GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Similar topics
    En son konular
    » 14-mart-2015
    C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

    » KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
    Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

    » sümbül...
    Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

    » 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
    C.tesi Mart 01, 2014 8:48 am tarafından aydin-28

    » taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
    Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

    » deneme
    C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

    » buldugumuz bir taş
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

    » Eski rum evleri ve definesi
    Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

    » kaya işaretler
    Cuma Eyl. 06, 2013 10:30 am tarafından kurt ini

    » taştan daire ve dörtgen
    C.tesi Haz. 29, 2013 12:38 am tarafından yousef

    Kimler hatta?
    Toplam 0 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir :: 1 Arama motorları

    Yok

    Sitede bugüne kadar en çok 114 kişi Cuma Nis. 24, 2015 10:17 am tarihinde online oldu.
    RSS akısı

    Yahoo! 
    MSN 
    AOL 
    Netvibes 
    Bloglines 



    Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

    Babil Kulesi'nin hikayesi nedir?

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    1 Babil Kulesi'nin hikayesi nedir? Bir Paz Ağus. 22, 2010 1:13 am

    Misafir


    Misafir
    Babil Kulesi, İncil'de adı geçen ve Nuh Tufanı'nı izleyen dönemde Babil ülkesinde inşa edilen bir yapıdır.

    Tevrat'ın Tekvin 11:1-9 bölümlerinde anlatılan efsaneye göre Babilliler güçlerini ve medeniyetlerini kanıtlamak amacıyla, göğe dek erişen bir kule yapmak istediler.







    Ancak Tanrı "tepesi cennete ulaşacak" bu yapıya izin vermedi ve işçilerin birbirleriyle anlaşamaması için farklı diller konuşmalarını sağladı.



    Bu nedenle işçiler Babil Kulesi'ni yarım bırakarak dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

    Babil Kulesi başından beri Tanrı'ya duyulan şükran duygusunun aksine insanoğlunun zaferine adanmıştı. Buna karşılık yaratıcı böyle bir rekabet duygusunun insanları ele geçirmesini istemiyordu.

    Tevrat'ta yazılanlara göre ise* zaten Tanrı'nın amacı da insanlara farklı diller vermek ve farklı coğrafyalarda yayılmalarını sağlamaktı.

    * Bundan dolayı onun adına Babil denildi; çünkü Rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı.
    (Tekvin 11-9)

    2 Geri: Babil Kulesi'nin hikayesi nedir? Bir Paz Ağus. 22, 2010 1:24 am

    Misafir


    Misafir
    Babil nasıl bir uygarlıktı?



    Hammurabi Dönemi

    Mezopotamya’daki halklardan biri olan Babilliler Sami ırkından geliyor.



    M.Ö. 2050’ye doğru Babil (Tanrı'nın kapısı) kentine yerleşen Babilliler önce Kaldelileri, daha sonra Sümerlerin dışındaki yerli halkı ve Sami karışımdan oluşan Asurluları egemenlikleri altına aldılar.


    Babilliler güçlü hükümdarlıkları sayesinde çok kısa bir süre içinde Babil şehrini bölgenin siyaset ve din merkezi haline getirdi.






    Babillilerde M.Ö. 1792 ve M.Ö. 1750 arasındaki Hammurabi döneminde Babil uygarlığının gücü doruk noktasına ulaştı. Usta bir siyasetin sonucunda güneydeki sülaleler ile kuzeydeki Asurlular egemenlik altına alındı.


    Hammurabi, silah gücünü de kullanarak Suriye’den İran’a, güneydeki Basra Körfezi’ne kadar olan bir bölgede güçlü bir imparatorluk kurdu



    Babil’in tanrısı Marduk’tu. Hammurabi, imparatorluğunun yayıldığı tüm topraklarda Marduk’a karşı sonsuz bir saygı duyulmasını ve toprakların her karışında Sami dilinin konuşulmasını emretti.


    Hammurabi aynı zamanda bayındırlık alanında da birçok çalışmada bulundu. Fırat ve Basra Körfezi arasında açtırdığı büyük kanal ile imparatorluk ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu, ticareti destekledi.


    Hammurabi, oluşturduğu düzenli kurumlarla birlikte kendi adını taşıyan yasaları koydu. Susa yıkıntıları arasında bulunan bu yasalar, 2,25 m. yükseklikteki siyah diyoritten bir dikilitaş üzerine yazılmıştı.


    Hammurabi Yasaları’nın en önemli özelliği “kısasa kısas” ilkesi ile hazırlanmış olmasıydı. Yasanın özelliklerine bakıldığında kralın uyrukların yaşamı ve mülkiyet hakları ile ne kadar yakından ilgilendiği anlaşılabiliyordu.


    Halkının yaşamı ve mülk sahibi olması ile bu kadar yakından ilgilenen kralın koyduğu cezalar ise çok ağırdı. Yasalara farklı nedenlerle uymayanlar yaptıkları şeye göre kırbaçlanabiliyor, dili koparılabiliyor veya öldürülüyordu.


    Ticaret, toplum düzeni, yasalar, mülkiyet hakkı ve daha pek çok konuda birçok yeniliğe imza atmış olsa da Hammurabi İmparatorluğu çok fazla yaşamadı.


    M.Ö. XVI. Yüzyıl’da kuzeyden gelen Hititler Babil'i yağmaladılar ve Anadolu'ya geri döndüler. Hititlerden sonra dağlı bir halk olan Kassitler Babil'i ele geçirerek yerleştilerse de bozguna uğrattıkları ulusun uygarlığını benimsediler.

    M.Ö. XII. Yüzyıl'da yavaş yavaş güçlenen Asurlular, Mezopotamya'daki rakipleri Hititlerin ve Kassitlerin zayıflamasından yararlanarak onları yenilgiye uğrattılar.









    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

    Bu forumun müsaadesi var:
    Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz