GİZLİHAZİNELER DEFİNECİLER AKADEMİSİ
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Koltuk Taşı
Cuma Eyl. 01, 2017 11:19 pm tarafından horosanlı

» Scorpion gpr
Ptsi Ağus. 28, 2017 8:17 am tarafından ramses28

» 2013 -OCAK AYI İŞTİMASI YAPALIM Bİ GARDAŞLARDAN KİMLER VAR.
Çarş. Tem. 06, 2016 10:29 am tarafından korasoglu

» 14-mart-2015
C.tesi Mart 14, 2015 8:32 am tarafından BORAN38

» KARE-DİKDÖRTGEN OYMALAR ve ÇÖZÜM UYĞULAMALARI
Ptsi Eyl. 29, 2014 5:08 am tarafından kılıç3838

» sümbül...
Salı Eyl. 02, 2014 12:36 pm tarafından Battal Ebrail

» taşın üçgen şeklinde delinmesi bir define işareti midir?
Çarş. Ara. 18, 2013 8:05 am tarafından 56476364528

» deneme
C.tesi Kas. 23, 2013 7:54 pm tarafından CANTAR

» buldugumuz bir taş
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:54 am tarafından cansu

» Eski rum evleri ve definesi
Ptsi Eyl. 09, 2013 3:46 am tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 213 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 8:28 am tarihinde online oldu.
RSS akısı

Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 



Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

ROMA DÖNEMİ TAŞ İŞÇİLİĞİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 ROMA DÖNEMİ TAŞ İŞÇİLİĞİ Bir Çarş. Ağus. 11, 2010 2:10 am

CANTAR

avatar






ROMA MERMER TİCARETİ
Roma
mermer ticaretinin en gerekli ön koşulu, Pax Romana'nın
kurulmasıydı. Böylece İspanya'dan Yakındoğu'ya kadar Roma'nın tek
politik güç haline gelmesi, Akdeniz'in ekonomik potansiyelini
geliştirmesini sağladı. Mısır'ın ele geçirilmesi ise
Romalılar'ın iyi yapı malzemesi sağlayan taş ocaklarına sahip
olması yanında, büyük monolitlerin kullanıldığı farklı bir
mimari gelenekle tanışmasına yol açtı. Roma'nın imparatorluk başkenti
olarak kurulması ile geniş ve doymak bilmez bir pazar açılmış
oldu. Luna mermeri Roma'ya MÖ 36'da ulaşmıştı ve sonraki 150
yıl boyunca başkentteki yapıların çoğunun beyaz mermer
ihtiyacını karşıladı. Ama bir süre sonra yeni taş ocaklarının
araştırılması ve eskilerinin yeniden açılması da Roma'ya
yetmedi. Tiberius ve onun hemen ardılları döneminde tüm sistem
yeniden gözden geçirildi ve kısmen küçük ayarlamalarla tüm imparatorluk
dönemi boyunca ve Bizans dönemi içinde rahatça sürdürülen
temellere oturtuldu. Suetonius, MS 17'de, Tiberius'un önemli
madenleri ve taş ocaklarını imparatorluk denetimine aldığını
bildirmektedir: plurimis etiam civitatibus et privatis veteres immunitates et ius metallorum ac vectigalium adempta ("Birçok
büyük kentin ve özel bireyin maden kaynakları ve vectigalia
üstündeki eski dokunulmazlıklarını ve haklarını kaldırdı")
(Suetonius, Tiberius 49). MS 1. yy.'ın ortasında, artık
kesinlikle, büyük taş ocakları imparatorluk ya da eyalet
denetimindeydi. Çoğu yerel gereksinimi karşılamaya yönelik ama
içlerinden bazılarının ihracat da yaptığı diğer taş ocakları ise kentsel
ya da özel denetim altında kaldı. Taş ocakları imparatorluk
köleleri ve azatlılar tarafından doğrudan ya da müteahhitler
aracılığıyla işletilmişlerdir. Özellikle sınır bölgelerinde
askeri amaçlarla legionlar tarafından işletilen taş ocakları
olduğu bilinmektedir (resim 9). MS 1. yy.'ın ikinci yarısında
sistem Roma'da tam olarak etkin duruma gelmiştir. Bu konuda Domitianus
ve Traianus'un bayındırlık programlarının büyük etkisi olmuştur.
MS 2. yy.'da iyi cins mermerler herhangi bir kentin ya da
bireyin satın alabileceği kadar bol bulunabiliyordu. Bu dönemde
üretim, Hadrian'ın Karystos'ta ve Antoninus Pius ve Marcus
Aurelius'un Simitthus'da açtığı taş ocaklarıyla artmıştı.

TAŞ OCAKLARININ İŞLETİLMESİ

Taş
ocakları resmi olarak atanmış memurlar (imparatorluk köleleri
ya da azatlılar) tarafından düzenlenirdi. Memurlar imparatora
karşı sorumluydu ve sorumluluk raporları tutarlardı. Bu raporlar çizili
ya da boyalı yazıtlar formunda ya da bazen kurşun mühürler
halinde tutulurdu. Bunlar taş ocaklarındaki bloklara
işlevlerine göre eklenirdi. Bazı bloklarda denetleyici
tarafından ıskartaya çıkarıldığını belirten işaretler vardı. En
erken ocak yazıtı Nero dönemine aittir ve MS 64'e tarihlenir. En geç
olanı Dokimeion ocaklarında kaydedilen ve MS 236'ya tarihlenen
bir blok üzerindedir. İmparatorluğun malı olan bazı ocaklarda
bu işaretlere rastlanmamış olması ve yazıt formülünün ocaklara
göre farklılıklar göstermesi ise bu konudaki çalışmalar için
sorun oluşturmaktadır. Dokimeion ocaklarında bulunmuş bir
pavonazzetto bloğu üzerindeki tipik yazıt, taş ocaklarının
imparatorluğun malı ve denetiminde olduğunu göstermektedir: Imp
Antoni(no) n(ostro) iii et Imp Vero n(ostro) ii cos,
off(icina) Andae caes(ura) Domes(tici) loco xliii, b(racchio)
quar(to). Burada imparatorlar Marcus Aurelius ve Lucius
Verus, tarih MS 161'dir. Officina ya da atölye Anda ya da Andas'ın
denetimindedir. Domesticus caesura (blokların kesilmesi ve bu işten
sorumlu olan memurlar) sorumlusudur. Blok locus (taşın ocak
içinde çıkarıldığı yer) 43'ten çıkarılmıştır ve bracchium (taş
ocağının daha büyük bir kolu) 4, parçanın çıkarıldığı ocak
bölümünü gösterir.
Özel
siparişler dışında artık inşaat malzemesi almak için doğrudan
taş ocaklarına gitmek yerine, fazla üretimi temel alan bir
sistem geliştirildi. Üretilen malzeme mermer depolarında stoklandı.
Bugün bile taş ocaklarında asla gönderilmemiş olan sütun ve
başlık yığınları bulunmaktadır (resim 10). Fazla üretim ve
stoklamanın yan gelişmesi olarak taş ürünleri tek tipte
yapılmaya başlandı. Sütunlar ve bloklar genellikle standart
boyutlarda ihraç ediliyordu. Kaplama levhalarının standart boyutta
üretilmesi tabakaların boşa harcanmadan kesilebilmesini de sağladı.
Sütunlar genellikle, neredeyse tamamlanmış biçimde, her iki
ucunda birer kuşak bırakılarak ihraç edilirdi (DODGE 1992:
25-26; WAELKENS 1988:19). Böylece taşıma sırasında sütunların
uçları korunmuş oluyor ve istenirse bu kısımlar daha sonra
silmeler halinde işlenebiliyordu. Lahitler, diğer mimari elemanlar
ve bazı heykeller kabaca işlenmiş olarak gönderilirdi. Dokimeion
ocakları genellikle ürünleri bitmiş durumda ihraç etmesiyle bir
istisna oluşturmaktadır. Bu, uzun yol boyunca taşınırken zarar
görme riskini arttırmasına karşın ağırlık en aza
indirilmiştir. Aynı durum kısmen Prokonnessos ocakları için de
geçerlidir (ASGARİ 1995: 100).

Resim 10 Selinus G tapınağı için hazırlanmış ve
hala Cusa'daki taş ocağında duran sütun kasnakları.

Bazı
taş ocaklarında, çıkarılan taşın işlenme özelliklerini bilen
ve yarı işlenmiş (bazı ocaklarda tam işlenmiş) hale getirilmesinden
sorumlu taş ustaları grubu bulundurulmaktaydı. Ocaklar malzemeyi
sağladıkları gibi malzemeyi inşaat alanında işleyecek ustaları
(heykeltraşlar ve mimarlar) da sağlayabilirdi.
Tüm
bu gelişmeler yanında hem siparişlerle hem de taşımacılıkla
ilgilenen denizaşırı acentalar kuruldu. Bu durum bazı taş ocaklarını
özel pazarlar geliştirmeye ve özellikle lahit üretiminde,
bölgesel olarak yeğ tutulan nitelikler edinmeye yöneltti. Daha
iyi kalitedeki mermer ocaklarına ulaşmak için daha uzakta, iç
kısımlarda kurulmuş olan atölyeler (örneğin Dokimeion),
neredeyse doğrudan gemilere doldurulabilen önceden hazırlanmış
ürünlerle asla yarışamadılar. Bu yüzden Dokimeion zengin müşteriler için
heykel, portre ya da lahit olan özenli, tam işlenmiş malların
üretiminde uzmanlaştı. Luna taş ocakları yarı işlenmiş mimari
elemanların, opus sectile parçalarının üretimi ve yarı işlenmiş
mallar üstüne yoğunlaşan bir mermer endüstrisi kurmuştur
(DOLCI 1988: 83). Üretimdeki bu seçicilik daha hızlı dağıtım,
hammaddenin ve yarı işlenmiş ürünlerin daha düşük maliyete sahip
olması gibi yararlar sağlamıştır. Böylece ocaklarda ya da ocakların
yakınındaki atölyelerdeki üretim işleminin imparatorluğun her
yerinde benzer modele göre düzenlendiği görülmektedir.
Farklılıklar en başta yerel ürünün çeşidine ve hedeflenen
pazarın türüne bağlıdır.

B. TAŞIMACILIK


Taşın
ocaklardan çıkarılmasında binlerce yıldır büyük ilerlemeler
olmamıştır. Teknolojik açıdan Romalılar'ın Eski Mısır'ın üstüne
gelişme gösterdikleri tek alan ise denizaşırı taşımacılıktır. Gerçi
Mısırlılar Nil aracılığıyla taşımacılığa girişmişlerdi ama
Romalılar bazen birkaç yüz ton ağırlığında olan dikilitaşları
ve sütunları İskenderiye'den Roma'ya taşımak zorundaydılar. Bu
taşların da İskenderiye'ye nehirler yoluyla taşındığı
düşünülmektedir. Örneğin Panteon'un cephesi on altı sütundan
oluşmaktadır ve bunların her biri kırk Roma ayağı (11.80 m) uzunluğa ve
elli tonun üstünde ağırlığa sahiptir; çıkarıldığı yerde bile
taşıma başlı başına bir sorundur (resim 11-12). Mısır'da Syene
ve Mons Claudianus'tan getirtilen bu granitler hazır olarak
Roma'ya gemiyle yollanmıştı.

Resim 11 Baalbek megalitlerinin taş ocağından çıkartılıp taşınması.



Resim 12 Pentelikon ocaklarından çıkarılan blokların aşağıya taşınması.

Taş
ocakları, Roma'ya su yoluyla daha rahat ve ucuz ulaştırmayı
sağlayan nehirlere olabildiğince yakın seçilmiş olmalıdır. Denizlerin
ve nehirlerin yakınındaki ocaklar için bu amaçla özel iskeleler
kurulmuştur. Prokonnessos imparatorluk taş ocaklarının
yakınında yarı işlenmiş girlandlı lahit yapan Prokonnessos
atölyeleri mermerinin fiyatının ucuzluğu yanında, gerçekte
denizle doğrudan bağlantısının ve deniz taşımacılığının ucuzluğunun
sonucu olarak geniş ölçüde uluslararası ihracat yapmayı başarmıştır
(WAELKENS 1988:20). Aynı şekilde Luna mermer endüstrisinin
gelişmesinde kentin iyi bir ticari limana ve consul yollarına
sahip olmasının önemli rol oynadığını Strabon bildirmektedir
(5.2.5): "Hem beyaz hem de benekli mavimsi gri mermere sahip
olan (Luna) mermer ocakları çok önemlidir. Roma'daki ve öteki
kentlerdeki olağanüstü sanat ürünlerinin çoğunun malzemesi buradan
sağlanır (monolit sütunlar ve tamburlar yapılır), ve gerçekte
mermeri ihraç etmek kolaydır çünkü ocaklar denizin kıyısında ve
yakınında kuruludur ve Tiber'in dönemeci sayesinde denizden
alınan yükler Roma'ya dağıtılabilir.



http://gizlihazineler.turkforumpro.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz