyü'ne 5 kilometre mesafede bir vadide kurulan Çıldız Köyü'nün
Kürtçe'de 'Kırk Hırsız' veya 'Kırk Haremi' anlamı taşıdığını söyledi.


Bulunan altın ve ziynet eşyalarını incelyen sanat tarihçisi Mehmet Deniz, altınların Kırk Haramilere ait olması

nın çok yüksek bir ihtimal olduğunu söyledi. Deniz, "Altınlar
çetelerin faaliyet gösterdiği bir bölge olan tarihi İpekyolu
üzerindeki Sürekli Köyü'nde bulundu. Bu köy zamanında Mezopotamya'daki
ticaret merkezlerinin güzergahında olan bir yer. Bulunan altın
sikkeler ve ziynet eşyaları tek bir döneme ait olmadığı için yani bir
toplama sonucu ortaya çıkan bir servet var ortada. O nedenle kişisel
servet niteliği zayıf. Yaptığımız çalışma sonunda edindiğimiz
tahminlere göre bu hazine soygunlarla toplama bir servet olduğudur"
dedi.



Bulunan 500'e yakın kültür
varlıklarını müze bünyesindeki laboratuarda tek tek inceleyerek
restorasyondan geçiren Mardin Müzesi'ndeki görevli
restoratör-konservatör Vural Züngör, Kırk Haramilere ait olan ve 700 ile
bin yıllık altın sikkelerin hiçbir

zarar görmediğini ancak gümüş sikkelerin ise oksitlenmeden
dolayı hafif zarar gördüğünü kaydetti. Altın sikkelerin bulunduğu
Sürekli Köyü'nün civarındaki Çıldız Köyünün anlamına da dikkat çeken
Züngör, "Sürekli Köyü'ne 5 kilometre uzaklıkta bir vadide kurulan başka
bir köy var Onun ad ise Çıldız. Çıl, Kürtçe'de kırk, 'dız' ise hırsız
harami anlamına geliyor. Bu da Kırk Haramiler çetesinin burada
faaliyet gösterdiğini bölgeye daha sonra isimlerinin verildiğini
gösteriyor" dedi.



Mardin Müze Müdürü Müdürü Nihat
Erdoğan, kazıda ortaya çıkan hazineyi müzede sergilemek için
çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Edoğan, her gün çok sayıda
insanın kanalizasyon kazısında bulunan bu altın sikke ve tarihi takıları
görmek için müzeyi ziyaret ederek kendilerine sorduğunu söyledi.


MERAKLILAR SÜREKLİ DEFİNESİNİ SORUYORLARDI

Mardin Müze Müdürü Nihat
Erdoğan, definelerin müzede herkesin görebileceği bir yerde
ziyaretçilere açtıklarını söyledi. Definenin bulunduğu ilk günden
itibaren müzelerini ziyaret eden herkesin Sürekli Köyü'nde ortaya
çıkarılan altınları sorduğunu söleyen Erdoğan, söz konusu gömünün,
kervan ganimeti olmasını da muhtemel gözüktüğünü belirterek, şunları
söyledi: “Sürekli Köyü tarihi İpek Yolu güzergahında bulunuyor. Bu
önemli konumundan dolayı ve yüzey üzerinde toplanan malzemeye
bakıldığında erken dönenlerden itibaren iskan alam olarak kullanıldığı
anlaşılmıştır. Köyde halen kalıntıları mevut olan kiliseler, köyün
Ortaçağ'a kadar önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstergesidir.
Tarihlenmesi yapılabilen toplanı 336 adet sikkenin dönemsel
değerlendirilmesi sonucunda 216 adetin İlhanlılar, 38 adetin Eyyübiler,
35 adetin Bizans, Venedik, 6 adetin Anadolu Selçuklu, 3 adetin
Zengiler, 1 adetin Artuklu ve 30 adetin İslami olduğu anlaşılmıştır.


Altın ve gümüş sikkelerin
okunabilen yüzlerinde basım yerleri olarak, Cürcan, Tebriz, Sebzevar
Kasan, Merv ve Şehristan (İran şehirleri), Bağdat, Musul, Basra (Irak
kentleri) İskenderiye, Kahire (Mısır) Dimaşk, Halep (Suriye kentleri)
ayrıca Anadolu’nun değişik şehirleri Mardin, Malatya, Erzurum, Hısın
(Hasankeyf), Harran, Ani (Kars), Samasota (Adıyaman), Erzincan, Samsun,
Sivas, Alanya, Amasya ve Tokat olduğu anlaşılmıştır.” Müzede
sergilenen defineyi ziyaret meraklılar arasında yer alan Artuklu
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, define sayesinde
tarihi kentin yoğun bir ziyaretçi akınına uğrayacağına inandığını
kaydetti. Ortaya çıkan hazinenin sürpriz olmadığını işaret eden Rektör
Omay, kazı sahasında bir gömü içinde Allah'ın 99 isminin üzeride
bulunduğu 99 altının bulunması karşısında ise şaşkınlık yaşadığını
söyledi.


Allianoi kazısında define heyecanı

İZMİR'İN Bergama ilçesi
yakınlarında, Yortanlı Barajı'nın suları altında kalacak Allianoi Antik
Kenti'ndeki kurtarma kazısında altın sikkeler bulundu. Allianoi Kazı
Heyeti Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş şunları söyledi: "Kazı
çalışmasında, Geç Roma Çağı'nda İmparator Focas dönemine ait 8 altın
sikke bulundu. Son derece iyi korunmuşlar. Bu sikkelerden 1998 yılında
10 adet, 2001 yılında 1 adet bulunmuştu. Bugüne kadar Bergama
Müzesi'ne envanterlik ve etütlük değerde toplam 11 binin üzerinde
gümüş ve bronz sikke teslim edildi."


Kaymakam Gölde Define Arandığı Haberlerini Yalanladı

Beyağaç Kaymakamı Şakir Öner
Öztürk, Bazı Basın Organlarında Yayımlanan 'Defineciler Gölü Boşaltmaya
Kalktı' ve 'Doğaya Hazine Talanı' Başlıklı Haberlerde, Kartal Gölünün
Altın Heykel Bulmayı Umanlar Tarafından Kurutulup Kazıldığı Yönündeki
Bilgiler Tamamen Gerçek Dışı Olduğunu Bildirdi.


Beyağaç Kaymakamı Şakir Öner
Öztürk, bazı basın organlarında yayımlanan 'Defineciler gölü boşaltmaya
kalktı' ve 'Doğaya hazine talanı' başlıklı haberlerde, Kartal gölünün
altın heykel bulmayı umanlar tarafından kurutulup kazıldığı yönündeki
bilgiler tamamen gerçek dışı olduğunu bildirdi.



Kaymakam Öztürk, Cihan
muhabirine yaptığı açıklamada daha önce 2004 yılında gölde hazine
avcılarının kazı yaptığı haberlerinin medyada yer aldığını hatırlatarak,
şimdikilerin de onların kopyası olduğunu ifade etti. Öztürk, "2004
yılında gölde yapılan bu tür kazıları bildiğimizden konu üzerinde
hassasiyetle durulmuş, devamlı olarak İlçe Jandarma Komutanlığı ve Orman
İşletme Müdürlüğü vasıtasıyla alan kontrol altına alınmıştır. Şahsım
tarafından alan bizzat incelenmiş olup şu an için olağan dışı hiçbir
durum sözkonusu değildir." dedi.


Çalışmaları sonucu Kartal
gölünün kuruması bir yana, son yılların en yüksek su seviyesine
ulaştığını belirten Kaymakam Öztürk, "Bundan sonra da konu hassasiyetle
incelenecek ve gerekli çalışmalar devam edecektir." şeklinde konuştu.


Bazı basın organlarında,
Denizli'nin Beyağaç ilçesindeki Sandıras dağının 2 bin metre râkımlı
zirvesinde bulunan 3 milyon yıllık krater gölü Kartal'ın, çift başlı
altın kartal heykeli bulmayı ümit eden define avcılarınca boşaltılmak
istendiği yazılmıştı.


Mardin'de topraktan üçüncü küp çıktı

Mardin Müze Müdürü Nihat
Erdoğan, Kızıltepe ilçesinin Sürekli köyündeki kazı çalışmalarında,
içinde kültür varlıklarının olduğu toprak bir kase daha bulunduğunu
söyledi.



Müze Müdürü Erdoğan,
gazetecilere yaptığı açıklamada, Kızıltepe ilçesine bağlı Sürekli
köyünde yapılan kazılarla ilgili ilk etapta ele geçirilen altın, gümüş
ve bronzdan sikke ve ziynet eşyalarının bir kadına ait olabileceği
ihtimali üzerinde durduklarını ancak kazı devam ettikçe ulaştıkları
kültür varlıklarının gömü görüntüsü verdiğini belirtti.


Kazı yapılan alanda, içinde
kültür varlıklarının olduğu üçüncü toprak kasenin bulunduğunu ve duvar
kalıntılarına rastladıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:


''104'ü altın olmak üzere 300
dolayında, boncuk, bilezik ve ziynet eşyasından oluşan kültür varlığına
ulaştık. Bunlar arasında gümüş ve bronz sikkeler de bulunuyor. Toprak
kasedeki kültür varlıklarının yanı sıra duvar kalıntıları içerisinde
küçük toprak kaseye daha ulaştık. Duvarın bir eve ait olduğu ve ev
sahibinin ziynet eşyalarını ve mal varlığını duvar arasına avuç içi
büyüklüğündeki toprak kaselerde saklamış olabileceği ihtimali üzerinde
duruyoruz. O zamanki koşullarda mal varlığını gömmüş diye düşünüyoruz.
Şimdi duvar etrafında kazılarımızı genişleterek alanın niteliğini
anlamaya çalışıyoruz. Toprak kaselerde bulunan kültür varlıklarının
Bizans, İlhanlılar ve Eyyübiler dönemine ait olduğuna dair bilgilere
ulaşıldı. Kazılarda MÖ 3000 yılına ait höyük izine rastlandı.
Çalışmalarımız sürüyor.''



KÖYLERİNE YOL VE SAĞLIK HİZMETİ İSTEDİLER

Sürekli köylüleri, kanalizasyon
kazıları sırasında ortaya çıkan gömüyle şaşkına döndüklerini,
yüzyıllardır köyde tarihi eser değeri taşıyan sikke ve benzeri nesneye
rastlamadıklarını söyledi.


Her yıl pamuk toplamaya
gittiklerini, buradan kazandıkları parayla geçimlerini sağladıklarını
belirten köylülerden Hamit Alkan, ''Yıllardır bir hazinenin üzerinde
oturuyoruz da haberimiz yok. Devlet köyümüzü koruma altına almalı ve
bize yeni yerleşim alanında ev yapmalıdır. Köyümüzde sağlık ocağı yok.
Köydeki yollar bozuk. Devletin köyümüze yol ve sağlık hizmeti
getirmesini istiyoruz'' dedi.



KUMLUCA DEFİNESİ

CORYDELLA
Şehir Antalyada ,Kumluca'nın batısındaki ve ilçe merkezine 1
km. uzaklıktaki iki tepe üzerinde kurulmuş.Bugün toprak üstünde
yalnızca şehre su getiren aguaduktur kalıntıları
seçilebilmektedir.Diğer eserler yok edilmiştir.Kent özellikle Bizans
ve geç Bizans devirlerinde gelişme göstermiştir.Fakir bir köylü
kadının keçisinin ayağına bir zincirin takılması ile ortaya çıkan ve
"Kumluca Definesi" diye tanınan define bu ören yerinde çıkmıştır.Ne
yazık ki çok değerli altın ve gümüş eşyalardan oluşan definenin büyük
bir kısmı Amerika'ya kaçırılmış, çok az bir kısmı Antalya Müzesi'nde
sergilenmiştir.



İNCİPINAR DEFİNESİ

1983 yılı başlarında Muğla'ya
bağlı Göktepe Köyü'nün İncilipınar yöresinde Toprak-Su hafriyatı
sırasında ele geçen bu define 202 adet Roma follis'inden oluşmaktadır.
Görünüşleri, hafif yeşil bir oksidasyon tabakasıyla kaplı, temiz
sikkelerdir. Ön ve arka yüz yazılarıyla, figürler rahatlıkla
seçilebilmektedir. Definedeki sikkeler incelenip tasnif edildiğinde
Diocletianus ile Constantinus I'in saltanatları arasındaki devri
kapsayan imparator, imparatoriçe ve Caesar'lar kronolojik olarak şöyle
sıralanıyor:
Diocletianus (284-305)
Maximianus Hercül (286-305)
Constantius I Chlorus (292-306)
Galerius Maximianus (292-311)
Valeria (315 ölümü)
Severus II (305-307)
Maximinus II Daia (308-313)
Licinius I (307-323)
Constantinus I (306-337)


KARGAMIŞ DEFİNESİ

Bir köylünün 1995’te bulduğu 3
bin sikkelik Karkamış Definesi’nde 13 adet son derece değerli olan
"dekadrahmi" bulunuyordu. Defineyi Hikmet Gül adlı kişi, ünlü kaçakçı
Fuat Üzülmez’le birlikte yurtdışına kaçırdı ve çok zengin oldu.
Dekadrahmilerden 2 tanesi Atina Para Müzesi’nde.



1995 yılında Gaziantep’e bağlı
Karkamış’da bir köylü tarafından bulunan 3000 sikke ile her biri
bugünkü piyasada 1 milyon dolara giden nadir Atina "dekadrahmi"sinden
(10 drahmi) en az 13’ünün yurtdışına kaçırıldığı ve iki Atina
dekadrahmisinin şu anda Atina’daki Nümizmatik Müzesi’nde olduğu ileri
sürüldü.


Bir hafta önce çıkan kitabında
Türkiye’den kaçırılan sikkelerin dünyada kimlere satıldığını açıklayan
Hollandalı araştırmacı yazar Arthur Brand (37), Hürriyet’e "Karkamış
Definesi, Elmalı Definesi’nden daha kıymetli ve daha önemli. Karkamış
Definesi’nde çok nadir Atina dekadrahmisinden (10 drahmi) en az 13 tane
var. Bunları Türkiye’den dışarı kaçıran Hikmet Gül çok zengin oldu
ama son birkaç aydır ortalardan kayboldu" dedi.


Hikmet Gül’ün defineyi bulan
köylünün akrabası olduğu öğrenildi. Arthur Brand, defineye "Kuzey Halep
Definesi" kod adını takan Hikmet Gül’ün 1984’te bulunan Elmalı
Definesi’ni yurtdışında pazarlayan ve Münih’te yaşayan Fuat Üzülmez ile
temasa geçtiğini belirtti. Brand, Elmalı sikkeleriyle başı derde giren
Fuat Üzülmez’in Karkamış Definesi ile ikinci bir kumar daha
oynadığını söyledi. Karkamış Definesi’nde MÖ 5. asıra ait 3 bin sikke
dışında, çok kıymetli 13-15 Atina dekadrahmisi ve nadir rastlanan
sikkeler dikkat çekiyor.


50 milyon dolar
Daha önce dünyada 3 tane bulunan Aineia Tetradrahmi’nin
dördüncüsünün Karkamış sikkeleri arasında olduğunu vurgulayan Arthur
Brand şöyle konuştu: "Türkiye’den kaçırılan bu defineye o zaman 15
milyon dolar değer biçildi, ama şimdiki değeri en az 50 milyon dolar.
Karkamış Definesi’nde her biri 1 milyon dolar eden 13 tane dekadrahmi
var. Benim kaynaklarım ise Türkiye’den kaçırılan bu definede 15 tane
dekadrahmi olduğunu söylüyor. Bu dekdrahmilerden 1984’de Elmalı Definesi
bulunana kadar dünyada 13 tane, Elmalı Hazinesi’yle birlikte 27 tane
vardı. Karkamış Definesi’le dünyadaki dekadrahmi sayısı şimdi 42’ye
çıktı. Ayrıca definedeki 3 bin sikke arasındaki Kıbrıs sikkeleri çok
kıymetli."


1995 yılında Hikmet Gül’ün
temasa geçtiği Fuat Üzülmez’in ilk 800 sikkeyi 1.5 milyon dolara satın
aldığına dikkat çeken Hollandalı araştırmacı, açıklamalarını şöyle
sürdürdü: "İkinci parti Türkiye’deki kaçakçılara 2.5 milyon dolara
teklif edildi ama kimse bu kadar parayı çıkartamayınca Hikmet Gül tekrar
Fuat Üzülmez’e başvurdu. Birlikte sikkeleri Russo, Bank Leu, Tkalec,
Harlan J. Berk, Goldberg, Freeman and Sear, CNG gibi müzayede
firmalarına sattılar. Şimdi bile Karkamış Sikkeleri, bu firmaların
kataloglarında yer alıyor. Birkaç dekadrahmi ile bazı sikkelerin hala
Hikmet Gül’ün elinde olduğunu ve bunları satmaya çalıştığını biliyoruz.



YÜZYILIN DEFİNESİ
ELMALI SİKKELERİ



Elmalı Sikkeleri'nin Tarihçesi
M.Ö. V. Yüzyılda Perslerin Yunanistan'ı istila etmelerinden
sonra Atina Şehir Devleti'nin önderliğinde Akdeniz çevresi
şehirlerinden oluşan bir birlik kurulmuştu (Atik - Delos Deniz
Birliği). Birliğin bir merkezi ve bir bütçesi vardı. Her ülke kendi
bastığı gümüş sikkeden kendi gücü oranında katkıda bulunuyordu.
1984 yılında Antalya'nın Elmalı İlçesi'nde kaçak kazılar
sonucu bulunan yüzyılın definesi Elmalı Sikkeleri o bölgede bulunan
bütün şehir devletlerinin paralarını içeriyordu. Yaklaşık 1900 adet
sikkenin binden fazlası ise Likya bölgesindeki şehir devletlerinin
parası idi ve içlerinde şimdiye kadar bilinmeyen hanedanların sikkeleri
de vardı.
Söz konusu sikkelere yüzyılın definesi denmesinin en önemli
nedeni; Yunanlılar Persleri yendikleri için bir anı parası
çıkarmışlardı. Normal olarak o zaman para birimi bir drahmi, en fazla 4
drahmi iken anma nedeniyle 10 drahmilik para çıkarılmıştı (10
drahmilik para = Dekadrahmi).
Bu sikkeler çok az sayıda basılmıştı ve 1984 yılına kadar
dünyada sadece 13 tanesinin varlığı bilinmekte idi. Elmalı Definesi'nde
ise bunlardan 14 tane bulunmaktaydı.
Elmalı Definesi'nin bulunmasıyla insanlık tarihinin
bilinmeyen önemli bir bölümü aydınlanmış ve dünyada bilinen Dekadrahmi
sayısı iki katına çıkmıştır.



KARUN HAZİNELERİ
UŞAK KARUN HAZİNELERİ



Uşak ili'nin 25 km batısında,
Uşak-İzmir Devlet Karayolu üzerinde yer alan Güre köyü'nün kuzeyindeki
Hermos(Gediz) Nehri'nîn suladığı dar ovanın yakınlarında Lidya ve
Greko-Pers(IVI.Ö. 6. yy.) tümülüsleri bulunmaktadır.
1965 yılında bu alandaki soygunlar, TOPTEPE Tümülüsü'nün
kaçak kazısıyla başlamıştır. Kaçak kazıları gerçekleştirenlerin
ifadesine göre;mezar odasına girildiğinde, yerdeki bir gümüş testi ile
çok sayıda mermer alabastron tavandan düşen bir hatıl nedeniyle tahrip
olmasına karşın, hazinenin büyük bölümü ölünün yatırıldığı kline
üzerinde bir tutam saç ve toz haline gelmiş kemiklerle birlikte
bulunmuştur.


Bu odada bulunan;
1. İnsan kulplu gümüş oinochoe,
2. Sfenksi! ve altın başlı tutamaktı kepçe,
3. Tamamı altın, sallanınca ses veren makara,
4. Altından yapılmış içleri boş, iğneli altın küpe,
5. Aynı tip ancak daha küçük boyutta iğneli küpe
6. Sallamalı, altından yapılmış kanatlı at şeklinde broş,
7. Meşe palamutu sallamalı altın ve renkli taştan yapılma kolye,
8. Akik ve taştan yapılmış geometrik şekilli kolye,
9. Mavi renkli camdan yapılmış uçları, aplike arslanbaşı şeklinde bir çift bilezik,
10. Uçları taş boncuklu püskül şeklinde altın gerdanlık, kaçakçılar tarafından alınmıştır.
Toptepe Tiimiilüs buluntuları aracılar yardımıyla, eski eser
kaçakçılığıyla örgütlü bir biçimde uğraşan alıcılara satılmıştır.


1966 yılında Gure'de ikinci bir
soygun yaşanmıştır. Güre Köyii'nün yakınında yer alan, yörede ikizce
olarak adlandırılan İHİZTEPE Tümülüsü'nün batı yamacımla düzgün bir
mermer blok, bir köylü taralından bulunur. Bu ipucunu değerlendiren ve
bir yıl önceki soygunu bilen kaçakçılar Ikiztepe'de kaçak kazıya
başlarlar. Bir türlü mezar odasına ulaşamayan kaçak kazı ekibi yeni
katılanlarla, sonunda yeri bulunan mezar odasının tavanım barutla
patlatarak içeri girmiştir. Ancak bir süre sonra paylaşımda haksızlığa
uğradığını düşünen bîr kişi durumu jandarmaya ihbar etmiştir.


Güvenlik makamlarınca sürdürülen
operasyonlarda bazı eserler ele geçirilmişse de,kaçmayı başaran bir
kişi, elindeki eserlerin tümünü, Toptepe Tümülüs buluntularını satın
alan aynı kişiye ulaştırmayı başarmıştır.
Operasyonlarda yakalanan kişiler çeşitli cezalara
çarptırılırlar. Ama olaylar yatıştıktan sonra Ikiztepe'de Gürelilerce
yapılan kaçak kazı sonucunda ikinci mezar odasına da ulaşılır. Ancak,
mezar hiçbir buluntuyu içermemektedir. Kaçakçılar eserlerin, kline
içinde olabileceğini düşünerek hırsa kapılmış ve klineyi
parçalamışlardır. Bu klinenin bir parçası bir köy evinin duvarında yapı
elemanı olarak görülebilir.
Daha sonra ise, aynı yöredeki bir başka tümülüs - Aktepe l'in
mezar odası, avlanmakta olan köylülerce bulunmuştur. Tumülüste
bulunan kırmızı, mavi, siyah ve yeşil renkteki duvar resimleri,
bezemeli kline ayakları keskilerle parçalanarak satılmak üzere İzmir'e
gönderilmiştir. Mezar odasının arka duvarı da, dana sonra üzerine
sahte resimler yapılarak parçalanmış ve antikacılara'satılmıştır.
Sahte duvar resimlerinin satıldığının duyulması üzerine Aktepe l
Tümülüsü'nün dromosuna ulaşılarak mezar odasının giriş kapısının iki
yanında yer alan boyalı ve volütlü parçalar yerinden çıkarılmaya
çalışılır. Bunlardan biri 1987 yılına kadar üç kaçakçı tarafından
saklanmış, diğeri ise kırıldığından yerinde bırakılmıştır.


En son CANTAR tarafından Cuma Eyl. 03, 2010 3:27 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
CANTAR




Mesaj Sayısı: 2284
Deneyim seviyesi: 5604
Kayıt tarihi: 26/06/10
Yaş: 59
Nerden: İstanbul

MesajKonu: TRUVA'NIN BULUNUŞU VE TRUVA HAZİNESİ   Perş. Eyl. 02, 2010 3:33 pm

TRUVA'NIN BULUNUŞU VE HAZİNE


Tarih bu Şehri "aşk, kahramanlık ve uygarlık yuvası" olarak anlatır.
Ünlü şair Hemeros'un İlyada'sında destanlaştırdığı "Troia" önce bu
destanla medeniyet dünyasında yerini aldı. Sonra H..Schliemann
tarafından yapılan kazılarla zenginlikleri meydana çıkarıldı. Bulunan
hazine, kenti ve Schliemann'ı dünya ölçüsünde haklı bir şöhrete
kavuşturmuştur.

Bu kent'te 3000 yıl boyunca Anadolu kavimleri oturdu. Bu bakımdan Yunan
uygarlığının bir örneği olarak göstermek yanlıştır. Bu gayretkeşliktir.
Sonra medeniyetin merkezi M.Ö. dönemde Avrupa değil, Asya'dır. Büyük
peygamberler ve ünlü hükümdarlar hep Anadolu'da yaşamıştır. Karun'un
Hazinesi Anadolu'dadır. Bu itibarla daha uygar ve çok daha üstün
vasıflara sahip Anadolu kavimleri Çanakkale ve Boğazlar bölgelerinde,
Makedonyalı barbar kavimlere daima karşı çıkmışlar ve onların sömürgeci,
hilekar davranışlarını önleyebilmek için zaman zaman savaşmak zorunda
kalmışlardır. Çok sonraları Yunan propagandası etkisine giren tarafla
dünya Troia yöresine, Yunanlılarla birlikte Helenleştirmişlerdir. Bu
itibarla aslında ünlü Troia kentini Yunanlılar değil, Anadolu halkları
kurmuştur. Bundan ötürü Troia, bağımsız bir Batı Anadolu kültür merkezi
durumundadır. Nitekim Troia'da ele geçen kalıntılar bakır çağından,
demir çağına kadar devam ede gelen 2500 yıllık değişmez bir tarihi
karakter gösterir. Ancak kaderin cilvesi olarak Troia şehri gün ışığına
çıkabilmesi için Alman uyruklu H.Schliemann'ı bekliyordu. H.Schliemann'a
kadar Troia, sadece Homeros'un İlyada'sında zikredilen bir hayal şehri
idi. Şimdi tarih sahnesine çıkıyordu.

Aslında Alman uyruklu bu mükemmel araştırmacı bir papaz çocuğu idi.
İlkokul sıralarında kendisine ezberletilmiş olan Homeros'un
destanlarının çok etkisinde kalmıştı. Olağanüstü bir zekası vardı.
İngilizce’yi, Fransızca’yı, İtalyanca’yı, İspanyolca’yı, Portekizce’yi,
Arapça ve Türkçe’yi altışar ay gibi, oldukça kısa bir zaman zarfında
öğrenmiştir. 1863 yılında da dünyaca sayılı zenginler arasına girmiş
bulunuyordu. Homeros'un eserlerini de ezbere biliyordu. Eserler onun
hayatında mükemmel bir pusula rolü oynamıştı.

SCHLİEMANN'IN TROİA TUTKUSU
6 ocak 1822 yılında Almanya'nın Neubukov kasabasında doğan Schllemann,
çocukluğundan itibaren İlyada sayesinde Troia hayranı olarak yetişmişti.
Bu yüzden arkeoloji eğitimi aldı ve 1869'da ikinci defa Atinalı bir
tüccarın kızı olan Sopheie ile evlendi. Bu itibarla Atina’ya yerleşti
ve böylece Yunan damadı oldu. Sonra da Çanakkale yöresine bir geziye
çıktı Pınarbaşı yörelerinde 300 yerde sondaj yaptı ve hep olumsuzdu.
Sonunda Hisarlık için karar verdi. Buralardaki çalışmalarını bir tez
haline getirdi Dr. unvanını kazandı. İkinci ve üçüncü defa kazı
yapabilmesi için başvuruda bulundu ve ABD İstanbul Büyükelçisi Wyne Mac
Veagh'ın yardımları ile istediği izni aldı. ABD Çanakkale konsolosu
Calvert te yardımcı olmuştu. Nihayet karası ile birlikte Çanakkale
Troia bölgesinde kazılara başladı. Kazılar aralıklı olarak onun ölüm
yılı olan 1890'a kadar sürmüştür. Hazineyi kaçırmasından sonra da
dünyaca ünlü oldu.

SONRAKİ GELİŞMELER
Onun ölümü üzerine mimar Wilhelm Dörpfeld, bayan Schliemann adına
kazıları 1895'e kadar sürdürmüştür. Önce Troia'nın 7 tabaka olduğu
sanılmıştı. Sonradan tabakaların 9 olduğu anlaşılmıştır.6 ünlü kent;
önceden tarihçi, coğrafyacı ve bilgin bazı ünlü kişilerin eserlerinde
yer almıştı. Yani Troia'dan söz edilmişti. Fakat toprak altından çıkaran
Schliemann olmuştur. Ne var ki olay çok tartışıldı. Bu tartışmalar
üzerine Schliemann tanınmış ilim adamlarının masraflarını da kendisi
karşılamak üzere Troia kazı bölgesine çağırdı. Ama gelen olmadı. O da
bildiğini okumaya devam etti. İşini seviyor ve kendisine de güveniyordu.
En verimli kazıları 1873 hafriyatında oldu. Yıllardır özlemini çektiği
rüyası gerçek olmuştu. Yani 17 Haziran 1873 hazineyi buldu ve yurt
dışına kaçırmayı başarmıştır. İlk parti 155 parçadan oluştuğu rivayet
edilir.

HAZİNENİN BULUNUŞU, KAÇIRILIŞI VE MAHKEME
Kazılar devam ederken Schliemann'ın önüne 8.5 metre derinliğinde bir
yarma bulunuyordu. Bir ara karşısındaki çukurda veya çukurun yanı
başındaki duvarın göğsünde topraktan başının bir kısmı çıkmış bir heykel
göründü. Hemen fırladılar ve karısının da yardımıyla heykelin olduğu
yeri eşelemeye başladılar, ilk altın parçaları parmaklarının arasına
döküldü. Hemen hayalinde canlandırdığı planı uygulamak için kendisi
kadar zeki olan karısını, işçileri paydos ettirmek ve kazı yerinden
uzaklaştırmak için gönderdi. Bunun üzerine kadın bir yaş günü masalı
uydurdu ve yalnız kutlamak istediklerini söyledi ve işçileri, kazı
mahallinden uzaklaştırdı. Yalnız sadık hizmetkarı Rum işçi yanlarında
kalmıştı. İşçi adedi 160 kişi idi .Böylece meşhur Kral Priamos'un
hazineleri bulunmuş ve Schliemann'ın eline geçmişti. Bu aslında kralın
hazinesi değil II.Troia hazineleri idi. Hazinelerin toplam bölü 16'sı
yalnız I. VI, Troa'ya aittir. Diğerleri II.Troia katına mahsustur. Buna
göre 17 haziran 1873 günü kazılara son verildi. Hazine; altın taçlar,
zafer çelenkleri, altın küpeler, süs eşyaları, gümüş ve altın içki
kapları, tabaklar, bakır, gümüş miğfer, tolgalar, kemerler, süs eşyaları
ve kalkanlar ile mızrak ucu gibi savaş araçlarından ibaret idi.

Bu kadar çok malzemenin bulunuşu saklanamadı ve yıldırım hızla her
tarafta duyuldu ve Alman ise alacağını alıp, kaçmıştı. Bir yıl kadar
takip ve soruşturma yürütüldü ve Kum kale sahillerinde altın mamul bazı
eşyalar bulundu ve İstanbul Arkeoloji müzesine gönderildi.

Hülasa Schliemann hakkında Atina mahkemesinde dava açıldı. Neden Atına
bilemiyoruz. Belki hazine hırsızının Atina’da oturması olabilir. Mahkeme
bilirkişi raporuna göre hazine hırsızına 10,000 Franklık para cezası
verdi, Bu gülünç bir ceza idi. Alman ise sevincinden 50.000 Frank ödedi.
Böylece devrin sorumlularına çalıp götürdüklerinin ne derece
ehemmiyetli olduklarını anlatmak istiyordu, hem de yüzüne kapanmış olan
kapıları bir bakıma para ile açmış olacaktı.

HAZİNENİN BULUNUŞU VE KAÇIRILIŞINI AKTÖRÜN KENDİNDEN DİNLEYELİM
Kazıyı sürdürürken duvarın üstünde Priamos'un evinin yanında büyük
bakırdan çok tuhaf bir nesne buldum. Arkasında altın bulunduğunu
sandığım için son derece dikkatimi çekti. Hazineyi işçilerin aç
gözlülüğünden korumak ve onu bilim adına korumak için çok çabuk olmak
lazımdı. Bu itibarla hemen "Paydos" diye bağırdım. Böylece işçiler yemek
yiyip dinlenirken hazineyi büyük bir bıçakla çıkarttım. Bu da çok güç
harcayarak ve korku içinde yaşam tehlikesi ile karşı karşıya gelerek
mümkün olabildi. Çünkü altını oymam gerekli sur duvarı her an üstüme
yıkılabilirdi. Her biri ilim için ölçülmeyecek değer taşıyan bu denli
çok sayıda eşyanın götürülüşü beni delice soğukkanlı yapmıştı. Hazinenin
oradan kaçırılması: yanımda her zaman hazır bulunan ve kazıp çıkardığım
eşyaları şalına sarıp taşıyan sevgili karımın yardımı olmadan
gerçekleştiremezdim. Böylece hazineyi korkunç yaşam tehlikesi altında
korkudan titreyerek paketledim. Dibinde iki muhteşem altın diadem ve bir
altın bant sanatçı işi ve dört altın küpe bulduğum gümüş vazonun
içeriği bunu belli ediyor ve bunların üstünde çok tuhaf biçimli 36 adet
küpe ve 8750 adet küçük altın halka, delinmiş prizma ve küpeler altın
düğmeler vardı. Bunlar diğer takılara ait olmalı idi. 6 altın bilezik
bunu izliyordu. Ayrıca orada biri 4.75 cm diğeri 5.25 cm uzunluğunda
altın iki parça da buldum. Her birinde 27 delik mevcut idi.' Şimdi
burada önemli' olan şu, bütün bu ziynet eşyaları bundan 5000 sene önce
hünerli eller tarafından dekore edilmiştir. Demek ki medeniyetin tarihi
epeyce eski. Hem bu kadar takıyı takıp-takıştırmayı seven kadınlar orta
Asyalı Türk göçmenler olmalıdır.

Hülasa Schliemann hazineyi İngiltere'de sergiledikten sonra Almanya'ya
intikal ettirip Berlin Müzesine devrini gerçekleştirdi. Sonrada tekrar
kazı için girişimlerde bulundu ve devrin Eğitim Bakanı Saffet Paşa'ya
mektuplar yazdı ve yardım istedi. Bu arada Türk basınının kendisine
saldırdığından son derece müştekidir ve İstanbul'dan iki defa Troia
arazisine gelip gitmiştir. Ancak Atina mahkemesinden dolayı izin
gecikmektedir. Bu arada Çanakkale Valisinin tayini çıkınca girişimler
hızlandı. Alınan elçisi araya girdi ve Müzeler Umum Müdürü Osman Hamdı
Bey'in verdiği müze memurlarından Galip Bey'i de temsilci olarak atadığı
ve kazıya böylece başlandığı anlaşılıyor. Elhasıl gene de olayların
seyri hakkında bilgiler kopuk ve tatmin edici bulunmuyor. Ta ki devlet
arşivlerinin tamamı görülene kadar muammalığını muhafaza edecektir.

HİLE VE ÇANAKKALE VALİSİ İBRAHİM PAŞA’NIN TAYİNİ
Adı geçen Alman'ın zamanın Maarif Nazırı Saffet Paşa'ya yazdığı
mektubun sonunu şöyle bağlıyor: Ekselanslarından bütün ricam saygıdeğer
Sadrazam'ın Çanakkale Valisine beni çalışmalarımda ve kazılarımda
koruması için emir verdirmendir. Tarih: 18 haziran 1871. Bu mektuptan şu
anlaşılıyor: Vali Arap İbrahim Paşa ,gürültüye pabuç bırakmayan cinsten
ve onu sıkıyor. Schliemann daha önceden Çanakkale'ye gelip gitmistir.
Valiyi ve yöreyi tanımıştır. Sonra da mezkur hırsızlık olayı ve mahkeme
meselesi ve kazıların durdurulması ve bundan sonra İbrahim Paşa'dan izin
almak epeyce zor olacaktır. Elhasıl Schliemann mahkeme olayından sonra
ikinci kazı izni için başvuruda bulunur ye İstanbul'dan işini halletse
de Çanakkale Valisi İbrahim Paşa'nın kesin direnci île karşılaşır.
Hayır diyor kesinlikle izin vermem. Çünkü Vali de her şeyi öğrenmiştir.
Schliemann burada dernektedir ki: Çanakkale’de 2 ay bekledim ve izni
aldım. Fakat bu defa İzzet Efendi adlı bir şahsı gözcü olarak yanıma
kattı. İzzet Efendi'nin işi yoluma engel çıkarmaktı. Bu şartlar altında
işimi yapamayacağımı anladım ve Atina'ya döndüm, oradan Times'e bir
mektup yazdım ye mektup; 24.7.1876 tarihinde yayınlandı. Mektupta
İbrahim Paşa'nın yaptıklarını uygar dünyanın takdirine bırakıyordum.
Olaydan İstanbul basını da haberdar olmuştu. Bu sebeple ekim 1876'da
Vali İbrahim Paşa'nın başka bir vilayete tayini çıktı, İlave olarak
diyor ki: Troia kazılarımı şimdi sürdürebilecektim. Görüyorsunuzya
yabancılar 103 sene önce bile medya kanalıyla istediklerini elde
edebiliyorlardı.

SONUÇ
1822 tarihinde dünyaya gelen Schliemann, 1868 yıllarında Troia aşkı ile
Çanakkale'ye gelir. Bu ikinci gelişidir. İlk geliş 1863 yılları
olmalıdır. 1870'de de gerekli kazı iznini alır ve 1873’de hazineyi
kaçırır. Hafriyat çalışmaları belli aralıklarla 1890'a kadar devam
etmiştir. Başta yoğun bir tenkide tabi tutulan Alman'ın kazıları sonunda
Troia'nın ünlü bir kent oluşu ve hazinelerinin ölümsüzlüğü dünyaca
kabul edilmiştir. Burada üzücü olan hazinelere ve ünlü kente sahip
çıkamayışımızdır.

HAZÎNENİN SON DURUMU
Hazine Yunanistan ve İngiltere'den sonra Berlin müzesinde koruma altına
alındı. Hazinenin hemen tamamı II. Troia tabakasına aittir. Burada
mezkur Alman'ın kazıları bittikten sonra köylülerde kazılar yapmıştır.
Bulunan eşyaların bir kısmı halen İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde
sergilenmektedir. Bunlar zamanın müzeler genel müdürü Osman Hamdi Bey'in
sayesinde kalabilmişlerdi. Zira Schliemann 1879-1882-1883 ve1884
kazılarında da bulunan bazı parçaları yurt dışına kaçırmıştı. Osman
Hamdı Bey ise 1884'de 1960'lara kadar kullanılacak olan Nizamnamesini
çıkartıyor ve bundan böyle bulunan eşyalar Türk Hükümeti ile pay
edilecektir. Bu arada şaşılacak şeydir ki: bir ara pratik zekâlı Alman
hazineleri önce Yunanlılara ve sonra İngilizlere ve en sonda Ruslara
satmak istiyor. Fakat bir takım sebepler ilen sürülerek hiçbiri satın
almaya yanaşmıyor. Sonunda çalıntı hazine Alman Prof. Virchotv'un
yardımlarıyla Berlin Devlet Müzesine bağış yapılıyor. Bu bağışın ne
şartla yapıldığını bilemiyoruz. Gene hazine 1873-1882 arası ne kadar
fire verdiğini de bilemiyoruz. Böylece İkinci Dünya Savaşı'na
gelindi.Burada savaş çıkınca Almanya'da bulunan birçok kıymetli eşya ile
birlikte Troia hazineleri de önce Merkez Bankası ve sonrada Berlin
hayvanat bahçesi kulesinde koruma altına alındı.1945 ve savaş bitimi
hazineye kızıl ordu el koydu. Sonra da uçaklarla Rusya'ya götürüldü.
Böylece 1945-1992 arası 50 yıl Rusya'da muhafaza edildi. Kimse de bu
sırrı bilemedi. Herhalde 1992 yıllarında iki müzede sergilenmek
istenince olay meydana çıkıyor ve biranda olay bütün dünyada duyuldu.
Arkasından 24-25 mart 1994 tarihinde Almanlarla Ruslar bir protokol
yaptılar ve orada deniliyor ki: biz size Troia hazinelerini geri
vereceğiz: karşılığında ise siz de bizim kültür varlıklarımızı geri
vereceksiniz. Buna göre Troia hazinesinin bazı şartlar dahilinde
Almanya'ya iadesi hususunda Ruslar'la Almanlar anlaşmış oluyorlardı.
Bence bu anlaşma Schliemann'ın yaptığı gibi gayrı yasal bir antlaşmadır.
Her ikisi de mal sahibi değildir. Bazı araştırmacılar hazineleri
beynelmilel düşünebilir. Bunun içinde ulusal bir dava haline
getirilmesinde bazı sakıncalar düşünebilirler. Bence yoktur. İlmi
bakımdan istifade ortak olabilir. Yalnız herkes malına ve değerlerine
sahip çıkmalıdır. Böyle bir olayda hırsız Türk olsaydı ve Alman veya
Rusların mallarını Osmanlıya kaçırsalardı: O zaman görürdünüz neler
oluyor.

Hulasa esas bunca maceradan sonra üzücü olanı şudur: 1873 ve sonrası
hafriyatları sırasında verilen fireler ve Schliemann şahsi tasarrufları
ile hanımına edilen hediyeler ve işçilerin aşırabildikleri ve önce
Yunanistan ve sonra İngiltere ve en son Berlin'deki sergilemeler
sırasında verdiği fireler ile Rusya’ya taşınması ve halen 46 ayrı müzede
sergilenmesi toplanması ve bir gün Türkiye'ye iadesi düşünülürse ve o
iade zamanından önce olabileceklerin ve nihayet bütün bunların hazinenin
eksilmesine zedelenmesi ve yıpranmasına sebep olunmasını düşünmektir.
Ama Nasreddin Hoca misali kalanlara da razıyız. Hani Hoca rüyasında 99
altına razı olmamış ve illa da 100 demiş ve uyanınca da elinde bir şey
yok ve hemen gözlerin kapamış, 99’a da razıyım.

HAZİNENİN ŞİMDİKİ DURUMU
Biz birbirimizin boğazını sıkarken Rusya hazinenin üzerine oturuverdi.
Şimdi ne olacak? Bir kere şu oldu: Rus parlamentosu 22 maddelik yeni
tarihi eserler yasasının 2 maddesine göre 2.dünya savaşı sırasında ele
geçirilen hiçbir tarihi eseri geri vermeyecektir. Bu arada Moskova'daki
parlamento çevreleri Troia hazinelerinin gerçek sahibini bulması için
ABD'nin arabulucu rolünün de geri tepeceği kanaatini taşıyorlar. Zira
ABD'nin kaçak tarihi eser deposu durumunda olduğu ve bu yüzden arabulucu
rolünün de işe yaramayacağı söyleniyor. Yani nasıl ısrar edebilecektir.
Başka bir görüşte Troia hazinelerinin yıllarca Moskova’da muhafaza
edilmesinin bedelinin hayli yüksek olduğu ve Türkiye'ye çıkarılacak
faturanın hayli kabarık olacağı ve bu yüzden de geri adım atmak zorunda
kalacağı doğrultusundadır. Yani şimdilik hazinenin başında II.Troia
savaşı cereyan ediyor. Kimin kapacağı merakla bekleniyor ve takip
ediliyor.

Hülasa mezkur yasa tasarısı nihayet 18 mart 1997 günü kabul edilerek
Ruslar hazinenin üzerine oturdular. Ancak yasa devlet başkanı tarafından
Anayasa mahkemesine götürülmesi bekleniyor. Meclisteki Yeltsin'in
temsilcisi Kotenkov, yasa Rusya’yı uluslararası alanda güç durumda
bırakabilir görüşündedir. Her neyse yasa Anayasa mahkemesinden geri
dönmezse Troia hazinelerinin Türkiye’ye iade yolu kapanmış olacaktır.
Halbuki dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir devirde ve hiçbir yönetim
biçiminde böylesi haksız ve böylesi komik ve ölümsüz ve hukuka aykırı
folklorik bir değere el konulduğu görülmemiştir. Bosna-Hersek'i
düşündükten sonra her şey olabilir. Halbuki Hak; haklıdan yana
olmalıdır. Kuvvetliden yana değil


Kudüs'te define avcılarını kıskandıracak gömü! Parkın altında 1300 yıllık altın paralar bulundu





22 Aralık 2008 Pazartesi, KUDÜS - Kudüs'te yapılan kazılarda Bizans
İmparatoru Herakliyus dönemine ait 1300 yıllık define bulundu. Antik
duvarların yakınındaki araba parkının altında ortaya çıkarılan
definede, 265 adet madeni paraya ulaşıldı.

Defineyi pazar günü büyük bir kayanın altında bulan İngiliz arkeolog
Nadine Ross, "Çanak çömlek bulduk. Cam bulduk. Fakat böyle bir şey
bulmamıştık. Çok heyecan verici" dedi.

Açık sarı rengindeki madeni paralar M.S. 610 ile 641 yılları arasında
hüküm süren Bizans İmparatoru Herakliyus dönemine ait. Paraların bir
yüzünde askeri elbisesi içinde Herakliyus, diğer yüzünde ise haç
bulunuyor.





Bu define kırıkkale ili sulakyurt ilçesi sarımbey köyünde 1962 yılında
bulunmuş roma imparatorluğuna ait 429 adet sikkeden oluşmakta











ilhanlı definesi





Antalya'nın Elmalı ilçesinde bulunmuş yüzyılın definesi olarak adlandırılan hazine.
M.Ö. V. yüzyılda Persler'in Yunanistan'ı istila etmelerinden sonra
Atina Şehir Devleti'nin önderliğinde Akdeniz Çevresi şehirlerinden
oluşan bir birlik (Ati-Delos Deniz Birliği) kurulmuştu. Bu birliğin bir
merkezi ve bütçesi vardı. Her ülke kendi bastığı gümüş sikkeden kendi
gücü oranında bu birliğe katkıda bulunuyordu.
1984 yılında Elmalı'nın Bayındır Köyü'nde yapılan kaçak kazılar ile
bulunan yüzyılın definesi Elmalı Sikkeleri, o bölgede bulunan bütün
şehir devletlerinin paralarını içeriyordu. Söz konusu sikkelere
yüzyılın definesi denilmesinin en önemli nedeni de Yunanlılar'ın
Persler'i yendikleri için bir anı parası çıkarma kararı almalı ve
normal olarak o zamanın para birimi için en fazla 4 drahmi değeri
biçilirken; anma nedeniyle 10 drahmililk paranın çıkarılmış olmasıydı.
(10 drahmi'lik para=Dekadrahmi)
İnce işçiliği ve dünyadaki azlığıyla değeri artan dekadrahmiler, Elmalı
Definesi'nin bulunmasıyla hem dünyada bilinen Dekadrahmi sayısı iki
katına çıkmış hem de insanlık tarihinin bilinmeyen önemli bir bölümü
aydınlatılmıştır. Çünkü 1984 yılına kadar tüm dünyada yalnızca 13 adet
Dekadrahmi'nin varlığı bilinirken, Elmalı Definesi'nde bunlardan 14
adet bulunmuştur.
Oldukça önem taşıyan böylesi değerli bir kültür mirası kaçak kazılar
sonucunda Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçırılır. Ardından geçen uzun
süreler sonucunda ve yoğun diplomotik girişimler ile hazine tekrar ait
olduğu Anadolu topraklarına geri dönmüştür. Bugünlerde de Elmalı
Hazineleri Müzesi'nde sergilenmeyi beklemektedir.
Bölgede daha sonra yapılan kazılarda, daha birçok tümülüste tarihi eserler bulunmuştur.





Arkeoloji uzmanları kazılarda Kudüs'ün antik duvarları yakınındaki araba parkının altında 1300 yıllık define buldu.

İsrail Antikalar İdaresinden arkeologlar, yedinci yüzyıla ait bir
binanın enkazından 265 adet madeni para bulunduğunu ve paralarınn
Bizans dönemine ait olduğunu bildirdiler.

Defineyi pazar günü büyük bir kayanın altında bulunan İngiliz arkeolog
Nadine Ross, "Çanak çömlek bulduk. Cam bulduk. Fakat böyle bir şey
bulmamıştık. Çok heyecan verici." dedi.

Açık sarı rengindeki madeni paralar Milattan sonra 610 ile 641 yılları
arasında hüküm süren Bizans İmparatoru Herakliyus dönemine ait.
Paraların bir yüzünde askeri elbisesi içinde Herakliyus, diğer yüzünde
ise haç bulunuyor.

Arkeologlar paraların Milattan sonra 614'te Perslerin Kudüs'ü ele
geçirmesinden önce Herakliyus'un tahta çıktığı ilk yıllarda basıldığını
belirttiler.

Site direktörleri Doron Ben Ami ve Yana Tchekhanovets yaptıkları
açıklamada, "Definenin yakınında çömlek bulunmadığından, definenin
binadaki duvarlardan birinin içindeki gizli bir hücreye konulduğunu
düşünüyoruz" dedi.





Mardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı Sürekli köyünde önceki ay ortaya
çıkarılan hazinenin sırrı çözüldü. Köyde yapılan kanalizasyon çalışması
sırasında bulunan paha biçilemeyen altın, gümüş ve süs eşyaları
hikâyelere ve filmlere konu olan efsanevi çete kırk haramilere ait
olduğu ortaya çıktı.

Sürekli köyünde önceki ay yapılan kanalizasyon kazısı sırasında ortaya
çıkarılan 400 adet altın takı ve sikkelerin tarihçesi ile ilgili Mardin
Müze Müdürlüğü'nün sürdürdüğü tarihsel dayanak çalışmalarında son
aşamaya gelindi.

Halen Mardin Müzesi'nde temizlenmekte olan ve tarihi geçmişini yansıtan
yazılarla ilgili envanter kayıtları devam ediyor. Kanalizasyon kazısı
sırasında ortaya çıkan altın takı, sikkelerin tarihçelerinin
İlhanlılar, Selçuklular Sasaniler gibi daha birçok medeniyetlere ait
olduğu saptandı. Envanter kayıtları halen devam eden hazinelerle ilgili
sır perdesi ise kanalizasyona saklayanların kırk haramiler olduğunun
ortaya çıkması ile farklı bir boyut kazandı.



Eşyaları inceleyen Restoratör-Konservatör Vural Züngör altınların kırk
haramilere ait olmasının çok yüksek bir ihtimal olduğunu söyledi.
Yapılan araştırmalar neticesinde köye en yakın olan komşu köyün isminin
de Çelharemi yani (Kırk haramiler) olduğunu tespit ettiklerini ifade
eden Züngör, "Zaten altınlar da çetenin bölgesinde bulundu. Farklı
medeniyetlere ait çeşit çeşit altınlar, gümüşler ve sikkeler ortaya
çıktı. Bölge aynı zamanda kervan yolu üzerindedir." Bu da gösteriyor ki
efsanelere konu olan kırk haramilerin hazinesi burada bulunduğunu
ortaya çıkardı." dedi.

MÜZE MÜDÜRÜ ERDOĞAN: HAZİNENİN KIRK HARAMİLERE AİT OLDUĞU ANLAŞILDI

Mardin Müzesi Müdürü Nihat Erdoğan ise Sürekli köyünde ortaya çıkarılan
hazinenin sır perdesinin araştırmaları sonucunda aralandığını dile
getirdi. Erdoğan, hazinelerin Sürekli köyüne yakın mesafede yer alan ve
Kürtçe Çelherami (Kırkharami) köyünde oturan kırk haramilere ait
olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Hazinenin kırk haramiler tarafından çalınarak Sürekli köyünde toprağa
gömüldüğünü belirten Müdür Erdoğan, "Şu anda altın takılar, figürler ve
sikkeleri temizleyerek tarihi boyutları ile birlikte envanterlerimize
kayıt ettiriyoruz. Öyle sanıyorum ki bir ay gibi bir zaman diliminde
çalışmalarımız tamamlanacak ve kırk haramiler ismini alarak Mardin
Müzesi'nde gelen ziyaretçilerimize teşhir edeceğiz." diye konuştu.

Kanalizasyonda ortaya çıkarılan hazine ile ilgili görüşlerini ifade
eden Mardinliler, hazinenin kırk haramilere ait bir gömü olması
nedeniyle büyük şaşkınlık yaşadıklarını dile getirdi. Tarihi kentte
böyle bir hazinenin ortaya çıkması Mardin turizmi için önemli bir
fırsat olduğunu söyleyen İbrahim Ataş adlı gümüş ustası kırk
haramilerin hazinesinin ortaya çıkmasını, kente gelen yerli ve yabancı
turistlerle paylaştıkları belirtti.









Karaman'ın Ermenek İlçesi'ne bağlı Kazancı beldesinde jandarmanın
yaptığı operasyonda Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen 2 adet
heykel ile 39 adet gümüş sikke ele geçirildi.



Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren jandarma timleri elinde
tarihi eser bulunduğu ileri sürülen M.P. isimli şahsı gözaltına aldı.



Savcılık kararıyla şahsın evinde, iş yerinde ve arabasında arama yapan
timler Roma dönemine ait 1 adet Artemis heykeli ile 1 adet pirinç
heykel ve 39 adet değişik büyüklüklerde gümüş sikke ele geçirdi.






En son CANTAR tarafından Cuma Eyl. 03, 2010 3:12 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://gizlihazineler.turkforumpro.com
SİMBAD




Mesaj Sayısı: 219
Deneyim seviyesi: 546
Kayıt tarihi: 19/07/10

MesajKonu: Geri: BULUNAN DEFİNELER   Perş. Eyl. 02, 2010 9:37 pm

Guzel paylaşımlar emeğine sağlık cantar usta
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: BULUNAN DEFİNELER   Cuma Eyl. 03, 2010 4:28 am

S.A..Hocam ellerine saglikkkk...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
allioni




Mesaj Sayısı: 2
Deneyim seviyesi: 15
Kayıt tarihi: 01/09/10
Yaş: 36
Nerden: SAKARYA-AFYON-İZMİR Üçgeni

MesajKonu: Geri: BULUNAN DEFİNELER   Cuma Eyl. 03, 2010 5:32 am

amca maşallah görüşmeyeli formundan bişey kaybetmemişsin...
Yine güzel güzellikler sergilemişsin bizlere emeğine sağlık...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

BULUNAN DEFİNELER

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  ::  :: -