GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ


 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
  • » amisos antik kentinde bulunan mezarlar
  • » Verdiğim Derslerden Oyun Yapanlar Burayaa !!
  • » Balıkesir-definecilere hıdrellez baskını
  • » KAYA MEZARLARI ÖRNEK OLABİLECEK FOTOGRAFLAR
  • » DÖNEM SOYGUNUNA UĞRAMIŞ AÇILMIŞ MEZAR ÖRNEKLERİ
  • » YÖN TAYİNİ
  • » Bizim Adımıza Verilen Karar
  • En son konular
    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    C.tesi Mart 01, 2014 8:48 pm tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 pm tarafından 56476364528

    » deneme
    Paz Kas. 24, 2013 7:54 am tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:54 pm tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 4:46 pm tarafından cansu

    » kaya işaretler
    Cuma Eyl. 06, 2013 11:30 pm tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 1:38 pm tarafından yousef

    » mağara için bilgi almak istiyorum
    C.tesi Haz. 22, 2013 8:43 am tarafından kurt ini

    » Lorenz Dedektör Ürünleri
    Perş. Haz. 13, 2013 2:18 pm tarafından fremd

    » cülüklü tavuk civcivli tavuk
    C.tesi Mayıs 25, 2013 12:44 am tarafından byfaruk

    En iyi yollayıcılar
    CANTAR
     
    magaracı
     
    asel
     
    SİMBAD
     
    aydin-28
     
    novanda
     
    marduktr
     
    styla
     
    MAMİ
     
    hattap
     
    Kimler hatta?
    Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 83 kişi Perş. Tem. 01, 2010 10:23 pm tarihinde online oldu.
    Paylaş | 
     

     tumulüs mezarları yapanlar

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: tumulüs mezarları yapanlar   Paz Ağus. 29, 2010 8:44 am

    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"><tr><td colspan="2">
    (M.Ö. 700-300) Batı Anadolu'da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde
    oturan bu halkın nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik
    dönem yazarları onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve
    Frigler ile akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir
    dilleri olan Lidyalıların Batı Anadolu'da M.Ö. 2. binyılın ikinci
    yarısından itibaren varoldukları kabul edilmektedir. En ileri
    dönemlerindeki kralları aşağıda verilmektedir :Gyges M.Ö. 680-652Ardys
    M.Ö. 652-625Sadyattes M.Ö. 625-610Alyattes M.Ö. 610-575Kroisos M.Ö.
    575-546Lidya'nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi.
    Bu madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes'te işletilmeye
    başlaması Lidya'lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lidya'nın
    Anadolu'daki uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın
    sikkeler basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine
    çevirmişlerdir.Lidya tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan
    Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine
    göçebe bir topluluk olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca
    Medler ve Perslerle de çeşitli kez savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs
    585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında güneş tutulması meydana gelmiş
    ve savaş böylece sona ermiştir. Lidya devletine son veren Pers kralı
    Kyros olmuştur.Lidya soyluları ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere
    gömüyorlardı. Bu tümülüsler Sardes'in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında
    yer alırlar. Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs
    Anadolu'daki en yüksek yığma mezar örneğidir. Çok zengin olan Anadolu
    mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de izlerine rastladığımız
    başka uygarlıklarda vardır.Demir Çağında incelenmesi gerekenler arasında
    Karia ve Lykia uygarlıklarını sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan
    dilleri Hitit öncesi ögeler taşımaktadır. Karialıların daha önceleri
    Batı Anadolu'da yerleşmiş oldukları bilinen Leleglerden, Lykia'lıların
    ise Luvilerden geldikleri sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün
    örnekleri arasında kayalara oyulmuş anıtlar yer almaktadır.Lidya
    devletinin M.Ö. 546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi
    kıyılarına kadar tüm Anadolu'yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği
    M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin
    yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir
    kültür almaya başladı.









    LİDYA TARİHİ





    Kökenleri
    konusunda kesin birşey söylenilemeyen Lidyalılar'ın oturdukları yerlere
    MÖ 2. Bin yıldan önce geldikleri bilim adamlarının ortak görüşüdür.
    Dilleri nedeniyle Hint-Avrupa kökenli oldukları düşünülmektedir.
    Sonraları Lidce konuşan bu halk kütlesinin MÖ 2000 ya da daha erken bir
    tarihte Hititler'den ayrıldığı sanılır. Buna karşılık Lidya'da hiç
    olmazsa Kalkolitik çağdan başlayarak yerli bir halk kitlesinin oturduğu
    kesindir.Lidyalı'lar yerli halkla kaynaşmış gibidir. Herodotos'tan
    öğreniyoruz ki "Yunanlıların Lidya diye bildikleri ülkede eskiden
    ,Maionlar adında, Lidlerden farklı, ama onlara tümüyle yabancı olmayan
    başka bir halk yaşardı. Lidler, Maionları yenip topraklarını alınca
    onlar da ya denizi geçip batıya kaçtılar ya da kalıp yenenlere boyun
    eğdiler". MÖ 7.yy'ın ilk yarısı içinde birdenbire parlayan Lidya
    krallığı, Önasya dünyasının en ilginç kültürlerinden biridir. Bu krallık
    ne tam anlamıyla doğulu, ne de tam anlamıyla batılı devletlere benzer;
    her iki bloğun siyasal ve kültürel etkilerinden oluşmuş yeni bir Anadolu
    Krallığıdır. Kaynaklara göre Lidya'da üç ayrı sülale hüküm sürmüştür:
    Atyadlar, Heraklidler(Tylonidler) ve Mermnadlar.Herodotos'a göre
    Atyadlar sülalesi Atys'in oğlu Lydos ile başlar fakat Lydos'tan sonra
    kralların sıraları ve hatta adları bile kesin değildir. Bu da 2.bin
    yılın ikinci yarısı içinde yaşanmış olması gereken Atyad sülalesi
    krallarının gerçekte var olmadığı, tüm eski çağ toplumlarındaki gibi,
    Lidyalılar'ın çok eski bir geçmişe sahip olma istedikleri sonucunda
    ortaya çıktığı fikrinin oluşmasına neden olmuştur. Ama bu hanedana ait
    bir kral adı 'Meles' Hitit kayıtlarında geçmektedir. Sardes'te yapılan
    kazılar Son Tunç Çağı'nda (MÖ 1400-1200) Lidyalılar'ın, Yunanistan'dan
    gelip Batı Anadolu'ya yerleşen Mikenlerle ticaret yaptıklarını ortaya
    çıkarmıştır. Ayrıca Hitit arşivlerine göre Hitit İmparatoru Tudhaliya IV
    (MÖ 1250-1220) "Assuwa Konfederasyonu" adıyla birleşerek kendine karşı
    gelen bir takım devletlere sefer yapmış, bu ülkeleri yıkıma uğratmıştır.
    Nitekim arkeolojik kazılar 2.bin yılın sonlarında bir düşman güç
    tarafından yakılıp yıkıldığını göstermiştir. Atyadlar'ı izleyen
    Heraklidler sülalesi Lidya'da 505 yıl egemen olmuştur. Başlangıcı MÖ
    1192 yıllarına uzanır. Bu tarih yeni Hint-Avrupa kabilelerinin Boğazlar
    yoluyla Anadolu'ya göç ettikleri ve Büyük Hitit İmpartorluğu'nun ortadan
    kalktığı yıllardır. Bu sülaleye Grekler'ce tanrı Herakles'le ilişkiye
    getirelerek "Heraklidler", Lidyalılarca kahramanları Tylos ya da
    Tylon'un adından "Tylonidler" adı verilmiştir. Tylon'un Batı Anadolu'ya
    yeni gelen Hint-Avrupa'lı Thraklar'ın bir boyunca getirilmiş olması
    olasıdır.Heraklidlerin daha önce bahsettiğimiz Maionlar'a eşitliği ve
    Demir Çağı'nın başlarında Sardes'e "Hyde", ülkeye de "Maionia" adını
    verdikleri öne sürülmüştür. Çünkü son Heraklid kralı Kandavles'in adının
    Maionca olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca MÖ 1000 yıllarında Maionia
    denilen Lidya' da çanak-çömlekçilikte yeni bir boyalı geometrik biçim
    meydana gelmiştir ve bu Demir Çağ Lidyasında yüksek bir kültür ve
    artistik faaliyet olduğunun kanıtıdır. Daha sonra Mermnadlar denen
    hanedanın ilk kralı Gyges'in MÖ 685 yılında Lidya tahtına çıkışıyla
    ilgili oldukça heyecanlı asıl öykü başlar. Karısının güzelliğine
    hayranlığını kanıtlama derdindeki Kandavles'in kuşkulu dostu Gyges'e
    yatmaya hazırlanan karısını gizlice seyrettirmesi ve çok kızan
    Kraliçe'nin kocasını öldürsün diye Gyges'ı gizliden gizliye zorlamasıyla
    Gyges Kandavles'i öldürür ve kraliçeyle evlenerek tahta geçer. Böylece
    141 yıl sürecek olan Mermnad egemenliği başlar.Lidyalılar eski Önasya'
    da birinci derecede önem kazandılar ve özgün eserler yarattılar. (MÖ
    587-546) sırayla Gyges, Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos Lidya
    devletini yönettiler. Bu dönemde Lidya'nın zenginleşmesi ve güçlenmesi
    de altın madeninin bulunması, işlenmesi ve ticaretin yapılması çok
    önemli bir faktördür. Bu saydığımız kralların ilk adımda, güç
    politikasının silahı olarak ekonomik kaynakları kullandıkları sanılır.
    İlk sikkelerin ortaya çıkışının asker ücretlerinin ödenmesiyle ilgili
    olduğu bile düşünebilir. Gyges tarihe geçince Yunan kentlerine karşı
    askeri girişimlerde bulundu ve kuzeyden gelen Kimmer tehlikesiyle
    uğraştı. Ve onları yenilgiye uğrattı. Fakat ikinci Kimmer saldırısına
    dayanamayacak Sardes'in yıkımıyla sonuçlanan savaşta öldü. Bu dönemde
    Yunanistan'la ticaret ilişkileri çok gelişmiştir. Gyges'ten sonra gelen
    krallar döneminde de Kimmer akınları devam etti. Fakat bunlara karşı
    Lidya devleti çok iyi direndi ve bu da ekonomisinin ne denli güçlü
    olduğunu gösterir. Yine Gyges'ten sonra gelen krallar Yunan kent
    devletlerine saldırılar düzenlediler. Alyattes Lidya tarihinin en büyük
    kişisi ve Mermnad hanedanının en etkin kralıdır. Batı And kıyılarını ele
    geçirdi ve Batı And'ın kuzey kısmını elinde bulunduran Kimmerleri
    Kızılırmak'ın ötesine sürdü ve bu sayede Lidya Krallığı'nın gücü yeni
    boyutlara ulaştı.Kuzeyli barbarlardan zara görüp zayıflayan Phrygia
    Lidya'ya bağlandı.Bu dönemin önemli olaylarından biri de nedeni pek
    bilinmeyen Lidya-Med savaşıdır. Sonuçta Kızılırmak her iki devlet
    arasına sınır kabul edildi. Alyattes Lidyalılar'la Grekler arasındaki
    ilişkilere çok değer verdi; Miletos'ta iki tapınak inşa ettirdi;
    Delphi'deki kehanet merkezine armağanlar yolladı; Korint tiranı
    Periandros ile dostluk ilişkileri kurdu. Bu kraldan itibaren Grek etkisi
    açık bir şekilde görülmeye başlar, Hellenleşme bunu izleyen dönemlerde
    büyük bir hız gösterir. MÖ 560 yılında oğlu Kroisos başa geçti ve
    babasından devraldığı güçlü ve zengin devlet sayesinde ününü tüm eski
    çağ dünyasına duyurdu. İçerdeki taht kavgasını sona erdirdikten sonra
    Ephesos'a yöneldi ve tüm Grek kentlerine egemen oldu. Ephesos'taki
    Artemis tapınağını tekrardan inşa ettirdi. Kroisos döneminde Lidya
    devleti zenginliğinin ve kültürel gelişiminin doruğuna ulaştı. Dillere
    destan zenginliği kaynağını bağlı bölgelerden alınan haraçlar, ticari
    gelirler ve ülkenin doğal zenginliklerinden alıyordu. MÖ 6.yy'ın
    ortalarında beliren Pers tehlikesini gören ve önlemler alan Kroisos
    Sardes yakınlarına gelen Pers ordusuyla karşılaştı ve yenildi. Sonuçta
    İranlılar tüm Anadolu'ya hakim oldular ve Lidya devleti tarih
    sahnesinden silindi.









    LİDYA UYGARLIĞI(M.Ö. 700-300)



    Batı
    Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın nereden
    geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları onların
    güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile akraba
    olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan
    Lydialıların Batı Anadolu’da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren
    varoldukları kabul edilmektedir Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede
    bulunan altın madenleriydi. Bu madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri
    Sardes’te işletilmeye başlaması Lydia’lıları zenginleştirmiş ve
    güçlendirmişti. Lydia’nın Anadolu’daki uygarlığa katkısı daha çok
    ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler basarak ticaretteki değiş-tokuş
    usulünü değer ekonomisine çevirmişlerdir. Lydia tarihinin bazı
    dönemlerinde Frigleri de yıkan Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes
    kenti Kimmerlerle birlikte yine göçebe bir topluluk olan Trerler
    tarafından da yağmalandı. Ayrıca Medler ve Perslerle de çeşitli kez
    savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs 585 günü Medlerle yapılan savaş
    sırasında güneş tutulması meydana gelmiş ve savaş böylece sona ermiştir.
    Lydia devletine son veren Pers kralı Kyros olmuştur. Lydia soyluları
    ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı. Bu tümülüsler
    Sardes’in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında yer alırlar. Bunlardan 355 m.
    çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs Anadolu’daki en yüksek yığma
    mezar örneğidir. Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi
    gereken ve bugün de izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır.
    Demir Çağında incelenmesi gerekenler arasında Karia ve Lykia
    uygarlıklarını sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan dilleri Hitit
    öncesi ögeler taşımaktadır. Karialıların daha önceleri Batı Anadolu’da
    yerleşmiş oldukları bilinen Leleglerden, Lykia’lıların ise Luvilerden
    geldikleri sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri arasında
    kayalara oyulmuş anıtlar yer almaktadır. Lydia devletinin M.Ö. 546
    yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi kıyılarına kadar tüm
    Anadolu’yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği M.Ö. 333 yılına değin
    sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin yerini Batıdan gelen
    yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir kültür almaya başladı








    SARDES

    Sardes
    LİDYA KRALLIĞI’nın başkentidir. Hermos (Gediz) vadisi içinde,
    Tmoloslar’ın (Bozdağ) kuzey etekleri üzerindeki yalçın kayalıkta
    kurulmuştur. Güçlü surlarla çevrili sitalde krallık sarayı ile öteki
    resmi binalar olduğu anlaşılmaktadır. Aşağı kent stadelin batı ve kuzey
    etekleri üzerindeki geniş alanda kurulmuştur. Kuzeyde saptanan kireç
    taşından anıtsal teras duvarları bu yörenin Lidyalılar açısından önem
    taşıdığına ve resmi karakterine işaret eder; ancak bunlar günümüze
    yalnızca parçalar halinde kalabilmiştir. Ekonomik etkinlikler daha çok
    batı yakada, kenti bu yönde sınırlayan Paktalos (Sart) çayı yöresinde
    toplanmıştır. Altın arıtma atölyeleri, mücevherci dükkanları ve pazar
    yeri hep bu taraftadır. Halka ait konutlar oldukça sade ve yoksul
    görünümlüdür. Taş temel üzerinde yükselen kerpiç duvarlar sazdan bir
    damla örtülüydü. Çok basit türde tek hücreli olarak inşa edilmişlerdir.
    Boyutları 8.00*3.20m civarında olan hücreler dikdörtgen planlıdır. İç
    bölünme ev halkınıın gereksinimine göre ayarlanmıştır ancak arada
    belirgin bir bölme duvarı da yoktur. Tavana asılan bir perde benzeri bir
    şeyle bölme sağlanmıştır. İçerde kiler bölümü ile ocak ve fırına yer
    verilmiştir. VI. yy’ın ikinci yarsında konutların duvarları dıştan
    boyalı kabartmalarla süslü, pişmiş toprak levhalarla kaplanmaya, çatılar
    da kiremitle örtülmeye başlanmıştır. Sardes aşağı kenti önceleri
    sursuzdu. VII. yy’ın ilk yarısı içinde Kimmerler’in yağmalarına sahne
    olan Sardes, VII. yy’ın ikinci yarısı içinde 20 m kalınlığında ve
    yüksekliği 10 m’yi aşan bir surla çevrildi. Kralın nekropolü 4-5 km
    kuzeyde, Marmara (Gygaie) Gölü’nün güney kıyılıarında, halkın gömü alanı
    ise Paktalos Çayı’nın hemen batısındaki yamaç üzerindedir. Kral ve
    Kraliçe’nin gömüldüğü nekropolde irili ufaklı 150 kadar tümüslüsten
    üçünün krallara ilişkin olduğu düşünülmektedir. 335m çapında ve 61m
    yüksekliğindeki biri, Anadolu’daki benzerlerinin en yükseğidir. Bu
    anıtın küçük gömü odası zaman zaman ağırlıkları 16 tona ulaşan, özenle
    işlenmiş mermerleşmiş kireçtaşı bloklarından yapılmıştır. Mezar odalari
    taştan inşa edilmiş, önüne bir giriş ve kapı eklenmiş, son olarak da
    yığılan toprağın yanlara doğru kaymaması için tepenin çevresine taştan
    bir duvar örülmüştür. Halkın gömüldüğü Paktalos Çayı’nın batı
    yakasıındaki küçük mezarların girişleri basamaklar ve kabartmalı
    stellerle belirtilmiş, üzerlerine de küçük bir tümülüs olacak biçimde
    toprak yığılmıştır. Çoğu Lidya Krallığı sonrasına, Pers egemenliği
    dönemine ait bir, iki ya da ender olarak üç odalı bu mezarlarda cesetler
    genellikle kayaya oyulmuş tekneler ya da ahşap mobilyaları taklit eden
    oyma bacaklı sedirler üzerine bırakılmıştır. Bu tür mezarlar bir aile
    için yapılmış ve bu yüzden de zaman zaman açılacak biçimde
    yapılmışlardır.




    Tümülüs:
    kral ve kral ailesi için, önce zemin üzerine inşa edilen mezar
    odası, sonra üstüne yığılan toprak veya taşlardan oluşturulan yapay
    tepe tipi anıt mezarlardır. Bu mezarlar günün mimarları tarafında
    inşa Fedilirdi. Dış görüntüsüne bakıp aldanmamak lazım, muazzam bir
    mimari içlerinde barındırırlar. Kral yada kral ailesinden ölen
    fertler kullandıkları muhtelif eşyaları ve hediye edilen eşyaları
    ile birlikte, inşa edilen taş yada ahşap oda içine ceset ile
    birlikte konulur. Tümülüsün boyu, mimari estetiği ölen kişinin
    zenginliği, değeri nispetinde değişmektedir. Boyu daha yüksek olanlar
    daha zengin krallar için yapılırdı. Bu yapılar her zaman 9
    metrenin katları olan 9,18,27,36... metre gibi yükseltilere
    sahiptirler.



    Tümülüsler yapay tepelerdir. Höyük ile aynı olmalarına rağmen bazı
    özelliklerinden dolayı höyüklerden ayrılırlar. En belirgin
    özelliği huni şeklinde olması, tepe açıcının dar olması, yapının
    yüzeyinde kiremit, tuğla, küp ve kül gibi malzemelerin olmamasıdır.
    Tümülüs yapılara uzaktan ve yakında bakıldığından yapay olduğu her
    zaman gözü ısırır ve net belirgindir. Tümülüs iç ve dış mimarisi
    başta ölenin değerine ve coğrafik yapıya göre değişir. Belli
    bir standardı yoktur. Birden fazla mezar odası olanlarda dramoz
    dediğimiz moloz taşlardan hiç bir mimari özelliği bulunmayan ve
    mezar odasına geçit veren tüneller bulunmakta olup, Frig
    Tümülüslerinde hiç bir zaman dramoz bulunmamaktadır. Yine Frig
    Tümülüsleri hariç toprağın kaymaması için alt yerleşmede krepiz
    dediğimiz moloz iri taşlardan örülü duvar bulunur.




    Definecinin
    beklediği gibi içinde çil çil altın bulunmaz, sade mezar
    hediyeleri bulunur. Bu hediyelerin çoğunluğu kişiye özgü olduğundan
    sanat ve tarih bakımında tek örneği teşkil etmektedir.


    Tümülüsler
    soyguna karşı yapı içinde alınan muhtelif tedbirle birlikte
    uzaktan net gözükebilecek bir yerde inşa edilmelerine özen
    gösterilirdi.
    TÜMÜLÜSLERİN TARİHİ SEYRİ
    Anadolu'da inşa edilen
    Tümülüslerin asıl kökeni Avrupa yani Makedonyadır. Bu geleneği
    Anadolu'ya taşıyan medeniyet Frigler dir. Tümülüs geleneğinden
    önce, insanlar kral veya kral ailesine ait ölüleri DOLMEN tipi
    denilen mezarlara gömerlerdi.
    Dolmen tipi mezarlar, üstüne muhtelif toprak taş ve sair malzemeler konularak yapay tepecik halini alırlardı.
    Friglerden
    başlayan bu gelenek devam eden medeniyetlerce geliştirilerek Roma
    ve Bizans dönemlerinde modern bir yapıya ulaştılar.
    Frig tipi
    tümülüslere tiplere klasik tip diyoruz. Mezar odası ahşap, diğer
    unsurlar tamamen topraktır. Bu tip Tümülüslerde yerleşim
    çerçevesini kaplayan krepiz duvar ile mezar odasına geçit veren
    dramoz tünel bulunmamaktadır.
    Grek tipi tümülüsler Friglerden
    sonra geliştirilen Tümülüslerdir. Taban etrafını çevreleyen krapiz
    duvar vardır. Tümülüs birden fazla oda içeriyorsa dışarıda odalara
    geçit veren dramoz tünel bulunur. Mezar odaları taş örülüdür.
    Bu tipleri Anadolu'nun Pers istilası sırasında Pers Satrapları da
    kullanılmıştır. Her Grek tipi Tümülüste dramoz tünel yoktur. Bunu
    anlayabilmek için bir kaç püf noktası vardır.
    Öncelikle Doğu
    Romanın devamı olan Bizanslılar Tümülüs geleneğinde bir değişiklik
    yapmadan direkt Romalılardan esinlenmişlerdir. Bu nedenle Tümülüs
    odasındaki mezar hediyeleri analiz edilmeden o tümülüsün Roma'mı
    Bizans mı olduğu kesinlik kazanamaz. Tamamı taştan inşa edilmiş tek
    odalı modern Tümülüslerdir. Bu Tümülüslerde bol miktarda kaya tuzu
    kullanılmıştır.


    TÜMÜLÜS ANIT MEZARLARIN İÇ YAPISI
    Tümülüslerde
    belli bir standart yoktur. Tümülüsün yerleşimi coğrafi durumu ve ölenin
    unvanı ile alakalı olarak değişir. Toprağın altı karmaşık bir olaydır.
    Burada üç yöntem kullanılır.
    1- Daha önceki çalışmalardan örnekleme yapılır.
    2- Toprak katmanları okunur.
    3- Mezar odasını tespit edecek yüksek teknolojiyi kullanmaktır.
    Tümülüs
    yapıları birer mimari yapılardır, bu nedenle bu tür yapıları basit
    algılamak başarısızlığı getirir ve çözümü yine bir mimari bilgi ile
    olacaktır. Sonuçta kas gücüyle yapılan yapılar yine kas gücü ile çözüme
    kavuşturulmalıdır. Bu güne kadar dünyada tecrübe edilmiş, arkeolojide
    kullanılan Tümülüs kazı sistemi vardır.

    Buradan yola çıkarak tecrübeler ışığında başarı yakalanmalıdır.



    Tümülüs Yapılarda Kazı Sistemi :



    Tümülüs yapılarda bilimsel olarak iki sistem kullanılmaktadır.

    1-
    Çeyrek dilim sistemi. Bu sistem küçük boy Tümülüslerde uygulanır.
    tümülüs 4 eşit dilime bölünerek güney-batı cephesindeki dilim
    alınırak temizlenir.

    2- Tünel açma sistemi. Bu sistem büyük boy Tümülüslere uygulanır batı yönünde başlanır.
    Dikkat edilmesi gereken şey merkeze doğru giderken yön kaybetmemek.
    Önce dar , merkeze yaklaşıldığından genişletilmesi gerekir

    Tümülüs yapılarda kepçe gibi kazıcı iş makineleri kullanmak bir katliamdır.

    Bundan sakınınız.

    Tümülüs Oda Mimarisi
    Tümülüslerden
    aranan yapı unsuru odadır. Sanıldığı gibi bu tepeciklerin içinde 9
    kulplu kazan bulunmaz. Bu nedenle, Tümülüslerde mezar için inşa
    edilen odalar birer mimari özelliktedir. Basite birer yapı
    değildirler. Bu yapı tüm doğal afetler dikkate alınarak günün
    mimarları tarafında inşa edilir. İnşasında her türlü hesaplamalar
    yapılır. Buraya gömülecek olan şahıs sıradan bir şahıs değildir.
    Kral yada kral ailesine ait bir mezar hem mimari yönden mükemmel
    olacak. Hem gösterişli olacak hem de afetlere ve soygunlara
    karşı dayanıklı olacaktır. Deprem gibi afetler bu odaları kolay
    kolay yıkamaz. Yapılan araştırmalarda mezar odasının dış köşe
    pabuçlarına kum doldurulduğu görülmüştür. Bunun nedeni deprem
    sarsıntılarına karşı dayanıklılığı sağlamaktır. Bugün Japonya da
    kullanılan teknolojiye benzer bir ilkel yapı. İlkel de olsa,
    antik dönem insanlarının depreme karşı nasıl bir tedbir
    alacaklarını çok iyi bildiklerine dair bir göstergedir.
    Tümülüs
    oda yapılarında işlenmiş taş veya ardıç ağaçları kullanılmıştır.
    İç yüzeyide muhtelif figürlü mozaik yada sıva üzerine işlenmiş bir
    takım motifler yer alır. Bu figürler birer tarihi belge
    niteliğindedir. Bunları bilinçsizce tahrip etmek bu tür bir tarihi
    kaynağında beraberinde yok edilmesi etmektir.
    Tümülüs mezar
    odasına ait iç kısmı 2 ile 6 metre kare şeklinde değişmektedir.
    Bir kısım Tümülüslerde 1 den fazla oda yer alır. Bunlar aile
    tipi olarak bilinir. Mezar odaları yan yana olanlarda bir birine
    geçit veren girişleri bulunur. Üst üste olanlarda ise bu tür
    geçitler bulunmamaktadır.
    Grek tipi bir mezar odası, bu yapı
    harçsız kesme taşlarla örülüdür. Mimari bakımında harikadır. Bazıları
    içten sıvanır ve sıva üstünde muhtelif süsleme motifleri yer
    almaktadır. Bazıları sıvasız sadece duvar yüzeyine boya ile
    motifler yapılanları da bulunmaktadır. Bu tip odalarda çürüyen ve
    paslanan muhtelif maddelerin çıkardığı gaz dışarıya sızmaz ve hep
    içeride kalır.
    Bu tür odalar ancak cesedin konulduğu nokta
    bulunarak açılabilir, aksi halde kazma kürek manile gibi
    malzemelerle açılması imkansızdır. Diğer yönlerden açılması imkansız.
    Bu tip açılımları kolaylaştırmak, işçilik yönünden kazanç sağlamak
    için Batı, ve Güney-Batı yönünden işe başlamak daha avantajlı
    olacaktır.
    Frig tipi Ahşap Tümülüs oda, Anadolu'da ilk inşa
    edilen Tümülüs mezar odasıdır. Bu yapıda lifli ardıç ağaçları
    kullanılmıştır. Ardıç ağaçlarının özelliği asırlarca çürümeden
    dayanaklı olmasıdır. Ardıç ağaçlara kelebek dişler açılarak (bir ters
    bir düz şeklinde) üst üstüne bindirilmiştir. Bu nedenle Tümülüs
    odası kolay açılmamaktadır. İşin püf noktası son konulan ağacın
    bulunması. Burada dikkat edilmesi gereken unsur, ağaçları daha erken
    sökmek için sakın elektronik kesiciler yada elle çalışan
    kesiciler kullanmayınız, ısınma sonucu içerideki gazın patlama
    tehlikesi çok yüksekti
    TÜMÜLÜS İÇ MİMARİSİ
    Toprak Tümülüslerdeki Yapı:
    Bu
    tüneller yani giriş koridorları basit yapılar olarak
    yapıldığından zaman içinde çökmeler oluşturmaktadır. Zaten amacı da
    bu olmalı şeklinde yorumlanabilir. Bu çökmeler sonucunda Tümülüs
    yüzeyinde konikleşme meydana gelir ve Tümülüsün girişini ele
    verir. Bunu tespit etmek için Tümülüs'ün batı yönlerinde orijinal
    yüzeyin bozulmamış olması gerekmektedir. Burada yeniden
    hatırlatalım Frig tipi Tümülüslerde dramoz tünel bulunmamaktadır
    frig tiplerini diğer tiplerden ayıran en önemli yüzey özelliği,
    çevresinde krepiz duvar bulunmasıdır.
    Toprak Tipi Tümülüs Katmanları :
    Dıştan içe doğru sıralayalım:
    1- Tümülüsün inşasından günümüze kadar oluşan katman, bu katmanın derinliği fazla değildir.
    2-
    Hediye katman krala bağlı yerleşim birimlerinde getirilen
    muhtelif topraklardır. muhtelif bölgelerden gelen bu toprak çamur
    ile sıvanmıştır. Renk renk bir katman oluşturur.
    3- Ana katman, bölgeden elde edilen toprak yığmasıdır.
    4- Taş katman ana koruma katmanıdır. Çatı şeklinde Tümülüs'ü korumaya alır.
    5- Kil katman mezar odasını sulardan korur. Bazen kurutulmuş kil konulur ki bu kilde çok serttir.
    6. Bu katman Tümülüs mezar odasıdır.
    Taş Tümülülerdeki Yapı :
    Oda
    yapısı altıgen yapılıdır. Odanın üstünü bir şemsiye gibi kaplayan
    taş kilit tabaka bulunur. Bu tabaka temel drok taşlarından
    beslenerek yukarıya doğru bir ters bir düz olmak üzere harçla
    örülür ve üstüne kaya tuzu basılırdı. Bu şekilde mezar odasını
    bir şemsiye gibi soygunlara karşı korurdu. Ondan sonra çevreden
    muhtelif büyüklükte taşlar toplanılarak yapay bir tepe
    oluşturulur.
    Katmanları dıştan işe doğru sıralayacak olursak. Bunlar;
    · Çevrede toplanmış taş katmanı
    · Koruma tabakayı bağlayan drok taşlar ( Bu taşlar iri ve moloz taşlardır.)
    · Koruma taş kilidi
    · Mezar odası
    · Temel

    TÜMÜLÜS DIŞ MİMARİSİ
    Tümülüsler
    bilindiği üzere toprak yığma yada taş yığma şeklinde inşa
    edilmiştir. Bu kadar malzemenin üst üste taşınmasının nedeni;
    görkemli bir yapı ve soygunlara karşı bir koruma oluşturmaktır. Bu
    tür malzemeler iki kısımda incelenilir.


    1-
    Hediye katmanları; bölgede hüküm süren bir kral ölmüş ise, bu
    krala bağlı şehir ve yerleşim yerlerinden halk tarafında
    getirilen topraklar önce çamur hale getirip yoğrulur ve mezar
    yapının üstü bununla sıvanır, taş ise yine aynı şekilde taşınarak
    sadece olduğu gibi ana katmanın üstüne bırakılırdı. Dış görüntüsü
    bir huniyi andırır.

    2- Ana katman; Temel, sunak ve mezar
    odasını kaplayan muhtelif soygunlara karşı koruma tabakaları yer
    alır. Biz bunları iç yapıda anlatmaya çalışacağız.
    Frig Tipi
    Tümülüslerde dış kısım tamamen dışarıdan getirilen muhtelif toprağın
    çamur haline çevrilerek ana tabaka üzerine sıvanmasında
    oluşmuştur.
    Burada çamur derken; Toprak uzaklardan taşınma
    imkanına sahip, ancak suyun uzaklardan taşınması mümkün
    olmadığından, Tümülüsler bol su kaynaklarına yakın yerlerde inşa
    edilmiştir. Bu unsur çok önemlidir.Bizanslılara Tümülüs örneğinde
    yüzey kısmı tamamen dışarıdan taşınan moloz taşlardan oluşmuştur.
    Romanın devamı olan Bizans kültüründe Tümülüsler Roma döneminden
    esinlenerek inşa edilmiş ve Roma ile neredeyse aynı özelikleri
    taşır. Bu tiplerin aynı zamanda toprak tipleri de mevcuttur.Grek(
    Yunan) Tipi bir Tümülüs dış yüzeyi tamamen dışarıdan getirilen
    hediye topraktan yapılan çamurdan oluşmuştur. Tümülüs yerleşim
    tabanı moloz taşlardan oluşan krepiz duvar bulunmaktadır. Bu
    duvarın amacı tümülüste kullanılan toprak malzemenin dışarıya
    yayılmasını önlemektir.Pers Tipi : Yüzeyi dışarıdan getirilen muhtelif
    taş ve topraktan oluşmuştur. Perslerde yüzeye fazla itina
    gösterilmediği gözlemlenmektedir. Pers tipleri Grek tiplerinden
    esinlenerek inşa edildiğinden taban kısmında krepiz duvar yer
    alır, zamanla bu duvar toprak altında kalmış şu an gözükmeyebilir
    50-100 cm kadar kazıldığında gözükmeye başlar.Roma tipi : tamamen
    taşıma moloz taşlardan inşa edilmiş, günün modern Tümülüs
    yapılarıdır.


    TÜMÜLÜS NASIL İNŞA EDİLDİ ?
    Kral
    ve kral ailesi öldüğünde cesedin gömüleceği yer, öncede jeofizik
    olarak keşfedilir. Burada iki önemli konuya dikkat edilir. Soygun
    ve muhtelif doğal afetlere karşı muazzam bir koruma oluşturmak.
    Antik dönemlerde insanlar inançları gereği kullandıkları ve sahip
    oldukları muhtelif eşyaları ile birlikte defin edilirdi. Mezar
    soygunlarını göz önünde bulundurmak zorundaydılar.


    Tümülüs inşasında ilk işlem tümülüsün inşa edileceği yer seçimidir;

    1-
    İnşa yeri kullanılacak suya yakın olmalı. (Tümülüslerde kullanılan
    malzemenin 2-3 katı kadar su kullanılmıştır. Antik dönemde su
    taşıma kolay olmadığından Tümülüsler suya yakın bir yer seçimi
    yapmak zorundaydılar).

    2- Deprem, heyelan ve erozyona karşı dayanaklı olmalı. Zemin etüdü yapılırdı.

    3-Soygunlara
    karşı Tümülüs başka yerleşim noktasından izlenir durumda
    olmalıydı. Bu jeofizik işlemler bittikten sonra inşa edilmeye
    başlanır.

    a- Önce temel atılır, temel moloz
    taşlardan oluşur ve bir kolon gibi üstte gelecek yapıyı koruyacak
    şekilde sağlam inşa edilirdi.

    b- Yeteri
    miktarda taşlar kesilir, bölgeye taşınır ve cesedin konulacağı yer
    açık bırakılmak üzere, üzerine gelecek binlerce tonluk ağırlığı
    taşıyacak ve çökmeyecek şeklide bir hesaplama yapılır, bütün yük
    yan duvarlara verilmek üzere inşa edilirdi.

    c-Girişe
    muhtelif hediye ve inançları gereği kurban sunmak için sunak
    inşa edilir. Sunak yapısı bir düzlem taş yapıdır.

    d-
    Yukarıdaki işlemler bittikten sonra, ceset ve hediyeler oda içine
    bırakılarak, oda kapatılır, Mezar odası yağmur ve kar sularından
    etkilenmemek üzere üstü önce kille sıvanır, yanlarına kum
    bırakılır esnek bir durum oluşturulur, bunun üstü muhtelif moloz
    taşlarla örülür ölen insanın değerine göre bu katmanın kalınlığı
    artar.

    e- Başka bölgeden topraklar taşınır.
    Bu toprak çamur yapılarak taş koruma tabaka sıvanır, (Tümülüslerde
    kullanılan malzemenin 2-3 katı kadar su kullanılmıştır, Antik
    dönemde su taşıma kolay olmadığından Tümülüsler suya yakın bir yer
    seçimi yapmak zorundaydılar,)

    f- Krala bağlı
    yerleşim yerlerinden hediye toprak getirilir. Bu topraklar da aynı
    şekilde çamur yapılarak sıvanırdı. Bu katman farklı renklerden
    oluşur.

    g- Tümülüs taşlardan oluşacak ise yine
    oda inşasından sonra, koruma tabakası oluşturulurdu. Bu tabaka
    kelebek kilidi şeklinde olurdu. Bir düz bir ters taş koymak
    suretiyle örülür. Harç sertleşsin diye kaya tuzu kullanılırdı.

    h- Huniyi andıran bir tepe şeklinde tüm işlemler biter.

    ı- dıştan içe doğru sıralayacak olursak. Tümülüs katmanları;

    · Hediye katmanı
    · Bölgede elde edilen toprak katmanı (inşa katmanı)
    · Taş koruma katmanı
    · Kil katmanı
    · Mezar odası
    · Temel


    TÜMÜLÜS NASIL KEŞFEDİLEBİLİR?
    Bir tepenin Tümülüs olup olmadığına aşağıdaki genel bilgiler kullanılarak kesin karar verilmelidir.

    1- Yakınında su kaynağı varsa.

    2- Hakim bir tepe, vadiye bakan yamaç yüzeyinde yada düz yerde her taraftan rahat gözüküyorsa.

    3- Yakın mesafe içerisinde yerleşim yeri yada ibadet edilen mekan varsa.

    4- Yüzeyinde küp, çanak, çömlek, kül, kiremit ve tuğla gibi malzemeler yoksa,

    5- Huni şeklinde tepe açısı dar ise.

    Bu beş koşulu taşıyan yapay tepecikler Tümülüs yapılardır.

    TÜMÜLÜS TEHLİKELERİ
    Tümülüs
    yapılarda beklenen tehlikelerin başında zehirlenme olayı gelir.
    Mezar odası o kadar sağlam ki içeride yanan metal, çürüyen cesette
    ait gazlar kendiliğinden temizlenmez ve oda içinde kalır.
    Açarken buna dikkat edilmediği zaman ölümle sonuçlanabilecek kadar
    tehlikelidir. Oda açılırken mutlaka gazla karşılaşılacağı
    unutulmamalı, gaz maskesi kullanılmalı gaz bir aralık açılınca
    hemen o alanda hızlıca uzaklaşmalıdır. Odada birken gaz çeşitli
    yöntemlerle temizlenebilir. Nasıl bir yöntem kullanırsanız
    kullanınız gaz maskesi, plastik eldiven olmadan mezar odasında
    objeler toplanmamalıdır.

    Frig
    Tümülüslerinde su tuzakları vardır. Yamaç yüzeyine inşa edilen
    Tümülüslerde buna dikkat edilmelidir. Su gözü çıkma ihtimaline
    karşı bir çok yöntem kullanılır. Bunlardan biri tanesi kazı
    tümülüsün boyuna göre dik yapılmasıdır.




    Tümülüslerdeki
    objeler mutlaka ama mutlaka plastik eldiven kullanılarak
    toplanmalı, aksi halde zamanla tedavisi mümkün olmayan hastalıklara
    yol açmaktadır.


    Tümülüslerde
    açılan tünelin çökme tehlikesine karşı, şu tedbirler
    uygulanmalıdır; tünel açılacaksa çökme tehlikesini aza indirmek
    üzere taban geniş tavan tabana göre dar olmalı örneğin: temel 2
    metre ise tavanı 1.5 metre olmalı yüksekliği bir insanın içinde
    rahat edebilecek kadar geniş olmalı gerektiğinde ağaç dayanaklar
    kullanılmalıdır.

    Tümülüs
    Latince bir sözcük olup (çoğulu tümüli), bir mezar ya da mezarlık
    içeren, toprak yığılarak oluşturulmuş tepeciklere verilen addır. Höyük
    ve kurgan (Orta-Asya'da) da denilen tümülüs yapma geleneğine sahip
    ulusların sayısı fazla değildir. Bunlara en çok Anadolu’da, Trakya’da ,
    Orta Asya’da, Rusya’da ve Meksika’da rastlanır.




    Traklar'ın
    mezarları bu şekildedir. Trakya'nın en görsel anıtları tümülüslerdir.
    Trakya'nın tek düze doğal yapısını süsleyen ve ona bir hareketlilik
    getiren tümülüslerin tam bir envanteri çıkartılmamıştır. Genel olarak
    mezarın üzerine yapılan her türlü yükselti tümülüs olarak adlandırılsa
    da, yapıldıkları döneme, tepenin ve mezar odasının biçimine, niteliğine,
    ölünün gömülüş şekline göre mezar tepelerinin değişen geniş bir
    çeşitlenmesi vardır.
    saltanat işte böyledir sizin hiç altından ayakkabınız oldumu.....

    Mezarın
    yerini bir tepe ile belirleme geleneğinin bilinen ilk örnekleri Avrasya
    steplerinde, MÖ 4. bin yılın başlarına aittir; kurgan olarak da
    adlandırılan bu mezar tepelerinin altında, ölü basit bir çukur ya da
    ahşap bir odaya yerleştirilmiştir. Bu geleneğin, steplerden gelen etki
    ile, Trakya'ya ilk olarak MÖ 3. bin yıl içinde girdiği bilinmektedir.
    Trakya'nın Tunç çağ mezar tepeleri, daha sonraki dönemlerin
    tümülüslerine göre daha basık ve yayvan, çoğu kez de 2-3 m
    yüksekliğindeki tepeciklerdir; ancak Bulgaristan' da ender olarak
    yüksekliği 7 metreyi bulanlar da vardır. Tepelerin dolgu¬lanm toprak
    değil taş oluşturduğundan, bunlan "Taşlıtepe" olarak tanımlamaktayız. Bu
    tür mezar tepelerinde ölü, tepenin altındaki bir çukura, ve çoğu kez
    uzun olarak yatırılarak gömülmüştür. Tepenin değişik kesimlerinde
    münferit mezarlara da rastlanır. Taşlıtepeler tek olabilecekleri gibi,
    bazen tümülüs mezarlığı gibi, sayıları 30'u bulan topluluklar da
    oluşturabilir.
    İlk Demir çağ' dan itibaren mezar tepeleri daha sivri
    ve konik bir biçim almış, dolgularında taş ile birlikte killi toprak da
    kullanılmıştır. Demir Çağı'nın ilk kısmına tarihlenen mezar tepelerinde
    gene ayrı bir mezar odası yoktur; ölü toprağa açılmış ve ahşap ile
    kaplanmış bir odanın içine yatırılmıştır. Orta Demir Çağı'ndan itibaren
    mezar odası ya da taş lahidi olan gerçek tümülüsler görülmeye başlar. Bu
    tür tümülüsler için genellikle uzaktan görülebilen sırt ve yamaçlar
    tercih edilmiştir İkili ya da üçlü tümülüsler yaygın olmakla birlikte,
    tümülüs mezarlığı şeklinde sayıları dokuz ile otuzaltı arasında değişen
    gruplara da rastlanmaktadır. toplu tümülüs mezarlıklarının, daha eski
    bir kutsal alanın üzerinde yer aldığı görülmektedir.
    Bintepe’deki
    Alyattes’in tümülüsü ile Nemrut Dağı’ndaki tümülüs Anadolu’nun bilinen
    en büyük tümülüsleri arasında yer alır. Frigyalılara ait tümülüsler de
    olmakla birlikte tümülüs yapımı daha çok Lidyalılar’da önem kazanmıştır.
    Aynı bölgede 100 Lidya tümülüsüne rastlanmıştır. Anadolu’nun en büyük
    tümülüsü olan Alyattes’inkinde 16 tonluk taş bloklar kullanılmıştır.
    Şamanist Türk ve Moğol boylarında ayrıca, Dünya Dağı’nı temsilen, “oba”
    adı verilen, taş yığınlarından kurgan (yapay tepe) oluşturma geleneği
    çok yaygındır.
    bunlara bağlı olarak anadolunun birçok yerinde bu yığma tepeler bulunmaktadır.
    bu yığma tepelerin bir kısmı taş yığma ve diğer bir kısmıda toprak yığma tepeler olarak 2.ye ayrılabilir

    tümülüs çeşit olarak şeklen birçok değişik şekilleride mevcuttur bazılarını doğal tepelerden ayırmakda oldukça zordur.






    çakıltaşı yığma açılmış hali





    KAZI ALANININ ÇOKLUĞUNA DİKKAT EDİN HERHALDE BİR DEFİNE SÖYLENTİSİNE UĞRAMIŞ BİR YER SANIRIM

    METİN İN ANIT MEZARI .................

    </td></tr></table>
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
    Misafir
    Misafir



    MesajKonu: Geri: tumulüs mezarları yapanlar   Paz Ağus. 29, 2010 2:03 pm

    eline sağlık AMCA
    süper çalışma
    bütün fotolara baktım baktımda anlayamadığım
    şu en alttaki fotoğraftaki foto sanki KAMIŞ gibi duruyo Very Happy Very Happy Very Happy Very Happy
    allah muhafaza biri gökten düşerde üstüne. Razz Razz Razz Very Happy
    nasıl olsa o taşın altında benim mezarım var Wink Wink Wink Wink
    haliyle o kayada bişey oluyo scratch scratch scratch
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    CANTAR




    Mesaj Sayısı: 2284
    Deneyim seviyesi: 5604
    Kayıt tarihi: 26/06/10
    Yaş: 59
    Nerden: İstanbul

    MesajKonu: Geri: tumulüs mezarları yapanlar   Paz Ağus. 29, 2010 10:38 pm

    şeker kamışı mı bambu kamışı mı yoksa meyve suyu kola gazoz içilen kamış mı .?
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://gizlihazineler.turkforumpro.com
     

    tumulüs mezarları yapanlar

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası

     Similar topics

    -
    » tumulüs mezarları yapanlar
    » KAYA MEZARLARI (Kral Mezarları)
    » YUVARLAK OYMA İŞARETLERİ
    » Tümülüs Höyük Nedir ?
    » ESKİ YUNAN UYGARLIGI ÖLÜ GÖMME GELENEGİ

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ ::  ::  ::  :: -